Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Ehli Sünnet Tarikat ve Cemaatler
Cevaplıyoruz-Şia'ya Sorulan Sorular
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Müekked" data-source="post: 200968" data-attributes="member: 1006127"><p><strong><span style="color: red">Ey iman edenler! Size ne oldu ki: "Allah yolunda topluca savaşa çıkın" denildiği zaman ağırlaşıp yere çakıldınız. Âhirete karşılık dünya hayatına mı razı oldunuz? Fakat dünya hayatının faydası âhirete göre pek azdır.</span></strong></p><p> </p><p>Bu buyruğa dair açıklamalarımızı iki başlık halinde sunacağız:</p><p> </p><p><strong>1. Âyetin Nüzul Sebebi:</strong></p><p></p><p> </p><p>" Size ne oldu ki" buyruğundaki; "Ne..." edatı, takrir ve azar anlamını ifade eden bir soru edatıdır. İfade; Sizi şu işten alıkoyan nedir? takdirindedir. </p><p> </p><p>Nitekim; "Ne diye filandan yüzçeviriyorsun?" ifadesi de buna benzemektedir.</p><p> </p><p> </p><p><span style="color: blue"><strong>Bu âyet-i kerimenin Tebük gazvesinde Rasûlullah (sav)'dan geri kalanların tutumları dolayısıyla serzenişte bulunmak için nazil olduğu hususunda görüş ayrılığı yoktur.</strong></span></p><p>Tebûk gazvesi Mekke'nin fethinden bir yıl sonra, hicretin dokuzuncu yı-lında olmuştur. Yüce Allah'ın izniyle sûrenin sonunda bu gazveye dair açıklamalar gelecektir.</p><p> </p><p><span style="color: blue"><strong>" (Savaşa) çıkmak," kelimesi bir yerden bir yere meydana gelen bir iş dolayısıyla hızlıca İntikal etmek, yer değiştirmek demektir.</strong></span></p><p> </p><p></p><p><strong>2. Dünya Ahirete Tercih Edilmemeli:</strong></p><p></p><p> </p><p>Yüce Allah'ın:<span style="color: blue"> <strong>"Ağırlaşıp yere çakıldınız"</strong></span> buyruğu ile ilgili olarak müfessirler şöyle demişlerdir:</p><p> </p><p><strong><span style="color: blue">Yani, siz yerin nimetlerine meylederek ağırlaştınız. Veya (cihada çıkmayarak) bulunduğunuz yerde ikamet etmeye meyledip ağır-laştınız demektir.</span></strong> </p><p> </p><p>Bu buyruk, cihada çıkmak için eli çabuk tutmayarak oturmaktan dolayı bir serzeniş ve sitem, cihadı terketmeye karşı da bir azardır.</p><p> </p><p>el-Kisaî de şöyle bir beyit nakletmektedir:</p><p> </p><p></p><p><span style="color: blue"><strong>Tebûk gazvesi, (Rasûlullah sallallahu aleyhivesellem) insanları o gazveye katılmak için çağırdığı sırada İleri derecede sıcakların başlayıp, meyvelerin olgunlaştığı ve gölgelerin serin geldiği bir döneme rastlamıştı.</strong></span> </p><p> </p><p>Nitekim ileride geleceği üzere sahih hadiste de böyle ifade edilmiştir. O bakımdan tembellik insanları istila etti, onlar da oturdular ve ağırlaştılar. Yüce Allah da bu buyruğuyla onları azarladı, dünyayı âhirete tercih ettiklerinden ötürü onları ayıpladı:</p><p> </p><p> </p><p><span style="color: blue"><strong>"Âhirete karşılık dünya hayatına mı razı oldunuz?"</strong></span> Yani, âhirete bedel dünyaya mı kandınız. İfadenin takdiri şöyledir: Siz, ahiret nimetlerinin yerine dünya nimetlerine mi razı oldunuz? Bu bakımdan buyruktaki; Bedel (karşılık, yerine) anlamını ihtiva etmektedir. Yüce Allah'ın: "Eğer isteseydik sizin yerinize melekler getirirdik de yeryüzünde (size) halef olurlardı" (ez-Zuhruf, 43/60) buyruğu da bu türdendir ki, burada da bu edat; sizin yerinize size bedel anlamını vermektedir.</p><p> </p><p>Yüce Allah bu buyruğu ile âhiretteki rahata dünya rahatını tercih etmelerinden ötürü sitem etmektedir. Zira âhiret rahatı ancak dünyadaki yorgunlukla elde edilebilir.</p><p><span style="color: blue"><strong>Hz. Peygamber de binek üzerinde tavaf etmiş bulunan Hz. Âişe'ye: "Alacağın ecir, yorgunluğun kadardır" diye buyurmuştur. Bu hadisi Buhârî rivayet etmiştir</strong></span></p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="color: #0000ff">----</span></strong></p><p> </p><p><strong>39. <span style="color: red">Eğer topluca cihada çıkmazsanız Allah sizi can yakıcı bir azapla azaplandırır; yerinize başka bir kavmi getirir ve siz O'na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah herşeye gücü yetendir.</span></strong></p><p> </p><p> </p><p><span style="color: black">" Eğer topluca cihada yıkmazsanız" buyruğu bir şarttır. Bundan dolayı fiilin sonunda "nun" hazfedilmiştir. Cevabı ise "Sizi... azaptandırır" buyruğudur. </span></p><p> <span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black">"Yerinize başka bir kavmi getirir" buyruğu da topluca cihada çıkmayı terketmek halinde ağır bir tehdit ve pekiştirilmiş bir korkutmadır.</span></p><p> <span style="color: black"></span></p><p> <span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black"><strong>"Sizi... azaplandırır" buyruğu ile ilgili olarak, îbn Abbas: Bu onlara yağmur yağdırılmaması ile gerçekleşmiştir, demektedir.</strong> </span></p><p> <span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black">İbnü'l-Arabî der ki: Eğer bu sözü söylediği ondan sahili olarak nakledilmiş ise elbette ki o, bu sözü neye dayanarak söylediğini daha iyi bilir. Yoksa, can yakıcı azab dünyada düşmanın istilâsı, âhirette de ateş ile gerçekleşir.</span></p><p><span style="color: black">Derim ki: İbn Abbas'ın bu sözünü İmam Ebû Dâvûd Sünen'inde İbn Nu-fey'den şöylece nakletmektedir: İbn Abbas'a: "Eğer topluca cihada çık-mazsanız Allah sizi can yakıcı bir azapla azaplandırır" ayeti hakkında soruldu, şöyle dedi: Onlara yağmur yağdırmadı. İşte bu onların azabı olmuştur.</span></p><p> <span style="color: black"></span></p><p> <span style="color: black"></span></p><p> <span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black">İmam Ebu Muhammed b. Atiyye de bunu İbn Abbas'tan (Hz. Peygamber'e) merfuen şöylece nakletmektedir: </span></p><p> <span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black"><strong>Rasûlullah (sav) kabilelerden birisinin savaşa çıkmalarım istedi, o kabile oturup çıkmadı. Allah da yağmur yağdırmayarak azaplandırdı.</strong></span></p><p> <span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black">"Elim" can yakan demek olup, buna dair açıklamalar önceden geçmiş bulunmaktadır.</span></p><p> <span style="color: black"></span></p><p> <span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black">"Yerinize başka bir kavmi getirir" buyruğu, yüce Allah'ın, Rasûlünün kendilerinden savaşa çıkmalarını istemesi halinde -oturmayacak bir başka kavmi onların yerine getireceğine dair bir tehdittir. Bunların, Farisiler oldukları söylendiği gibi, Yemenliler oldukları da söylenmiştir.</span></p><p> <span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black">"Ve siz O'na hiçbir zarar veremezsiniz" buyruğu bir atıftır. "O" anlamındaki zamir de yüce Allah'a aittir. Peygamber (sav)'a ait olduğu da söylenmiştir.</span></p><p> <span style="color: black"></span></p><p> <span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black">Hoşlanmadığını açığa vurmak suretiyle cihada çıkmayıp oturmak herkes için haramdır. Hoşlanmaksızın oturup çıkmamak ise, eğer Peygamber (sav)'ın cihada çıkmalarını tayin ettiği kimseler tarafından olursa, bunların ağırlaşıp yere çakılmaları haramdır. Şayet bu iki husus da sözkonusu değilse, o takdirde cihada çıkma farzı, <strong><span style="color: green">farzı kifaye olur.</span></strong> Bunu el-Kuşeyrî nakletmektedir.</span></p><p> <span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black"></span></p><p> <span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black">Bu söylediğinizle ayet'in anlattıkları tamamen farklı...</span></p><p> <span style="color: black"></span></p><p> <span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black"><strong><span style="color: black">Şöyle de denilmiştir:</span></strong> </span></p><p> <span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black">Bu âyet-i kerimeden maksat, İhtiyaç halinde, kâfirlerin galip gelmeleri ve güçlerinin pekişmesi esnasında topluca savaşa çıkmanın vacip olduğunu ortaya koymaktır. Âyet-i kerimenin zahiri İse, bunun savaşa çağırma halinde böyle olduğunu göstermektedir. <strong><span style="color: black">Buna göre âyetin müşriklerin galip gelmeleri vaktine yorumlanması uygun görünmemektedir. Çünkü böyle bir durumda cihadın vücubu, yalnızca cihada çıkma çağrısıyla farz olmaz, </span><span style="color: seagreen">zira o takdirde cihad farz-ı ayn olur.</span></strong></span></p><p> <span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black">Bu husus bu şekilde sabit olduğuna göre, cihad çağrısı ve cihada çıkma isteğinin önceden vacip olmayan bir şeyi vacip kılmasını kabul etme ihtimalini uzak kılmaktadır. Ancak imam, belli bir kavmi muayyen olarak cihada çağırır ve çıkmalarını isteyecek olursa, o takdirde böyle bir tayin ile birlikte ağırlaşıp çıkmamaları hakları yoktur. İmamın bu tayini sebebiyle cihada çıkmak, o tayin ettiği kimseler için farz olur. Bu ise, cihadın bizzat kendi hükmünden ötürü değil, imama itaatin gerekli oluşundan dolayı böyledir.<span style="color: sienna"><strong> Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.</strong></span></span></p><p> <span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Müekked, post: 200968, member: 1006127"] [B][COLOR=red]Ey iman edenler! Size ne oldu ki: "Allah yolunda topluca savaşa çıkın" denildiği zaman ağırlaşıp yere çakıldınız. Âhirete karşılık dünya hayatına mı razı oldunuz? Fakat dünya hayatının faydası âhirete göre pek azdır.[/COLOR][/B] Bu buyruğa dair açıklamalarımızı iki başlık halinde sunacağız: [B]1. Âyetin Nüzul Sebebi:[/B] " Size ne oldu ki" buyruğundaki; "Ne..." edatı, takrir ve azar anlamını ifade eden bir soru edatıdır. İfade; Sizi şu işten alıkoyan nedir? takdirindedir. Nitekim; "Ne diye filandan yüzçeviriyorsun?" ifadesi de buna benzemektedir. [COLOR=blue][B]Bu âyet-i kerimenin Tebük gazvesinde Rasûlullah (sav)'dan geri kalanların tutumları dolayısıyla serzenişte bulunmak için nazil olduğu hususunda görüş ayrılığı yoktur.[/B][/COLOR] Tebûk gazvesi Mekke'nin fethinden bir yıl sonra, hicretin dokuzuncu yı-lında olmuştur. Yüce Allah'ın izniyle sûrenin sonunda bu gazveye dair açıklamalar gelecektir. [COLOR=blue][B]" (Savaşa) çıkmak," kelimesi bir yerden bir yere meydana gelen bir iş dolayısıyla hızlıca İntikal etmek, yer değiştirmek demektir.[/B][/COLOR] [B] [/B] [B]2. Dünya Ahirete Tercih Edilmemeli:[/B] Yüce Allah'ın:[COLOR=blue] [B]"Ağırlaşıp yere çakıldınız"[/B][/COLOR] buyruğu ile ilgili olarak müfessirler şöyle demişlerdir: [B][COLOR=blue]Yani, siz yerin nimetlerine meylederek ağırlaştınız. Veya (cihada çıkmayarak) bulunduğunuz yerde ikamet etmeye meyledip ağır-laştınız demektir.[/COLOR][/B] Bu buyruk, cihada çıkmak için eli çabuk tutmayarak oturmaktan dolayı bir serzeniş ve sitem, cihadı terketmeye karşı da bir azardır. el-Kisaî de şöyle bir beyit nakletmektedir: [COLOR=blue][B]Tebûk gazvesi, (Rasûlullah sallallahu aleyhivesellem) insanları o gazveye katılmak için çağırdığı sırada İleri derecede sıcakların başlayıp, meyvelerin olgunlaştığı ve gölgelerin serin geldiği bir döneme rastlamıştı.[/B][/COLOR] Nitekim ileride geleceği üzere sahih hadiste de böyle ifade edilmiştir. O bakımdan tembellik insanları istila etti, onlar da oturdular ve ağırlaştılar. Yüce Allah da bu buyruğuyla onları azarladı, dünyayı âhirete tercih ettiklerinden ötürü onları ayıpladı: [COLOR=blue][B]"Âhirete karşılık dünya hayatına mı razı oldunuz?"[/B][/COLOR] Yani, âhirete bedel dünyaya mı kandınız. İfadenin takdiri şöyledir: Siz, ahiret nimetlerinin yerine dünya nimetlerine mi razı oldunuz? Bu bakımdan buyruktaki; Bedel (karşılık, yerine) anlamını ihtiva etmektedir. Yüce Allah'ın: "Eğer isteseydik sizin yerinize melekler getirirdik de yeryüzünde (size) halef olurlardı" (ez-Zuhruf, 43/60) buyruğu da bu türdendir ki, burada da bu edat; sizin yerinize size bedel anlamını vermektedir. Yüce Allah bu buyruğu ile âhiretteki rahata dünya rahatını tercih etmelerinden ötürü sitem etmektedir. Zira âhiret rahatı ancak dünyadaki yorgunlukla elde edilebilir. [COLOR=blue][B]Hz. Peygamber de binek üzerinde tavaf etmiş bulunan Hz. Âişe'ye: "Alacağın ecir, yorgunluğun kadardır" diye buyurmuştur. Bu hadisi Buhârî rivayet etmiştir[/B][/COLOR] [B][COLOR=#0000ff][/COLOR][/B] [B][COLOR=#0000ff][/COLOR][/B] [B][COLOR=#0000ff]----[/COLOR][/B] [B][COLOR=#0000ff][/COLOR][/B] [B]39.[COLOR=red] [/COLOR][COLOR=red]Eğer topluca cihada çıkmazsanız Allah sizi can yakıcı bir azapla azaplandırır; yerinize başka bir kavmi getirir ve siz O'na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah herşeye gücü yetendir.[/COLOR][/B] [COLOR=black][/COLOR] [COLOR=black][/COLOR] [COLOR=black]" Eğer topluca cihada yıkmazsanız" buyruğu bir şarttır. Bundan dolayı fiilin sonunda "nun" hazfedilmiştir. Cevabı ise "Sizi... azaptandırır" buyruğudur. "Yerinize başka bir kavmi getirir" buyruğu da topluca cihada çıkmayı terketmek halinde ağır bir tehdit ve pekiştirilmiş bir korkutmadır. [B]"Sizi... azaplandırır" buyruğu ile ilgili olarak, îbn Abbas: Bu onlara yağmur yağdırılmaması ile gerçekleşmiştir, demektedir.[/B] İbnü'l-Arabî der ki: Eğer bu sözü söylediği ondan sahili olarak nakledilmiş ise elbette ki o, bu sözü neye dayanarak söylediğini daha iyi bilir. Yoksa, can yakıcı azab dünyada düşmanın istilâsı, âhirette de ateş ile gerçekleşir. Derim ki: İbn Abbas'ın bu sözünü İmam Ebû Dâvûd Sünen'inde İbn Nu-fey'den şöylece nakletmektedir: İbn Abbas'a: "Eğer topluca cihada çık-mazsanız Allah sizi can yakıcı bir azapla azaplandırır" ayeti hakkında soruldu, şöyle dedi: Onlara yağmur yağdırmadı. İşte bu onların azabı olmuştur. İmam Ebu Muhammed b. Atiyye de bunu İbn Abbas'tan (Hz. Peygamber'e) merfuen şöylece nakletmektedir: [B]Rasûlullah (sav) kabilelerden birisinin savaşa çıkmalarım istedi, o kabile oturup çıkmadı. Allah da yağmur yağdırmayarak azaplandırdı.[/B] "Elim" can yakan demek olup, buna dair açıklamalar önceden geçmiş bulunmaktadır. "Yerinize başka bir kavmi getirir" buyruğu, yüce Allah'ın, Rasûlünün kendilerinden savaşa çıkmalarını istemesi halinde -oturmayacak bir başka kavmi onların yerine getireceğine dair bir tehdittir. Bunların, Farisiler oldukları söylendiği gibi, Yemenliler oldukları da söylenmiştir. "Ve siz O'na hiçbir zarar veremezsiniz" buyruğu bir atıftır. "O" anlamındaki zamir de yüce Allah'a aittir. Peygamber (sav)'a ait olduğu da söylenmiştir. Hoşlanmadığını açığa vurmak suretiyle cihada çıkmayıp oturmak herkes için haramdır. Hoşlanmaksızın oturup çıkmamak ise, eğer Peygamber (sav)'ın cihada çıkmalarını tayin ettiği kimseler tarafından olursa, bunların ağırlaşıp yere çakılmaları haramdır. Şayet bu iki husus da sözkonusu değilse, o takdirde cihada çıkma farzı, [B][COLOR=green]farzı kifaye olur.[/COLOR][/B] Bunu el-Kuşeyrî nakletmektedir. [B][/B] Bu söylediğinizle ayet'in anlattıkları tamamen farklı... [B][COLOR=black]Şöyle de denilmiştir:[/COLOR][/B] Bu âyet-i kerimeden maksat, İhtiyaç halinde, kâfirlerin galip gelmeleri ve güçlerinin pekişmesi esnasında topluca savaşa çıkmanın vacip olduğunu ortaya koymaktır. Âyet-i kerimenin zahiri İse, bunun savaşa çağırma halinde böyle olduğunu göstermektedir. [B][COLOR=black]Buna göre âyetin müşriklerin galip gelmeleri vaktine yorumlanması uygun görünmemektedir. Çünkü böyle bir durumda cihadın vücubu, yalnızca cihada çıkma çağrısıyla farz olmaz, [/COLOR][COLOR=seagreen]zira o takdirde cihad farz-ı ayn olur.[/COLOR][/B] Bu husus bu şekilde sabit olduğuna göre, cihad çağrısı ve cihada çıkma isteğinin önceden vacip olmayan bir şeyi vacip kılmasını kabul etme ihtimalini uzak kılmaktadır. Ancak imam, belli bir kavmi muayyen olarak cihada çağırır ve çıkmalarını isteyecek olursa, o takdirde böyle bir tayin ile birlikte ağırlaşıp çıkmamaları hakları yoktur. İmamın bu tayini sebebiyle cihada çıkmak, o tayin ettiği kimseler için farz olur. Bu ise, cihadın bizzat kendi hükmünden ötürü değil, imama itaatin gerekli oluşundan dolayı böyledir.[COLOR=sienna][B] Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.[/B][/COLOR] [/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Ehli Sünnet Tarikat ve Cemaatler
Cevaplıyoruz-Şia'ya Sorulan Sorular
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst