Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Bunları Biliyor Muydunuz ???
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="hasret" data-source="post: 54444" data-attributes="member: 3226"><p><span style="color: #7f0000"><strong>Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin 1876 yılında Bitlis’in Hizan İlçesi’nin Nurs köyünde doğduğunu...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Anne ve baba tarafından Peygamberimizin (ASM) soyuna dayandığını…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Annesinin adının Nuriye Hanım, Babasının adının Sofi Mirza Efendi olduğunu.</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Küçük yaştan itibaren ilim tahsiline başladığını….</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Dokuz yaşından sonra annesini hiç görmediğini…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Küçüklüğünden beri haksızlığa tahammül edemediğini, kendisinin başarısını çekemeyen medrese arkadaşlarının O’na saldırmaları karşısında cesaretle karşı koyduğunu...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>12 büyük tarikattan icazet aldığını…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Zamanın en büyük alimi olduğunu…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>“Nur” isminin hayatında çok cihetlerle onunla alakadar olduğunu…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Babası Sofi Mirzanın yabancı tarlalardan geçerken hayvanların ağzını o tarlaların mahsulünü yememeleri için bağladığını...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Annesi Nuriye Hanımın O’nu abdestsiz emzirmediğini...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Medresede bir gece Hocalarının (Abdurrahman-ı Taği) büyük talebelere, Bediüzzaman’ın da içinde bulunduğu bir grubu göstererek “Bunlardan biri dini yeniden canlandıracak ama hangisi olduğunu bilmiyorum” dediğini...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Çok küçük yaşlardan itibaren zekat,sadaka almadığını ve minnet altına girmediğini, hatta amcasının çorbasını içmediğini…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Medrese kurallarına göre 15 senede ancak bitebilen kitapları 3 ayda Doğubayazıt ilçesinde bir kış mevsiminde tahsil ettiğini ...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>14 yaşında icazet alacak seviyeye geldiğini ve 16 yaşında “Bediüzzaman” ünvanını aldığını…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Abisinin Molla Abdullah, onu 80 kitaptan imtihan ettiğini ve aldığı cevaplar karşısında kardeşi Molla Said’e talebe olduğunu...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Cem-ul Cevami kitabını bir hafta içinde ezberlediğini…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Günde 1-2 cüz Kur’an ezberleyebildiğini…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Medrese hocasının kendisi için “Zeka ile hafızanın bir insanda bu kadar aşırı bir şekilde toplanması çok nadirdir” dediğini...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Siirt alimleriyle yaptığı münazarada onların hepsini mağlup ettiğini ve sonra “Said-i Meşhur” yani Meşhur Said dendiğini...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Siirtli Fethullah Efendi’nin kendisine “Bediüzzaman” ünvanını verdiğini…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>İstanbul’da 33 yaşında iken “zamanın en büyük alimi” ünvanını aldığını…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Tillo kasabasında Kubbe-i Hassa’da kalırken yediği yemeğin taneciklerini yardımlaşmayı sevdikleri ve Cumhuriyetçi oldukları için karıncalara verdiğini...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>15-16 yaşlarında iken gördüğü bir rüyada Abdulkadir-i Geylani’nin emri üzerine o yörenin en zalimi olan Mustafa Paşayı yaptığı haksızlıklardan vazgeçirmeye ve namaz kılmaya çağırdığını...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Mardin’den kendisini götüren askerlere namaz vakti geldiğinde kelepçelerin çözülmesini istediğinde bu isteği kabul edilmeyince “Bismillah” deyip kelepçeleri çözdüğünü... Bunu nasıl yaptığını soranlara da “Bu namazın kerametidir” dediğini...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>20 yaşlarındayken Bitlis valisi Ömer Paşanın konağında 2 sene kalan Bediüzzaman’ın Valinin 6 kızına bakmayacak kadar kuvvetli bir iffete sahip olduğunu...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Bu sıralarda üstün dehasından dolayı “Bediüzzaman” yani Zamanın harikası lakabını aldığını...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Bediüzzamanın ezberlediği 80-90 kitabı 3 ayda bir defa ezberden tekrar ettiğini...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Devrin Padişahı Abdülhamit’e Doğuda üniversite açılması için teklif verdiğini...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>İngiliz Avam Kamarasında onların elindeki Kuran-ı alarak yenebiliriz denmesi üzerine “Kur’anın sönmez ve söndürülemez bir nur olduğunu ben Dünyaya göstereceğim ve isbat edeceğim” dediği bu sırada 23-24 yaşlarında olduğunu..</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>1907’de İstanbul’da kaldığı otelin kapısına “Burada her suale cevap verilir ama sual sorulmaz” yazdırdığını...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Kendisini çekemeyenlerin Ona deli damgası vurmak için gönderdikleri doktorun “Eğer Bediüzzamanda zerre kadar delilik varsa,Dünyada akıllı insan yoktur” dediğini...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Yahudilerin İstanbul temsilcisi Karosso ile görüştüğünü ve Karosso’nun konuşmayı yarıda keserek “Eğer yanında biraz daha kalırsam beni de müslüman edecekti” dediğini...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Tiflis’te karşılaştığı Rus polisine o anda çok kötü durumda olan Müslümanların Dünyaya hakim olacağını söylediğini...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>1915’li yıllarda Doğuda Ruslara karşı talebeleriyle savaştığını,Rusların Bediüzzaman ve talebelerini görünce “Keçe külahlılar geliyor” diye kaçıştıklarını...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Birinci Dünya Savaşı’nda 4000-5000 kişilik milis kuvvetine kumandanlık yaptığını…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>İşarat-ül İ’caz tefsirini Birinci Dünya Savaşı yıllarında Avcı Hattında şiddetli kış mevsiminde, hiçbir kitaba müracaat etmeden yazdığını…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>En büyük idealinin doğuda bir medrese (Medreset-üz Zehra) kurmak olduğunu…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Asrın müceddidi olduğunu…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Rusya’da yaklaşık olarak 2 sene esir kaldığını…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Rusya’da kumandana karşı ayağa kalkmadığını…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Rusya’nın parçalanacağını 80 sene öncesinden haber verdiğini…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Rusların Müslüman olacağını söylediğini…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Mustafa Kemal’in ondan çok korktuğunu…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>21 defa zehirlendiğini…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Defalarca su-i kast düzenlendiğini ve bunlardan harika olarak kurtulduğunu…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>İstanbul Kağıthane semtinde 2 arkadaşıyla yaptığı kayık gezintisinde çevrede yüzlerce bayan olmasına rağmen bir kez olsun bakmadığını ve sebebini soranlara “Lüzumsuz, geçici zevklerin akıbeti elemler, teessüfler olmasından, istemiyorum” dediğini...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>1922 yılında Ankara’ya geldiğini ve Millet Meclisinin kendisini resmi tören ile karşıladığını...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Ankara’da Mustafa Kemal ile görüştüğünü...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Mecliste yaptığı konuşmadan sonra 60 milletvekilinin Namaza başladığını...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Gençliğinde kaldığı İstanbul’da bir defa olsun kadına bakmadığını...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Talebelerinin anlattığına göre her gece mutlaka Teheccüde kalktığını ve her gece 4-5 saat dua ettiğini...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Türkçe’yi ömrünün yarısında öğrendiğini…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Yaklaşık 40 sene ömrünün sonuna kadar Risale-i Nur’dan başka kitap okumadığını…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Risale-i Nur Külliyatının üçte ikisinin Barla’da telif edildiğini…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Çam Dağında aylarca yalnız kaldığını…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Alem-i manada Peygamber Efendimiz (ASM)’den ders aldığını…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>1926 yılında başlayan ve 25 sene süren çileli hayatın Risale-i Nuru telif etmesi ile bereketlendiğini...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Risale-i Nur Külliyatının 23 senede telif edildiğini…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Üstadımızın Barla’da ilk yazdığı Risale “Haşir Risalesi” denilen 10.Söz olduğunu... İçinde üç yüz kadar mucizenin ve pek çok ismin geçtiği Peygamberimizin (ASM) mucizelerini anlatan 19.Mektub’u telif ederken Üstadımızın yanında hiçbir kitap olmadığını ve bu özelliğin tüm Risaleler yazılırken de geçerli olduğunu...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Eskişehir, Denizli ve Afyon mahkemelerinde “idam” için yargılandığını…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Risaleleri en hastalıklı ve en sıkıntılı zamanlarında yazdığını…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Risalelerin ekseriyetle namaz tesbihatı esnasında yazıldığını…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Cinlerden de talebesi olduğunu…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Zamanın Ankara Valisi Nevzat Tandoğan’ın sarığını çıkarması ve şapka takmasını istemesi üzerine eliyle boynunu göstererek “Bu sarık bu başla beraber çıkar” dediğini... </strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>ve daha sonra bu valinin başına ateş ederek intihar ettiğini…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Üstadımızın hapishanede kaldığı zaman beraberinde en azılı katillerin ve canilerin bile namaza başladıklarını...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Kendisini defalarca hapseden ve defalarca zehirleyip eza ve cefa veren insanlara hakkını helal edecek kadar alicenap olduğunu...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Günde pek az uyuduğunu ve gece ibadet ettiğini...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Üstad Hazretlerinin “Evlatlarım, Risale-i Nur dinsizlerin, komünistlerin, masonların belini kırmıştır” dediğini…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>”Risale-i Nur daima galiptir. Katiyyen merak etmeyiniz. Yeter ki siz Risale-i Nur’a sadık kalın” dediğini...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Bir gün Üstadımız Barla’dan geçerken “Bu zamanda neye ihtiyaç varsa Risale-i Nurda mutlaka ona cevap bulacaktır” dediğini...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Risale-i Nur’un zamanın en mükemmel tefsiri olduğunu…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Risale-i Nur Külliyatı’nı bizzat kendisinin tashih ettiğini…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Nur üstadımızın “Biz Risale-i Nur okuyarak iman tazeliyoruz” dediğini…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Risale-i Nur’un İsm-i Azam’ın tecellisine mazhar olduğunu…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Üstad Hazretlerinin Emirdağına 3 km kalsa bile namaz vakti gelince arabayı durdurup hemen evvel vaktinde namazı eda ettiğini....</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Temizliğe azami dikkat ettiğini…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Abdestsiz dolaşmadığını…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Geceleri evrad ve Kur’an okuyup, gündüzleri Risale-i Nur ile meşgul olduğunu…</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Üstada Hazretlerinin “Risale-i Nuru evrad makamında okuyabilirsiniz” dediğini...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Üstad Hazretlerinin “İhtiyaç duyduğumda 200 bazen 400 ayet-i kerime imdadıma geliyor” dediğini...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>İki rekat teheccüd ve dua namazlarını kar-kış demeden asla terk etmediğini...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Nurlu üstadımızın “İslamın tek bir hakikatı için binler başım olsa fedaya hazırım” dediğini...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>23 Mart 1960 Çarşamba günü,İslam Dünyasında bin ayda daha hayırlı olan Kadir gecesinden bir önceki gece, Bediüzzamanın Urfa’da İpek Palas Oteli’nde Rahmeti Rahmana kavuştuğunu...</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Biliyor muydunuz ?</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>“ÜMİTVAR OLUNUZ.ŞU İSTİKBAL İNKİLABATI İÇİNDE EN YÜKSEK GÜR SADA,İSLAMIN SADASI OLACAKTIR...”</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>“İNNA LİLLAH VE İNNA İLEYHİ RACİUN”</strong></span></p><p><span style="color: #7f0000"><strong>Allah hepimizi O’nun has şakirdlerinden eylesin. Ve ahirette şefaatini nasip eylesin...</strong></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="hasret, post: 54444, member: 3226"] [color=#7f0000][b]Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin 1876 yılında Bitlis’in Hizan İlçesi’nin Nurs köyünde doğduğunu... Anne ve baba tarafından Peygamberimizin (ASM) soyuna dayandığını… Annesinin adının Nuriye Hanım, Babasının adının Sofi Mirza Efendi olduğunu. Küçük yaştan itibaren ilim tahsiline başladığını…. Dokuz yaşından sonra annesini hiç görmediğini… Küçüklüğünden beri haksızlığa tahammül edemediğini, kendisinin başarısını çekemeyen medrese arkadaşlarının O’na saldırmaları karşısında cesaretle karşı koyduğunu... 12 büyük tarikattan icazet aldığını… Zamanın en büyük alimi olduğunu… “Nur” isminin hayatında çok cihetlerle onunla alakadar olduğunu… Babası Sofi Mirzanın yabancı tarlalardan geçerken hayvanların ağzını o tarlaların mahsulünü yememeleri için bağladığını... Annesi Nuriye Hanımın O’nu abdestsiz emzirmediğini... Medresede bir gece Hocalarının (Abdurrahman-ı Taği) büyük talebelere, Bediüzzaman’ın da içinde bulunduğu bir grubu göstererek “Bunlardan biri dini yeniden canlandıracak ama hangisi olduğunu bilmiyorum” dediğini... Çok küçük yaşlardan itibaren zekat,sadaka almadığını ve minnet altına girmediğini, hatta amcasının çorbasını içmediğini… Medrese kurallarına göre 15 senede ancak bitebilen kitapları 3 ayda Doğubayazıt ilçesinde bir kış mevsiminde tahsil ettiğini ... 14 yaşında icazet alacak seviyeye geldiğini ve 16 yaşında “Bediüzzaman” ünvanını aldığını… Abisinin Molla Abdullah, onu 80 kitaptan imtihan ettiğini ve aldığı cevaplar karşısında kardeşi Molla Said’e talebe olduğunu... Cem-ul Cevami kitabını bir hafta içinde ezberlediğini… Günde 1-2 cüz Kur’an ezberleyebildiğini… Medrese hocasının kendisi için “Zeka ile hafızanın bir insanda bu kadar aşırı bir şekilde toplanması çok nadirdir” dediğini... Siirt alimleriyle yaptığı münazarada onların hepsini mağlup ettiğini ve sonra “Said-i Meşhur” yani Meşhur Said dendiğini... Siirtli Fethullah Efendi’nin kendisine “Bediüzzaman” ünvanını verdiğini… İstanbul’da 33 yaşında iken “zamanın en büyük alimi” ünvanını aldığını… Tillo kasabasında Kubbe-i Hassa’da kalırken yediği yemeğin taneciklerini yardımlaşmayı sevdikleri ve Cumhuriyetçi oldukları için karıncalara verdiğini... 15-16 yaşlarında iken gördüğü bir rüyada Abdulkadir-i Geylani’nin emri üzerine o yörenin en zalimi olan Mustafa Paşayı yaptığı haksızlıklardan vazgeçirmeye ve namaz kılmaya çağırdığını... Mardin’den kendisini götüren askerlere namaz vakti geldiğinde kelepçelerin çözülmesini istediğinde bu isteği kabul edilmeyince “Bismillah” deyip kelepçeleri çözdüğünü... Bunu nasıl yaptığını soranlara da “Bu namazın kerametidir” dediğini... 20 yaşlarındayken Bitlis valisi Ömer Paşanın konağında 2 sene kalan Bediüzzaman’ın Valinin 6 kızına bakmayacak kadar kuvvetli bir iffete sahip olduğunu... Bu sıralarda üstün dehasından dolayı “Bediüzzaman” yani Zamanın harikası lakabını aldığını... Bediüzzamanın ezberlediği 80-90 kitabı 3 ayda bir defa ezberden tekrar ettiğini... Devrin Padişahı Abdülhamit’e Doğuda üniversite açılması için teklif verdiğini... İngiliz Avam Kamarasında onların elindeki Kuran-ı alarak yenebiliriz denmesi üzerine “Kur’anın sönmez ve söndürülemez bir nur olduğunu ben Dünyaya göstereceğim ve isbat edeceğim” dediği bu sırada 23-24 yaşlarında olduğunu.. 1907’de İstanbul’da kaldığı otelin kapısına “Burada her suale cevap verilir ama sual sorulmaz” yazdırdığını... Kendisini çekemeyenlerin Ona deli damgası vurmak için gönderdikleri doktorun “Eğer Bediüzzamanda zerre kadar delilik varsa,Dünyada akıllı insan yoktur” dediğini... Yahudilerin İstanbul temsilcisi Karosso ile görüştüğünü ve Karosso’nun konuşmayı yarıda keserek “Eğer yanında biraz daha kalırsam beni de müslüman edecekti” dediğini... Tiflis’te karşılaştığı Rus polisine o anda çok kötü durumda olan Müslümanların Dünyaya hakim olacağını söylediğini... 1915’li yıllarda Doğuda Ruslara karşı talebeleriyle savaştığını,Rusların Bediüzzaman ve talebelerini görünce “Keçe külahlılar geliyor” diye kaçıştıklarını... Birinci Dünya Savaşı’nda 4000-5000 kişilik milis kuvvetine kumandanlık yaptığını… İşarat-ül İ’caz tefsirini Birinci Dünya Savaşı yıllarında Avcı Hattında şiddetli kış mevsiminde, hiçbir kitaba müracaat etmeden yazdığını… En büyük idealinin doğuda bir medrese (Medreset-üz Zehra) kurmak olduğunu… Asrın müceddidi olduğunu… Rusya’da yaklaşık olarak 2 sene esir kaldığını… Rusya’da kumandana karşı ayağa kalkmadığını… Rusya’nın parçalanacağını 80 sene öncesinden haber verdiğini… Rusların Müslüman olacağını söylediğini… Mustafa Kemal’in ondan çok korktuğunu… 21 defa zehirlendiğini… Defalarca su-i kast düzenlendiğini ve bunlardan harika olarak kurtulduğunu… İstanbul Kağıthane semtinde 2 arkadaşıyla yaptığı kayık gezintisinde çevrede yüzlerce bayan olmasına rağmen bir kez olsun bakmadığını ve sebebini soranlara “Lüzumsuz, geçici zevklerin akıbeti elemler, teessüfler olmasından, istemiyorum” dediğini... 1922 yılında Ankara’ya geldiğini ve Millet Meclisinin kendisini resmi tören ile karşıladığını... Ankara’da Mustafa Kemal ile görüştüğünü... Mecliste yaptığı konuşmadan sonra 60 milletvekilinin Namaza başladığını... Gençliğinde kaldığı İstanbul’da bir defa olsun kadına bakmadığını... Talebelerinin anlattığına göre her gece mutlaka Teheccüde kalktığını ve her gece 4-5 saat dua ettiğini... Türkçe’yi ömrünün yarısında öğrendiğini… Yaklaşık 40 sene ömrünün sonuna kadar Risale-i Nur’dan başka kitap okumadığını… Risale-i Nur Külliyatının üçte ikisinin Barla’da telif edildiğini… Çam Dağında aylarca yalnız kaldığını… Alem-i manada Peygamber Efendimiz (ASM)’den ders aldığını… 1926 yılında başlayan ve 25 sene süren çileli hayatın Risale-i Nuru telif etmesi ile bereketlendiğini... Risale-i Nur Külliyatının 23 senede telif edildiğini… Üstadımızın Barla’da ilk yazdığı Risale “Haşir Risalesi” denilen 10.Söz olduğunu... İçinde üç yüz kadar mucizenin ve pek çok ismin geçtiği Peygamberimizin (ASM) mucizelerini anlatan 19.Mektub’u telif ederken Üstadımızın yanında hiçbir kitap olmadığını ve bu özelliğin tüm Risaleler yazılırken de geçerli olduğunu... Eskişehir, Denizli ve Afyon mahkemelerinde “idam” için yargılandığını… Risaleleri en hastalıklı ve en sıkıntılı zamanlarında yazdığını… Risalelerin ekseriyetle namaz tesbihatı esnasında yazıldığını… Cinlerden de talebesi olduğunu… Zamanın Ankara Valisi Nevzat Tandoğan’ın sarığını çıkarması ve şapka takmasını istemesi üzerine eliyle boynunu göstererek “Bu sarık bu başla beraber çıkar” dediğini... ve daha sonra bu valinin başına ateş ederek intihar ettiğini… Üstadımızın hapishanede kaldığı zaman beraberinde en azılı katillerin ve canilerin bile namaza başladıklarını... Kendisini defalarca hapseden ve defalarca zehirleyip eza ve cefa veren insanlara hakkını helal edecek kadar alicenap olduğunu... Günde pek az uyuduğunu ve gece ibadet ettiğini... Üstad Hazretlerinin “Evlatlarım, Risale-i Nur dinsizlerin, komünistlerin, masonların belini kırmıştır” dediğini… ”Risale-i Nur daima galiptir. Katiyyen merak etmeyiniz. Yeter ki siz Risale-i Nur’a sadık kalın” dediğini... Bir gün Üstadımız Barla’dan geçerken “Bu zamanda neye ihtiyaç varsa Risale-i Nurda mutlaka ona cevap bulacaktır” dediğini... Risale-i Nur’un zamanın en mükemmel tefsiri olduğunu… Risale-i Nur Külliyatı’nı bizzat kendisinin tashih ettiğini… Nur üstadımızın “Biz Risale-i Nur okuyarak iman tazeliyoruz” dediğini… Risale-i Nur’un İsm-i Azam’ın tecellisine mazhar olduğunu… Üstad Hazretlerinin Emirdağına 3 km kalsa bile namaz vakti gelince arabayı durdurup hemen evvel vaktinde namazı eda ettiğini.... Temizliğe azami dikkat ettiğini… Abdestsiz dolaşmadığını… Geceleri evrad ve Kur’an okuyup, gündüzleri Risale-i Nur ile meşgul olduğunu… Üstada Hazretlerinin “Risale-i Nuru evrad makamında okuyabilirsiniz” dediğini... Üstad Hazretlerinin “İhtiyaç duyduğumda 200 bazen 400 ayet-i kerime imdadıma geliyor” dediğini... İki rekat teheccüd ve dua namazlarını kar-kış demeden asla terk etmediğini... Nurlu üstadımızın “İslamın tek bir hakikatı için binler başım olsa fedaya hazırım” dediğini... 23 Mart 1960 Çarşamba günü,İslam Dünyasında bin ayda daha hayırlı olan Kadir gecesinden bir önceki gece, Bediüzzamanın Urfa’da İpek Palas Oteli’nde Rahmeti Rahmana kavuştuğunu... Biliyor muydunuz ? “ÜMİTVAR OLUNUZ.ŞU İSTİKBAL İNKİLABATI İÇİNDE EN YÜKSEK GÜR SADA,İSLAMIN SADASI OLACAKTIR...” “İNNA LİLLAH VE İNNA İLEYHİ RACİUN” Allah hepimizi O’nun has şakirdlerinden eylesin. Ve ahirette şefaatini nasip eylesin...[/b][/color] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Bunları Biliyor Muydunuz ???
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst