Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Cennet kokusu
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="GÜLEFÞAN" data-source="post: 84011" data-attributes="member: 1334"><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">SubhanALLAH, Bu Cennet Kokusudur !!!!!!</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">--------------------------------------------------------</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">Eski zamanların birinde saf mı saf temiz mi temiz, her şeye ve herkese kanan bir adam yaşarmış. Tüm muradı insanlara hizmet edip Rabbinin rızasını kazanmakmış. Fakat bazı kendini bilmez insanlar, onun bu saflığından yararlanıp, ona kötü şakalar yaparlar, üzerlermiş. Gel zaman git zaman, bu saf adamın köyünden bir grup insan umre ziyareti yapmaya karar verirler. Giderlerken bu adamcağızı da yanlarında götürmeye karar verirler. "Yolda biraz takılırız, zaman geçiririz." diye.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">Nihayet uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra yüce ALLAH'ın evi Beytullah tüm heybetiyle görünmüş. Müslümanlar ve bizim iyilik timsali saf adamımız, heyecan ve sevinçle ona koşmuş ve umre vazifelerini yerine getirmişler. Yaklaşık on gün burada ibadet ve taatla meşgul olan kafile artık toparlanıyormuş. şimdi Resûlullah'a varma zamanı gelmişti. Nur şehir Medine'ye gitmek için yola koyulmuşlardı. Mekke'den bir mil mesafe ayrılmışlardı ki, içlerinden biri çantasından birtakım kâğıtlar çıkarmış, acele ile arkadaşlarına dağıtmaya başlamış. "Bu nedir?" diyenlere:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">"Susun, sessiz olun. Bizim saf adam duymasın, ona müthiş bir oyun hazırladım." demiş.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">Kafilede olan herkese dağıtmış. O kâğıtlardan sadece saf adama vermemiş. Arkadaşları dayanamamış, "çabuk anlat, oyunun nedir?" demişler. Adam:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">"Bakın, birazdan saf adam gelecek. Bizlere ellerimizdeki kâğıtların ne olduğunu soracak."</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">"Eee, biz ne diyeceğiz?" diye atılmış arkadaşları.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">"Diyeceğiz ki, bu kâğıtlar bize cennetten gelmiştir. Umre ziyaretimizi kabul eden ALLAH, bizlere beraatlarımızı gönderdi." diyeceğiz.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">Arkadaşlarından bazıları:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">"Fakat bu çok ağır bir şaka." dedilerse de bu işi yapmaya karar verdiler.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">Biraz sonra saf adam yanlarına gelmişti. Birde ne görsün, herkesin elinde birtakım kağıtlar, onu öpüp kokluyorlar. Dayanamadı:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">"Ey benim arkadaşlarım! Nedir o elinizdeki öpüp kokladığınız kâğıtlar?" diye sordu.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">Hepsi birbirlerine kaş göz edip gülüşmüşlerdi. Bu oyunu hazırlayan zat ona:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">"Aaa, senin bu kâğıtlardan haberin yok mu?"</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">"Hayır, yok."</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">"Ama nasıl olur, bak, hepimize gönderildi bundan."</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">"Fakat anlamıyorum, nedir onlar? Kim gönderdi?"</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">"Kim olacak, umremizi ve ibadetlerimizi beğenip kabul eden ALLAH gönderdi."</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">Saf adam âdeta beyninden vurulmuştu. Son baharda yaprakları dökülüp en ufak bir rüzgârda titreyen bir gül ağacı yaprağı gibiydi. Dudakları: "Rabbim! Rabbim! diye kıpırdıyordu.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">Aniden yönünü Mekke'ye çevirdi. Kâbe karşısındaydı; birden olanca kuvvetiyle koşmaya başladı. Arkadaşlarının "Dur, gitme! şaka yaptık." sözlerini duymuyordu bile. Onun gönlü yanmıştı, hem de nasıl bir yangın? Belki Nil nehri oraya aksa, söndüremeyecekti. Düşüyor, kalkıyor, ağlıyordu. Sonunda kavuşmuştu Beytullah'a. Ona öyle bir sarıldı ki, gözyaşlarını, Kâbe'nin örtüsü içine çekiyordu. Kalbini âlemlerin Rabbi olan ALLAH'a bağlamış haykırıyordu:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">"Ey yüceler yücesi ALLAH'ım! Ey benim Rabbim! Niye benim beraatımı vermedin, ne kusur ettim? ALLAH'ım! Arkadaşlarım öyle mutlu ve sevinçli, ben böyle boynu bükük yetim kaldım. Rabbim! Sana yalvarıyorum! Benim de beratımı ver. Ne olur ALLAH'ım, beratımı ver!"</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">O, böyle yalvarırken, kafasına bir şeyin değip yere düştüğünü hissetti. Bir de ne görsün, arkadaşlarının ellerindeki kâğıtlardan çok daha güzel bir kâğıt. Hemen aldı, sevinçten ne yapacağını şaşırmıştı. Hemen kalktı kafilesine doğru koşmaya başladı. Bir yandan da bağırıyordu:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">"Aldım! Aldım! Ben de beratımı aldım!?"</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">Arkadaşlarının hepsi şaşırmıştı. Adam yanlarına gelince, hemen elindeki kağıdı aldılar. O da neydi? Bu kâğıt nasıl da güzel kokuyordu! Hayatlarında hiç bu kadar güzel bir koku koklamamışlardı. üstelik çok garip harika desenli bir kâğıttı. şimdi hepsi telaşlanmışlardı, işin içinde bir iş vardı. Hiç vakit kaybetmeden hemen Mekke'ye döndüler ve o devrin büyük âlimi bir büyük zata gittiler. Kâğıdı ona verdiler. O âlim zat kâğıdı eline alır almaz, ayağa kalktı.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">"SübhanALLAH! Bu cennet kokusudur." dedi. Kâğıdı açınca hayret ve dehşeti arttı:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">"Bu," dedi, "bu bir berattır. Falan adama yazılmıştır. Hem de nur mürekkeple yazılmıştır."</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">Hepsi donmuşlardı. Kimileri hüngür hüngür ağlıyordu. Âlim o saf adamı kucaklamış sakallarından, yüzünden, ellerinden öpüyordu.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">"Ne olur bana dua et!" diye rica ediyordu.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">ALLAH, bu saf kuluna rahmet etmiş, ona nazar edip mükâfatlandırmış ve arkadaşlarına da bir ders vermişti </span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: darkred">Alıntı.</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="GÜLEFÞAN, post: 84011, member: 1334"] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=darkred][/COLOR][/FONT][FONT=Comic Sans MS][COLOR=darkred] [/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=darkred]SubhanALLAH, Bu Cennet Kokusudur !!!!!! -------------------------------------------------------- Eski zamanların birinde saf mı saf temiz mi temiz, her şeye ve herkese kanan bir adam yaşarmış. Tüm muradı insanlara hizmet edip Rabbinin rızasını kazanmakmış. Fakat bazı kendini bilmez insanlar, onun bu saflığından yararlanıp, ona kötü şakalar yaparlar, üzerlermiş. Gel zaman git zaman, bu saf adamın köyünden bir grup insan umre ziyareti yapmaya karar verirler. Giderlerken bu adamcağızı da yanlarında götürmeye karar verirler. "Yolda biraz takılırız, zaman geçiririz." diye. Nihayet uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra yüce ALLAH'ın evi Beytullah tüm heybetiyle görünmüş. Müslümanlar ve bizim iyilik timsali saf adamımız, heyecan ve sevinçle ona koşmuş ve umre vazifelerini yerine getirmişler. Yaklaşık on gün burada ibadet ve taatla meşgul olan kafile artık toparlanıyormuş. şimdi Resûlullah'a varma zamanı gelmişti. Nur şehir Medine'ye gitmek için yola koyulmuşlardı. Mekke'den bir mil mesafe ayrılmışlardı ki, içlerinden biri çantasından birtakım kâğıtlar çıkarmış, acele ile arkadaşlarına dağıtmaya başlamış. "Bu nedir?" diyenlere: "Susun, sessiz olun. Bizim saf adam duymasın, ona müthiş bir oyun hazırladım." demiş. Kafilede olan herkese dağıtmış. O kâğıtlardan sadece saf adama vermemiş. Arkadaşları dayanamamış, "çabuk anlat, oyunun nedir?" demişler. Adam: "Bakın, birazdan saf adam gelecek. Bizlere ellerimizdeki kâğıtların ne olduğunu soracak." "Eee, biz ne diyeceğiz?" diye atılmış arkadaşları. "Diyeceğiz ki, bu kâğıtlar bize cennetten gelmiştir. Umre ziyaretimizi kabul eden ALLAH, bizlere beraatlarımızı gönderdi." diyeceğiz. Arkadaşlarından bazıları: "Fakat bu çok ağır bir şaka." dedilerse de bu işi yapmaya karar verdiler. Biraz sonra saf adam yanlarına gelmişti. Birde ne görsün, herkesin elinde birtakım kağıtlar, onu öpüp kokluyorlar. Dayanamadı: "Ey benim arkadaşlarım! Nedir o elinizdeki öpüp kokladığınız kâğıtlar?" diye sordu. Hepsi birbirlerine kaş göz edip gülüşmüşlerdi. Bu oyunu hazırlayan zat ona: "Aaa, senin bu kâğıtlardan haberin yok mu?" "Hayır, yok." "Ama nasıl olur, bak, hepimize gönderildi bundan." "Fakat anlamıyorum, nedir onlar? Kim gönderdi?" "Kim olacak, umremizi ve ibadetlerimizi beğenip kabul eden ALLAH gönderdi." Saf adam âdeta beyninden vurulmuştu. Son baharda yaprakları dökülüp en ufak bir rüzgârda titreyen bir gül ağacı yaprağı gibiydi. Dudakları: "Rabbim! Rabbim! diye kıpırdıyordu. Aniden yönünü Mekke'ye çevirdi. Kâbe karşısındaydı; birden olanca kuvvetiyle koşmaya başladı. Arkadaşlarının "Dur, gitme! şaka yaptık." sözlerini duymuyordu bile. Onun gönlü yanmıştı, hem de nasıl bir yangın? Belki Nil nehri oraya aksa, söndüremeyecekti. Düşüyor, kalkıyor, ağlıyordu. Sonunda kavuşmuştu Beytullah'a. Ona öyle bir sarıldı ki, gözyaşlarını, Kâbe'nin örtüsü içine çekiyordu. Kalbini âlemlerin Rabbi olan ALLAH'a bağlamış haykırıyordu: "Ey yüceler yücesi ALLAH'ım! Ey benim Rabbim! Niye benim beraatımı vermedin, ne kusur ettim? ALLAH'ım! Arkadaşlarım öyle mutlu ve sevinçli, ben böyle boynu bükük yetim kaldım. Rabbim! Sana yalvarıyorum! Benim de beratımı ver. Ne olur ALLAH'ım, beratımı ver!" O, böyle yalvarırken, kafasına bir şeyin değip yere düştüğünü hissetti. Bir de ne görsün, arkadaşlarının ellerindeki kâğıtlardan çok daha güzel bir kâğıt. Hemen aldı, sevinçten ne yapacağını şaşırmıştı. Hemen kalktı kafilesine doğru koşmaya başladı. Bir yandan da bağırıyordu: "Aldım! Aldım! Ben de beratımı aldım!?" Arkadaşlarının hepsi şaşırmıştı. Adam yanlarına gelince, hemen elindeki kağıdı aldılar. O da neydi? Bu kâğıt nasıl da güzel kokuyordu! Hayatlarında hiç bu kadar güzel bir koku koklamamışlardı. üstelik çok garip harika desenli bir kâğıttı. şimdi hepsi telaşlanmışlardı, işin içinde bir iş vardı. Hiç vakit kaybetmeden hemen Mekke'ye döndüler ve o devrin büyük âlimi bir büyük zata gittiler. Kâğıdı ona verdiler. O âlim zat kâğıdı eline alır almaz, ayağa kalktı. "SübhanALLAH! Bu cennet kokusudur." dedi. Kâğıdı açınca hayret ve dehşeti arttı: "Bu," dedi, "bu bir berattır. Falan adama yazılmıştır. Hem de nur mürekkeple yazılmıştır." Hepsi donmuşlardı. Kimileri hüngür hüngür ağlıyordu. Âlim o saf adamı kucaklamış sakallarından, yüzünden, ellerinden öpüyordu. "Ne olur bana dua et!" diye rica ediyordu. ALLAH, bu saf kuluna rahmet etmiş, ona nazar edip mükâfatlandırmış ve arkadaşlarına da bir ders vermişti Alıntı.[/COLOR][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Cennet kokusu
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst