Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Bu zamanda enaniyet çok ileri gitmiş
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="topraktoprak" data-source="post: 185691" data-attributes="member: 11795"><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">Aziz, sıddık, müstakim kardeşlerim,</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green"><u>Gayet ciddi bir ihtarla bir hakikati beyan etmeye lüzum var. Şöyle ki:</u></span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">“Gaybı Allah'tan başkası bilemez.” sırrıyla, ehl-i velayet, gaybî olan şeyleri, bildirilmezse bilmezler. En büyük bir velî dahi, hasmının hakikî halini bilmedikleri için, haksız olarak mübareze etmesini Aşere-i Mübeşşerenin mabeynindeki muharebe gösteriyor. Demek, iki veli, iki ehl-i hakikat birbirini inkâr etmekle makamlarından sukut etmezler. Meğer, bütün bütün zahir-i şeriate muhalif ve hatası zahir bir içtihadla hareket edilmiş ola.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">Bu sırra binaen "Öfkelerini yutanlar ve insanların kusurlarını affedenler..." (Âl-i İmrân Sûresi: 3:134.) deki ulüvv-ü cenab düsturuna ittibaen ve avâm-ı müminînin şeyhlerine karşı hüsnüzanlarını kırmamakla, imanlarını sarsılmadan muhafaza etmek ve Risale-i Nur'un erkânlarının haksız itirazlara karşı haklı, fakat zararlı hiddetlerinden kurtarmak lüzumuna binaen ve ehl-i ilhadın iki taife-i ehl-i hakkın mabeynindeki husumetten istifade ederek, birinin silâhıyla, itirazıyla ötekini cerh edip ve ötekinin delilleriyle berikini çürütüp ikisini de yere vurmak ve çürütmekten içtinaben, Risale-i Nur şakirtleri, bu mezkûr dört esasa binaen, muarızlara hiddet ve tehevvürle ve mukabele-i bilmisille karşılamamalı.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">Yalnız kendilerini müdafaa için musalahakârâne, medâr-ı itiraz noktaları izah etmek ve cevap vermek gerektir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">Çünkü bu zamanda enaniyet çok ileri gitmiş. Herkes, kameti miktarında bir buz parçası olan enaniyetini eritmeyip bozmuyor, kendini mazur biliyor; ondan nizâ çıkıyor. Ehl-i hak zarar eder; ehl-i dalâlet istifade ediyor.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">İstanbul'da malûm itiraz hadisesi ima ediyor ki, ileride, meşrebini çok beğenen bazı zatlar ve hodgâm bazı sofi-meşrepler ve nefs-i emmaresini tam öldürmeyen ve hubb-u cah vartasından kurtulmayan bazı ehl-i irşad ve ehl-i hak, Risale-i Nur'a ve şakirtlerine karşı kendi meşreplerini ve mesleklerinin revacını ve etbâlarının hüsn-ü teveccühlerini muhafaza niyetiyle itiraz edecekler; belki dehşetli mukabele etmek ihtimali var. Böyle hadiselerin vukuunda, bizlere, itidâl-i dem ve sarsılmamak ve adavete girmemek ve o muarız taifenin de rüesalarını çürütmemek gerektir.(Kastamonu Lahikası)</span></span></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">Bediüzzaman Said Nursi</span></span></strong></p><p><u><strong><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">SÖZLÜK:</span></span></strong></u></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">MÜSTAKÎM : İstikamette giden, doğru yolda olan.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">SIDDIK : Doğruluğu meslek edinmiş</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">İHTAR : Hatırlatma, îkaz, uyarma, dikkat çekme.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">HAKİKAT : Gerçek.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">BEYÂN : Açıklama; izah; anlatma.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">LÜZUM : Lâzım olmak. Gereklilik.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">SIRR : Gizli hakikat. Gizli iş. Herkese söylenmeyen şey.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">VELÂYET : Velîlik, velî olan kimsenin hâli.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">GAYBÎ : Gaybe âit ve onunla ilgili; hazırda olmayan, görünmeyenlere âit; âhirete âit.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">VELÎ : Evliyâ, Allah'ın sevgili kulu.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">HASM : Muhâlif. Karşı taraf. Düşman.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">MÜBÂREZE : Çekişme, kavga, dövüş, mücâdele, çarpışma.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">AŞERE-İ MÜBEŞŞERE : Peygamberimiz(a.s.m)tarafından hayatta iken cennetle müjdelenen on sahabi.(Hz.Ebû Bekir bin Ebî Kuhâfe; Hz. Ömer;Hz. Osman; Hz. Ali; Hz. Talha; Hz. Zübeyr; Abdurrahman bin Avf; Ebû Ubeyde bin-il-Cerrah; Said bin Zeyd; Sa'd bin Ebî Vakkas)</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">MÂBEYN : Ara; iki şey arası. Sekreterlik. Özel kalem.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">MUHAREBE : Savaşma, harb etme.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">SUKÛT : Değerden düşme, düşüş, alçalış.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">MEĞER : Halbuki Ancak, oysa ki, şu kadar ki.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">ZÂHİR : Görünen, açık, dış yüz.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">ŞERİAT : Doğru yol, hak din yolu; İslâm dini, İslâm'ın bütün hükümleri.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">MUHÂLİF : Uymayan, zıt olan, karşı duran.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">İÇTİHÂD : Anlayış, kanaat; dinî bir meseleyi kitap ve sünnet gibi kaynaklardan çıkarmak için gayret gösterme.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">BİNÂEN : Bağlı olarak, dayanarak, -den dolayı, bu sebepten.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">ULÜVV-Ü CENAB : Mertlik, cömertlik, büyüklük.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">DÜSTUR : Kaide, prensip, ölçü, ayar.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">İTTİBÂEN : Bağlanarak, uyarak.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">AVÂM-I MÜ'MİNÎN : Müminlerin geniş halk tabakası.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">ŞEYH : Tarikat dersi veren mânevî lider, mürşid.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">HÜSN-Ü ZAN : Güzel düşünme.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">MUHÂFAZA : Korumak.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">ERKÂN : Rükünler, esaslar.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">HİDDET : Öfke, kızgınlık, gazab.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">EHL-İ İLHAD : Dinsizler.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">TÂİFE-İ EHL-İ HAKİKAT : Hakikat yolunda olanlar, gerçek yolunda olanlar grubu.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">HUSÛMET : Düşmanlık. Kin beslemek.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">CERH : Çürütmek, yaralamak.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">İÇTİNÂB : Çekinme, sakınma, kaçınma.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">MEZKÛR : Sözü edilen, zikredilen, bahsedilen.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">MUÂRIZ : Karşı, zıd, ters.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">TEHEVVÜR : Korkusuzca düşünmeden hareket etmek. Maddi ve manevi hiçbirşeyden korkmamak. Kuvve-i gadabiyenin ifrat mertebesi.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">MUKABELE-İ BİLMİSİL : Aynıyle mukabele etmek, karşılık vermek.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">MÜDÂFAA : Savunma.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">MUSÂLÂHAKÂRÂNE : Barış içinde, barışarak.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">MEDÂR-I İTİRAZ : İtiraz sebebi.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">ENÂNİYET : Benlik, gurur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">KÁMET : boy pos, endam, derece, mertebe.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">MÂZUR : Özürlü olma, mâzeretli</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">NİZA : Çekişme, kavga.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">EHL-İ HAK : Hak (doğru) yolda olanlar.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">EHL-İ DALÂLET : Doğru ve hak yoldan sapanlar, îmân ve İslâmdan çıkmış olanlar.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">İMÂ : İşâret etmek, işâretle anlatmak, işâret.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">MÂLÛM : Bilinen.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">MEŞREB : Âdet, huy, yaratılış, ahlâk; takip edilen usûl, yol.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">HODGÂM : Yalnızca kendini dert edinen.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">SOFÎMEŞREB : Riyazet ve nefisle mücadele ile hakikate varmaya çalışan kimse</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">NEFS-İ EMMÂRE : Kötülüğü teşvik eden, emreden nefis.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">HUBB-U CÂH : Makam sevgisi. Şöhret düşkünlüğü.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">VARTA : Tehlike, uçurum, çukur yer.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">EHL-İ İRŞAD : Mürşidler, irşad ediciler.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">REVAC : Sürüm. Kıymet, değer, geçerlik, makbuliyet.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">ETBÂ : Tâbi olanlar, uyanlar, birisinin idâresinde olanlar, bağlı olanlar, halk, yönetilenler.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">HÜSN-Ü TEVECCÜH : Güzel alâka ve sevme, güzel bulma.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">MUHÂFAZA : Korumak.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">VUKÛ : Meydana gelme.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">ÎTİDÂL-İ DEM : Soğukkanlılık.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">ADÂVET : Düşmanlık, kin.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: green">RÜESÂ : Reisler, başkanlar</span></span>.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="topraktoprak, post: 185691, member: 11795"] [SIZE=3][COLOR=green]Aziz, sıddık, müstakim kardeşlerim,[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green][U]Gayet ciddi bir ihtarla bir hakikati beyan etmeye lüzum var. Şöyle ki:[/U][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]“Gaybı Allah'tan başkası bilemez.” sırrıyla, ehl-i velayet, gaybî olan şeyleri, bildirilmezse bilmezler. En büyük bir velî dahi, hasmının hakikî halini bilmedikleri için, haksız olarak mübareze etmesini Aşere-i Mübeşşerenin mabeynindeki muharebe gösteriyor. Demek, iki veli, iki ehl-i hakikat birbirini inkâr etmekle makamlarından sukut etmezler. Meğer, bütün bütün zahir-i şeriate muhalif ve hatası zahir bir içtihadla hareket edilmiş ola.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]Bu sırra binaen "Öfkelerini yutanlar ve insanların kusurlarını affedenler..." (Âl-i İmrân Sûresi: 3:134.) deki ulüvv-ü cenab düsturuna ittibaen ve avâm-ı müminînin şeyhlerine karşı hüsnüzanlarını kırmamakla, imanlarını sarsılmadan muhafaza etmek ve Risale-i Nur'un erkânlarının haksız itirazlara karşı haklı, fakat zararlı hiddetlerinden kurtarmak lüzumuna binaen ve ehl-i ilhadın iki taife-i ehl-i hakkın mabeynindeki husumetten istifade ederek, birinin silâhıyla, itirazıyla ötekini cerh edip ve ötekinin delilleriyle berikini çürütüp ikisini de yere vurmak ve çürütmekten içtinaben, Risale-i Nur şakirtleri, bu mezkûr dört esasa binaen, muarızlara hiddet ve tehevvürle ve mukabele-i bilmisille karşılamamalı.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]Yalnız kendilerini müdafaa için musalahakârâne, medâr-ı itiraz noktaları izah etmek ve cevap vermek gerektir.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]Çünkü bu zamanda enaniyet çok ileri gitmiş. Herkes, kameti miktarında bir buz parçası olan enaniyetini eritmeyip bozmuyor, kendini mazur biliyor; ondan nizâ çıkıyor. Ehl-i hak zarar eder; ehl-i dalâlet istifade ediyor.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]İstanbul'da malûm itiraz hadisesi ima ediyor ki, ileride, meşrebini çok beğenen bazı zatlar ve hodgâm bazı sofi-meşrepler ve nefs-i emmaresini tam öldürmeyen ve hubb-u cah vartasından kurtulmayan bazı ehl-i irşad ve ehl-i hak, Risale-i Nur'a ve şakirtlerine karşı kendi meşreplerini ve mesleklerinin revacını ve etbâlarının hüsn-ü teveccühlerini muhafaza niyetiyle itiraz edecekler; belki dehşetli mukabele etmek ihtimali var. Böyle hadiselerin vukuunda, bizlere, itidâl-i dem ve sarsılmamak ve adavete girmemek ve o muarız taifenin de rüesalarını çürütmemek gerektir.(Kastamonu Lahikası)[/COLOR][/SIZE] [B][SIZE=3][COLOR=green]Bediüzzaman Said Nursi[/COLOR][/SIZE][/B] [U][B][SIZE=3][COLOR=green]SÖZLÜK:[/COLOR][/SIZE][/B][/U] [SIZE=3][COLOR=green]MÜSTAKÎM : İstikamette giden, doğru yolda olan.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]SIDDIK : Doğruluğu meslek edinmiş[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]İHTAR : Hatırlatma, îkaz, uyarma, dikkat çekme.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]HAKİKAT : Gerçek.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]BEYÂN : Açıklama; izah; anlatma.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]LÜZUM : Lâzım olmak. Gereklilik.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]SIRR : Gizli hakikat. Gizli iş. Herkese söylenmeyen şey.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]VELÂYET : Velîlik, velî olan kimsenin hâli.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]GAYBÎ : Gaybe âit ve onunla ilgili; hazırda olmayan, görünmeyenlere âit; âhirete âit.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]VELÎ : Evliyâ, Allah'ın sevgili kulu.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]HASM : Muhâlif. Karşı taraf. Düşman.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]MÜBÂREZE : Çekişme, kavga, dövüş, mücâdele, çarpışma.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]AŞERE-İ MÜBEŞŞERE : Peygamberimiz(a.s.m)tarafından hayatta iken cennetle müjdelenen on sahabi.(Hz.Ebû Bekir bin Ebî Kuhâfe; Hz. Ömer;Hz. Osman; Hz. Ali; Hz. Talha; Hz. Zübeyr; Abdurrahman bin Avf; Ebû Ubeyde bin-il-Cerrah; Said bin Zeyd; Sa'd bin Ebî Vakkas)[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]MÂBEYN : Ara; iki şey arası. Sekreterlik. Özel kalem.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]MUHAREBE : Savaşma, harb etme.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]SUKÛT : Değerden düşme, düşüş, alçalış.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]MEĞER : Halbuki Ancak, oysa ki, şu kadar ki.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]ZÂHİR : Görünen, açık, dış yüz.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]ŞERİAT : Doğru yol, hak din yolu; İslâm dini, İslâm'ın bütün hükümleri.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]MUHÂLİF : Uymayan, zıt olan, karşı duran.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]İÇTİHÂD : Anlayış, kanaat; dinî bir meseleyi kitap ve sünnet gibi kaynaklardan çıkarmak için gayret gösterme.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]BİNÂEN : Bağlı olarak, dayanarak, -den dolayı, bu sebepten.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]ULÜVV-Ü CENAB : Mertlik, cömertlik, büyüklük.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]DÜSTUR : Kaide, prensip, ölçü, ayar.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]İTTİBÂEN : Bağlanarak, uyarak.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]AVÂM-I MÜ'MİNÎN : Müminlerin geniş halk tabakası.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]ŞEYH : Tarikat dersi veren mânevî lider, mürşid.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]HÜSN-Ü ZAN : Güzel düşünme.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]MUHÂFAZA : Korumak.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]ERKÂN : Rükünler, esaslar.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]HİDDET : Öfke, kızgınlık, gazab.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]EHL-İ İLHAD : Dinsizler.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]TÂİFE-İ EHL-İ HAKİKAT : Hakikat yolunda olanlar, gerçek yolunda olanlar grubu.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]HUSÛMET : Düşmanlık. Kin beslemek.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]CERH : Çürütmek, yaralamak.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]İÇTİNÂB : Çekinme, sakınma, kaçınma.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]MEZKÛR : Sözü edilen, zikredilen, bahsedilen.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]MUÂRIZ : Karşı, zıd, ters.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]TEHEVVÜR : Korkusuzca düşünmeden hareket etmek. Maddi ve manevi hiçbirşeyden korkmamak. Kuvve-i gadabiyenin ifrat mertebesi.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]MUKABELE-İ BİLMİSİL : Aynıyle mukabele etmek, karşılık vermek.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]MÜDÂFAA : Savunma.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]MUSÂLÂHAKÂRÂNE : Barış içinde, barışarak.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]MEDÂR-I İTİRAZ : İtiraz sebebi.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]ENÂNİYET : Benlik, gurur.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]KÁMET : boy pos, endam, derece, mertebe.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]MÂZUR : Özürlü olma, mâzeretli[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]NİZA : Çekişme, kavga.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]EHL-İ HAK : Hak (doğru) yolda olanlar.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]EHL-İ DALÂLET : Doğru ve hak yoldan sapanlar, îmân ve İslâmdan çıkmış olanlar.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]İMÂ : İşâret etmek, işâretle anlatmak, işâret.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]MÂLÛM : Bilinen.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]MEŞREB : Âdet, huy, yaratılış, ahlâk; takip edilen usûl, yol.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]HODGÂM : Yalnızca kendini dert edinen.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]SOFÎMEŞREB : Riyazet ve nefisle mücadele ile hakikate varmaya çalışan kimse[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]NEFS-İ EMMÂRE : Kötülüğü teşvik eden, emreden nefis.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]HUBB-U CÂH : Makam sevgisi. Şöhret düşkünlüğü.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]VARTA : Tehlike, uçurum, çukur yer.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]EHL-İ İRŞAD : Mürşidler, irşad ediciler.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]REVAC : Sürüm. Kıymet, değer, geçerlik, makbuliyet.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]ETBÂ : Tâbi olanlar, uyanlar, birisinin idâresinde olanlar, bağlı olanlar, halk, yönetilenler.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]HÜSN-Ü TEVECCÜH : Güzel alâka ve sevme, güzel bulma.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]MUHÂFAZA : Korumak.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]VUKÛ : Meydana gelme.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]ÎTİDÂL-İ DEM : Soğukkanlılık.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]ADÂVET : Düşmanlık, kin.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=green]RÜESÂ : Reisler, başkanlar[/COLOR][/SIZE]. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Bu zamanda enaniyet çok ileri gitmiş
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst