Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Ehli Sünnet Tarikat ve Cemaatler
Cevaplıyoruz-Şia'ya Sorulan Sorular
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ümmüebiha" data-source="post: 200115" data-attributes="member: 1006580"><p><span style="color: red"><strong>İSLÂM AÇISINDAN DİN SİYASETTEN AYRI MIDIR?</strong></span></p><p><strong>Cevap: Her şeyden önce siyasetin anlamını açıkla-mak gerekir ki, bu açıklama ışığında din Me siyaset iliş-kisi açıklığı kavuşsun. Burada siyaset kavramı için iki ih-timal söz konusudur:</strong></p><p> </p><p><strong>1- Amaca ulaşmak için hile yapmak, aldatmak ve mümkün olan her türlü araçtan istifade etmek (amaç aracı meşru kılar) anlammda siyaset.</strong></p><p><strong>Açıkça bilindiği üzere bu anlamdaki siyaset, keli-menin gerçek anlamıyla siyaset olmadığı gibi, hile ve al-datmacadan başka bir şey değildir ve din asla böyle bir siyasetle uyuşmaz.</strong></p><p> </p><p><strong>2- Bir toplumu çeşitli alanlarda Islâm'ın gerçek ilke-leri doğrultusunda yönetmek ve işlerini düzene koymak anlammda siyaset.</strong></p><p><strong>Bu anlamdaki siyaset, Müslümanların işlerini Kur'-ân ve sünnet ışığında idare etmek olup asla dinden ayrı sayılamaz.</strong></p><p> </p><p><strong>Şimdi dinin bu anlamdaki siyasetten ayrı olmadığı-nın ve devlet teşkilinin gerekliliğinin bazı delillerine ba-kalım:</strong></p><p><strong>Dinin siyasetten ayrı olmadığının açık kanıtı, pey-gamberliğinin inişli çıkışlı döneminde Resul-i Ekrem'in (s.a.a) izlediği metottur. Allah Resulü'nün sözlerini ve davranışlarını incelediğimiz zaman Hz. Peygamber'in,davetinin başlangıcından itibaren Allah'a iman esasına dayalı, İslâm'ın plân ve projelerini hayata geçirebilecek güçlü bir devlet kurmayı amaçladığı gün gibi ortaya çıkmaktadır.</strong></p><p><strong>İşte Hz. Peygamber'in (s.a.a) bu yöndeki gayretlerini gösteren bazı karineler:</strong></p><p> </p><p><span style="color: red"><strong>Hz. Peygamber, Islam Devletinin Kurucusu</strong></span></p><p><strong>1- Allah Resulü (s.a.a), davetini açığa vurmakla gö-revlendirildiği zaman çeşitli yöntemlerle, vereceği mü-cadelenin çekirdek kadrosunu oluşturmaya ve Müslü-man güçleri bir a ray a getirmeye başladı. Bu bağlamda uzaktan veya yakından Kâbe'yi ziyaret etmeye gelen kimselerle görüşerek onları İslâm'a çağırıyordu. Bu ara-da "Akabe" denilen yerde Medine halkından iki grupla görüşüp konuştu. Onlar da, kendisini Medine'ye davet edeceklerine ve savunacaklarına dair Hz. Peygamber'e biat ettiler.<span style="color: teal">- Siret-u İbn-i Hişam, c.l, s.431, Birinci Akabe bahsi, ikinci baskı, Mısır basımı</span> Böylece Hz. Peygamber'in İslâm devletini kurma cihetindeki ilk siyasî adımları atılmış oldu.</strong></p><p> </p><p><strong>2- Allah Resulü (s.a.a), Medine'ye hicret ettikten sonra güçlü ve büyük bir ordu kurmaya teşebbüs etti. Bu ordu, Hz. Peygamber'in hayatı döneminde birbirinden farklı seksen iki savaşa katıldı ve kazandığı parlak zafer-lerle İslâm devletinin teşkiline engel olan unsurları İs-lâm'ın yolundan kaldırıp temizledi.</strong></p><p> </p><p><strong>3- Medine'de İslâm devleti kurulduktan sonra Hz. Peygamber (s.a.a) elçiler ve tarihî mektuplar göndererek dönemin siyasî ve toplumsal güç kutuplarıyla irtibata geçti ve birçok grupların başkanlarıyla iktisadî, siyasî ve askerî anlaşmalar imzaladı.</strong></p><p><strong>Tarih, Hz. Peygamber'in İran imparatoru Kisra'ya, Rum padişahı Kayser'e, Mısır sultanı Mukavkıs'a, Habe-şistan padişahı Necaşî'ye ve o dönemdeki diğer yöneticilere gönderdiği bazı mektupları kaydetmiştir. Bazı araş-tırmacılar, bu mektuplarm çoğunu ayrı bir kitap hâlinde bir araya toplamışlardır.<span style="color: teal">Muhammed Hamidullah, el-Vesaik'us-Siyasiyye; AM Ahmedî, Mekatib'ur-Resul.</span></strong></p><p> </p><p><strong>4- Allah Resulü, Islâm'ın hedeflerini başarıya ulaş-tırmak ve İslâm devletinin temellerini saglamlastirmak için birçok kabile ve şehre yönetici tayin etmiştir. Buna örnek olarak Hz. Peygamber'in bu konudaki teşebbüsle-rinden birini hatirlatmak istiyoruz:</strong></p><p><strong>Peygamber-i Ekrem, Rufaa b. Zeyd'i temsilcisi olarak kendi kavmine gönderdi ve onun için şöyle bir mek-tup yazdi:</strong></p><p><strong>"Rahman ve Rahim olan Allah'm adiyla. Bu, Allah'm Resulü Muhammed tarafindan Rufaa b. Zeyd için yazılmış bir mektuptur. Ben onu, ken-dilerini Allah'a ve Peygamber'e davet etmesi için kendi kavmine ve ayn kavimlerden onlara katılanlara gönderiyorum. Kim onun davetini kabul ederse, Allah'm ve Peygamber'inin hiz-binden olur. Ondan yüz çevirenler ise, sadece iki ay güvendedirler."<span style="color: teal">2Mekatib'ur-Resul, c.l, s.144</span></strong></p><p><strong>Hz. Peygamber'in (s.a.a) bu tür davranış ve teşeb-büsleri göz önünde bulundurulduğunda, onun daha pey-gamberliğinin başlangıcından itibaren güçlü bir İslâm devleti kurma amacında olduğu anlaşılmaktadır. Hz. Pey-gamber (s.a.a), bu devlet sayesinde İslâm'ın evrensel hükümlerini beşerî toplumların hayatlarının tüm boyut-larında hayata geçirmeyi amaçlıyordu.</strong></p><p><strong>Etkin kabile ve gruplarla antlaşma imzalamak, güç-lü bir ordu kurmak, farklı ülkelere elçiler göndermek, padişah ve yöneticileri uyarmak, onlara mektuplar yaz-mak, uzak ve yakın şehirlere ve bölgelere valiler tayin etmek ve benzeri uygulamalar, toplum işlerini idare et-me anlamında siyasetten </strong></p><p><strong>Hz. Peygamber'in sireti dışında raşit halifelerin, özel-likle de Şiî-Sünnî bütün Müslümanlar için bağlayıcılığı olan Müminlerin Emiri AM b. Ebî Talib'in (a.s) hilâfet dö-nemlerindeki davranışları da, din ve siyasetin uyumu-na ve ayrılmazlığına tanıklık etmektedir.</strong></p><p><strong>Her iki Islâm fırkasının âlimleri de, devlet teşkilinin ve toplum işlerini idare etmenin gerekliliği hususunda Kitap ve sünnetten birçok delil ortaya koymuşlardır. Aşağıda örnek olarak bunlardan bazısına değiniyoruz:</strong></p><p> </p><p><span style="color: red"><strong>Ebu'l-Hasan Maverdî, el-Ahkâm'us-Sultaniyye adlı ki-tabında şöyle diyor:</strong></span></p><p><strong>"İmamet (devlet başkanlığı), dini korumak ve dünya işlerini düzene koyma</strong></p><p><strong>k amacıyla nübüv-vet makamının halifeliği olarak öngörülen bir kurumdur. Bu nedenle, bu görevi yürütebilecek kimseye, onu üstlenipyürütmek, Müslümanların icmaı ile farzdır."1</strong></p><p><strong>Ehlisünnet'in meşhur âlimlerinden olan bu Islam âlimi, bu konuyu ispat için iki delile işaret etmektedir:</strong></p><p> </p><p><span style="color: red"><strong>1- Aklî delil</strong></span></p><p><span style="color: red"><strong>2-Şer'îdelil</strong></span></p><p> </p><p><span style="color: blue"><strong>Aklî delil ile ilgili olarak şöyle yazıyor:</strong></span></p><p> </p><p><strong>"Zira kendilerini birbirlerine zulmetmekten alı-koyacak, ihtilâf ettiklerinde ihtilâflarına son nok-tayı koyacak bir öndere teslim olmak, akıllı in-sanların tabiatında var olan bir şeydir. Eğer hü-kümdarlar olmasaydı, insanlar dağılır, kargaşa-ya düşer ve güçlerini kaybederlerdi."<span style="color: teal">Maverdî, el-Ahkâm'us-Sultaniyye, bab: 1, s.5, 1. baskı, Mısır</span></strong></p><p> </p><p><span style="color: blue"><strong>Şer'î delil hususunda ise şöyle diyor:</strong></span></p><p> </p><p><strong>"Şeriat da, işlerin dinî bir veliye bırakılmasını emretmiştir. Nitekim yüce Allah şöyle buyur-muştur: 'Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberi'ne</strong></p><p><strong>ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin.' Böyle-ce Allah, emir sahiplerine itaat etmeyi bizlere farz kılmıştır. Onlar, bize hükmeden önderleri-miz ve yöneticilerimizdir."<span style="color: teal">1el-Ahkâm'us-Sultaniyye, bab 1, s.5, birinci baskı, Mısır</span></strong></p><p> </p><p><strong>Şeyh Seduk, Fazl b. Şazan aracılığıyla Imam AN b. Musa Rıza'dan (a.s) naklettiği uzun bir hadisin zimmnda imam, devlet kurmanm zarureti hakkında çeşitli açık-lamalarda bulunmuştur ki biz, bu açıklamaların bir bö-lümünü aşağıda aktarıyoruz:</strong></p><p><strong>"Biz, hiçbir fırka ve milletin yönetici ve baş-kam olmaksizm hayatlanm sürdürebildiğini gö-rememekteyiz. Çünkü her fırka ve milletin, din ve dünya işlerini düzenleyecek bir yöneticiye ih-tiyacı vardır. 0 hâlde hikmet sahibi olan Allah'm, insanları muhtaç olduklan ve mahrum bırakıl-diklan takdirde ayakta duramayacaklan bir ko-nuda kendi başlarına bırakması düşünülemez. Bir yönetici olmalıdır ki insanlar, onun önderli-ğinde düşmanlarıyla savaşsınlar, onun hükmüy-le elde ettikleri ganimetleri bölüşsünler, onun emriyle cuma ve cemaatlerini ikame etsinler, onun otoritesiyle zalimleri mazlumlardan alı-koysunlar."<span style="color: teal">2İlel'uş-Şerayi, bab: 182, hadis: 9, s.253</span></strong></p><p> </p><p><strong>Bu kısa yazımızda konuyla ilgili bütün hadisleri açık-lamak, İslâm fakihlerinin fıkhî bakış açısıyla yaptıkları çeşitli çalışmaları aktarıp tahlilini yapmak mümkün de-ğildir. Böyle bir çalışma, başlı başına bir kitap yazmayı gerektirir.</strong></p><p><strong>Ayrıca İslâm fıkhını incelediğimizde, dinin kanunla-rının büyük bir bölümünün, güçlü bir devlet olmaksızın hayata geçirilemeyeceği ortaya çıkmaktadır. Örneğin, İs-lâm, bizi cihada, savunmaya, zalimleri cezalandırmaya, mazlumları desteklemeye, şer'î had ve cezaları uygula-maya, geniş bir çerçevede iyiliği emretmeye, kötülüktensakındırmaya, düzenli bir ekonomik sistem geliştirmeye, İslâm toplumunun birliğini sağlamaya davet etmektedir. Şüphesiz bu hedefler, güçlü ve insicamh bir devlet ol-maksızın hayata geçirilemez. Zira mukaddes şeriatı ko-rumak ve Islam sinirlarim savunmak, ancak düzenli bir ordu ile mümkündür. Böyle güçlü bir orduyu oluşturmak da, ancak İslâmî değerler üzere kurulu güçlü bir devletin varlığı ile mümkündür.</strong></p><p><strong>Aynı şekilde, farzlan eda etmek ve günahların önü-ne geçmek amaciyla had ve cezalan uygulamak, maz-lumlann hakkim zalimlerden almak vs., güçlü ve uyumlu bir düzen olmaksızın mümkün değildir. Çünkü aksi tak-dirde toplumun büyük bir anarşi ve kargaşanın içine düşmesi kaçınılmaz olur.</strong></p><p><strong>Islâm açısından devletin zaruretinin delilleri, bu söy-lediklerimizle sınırlı olmamakla beraber, burada sözü edilen deliller, dinin siyasetten ayrı olmadığını ispatla-manın yanında, nurlu şeriatın değerlerine dayalı, güçlü bir İslâm devleti kurmanın zaruretini ve bütün İslâm top-lumlarının bununla görevli olduğunu da açık bir şekilde ortaya koymaktadır.</strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ümmüebiha, post: 200115, member: 1006580"] [COLOR=red][B]İSLÂM AÇISINDAN DİN SİYASETTEN AYRI MIDIR?[/B][/COLOR] [B]Cevap: Her şeyden önce siyasetin anlamını açıkla-mak gerekir ki, bu açıklama ışığında din Me siyaset iliş-kisi açıklığı kavuşsun. Burada siyaset kavramı için iki ih-timal söz konusudur:[/B] [B]1- Amaca ulaşmak için hile yapmak, aldatmak ve mümkün olan her türlü araçtan istifade etmek (amaç aracı meşru kılar) anlammda siyaset.[/B] [B]Açıkça bilindiği üzere bu anlamdaki siyaset, keli-menin gerçek anlamıyla siyaset olmadığı gibi, hile ve al-datmacadan başka bir şey değildir ve din asla böyle bir siyasetle uyuşmaz.[/B] [B]2- Bir toplumu çeşitli alanlarda Islâm'ın gerçek ilke-leri doğrultusunda yönetmek ve işlerini düzene koymak anlammda siyaset.[/B] [B]Bu anlamdaki siyaset, Müslümanların işlerini Kur'-ân ve sünnet ışığında idare etmek olup asla dinden ayrı sayılamaz.[/B] [B]Şimdi dinin bu anlamdaki siyasetten ayrı olmadığı-nın ve devlet teşkilinin gerekliliğinin bazı delillerine ba-kalım:[/B] [B]Dinin siyasetten ayrı olmadığının açık kanıtı, pey-gamberliğinin inişli çıkışlı döneminde Resul-i Ekrem'in (s.a.a) izlediği metottur. Allah Resulü'nün sözlerini ve davranışlarını incelediğimiz zaman Hz. Peygamber'in,davetinin başlangıcından itibaren Allah'a iman esasına dayalı, İslâm'ın plân ve projelerini hayata geçirebilecek güçlü bir devlet kurmayı amaçladığı gün gibi ortaya çıkmaktadır.[/B] [B]İşte Hz. Peygamber'in (s.a.a) bu yöndeki gayretlerini gösteren bazı karineler:[/B] [COLOR=red][B]Hz. Peygamber, Islam Devletinin Kurucusu[/B][/COLOR] [B]1- Allah Resulü (s.a.a), davetini açığa vurmakla gö-revlendirildiği zaman çeşitli yöntemlerle, vereceği mü-cadelenin çekirdek kadrosunu oluşturmaya ve Müslü-man güçleri bir a ray a getirmeye başladı. Bu bağlamda uzaktan veya yakından Kâbe'yi ziyaret etmeye gelen kimselerle görüşerek onları İslâm'a çağırıyordu. Bu ara-da "Akabe" denilen yerde Medine halkından iki grupla görüşüp konuştu. Onlar da, kendisini Medine'ye davet edeceklerine ve savunacaklarına dair Hz. Peygamber'e biat ettiler.[COLOR=teal]- Siret-u İbn-i Hişam, c.l, s.431, Birinci Akabe bahsi, ikinci baskı, Mısır basımı[/COLOR] Böylece Hz. Peygamber'in İslâm devletini kurma cihetindeki ilk siyasî adımları atılmış oldu.[/B] [B]2- Allah Resulü (s.a.a), Medine'ye hicret ettikten sonra güçlü ve büyük bir ordu kurmaya teşebbüs etti. Bu ordu, Hz. Peygamber'in hayatı döneminde birbirinden farklı seksen iki savaşa katıldı ve kazandığı parlak zafer-lerle İslâm devletinin teşkiline engel olan unsurları İs-lâm'ın yolundan kaldırıp temizledi.[/B] [B]3- Medine'de İslâm devleti kurulduktan sonra Hz. Peygamber (s.a.a) elçiler ve tarihî mektuplar göndererek dönemin siyasî ve toplumsal güç kutuplarıyla irtibata geçti ve birçok grupların başkanlarıyla iktisadî, siyasî ve askerî anlaşmalar imzaladı.[/B] [B]Tarih, Hz. Peygamber'in İran imparatoru Kisra'ya, Rum padişahı Kayser'e, Mısır sultanı Mukavkıs'a, Habe-şistan padişahı Necaşî'ye ve o dönemdeki diğer yöneticilere gönderdiği bazı mektupları kaydetmiştir. Bazı araş-tırmacılar, bu mektuplarm çoğunu ayrı bir kitap hâlinde bir araya toplamışlardır.[COLOR=teal]Muhammed Hamidullah, el-Vesaik'us-Siyasiyye; AM Ahmedî, Mekatib'ur-Resul.[/COLOR][/B] [COLOR=teal][/COLOR] [B]4- Allah Resulü, Islâm'ın hedeflerini başarıya ulaş-tırmak ve İslâm devletinin temellerini saglamlastirmak için birçok kabile ve şehre yönetici tayin etmiştir. Buna örnek olarak Hz. Peygamber'in bu konudaki teşebbüsle-rinden birini hatirlatmak istiyoruz:[/B] [B]Peygamber-i Ekrem, Rufaa b. Zeyd'i temsilcisi olarak kendi kavmine gönderdi ve onun için şöyle bir mek-tup yazdi:[/B] [B]"Rahman ve Rahim olan Allah'm adiyla. Bu, Allah'm Resulü Muhammed tarafindan Rufaa b. Zeyd için yazılmış bir mektuptur. Ben onu, ken-dilerini Allah'a ve Peygamber'e davet etmesi için kendi kavmine ve ayn kavimlerden onlara katılanlara gönderiyorum. Kim onun davetini kabul ederse, Allah'm ve Peygamber'inin hiz-binden olur. Ondan yüz çevirenler ise, sadece iki ay güvendedirler."[COLOR=teal]2Mekatib'ur-Resul, c.l, s.144[/COLOR][/B] [B]Hz. Peygamber'in (s.a.a) bu tür davranış ve teşeb-büsleri göz önünde bulundurulduğunda, onun daha pey-gamberliğinin başlangıcından itibaren güçlü bir İslâm devleti kurma amacında olduğu anlaşılmaktadır. Hz. Pey-gamber (s.a.a), bu devlet sayesinde İslâm'ın evrensel hükümlerini beşerî toplumların hayatlarının tüm boyut-larında hayata geçirmeyi amaçlıyordu.[/B] [B]Etkin kabile ve gruplarla antlaşma imzalamak, güç-lü bir ordu kurmak, farklı ülkelere elçiler göndermek, padişah ve yöneticileri uyarmak, onlara mektuplar yaz-mak, uzak ve yakın şehirlere ve bölgelere valiler tayin etmek ve benzeri uygulamalar, toplum işlerini idare et-me anlamında siyasetten [/B] [B]Hz. Peygamber'in sireti dışında raşit halifelerin, özel-likle de Şiî-Sünnî bütün Müslümanlar için bağlayıcılığı olan Müminlerin Emiri AM b. Ebî Talib'in (a.s) hilâfet dö-nemlerindeki davranışları da, din ve siyasetin uyumu-na ve ayrılmazlığına tanıklık etmektedir.[/B] [B]Her iki Islâm fırkasının âlimleri de, devlet teşkilinin ve toplum işlerini idare etmenin gerekliliği hususunda Kitap ve sünnetten birçok delil ortaya koymuşlardır. Aşağıda örnek olarak bunlardan bazısına değiniyoruz:[/B] [COLOR=red][B]Ebu'l-Hasan Maverdî, el-Ahkâm'us-Sultaniyye adlı ki-tabında şöyle diyor:[/B][/COLOR] [B]"İmamet (devlet başkanlığı), dini korumak ve dünya işlerini düzene koyma[/B] [B]k amacıyla nübüv-vet makamının halifeliği olarak öngörülen bir kurumdur. Bu nedenle, bu görevi yürütebilecek kimseye, onu üstlenipyürütmek, Müslümanların icmaı ile farzdır."1[/B] [B]Ehlisünnet'in meşhur âlimlerinden olan bu Islam âlimi, bu konuyu ispat için iki delile işaret etmektedir:[/B] [COLOR=red][B]1- Aklî delil[/B][/COLOR] [COLOR=red][B]2-Şer'îdelil[/B][/COLOR] [COLOR=#ff0000][/COLOR] [COLOR=blue][B]Aklî delil ile ilgili olarak şöyle yazıyor:[/B][/COLOR] [COLOR=#0000ff][/COLOR] [B]"Zira kendilerini birbirlerine zulmetmekten alı-koyacak, ihtilâf ettiklerinde ihtilâflarına son nok-tayı koyacak bir öndere teslim olmak, akıllı in-sanların tabiatında var olan bir şeydir. Eğer hü-kümdarlar olmasaydı, insanlar dağılır, kargaşa-ya düşer ve güçlerini kaybederlerdi."[COLOR=teal]Maverdî, el-Ahkâm'us-Sultaniyye, bab: 1, s.5, 1. baskı, Mısır[/COLOR][/B] [COLOR=blue][B]Şer'î delil hususunda ise şöyle diyor:[/B][/COLOR] [COLOR=#0000ff][/COLOR] [B]"Şeriat da, işlerin dinî bir veliye bırakılmasını emretmiştir. Nitekim yüce Allah şöyle buyur-muştur: 'Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberi'ne[/B] [B]ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin.' Böyle-ce Allah, emir sahiplerine itaat etmeyi bizlere farz kılmıştır. Onlar, bize hükmeden önderleri-miz ve yöneticilerimizdir."[COLOR=teal]1el-Ahkâm'us-Sultaniyye, bab 1, s.5, birinci baskı, Mısır[/COLOR][/B] [COLOR=#008080][/COLOR] [B]Şeyh Seduk, Fazl b. Şazan aracılığıyla Imam AN b. Musa Rıza'dan (a.s) naklettiği uzun bir hadisin zimmnda imam, devlet kurmanm zarureti hakkında çeşitli açık-lamalarda bulunmuştur ki biz, bu açıklamaların bir bö-lümünü aşağıda aktarıyoruz:[/B] [B]"Biz, hiçbir fırka ve milletin yönetici ve baş-kam olmaksizm hayatlanm sürdürebildiğini gö-rememekteyiz. Çünkü her fırka ve milletin, din ve dünya işlerini düzenleyecek bir yöneticiye ih-tiyacı vardır. 0 hâlde hikmet sahibi olan Allah'm, insanları muhtaç olduklan ve mahrum bırakıl-diklan takdirde ayakta duramayacaklan bir ko-nuda kendi başlarına bırakması düşünülemez. Bir yönetici olmalıdır ki insanlar, onun önderli-ğinde düşmanlarıyla savaşsınlar, onun hükmüy-le elde ettikleri ganimetleri bölüşsünler, onun emriyle cuma ve cemaatlerini ikame etsinler, onun otoritesiyle zalimleri mazlumlardan alı-koysunlar."[COLOR=teal]2İlel'uş-Şerayi, bab: 182, hadis: 9, s.253[/COLOR][/B] [COLOR=#008080][/COLOR] [B]Bu kısa yazımızda konuyla ilgili bütün hadisleri açık-lamak, İslâm fakihlerinin fıkhî bakış açısıyla yaptıkları çeşitli çalışmaları aktarıp tahlilini yapmak mümkün de-ğildir. Böyle bir çalışma, başlı başına bir kitap yazmayı gerektirir.[/B] [B]Ayrıca İslâm fıkhını incelediğimizde, dinin kanunla-rının büyük bir bölümünün, güçlü bir devlet olmaksızın hayata geçirilemeyeceği ortaya çıkmaktadır. Örneğin, İs-lâm, bizi cihada, savunmaya, zalimleri cezalandırmaya, mazlumları desteklemeye, şer'î had ve cezaları uygula-maya, geniş bir çerçevede iyiliği emretmeye, kötülüktensakındırmaya, düzenli bir ekonomik sistem geliştirmeye, İslâm toplumunun birliğini sağlamaya davet etmektedir. Şüphesiz bu hedefler, güçlü ve insicamh bir devlet ol-maksızın hayata geçirilemez. Zira mukaddes şeriatı ko-rumak ve Islam sinirlarim savunmak, ancak düzenli bir ordu ile mümkündür. Böyle güçlü bir orduyu oluşturmak da, ancak İslâmî değerler üzere kurulu güçlü bir devletin varlığı ile mümkündür.[/B] [B]Aynı şekilde, farzlan eda etmek ve günahların önü-ne geçmek amaciyla had ve cezalan uygulamak, maz-lumlann hakkim zalimlerden almak vs., güçlü ve uyumlu bir düzen olmaksızın mümkün değildir. Çünkü aksi tak-dirde toplumun büyük bir anarşi ve kargaşanın içine düşmesi kaçınılmaz olur.[/B] [B]Islâm açısından devletin zaruretinin delilleri, bu söy-lediklerimizle sınırlı olmamakla beraber, burada sözü edilen deliller, dinin siyasetten ayrı olmadığını ispatla-manın yanında, nurlu şeriatın değerlerine dayalı, güçlü bir İslâm devleti kurmanın zaruretini ve bütün İslâm top-lumlarının bununla görevli olduğunu da açık bir şekilde ortaya koymaktadır.[/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Ehli Sünnet Tarikat ve Cemaatler
Cevaplıyoruz-Şia'ya Sorulan Sorular
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst