Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
İslam Akaidi ve Fıkıh
çarşaf
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Tevhid_Nur" data-source="post: 101638"><p><strong>Sabûnî'nin Ehl-i bid'ayı hakka da'vetidir</strong></p><p></p><p><strong><span style="color: red">''Revâiü'l-Beyân Tefsîru Âyâti'l-Ahkâm Mine'l-Kur'ân"</span> adlı tefsirin sahibi Muhammed Ali es-Sabûnî'nin ehl-i bid'ayı hakka da'vet etmesidir.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><span style="color: red">YÜZÜ AÇIK BIRAKMA BİD'ASI</span></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>"Günümüzde şeametli şöyle yeni bir da'vâ ortaya atılmıştır ki: Kadın, yüzünü açık bırakmayı da'vâ etmekte, yuvasından dışarı çıkarken, şimdiye kadar âdet-i Islâmiyye olan yüzünün nikâbını (örtüsünü) kaldırıp, yüzü açık olarak sokağa çıkmakta ve yabancı erkeklerin huzurunda yüzünü açık bırakmakta bir beis görmemektedir, îsnâd ettikleri delil ise şudur ki;</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>" 'Yüz avret değildir. Bu sebeble yüzü örtmek, şer'i örtünmede dâhil değildir. O hâlde, yüzü açık gezmekte mahzur yoktur' diyorlar.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>"Bu da'vânın menşei ise; kendilerini, her yüz sene başında gelmesi hadîsle sabit olan<span style="color: red"> muslih-i dîn </span>ve <span style="color: red">müceddid-i dîn </span>olan zevât-ı âliyye seviyesinde görüp, îmân ve Islâmiyyet hususunda tecdîdât yaparak ehl-i îmân arasında güya karşılıklı anlaşma ve dayanışmayı te'mîn edip, Islâmiyyet uğrunda fedâkârlık ruhunu yaymak istediklerini da'vâ eden kimselerdir.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>"Kadının yüzünün açık kalması da'vâsı, ehl-i ilim olduklarını iddia edenlerin ortaya attıkları bid'akârâne yeni bir da'vâdır. Böyle kimseler, ictihâd da'vâsında bulunuyorlar ve müctehid imamlarına karşı hadlerini aşarak; yeni, asri ve arzı olan re'yleriyle ve bid'akârâne, dar görüşleriyle onlarla mübâreze ettikleri¬ni bu çeşit bid'avârî bâtıl hükümleriyle isbât etmek istiyorlar.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>"Hem bu tâife-i insâniyye da'vâ ediyorlar ki:<span style="color: red"> 'Biz de mezheb imamlarının dînde ictihâd yaptıkları gibi ictihâd yapabiliriz.' </span>Yâni, kendilerini müctehid derecesinde kabul ederek, halkın kendilerine tâbi' olup, onlara yardımcı ve destek olmalarını da'vâ etmektedirler.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>"Bu, yüzü açık bırakma da'vâsı, gençler arasında, bilhassa Is-lâmiyyet ruhundan uzaklaşarak bu asnn te'sîri altında kalanlar arasında revaç bulmuştur. Bunu isteyenler, hak bir da'vâ olduğu için değil; belki hevâ-i nefsin hoşuna gittiği ve ona da'vet edici olduğu için istiyorlar. Çünkü, nefis, şehvanî arzu ve isteklerini yerine getirmeyi sever ve ister. Her inşânda şehvanî arzular olduğuna göre, böyle haram ve bid'akârâne şeylere taraftar olup, bunları da'vâ edenlere rastlamamız hayreti mûcib değildir. Çünkü, böyle insanlar, hayvanı ve şehvanî hislerine mağlûb oldukları için elbette böyle bid'akârâne şeylerin revacına taraftar olacaklar ve Islâmiyyetin hükmü budur diye, perde altında bâtıl da'vâlarının yayılmasına çalışacaklardır.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>"Eğer bu gibi insânların da'vâları, sâdece açık saçık bir şekilde çarşı ve sokaklarda gezen ve câhiliyye devrindeki kadinlar gibi haya perdelerini yırtarak islâm'ın ahlâkına muhalif olarak<span style="color: red"> hicâb-ı şer'îlerini</span> çıkarıp,<span style="color: blue"> izhar-ı zînet</span> eden kadınları tesettüre,ihtişama ve Cenab-ı Hakk’ın emrettiği cilbâbı üzerlerine örtmeye da'vet etmek ise; o zaman bu da'vâlarında bir derece haklı olabilirler.Çünkü, bu tip kadınlar, tam tesettüre hemen riâyet edemeyebilirler. Böyle kadınlar hakkında: <span style="color: blue">'Yüz ve el hususunda biraz vüs’at vardır. Hikmet muktezasınca bu iş tedricen, yavaş yavaş olur. Şimdi vücutlarını örtsünler, daha sonra imanları kemal buldukça yüzlerini ve ellerini de kapatırlar’</span> deseler belki da'vâları kabul edilir. Fakat, bu ehl-i bid'a taifesi, Cenâb-ı Hakk'ın örtmesini emrettiği yerlerini cilbâb ve nikâblanyla örtüp, tesettüre riâyet eden ve Islâmiyyetin ihtişamını muhafaza ederek itaat eden mü'mine kadınları, yüzlerini açmaya teşvik edip kadının <u>hakikî zîneti olan haya ve vakar perdelerini kaldırmaya da'vet ediyorlar</u>. Güya kendi zu'mlannca Kitâb ve Sün-net'e uyduklarım söyleyip, <span style="color: red">'Yüz avret olmadığı için örtülmesi lâzım değildir, kadınlar yüzlerindeki nikâhlarını çıkarmalıdırlar' </span>diye bid'akârâne fetvalar veriyorlar.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>"Asr-ı Saadette cereyan eden tâhire bir Müslüman kadının hâdisesi, hakikaten medâr-ı ibret olup, sahabelerin kemâl-i îmânlarından dolayı haya hususunda ne derece titiz davrandıklarını gösteren şâyân-ı takdir bir hâdisedir. Hâdise şöyle cereyan ediyor:</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>"Müslüman kadınlardan birinin Peygamber Efendimiz <img src="http://muhammediler.com/forum/Smileys/default/sav.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />'in de katıldığı bir gazada oğlu şehit olmuştu. Bu mü'mine kadın, yüzü örtülü olduğu hâlde ölüler arasında oğlunu arıyordu. Ona denildi ki: 'Yüzün örtülü iken oğlunu nasıl bulabilirsin?'</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>"O müslüman kadın şöyle cevâb verdi: <span style="color: blue">'Veledimi kaybedeyim de, hayamı kaybetmeyeyim.'</span> (Yâni, 'Benim nazarımda if¬fetimi korumak için taktığım bu nikâh, oğlumdan daha ehemmiyyetlidir. Nikâhım ki, haya perdemdir; oğluma feda edemem' demek istemiştir.)"</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>"Evet, hakikaten dîn nâmına kadını, yüzünü açık bırakmaya da'vet edip, buna cevaz verenlerin durumu medar-ı hayrettir. <span style="color: red">Hem erkeklerin ahlaken sükût ettiği, gençlerin fasık olup sersemleştiği</span>-ALLAH'ın koruduğu kimseler müstesna- ve fısk-u fücurun çoğaldığı böyle bir asırda, kadınları yüzlerinin perdesi olan nikabını açarak yüzü açık gezmeyi güzel göstermek suretiyle fetva verenlerin iman ve İslamiyet namına ortaya çıkmaları, elbette medar-ı hayret ve eseftir.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>"Biz de, bu asırda ortaya çıkıp, hadlerini aşarak <span style="color: red">müctehidlik</span> ve <span style="color: red">müceddidlik</span> da'vâsında bulunanlara deriz ki:<u> Durunuz!</u> Haddinizi aşmayınız! Sizler<u> sırât-ı müstakimden</u> inhiraf etmişsiniz. Hem siz, sakim re'ylerinizle islâmiyyetin ve şeriatın ahkâmı hakkındaki sahîh, sağlam ve doğru fikri cerhedip yaralamışsınız.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>" 'Kadının yüzü avret değildir' diyen fukahâ-yi îslâm, fitne korkusu olmamak ve fitneden emîn olmak şartını koşmuşlar ve demişler ki: 'Yüz avret değildir. Fakat, fitne korkusu olduğu (yâni, şehvetle nazar vuku'bulduğu) takdirde kadının yüzünü açık bırakması haramdır.' Acaba böyle dehşetli ve fitneli bir asırda fitneden hiç emîn olunur mu?</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>"islâm dîni, fitne korkusundan dolayı kadının yabancı erkeklerin yanında avretinden herhangi bir tarafı açmasını <span style="color: red">haram kılmıştır</span>. Hiç ma'kûlmüdür ki, islâm dîni kadına, saçın ve ayaklarını setretmesini emretsin de, ona cemâlin merkezi olan yüzünü açmasına müsamaha edip müsâade etsin!!! <u>Acaba hangisi daha fazla fitneye sebebiyyet verip, şehvet uyandırır; kadının yüzü mü, yoksa ayakları mı?</u></strong></p><p><strong><u></u></strong></p><p><strong><u></u><span style="color: red">"Ey bid'akârâne fetva verenler</span>! Aklınızı başınıza toplayınız! Müslümanları dînleri hususunda şübheye ve iltibasa düşürmeyiniz!</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>"Acaba halhalin sesi, erkeklerin kalbinde şehvanî hislerin harekete geçmesine sebebiyyet vermesin diye, kadına ayaklarını yere vurmasını nehyeden ve zînetinden bir şeyi izhâr etmesini yasaklayan islâm dîni, hiç mümkün müdür ki; <span style="color: red"><span style="color: black">kadına, <span style="color: blue">güzelliğin tezahür ettiği,</span> <span style="color: red">fitnenin zuhur ettiği</span> ve <span style="color: red">hâtırât-ı şeytâniyyenin</span> temekkün ettiği a'zâ olan yüzünü yabancı erkeklerin yanında açmasına zaruret olmadıkça müsâade etsin</span></span>. Hâşâ!' (Revâ-iü'1-Beyân Tefsîru Ayâti'l-Ahkâm Mine'l-Kur'ân, c. 2, s. 171-173)</strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Tevhid_Nur, post: 101638"] [b]Sabûnî'nin Ehl-i bid'ayı hakka da'vetidir[/b] [B][COLOR=red]''Revâiü'l-Beyân Tefsîru Âyâti'l-Ahkâm Mine'l-Kur'ân"[/COLOR] adlı tefsirin sahibi Muhammed Ali es-Sabûnî'nin ehl-i bid'ayı hakka da'vet etmesidir. [COLOR=red]YÜZÜ AÇIK BIRAKMA BİD'ASI[/COLOR] "Günümüzde şeametli şöyle yeni bir da'vâ ortaya atılmıştır ki: Kadın, yüzünü açık bırakmayı da'vâ etmekte, yuvasından dışarı çıkarken, şimdiye kadar âdet-i Islâmiyye olan yüzünün nikâbını (örtüsünü) kaldırıp, yüzü açık olarak sokağa çıkmakta ve yabancı erkeklerin huzurunda yüzünü açık bırakmakta bir beis görmemektedir, îsnâd ettikleri delil ise şudur ki; " 'Yüz avret değildir. Bu sebeble yüzü örtmek, şer'i örtünmede dâhil değildir. O hâlde, yüzü açık gezmekte mahzur yoktur' diyorlar. "Bu da'vânın menşei ise; kendilerini, her yüz sene başında gelmesi hadîsle sabit olan[COLOR=red] muslih-i dîn [/COLOR]ve [COLOR=red]müceddid-i dîn [/COLOR]olan zevât-ı âliyye seviyesinde görüp, îmân ve Islâmiyyet hususunda tecdîdât yaparak ehl-i îmân arasında güya karşılıklı anlaşma ve dayanışmayı te'mîn edip, Islâmiyyet uğrunda fedâkârlık ruhunu yaymak istediklerini da'vâ eden kimselerdir. "Kadının yüzünün açık kalması da'vâsı, ehl-i ilim olduklarını iddia edenlerin ortaya attıkları bid'akârâne yeni bir da'vâdır. Böyle kimseler, ictihâd da'vâsında bulunuyorlar ve müctehid imamlarına karşı hadlerini aşarak; yeni, asri ve arzı olan re'yleriyle ve bid'akârâne, dar görüşleriyle onlarla mübâreze ettikleri¬ni bu çeşit bid'avârî bâtıl hükümleriyle isbât etmek istiyorlar. "Hem bu tâife-i insâniyye da'vâ ediyorlar ki:[COLOR=red] 'Biz de mezheb imamlarının dînde ictihâd yaptıkları gibi ictihâd yapabiliriz.' [/COLOR]Yâni, kendilerini müctehid derecesinde kabul ederek, halkın kendilerine tâbi' olup, onlara yardımcı ve destek olmalarını da'vâ etmektedirler. "Bu, yüzü açık bırakma da'vâsı, gençler arasında, bilhassa Is-lâmiyyet ruhundan uzaklaşarak bu asnn te'sîri altında kalanlar arasında revaç bulmuştur. Bunu isteyenler, hak bir da'vâ olduğu için değil; belki hevâ-i nefsin hoşuna gittiği ve ona da'vet edici olduğu için istiyorlar. Çünkü, nefis, şehvanî arzu ve isteklerini yerine getirmeyi sever ve ister. Her inşânda şehvanî arzular olduğuna göre, böyle haram ve bid'akârâne şeylere taraftar olup, bunları da'vâ edenlere rastlamamız hayreti mûcib değildir. Çünkü, böyle insanlar, hayvanı ve şehvanî hislerine mağlûb oldukları için elbette böyle bid'akârâne şeylerin revacına taraftar olacaklar ve Islâmiyyetin hükmü budur diye, perde altında bâtıl da'vâlarının yayılmasına çalışacaklardır. "Eğer bu gibi insânların da'vâları, sâdece açık saçık bir şekilde çarşı ve sokaklarda gezen ve câhiliyye devrindeki kadinlar gibi haya perdelerini yırtarak islâm'ın ahlâkına muhalif olarak[COLOR=red] hicâb-ı şer'îlerini[/COLOR] çıkarıp,[COLOR=blue] izhar-ı zînet[/COLOR] eden kadınları tesettüre,ihtişama ve Cenab-ı Hakk’ın emrettiği cilbâbı üzerlerine örtmeye da'vet etmek ise; o zaman bu da'vâlarında bir derece haklı olabilirler.Çünkü, bu tip kadınlar, tam tesettüre hemen riâyet edemeyebilirler. Böyle kadınlar hakkında: [COLOR=blue]'Yüz ve el hususunda biraz vüs’at vardır. Hikmet muktezasınca bu iş tedricen, yavaş yavaş olur. Şimdi vücutlarını örtsünler, daha sonra imanları kemal buldukça yüzlerini ve ellerini de kapatırlar’[/COLOR] deseler belki da'vâları kabul edilir. Fakat, bu ehl-i bid'a taifesi, Cenâb-ı Hakk'ın örtmesini emrettiği yerlerini cilbâb ve nikâblanyla örtüp, tesettüre riâyet eden ve Islâmiyyetin ihtişamını muhafaza ederek itaat eden mü'mine kadınları, yüzlerini açmaya teşvik edip kadının [U]hakikî zîneti olan haya ve vakar perdelerini kaldırmaya da'vet ediyorlar[/U]. Güya kendi zu'mlannca Kitâb ve Sün-net'e uyduklarım söyleyip, [COLOR=red]'Yüz avret olmadığı için örtülmesi lâzım değildir, kadınlar yüzlerindeki nikâhlarını çıkarmalıdırlar' [/COLOR]diye bid'akârâne fetvalar veriyorlar. "Asr-ı Saadette cereyan eden tâhire bir Müslüman kadının hâdisesi, hakikaten medâr-ı ibret olup, sahabelerin kemâl-i îmânlarından dolayı haya hususunda ne derece titiz davrandıklarını gösteren şâyân-ı takdir bir hâdisedir. Hâdise şöyle cereyan ediyor: "Müslüman kadınlardan birinin Peygamber Efendimiz [IMG]http://muhammediler.com/forum/Smileys/default/sav.gif[/IMG]'in de katıldığı bir gazada oğlu şehit olmuştu. Bu mü'mine kadın, yüzü örtülü olduğu hâlde ölüler arasında oğlunu arıyordu. Ona denildi ki: 'Yüzün örtülü iken oğlunu nasıl bulabilirsin?' "O müslüman kadın şöyle cevâb verdi: [COLOR=blue]'Veledimi kaybedeyim de, hayamı kaybetmeyeyim.'[/COLOR] (Yâni, 'Benim nazarımda if¬fetimi korumak için taktığım bu nikâh, oğlumdan daha ehemmiyyetlidir. Nikâhım ki, haya perdemdir; oğluma feda edemem' demek istemiştir.)" "Evet, hakikaten dîn nâmına kadını, yüzünü açık bırakmaya da'vet edip, buna cevaz verenlerin durumu medar-ı hayrettir. [COLOR=red]Hem erkeklerin ahlaken sükût ettiği, gençlerin fasık olup sersemleştiği[/COLOR]-ALLAH'ın koruduğu kimseler müstesna- ve fısk-u fücurun çoğaldığı böyle bir asırda, kadınları yüzlerinin perdesi olan nikabını açarak yüzü açık gezmeyi güzel göstermek suretiyle fetva verenlerin iman ve İslamiyet namına ortaya çıkmaları, elbette medar-ı hayret ve eseftir. "Biz de, bu asırda ortaya çıkıp, hadlerini aşarak [COLOR=red]müctehidlik[/COLOR] ve [COLOR=red]müceddidlik[/COLOR] da'vâsında bulunanlara deriz ki:[U] Durunuz![/U] Haddinizi aşmayınız! Sizler[U] sırât-ı müstakimden[/U] inhiraf etmişsiniz. Hem siz, sakim re'ylerinizle islâmiyyetin ve şeriatın ahkâmı hakkındaki sahîh, sağlam ve doğru fikri cerhedip yaralamışsınız. " 'Kadının yüzü avret değildir' diyen fukahâ-yi îslâm, fitne korkusu olmamak ve fitneden emîn olmak şartını koşmuşlar ve demişler ki: 'Yüz avret değildir. Fakat, fitne korkusu olduğu (yâni, şehvetle nazar vuku'bulduğu) takdirde kadının yüzünü açık bırakması haramdır.' Acaba böyle dehşetli ve fitneli bir asırda fitneden hiç emîn olunur mu? "islâm dîni, fitne korkusundan dolayı kadının yabancı erkeklerin yanında avretinden herhangi bir tarafı açmasını [COLOR=red]haram kılmıştır[/COLOR]. Hiç ma'kûlmüdür ki, islâm dîni kadına, saçın ve ayaklarını setretmesini emretsin de, ona cemâlin merkezi olan yüzünü açmasına müsamaha edip müsâade etsin!!! [U]Acaba hangisi daha fazla fitneye sebebiyyet verip, şehvet uyandırır; kadının yüzü mü, yoksa ayakları mı? [/U][COLOR=red]"Ey bid'akârâne fetva verenler[/COLOR]! Aklınızı başınıza toplayınız! Müslümanları dînleri hususunda şübheye ve iltibasa düşürmeyiniz! "Acaba halhalin sesi, erkeklerin kalbinde şehvanî hislerin harekete geçmesine sebebiyyet vermesin diye, kadına ayaklarını yere vurmasını nehyeden ve zînetinden bir şeyi izhâr etmesini yasaklayan islâm dîni, hiç mümkün müdür ki; [COLOR=red][COLOR=black]kadına, [COLOR=blue]güzelliğin tezahür ettiği,[/COLOR] [COLOR=red]fitnenin zuhur ettiği[/COLOR] ve [COLOR=red]hâtırât-ı şeytâniyyenin[/COLOR] temekkün ettiği a'zâ olan yüzünü yabancı erkeklerin yanında açmasına zaruret olmadıkça müsâade etsin[/COLOR][/COLOR]. Hâşâ!' (Revâ-iü'1-Beyân Tefsîru Ayâti'l-Ahkâm Mine'l-Kur'ân, c. 2, s. 171-173)[/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
İslam Akaidi ve Fıkıh
çarşaf
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst