Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Edebiyat
Bülbül Kasidesi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="hulusi" data-source="post: 83899" data-attributes="member: 32"><p>[FONT=comic sans ms,sans-serif]<span style="font-size: 22px"><span style="color: black"><a href="http://byfiles.storage.live.com/y1pExgQ9mu_opzX1fuq5FMqfjQo5gz78w38JOoeCLYdzJk83aJENCD9YiEpDSM8z7_DAhCWYasw6av6VRuLruTdpg" target="_blank"><img src="http://byfiles.storage.live.com/y1pExgQ9mu_opzX1fuq5FMqfjQo5gz78w38JOoeCLYdzJk83aJENCD9YiEpDSM8z7_DAhCWYasw6av6VRuLruTdpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></a></span></span>[/FONT] </p><p></p><p>[FONT=comic sans ms,sans-serif]<span style="color: black">Gül, Bülbül ve İbrahim aleyhisselâm</span>[/FONT]</p><p> </p><p>[FONT=comic sans ms,sans-serif]<span style="color: black">"Bülbülün seherdeki çığlıklarını duymadan asla açılmayan bir gülün sadakati mi büyük; yoksa şakımak için gül mevsiminin gelmesini bekleyen bülbül mü, ayırdedemedim. Kokusunu sevgililer sevgilisinin [iki cihan güneşi sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz'in] terinden alan gül mü daha büyük aşık; yoksa gülün uğrunda can veren bülbül mü; bilemedim" diyor bir yazarımız. </span>[/FONT]</p><p>[FONT=comic sans ms,sans-serif]<span style="color: black">Divan şairimiz Bâki de bir beytinde şöyle diyor: </span>[/FONT]</p><p>[FONT=comic sans ms,sans-serif]<span style="color: black">"Gül gülse dâim ağlasa bülbül acep degül</span>[/FONT]</p><p>[FONT=comic sans ms,sans-serif]<span style="color: black">Zira kimine ağla demişler kimine gül" </span>[/FONT]</p><p>[FONT=comic sans ms,sans-serif]<span style="color: black">Yahya Efendi ise,"Gül dahî bâğa gelmeden pür–<span style="font-family: 'Times New Roman'">ş</span>ûr gördüm bülbülü</span></p><p><span style="color: black">Pîrâhen-i Yûsuf gibi benzer ki almış bûyunu" diyor ki, şu demek: </span></p><p><span style="color: black">"Gül henüz bahçeye teşrif etmeden, bülbül şakımaya başlamıştı… Anladım ki; Ken‘ân diyârındaki Hz. Yâkub‘un, Mısır‘da bulunan oğlu Yûsuf’tan kendisine getirilecek olan gömleğin kokusunu aldığı gibi, o da gülün kokusunu almıştı." </span></p><p><span style="color: black">Bir başka şairimiz de şöyle der: </span></p><p><span style="color: black">"Gül ile bülbülü sordum, o gonca güldü dedi:</span></p><p><span style="color: black">Benim gibi sana gül yok, senin gibi hezâr(*) bana"(*) "Hezâr" kelimesi, "bülbül" demek olduğu gibi, "binlerce" mânâsına da gelmektedir.</span></p><p><span style="color: black">***BÜLBÜLÜN GÜLE MUHABBETİ NE ZAMAN BAŞLADI?</span></p><p> </p><p><span style="color: black">Hz. İbrahim’in, Nemrud tarafından ateşe atıldığını, ehlî ve vahşî hayvanlar dahi, Allâh Teala’nın ihsan ettiği bir his ile idrak etmiş oldukları için, onlar da ağlamakta, feryad etmektedirler.</span></p><p><span style="color: black">İşte bülbül ağlıyor… ve ortasının gülistan oluşundan bî-haber, etrafı hâlâ kor ve alev halindeki büyük ateşe doğru koşuyor. Cenab-ı Hak Cebrail’e (a.s.) emrediyor: </span></p><p><span style="color: black">- Ey Cebrail koş, Nemrud’un ateşine doğru uçan bülbülü tut, ne istiyor, sor. </span></p><p><span style="color: black">Cibrîl yetişiyor, ateşe varmak üzere olan bülbülü tutuyor ve soruyor: </span></p><p><span style="color: black">- Küçük kuş, burada işin ne? Bülbül ağlayarak cevap veriyor: </span></p><p><span style="color: black">- Allah’<span style="font-family: 'Times New Roman TUR'">ı</span>n Halîl’ini (dostunu) ateşe attılar; madem ki ben onu kurtarmaya kadir değilim, bari ben de onunla beraber yanayım, diyorum. </span></p><p><span style="color: black">Cebrail aleyhisselam bülbüle: </span></p><p><span style="color: black">- Gel, diyor ve İlahî tecelliyi ona gösteriyor… Bülbül şimdi ne yapsın?.. Feryadı dinmiştir. Sevincinden mesttir. Dili tutulmuştur. Kıyamete kadar böyle kalabilir. Cenab-ı Hak Cibrîl‘e yine emir veriyor: </span></p><p><span style="color: black">- Bülbüle söyle: Benden ne dilerse, şimdi dilesin.</span></p><p> </p><p><span style="color: black">- İste bülbül, Rabbinden, ne isteyeceksen iste!.. </span></p><p><span style="color: black">Bülbül dile geliyor: </span></p><p><span style="color: black">- Ben, diyor, kendimi bildim bileli, Rabbimin zikri ile meşgulüm. İşittim ki, Rabbimin bin bir güzel ismi varmış; ama ben, sadece yüz birini biliyorum. Diğer dokuz yüzünü de öğrenmek isterim. </span></p><p><span style="color: black">Bülbülün dileği, derhal kabul edilmiş, bilmediği Esmâ-i Hüsnâ‘yı da hemen öğrenivermiştir… Ve şimdi bülbülün vazifesi var: Cibrîl bülbülü alıyor; nârın, nûr olduğu yere, Hazret-i İbrâhim‘in bulunduğu gülistana koyuyor ve ona ırmağın kenarındaki gül ağacını göstererek; </span></p><p><span style="color: black">- Bülbül, diyor, senin yerin burası. </span></p><p><span style="color: black">Bülbül, güle konmuştur. Ötüyor… ötüyor… ötüyor…</span></p><p><span style="color: black">*** </span></p><p><span style="color: black">İşte bülbülün güle muhabbeti böyle başlar. </span></p><p><span style="color: black">Şimdi o, her seher vakti konacak bir gül dalı bulur, öter, öter, öter… Baygın düşünceye kadar… </span></p><p><span style="color: black">Bülbülün seher vaktindeki bu hali, gafiller uyurken, uyanık aşıklarla beraber, binbir Esmâ-i Hüsnâ‘yı zikredişidir. </span></p><p><span style="color: black">Eğer siz; seher vakti, bülbül ile beraber uyanmış da secdede iseniz, onun sizi zikirde geçmeğe çalıştığını duyarsınız. Yok, eğer o sizden daha evvel uyanmış, pencerenizin önündeki güle konmuş ötüyor da; siz onun nağmeleriyle uyandı iseniz, biliniz ki o, sizin kalbinizdeki gaflet külünü eşelemekte, oraya kendisinin küçücük kalbindeki büyük aşk ateşinden bir kıvılcım sıçratarak, ruhunuzu tutuşturmak istemektedir.</span>[/FONT]</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="hulusi, post: 83899, member: 32"] [FONT=comic sans ms,sans-serif][SIZE=6][COLOR=black][URL="http://byfiles.storage.live.com/y1pExgQ9mu_opzX1fuq5FMqfjQo5gz78w38JOoeCLYdzJk83aJENCD9YiEpDSM8z7_DAhCWYasw6av6VRuLruTdpg"][IMG]http://byfiles.storage.live.com/y1pExgQ9mu_opzX1fuq5FMqfjQo5gz78w38JOoeCLYdzJk83aJENCD9YiEpDSM8z7_DAhCWYasw6av6VRuLruTdpg[/IMG][/URL][/COLOR][/SIZE][/FONT][COLOR=black] [/COLOR] [COLOR=black][/COLOR] [FONT=comic sans ms,sans-serif][COLOR=black]Gül, Bülbül ve İbrahim aleyhisselâm[/COLOR][/FONT] [COLOR=black] [/COLOR] [FONT=comic sans ms,sans-serif][COLOR=black]"Bülbülün seherdeki çığlıklarını duymadan asla açılmayan bir gülün sadakati mi büyük; yoksa şakımak için gül mevsiminin gelmesini bekleyen bülbül mü, ayırdedemedim. Kokusunu sevgililer sevgilisinin [iki cihan güneşi sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz'in] terinden alan gül mü daha büyük aşık; yoksa gülün uğrunda can veren bülbül mü; bilemedim" diyor bir yazarımız. [/COLOR][/FONT] [FONT=comic sans ms,sans-serif][COLOR=black]Divan şairimiz Bâki de bir beytinde şöyle diyor: [/COLOR][/FONT] [FONT=comic sans ms,sans-serif][COLOR=black]"Gül gülse dâim ağlasa bülbül acep degül[/COLOR][/FONT] [FONT=comic sans ms,sans-serif][COLOR=black]Zira kimine ağla demişler kimine gül" [/COLOR][/FONT] [FONT=comic sans ms,sans-serif][COLOR=black]Yahya Efendi ise,"Gül dahî bâğa gelmeden pür–[FONT=Times New Roman]ş[/FONT]ûr gördüm bülbülü[/COLOR] [COLOR=black]Pîrâhen-i Yûsuf gibi benzer ki almış bûyunu" diyor ki, şu demek: [/COLOR] [COLOR=black]"Gül henüz bahçeye teşrif etmeden, bülbül şakımaya başlamıştı… Anladım ki; Ken‘ân diyârındaki Hz. Yâkub‘un, Mısır‘da bulunan oğlu Yûsuf’tan kendisine getirilecek olan gömleğin kokusunu aldığı gibi, o da gülün kokusunu almıştı." [/COLOR] [COLOR=black]Bir başka şairimiz de şöyle der: [/COLOR] [COLOR=black]"Gül ile bülbülü sordum, o gonca güldü dedi:[/COLOR] [COLOR=black]Benim gibi sana gül yok, senin gibi hezâr(*) bana"(*) "Hezâr" kelimesi, "bülbül" demek olduğu gibi, "binlerce" mânâsına da gelmektedir.[/COLOR] [COLOR=black]***BÜLBÜLÜN GÜLE MUHABBETİ NE ZAMAN BAŞLADI?[/COLOR] [COLOR=black] [/COLOR] [COLOR=black]Hz. İbrahim’in, Nemrud tarafından ateşe atıldığını, ehlî ve vahşî hayvanlar dahi, Allâh Teala’nın ihsan ettiği bir his ile idrak etmiş oldukları için, onlar da ağlamakta, feryad etmektedirler.[/COLOR] [COLOR=black]İşte bülbül ağlıyor… ve ortasının gülistan oluşundan bî-haber, etrafı hâlâ kor ve alev halindeki büyük ateşe doğru koşuyor. Cenab-ı Hak Cebrail’e (a.s.) emrediyor: [/COLOR] [COLOR=black]- Ey Cebrail koş, Nemrud’un ateşine doğru uçan bülbülü tut, ne istiyor, sor. [/COLOR] [COLOR=black]Cibrîl yetişiyor, ateşe varmak üzere olan bülbülü tutuyor ve soruyor: [/COLOR] [COLOR=black]- Küçük kuş, burada işin ne? Bülbül ağlayarak cevap veriyor: [/COLOR] [COLOR=black]- Allah’[FONT=Times New Roman TUR]ı[/FONT]n Halîl’ini (dostunu) ateşe attılar; madem ki ben onu kurtarmaya kadir değilim, bari ben de onunla beraber yanayım, diyorum. [/COLOR] [COLOR=black]Cebrail aleyhisselam bülbüle: [/COLOR] [COLOR=black]- Gel, diyor ve İlahî tecelliyi ona gösteriyor… Bülbül şimdi ne yapsın?.. Feryadı dinmiştir. Sevincinden mesttir. Dili tutulmuştur. Kıyamete kadar böyle kalabilir. Cenab-ı Hak Cibrîl‘e yine emir veriyor: [/COLOR] [COLOR=black]- Bülbüle söyle: Benden ne dilerse, şimdi dilesin.[/COLOR] [COLOR=black] [/COLOR] [COLOR=black]- İste bülbül, Rabbinden, ne isteyeceksen iste!.. [/COLOR] [COLOR=black]Bülbül dile geliyor: [/COLOR] [COLOR=black]- Ben, diyor, kendimi bildim bileli, Rabbimin zikri ile meşgulüm. İşittim ki, Rabbimin bin bir güzel ismi varmış; ama ben, sadece yüz birini biliyorum. Diğer dokuz yüzünü de öğrenmek isterim. [/COLOR] [COLOR=black]Bülbülün dileği, derhal kabul edilmiş, bilmediği Esmâ-i Hüsnâ‘yı da hemen öğrenivermiştir… Ve şimdi bülbülün vazifesi var: Cibrîl bülbülü alıyor; nârın, nûr olduğu yere, Hazret-i İbrâhim‘in bulunduğu gülistana koyuyor ve ona ırmağın kenarındaki gül ağacını göstererek; [/COLOR] [COLOR=black]- Bülbül, diyor, senin yerin burası. [/COLOR] [COLOR=black]Bülbül, güle konmuştur. Ötüyor… ötüyor… ötüyor…[/COLOR] [COLOR=black]*** [/COLOR] [COLOR=black]İşte bülbülün güle muhabbeti böyle başlar. [/COLOR] [COLOR=black]Şimdi o, her seher vakti konacak bir gül dalı bulur, öter, öter, öter… Baygın düşünceye kadar… [/COLOR] [COLOR=black]Bülbülün seher vaktindeki bu hali, gafiller uyurken, uyanık aşıklarla beraber, binbir Esmâ-i Hüsnâ‘yı zikredişidir. [/COLOR] [COLOR=black]Eğer siz; seher vakti, bülbül ile beraber uyanmış da secdede iseniz, onun sizi zikirde geçmeğe çalıştığını duyarsınız. Yok, eğer o sizden daha evvel uyanmış, pencerenizin önündeki güle konmuş ötüyor da; siz onun nağmeleriyle uyandı iseniz, biliniz ki o, sizin kalbinizdeki gaflet külünü eşelemekte, oraya kendisinin küçücük kalbindeki büyük aşk ateşinden bir kıvılcım sıçratarak, ruhunuzu tutuşturmak istemektedir.[/COLOR][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Edebiyat
Bülbül Kasidesi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst