Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Cevşen-ül Kebir İçin Üstadın İkazı.
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="nurul reþha" data-source="post: 214108" data-attributes="member: 1008015"><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>ONUNCU ASIL:<span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> Ekser taife-i mahlûkatta olduğu gibi, ef’al ve a’mâl-i beşeriyede bazı harika fertler bulunur. O fertler, eğer iyilikte ileri gitmişse, o nevilerin medar-ı fahrleridir, yoksa medar-ı şeâmetleridir. Hem gizleniyorlar; adeta birer şahs-ı mânevî, birer gaye-i hayal hükmüne geçerler. Sair fertlerin herbirisi, o olmaya çalışır ve o olmak ihtimali var. Demek, o mükemmel harika fert mutlak, müphem bulunup, her yerde bulunması mümkün... Şu ipham itibarıyla, mantıkça kaziye-i mümkine suretinde, külliyetine hükmedilebilir. Yani, herbir amel şöyle bir netice verebilmesi mümkündür. Meselâ, “Kim iki rekât namazı</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> filân vakitte kılsa, bir hac kadardır.”</span><span style="font-family: 'Arial'"><strong><u><img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />1</u></strong></span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> İşte, iki rekât namaz</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> bazı vakitte bir hacca </span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">mukabil geldiği hakikattir. Herbir iki rekât namazda</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">, bu mânâ külliyetle mümkündür.</span></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Demek<span style="font-family: 'Trebuchet MS'">, şu nevideki rivâyetler, vukuu bilfiil daimî ve küllî değil. Zira kabulün madem şartları vardır; külliyet ve daimîlikten çıkar. Belki, ya bilfiil muvakkattir, mutlaktır; veyahut mümkinedir, külliyedir. Demek şu nevi ehâdisteki külliyet ise, imkân itibarıyladır.</span></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Meselâ, “Gıybet</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">, katl gibidir.” Demek gıybette</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> öyle bir fert bulunur ki, katl gibi bir zehr-i kàtilden daha muzırdır. Meselâ, “Bir güzel söz, bir abdi âzâd etmek gibi bir sadaka-i azîmenin</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> yerine geçer.”</span><span style="font-family: 'Arial'"><strong><u><img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />2</u></strong></span> <span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Şimdi, tergib veya teşvik</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> için, o müphem ferd-i mükemmel, mutlak bir surette her yerde bulunmasının imkânını vaki bir surette göstermekle, hayra şevki ve şerden nefreti tahrik etmektir.</span></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Hem de şu âlemin mikyasıyla âlem-i ebedînin şeyleri tartılmaz. Buranın en üyüğü, oranın en küçüğüne muvazi gelemez. Sevab-ı a’mâlnazarımız ona dar geliyor, aklımıza sığıştıramıyoruz. Meselâ </strong> o âleme baktığı için, dünyevî </span></p><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong><span style="font-family: 'Traditional Arabic'">مَنْ قَرَاَ هٰذَا اُعْطِىَ لَهُ مِثْلُ ثَوَابِ مُوسٰى وَهَارُونَ </span><span style="font-family: 'Arial'"><strong><u><img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />1</u></strong></span></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>yani</strong></span></p><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong><span style="font-family: 'Traditional Arabic'">اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَرَبِّ اْلاَرَضِينَ رَبِّ الْعاَلمِينَ وَلَهُ الْكِبْرِيَا</span><span style="font-family: 'Traditional Arabic'">ۤ</span><span style="font-family: 'Traditional Arabic'">ءُ فِى السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَرَبِّ اْلاَرَضِينَ </span> <span style="font-family: 'Traditional Arabic'"> رَبِّ الْعَالَمِينَ وَلَهُ الْعَظَمَةُ فِى السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ وَلَهُ الْمُلْكُ رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ </span><span style="font-family: 'Arial'"><strong><u><img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />2</u></strong></span></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>İnsafsız ve dikkatsizlerin en ziyade nazar-ı dikkatini celb eden, şu gibi rivâyetlerdir. Hakikati şudur ki:</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Dünyada, dar nazarımızla, kısacık fikrimizle, Mûsâ</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> ve Hârun</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> Aleyhimesselâmın sevaplarını ne derece tasavvur ediyoruz, biliyoruz? Âlem-i ebediyette, Rahîm-i Mutlak</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">, saadet-i ebediyede, nihayetsiz ihtiyaç içinde bir abdine, birtek virde mukabil vereceği hakikat-i sevap, o iki zâtın sevaplarına—fakat daire-i ilmimize ve tahminimize giren sevaplarına—müsavi olabilir.</span></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Meselâ, bedevî, vahşî bir adam, hiç padişahı görmemiş, saltanat haşmetini bilmiyor. Bir köyde bir ağayı nasıl tasavvur eder; o mahdut fikriyle, bir padişahı ondan büyükçe bir ağa kadar bilir. Hattâ bizde sade-dil bir taife var ki, eskiden diyorlardı ki: “Padişah kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.” Demek onlar, padişahı o kadar dar bir vaziyette ve âdi bir surette tahayyül ediyorlar ki, kendi bulgur çorbasını kendi pişiriyor! Âdeta bir yüzbaşı haşmetinde farz ediyorlar.</span></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Şimdi, biri o adamlardan birisine dese, “Sen bugün benim için bu işi yapsan, senin bildiğin padişah haşmeti kadar sana bir haşmetlik vereceğim. Yani bir yüzbaşı kadar bir rütbe vereceğim”; o söz hakikattir. Çünkü, haşmet-i padişahîden onun dar daire-i fikrine giren, ancak bir yüzbaşılık kadar bir şevkettir.</span></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><em>Netice-i kelâm:</em></span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> Ey insafsız ve dikkatsiz ve imanı zayıf, felsefesi</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> kavî, hodbin, münekkit adam! Şu On Asıl’ı nazara al; sonra sen hilâf-ı hakikat ve kat’î muhalif‑i vaki gördüğün bir rivâyeti bahane ederek ehâdis-i şerifeye ve dolayısıyla Resul-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın mertebe-i ismetine halel verecek itiraz parmağını uzatma. Zira, evvelâ o On Asıl’ın on dairesi seni inkârdan vazgeçirir. “Hakikî bir kusur varsa bize aittir” derler. “Hadise râci olamaz. Eğer hakikî değilse, senin sû-i fehmine aittir” derler.</span></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Elhasıl, inkâr ve redde gitmek için, şu On Asıl’ı tekzip ve iptal etmek lâzım gelir. Şimdi, insafın varsa, bu On Usulü kemâl-i dikkatle düşündükten sonra, o aklın hilâf-ı hakikat gördüğü bir hadisin inkârına kalkışma. “Ya bir tefsiri, ya bir tevili, ya bir tabiri vardır” de, ilişme.</span></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><strong>.</strong></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="nurul reþha, post: 214108, member: 1008015"] [FONT=Trebuchet MS][B]ONUNCU ASIL:[FONT=Trebuchet MS] Ekser taife-i mahlûkatta olduğu gibi, ef’al ve a’mâl-i beşeriyede bazı harika fertler bulunur. O fertler, eğer iyilikte ileri gitmişse, o nevilerin medar-ı fahrleridir, yoksa medar-ı şeâmetleridir. Hem gizleniyorlar; adeta birer şahs-ı mânevî, birer gaye-i hayal hükmüne geçerler. Sair fertlerin herbirisi, o olmaya çalışır ve o olmak ihtimali var. Demek, o mükemmel harika fert mutlak, müphem bulunup, her yerde bulunması mümkün... Şu ipham itibarıyla, mantıkça kaziye-i mümkine suretinde, külliyetine hükmedilebilir. Yani, herbir amel şöyle bir netice verebilmesi mümkündür. Meselâ, “Kim iki rekât namazı[/FONT][FONT=Trebuchet MS] filân vakitte kılsa, bir hac kadardır.”[/FONT][FONT=Arial][B][U][IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG]1[/U][/B][/FONT][FONT=Trebuchet MS] İşte, iki rekât namaz[/FONT][FONT=Trebuchet MS] bazı vakitte bir hacca [/FONT][FONT=Trebuchet MS]mukabil geldiği hakikattir. Herbir iki rekât namazda[/FONT][FONT=Trebuchet MS], bu mânâ külliyetle mümkündür.[/FONT][/B][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][B]Demek[FONT=Trebuchet MS], şu nevideki rivâyetler, vukuu bilfiil daimî ve küllî değil. Zira kabulün madem şartları vardır; külliyet ve daimîlikten çıkar. Belki, ya bilfiil muvakkattir, mutlaktır; veyahut mümkinedir, külliyedir. Demek şu nevi ehâdisteki külliyet ise, imkân itibarıyladır.[/FONT][/B][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][B][FONT=Trebuchet MS]Meselâ, “Gıybet[/FONT][FONT=Trebuchet MS], katl gibidir.” Demek gıybette[/FONT][FONT=Trebuchet MS] öyle bir fert bulunur ki, katl gibi bir zehr-i kàtilden daha muzırdır. Meselâ, “Bir güzel söz, bir abdi âzâd etmek gibi bir sadaka-i azîmenin[/FONT][FONT=Trebuchet MS] yerine geçer.”[/FONT][FONT=Arial][B][U][IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG]2[/U][/B][/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Şimdi, tergib veya teşvik[/FONT][FONT=Trebuchet MS] için, o müphem ferd-i mükemmel, mutlak bir surette her yerde bulunmasının imkânını vaki bir surette göstermekle, hayra şevki ve şerden nefreti tahrik etmektir.[/FONT][/B][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][B]Hem de şu âlemin mikyasıyla âlem-i ebedînin şeyleri tartılmaz. Buranın en üyüğü, oranın en küçüğüne muvazi gelemez. Sevab-ı a’mâlnazarımız ona dar geliyor, aklımıza sığıştıramıyoruz. Meselâ [/B] o âleme baktığı için, dünyevî [/FONT] [CENTER][FONT=Trebuchet MS][B][FONT=Traditional Arabic]مَنْ قَرَاَ هٰذَا اُعْطِىَ لَهُ مِثْلُ ثَوَابِ مُوسٰى وَهَارُونَ [/FONT][FONT=Arial][B][U][IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG]1[/U][/B][/FONT][/B][/FONT][/CENTER] [FONT=Trebuchet MS][B]yani[/B][/FONT] [CENTER][FONT=Trebuchet MS][B][FONT=Traditional Arabic]اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَرَبِّ اْلاَرَضِينَ رَبِّ الْعاَلمِينَ وَلَهُ الْكِبْرِيَا[/FONT][FONT=Traditional Arabic]ۤ[/FONT][FONT=Traditional Arabic]ءُ فِى السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَرَبِّ اْلاَرَضِينَ [/FONT][FONT=Traditional Arabic] [/FONT][FONT=Traditional Arabic] رَبِّ الْعَالَمِينَ وَلَهُ الْعَظَمَةُ فِى السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ وَلَهُ الْمُلْكُ رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ [/FONT][FONT=Arial][B][U][IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG]2[/U][/B][/FONT][/B][/FONT][/CENTER] [FONT=Trebuchet MS][B]İnsafsız ve dikkatsizlerin en ziyade nazar-ı dikkatini celb eden, şu gibi rivâyetlerdir. Hakikati şudur ki:[/B][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][B][FONT=Trebuchet MS]Dünyada, dar nazarımızla, kısacık fikrimizle, Mûsâ[/FONT][FONT=Trebuchet MS] ve Hârun[/FONT][FONT=Trebuchet MS] Aleyhimesselâmın sevaplarını ne derece tasavvur ediyoruz, biliyoruz? Âlem-i ebediyette, Rahîm-i Mutlak[/FONT][FONT=Trebuchet MS], saadet-i ebediyede, nihayetsiz ihtiyaç içinde bir abdine, birtek virde mukabil vereceği hakikat-i sevap, o iki zâtın sevaplarına—fakat daire-i ilmimize ve tahminimize giren sevaplarına—müsavi olabilir.[/FONT][/B][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][B][FONT=Trebuchet MS]Meselâ, bedevî, vahşî bir adam, hiç padişahı görmemiş, saltanat haşmetini bilmiyor. Bir köyde bir ağayı nasıl tasavvur eder; o mahdut fikriyle, bir padişahı ondan büyükçe bir ağa kadar bilir. Hattâ bizde sade-dil bir taife var ki, eskiden diyorlardı ki: “Padişah kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.” Demek onlar, padişahı o kadar dar bir vaziyette ve âdi bir surette tahayyül ediyorlar ki, kendi bulgur çorbasını kendi pişiriyor! Âdeta bir yüzbaşı haşmetinde farz ediyorlar.[/FONT][/B][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][B][FONT=Trebuchet MS]Şimdi, biri o adamlardan birisine dese, “Sen bugün benim için bu işi yapsan, senin bildiğin padişah haşmeti kadar sana bir haşmetlik vereceğim. Yani bir yüzbaşı kadar bir rütbe vereceğim”; o söz hakikattir. Çünkü, haşmet-i padişahîden onun dar daire-i fikrine giren, ancak bir yüzbaşılık kadar bir şevkettir.[/FONT][/B][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][B][FONT=Trebuchet MS][I]Netice-i kelâm:[/I][/FONT][FONT=Trebuchet MS] Ey insafsız ve dikkatsiz ve imanı zayıf, felsefesi[/FONT][FONT=Trebuchet MS] kavî, hodbin, münekkit adam! Şu On Asıl’ı nazara al; sonra sen hilâf-ı hakikat ve kat’î muhalif‑i vaki gördüğün bir rivâyeti bahane ederek ehâdis-i şerifeye ve dolayısıyla Resul-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın mertebe-i ismetine halel verecek itiraz parmağını uzatma. Zira, evvelâ o On Asıl’ın on dairesi seni inkârdan vazgeçirir. “Hakikî bir kusur varsa bize aittir” derler. “Hadise râci olamaz. Eğer hakikî değilse, senin sû-i fehmine aittir” derler.[/FONT][/B][/FONT] [FONT=Trebuchet MS][B][FONT=Trebuchet MS]Elhasıl, inkâr ve redde gitmek için, şu On Asıl’ı tekzip ve iptal etmek lâzım gelir. Şimdi, insafın varsa, bu On Usulü kemâl-i dikkatle düşündükten sonra, o aklın hilâf-ı hakikat gördüğü bir hadisin inkârına kalkışma. “Ya bir tefsiri, ya bir tevili, ya bir tabiri vardır” de, ilişme.[/FONT][/B][/FONT] [FONT=Arial][B].[/B][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Cevşen-ül Kebir İçin Üstadın İkazı.
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst