Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
Büyüklerden Büyük Sözler...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Muvahhid1" data-source="post: 185167" data-attributes="member: 1003203"><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Kalbime bağlamam: Biri İmam-ı Azam'a gelerek: "Ya İmam, ben namazlarımı huşu içerisinde kılamıyorum. Namazda iken develerimi otlatıyor, onlarla ilgileniyorum. Oysa siz benden daha zenginsiniz. Peki siz ibadet zevkine nasıl erişiyor, ibadetlerinizi huşu içerisinde nasıl yapıyorsunuz?" diye sormuş. İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri şöyle cevap vermişler: "Ben develerimi kalbime bağlamam ki, ahıra bağlarım..." </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Dilememiştir: Elmalılı Hamdi Yazır'a: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Allah dilediğine hidayet verebilir mi? Diye sormuşlar. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Evet, verebilir demiş. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- O halde niçin vermemiş? dediklerinde ise şunları söylemiş: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Vermediğine göre dilememiş, demektir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Dünyaya nasıl yerleşmeli</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Abdülaziz Bekkine Hazretleri, bir gün bir yakınına şöyle der: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Oğlum, bu dünyaya kiracı gibi yerleş. Ev sahibi gibi yerleşirsen, gitmesi zor olur. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Edep dersi: Ahmet Rufaî Hazretleri, bir gün yolda iki çocuğa rastladı. Kavga ediyorlardı. Onları ayırdı ve içlerinden birine sordu. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Sen, kimin oğlusun? </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Çocuk şu karşılığı verdi: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Sana lâzım olmayan şeyi ne edeceksin? Ahmet Rufaî oradan ayrılıp gitti. Fakat hep çocuğun cümlesini tekrar edip şöyle diyerek: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Oğlum, Allah sana hayırlar versin... Bana, büyük bir edep dersi verdin. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">En beceriksiz insan: Halid bin Safvan'a: "En aciz, en beceriksiz insan kimdir? diye sormuşlar. O da bu soruya şu cevabı vermiş: "En aciz, en beceriksiz insan; dost aramayandır. Ondan daha acizi, daha beceriksizi ise bulduğu dostu kaybedendir." </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Eşsiz muhabbet: Hz. Ebû Bekir’in cömertlikte de bir eşi yoktu. Bir defasında cihat için yardım istendi... Bütün sahabeler koşuştular. Kimi malının yarısını, kimi dörtte birini getirmişti. Hz. Ebu Bekir’in getirdiği ise, malının tamamıydı. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Resulûllah (a.s.v.) kendisine sordu: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Ailene ne bıraktın? </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Hz. Ebubekir, cevap verdi. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Allah ve Resûlü'nün muhabbetini!.. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Gönderilen habercidir: Dahi kumandan Halid Bin Velid Hazretlerinden, Efendimizi (s.a.v.) anlatmasını istemişler. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Bu hususta son derece acizim demiş. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Israr etmişler. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Gönderilen, gönderenin şanına lâyık olur, buyurmuş. Onu gönderen Allah (c.c.) olduğuna göre, gerisini anlayın artık. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Güzel insanlar: Sahabelerden biri, Hz. Ebûbekir’in yanına gelerek: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Çok günahkarım, der. Benim için dua eder misiniz? </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Hz. Ebûbekir: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Yâ Rabbi, der. Bir günahkar, bir diğerinden dua istiyor. İkisini de affeyle. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Hangisi için iyi: Zengin bir adam, İslâm büyüklerinden birine: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- "Bin altınım var, size versem ne dersiniz?" diye sorduğunda, şu cevabı almış: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Verirseniz sizin için iyi olur. Vermezseniz de benim için. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Her koyun: Harun Reşit, kendisini sık sık ikaz eden Behlül Dânâ Hazretlerine: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Sen kendi işine bak, dermiş. Her koyun kendi bacağından asılır. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Bir gün sarayı pis bir koku kaplamış. Sebebini araştırdıklarında, üst kattaki bir odada bacağından asılı bir koyun bulmuşlar. Bu işi yapanı da keşfetmişler tabi ki: Behlül. Halife, kendisini sıkıştırdığında: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Gördüğünüz gibi, her koyun kendi bacağından asılır efendim, demiş. Fakat etrafı kokuttuğu için, herkesi rahatsız eder. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Herkes yanındakini verir: Kendisine hakaret edilen Hz. İsa ya (a.s.): </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- "Niçin karşılık vermediniz?" diye sorduklarında: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Herkes yanındakini verir, demiş. Onda olan, benim yanımda yoktu. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">İki yönüyle bakmak: Hz. Lokman'a: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- "Edebi kimden öğrendin?" diye sormuşlar. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Şu cevabı vermiş: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Edepsizlerden. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Huzur: Zeynel Abidin Hazretleri abdest alırken sapsarı kesilirdi. Sebebini sorduklarında şu cevabı verdi. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Kimin huzurunda durduğumu düşünürseniz, sebebini anlarsınız... </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Kabe’de dua: Mehmed Kırkıncı Hoca'ya, "Kabe'yi ilk defa görenin yapacağı dua mutlaka kabul olacağı için nasıl dua edelim?" diye sorduklarında şu cevabı vermiş: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- "Ya Rabbi, burada edeceğim bütün duaları kabul eyle" diye dua edin. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Kabristan: Hz. Ali, mezarlığa neden sık gittiğini soranlara şu cevabı vermiş: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- İki sebebi var. Anlattıklarıma itiraz etmiyorlar ve arkamdan gıybetimi yapmıyorlar. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Malın nerede?: Hasan el-Basrî, "Ben ölümden korkuyor ve onu sevmiyorum" diyen birine şu cevabı vermiştir: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Malını geride bıraktığın için ölümü sevmiyorsun. Eğer malını ileriye (ahirete) gönderseydin, peşinden gitmek isteyecektin. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Mezar taşı yazısı: Behlül Dânâ ya biri sorar: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Oğlum öldü. Mezar taşına ne yazdırayım? </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Behlül Dânâ şu cevabı verir: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Şunu yazdır: "Dün altında olan çimenler bugün üstünde yeşerdi. Ey yolcu anla ki, şu toprak günahtan gayri her şeyi örter." </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Peygamber hanesi: Hz. Mevlânâ, evlerinde yiyecek olarak hiçbir şey kalmadığını söyleyen hanımına tekrar tekrar sormuş: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Gerçekten hiçbir şey kalmadı mı? </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Evet, demiş eşi. Hiç yiyeceğimiz kalmadı. O yoklukta tükenmez hazinelerin sahibini bulan Mevlânâ, ellerini kaldırıp: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Allah’ım sana hamd-ü senâlar olsun, diye şükretmiş. Evim, Peygamber hanesine benzedi. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Riyakar cevap: Adamın biri, Hz. Ali yi gıyabında yani ardından kötülediği halde yüzüne karşı övmeye başlayınca, ondan şu karşılığı almıştır: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Söylediklerinden daha aşağı, fakat içinden geçirdiklerinden daha üstünüm. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Ruhlar nereye gider?</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">İbn-i Abbas hazretlerine "Ruhlar cesetlerinden ayrılınca nereye giderler?" diye sorduklarında, o yüce insandan şu cevabı almışlar: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Yağı biten kandillerin ışığı nereye gidiyorsa, oraya... </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Akıl</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">İmam-ı Azam hazretleri, üzerine doğru gelmekte olan bir hayvana yol vererek kenara çekildiğinde, yanındakiler neden böyle yaptığını sormuşlar. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Hazret, düşünmeden cevap vermiş </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">--Onun boynuzları var, benim ise aklım. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Alışverişe geldik</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">İbn-i Muhayrız isimli din alimi, elbise almak için bir mağazaya girdiğinde, içerdekilerden birisi onu tanıdı ve dükkan sahibine: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Bu zât, İbn-i Muhayrız'dır, dedi. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">İbn-i Muhayrız kendisine özel bir muamele yapılmaması için hemen dışarı çıkarken: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Biz paramızla bir şeyler almaya geldik, dedi. Dinimizle değil. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Allah’a sığın</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">İzzet Molla'yı, Razaman'da bir iftara davet ederler. Davetlilerden birisi de hocadır. Sofraya billur tabak içinde elmasiye denilen bir yemek getirilir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Hoca büyük bir iştahla yemeğe yumulur. Yemek, hocanın tabağın kenarına bastırmasıyla İzzet Molla'nın kucağına fırlar. Şair, yemeğe bakar ve: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Hoca'nın elinden bana sığınacağına Allah'a sığın, der. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">At nalı</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Kadıköy Camiinde vaaz vermekte olan O. Demirci Hocaya: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Hocam, diye sormuşlar. At nalını evimizin kapısına asarsak uğur getirir mi? </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Demirci hoca: - Zannetmiyorum, diye cevap vermiş. Onlardan her atta dört tane var ama bütün gün kamçı yiyip duruyorlar. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Atlıya cevap </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Hz. Muhammet (s.a.v.) sahabelerine bir ikram sırasında hizmette bulunurken, uzaklardan gelen bir atlı yanlarına yaklaşarak, </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Bu kavmin efendisi kim? diye sordu O'nu arıyorum. Efendimiz (s.a.v.) bu soruya, gurur olur endişesiyle "benim" diye cevap vermedi. Ve o anda sahabelerine hizmet etmekte olduğundan, asırlar boyunca yankılanan ve aynı zamanda atlı adama cevap niteliği taşıyan şu sözlerle mukabele etti: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Bir kavmin efendisi, ona hizmet edendir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Bahtiyarlık</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Hazreti Ali, yaşlı bir katır üzerinde giderken, devrin dalkavuklarından birisi önüne çıkar: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Sen ki Allah'ın Aslanısın... Böyle bir katıra binmek sana yakışır mı? </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Hz. Ali şu cevabı verir: </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">- Hücum edenden kaçmayacak kadar cesur, kaçana hücum etmeyecek kadar âlicenâb, bana sahip olmadığım meziyetlerle hitap edecek kadar dalkavuk ruhlu olmadıktan sonra, insana böyle bir katır yeter ..</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: black"></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Muvahhid1, post: 185167, member: 1003203"] [SIZE=4][COLOR=black]Kalbime bağlamam: Biri İmam-ı Azam'a gelerek: "Ya İmam, ben namazlarımı huşu içerisinde kılamıyorum. Namazda iken develerimi otlatıyor, onlarla ilgileniyorum. Oysa siz benden daha zenginsiniz. Peki siz ibadet zevkine nasıl erişiyor, ibadetlerinizi huşu içerisinde nasıl yapıyorsunuz?" diye sormuş. İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri şöyle cevap vermişler: "Ben develerimi kalbime bağlamam ki, ahıra bağlarım..." Dilememiştir: Elmalılı Hamdi Yazır'a: - Allah dilediğine hidayet verebilir mi? Diye sormuşlar. - Evet, verebilir demiş. - O halde niçin vermemiş? dediklerinde ise şunları söylemiş: - Vermediğine göre dilememiş, demektir. Dünyaya nasıl yerleşmeli Abdülaziz Bekkine Hazretleri, bir gün bir yakınına şöyle der: - Oğlum, bu dünyaya kiracı gibi yerleş. Ev sahibi gibi yerleşirsen, gitmesi zor olur. Edep dersi: Ahmet Rufaî Hazretleri, bir gün yolda iki çocuğa rastladı. Kavga ediyorlardı. Onları ayırdı ve içlerinden birine sordu. - Sen, kimin oğlusun? Çocuk şu karşılığı verdi: - Sana lâzım olmayan şeyi ne edeceksin? Ahmet Rufaî oradan ayrılıp gitti. Fakat hep çocuğun cümlesini tekrar edip şöyle diyerek: - Oğlum, Allah sana hayırlar versin... Bana, büyük bir edep dersi verdin. En beceriksiz insan: Halid bin Safvan'a: "En aciz, en beceriksiz insan kimdir? diye sormuşlar. O da bu soruya şu cevabı vermiş: "En aciz, en beceriksiz insan; dost aramayandır. Ondan daha acizi, daha beceriksizi ise bulduğu dostu kaybedendir." Eşsiz muhabbet: Hz. Ebû Bekir’in cömertlikte de bir eşi yoktu. Bir defasında cihat için yardım istendi... Bütün sahabeler koşuştular. Kimi malının yarısını, kimi dörtte birini getirmişti. Hz. Ebu Bekir’in getirdiği ise, malının tamamıydı. Resulûllah (a.s.v.) kendisine sordu: - Ailene ne bıraktın? Hz. Ebubekir, cevap verdi. - Allah ve Resûlü'nün muhabbetini!.. Gönderilen habercidir: Dahi kumandan Halid Bin Velid Hazretlerinden, Efendimizi (s.a.v.) anlatmasını istemişler. - Bu hususta son derece acizim demiş. Israr etmişler. - Gönderilen, gönderenin şanına lâyık olur, buyurmuş. Onu gönderen Allah (c.c.) olduğuna göre, gerisini anlayın artık. Güzel insanlar: Sahabelerden biri, Hz. Ebûbekir’in yanına gelerek: - Çok günahkarım, der. Benim için dua eder misiniz? Hz. Ebûbekir: - Yâ Rabbi, der. Bir günahkar, bir diğerinden dua istiyor. İkisini de affeyle. Hangisi için iyi: Zengin bir adam, İslâm büyüklerinden birine: - "Bin altınım var, size versem ne dersiniz?" diye sorduğunda, şu cevabı almış: - Verirseniz sizin için iyi olur. Vermezseniz de benim için. Her koyun: Harun Reşit, kendisini sık sık ikaz eden Behlül Dânâ Hazretlerine: - Sen kendi işine bak, dermiş. Her koyun kendi bacağından asılır. Bir gün sarayı pis bir koku kaplamış. Sebebini araştırdıklarında, üst kattaki bir odada bacağından asılı bir koyun bulmuşlar. Bu işi yapanı da keşfetmişler tabi ki: Behlül. Halife, kendisini sıkıştırdığında: - Gördüğünüz gibi, her koyun kendi bacağından asılır efendim, demiş. Fakat etrafı kokuttuğu için, herkesi rahatsız eder. Herkes yanındakini verir: Kendisine hakaret edilen Hz. İsa ya (a.s.): - "Niçin karşılık vermediniz?" diye sorduklarında: - Herkes yanındakini verir, demiş. Onda olan, benim yanımda yoktu. İki yönüyle bakmak: Hz. Lokman'a: - "Edebi kimden öğrendin?" diye sormuşlar. Şu cevabı vermiş: - Edepsizlerden. Huzur: Zeynel Abidin Hazretleri abdest alırken sapsarı kesilirdi. Sebebini sorduklarında şu cevabı verdi. - Kimin huzurunda durduğumu düşünürseniz, sebebini anlarsınız... Kabe’de dua: Mehmed Kırkıncı Hoca'ya, "Kabe'yi ilk defa görenin yapacağı dua mutlaka kabul olacağı için nasıl dua edelim?" diye sorduklarında şu cevabı vermiş: - "Ya Rabbi, burada edeceğim bütün duaları kabul eyle" diye dua edin. Kabristan: Hz. Ali, mezarlığa neden sık gittiğini soranlara şu cevabı vermiş: - İki sebebi var. Anlattıklarıma itiraz etmiyorlar ve arkamdan gıybetimi yapmıyorlar. Malın nerede?: Hasan el-Basrî, "Ben ölümden korkuyor ve onu sevmiyorum" diyen birine şu cevabı vermiştir: - Malını geride bıraktığın için ölümü sevmiyorsun. Eğer malını ileriye (ahirete) gönderseydin, peşinden gitmek isteyecektin. Mezar taşı yazısı: Behlül Dânâ ya biri sorar: - Oğlum öldü. Mezar taşına ne yazdırayım? Behlül Dânâ şu cevabı verir: - Şunu yazdır: "Dün altında olan çimenler bugün üstünde yeşerdi. Ey yolcu anla ki, şu toprak günahtan gayri her şeyi örter." Peygamber hanesi: Hz. Mevlânâ, evlerinde yiyecek olarak hiçbir şey kalmadığını söyleyen hanımına tekrar tekrar sormuş: - Gerçekten hiçbir şey kalmadı mı? - Evet, demiş eşi. Hiç yiyeceğimiz kalmadı. O yoklukta tükenmez hazinelerin sahibini bulan Mevlânâ, ellerini kaldırıp: - Allah’ım sana hamd-ü senâlar olsun, diye şükretmiş. Evim, Peygamber hanesine benzedi. Riyakar cevap: Adamın biri, Hz. Ali yi gıyabında yani ardından kötülediği halde yüzüne karşı övmeye başlayınca, ondan şu karşılığı almıştır: - Söylediklerinden daha aşağı, fakat içinden geçirdiklerinden daha üstünüm. Ruhlar nereye gider? İbn-i Abbas hazretlerine "Ruhlar cesetlerinden ayrılınca nereye giderler?" diye sorduklarında, o yüce insandan şu cevabı almışlar: - Yağı biten kandillerin ışığı nereye gidiyorsa, oraya... Akıl İmam-ı Azam hazretleri, üzerine doğru gelmekte olan bir hayvana yol vererek kenara çekildiğinde, yanındakiler neden böyle yaptığını sormuşlar. Hazret, düşünmeden cevap vermiş --Onun boynuzları var, benim ise aklım. Alışverişe geldik İbn-i Muhayrız isimli din alimi, elbise almak için bir mağazaya girdiğinde, içerdekilerden birisi onu tanıdı ve dükkan sahibine: - Bu zât, İbn-i Muhayrız'dır, dedi. İbn-i Muhayrız kendisine özel bir muamele yapılmaması için hemen dışarı çıkarken: - Biz paramızla bir şeyler almaya geldik, dedi. Dinimizle değil. Allah’a sığın İzzet Molla'yı, Razaman'da bir iftara davet ederler. Davetlilerden birisi de hocadır. Sofraya billur tabak içinde elmasiye denilen bir yemek getirilir. Hoca büyük bir iştahla yemeğe yumulur. Yemek, hocanın tabağın kenarına bastırmasıyla İzzet Molla'nın kucağına fırlar. Şair, yemeğe bakar ve: - Hoca'nın elinden bana sığınacağına Allah'a sığın, der. At nalı Kadıköy Camiinde vaaz vermekte olan O. Demirci Hocaya: - Hocam, diye sormuşlar. At nalını evimizin kapısına asarsak uğur getirir mi? Demirci hoca: - Zannetmiyorum, diye cevap vermiş. Onlardan her atta dört tane var ama bütün gün kamçı yiyip duruyorlar. Atlıya cevap Hz. Muhammet (s.a.v.) sahabelerine bir ikram sırasında hizmette bulunurken, uzaklardan gelen bir atlı yanlarına yaklaşarak, - Bu kavmin efendisi kim? diye sordu O'nu arıyorum. Efendimiz (s.a.v.) bu soruya, gurur olur endişesiyle "benim" diye cevap vermedi. Ve o anda sahabelerine hizmet etmekte olduğundan, asırlar boyunca yankılanan ve aynı zamanda atlı adama cevap niteliği taşıyan şu sözlerle mukabele etti: - Bir kavmin efendisi, ona hizmet edendir. Bahtiyarlık Hazreti Ali, yaşlı bir katır üzerinde giderken, devrin dalkavuklarından birisi önüne çıkar: - Sen ki Allah'ın Aslanısın... Böyle bir katıra binmek sana yakışır mı? Hz. Ali şu cevabı verir: - Hücum edenden kaçmayacak kadar cesur, kaçana hücum etmeyecek kadar âlicenâb, bana sahip olmadığım meziyetlerle hitap edecek kadar dalkavuk ruhlu olmadıktan sonra, insana böyle bir katır yeter .. [/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
Büyüklerden Büyük Sözler...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst