Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Cesaretin kaynağı imandır
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="topraktoprak" data-source="post: 184220" data-attributes="member: 11795"><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">Bismillahirrahmanirrahim</span></span></strong></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">Çünkü, âbid, namazında der: (Şehâdet ederim ki, Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur.) Yani, "Hâlık ve Rezzâk, Ondan başka yoktur. Zarar ve menfaat, Onun elindedir. O hem Hakîmdir, abes iş yapmaz. Hem Rahîmdir, ihsanı, merhameti çoktur" diye itikad ettiğinden, her şeyde bir hazîne-i rahmet kapısını bulur. Duâ ile çalar. Hem herşeyi kendi Rabbinin emrine musahhar görür. Rabbine ilticâ eder; tevekkül ile istinad edip, her musîbete karşı tahassun eder. İmânı ona bir emniyet-i tâmme verir.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">Evet, her hakiki hasenât gibi, cesâretin dahi menbaı imândır, ubûdiyettir. Her seyyiât gibi, cebânetin dahi menbaı dalâlettir.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">Evet, tam münevverü'l-kalb bir âbidi, küre-i arz bomba olup patlasa, ihtimâldir ki, onu korkutmaz. Belki hârika bir kudret-i Samedâniyeyi, lezzetli bir hayret ile seyredecek. Fakat, meşhur bir münevverü'l-akıl denilen kalbsiz bir fâsık feylesof ise, gökte bir kuyruklu yıldızı görse, yerde titrer. "Acaba bu serseri yıldız arzımıza çarpmasın mı?" der, evhâma düşer. (Bir vakit böyle bir yıldızdan Amerika titredi. Çokları gece vakti hânelerini terk ettiler.)</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">Evet, insan nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde, sermâyesi hiç hükmünde. Hem nihayetsiz musîbetlere mâruz olduğu halde, iktidarı hiç hükmünde birşey. Adetâ sermâye ve iktidarının dairesi, eli nereye yetişirse o kadardır. Fakat emelleri, arzuları ve elemleri ve belâları ise; dairesi, gözü, hayali nereye yetişirse ve gidinceye kadar geniştir.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">Bu derece âciz ve zayıf, fakir ve muhtaç olan ruh-u beşere ibâdet, tevekkül, tevhid, teslim ne kadar azîm bir kâr, bir saadet, bir nimet olduğunu, bütün bütün kör olmayan görür, derk eder. Mâlûmdur ki, zararsız yol, zararlı yola velev on ihtimâlden bir ihtimâl ile olsa tercih edilir. Halbuki, meselemiz olan ubûdiyet yolu, zararsız olmakla beraber, ondan dokuz ihtimâl ile bir saadet-i ebediye hazînesi vardır. Fısk ve sefâhet yolu ise hattâ fâsıkın itirafiyle dahi menfaatsiz olduğu halde, ondan dokuz ihtimâl ile şekâvet-i ebediye helâketi bulunduğu, icmâ ve tevâtür derecesinde, hadsiz ehl-i ihtisâsın ve müşâhedenin şehâdetiyle sabittir ve ehl-i zevkin ve keşfin ihbarâtıyla muhakkaktır.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">Elhâsıl, âhiret gibi dünya saadeti dahi, ibâdette ve Allah'a asker olmaktadır. Öyle ise biz dâimâ, (Emirlerine itaate ve hayırlı işlerde başarıya ulaştırdığı için Allah'a hamd olsun.) demeliyiz ve Müslüman olduğumuza şükretmeliyiz. (Sözler, 3. Söz )</span></span></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">Bediüzzaman Said Nursi</span></span></strong></p><p><u><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">SÖZLÜK:</span></span></strong></u></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">ABES : Oyuncak kabilinden faydasız ve boş amel. Lüzumsuz ve gayesiz iş.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">ÂBİD : İbâdet eden kul.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">CEBÂNET : Korkaklık, ürkeklik.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">DALÂLET : Hak ve hakîkatten, dinden sapma, ayrılma; azma.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">DERK : İyice anlamak, idrak etmek.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">EHL-İ İHTİSAS : Mütehassıs kimseler.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">ELEM : Ağrı, acı, keder, dert, gam, kaygı.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">ELHÂSIL : Kısacası, netice olarak, özetle.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">EMEL : Şiddetli istek, gaye, ümit.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">EMNİYET-İ TÂMME : Tam bir emniyet ve korkusuzluk.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">FÂSIK : Günahkâr, büyük günahları işleyen.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">FÂSIK : Günahkâr, büyük günahları işleyen.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">FISK : Günâh; Allah'ın emirlerini terk ve Ona isyan etmek, doğru yoldan sapmak.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">HAKÎM : Herşeyi gaye ve faydalarla yaratan Allah.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">HÁLIK : Yaratıcı, herşeyi yoktan yaratan Allah.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">HASENÂT : Hayırlar, iyilik ve güzellikler.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">HELÂKET : Mahvolma, yok olma, felâket.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">İCMÂ : Fikir birliği. Bir meselede âlimlerin ittifak etmesi.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">İHBÂRÂT : Haber vermeler.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">İHTİMÂL : Mümkün olma. Olanak.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">İLTİCÂ : Sığınma.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">İSTİNAD : Dayanma, güvenme.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">İTİKAD : İnanmak, inanç, gönülden tasdik ederek inanma.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">KUDRET-İ SAMEDÂNİYE : Herşey kendisine muhtaç olan Allah'ın gücü.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">KÜRE-İ ARZ : Yerküre; dünya.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">MÂLÛM : Bilinen.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">MUHAKKAK : Hakîkatı ve gerçeği belli olmuş, doğru.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">MUSAHHAR : Emre verilmiş, itaatkâr, fethedilmiş, birine bağlanmış.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">MÜNEVVERÜ'L-AKIL : Aklı nurlanmış, aydınlanmış olan.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">MÜNEVVERÜ'L-KALB : Kalbi nurlanmış, îmânla aydınlanmış olan.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">MÜŞÂHEDE : Görme, seyretme, şâhit olma.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">NİHÂYETSİZ : Sonsuz.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">RAHÎM : Sonsuz merhamet sahibi Allah.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">REZZÂK : Bütün yaratılmışların rızkını veren ve ihtiyaçlarını karşılayan Allah.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">RÛH-U BEŞER : İnsan rûhu, insan varlığı.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">SAADET-İ EBEDİYE : Dâimî saadet; Cennet hayatı, ebedî mutluluk. Sonsuz mutluluk.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">SEFÂHET : Zevk, eğlence ve yasak şeylere düşkünlük.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">SEYYİÂT : Kötülükler, günahlar, suçlar.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">ŞEHÂDET : Şâhitlik; Allah tarafından Peygamberimize bildirilen herşeyi kabul ve tasdik etme.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">ŞEKÂVET-İ EBEDİYE : Daimi sıkıntı ve işkence, bitmeyen azab.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">TAHASSUN : Kaleye sığınma. Korunma.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">TEVÂTÜR : İçinde yalan ihtimâli bulunmayan ve birbirlerine kuvvet veren haberlerden oluşan büyük bir topluluğa ait haber.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">TEVEKKÜL : Sebeplere sarıldıktan sonra neticesini Allah'a bırakma, neticeye rıza gösterme.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">TEVEKKÜL : Sebeplere sarıldıktan sonra neticesini Allah'a bırakma, neticeye rıza gösterme.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">TEVHİD : Birleme, Allah'ın bir olduğuna ve Ondan başka İlâh olmadığına inanma.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: royalblue"><span style="color: blue">VELEV : Eğer, şâyet, her ne</span> kadar, gerçi.</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="topraktoprak, post: 184220, member: 11795"] [B][SIZE=4][COLOR=blue]Bismillahirrahmanirrahim[/COLOR][/SIZE][/B] [SIZE=4][COLOR=blue]Çünkü, âbid, namazında der: (Şehâdet ederim ki, Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur.) Yani, "Hâlık ve Rezzâk, Ondan başka yoktur. Zarar ve menfaat, Onun elindedir. O hem Hakîmdir, abes iş yapmaz. Hem Rahîmdir, ihsanı, merhameti çoktur" diye itikad ettiğinden, her şeyde bir hazîne-i rahmet kapısını bulur. Duâ ile çalar. Hem herşeyi kendi Rabbinin emrine musahhar görür. Rabbine ilticâ eder; tevekkül ile istinad edip, her musîbete karşı tahassun eder. İmânı ona bir emniyet-i tâmme verir.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=blue]Evet, her hakiki hasenât gibi, cesâretin dahi menbaı imândır, ubûdiyettir. Her seyyiât gibi, cebânetin dahi menbaı dalâlettir.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=blue]Evet, tam münevverü'l-kalb bir âbidi, küre-i arz bomba olup patlasa, ihtimâldir ki, onu korkutmaz. Belki hârika bir kudret-i Samedâniyeyi, lezzetli bir hayret ile seyredecek. Fakat, meşhur bir münevverü'l-akıl denilen kalbsiz bir fâsık feylesof ise, gökte bir kuyruklu yıldızı görse, yerde titrer. "Acaba bu serseri yıldız arzımıza çarpmasın mı?" der, evhâma düşer. (Bir vakit böyle bir yıldızdan Amerika titredi. Çokları gece vakti hânelerini terk ettiler.)[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=blue]Evet, insan nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde, sermâyesi hiç hükmünde. Hem nihayetsiz musîbetlere mâruz olduğu halde, iktidarı hiç hükmünde birşey. Adetâ sermâye ve iktidarının dairesi, eli nereye yetişirse o kadardır. Fakat emelleri, arzuları ve elemleri ve belâları ise; dairesi, gözü, hayali nereye yetişirse ve gidinceye kadar geniştir.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=blue]Bu derece âciz ve zayıf, fakir ve muhtaç olan ruh-u beşere ibâdet, tevekkül, tevhid, teslim ne kadar azîm bir kâr, bir saadet, bir nimet olduğunu, bütün bütün kör olmayan görür, derk eder. Mâlûmdur ki, zararsız yol, zararlı yola velev on ihtimâlden bir ihtimâl ile olsa tercih edilir. Halbuki, meselemiz olan ubûdiyet yolu, zararsız olmakla beraber, ondan dokuz ihtimâl ile bir saadet-i ebediye hazînesi vardır. Fısk ve sefâhet yolu ise hattâ fâsıkın itirafiyle dahi menfaatsiz olduğu halde, ondan dokuz ihtimâl ile şekâvet-i ebediye helâketi bulunduğu, icmâ ve tevâtür derecesinde, hadsiz ehl-i ihtisâsın ve müşâhedenin şehâdetiyle sabittir ve ehl-i zevkin ve keşfin ihbarâtıyla muhakkaktır.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=blue]Elhâsıl, âhiret gibi dünya saadeti dahi, ibâdette ve Allah'a asker olmaktadır. Öyle ise biz dâimâ, (Emirlerine itaate ve hayırlı işlerde başarıya ulaştırdığı için Allah'a hamd olsun.) demeliyiz ve Müslüman olduğumuza şükretmeliyiz. (Sözler, 3. Söz )[/COLOR][/SIZE] [B][SIZE=4][COLOR=blue]Bediüzzaman Said Nursi[/COLOR][/SIZE][/B] [U][B][SIZE=4][COLOR=blue]SÖZLÜK:[/COLOR][/SIZE][/B][/U] [SIZE=4][COLOR=royalblue][COLOR=blue]ABES : Oyuncak kabilinden faydasız ve boş amel. Lüzumsuz ve gayesiz iş. ÂBİD : İbâdet eden kul. CEBÂNET : Korkaklık, ürkeklik. DALÂLET : Hak ve hakîkatten, dinden sapma, ayrılma; azma. DERK : İyice anlamak, idrak etmek. EHL-İ İHTİSAS : Mütehassıs kimseler. ELEM : Ağrı, acı, keder, dert, gam, kaygı. ELHÂSIL : Kısacası, netice olarak, özetle. EMEL : Şiddetli istek, gaye, ümit. EMNİYET-İ TÂMME : Tam bir emniyet ve korkusuzluk. FÂSIK : Günahkâr, büyük günahları işleyen. FÂSIK : Günahkâr, büyük günahları işleyen. FISK : Günâh; Allah'ın emirlerini terk ve Ona isyan etmek, doğru yoldan sapmak. HAKÎM : Herşeyi gaye ve faydalarla yaratan Allah. HÁLIK : Yaratıcı, herşeyi yoktan yaratan Allah. HASENÂT : Hayırlar, iyilik ve güzellikler. HELÂKET : Mahvolma, yok olma, felâket. İCMÂ : Fikir birliği. Bir meselede âlimlerin ittifak etmesi. İHBÂRÂT : Haber vermeler. İHTİMÂL : Mümkün olma. Olanak. İLTİCÂ : Sığınma. İSTİNAD : Dayanma, güvenme. İTİKAD : İnanmak, inanç, gönülden tasdik ederek inanma. KUDRET-İ SAMEDÂNİYE : Herşey kendisine muhtaç olan Allah'ın gücü. KÜRE-İ ARZ : Yerküre; dünya. MÂLÛM : Bilinen. MUHAKKAK : Hakîkatı ve gerçeği belli olmuş, doğru. MUSAHHAR : Emre verilmiş, itaatkâr, fethedilmiş, birine bağlanmış. MÜNEVVERÜ'L-AKIL : Aklı nurlanmış, aydınlanmış olan. MÜNEVVERÜ'L-KALB : Kalbi nurlanmış, îmânla aydınlanmış olan. MÜŞÂHEDE : Görme, seyretme, şâhit olma. NİHÂYETSİZ : Sonsuz. RAHÎM : Sonsuz merhamet sahibi Allah. REZZÂK : Bütün yaratılmışların rızkını veren ve ihtiyaçlarını karşılayan Allah. RÛH-U BEŞER : İnsan rûhu, insan varlığı. SAADET-İ EBEDİYE : Dâimî saadet; Cennet hayatı, ebedî mutluluk. Sonsuz mutluluk. SEFÂHET : Zevk, eğlence ve yasak şeylere düşkünlük. SEYYİÂT : Kötülükler, günahlar, suçlar. ŞEHÂDET : Şâhitlik; Allah tarafından Peygamberimize bildirilen herşeyi kabul ve tasdik etme. ŞEKÂVET-İ EBEDİYE : Daimi sıkıntı ve işkence, bitmeyen azab. TAHASSUN : Kaleye sığınma. Korunma. TEVÂTÜR : İçinde yalan ihtimâli bulunmayan ve birbirlerine kuvvet veren haberlerden oluşan büyük bir topluluğa ait haber. TEVEKKÜL : Sebeplere sarıldıktan sonra neticesini Allah'a bırakma, neticeye rıza gösterme. TEVEKKÜL : Sebeplere sarıldıktan sonra neticesini Allah'a bırakma, neticeye rıza gösterme. TEVHİD : Birleme, Allah'ın bir olduğuna ve Ondan başka İlâh olmadığına inanma. VELEV : Eğer, şâyet, her ne[/COLOR] kadar, gerçi.[/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Cesaretin kaynağı imandır
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst