Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
çamdaği! idamlik çinarlar
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="NuruAhsen" data-source="post: 188510" data-attributes="member: 857"><p style="text-align: left"><strong>Ergenekon savcıları Çamdağı katillerini bulmalı</strong></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px">Garip günler yaşıyoruz. Ama bizler içimizdeki korkuyu bir türlü atamadık! Sanki ruhumuzda asılı duruyor 163. Madde!</span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Oysa İmam Nursî, davasının bütün hakikatlarını mahkeme kürsülerinde anlatmıştı. Bütün dünya bu kürsülerde O’ndan öğrendi;</span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"><strong>“El Hakku ya’lû vela yu’lâ alyehi- Hak Muhakkak galip gelecektir, Hakkın üzerinde hiçbir güç olamaz”</strong> hakikatını!</span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px">Evet Hak kendi güzelliğini göstermeye, vicdanları kendine aşık etmeye başladı çoktan! Üstadın nur talebelerinde görmek istediği gibi! Hakkı aziz tutan, zillete düşmeyen, kanun çerçevesinde hakkını arayan bir grup ehli hamiyet, uğursuz 28 Şubat gecelerinde Üstad’ın aziz hatırası, Çamdağı Katran ağacını kimin kestiğini sormalı!</span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px">Binlerce sayfa tutan Ergenekon tutanakları arasında Çamdağı cinayetini işleyenlerin parmak izleri bulunamaz mı? </span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Bütün faili meçhuller ortaya çıkarken, bu caniler de gizli kalmamalı! </span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Hak ve hakikata düşman olan ruhların taşıdığı kin ve öfkeyi anlatan bundan daha sembolik bir eylem bulunamaz !</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Bu olay benim ruhuma nasıl yansıdı?</span></span></p> <p style="text-align: left"> </p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"><strong>İDAMLIK ÇINARLAR</strong></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Bir garip adam vardı, kafilenin içinde. Ne siması ne konuşması etrafındakilere benzemiyordu. Sürgündü. Asırlık bir çınarın durgunluğu vardı üzerinde. Onu karşılayanlar garip bir duyguya kapıldılar! Sanki bekliyormuşçasına doğruca Barla çınarına götürdüler misafirlerini!</span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px">Biri diğerine benziyor dedi ilk görenler! İki ayrı çınar bunlar! İki garip ve yabancı. Ne eşi ne benzerleri var etrafta! </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Seven sevdiğine kavuşmuş, bekleyen aradığını bulmuştu işte! </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Üç sütun halinde semaya yükselen başını biraz daha yükseltti o gün Barla çınarı! Biraz daha coşkun aktı her an gövdesini döğüp duran pınar! Hemen bir kulübecik yapıldı yaşlı çınarın dalları arasına.</span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px">Gurbet derdi çekmeyen, eşini kaybedip garip kalmayan olan biteni anlayamazdı. Birde öteden beri yaşlı çınarla inleyen kuşlar vardı. Seherleri beklerken! </span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px">İki çınarın sabahlara kadar süren esrarlı seslerine kulak tutanlar derlerdi:</span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px">"Geceleri, mübarek çınar ağacının dalları arasında bulunan kulübecikte, sabahlara kadar tesbihat ile, zikir ile terennüm eder görürdük. Hele bahar ve yaz mevsimlerinde bu muhteşem ağacın binlerce dalları arasında, şevk ve cezbe içinde uçuşan kuşlar ile birlikte, böyle sabahlara kadar inlemesini duyardık. Ne zaman uyur, ne zaman kalkar! bilemezdik."</span></span></strong></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px">Rum Diyarının Hünkarı Mevlana ile Şems’e benzerdi aralarındaki birlik. </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Yaz mevsimi geldi mi Barla çınarı misafirini daha yüce zirvelere uğurlardı.</span></span></p> <p style="text-align: left"> <span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"><strong></strong></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"><strong>ÇAMDAĞI!</strong></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Yüce bir zirvede, yüksek bir çınar ağacı üstünde, yıldızlara yakın bir odacıkta ağırlardı misafirini! </span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px">Kainat kitabı ancak bir “Çınar Medresesi”nde okunabilirdi! </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Yıldız Sarayına eş olan menziller bu menzillerdi!</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Gece ıssız, yalnız ağaçların hışırtılarından gelen hazîn bir sadâ vardı. </span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"><strong>“Şu iki-üç aydır pek yalnız kaldım. Bazen on beş-yirmi günde bir defa misafir yanımda bulunur. Sair vakitlerde yalnızım. Hem yirmi güne yakındır, dağcılar yakınımda yok, dağıldılar...”</strong></span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px">Şu garibane dağlarda; sessiz, sadâsız, yalnız ağaçların hazînane hemhemeleri içinde!</span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Garip misafir, yüce dağlara, insana ürperti veren zirvelere yaslanmış, Katran ağacının arşa uzanan duasına eşlik ederdi:</span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> “Senin güzelliğine bakmak için herkes her yerden koşup gelmiş. </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Her hayat sahibi seni anlamak için, sanatın olan zemin yüzüne her yerden çıkıp bakıyorlar.</span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Aşağıdan, yukarıdan dellâllar gibi çıkıp bağırıyorlar.</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Yaptığın nakışların güzelliğinden keyiflenip oynuyorlar.</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Senin sanatından neşelenip, güzel güzel sadâ veriyorlar.</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Güya sadâlarının tatlılığı, onları da neşelendirip bir sevgili gibi nazlanıyorlar.</span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> İşte ondandır ki; şu ağaçlar raksa gelmiş, cezbe istiyorlar.</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Şu ilahî rahmetin eserlerinden; her canlı, kendine ait tesbih ve namazın dersini alıyorlar.</span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Hep ağaçlar yüksek bir taş üstünde arşa başını kaldırıp durmuşlar.</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Yüzler ellerini ilahî dergâha kaldırıp muhteşem bir ibadet vaziyetini almışlar.</span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Oynattırıyorlar zülfe benzer küçük dallarını ve onunla, temaşa edenlere, latif şevklerini ve ulvî zevklerini ihtar ediyorlar.</span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Aşkın "Hay Huy" perdelerinden en hassas tellere, damarlara dokunuyor gibi sadâ veriyorlar</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Fani sevgililerden ayrılıp ağlayanlara, derinden derine hazîn bir elemi ihtar ediyorlar.</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Ayrı düşmüş bütün aşıkların başlarında, sevgililerin hüzünlü seslerini işittiriyorlar</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Dünyaya ait sesleri işitmekten kesilmiş olan ölmüşlere, hüzün veren ezelî nağmeleri dinletiyorlar. </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Celal sahibi sanatkârın eşyada tecelli eden isimlerine karşı, tesbihat ile nazlanmak ve yalvarmak ile karşılık veriyorlar. </span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Kalp, her biri cisim giymiş birer ayet olan ağaçların mucize yaratılışlarından, tevhit dersini okuyor.</span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px">Yeryüzünü ayrılık zelzeleleri ile perişan gören nefis, bâki bir zevk arıyor.</span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Ağaçlar, hayvanlar, bitkiler ve rüzgara bakan akıl çok manidar bir yaratılış nizamı görüyor...</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px">Nefis havanın akışından, yaprakların nakşından aldığı lezzetle bütün maddi zevkleri bırakıyor</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Hakikat zevkinden aldığı lezzet içinde ölmek istiyor.</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Güya şu ağaçları temsil eden melekler, ağaçları ceset olarak giymişler, her bir dalından çok ney sesleri işitiliyor.</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Ney sesleri; semavî, ulvî bir musikîden geliyor gibi vicdana tesir ediyorlar.</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px">Meleklerin ruhunu giyen ağaçlar, havanın dokunmasıyla dile gelip "Hu Hu" zikrini tekrar ediyorlar.</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Fikir o neylerden, başta Mevlâ’na Celaleddin-i Rumî olarak bütün âşıkların işittikleri elem verici, ayrılık şikayetlerini işitmiyor. </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Belki, kainattaki bütün hayatları veren ve kainatı yıkılıp dağılmaktan koruyan Zâtın, ihsanlarına karşı teşekkür ve hamd senalarını işitiyor. </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Böylece hayat hediyelerini takdim ediyorlar</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Bütün varlık alemi "Lâ ilahe illa Hu" deyip, kâinatı içine alan bir zikir halkasında beraberce zikrediyorlar.</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Kendilerine verilen hayatın lisanı ile "Ya Hayy" ismini zikrediyorlar.”</span></span></p> <p style="text-align: left"> <span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"><strong></strong></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"><strong>MİSAFİR YAŞLI ÇINARIN HASRETİNE UZUN SÜRE DAYANAMAZ GERİ DÖNERDİ</strong></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Misafir Çınar, Çam dağında fazla kalmaz geri dönerdi. Bilirdi uzun bir ayrılığa dayanamazdı Barla çınarı. Bir gören öyle demişti:</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> "Arı kovanı gibi gürül gürül, hazin bir ses gelirdi. Sabahlara kadar dua ederdi”. </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> İki çınarın hasreti nura dönüşmüş, Barla yaylalarında bir sabah aydınlığı doğurmuştu.</span></span></p> <p style="text-align: left"> <span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"><strong></strong></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"><strong>UYANMIŞLARDI YARASALAR</strong></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Birden ufukları gözleyen karanlık ruhlar çığlık çığlığa uyanıverdiler.</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Korkulu gözlerle birbirlerine soruyorlardı. ‘Ya bir bahar, ulu çınarın bir milyon kanatlı tohumcukları rüzgara biner, Anadolu’nun bütün dağlarına dağılırsa, Ya bütün çınarlar aynı dersi verirse!’</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Kararlı bir ses bütün endişeleri ortadan kaldırdı. “Kırın bütün tomurcuklarını.” </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px">Gün görmüş bir köylü anlatmıştı; "Misafir Çınarı buradan Eskişehir zindanlarına götürdüler, Barla çınarı mahzun kaldı, kanatları aşağı indi, hiç şenlenmedi, yaprakları aşağı sarktı. Sanki akıllı bir insanın hali vardı onda."</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Tam yirmi beş yıl yas tuttu Barla çınarı. Yalnızca Çam dağından, katran ağacından gelen kuşların anlattığı hatıralar avuturdu onu.</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px">Misafir Çınar yirmi beş yıl boyunca, Çınar Medresesi’nde öğrendiği esrarlı sözleri anlattı. Zindan hücrelerinde, mahkeme salonlarında, karakollarda, diyar diyar sürüldüğü çorak topraklarda. </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Tohum atıyordu hep. Ve yağmur mevsimini gözlüyordu. Bir yağmur yağsaydı, kanatlanıp uçuverseydi bir tohumlar, başak başak, filiz fiiliz. Çiçekleniverseydi Anadolu bozkırları...! Hasreti aşka, aşkı ateşe çevirdi bütün dualar! El kaldırdılar binlerce dal, milyonlarca çiçek, milyarlarca tohum.!</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> “Yağmur ver Allah’ım! Rahmetini esirgeme bizlerden!”</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Bu dualar karşılıksız kalmadı . </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px">Gök kuşlar, ak kuşlarla birlik olup bir sabah ezanında müjdeci geldiler Barla Çınarı’na. Ak inen gözlerine, Yusuf’un gömleği gibiydi bu haber.</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px">Güzel bir bahar günü Barla'ya geldi Misafir Çınar. Mübarek gözlerinden yaşlar boşandı. Sarıldı dallarına! Barla Çınarı çılgınlara dönmüştü sevincinden. ‘O mübarek çınar ağacına sarılmış dostlarını yanından uzaklaştırmış ağlıyordu; hazin ağlayışı uzaktan işitiliyordu.’</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px">Bu mutlu anlar uzun sürmedi. Yeni bir ayrılık vakti gelmişti zamanın. Misafir Çınar ektiği tohumların yeşillenip boy attığını göremeyecekti. Hizmetinin karşılığını bu dünyada istemiyordu o.</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"><strong>‘Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim; sizler cennet-âsâ bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen Nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır. Biz, hizmetimizin ücreti olarak sizden şunu bekliyoruz; mazi kıtasına geçmek için geldiğiniz vakit, mezarımıza uğrayınız. O bahar hediyelerinden bir kaç tanesini medresemin mezar taşı denilen ve kemiklerimizi misafir eden Horhor toprağının kapıcısı olan kalanın başına takınız. Kapıcıya tembih edeceğiz, bizi çağırınız. Mezarımızdan ‘hoş geldiniz’ sadâsını işiteceksiniz.!’ </strong>demiş arkasına bakmadan göçüp gitmişti.</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Bu sefer Peygamberler diyarından seçti yaylasını. Bir Ulu Caminin avlusunda ebedî yurduna çekildi.</span></span></p> <p style="text-align: left"> <span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"><strong></strong></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"><strong>POSTAL SESLERİ</strong></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Koyu karanlık bir gecede, postal sesleri Misafir Çınarın mezarına yaklaşıyordu. Uzakta şehrin itleri karanlık boşluğu dişliyordu. Bir de ulu çınarın mezar taşlarına inen balyoz sesleri vardı sokakta.</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Gecenin koynunda çalıp gittiler onu Urfa’dan. Utanç ve korku içinde. </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px">Aynı gecenin sabahında siyah fötr şapkalı memurlar, yaşlı çınarın idam fermanını getirmişlerdi. Hükümetin adamları gelmişti. “Bu çınar ağacını sökün demişlerdi.” Bizimki “Ben bunu sökmem ve söktürmem” dedi. O adam da “O .......... için ekmeğimden mi olacağım” dedi. ....... öldü.”</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px">Yaşlı çınarın üç kolundan en haşmetlisini kesti kara adamlar. </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Ana! Ey ana! Ah ana! Bilemezdin neler olduğunu. Bizler de öğrenemedik yıllardır... Öğretmediler mekteplerde. Yoz, yaban büyüdük. Hep sakladılar kendilerini. Kapalı kapılar ardında. Karanlıkta sahiplendiler memleketi! 40 yıl saltanat sürdüler karanlığın gölgesinde. </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Karanlık bitmiyordu bir türlü Kara bir Şubat akşamının son günüydü. Son bir telaşla memleketin bütün varlığını yeniden bölüştüler. Yeniden sahiplendiler ucu bucağı, kendi aralarında. </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Son hatırasını da ortadan kaldırın dedi şefleri. İzi kalmasın rüzgarın estiği yerlerde. </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px">Tam 40 yıl sonra Çamdağı’na tırmandı karanlık eller. Misafir Çınarın son hatırası, Katran Ağacı’na indirdi baltasını. Hınçla, kinle, öfkeyle parçaladı sonra. Ve sessizce süzüldü karanlığa!</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Ama sevinemeyeceklerdi. Bir tek çiçeği koparmakla bahara engel olmak mümkün müydü?</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> ***</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px">Babasının notlarını karıştırıyordu. Bir dosyanın üzerinde İdamlık Çınarlar yazısını görünce ürperdi. Okumaya başladı. Gecenin ilerleyen saatlerinde yaşlı adam içeri girdi.</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Oğul sorgulayan gözleriyle babasına baktı. Bunlar yaşanmış şeyler mi? </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px">Yaşlı adam oğlunun ne demek istediğini anlamıştı. Bir süre gözlerinin yerden ayıramadı. </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> ‘Keşke yaşanmasaydı oğul dedi! Bir mezarın cezalandırıldığını, gölgesinde barındı diye bir çınarın idam edildiğini, vefatından kırk yıl sonra aynı kinle, ıssız bir dağ başında son hatırasının yok edildiğini biz mahşer gününde nasıl anlatacağız. Ya o kara bahtlılar, kıyamet halkı önünde hangi bahaneyi bulacaklar? Sen o günleri yaşanmamış say! ’</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Şimdi oğul düşünceliydi. Baba dedi “sizin yaşadığınız acıları, gelecek nesiller tekrar yaşamamalı.” </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px">Baba ellerini kaldırdı Genç Bir Çınarın hayatı için dua etmeye başladı: </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px">“Ey gizlileri açıkları bilen Allah’ım o ulu çınar hürmetine bir tek fidanımı bağışla. Her düğüm senin emrinle çözülür. Her dertli senin ihsanınla derman bulur.”</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Her geceyi aydınlatan sensin! </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Her yüreğe rahmet saçan sensin! </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Ahmedi’ni rahmet ettin aleme, </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Sonsuzluğu sen öğrettin âdeme, </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Ahmed’in güllerini soldurma,</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> Umudumun son dalını kırdırma! “</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"> </span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px">Bırakıp gittin bizi oğul! Bir daha sığınamadık hiçbir yüreğe!</span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 12px"></span></span><span style="color: Red">Ramazan BALCI</span></p> <p style="text-align: left"></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="NuruAhsen, post: 188510, member: 857"] [LEFT][B]Ergenekon savcıları Çamdağı katillerini bulmalı[/B] [FONT=Century Gothic][SIZE=3]Garip günler yaşıyoruz. Ama bizler içimizdeki korkuyu bir türlü atamadık! Sanki ruhumuzda asılı duruyor 163. Madde![/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Oysa İmam Nursî, davasının bütün hakikatlarını mahkeme kürsülerinde anlatmıştı. Bütün dünya bu kürsülerde O’ndan öğrendi;[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3][B]“El Hakku ya’lû vela yu’lâ alyehi- Hak Muhakkak galip gelecektir, Hakkın üzerinde hiçbir güç olamaz”[/B] hakikatını![/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3]Evet Hak kendi güzelliğini göstermeye, vicdanları kendine aşık etmeye başladı çoktan! Üstadın nur talebelerinde görmek istediği gibi! Hakkı aziz tutan, zillete düşmeyen, kanun çerçevesinde hakkını arayan bir grup ehli hamiyet, uğursuz 28 Şubat gecelerinde Üstad’ın aziz hatırası, Çamdağı Katran ağacını kimin kestiğini sormalı![/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3]Binlerce sayfa tutan Ergenekon tutanakları arasında Çamdağı cinayetini işleyenlerin parmak izleri bulunamaz mı? [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Bütün faili meçhuller ortaya çıkarken, bu caniler de gizli kalmamalı! [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Hak ve hakikata düşman olan ruhların taşıdığı kin ve öfkeyi anlatan bundan daha sembolik bir eylem bulunamaz ![/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Bu olay benim ruhuma nasıl yansıdı?[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3][B]İDAMLIK ÇINARLAR[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Bir garip adam vardı, kafilenin içinde. Ne siması ne konuşması etrafındakilere benzemiyordu. Sürgündü. Asırlık bir çınarın durgunluğu vardı üzerinde. Onu karşılayanlar garip bir duyguya kapıldılar! Sanki bekliyormuşçasına doğruca Barla çınarına götürdüler misafirlerini![/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3]Biri diğerine benziyor dedi ilk görenler! İki ayrı çınar bunlar! İki garip ve yabancı. Ne eşi ne benzerleri var etrafta! [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Seven sevdiğine kavuşmuş, bekleyen aradığını bulmuştu işte! [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Üç sütun halinde semaya yükselen başını biraz daha yükseltti o gün Barla çınarı! Biraz daha coşkun aktı her an gövdesini döğüp duran pınar! Hemen bir kulübecik yapıldı yaşlı çınarın dalları arasına.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3]Gurbet derdi çekmeyen, eşini kaybedip garip kalmayan olan biteni anlayamazdı. Birde öteden beri yaşlı çınarla inleyen kuşlar vardı. Seherleri beklerken! [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3]İki çınarın sabahlara kadar süren esrarlı seslerine kulak tutanlar derlerdi:[/SIZE][/FONT] [B][FONT=Century Gothic][SIZE=3]"Geceleri, mübarek çınar ağacının dalları arasında bulunan kulübecikte, sabahlara kadar tesbihat ile, zikir ile terennüm eder görürdük. Hele bahar ve yaz mevsimlerinde bu muhteşem ağacın binlerce dalları arasında, şevk ve cezbe içinde uçuşan kuşlar ile birlikte, böyle sabahlara kadar inlemesini duyardık. Ne zaman uyur, ne zaman kalkar! bilemezdik."[/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Century Gothic][SIZE=3]Rum Diyarının Hünkarı Mevlana ile Şems’e benzerdi aralarındaki birlik. [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Yaz mevsimi geldi mi Barla çınarı misafirini daha yüce zirvelere uğurlardı.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3][B] ÇAMDAĞI![/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Yüce bir zirvede, yüksek bir çınar ağacı üstünde, yıldızlara yakın bir odacıkta ağırlardı misafirini! [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3]Kainat kitabı ancak bir “Çınar Medresesi”nde okunabilirdi! [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Yıldız Sarayına eş olan menziller bu menzillerdi![/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Gece ıssız, yalnız ağaçların hışırtılarından gelen hazîn bir sadâ vardı. [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3][B]“Şu iki-üç aydır pek yalnız kaldım. Bazen on beş-yirmi günde bir defa misafir yanımda bulunur. Sair vakitlerde yalnızım. Hem yirmi güne yakındır, dağcılar yakınımda yok, dağıldılar...”[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3]Şu garibane dağlarda; sessiz, sadâsız, yalnız ağaçların hazînane hemhemeleri içinde![/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Garip misafir, yüce dağlara, insana ürperti veren zirvelere yaslanmış, Katran ağacının arşa uzanan duasına eşlik ederdi:[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] “Senin güzelliğine bakmak için herkes her yerden koşup gelmiş. [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Her hayat sahibi seni anlamak için, sanatın olan zemin yüzüne her yerden çıkıp bakıyorlar.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Aşağıdan, yukarıdan dellâllar gibi çıkıp bağırıyorlar.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Yaptığın nakışların güzelliğinden keyiflenip oynuyorlar.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Senin sanatından neşelenip, güzel güzel sadâ veriyorlar.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Güya sadâlarının tatlılığı, onları da neşelendirip bir sevgili gibi nazlanıyorlar.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] İşte ondandır ki; şu ağaçlar raksa gelmiş, cezbe istiyorlar.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Şu ilahî rahmetin eserlerinden; her canlı, kendine ait tesbih ve namazın dersini alıyorlar.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Hep ağaçlar yüksek bir taş üstünde arşa başını kaldırıp durmuşlar.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Yüzler ellerini ilahî dergâha kaldırıp muhteşem bir ibadet vaziyetini almışlar.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Oynattırıyorlar zülfe benzer küçük dallarını ve onunla, temaşa edenlere, latif şevklerini ve ulvî zevklerini ihtar ediyorlar.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Aşkın "Hay Huy" perdelerinden en hassas tellere, damarlara dokunuyor gibi sadâ veriyorlar[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Fani sevgililerden ayrılıp ağlayanlara, derinden derine hazîn bir elemi ihtar ediyorlar.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Ayrı düşmüş bütün aşıkların başlarında, sevgililerin hüzünlü seslerini işittiriyorlar[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Dünyaya ait sesleri işitmekten kesilmiş olan ölmüşlere, hüzün veren ezelî nağmeleri dinletiyorlar. [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Celal sahibi sanatkârın eşyada tecelli eden isimlerine karşı, tesbihat ile nazlanmak ve yalvarmak ile karşılık veriyorlar. [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Kalp, her biri cisim giymiş birer ayet olan ağaçların mucize yaratılışlarından, tevhit dersini okuyor.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3]Yeryüzünü ayrılık zelzeleleri ile perişan gören nefis, bâki bir zevk arıyor.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Ağaçlar, hayvanlar, bitkiler ve rüzgara bakan akıl çok manidar bir yaratılış nizamı görüyor...[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Nefis havanın akışından, yaprakların nakşından aldığı lezzetle bütün maddi zevkleri bırakıyor[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Hakikat zevkinden aldığı lezzet içinde ölmek istiyor.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Güya şu ağaçları temsil eden melekler, ağaçları ceset olarak giymişler, her bir dalından çok ney sesleri işitiliyor.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Ney sesleri; semavî, ulvî bir musikîden geliyor gibi vicdana tesir ediyorlar.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Meleklerin ruhunu giyen ağaçlar, havanın dokunmasıyla dile gelip "Hu Hu" zikrini tekrar ediyorlar.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Fikir o neylerden, başta Mevlâ’na Celaleddin-i Rumî olarak bütün âşıkların işittikleri elem verici, ayrılık şikayetlerini işitmiyor. [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Belki, kainattaki bütün hayatları veren ve kainatı yıkılıp dağılmaktan koruyan Zâtın, ihsanlarına karşı teşekkür ve hamd senalarını işitiyor. [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Böylece hayat hediyelerini takdim ediyorlar[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Bütün varlık alemi "Lâ ilahe illa Hu" deyip, kâinatı içine alan bir zikir halkasında beraberce zikrediyorlar.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Kendilerine verilen hayatın lisanı ile "Ya Hayy" ismini zikrediyorlar.”[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3][B] MİSAFİR YAŞLI ÇINARIN HASRETİNE UZUN SÜRE DAYANAMAZ GERİ DÖNERDİ[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Misafir Çınar, Çam dağında fazla kalmaz geri dönerdi. Bilirdi uzun bir ayrılığa dayanamazdı Barla çınarı. Bir gören öyle demişti:[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] "Arı kovanı gibi gürül gürül, hazin bir ses gelirdi. Sabahlara kadar dua ederdi”. [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] İki çınarın hasreti nura dönüşmüş, Barla yaylalarında bir sabah aydınlığı doğurmuştu.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3][B] UYANMIŞLARDI YARASALAR[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Birden ufukları gözleyen karanlık ruhlar çığlık çığlığa uyanıverdiler.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Korkulu gözlerle birbirlerine soruyorlardı. ‘Ya bir bahar, ulu çınarın bir milyon kanatlı tohumcukları rüzgara biner, Anadolu’nun bütün dağlarına dağılırsa, Ya bütün çınarlar aynı dersi verirse!’[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Kararlı bir ses bütün endişeleri ortadan kaldırdı. “Kırın bütün tomurcuklarını.” [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Gün görmüş bir köylü anlatmıştı; "Misafir Çınarı buradan Eskişehir zindanlarına götürdüler, Barla çınarı mahzun kaldı, kanatları aşağı indi, hiç şenlenmedi, yaprakları aşağı sarktı. Sanki akıllı bir insanın hali vardı onda."[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Tam yirmi beş yıl yas tuttu Barla çınarı. Yalnızca Çam dağından, katran ağacından gelen kuşların anlattığı hatıralar avuturdu onu.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Misafir Çınar yirmi beş yıl boyunca, Çınar Medresesi’nde öğrendiği esrarlı sözleri anlattı. Zindan hücrelerinde, mahkeme salonlarında, karakollarda, diyar diyar sürüldüğü çorak topraklarda. [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Tohum atıyordu hep. Ve yağmur mevsimini gözlüyordu. Bir yağmur yağsaydı, kanatlanıp uçuverseydi bir tohumlar, başak başak, filiz fiiliz. Çiçekleniverseydi Anadolu bozkırları...! Hasreti aşka, aşkı ateşe çevirdi bütün dualar! El kaldırdılar binlerce dal, milyonlarca çiçek, milyarlarca tohum.![/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] “Yağmur ver Allah’ım! Rahmetini esirgeme bizlerden!”[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Bu dualar karşılıksız kalmadı . [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Gök kuşlar, ak kuşlarla birlik olup bir sabah ezanında müjdeci geldiler Barla Çınarı’na. Ak inen gözlerine, Yusuf’un gömleği gibiydi bu haber.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Güzel bir bahar günü Barla'ya geldi Misafir Çınar. Mübarek gözlerinden yaşlar boşandı. Sarıldı dallarına! Barla Çınarı çılgınlara dönmüştü sevincinden. ‘O mübarek çınar ağacına sarılmış dostlarını yanından uzaklaştırmış ağlıyordu; hazin ağlayışı uzaktan işitiliyordu.’[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Bu mutlu anlar uzun sürmedi. Yeni bir ayrılık vakti gelmişti zamanın. Misafir Çınar ektiği tohumların yeşillenip boy attığını göremeyecekti. Hizmetinin karşılığını bu dünyada istemiyordu o.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] [B]‘Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim; sizler cennet-âsâ bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen Nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır. Biz, hizmetimizin ücreti olarak sizden şunu bekliyoruz; mazi kıtasına geçmek için geldiğiniz vakit, mezarımıza uğrayınız. O bahar hediyelerinden bir kaç tanesini medresemin mezar taşı denilen ve kemiklerimizi misafir eden Horhor toprağının kapıcısı olan kalanın başına takınız. Kapıcıya tembih edeceğiz, bizi çağırınız. Mezarımızdan ‘hoş geldiniz’ sadâsını işiteceksiniz.!’ [/B]demiş arkasına bakmadan göçüp gitmişti.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Bu sefer Peygamberler diyarından seçti yaylasını. Bir Ulu Caminin avlusunda ebedî yurduna çekildi.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3][B] POSTAL SESLERİ[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Koyu karanlık bir gecede, postal sesleri Misafir Çınarın mezarına yaklaşıyordu. Uzakta şehrin itleri karanlık boşluğu dişliyordu. Bir de ulu çınarın mezar taşlarına inen balyoz sesleri vardı sokakta.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Gecenin koynunda çalıp gittiler onu Urfa’dan. Utanç ve korku içinde. [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Aynı gecenin sabahında siyah fötr şapkalı memurlar, yaşlı çınarın idam fermanını getirmişlerdi. Hükümetin adamları gelmişti. “Bu çınar ağacını sökün demişlerdi.” Bizimki “Ben bunu sökmem ve söktürmem” dedi. O adam da “O .......... için ekmeğimden mi olacağım” dedi. ....... öldü.”[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Yaşlı çınarın üç kolundan en haşmetlisini kesti kara adamlar. [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Ana! Ey ana! Ah ana! Bilemezdin neler olduğunu. Bizler de öğrenemedik yıllardır... Öğretmediler mekteplerde. Yoz, yaban büyüdük. Hep sakladılar kendilerini. Kapalı kapılar ardında. Karanlıkta sahiplendiler memleketi! 40 yıl saltanat sürdüler karanlığın gölgesinde. [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Karanlık bitmiyordu bir türlü Kara bir Şubat akşamının son günüydü. Son bir telaşla memleketin bütün varlığını yeniden bölüştüler. Yeniden sahiplendiler ucu bucağı, kendi aralarında. [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Son hatırasını da ortadan kaldırın dedi şefleri. İzi kalmasın rüzgarın estiği yerlerde. [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Tam 40 yıl sonra Çamdağı’na tırmandı karanlık eller. Misafir Çınarın son hatırası, Katran Ağacı’na indirdi baltasını. Hınçla, kinle, öfkeyle parçaladı sonra. Ve sessizce süzüldü karanlığa![/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Ama sevinemeyeceklerdi. Bir tek çiçeği koparmakla bahara engel olmak mümkün müydü?[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] ***[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Babasının notlarını karıştırıyordu. Bir dosyanın üzerinde İdamlık Çınarlar yazısını görünce ürperdi. Okumaya başladı. Gecenin ilerleyen saatlerinde yaşlı adam içeri girdi.[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Oğul sorgulayan gözleriyle babasına baktı. Bunlar yaşanmış şeyler mi? [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Yaşlı adam oğlunun ne demek istediğini anlamıştı. Bir süre gözlerinin yerden ayıramadı. [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] ‘Keşke yaşanmasaydı oğul dedi! Bir mezarın cezalandırıldığını, gölgesinde barındı diye bir çınarın idam edildiğini, vefatından kırk yıl sonra aynı kinle, ıssız bir dağ başında son hatırasının yok edildiğini biz mahşer gününde nasıl anlatacağız. Ya o kara bahtlılar, kıyamet halkı önünde hangi bahaneyi bulacaklar? Sen o günleri yaşanmamış say! ’[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Şimdi oğul düşünceliydi. Baba dedi “sizin yaşadığınız acıları, gelecek nesiller tekrar yaşamamalı.” [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Baba ellerini kaldırdı Genç Bir Çınarın hayatı için dua etmeye başladı: “Ey gizlileri açıkları bilen Allah’ım o ulu çınar hürmetine bir tek fidanımı bağışla. Her düğüm senin emrinle çözülür. Her dertli senin ihsanınla derman bulur.”[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Her geceyi aydınlatan sensin! [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Her yüreğe rahmet saçan sensin! [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Ahmedi’ni rahmet ettin aleme, [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Sonsuzluğu sen öğrettin âdeme, [/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Ahmed’in güllerini soldurma,[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Umudumun son dalını kırdırma! “[/SIZE][/FONT] [FONT=Century Gothic][SIZE=3] Bırakıp gittin bizi oğul! Bir daha sığınamadık hiçbir yüreğe! [/SIZE][/FONT][COLOR=Red]Ramazan BALCI[/COLOR] [/LEFT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
çamdaği! idamlik çinarlar
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst