Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
cesaret ve korkaklıkla imanın ne alakası vardır?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 169124" data-attributes="member: 27"><p>İman intisabdır, bağlılıktır. İnandığımız ve dolayısıyla bağlandığımız şeyin mahiyetine göre cesaretimiz ortaya çıkıyor. İmanımız; kainatı elinde tutan, idare eden, zerrelerden kürelere kadar ne varsa hiç birinin idaresi kendisine zor gelmeyen, her şeyin yaratıcısı, yarattıklarının rızkını veren, bir işi yapması diğer bir işine mani olmayan, kudretinin zıttı olmayan bir allah a ise cesarette o derecede kavi oluyor. Mesela en bariz örnekler olarak Peygamberleri (Selam onların üzerine olsun.) verebiliriz. Çünkü onlar imanı bizim imanımızla kıyaslanamaz. Üstad r.a. imanın mertebelerinden bahsederken 3 mertebe zikrediyor. 1. ilmel yakin, 2. aynel yakin ve 3. hakkal yakin. Bu üç derece iman mertebelerinden hakkal yakin bizzat yaşadığımız bir şeyi bilmek gibi kati bir imandır. Peygamberlerin (Selam onların üzerine olsun.) imanı bu türden olduğundan hiç birşey onları davalarından vazgeçirememiştir. Davaları uğruna herşeyi, canlarını, mallarını, evlatlarını feda etmişlerdir. Hz. ibrahim as. Hz. Nuh as. Hz. Musa as. ı muarızlarına karşı dik tutan, yıldırmayan, cesarete sevkeden şüphesiz ki allah olan imanlarından ileri gelmektedir. Peygamberimiz s.a.v. döneminde ise daha da çarpıcı örnekler karşımıza çıkar. Sahabe efendilerimizle r.a. birlikte tarihte cesaret bakımından en dehşet verici zamanlardandır. Sayı çokluğu o dönem müslümanları için korkuya sebep değildir. Çünkü dava bir inanç uğrunadır ve inanılan allah cc. dır. Bu intisabla karşıdaki düşmanın sayı bakımından hiç bir önemi yoktur. O dönemde bunun sayısız örnekleri gösterilebilir. Yine yakın zamanımıza baktığımızda “Başımdaki saçlarım adedince başlarım bulunsa ve her gün biri kesilse, zındıkaya ve dalâlete teslim-i silâh edip vatan ve millet ve İslâmiyete hıyanet etmem, hakikat-i Kur’ân’a feda olan bu başımı zâlimlere eğmem” sözünü Bediüzzaman hazretlerine r.a. söyleten yine bu imandır. İmanın muhafazası da ubudiyetle alakalıdır. İbadetlerin terkedilmeye başlanmasıyla cesarette zamanla sönmeye başlar. Yerini korkaklığa bırakır.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 169124, member: 27"] İman intisabdır, bağlılıktır. İnandığımız ve dolayısıyla bağlandığımız şeyin mahiyetine göre cesaretimiz ortaya çıkıyor. İmanımız; kainatı elinde tutan, idare eden, zerrelerden kürelere kadar ne varsa hiç birinin idaresi kendisine zor gelmeyen, her şeyin yaratıcısı, yarattıklarının rızkını veren, bir işi yapması diğer bir işine mani olmayan, kudretinin zıttı olmayan bir allah a ise cesarette o derecede kavi oluyor. Mesela en bariz örnekler olarak Peygamberleri (Selam onların üzerine olsun.) verebiliriz. Çünkü onlar imanı bizim imanımızla kıyaslanamaz. Üstad r.a. imanın mertebelerinden bahsederken 3 mertebe zikrediyor. 1. ilmel yakin, 2. aynel yakin ve 3. hakkal yakin. Bu üç derece iman mertebelerinden hakkal yakin bizzat yaşadığımız bir şeyi bilmek gibi kati bir imandır. Peygamberlerin (Selam onların üzerine olsun.) imanı bu türden olduğundan hiç birşey onları davalarından vazgeçirememiştir. Davaları uğruna herşeyi, canlarını, mallarını, evlatlarını feda etmişlerdir. Hz. ibrahim as. Hz. Nuh as. Hz. Musa as. ı muarızlarına karşı dik tutan, yıldırmayan, cesarete sevkeden şüphesiz ki allah olan imanlarından ileri gelmektedir. Peygamberimiz s.a.v. döneminde ise daha da çarpıcı örnekler karşımıza çıkar. Sahabe efendilerimizle r.a. birlikte tarihte cesaret bakımından en dehşet verici zamanlardandır. Sayı çokluğu o dönem müslümanları için korkuya sebep değildir. Çünkü dava bir inanç uğrunadır ve inanılan allah cc. dır. Bu intisabla karşıdaki düşmanın sayı bakımından hiç bir önemi yoktur. O dönemde bunun sayısız örnekleri gösterilebilir. Yine yakın zamanımıza baktığımızda “Başımdaki saçlarım adedince başlarım bulunsa ve her gün biri kesilse, zındıkaya ve dalâlete teslim-i silâh edip vatan ve millet ve İslâmiyete hıyanet etmem, hakikat-i Kur’ân’a feda olan bu başımı zâlimlere eğmem” sözünü Bediüzzaman hazretlerine r.a. söyleten yine bu imandır. İmanın muhafazası da ubudiyetle alakalıdır. İbadetlerin terkedilmeye başlanmasıyla cesarette zamanla sönmeye başlar. Yerini korkaklığa bırakır. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
cesaret ve korkaklıkla imanın ne alakası vardır?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst