Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Cemaat................
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 252031" data-attributes="member: 1008315"><p>[FONT=verdana,sans-serif]<span style="font-size: 22px"><span style="color: #000000"><span style="color: green"><strong><em>Cemaat burjuvazisi</em></strong></span></span></span>[/FONT] </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">[FONT=verdana,sans-serif]Burjuva, kelime anlamı itibarıyla; Marksist terminolojide, kapitalist sistemde üretim araçlarına sahip olup, emekçilerin artı-değerine el koyan sınıf olarak kullanılır. </span></span><span style="font-size: 12px"></span></p><p> <span style="font-size: 12px">[FONT=verdana,sans-serif]Cemaatlerle burjuva teriminin bağlantısını direkt olarak kurmanın sakınca ve götürülerini üzerime alaraktan bu alakasız ikiliyi birlikte düşünmek durumunda kalacağım.</span></p><p><span style="font-size: 12px">Çünkü buna ihtiyaç duyuyorum.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Öncelikle bahsedeceğim konuların şahıs veya olayların üzerinde olup fikir eksenli olduğunu özellikle hatırlatırım. Ve tüm yazılarımda olduğu gibi bu yazımda da <em>cemaat derken, sadece Nur cemaatlerini değil, tüm İslâmi cemaatleri kast ettiğimi de bilmenizi isterim. </em>Bu kısa hatırlatmadan sonra asıl meselemize dönelim.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">"İ'lem, eyyühe'l-azîz! İnsan nisyandan alındığı için, nisyâna</span></p><p><span style="font-size: 12px">müptelâdır. Nisyânın en kötüsü de nefsin unutulmasıdır. Fakat hizmet, sa'y, tefekkür zamanlarında nefsin unutulması, yani nefse bir iş [/FONT][FONT=verdana,sans-serif]verilmemesi dalâlettir. Hizmetler görüldükten sonra, neticede mükâfat zamanlarında nefsin unutulması kemâldir. Bu îtibarla, ehl-i dalâl ile ehl-i kemâl, nisyan ve tezekkürde müteâkistirler. Evet, dâll olan kimse, bir iş ve bir ibâdet teklifinde başını havaya kaldırarak firavunlaşır; lâkin mükâfatın, menfaatin tevziinde bir zerreyi bile terk etmez. Ammâ nefsini unutan ehl-i kemâl, sa'y, tefekkür, sülûk zamanlarında her şeyden evvel nefsini ileri sürüyor; fakat neticelerde, faydalarda, menfaatlerde nefsini unutmakla en geriye bırakıyor. (Mesnevî-i Nûriye, s. 201.)"</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Bu alıntıladığım kısımda kısaca, hizmet ve çalışmakta ön plana çıkmak ile ücret ve mükâfatta en geride kalmak gerektiği anlatılıyor. Bu ölçü, sadece Nur talebelerinin değil, tüm âlem-i İslâm'ın ana prensiplerinden biri olarak altın harflerle yazılacak bir ölçüdür. <em>Çünkü günümüzde % 5-10 kişi fedakârlık ve azim göstererek türlü türlü zorluklarla uğraşırken, bu zorlukların yanında bir de "yapamazsın, edemezsin" şeklindeki çevre baskısı ile mücadele etmek mecburiyetinde kalıyor. Bir faaliyet yapıldığı zaman veya yapılmak teşebbüsü hâsıl olduğu zaman, elini taşın altına koyanların sayısı çok az oluyor.</em>[/FONT]</span></p><p><span style="font-size: 12px"> [FONT=verdana,sans-serif]</span></p><p><span style="font-size: 12px">Diğer yandan söz konusu faaliyet teşekkül edip, muvaffakıyetle netice alındığında ise herkes söz konusu başarıyı sahiplenmeye kalkıyor. Başarının sahiplenmesi noktasında sorun olmamakla birlikte, başarı neticesinde oluşabilecek hizmet teşekkülünün yönlendirmesini emektarlar değil de sahiplenip hazıra konanlar yapıyorlar. İşte sıkıntı ve sorun da burada ortaya çıkıyor.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">"Yahu kardeşim, kafamızı karıştırdın. Ne alakası var? Hayal âleminde yaşıyorsun, kendine gel!" diyenleri buradan duyar gibiyim. O zaman anlatmak istediğim hakikati, misalde boğulma zaafına düşmeden, misalle yakınlaştırmaya çalışayım. Örneğin; cemaatlerde dersane hizmetleriyle ilgilenen bir eğitim komisyonu var. Bu komisyon belirlenen gündemler</span></p><p><span style="font-size: 12px">doğrultusunda karar alır ve bu kararın uygulanması ve takibi için</span></p><p><span style="font-size: 12px">vakıf temsilcisini vazifelendirir. Vakıf temsilcisi ise kararın</span></p><p><span style="font-size: 12px">uygulanması için dersanede öğrencileri istihdam ederek kararın hayata geçirilmesini sağlar. Genelde cemaatlerin işleyiş tarzı budur. Sadece bazı yerlerde kararlar meşveret de edilmeyip daha üst ağızların talimatıyla da olabilmektedir.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Peki, bu doğru mudur? Bana göre yanlıştır, Çünkü:</span></p><p><span style="font-size: 12px">1-Karar verilirken, kararı uygulayacak olanların görüşü alınmamıştır.</span></p><p><span style="font-size: 12px">2-Karar verenler, kararın uygulanmasından sorumlu tutulmamıştır.</span></p><p><span style="font-size: 12px">3-Karar verenler, çoğunlukla kararı uygulayanların karşılaştıkları</span></p><p><span style="font-size: 12px">zorlukları bilmedikleri ve yaşamadıkları için olası bir sıkıntıda</span></p><p><span style="font-size: 12px">kararı uygulayanları rahatlıkla itham edebileceklerdir.</span></p><p><span style="font-size: 12px">4-Eğer karar aksü'l amel eder ve maksadının aksine sonuçlar doğurursa, hatanın kararda mı yoksa kararın uygulanmasında mı olduğu anlaşılamayacaktır.</span></p><p><span style="font-size: 12px">5-Karar isabetli bir netice verir ve topluma mal olursa, mükâfatı</span></p><p><span style="font-size: 12px">karar verenler alırken, kararı uygulayanlar unutulacaktır. Bu da</span></p><p><span style="font-size: 12px">zulümdür.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Burjuva, yani başkalarının emeklerini sömürenler işte bu şekilde de karşımıza çıkıyor. Ama bu en masum görüneni ve günümüzde insanların en az umursadıkları şekli. Bir de bu sömürgeci anlayışın maddi olanını düşünün...</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em>Netice itibariyle cemaatlerde sosyal sınıfların mevcut olduğunu</em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em>biliyoruz. Aynı sohbet ortamında asgari ücret alan ile fabrika işleten ferdlerin bir arada yaşadığını da biliyoruz. Cemaat, sohbet ortamında bu iki sosyal sınıfı idare ediyor olsa da, meşveret mekanizmalarında ilim ve ehliyetten ziyade sosyal nüfuz ve maddi imkânları olanlara öncelik tanındığı da inkâr edilemez bir gerçektir.</em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em></em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em>Sonuç; meşveret sistemi layıkıyla işletilebilmesi için her iş ehline verilmelidir. Karar alınırken, kararı uygulayacak kadrolar da karar sürecine bir şekilde dâhil edilmeli ve yine aynı şekilde karar verenler de bir şekilde uygulama sürecine müdahil olmalıdır.</em> Diğer yandan cemaat içerisindeki herkesin sosyal statüsünün aynı olduğunu, gerçekte herkesin Allah'ın kulu olduğu iyice yerleştirilmelidir. <em>Maddi imkân farklılıklarından doğan sosyal sınıflardan ziyade ilmî sınıflar oluşturulmalı ve bu ilmî sınıfların vazifesi danışma heyeti, araştırma ve geliştirme heyeti olmalıdır. Ayrıca cemaat içi yargı sistemi oluşturulmalı, bilinerek veya bilinmeyerek hakkına tecavüz edilen efrad hakkını cemaat içi meşru mekanizma dâhilinde arayabilmeli ve</em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em>hakkını tahsil edebilmelidir.</em></span></p><p><span style="font-size: 12px"><em></em></span></p><p><span style="font-size: 12px">Yazar: Latif SAKARYA</span></p><p><span style="font-size: 12px">[/FONT]<a href="http://www.risalehaber.com/" target="_blank">[FONT=verdana,sans-serif]http://www.risalehaber.com/[/FONT]</a>[FONT=verdana,sans-serif] [/FONT]</span></p><p><span style="font-size: 12px"> </span>[/FONT]<span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 252031, member: 1008315"] [FONT=verdana,sans-serif][SIZE=6][COLOR=#000000][COLOR=green][B][I]Cemaat burjuvazisi[/I][/B][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Arial][SIZE=2][COLOR=navy][COLOR=navy][FONT=Arial] [/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Times New Roman][SIZE=3] [FONT=verdana,sans-serif]Burjuva, kelime anlamı itibarıyla; Marksist terminolojide, kapitalist sistemde üretim araçlarına sahip olup, emekçilerin artı-değerine el koyan sınıf olarak kullanılır. [/SIZE][/FONT][SIZE=3] [FONT=verdana,sans-serif]Cemaatlerle burjuva teriminin bağlantısını direkt olarak kurmanın sakınca ve götürülerini üzerime alaraktan bu alakasız ikiliyi birlikte düşünmek durumunda kalacağım. Çünkü buna ihtiyaç duyuyorum. Öncelikle bahsedeceğim konuların şahıs veya olayların üzerinde olup fikir eksenli olduğunu özellikle hatırlatırım. Ve tüm yazılarımda olduğu gibi bu yazımda da [I]cemaat derken, sadece Nur cemaatlerini değil, tüm İslâmi cemaatleri kast ettiğimi de bilmenizi isterim. [/I]Bu kısa hatırlatmadan sonra asıl meselemize dönelim. "İ'lem, eyyühe'l-azîz! İnsan nisyandan alındığı için, nisyâna müptelâdır. Nisyânın en kötüsü de nefsin unutulmasıdır. Fakat hizmet, sa'y, tefekkür zamanlarında nefsin unutulması, yani nefse bir iş [/FONT][FONT=verdana,sans-serif]verilmemesi dalâlettir. Hizmetler görüldükten sonra, neticede mükâfat zamanlarında nefsin unutulması kemâldir. Bu îtibarla, ehl-i dalâl ile ehl-i kemâl, nisyan ve tezekkürde müteâkistirler. Evet, dâll olan kimse, bir iş ve bir ibâdet teklifinde başını havaya kaldırarak firavunlaşır; lâkin mükâfatın, menfaatin tevziinde bir zerreyi bile terk etmez. Ammâ nefsini unutan ehl-i kemâl, sa'y, tefekkür, sülûk zamanlarında her şeyden evvel nefsini ileri sürüyor; fakat neticelerde, faydalarda, menfaatlerde nefsini unutmakla en geriye bırakıyor. (Mesnevî-i Nûriye, s. 201.)" Bu alıntıladığım kısımda kısaca, hizmet ve çalışmakta ön plana çıkmak ile ücret ve mükâfatta en geride kalmak gerektiği anlatılıyor. Bu ölçü, sadece Nur talebelerinin değil, tüm âlem-i İslâm'ın ana prensiplerinden biri olarak altın harflerle yazılacak bir ölçüdür. [I]Çünkü günümüzde % 5-10 kişi fedakârlık ve azim göstererek türlü türlü zorluklarla uğraşırken, bu zorlukların yanında bir de "yapamazsın, edemezsin" şeklindeki çevre baskısı ile mücadele etmek mecburiyetinde kalıyor. Bir faaliyet yapıldığı zaman veya yapılmak teşebbüsü hâsıl olduğu zaman, elini taşın altına koyanların sayısı çok az oluyor.[/I][/FONT] [FONT=verdana,sans-serif] Diğer yandan söz konusu faaliyet teşekkül edip, muvaffakıyetle netice alındığında ise herkes söz konusu başarıyı sahiplenmeye kalkıyor. Başarının sahiplenmesi noktasında sorun olmamakla birlikte, başarı neticesinde oluşabilecek hizmet teşekkülünün yönlendirmesini emektarlar değil de sahiplenip hazıra konanlar yapıyorlar. İşte sıkıntı ve sorun da burada ortaya çıkıyor. "Yahu kardeşim, kafamızı karıştırdın. Ne alakası var? Hayal âleminde yaşıyorsun, kendine gel!" diyenleri buradan duyar gibiyim. O zaman anlatmak istediğim hakikati, misalde boğulma zaafına düşmeden, misalle yakınlaştırmaya çalışayım. Örneğin; cemaatlerde dersane hizmetleriyle ilgilenen bir eğitim komisyonu var. Bu komisyon belirlenen gündemler doğrultusunda karar alır ve bu kararın uygulanması ve takibi için vakıf temsilcisini vazifelendirir. Vakıf temsilcisi ise kararın uygulanması için dersanede öğrencileri istihdam ederek kararın hayata geçirilmesini sağlar. Genelde cemaatlerin işleyiş tarzı budur. Sadece bazı yerlerde kararlar meşveret de edilmeyip daha üst ağızların talimatıyla da olabilmektedir. Peki, bu doğru mudur? Bana göre yanlıştır, Çünkü: 1-Karar verilirken, kararı uygulayacak olanların görüşü alınmamıştır. 2-Karar verenler, kararın uygulanmasından sorumlu tutulmamıştır. 3-Karar verenler, çoğunlukla kararı uygulayanların karşılaştıkları zorlukları bilmedikleri ve yaşamadıkları için olası bir sıkıntıda kararı uygulayanları rahatlıkla itham edebileceklerdir. 4-Eğer karar aksü'l amel eder ve maksadının aksine sonuçlar doğurursa, hatanın kararda mı yoksa kararın uygulanmasında mı olduğu anlaşılamayacaktır. 5-Karar isabetli bir netice verir ve topluma mal olursa, mükâfatı karar verenler alırken, kararı uygulayanlar unutulacaktır. Bu da zulümdür. Burjuva, yani başkalarının emeklerini sömürenler işte bu şekilde de karşımıza çıkıyor. Ama bu en masum görüneni ve günümüzde insanların en az umursadıkları şekli. Bir de bu sömürgeci anlayışın maddi olanını düşünün... [I]Netice itibariyle cemaatlerde sosyal sınıfların mevcut olduğunu biliyoruz. Aynı sohbet ortamında asgari ücret alan ile fabrika işleten ferdlerin bir arada yaşadığını da biliyoruz. Cemaat, sohbet ortamında bu iki sosyal sınıfı idare ediyor olsa da, meşveret mekanizmalarında ilim ve ehliyetten ziyade sosyal nüfuz ve maddi imkânları olanlara öncelik tanındığı da inkâr edilemez bir gerçektir. [/I] [I]Sonuç; meşveret sistemi layıkıyla işletilebilmesi için her iş ehline verilmelidir. Karar alınırken, kararı uygulayacak kadrolar da karar sürecine bir şekilde dâhil edilmeli ve yine aynı şekilde karar verenler de bir şekilde uygulama sürecine müdahil olmalıdır.[/I] Diğer yandan cemaat içerisindeki herkesin sosyal statüsünün aynı olduğunu, gerçekte herkesin Allah'ın kulu olduğu iyice yerleştirilmelidir. [I]Maddi imkân farklılıklarından doğan sosyal sınıflardan ziyade ilmî sınıflar oluşturulmalı ve bu ilmî sınıfların vazifesi danışma heyeti, araştırma ve geliştirme heyeti olmalıdır. Ayrıca cemaat içi yargı sistemi oluşturulmalı, bilinerek veya bilinmeyerek hakkına tecavüz edilen efrad hakkını cemaat içi meşru mekanizma dâhilinde arayabilmeli ve hakkını tahsil edebilmelidir. [/I] Yazar: Latif SAKARYA [/FONT][URL="http://www.risalehaber.com/"][FONT=verdana,sans-serif]http://www.risalehaber.com/[/FONT][/URL][FONT=verdana,sans-serif] [/FONT] [/SIZE][/FONT][FONT=Times New Roman][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Cemaat................
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst