Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
CevşeN...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="topraktoprak" data-source="post: 226073" data-attributes="member: 11795"><p><span style="font-family: 'Arial Black'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #ff0000"><strong>Allah'ı Tanıyıp Tarif Etmede Cevşen'in Benzeri Yoktur</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>Bediüzzaman Said Nursi, Cevşen’in “Âl-i Beytin manevî ve gayet mühim bir mirası ve bir feyiz kaynağı” olduğunu belirterek Allah’ı tanıyıp tarif etme konusunda Cevşen’in bir benzeri olmadığını söylüyor. Allah (c.c), Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hakikatini, ulûhiyetinin tecellilerine kapsamlı bir ayna yapmış ve bütün isimlerinin en büyük ve en yüksek mertebelerine onu mazhar ederek Kur’ân’dan çıkmış “Cevşen” gibi harika bir münacatı O’na nasip etmiştir.</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>Sözlükte “zırh, savaş elbisesi” anlamına gelen Cevşen, Arapça bir kelimedir. “Büyük zırh” manasında olan meşhur Cevşen-i Kebîr duası ise Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) büyük bir münacatıdır. Bu münacatla Efendimiz (s.a.v.), Cenâb-ı Hakk’a bin bir ismiyle dua eder ve ateşten O’na sığınır. (1)</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>Yüz bölümden meydana gelen Cevşen’in her bir bölümünde Cenâb-ı Hakk’ın on ismi yer alır. Böylece bin bir isim ya açıkça veya işaret edilerek belirtilir. Her on isimden sonra Efendimiz (s.a.v.) Rabb’ini her türlü noksan sıfattan, aczden ve şerikten tenzih eder. Sonra, “Senden başka hiçbir ilâh yok ki, bize imdat etsin. El-Aman, el-Aman! Bizi ateşin azabından ve Cehennem’den kurtar.” diye dua ederek Cenâb-ı Hakk’a sığınır. Dünya afetlerinden ve ahiret aza*bından kurtulmak için niyaz eder.</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>Çünkü Kur’ân-ı Kerim’de “En güzel isimler Allah’*ındır; o isimlerle O’na dua edin. O’nun isimleri hakkında haktan ayrılanları ise bırakın. Onlar işlediklerinin cezasını göreceklerdir.” (2) buyurulur. İşte Kur’ân’ın en büyük müfessiri olan Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu isimlerin hangi isimler olduğunu ve onlarla Cenâb-ı Hakk’a nasıl dua edileceğini Cevşen duasıyla göstermiştir.</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>Cevşen, Allah’ı anlatmada benzersizdir</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>“Allah göklerin ve yerin nurudur.” (3) ayeti ile diğer bazı ayetlerin dersinden anlıyoruz ki, her bir ilâhî isim bu kâinattaki bir âlemi aydınlatıyor, küfür ve dalaletten gelen karanlıkları, gafletleri parça parça ediyor. Sapıtmış veya gaflete dalmış insanların saklandıkları perdeleri yırtıyor. Devekuşu misali başını kuma sokanların başlarını kumdan çıkartıyor. Kâinatı bireyleriyle ve türleriyle hallaç edip tarıyor. Tabiat ve tesadüf putlarını veya Allah’tan başka bütün uydurma otoriteleri ve sahte tanrıları kâinattan kovuyor. İnkârcıların tutunacağı hiçbir dal bırakmıyor. Her şeyin bir olan Allah’a ait olduğunu göstererek gerçek tevhide ulaştırıyor ve insana Allah’ın huzurunda olduğunu hissettiriyor.(4)</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>Zira şu kâinatta gördüğümüz, işittiğimiz, tattığımız ve tanıdığımız her türlü hâl, fiil, şe’n ve şey Esmâ-i Hüsnâ’nın çeşitli renk ve tonlarda yansımasından başka bir şey değildir. Mealen de olsa, Cevşen’i tefekkürle okuyan kimse bu gerçeği daha yakından hissedebilir. Ayette geçen “O isimlerle O’na dua edin!” emrinin hikmetini anlayabilir, o isimlerin hakikatinden ayrılan kimselerin de nasıl doğru yoldan ayrıldığını ve azabı hak ettiğini kavrayabilir.</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>Cevşen’deki İlâhî isimleri tefekkür etmek sadece gafleti dağıtmaz, Allah’ı tanıma konusundaki dereceyi de yükseltir. Üstad Bediüzzaman, Allah’ı tanıyıp tarif etme konusunda Cevşen’in bir benzeri olmadığını belirtiyor. (5) Meselâ Mecmuatü’l-Ahzab’da Cevşen’le beraber birçok ârif ve velî zatların duaları da yer alıyor. Bunlar arasında İmam-ı Gazâlî, Abdulkadir Geylânî, İmam-ı Nakşibendî gibi büyük zatların münacatları var. Başka insanların birikiminden ve birbirlerinin tecrübelerinden yararlandıkları halde ne Cevşen’deki marifetullaha yetişebilmişler, ne de Cenâb-ı Hakk’ı Cevşen’deki gibi tarif ve tavsif edebilmişlerdir. O dualarla Cevşen’i kıyaslarsak, hiç kimseyi taklit etmeden Rabb’imizi en doğru ve en geniş niteliklerle tarif edip tanıtan zâtın, ümmî Peygamber olan Efendimiz (s.a.v.) olduğu hemen anlaşılır.</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>Çünkü âlemlerin Rabb’i olan Allah, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hakikatini ulûhiyetinin tecellilerine kapsamlı bir ayna yapmış ve bütün isimlerinin en büyük ve en yüksek mertebelerine onu mazhar etmiş. O hakikate ve o mertebelere lâyık olan Kur’ân gibi büyük bir mucizeyi ve Kur’ân’dan çıkmış Cevşen gibi harika bir münacatı da ona nasip etmiştir. (6) Yani, Cenâb-ı Hak, Peygamber Efendimiz’e öyle büyük bir din nasip etmiş ki, kullukta en mükemmele ulaşmak isteyen büyük veliler ve büyük zatlar, olgunluk derecelerinin fihristini o dinde bulmuş ve kulluğun sağlam ve mükemmel programını o dinde görmüş ve tatbik etmişlerdir. Çünkü bütün insanlığa hitap eden en mükemmel din onun dinidir. Böyle bir din onun manevî şahsiyetinin ne kadar engin olduğunu gösterir.</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>İşte Peygamber Efendimiz’in (a.s.m.) manevî şahsiyeti olan hakikati böyle bir hakikattir. O hakikate tam sahip olamayan başka bir kimse yoktur ki, onun münacat ve duası Efendimiz’in (s.a.v.) Cevşen münacatı gibi mükemmel olsun, Rabb’ini tarif ve tavsifte onunki kadar kapsamlı olsun. Elbette olamaz.</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>Bediüzzaman, Cevşen hazinesini açmıştır</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>Üstad Bediüzzaman, Yirmi Sekizinci Lem’a’da (7) Cevşen-i Kebîr için “Âl-i Beytin manevî ve gayet mühim bir mirası ve bir feyiz kaynağı” olduğunu belirttikten sonra, ilk zamanlarda Cevşen’in tamamını her gün bir defa, bazen de iki-üç defa okuduğunu ve talebelerine de tavsiye ettiğini yazar.</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>Yine aynı yerde, Cevşen-i Kebîr’in içinde İsm-i Âzamla beraber bin bir adet İlâhî ismin bulunduğunu ve o isimlerle Kur’ân ilimlerini açan Risale-i Nur’u yazdığını ve o isimlerin feyziyle Risale-i Nur’u Kur’ân’a tefsir yaptığını açıklar.</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>Bu noktada Kur’ân; Cevşen, Ehl-i Beyt ve Risale-i Nur ilişkisine bir göz atmak adına, örnek olarak teksirlerde yer alan Üçüncü Şua’nın baş kısmını mealen buraya kaydedelim: </strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>“Göklerin ve yerin yaratılmasında, gecenin ve gündüzün değişmesinde, insanlara faydalı şeylerle denizde akıp giden gemilerde, Allah’*ın gökten su indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde, her türlü canlı*yı yeryüzüne yaymasında, rüzgârları sevk etmesinde ve gökle yer arasında Allah’ın emrine boyun eğmiş bulutlar*da, aklını kullanan bir topluluk için nice deliller vardır.” (Bakara Sûresi, 2: 164.)</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>Bu büyük ayetin, çeşitli nuranî perdelerinden tevhide dair bir perdesini büyük müfessir ve en mükemmel tercüman olan Resul-i Ekrem (s.a.v.), emsalsiz en büyük bir münacat olan el-Cevşenü’l-Kebîr namındaki doksan dokuz bölümde bin bir Esmâ ile bin bir burhana işaret ederek, bu âyeti tefsir ve Rabb’ini tarif etmiş*tir... (O bölümlerden birinde mealen diyor ki<img src="http://forum.islamiyet.gen.tr/images/smiley/tebessum.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>“Ey göklerde ve ecrâm-ı ulviyede azameti görünen Zât-ı Zülcelâl!</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>Ey zeminde ve zeminin her bir mevcudunda vahdaniyetin delilleri, ayetleri müşahede edilen Zât-ı Zülkemâl!</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>Ey her bir şeyde ve mahlûkta vücub-u vücuduna delalet eden burhanlar bulu*nan Zât-ı Vacibü’l-Vücud!</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>Ey azametli denizlerde acîbeleri yaratan Zât-ı Celîl-i Zülkemâl!</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>Ey dağlarda zîhayatların hâcetleri için iddihar edilen hazineleri halk eden Hallâk-ı Kerîm!</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>Ey her bir şeyin yaratılışını güzel yapan, güzel tedbirini gören ve ona levâzı*matını güzel bir tarzda veren Zât-ı Cemîl-i Zülikrâm!</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>Ey her şey her bir hâcetinde, her bir emrinde O’na müracaat eden ve her bir mevcud her bir keyfiyetinde O’na dayanan ve her bir hak ve hakikat ve hüküm ve hâkimiyet O’na râci olan Zât-ı Kadîr ve Rabb-i Külli Şey!</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>Ey her şeyde zâhir bir surette lütfunun eserleri ve inayetinin cilveleri ve güzel san’atının lâtif nakışları ve rahmetinin letâfetli hediyeleri müşahede edilen Zât-ı Lâtif-i Habîr!</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>Ey zîşuur mahlûkatına kudretini göstermek için kâinatı bir meşher-i acayip ya*pan ve umum masnuatını kudret ve hikmet ve rahmet gibi kemâlatını teşhir et*mek için birer dellâl, birer ilânname hükmüne getiren Zât-ı Kadîr-i Hakîm!</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>Sen aczden, şerikten, kusurdan münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdat etsin... El amân, el amân! Bizi azap ateşinden ve Cehen*nem’den kurtar.”</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>İşte Büyük Müfessir olan Resul-i Ekrem (s.a.v.), baştaki büyük ayetin bir per*desini bu münâcât ile tefsir etmiş. Resul-i Ekrem’in (s.a.v.) gayet büyük ve mü*dakkik bir tilmizi ve gayet zeki ve muhakkik bir şakirdi olan Hz. İmam-ı Ali (r.a.) dahi üstadının münâcâtvâri tefsirine münâcâtlı bir tefsir yapıp, o mü*nâ*câ*tın bir yüzünü keşfederek, o âyetin vecihlerinden bir vechini açmış ve Üs*tad-ı Ekrem’inin münâcâtına bakarak arkasında âyetin bir yüzünü tarif edip de*miş:</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>“Yâ İlâhî! Göklerde hiçbir deverân ve hareket yoktur ki intizamıyla ve hikmet*leriyle senin vücuduna (varlığına) şehadet etmesin ve seni tanıttırmasın. Hem zeminde hiç*bir tahavvülât ve tebeddülât ve keyfiyet ve san’at yoktur ki; mizan ve nizamıyla senin vahdaniyetini ve rububiyetini bildirmesin ve Sen’i tanımasın. Hem deniz*lerde hiçbir mahlûk, hatta hiçbir katre su yoktur ki hikmetleriyle senin vücuduna delalet etmesin ve Sen’in rububiyetine şehadet etmesin. Hem dağlarda zîhayatlar için iddihar edilen hiçbir madeniyat ve ilâçlar ve taşlar yoktur ki faideleriyle se*nin rububiyetini tanımasın ve senin mevcudiyetine şehadet etmesin. Hem kalplerde hiçbir gaybî hatıralar ve ilhamlar yoktur ki Sen’in varlığına işaret ve vahdetine şehadet etmesin. Hem ağaçlarda hiçbir yaprak yoktur ki; intizâmâtıyla (düzenli oluşlarıyla) ve hikmetleriyle Sen’i tanımasın, yani Sen’in san’at eserin olduğunu bildirmesin. Hem cisimlerde hiçbir hareket yoktur ki Sen’in rububiyetine şehadet etmesin. Ey Hâlık’ım, arz ve semâvâtı teshir eden kudretinin hakkı için matlubumu bana mu*sahhar eyle.”</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>İşte İmâm-ı Ali’nin (r.a.) bir aciz şakirdi ve Kur’ân’ın bir fakir hâdimi dahi üstadının bu münâcâtını bir münâcâtla tefsir ederek, üstadının üstadı olan Mü*fessir-i Âzam’ın (s.a.v.) Cevşen-i Kebîr münâcâtında yüz fıkrasından bir tek fıkra olan buradaki münâcâtın bir vechini tefsir ile, o büyük ayetin bir yüzünü İsm-i Âzam ışığıyla açmak isteyip diyor ki…]</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>Bu girişten sonra Üstad Bediüzzaman baştaki ayetin bir yönünü tefsir etme adına Üçüncü Şua’daki o uzun münacatı yazmıştır.</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800080"><strong>Kur’ân, Cevşen ve Risale-i Nur’u devamlı okuyanlar, bu Üçüncü Şua’daki kadar sistematik olmasa da, diğer risalelerin hemen hemen her cümlede Cevşen’deki İlâhî isimlerin feyzini yakından hissedebiliyorlar.</strong></span></span></span></p><p></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><strong>Alıntı...<img src="http://img403.imageshack.us/img403/6169/cevsenihsanjj6.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></strong></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="topraktoprak, post: 226073, member: 11795"] [FONT=Arial Black][SIZE=3][COLOR=#ff0000][B]Allah'ı Tanıyıp Tarif Etmede Cevşen'in Benzeri Yoktur[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]Bediüzzaman Said Nursi, Cevşen’in “Âl-i Beytin manevî ve gayet mühim bir mirası ve bir feyiz kaynağı” olduğunu belirterek Allah’ı tanıyıp tarif etme konusunda Cevşen’in bir benzeri olmadığını söylüyor. Allah (c.c), Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hakikatini, ulûhiyetinin tecellilerine kapsamlı bir ayna yapmış ve bütün isimlerinin en büyük ve en yüksek mertebelerine onu mazhar ederek Kur’ân’dan çıkmış “Cevşen” gibi harika bir münacatı O’na nasip etmiştir.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]Sözlükte “zırh, savaş elbisesi” anlamına gelen Cevşen, Arapça bir kelimedir. “Büyük zırh” manasında olan meşhur Cevşen-i Kebîr duası ise Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) büyük bir münacatıdır. Bu münacatla Efendimiz (s.a.v.), Cenâb-ı Hakk’a bin bir ismiyle dua eder ve ateşten O’na sığınır. (1)[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]Yüz bölümden meydana gelen Cevşen’in her bir bölümünde Cenâb-ı Hakk’ın on ismi yer alır. Böylece bin bir isim ya açıkça veya işaret edilerek belirtilir. Her on isimden sonra Efendimiz (s.a.v.) Rabb’ini her türlü noksan sıfattan, aczden ve şerikten tenzih eder. Sonra, “Senden başka hiçbir ilâh yok ki, bize imdat etsin. El-Aman, el-Aman! Bizi ateşin azabından ve Cehennem’den kurtar.” diye dua ederek Cenâb-ı Hakk’a sığınır. Dünya afetlerinden ve ahiret aza*bından kurtulmak için niyaz eder.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]Çünkü Kur’ân-ı Kerim’de “En güzel isimler Allah’*ındır; o isimlerle O’na dua edin. O’nun isimleri hakkında haktan ayrılanları ise bırakın. Onlar işlediklerinin cezasını göreceklerdir.” (2) buyurulur. İşte Kur’ân’ın en büyük müfessiri olan Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu isimlerin hangi isimler olduğunu ve onlarla Cenâb-ı Hakk’a nasıl dua edileceğini Cevşen duasıyla göstermiştir.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]Cevşen, Allah’ı anlatmada benzersizdir[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]“Allah göklerin ve yerin nurudur.” (3) ayeti ile diğer bazı ayetlerin dersinden anlıyoruz ki, her bir ilâhî isim bu kâinattaki bir âlemi aydınlatıyor, küfür ve dalaletten gelen karanlıkları, gafletleri parça parça ediyor. Sapıtmış veya gaflete dalmış insanların saklandıkları perdeleri yırtıyor. Devekuşu misali başını kuma sokanların başlarını kumdan çıkartıyor. Kâinatı bireyleriyle ve türleriyle hallaç edip tarıyor. Tabiat ve tesadüf putlarını veya Allah’tan başka bütün uydurma otoriteleri ve sahte tanrıları kâinattan kovuyor. İnkârcıların tutunacağı hiçbir dal bırakmıyor. Her şeyin bir olan Allah’a ait olduğunu göstererek gerçek tevhide ulaştırıyor ve insana Allah’ın huzurunda olduğunu hissettiriyor.(4)[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]Zira şu kâinatta gördüğümüz, işittiğimiz, tattığımız ve tanıdığımız her türlü hâl, fiil, şe’n ve şey Esmâ-i Hüsnâ’nın çeşitli renk ve tonlarda yansımasından başka bir şey değildir. Mealen de olsa, Cevşen’i tefekkürle okuyan kimse bu gerçeği daha yakından hissedebilir. Ayette geçen “O isimlerle O’na dua edin!” emrinin hikmetini anlayabilir, o isimlerin hakikatinden ayrılan kimselerin de nasıl doğru yoldan ayrıldığını ve azabı hak ettiğini kavrayabilir.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]Cevşen’deki İlâhî isimleri tefekkür etmek sadece gafleti dağıtmaz, Allah’ı tanıma konusundaki dereceyi de yükseltir. Üstad Bediüzzaman, Allah’ı tanıyıp tarif etme konusunda Cevşen’in bir benzeri olmadığını belirtiyor. (5) Meselâ Mecmuatü’l-Ahzab’da Cevşen’le beraber birçok ârif ve velî zatların duaları da yer alıyor. Bunlar arasında İmam-ı Gazâlî, Abdulkadir Geylânî, İmam-ı Nakşibendî gibi büyük zatların münacatları var. Başka insanların birikiminden ve birbirlerinin tecrübelerinden yararlandıkları halde ne Cevşen’deki marifetullaha yetişebilmişler, ne de Cenâb-ı Hakk’ı Cevşen’deki gibi tarif ve tavsif edebilmişlerdir. O dualarla Cevşen’i kıyaslarsak, hiç kimseyi taklit etmeden Rabb’imizi en doğru ve en geniş niteliklerle tarif edip tanıtan zâtın, ümmî Peygamber olan Efendimiz (s.a.v.) olduğu hemen anlaşılır.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]Çünkü âlemlerin Rabb’i olan Allah, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hakikatini ulûhiyetinin tecellilerine kapsamlı bir ayna yapmış ve bütün isimlerinin en büyük ve en yüksek mertebelerine onu mazhar etmiş. O hakikate ve o mertebelere lâyık olan Kur’ân gibi büyük bir mucizeyi ve Kur’ân’dan çıkmış Cevşen gibi harika bir münacatı da ona nasip etmiştir. (6) Yani, Cenâb-ı Hak, Peygamber Efendimiz’e öyle büyük bir din nasip etmiş ki, kullukta en mükemmele ulaşmak isteyen büyük veliler ve büyük zatlar, olgunluk derecelerinin fihristini o dinde bulmuş ve kulluğun sağlam ve mükemmel programını o dinde görmüş ve tatbik etmişlerdir. Çünkü bütün insanlığa hitap eden en mükemmel din onun dinidir. Böyle bir din onun manevî şahsiyetinin ne kadar engin olduğunu gösterir.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]İşte Peygamber Efendimiz’in (a.s.m.) manevî şahsiyeti olan hakikati böyle bir hakikattir. O hakikate tam sahip olamayan başka bir kimse yoktur ki, onun münacat ve duası Efendimiz’in (s.a.v.) Cevşen münacatı gibi mükemmel olsun, Rabb’ini tarif ve tavsifte onunki kadar kapsamlı olsun. Elbette olamaz.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]Bediüzzaman, Cevşen hazinesini açmıştır[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]Üstad Bediüzzaman, Yirmi Sekizinci Lem’a’da (7) Cevşen-i Kebîr için “Âl-i Beytin manevî ve gayet mühim bir mirası ve bir feyiz kaynağı” olduğunu belirttikten sonra, ilk zamanlarda Cevşen’in tamamını her gün bir defa, bazen de iki-üç defa okuduğunu ve talebelerine de tavsiye ettiğini yazar.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]Yine aynı yerde, Cevşen-i Kebîr’in içinde İsm-i Âzamla beraber bin bir adet İlâhî ismin bulunduğunu ve o isimlerle Kur’ân ilimlerini açan Risale-i Nur’u yazdığını ve o isimlerin feyziyle Risale-i Nur’u Kur’ân’a tefsir yaptığını açıklar.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]Bu noktada Kur’ân; Cevşen, Ehl-i Beyt ve Risale-i Nur ilişkisine bir göz atmak adına, örnek olarak teksirlerde yer alan Üçüncü Şua’nın baş kısmını mealen buraya kaydedelim: [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]“Göklerin ve yerin yaratılmasında, gecenin ve gündüzün değişmesinde, insanlara faydalı şeylerle denizde akıp giden gemilerde, Allah’*ın gökten su indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde, her türlü canlı*yı yeryüzüne yaymasında, rüzgârları sevk etmesinde ve gökle yer arasında Allah’ın emrine boyun eğmiş bulutlar*da, aklını kullanan bir topluluk için nice deliller vardır.” (Bakara Sûresi, 2: 164.)[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]Bu büyük ayetin, çeşitli nuranî perdelerinden tevhide dair bir perdesini büyük müfessir ve en mükemmel tercüman olan Resul-i Ekrem (s.a.v.), emsalsiz en büyük bir münacat olan el-Cevşenü’l-Kebîr namındaki doksan dokuz bölümde bin bir Esmâ ile bin bir burhana işaret ederek, bu âyeti tefsir ve Rabb’ini tarif etmiş*tir... (O bölümlerden birinde mealen diyor ki[IMG]http://forum.islamiyet.gen.tr/images/smiley/tebessum.gif[/IMG][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]“Ey göklerde ve ecrâm-ı ulviyede azameti görünen Zât-ı Zülcelâl![/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]Ey zeminde ve zeminin her bir mevcudunda vahdaniyetin delilleri, ayetleri müşahede edilen Zât-ı Zülkemâl![/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]Ey her bir şeyde ve mahlûkta vücub-u vücuduna delalet eden burhanlar bulu*nan Zât-ı Vacibü’l-Vücud![/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]Ey azametli denizlerde acîbeleri yaratan Zât-ı Celîl-i Zülkemâl![/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]Ey dağlarda zîhayatların hâcetleri için iddihar edilen hazineleri halk eden Hallâk-ı Kerîm![/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]Ey her bir şeyin yaratılışını güzel yapan, güzel tedbirini gören ve ona levâzı*matını güzel bir tarzda veren Zât-ı Cemîl-i Zülikrâm![/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]Ey her şey her bir hâcetinde, her bir emrinde O’na müracaat eden ve her bir mevcud her bir keyfiyetinde O’na dayanan ve her bir hak ve hakikat ve hüküm ve hâkimiyet O’na râci olan Zât-ı Kadîr ve Rabb-i Külli Şey![/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]Ey her şeyde zâhir bir surette lütfunun eserleri ve inayetinin cilveleri ve güzel san’atının lâtif nakışları ve rahmetinin letâfetli hediyeleri müşahede edilen Zât-ı Lâtif-i Habîr![/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]Ey zîşuur mahlûkatına kudretini göstermek için kâinatı bir meşher-i acayip ya*pan ve umum masnuatını kudret ve hikmet ve rahmet gibi kemâlatını teşhir et*mek için birer dellâl, birer ilânname hükmüne getiren Zât-ı Kadîr-i Hakîm![/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]Sen aczden, şerikten, kusurdan münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdat etsin... El amân, el amân! Bizi azap ateşinden ve Cehen*nem’den kurtar.”[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]İşte Büyük Müfessir olan Resul-i Ekrem (s.a.v.), baştaki büyük ayetin bir per*desini bu münâcât ile tefsir etmiş. Resul-i Ekrem’in (s.a.v.) gayet büyük ve mü*dakkik bir tilmizi ve gayet zeki ve muhakkik bir şakirdi olan Hz. İmam-ı Ali (r.a.) dahi üstadının münâcâtvâri tefsirine münâcâtlı bir tefsir yapıp, o mü*nâ*câ*tın bir yüzünü keşfederek, o âyetin vecihlerinden bir vechini açmış ve Üs*tad-ı Ekrem’inin münâcâtına bakarak arkasında âyetin bir yüzünü tarif edip de*miş:[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]“Yâ İlâhî! Göklerde hiçbir deverân ve hareket yoktur ki intizamıyla ve hikmet*leriyle senin vücuduna (varlığına) şehadet etmesin ve seni tanıttırmasın. Hem zeminde hiç*bir tahavvülât ve tebeddülât ve keyfiyet ve san’at yoktur ki; mizan ve nizamıyla senin vahdaniyetini ve rububiyetini bildirmesin ve Sen’i tanımasın. Hem deniz*lerde hiçbir mahlûk, hatta hiçbir katre su yoktur ki hikmetleriyle senin vücuduna delalet etmesin ve Sen’in rububiyetine şehadet etmesin. Hem dağlarda zîhayatlar için iddihar edilen hiçbir madeniyat ve ilâçlar ve taşlar yoktur ki faideleriyle se*nin rububiyetini tanımasın ve senin mevcudiyetine şehadet etmesin. Hem kalplerde hiçbir gaybî hatıralar ve ilhamlar yoktur ki Sen’in varlığına işaret ve vahdetine şehadet etmesin. Hem ağaçlarda hiçbir yaprak yoktur ki; intizâmâtıyla (düzenli oluşlarıyla) ve hikmetleriyle Sen’i tanımasın, yani Sen’in san’at eserin olduğunu bildirmesin. Hem cisimlerde hiçbir hareket yoktur ki Sen’in rububiyetine şehadet etmesin. Ey Hâlık’ım, arz ve semâvâtı teshir eden kudretinin hakkı için matlubumu bana mu*sahhar eyle.”[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]İşte İmâm-ı Ali’nin (r.a.) bir aciz şakirdi ve Kur’ân’ın bir fakir hâdimi dahi üstadının bu münâcâtını bir münâcâtla tefsir ederek, üstadının üstadı olan Mü*fessir-i Âzam’ın (s.a.v.) Cevşen-i Kebîr münâcâtında yüz fıkrasından bir tek fıkra olan buradaki münâcâtın bir vechini tefsir ile, o büyük ayetin bir yüzünü İsm-i Âzam ışığıyla açmak isteyip diyor ki…][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]Bu girişten sonra Üstad Bediüzzaman baştaki ayetin bir yönünü tefsir etme adına Üçüncü Şua’daki o uzun münacatı yazmıştır.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#800080][B]Kur’ân, Cevşen ve Risale-i Nur’u devamlı okuyanlar, bu Üçüncü Şua’daki kadar sistematik olmasa da, diğer risalelerin hemen hemen her cümlede Cevşen’deki İlâhî isimlerin feyzini yakından hissedebiliyorlar.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][/SIZE] [SIZE=3][/SIZE] [SIZE=3][B]Alıntı...[IMG]http://img403.imageshack.us/img403/6169/cevsenihsanjj6.jpg[/IMG][/B][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
CevşeN...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst