Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Dua Ediyorum
Celcelutiyye
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="kasif1" data-source="post: 239459" data-attributes="member: 1008778"><p><strong>Cevap: Celcelûtiye (orjinal metin)</strong></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">Celcelûtiye Duası, Kaside-i Celcelûtiye, Celcelûtiye Kasidesi gibi ifadelerle anılır. <strong>Resul-i Ekrem Efendimizin (a.s.m.) derslerine istinaden, aslı cifir ve ebced hesabı ile alâkalı olarak Hazret-i Ali (r.a.) tarafından te’lif edilen bir kısım kelimeleri Süryanice olan Arapça bir kasidedir.</strong> Kelime olarak celcelûtiye “benzersiz, eşsiz” demektir. Risale-i Nur’un çeşitli yerlerinde anılan veya atıflar yapılan bu duâ hakkında, gerek isim, gerek genel muhtevâ bakımından, çeşitli yorumlara yer verilmiştir. Bu yorumların çoğunluğu da Risale-i Nur’a bakan yönüyle ilgilidir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">Üstad Bediüzzaman, Celcelûtiye kelimesinin Süryanice “bedi” demek olduğunu söyledikten sonra ibareleri bedi' (benzersiz, eşsiz) olan Risale-i Nur’a Celcelûtiye’de önemli bir yer verildiğini, hem ismiyle, hem de içindeki ifadelerle Risale-i Nur’a işaretler bulunduğunu ifade eder. Ayrıca kendisine verilen Bediüzzaman lâkabının aslında kendisine değil, Risale-i Nur’a ait olduğunu söyler: <strong>“Şimdi o emanet isim, hakikî sahibine iade edilmiş. Demek, Süryanice bedi’ mânâsında ve kasidede tekerrürüne binaen kasideye verilen Celcelûtiye ismi, işârî bir tarzda, bid’at zamanında çıkan Bediülbeyan ve Bediüzzaman olan Risale-i Nur’un hem ibare, hem mânâ, hem isim noktalarıyla bedîliğine münasebetdarlığını ihsas etmesine ve bu isim bir parça ona da bakmasına ve bu ismin müsemmâsında Risale-i Nur çok yer işgal ettiği için hak kazanmış olmasını tahmin ediyorum.”</strong> </span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">Bediüzzaman Hazretleri On Sekizinci Lem'a’nın ön sözünde: <strong>"Risale-i Nur şakirtlerine işâret eden Hazret-i Ali'nin (r.a.) bir kerâmet-i gaybiyesidir. Gizli kalmış gaybî mühim bir mucize-i Ahmediye'yi (a.s.m.) beyân eder."</strong> (1) diyerek konunun öncelikle Efendimiz'in (s.a.v.) bir mucizesi ve <em><strong>"Ben ilmin şehriyim. Ali ise, onun kapısıdır"</strong></em> işâretine mazhar Hz. Ali'nin (k.v.) bir kerâmeti olarak takdim etmektedir.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">Soruda sorulan metin şu şekildedir; "Sonra Hazret-i Cebrâil'in, Âlâ Nebiyyina (a.s.m.) huzur-u Nebevî'de getirip Hz. Ali'ye (r.a.)Sekine nâmıyla bir sayfada yazılı İsm-i Âzam, Hz. Ali'nin (r.a.) kucağına düşmüş. Hz. Ali diyor: <strong><em>"Ben Cebrail'in şahsını yalnız alâimü's-sema suretinde gördüm. Sesini işittim, sayfayı aldım, bu isimleri içinde buldum" </em></strong>(18.Lem'a)Görüldüğü üzere, Hz. Ali'ye (r.a.) inen bir Sekine’den bahis vardır, yoksa hâşâ, Peygamberâne bir vahiyden değil!</span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">Bahse konu Sekine , Mecmuatü'l-Ahzabta Kaside-i Ercûze şeklinde geçmektedir. Allah'ın altı İsm-i Âzamı olan Ferd, Hayy, Kayyûm, Hakem, Adl, Kuddûs isimleri ile bir dua-yı münâcattır. Bediüzzaman Hazretleri bu <strong>"Sekîne"</strong> tâbir edilen İsm-i Âzam'ın okunma şeklini de "yetmiş bir âyet ile yüz yetmiş bir defa dâimî vird edinmeli.. "(2) şeklinde dile getirmektedir.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">İtirâz edilen husus, ifâdede geçen Sekine nâmıyla bir sayfa ise, sayfadan murad ilahi bir ilhamvâri mesajdır, yoksa Efendimiz'e (s.a.v.) inen vahiy sayfaları ile karıştırılmamalıdır. Şâyet itiraz Hz. Cebrâil'i (a.s.) görmüş olma keyfiyeti ise, başta Hz. Aişe, Hazret-i Ömer, İbni Abbas, Üsâme bin Zeyd, Ümmü Seleme, Sad İbni Ebî Vakkas gibi pek çok Sahâbe Hz. Cebrâil'i (a.s.) <strong>Dıhye</strong> veya bir süvari veya başka keyfiyette gördüklerini ilân etmektedirler.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">Şayet itiraz sayfanın kucağına düşme keyfiyeti ise, İmamı Gazali bu hususu veciz bir şekilde açıklamıştır<em>: </em><strong><em>"Onlar vahiyle Peygamber'e (a.s.m.) nâzil olduğu vakit, İmam-ı Ali'ye (r.a.) emretti; "Yaz." O da yazdı, sonra nazmetti."</em></strong>(3)Konuyu özetlemek gerekirse; Hz. Cebrail (a.s.) Peygamberimiz'in (s.a.v.) huzuruna geldiği vakit, altı İsm-i Azam'lı münâcat duasını, murad-ı ilâhi gereği, İlim Şehrinin Anahtarı Hz. Ali’ye (r.a.) nazmetmesi için getirmiş, Efendimiz'de (s.a.v.) Hz. Ali'ye Sekineyi bir Kaside şeklinde düzenlemesi için bildirmiştir. Murad-ı İlâhi, nazmetme işlevini Hz.Ali'nin yapması istediğinden, Bediüzzaman Hazretleri Hz. Ali' nin (r.a.) kucağına düşmüş şeklinde belirtmektedir.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">Sekine hakkında Kur'ân-ı Kerim'de geçen; <strong><em>"Mü'min'lerin kalplerine, imanlarına iman katıp, arttırsınlar diye, Sekine (Güven duygusu ve huzur) indiren O'dur." </em></strong>(Fetih Suresi , 48/4) Ayetin tefsirinde Elmalı Hamdi Yazır; Hz. Ali'nin (r.a.) Sekine ile neyi kast ettiğini şöyle açıklamaktadır: <em><strong>"Sekîne mü'min'in kalbine sakin olup onu güvenli kılan melektir."</strong></em></span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">Sekine ifâdesini pek çok Hâdis-i Şerif'te de görmek mümkündür.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">Bir Zât Kehf suresini okuyordu. Yanında da iki uzun iple bağlı olan atı duruyordu. Derken etrafını bir bulut kapladı. Ve bu bulut ona yaklaşmaya başladı. At da bu durumdan huysuzlanmaya, ürkmeye koyuldu. Sabah olunca adam Resulullah'a (s.a.v) gelip vak'âyı anlattı. Hz. Peygamber (s.a.v.) ona şu açıklamada bulundu: <em><strong>"Bu sekine idi, Kur'ân için inmişti."</strong></em> Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki: <em><strong>"Bir grup, Kitabullah'ı okuyup ondan ders almak üzere Allah'ın evlerinden birinde bir araya gelecek olsalar, mutlaka üzerlerine sekine iner ve onları Allah'ın rahmeti bürür. Melekler de kanatlarıyla sararlar. Allah, onları, yanında bulunan yüce cemâatte anar."</strong></em></span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">Ben şehâdet ederim ki Ebu Hüreyre ve Ebu Said (r.a.) Resulullah'ın (s.a.v.) şöyle söylediğine şehâdet ettiler: <em><strong>"Bir cemâat oturup Allah'ı zikrederse, mutlaka melekler etraflarını sarar, Allah'ın rahmeti onları bürür, üstlerine sekine iner ve Allah onları yanında bulunan (büyük melek) lerle anar."</strong></em></span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">Netice olarak; Hz. Ali'nin (r.a.) Sekine mÂhiyetinde İsm-i Azam duasını nazmetme keyfiyetine mazhar olmasının Ehl-i Sünnet perspektifinde bir sakıncası yoktur. Bu Hz. Ali'ye inen bir vahiy değildir, Efendimiz'e (s.a.v.) inen İsmi Azam duasının, Hz. Ali'ye bildirilmesidir. </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">(1) bk. </span></span><a href="http://www.sorularlarisale.com/index.php?s=modules/kulliyat&risale=1194" target="_blank"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">Sikke-i Tasdik-i Gaybi, On Sekizinci Lem'a.</span></span></strong></a></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">(2) bk.</span></span><a href="http://www.sorularlarisale.com/index.php?s=modules/kulliyat&id=4178" target="_blank"><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"> <strong>a.g.e Yirmi Sekizinci Lem'a Birinci Mesele</strong></span></span></a></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">(3) bk. </span></span><a href="http://www.sorularlarisale.com/index.php?s=modules/kulliyat&id=6357" target="_blank"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">Şualar, Sekizinci Şua.</span></span></strong></a></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="kasif1, post: 239459, member: 1008778"] [b]Cevap: Celcelûtiye (orjinal metin)[/b] [SIZE=4][COLOR=green]Celcelûtiye Duası, Kaside-i Celcelûtiye, Celcelûtiye Kasidesi gibi ifadelerle anılır. [B]Resul-i Ekrem Efendimizin (a.s.m.) derslerine istinaden, aslı cifir ve ebced hesabı ile alâkalı olarak Hazret-i Ali (r.a.) tarafından te’lif edilen bir kısım kelimeleri Süryanice olan Arapça bir kasidedir.[/B] Kelime olarak celcelûtiye “benzersiz, eşsiz” demektir. Risale-i Nur’un çeşitli yerlerinde anılan veya atıflar yapılan bu duâ hakkında, gerek isim, gerek genel muhtevâ bakımından, çeşitli yorumlara yer verilmiştir. Bu yorumların çoğunluğu da Risale-i Nur’a bakan yönüyle ilgilidir. Üstad Bediüzzaman, Celcelûtiye kelimesinin Süryanice “bedi” demek olduğunu söyledikten sonra ibareleri bedi' (benzersiz, eşsiz) olan Risale-i Nur’a Celcelûtiye’de önemli bir yer verildiğini, hem ismiyle, hem de içindeki ifadelerle Risale-i Nur’a işaretler bulunduğunu ifade eder. Ayrıca kendisine verilen Bediüzzaman lâkabının aslında kendisine değil, Risale-i Nur’a ait olduğunu söyler: [B]“Şimdi o emanet isim, hakikî sahibine iade edilmiş. Demek, Süryanice bedi’ mânâsında ve kasidede tekerrürüne binaen kasideye verilen Celcelûtiye ismi, işârî bir tarzda, bid’at zamanında çıkan Bediülbeyan ve Bediüzzaman olan Risale-i Nur’un hem ibare, hem mânâ, hem isim noktalarıyla bedîliğine münasebetdarlığını ihsas etmesine ve bu isim bir parça ona da bakmasına ve bu ismin müsemmâsında Risale-i Nur çok yer işgal ettiği için hak kazanmış olmasını tahmin ediyorum.”[/B] [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green]Bediüzzaman Hazretleri On Sekizinci Lem'a’nın ön sözünde: [B]"Risale-i Nur şakirtlerine işâret eden Hazret-i Ali'nin (r.a.) bir kerâmet-i gaybiyesidir. Gizli kalmış gaybî mühim bir mucize-i Ahmediye'yi (a.s.m.) beyân eder."[/B] (1) diyerek konunun öncelikle Efendimiz'in (s.a.v.) bir mucizesi ve [I][B]"Ben ilmin şehriyim. Ali ise, onun kapısıdır"[/B][/I] işâretine mazhar Hz. Ali'nin (k.v.) bir kerâmeti olarak takdim etmektedir.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green] [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green]Soruda sorulan metin şu şekildedir; "Sonra Hazret-i Cebrâil'in, Âlâ Nebiyyina (a.s.m.) huzur-u Nebevî'de getirip Hz. Ali'ye (r.a.)Sekine nâmıyla bir sayfada yazılı İsm-i Âzam, Hz. Ali'nin (r.a.) kucağına düşmüş. Hz. Ali diyor: [B][I]"Ben Cebrail'in şahsını yalnız alâimü's-sema suretinde gördüm. Sesini işittim, sayfayı aldım, bu isimleri içinde buldum" [/I][/B](18.Lem'a)Görüldüğü üzere, Hz. Ali'ye (r.a.) inen bir Sekine’den bahis vardır, yoksa hâşâ, Peygamberâne bir vahiyden değil![/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green] [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green]Bahse konu Sekine , Mecmuatü'l-Ahzabta Kaside-i Ercûze şeklinde geçmektedir. Allah'ın altı İsm-i Âzamı olan Ferd, Hayy, Kayyûm, Hakem, Adl, Kuddûs isimleri ile bir dua-yı münâcattır. Bediüzzaman Hazretleri bu [B]"Sekîne"[/B] tâbir edilen İsm-i Âzam'ın okunma şeklini de "yetmiş bir âyet ile yüz yetmiş bir defa dâimî vird edinmeli.. "(2) şeklinde dile getirmektedir.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green] [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green]İtirâz edilen husus, ifâdede geçen Sekine nâmıyla bir sayfa ise, sayfadan murad ilahi bir ilhamvâri mesajdır, yoksa Efendimiz'e (s.a.v.) inen vahiy sayfaları ile karıştırılmamalıdır. Şâyet itiraz Hz. Cebrâil'i (a.s.) görmüş olma keyfiyeti ise, başta Hz. Aişe, Hazret-i Ömer, İbni Abbas, Üsâme bin Zeyd, Ümmü Seleme, Sad İbni Ebî Vakkas gibi pek çok Sahâbe Hz. Cebrâil'i (a.s.) [B]Dıhye[/B] veya bir süvari veya başka keyfiyette gördüklerini ilân etmektedirler.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green] [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green]Şayet itiraz sayfanın kucağına düşme keyfiyeti ise, İmamı Gazali bu hususu veciz bir şekilde açıklamıştır[I]: [/I][B][I]"Onlar vahiyle Peygamber'e (a.s.m.) nâzil olduğu vakit, İmam-ı Ali'ye (r.a.) emretti; "Yaz." O da yazdı, sonra nazmetti."[/I][/B](3)Konuyu özetlemek gerekirse; Hz. Cebrail (a.s.) Peygamberimiz'in (s.a.v.) huzuruna geldiği vakit, altı İsm-i Azam'lı münâcat duasını, murad-ı ilâhi gereği, İlim Şehrinin Anahtarı Hz. Ali’ye (r.a.) nazmetmesi için getirmiş, Efendimiz'de (s.a.v.) Hz. Ali'ye Sekineyi bir Kaside şeklinde düzenlemesi için bildirmiştir. Murad-ı İlâhi, nazmetme işlevini Hz.Ali'nin yapması istediğinden, Bediüzzaman Hazretleri Hz. Ali' nin (r.a.) kucağına düşmüş şeklinde belirtmektedir.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green] [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green]Sekine hakkında Kur'ân-ı Kerim'de geçen; [B][I]"Mü'min'lerin kalplerine, imanlarına iman katıp, arttırsınlar diye, Sekine (Güven duygusu ve huzur) indiren O'dur." [/I][/B](Fetih Suresi , 48/4) Ayetin tefsirinde Elmalı Hamdi Yazır; Hz. Ali'nin (r.a.) Sekine ile neyi kast ettiğini şöyle açıklamaktadır: [I][B]"Sekîne mü'min'in kalbine sakin olup onu güvenli kılan melektir."[/B][/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green] [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green]Sekine ifâdesini pek çok Hâdis-i Şerif'te de görmek mümkündür.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green] [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green]Bir Zât Kehf suresini okuyordu. Yanında da iki uzun iple bağlı olan atı duruyordu. Derken etrafını bir bulut kapladı. Ve bu bulut ona yaklaşmaya başladı. At da bu durumdan huysuzlanmaya, ürkmeye koyuldu. Sabah olunca adam Resulullah'a (s.a.v) gelip vak'âyı anlattı. Hz. Peygamber (s.a.v.) ona şu açıklamada bulundu: [I][B]"Bu sekine idi, Kur'ân için inmişti."[/B][/I] Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki: [I][B]"Bir grup, Kitabullah'ı okuyup ondan ders almak üzere Allah'ın evlerinden birinde bir araya gelecek olsalar, mutlaka üzerlerine sekine iner ve onları Allah'ın rahmeti bürür. Melekler de kanatlarıyla sararlar. Allah, onları, yanında bulunan yüce cemâatte anar."[/B][/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green] [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green]Ben şehâdet ederim ki Ebu Hüreyre ve Ebu Said (r.a.) Resulullah'ın (s.a.v.) şöyle söylediğine şehâdet ettiler: [I][B]"Bir cemâat oturup Allah'ı zikrederse, mutlaka melekler etraflarını sarar, Allah'ın rahmeti onları bürür, üstlerine sekine iner ve Allah onları yanında bulunan (büyük melek) lerle anar."[/B][/I][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green] [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green]Netice olarak; Hz. Ali'nin (r.a.) Sekine mÂhiyetinde İsm-i Azam duasını nazmetme keyfiyetine mazhar olmasının Ehl-i Sünnet perspektifinde bir sakıncası yoktur. Bu Hz. Ali'ye inen bir vahiy değildir, Efendimiz'e (s.a.v.) inen İsmi Azam duasının, Hz. Ali'ye bildirilmesidir. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=green](1) bk. [/COLOR][/SIZE][URL="http://www.sorularlarisale.com/index.php?s=modules/kulliyat&risale=1194"][B][SIZE=4][COLOR=green]Sikke-i Tasdik-i Gaybi, On Sekizinci Lem'a.[/COLOR][/SIZE][/B][/URL] [SIZE=4][COLOR=green](2) bk.[/COLOR][/SIZE][URL="http://www.sorularlarisale.com/index.php?s=modules/kulliyat&id=4178"][SIZE=4][COLOR=green] [B]a.g.e Yirmi Sekizinci Lem'a Birinci Mesele[/B][/COLOR][/SIZE][/URL] [SIZE=4][COLOR=green](3) bk. [/COLOR][/SIZE][URL="http://www.sorularlarisale.com/index.php?s=modules/kulliyat&id=6357"][B][SIZE=4][COLOR=green]Şualar, Sekizinci Şua.[/COLOR][/SIZE][/B][/URL] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Dua Ediyorum
Celcelutiyye
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst