Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Serbest Kürsü
Cihad Risalesi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="sinang" data-source="post: 302970" data-attributes="member: 1020259"><p style="margin-left: 20px">İSLÂM HUKUKU ÂLİMLERİNCE CİHADIN HÜKMÜ</p> <p style="margin-left: 20px">Cihadın üstünlüğünü bildiren âyet-i celilerleri ve hadis-i şerifleri gördük, islâm hukuku âlimlerinin, ci hadın hükümleri ve ona hazırlanmanın ehemmiyeti hakkındaki görüşlerinden bir kısmını nakletmek isterim. Böylece, müslüman milletlerin, her asırda ittifak ettikleri Cihad mevzuundaki dinî hükümleri nasıl bırakıp onlardan uzaklaştıklarını göreceğiz. Şimdi, her mezhebe göre Âlimlerin görüşlerini birlikte dinleyelim:</p> <p style="margin-left: 20px">1 — Hanefi Mezhebine Göre Cihad'ın Hükümleri:</p> <p style="margin-left: 20px">Mecma'ül-Enhur adlı kitabın müellifi, Hanefi mezhebine göre cihadın hükümlerini tesbit ederek şöyle diyor: «Cihadın lügat manası: Gücün yettiği işi yapmak ve sözü söylemektir.»</p> <p style="margin-left: 20px">Cihadın dini mefhumu ise: İnkarcıları öldürmek,</p> <p style="margin-left: 20px">— 135 —</p> <p style="margin-left: 20px">mallarını ganimet olarak almak, mâbedlerini yıkmak ve putlarını kırmaktır. Yani Müslümanlarla savaş halindeki kâfirlerle, İslâm ülkesinde yaşayıp anlaşmayı bozan gayr-i müslimlerle, İslâm dinini terk edenlerle ve islâm devletine karşı çıkanlarla sonuna kadar savaşıp hak dini kuvvetlendirmek.</p> <p style="margin-left: 20px">— Savaşa, önce bizim başlamamız «Farz-ı kifâye'-dir.» Yani İslama davet kendilerine ulaştığı halde onu reddedenler bizimle savaşmasalar-da bizim savaşa başlamamız farzdır, islâm halifesinin, her yıl, müslüman-larla savaş halinde olan ülkeye, bir veya iki defa müfreze göndermesi gerekir. Müslümanların da buna yardımcı olmaları icabeder.</p> <p style="margin-left: 20px">Bir kısım müslümanlar bunu tahakkuk ettirdikleri takdirde diğer müslümanlardan mes'uliyet kalkar. Yeterli değil iseler, en lâyık olanlar da cihada katılır. Bunlar da kâfi gelmiyor da bütün müslümanların cihad etmesi gerekiyorsa o takdirde cihad, namaz gibi «Farz-ı âyn» olur. Herkesin yapması gereken farz olur.</p> <p style="margin-left: 20px">Cihadın farz olduğuna dair deliller şunlardır: «Müşrikleri öldürün.»(¦«) ve «Cihad, kıyamete kadar bakidir.»^') Onu bütün müslümanlar terkederse, hepsi gü-</p> <p style="margin-left: 20px">(50) Tevbe Sûresi âyet: 5.</p> <p style="margin-left: 20px">(51) Ebu Davud.</p> <p style="margin-left: 20px">— 136</p> <p style="margin-left: 20px">nahkâr olurlar. Eğer düşman, İslâm ülkelerinden birine veya herhangi bir kısmına galip gelirse cihad «Farz-ı âyn» olur. «Kadın erkeğinden, köle efendisinden, çocuk ana-babasından, borçlu alacaklısından izinsiz cihada giderler.»!52)</p> <p style="margin-left: 20px">Bahr adlı kitapta da şöyle denir: «Doğuda bir müs-lüman kadın esir edilirse kadın, o yağmacıların kalesine girmeden batılı müslümanların onu kurtarmaları gerekir.»(i;i)</p> <p style="margin-left: 20px">2 — Maliki Mezhebine Göre Cihad'ın Hükümleri:</p> <p style="margin-left: 20px">Maliki mezhebine ait «Bulğetüssalik» adlı kitabın müellifi şöyle der: «Allah'ın dinini yüceltmek için Allah yolunda, her yıl cihad etmek «Farz-ı kifayedir» bir kısım müslümanlar bunu yaparsa diğerlerinden sorumluluk kalkar. Aşağıdaki hallerde, Cihad herkesin yapması gereken «Farz-ı âyn» olur.</p> <p style="margin-left: 20px">a) Halifenin emriyle Farzı âyn olur.</p> <p style="margin-left: 20px">b) Bir yere saldıran düşmanın saldırısını önlemekten aciz kalındığında farz-ı âyn olur.</p> <p style="margin-left: 20px">Bu hallerde kadına, köleye, borçluya izin veril-mese de bunlar için cihad farz-ı âyn'dır.</p> <p style="margin-left: 20px">(52) Mecma-ul enhur.</p> <p style="margin-left: 20px">(53) Kitabul-Bahr.</p> <p style="margin-left: 20px">137 —</p> <p style="margin-left: 20px">c) Ayrıca, Adak ile de cihad farz-ı âyn olur.</p> <p style="margin-left: 20px">Ana-baba, çocuklarını ancak farz-ı kifaye olan cihattan alıkoyabilirler. Esaretten kurtulmak için fidye verecek malı bulunmayan bir müslüman esiri fidye verip erüretten kurtarmak da farzı kifayedir.»</p> <p style="margin-left: 20px">3 — Şafii Mezhebine Göre Cihad'ın Hükümleri: Nevevi «Metn'ül-Minhac» adlı kitabında derki:</p> <p style="margin-left: 20px">«Resulüllah'ın devrinde cihad farz-ı kifaye idi, farz-ı âyn diyenler de vardır. Peygamberimizden sonra ise, kâfirlerin iki haline göre cihadın hükmü değişir:</p> <p style="margin-left: 20px">a) Kâfirler ülkelerinde kaldıkları takdirde, cihad etmek farz-ı kifayedir. Yani müslümanlardan ehil kimseler bunu yaparlarsa diğerlerinden sorumluluk kalkar.</p> <p style="margin-left: 20px">b) Şayet kâfirler ülkemizi işgal ederlerse, o takdirde cihad farz-ı âyn olur. İşgal olunan ülkenin insanları, güçlerinin yettiği ölçüde kendilerini savunmalıdırlar. Borçlular, fakirler, küçükler ve kölelerin de izin almaksızın cihada katılmaları gerekir.»</p> <p style="margin-left: 20px">4 — Hanbeli Mezhebine Göre Cihad'ın Hükümleri:</p> <p style="margin-left: 20px">İbni Kudârrje «Muğni» adlı kitabında şöyle diyor: «Cihad, farz-ı kifayedir. Bir zümre 6unu yaparsa diğer müslümanlardan sorumluluk kalkar. Şu üç yerde farz-ı âyn olur, yani her müslümanın yapması gerekir:</p> <p style="margin-left: 20px">— 138 —</p> <p style="margin-left: 20px">a) iki ordu karşı karşıya geldiğinde, mevcut olan her kişi savaşa katılmalıdır, orayı bırakıp gitmesi dînen haramdır.</p> <p style="margin-left: 20px">b) Kâfirler, bir şehri işgal ettiklerinde oranın halkının bunlara karşı savaşmaları ve kâfirleri memleketten çıkarmaları Farzdır.</p> <p style="margin-left: 20px">c) Halifenin savaşa davet ettiği kişiler, daveti kabul edip cihad etmeleri lazımdır. Bu da en az, her yıl bir defa olmalıdır.</p> <p style="margin-left: 20px">imam-ı Ahmed ibni Hanbel buyuruyorki: «Farzlar hariç, cihattan üstün bir âmel bilmiyorum. Denizde -cihad etmek, karada cihad etmekten efdaldir.»</p> <p style="margin-left: 20px">' Enes ibni Malik buyuruyor ki: «Resulüllah, uyu-</p> <p style="margin-left: 20px">. duktan sonra gülerek uyandı. Enesin halası Ümmü Ha-ı î ram: «Neye güldün Ya Resûlallah?» deyince, Peygam-' berimiz: «Ümmetimden Allah yolunda savaşanları gör-¦ düm tahtlarında oturan krallar gibi bu denizin üstünde * oturup yol alıyorlar» buyurdu. Hadisin devamı; Ümmü</p> <p style="margin-left: 20px">Haram, Peygamberimizden bunlardan olması için duâ</p> <p style="margin-left: 20px">etmesini diledi Resulüllah da duâ etti.</p> <p style="margin-left: 20px">Ümmü Haram yaşadı, Kıbrıs adasını fetheden müslümanların donanma'sma katıldı, Kıbrıs'ta vefat et-</p> <p style="margin-left: 20px">— 139 —</p> <p style="margin-left: 20px">ti ve orava defnedildi. Kıbrıs'ta Ümmü Haram'ın adiyle bir mescit ve makam bulunmaktadır.»!54)</p> <p style="margin-left: 20px">5 — Dört Mezhebin Haricindeki Zahirî'lere Göre Cihad'ın Hükümleri:</p> <p style="margin-left: 20px">İbn Hazm, «Muhallâ» adlı kitabında şöyle der: «Ci-had, müslümanlara farzdır. Cihadı, müslüman ülkelerini savunabilen, düşmanlarla kendi ülkelerinde savaşa-bilen ve müslümanların hudutlarını koruyabilen bir grup yaparsa diğer müslümanlardan cihad etme vazifesi düşer. Aksi takdirde düşmez. Allahü Tealâ kitabında: «Savaş kendinize kolay olsada zor olsada hepiniz cihada çıkın mallarınızla, canlarınızla cihad edin» buyuruyor. (•¦'•'•).</p> <p style="margin-left: 20px">Cihada gitmek için ana-babanın izin vermesi şarttır. Fakat düşman, müslümanlardan bir topluluğa saldıracak olursa cihad, onlara yardım edebilecek herkese farz olur. Bu durumda ana-babanın izni sorulmaz. Ancak ana-babadan birinin veya her ilcisinin yok olacaklarından korkarsa, yok olma ihtimali olanı bırakıp harbe gidemez.»('")</p> <p style="margin-left: 20px">6 — Şevkani, «Es-Seyl'ül-Cerrar» adlı eserinde</p> <p style="margin-left: 20px">(54) Muğri-ibni Kudame.</p> <p style="margin-left: 20px">(55) Tevbe Sûresi: 41.</p> <p style="margin-left: 20px">(56) Muhella.</p> <p style="margin-left: 20px">— 140</p> <p style="margin-left: 20px">der ki: «Kur'an-ı Kerimden ve Hadis-i Şeriflerden cihadın farziyetini gösteren deliller, yazılamayacak kadar çoktur. Fakat cihad, farz-ı kifayedir. Bir kısım insanlar bunu yaparlarsa diğer insanlardan düşer. Hiçbir kimse yapmadığı takdirde her gücü yetene farzdır. Keza halifenin cihada davet ettiği kimseye de cihad farz-ı âyn olur.»{57)</p> <p style="margin-left: 20px">İşte müslüman kardeş, islâm dinini yaymak için, cihadın müslümanlara farz-ı kifaye olduğuna dair bütün ilim sahiplerinin nasıl ittifak ettiklerini gördün. Keza kâfirlerirt saldırılarını önlemek için de farz-ı âyn olduğunu öğrendin.</p> <p style="margin-left: 20px">Bilindiği gibi, bugün müslümanlar başkalarına boyun eğmiş ve kâfirlere mahkûm olmuşlardır. Toprakları işgal edilmiş, ırz ve namuslarına saldırılmış, idarelerine düşmanları hâkim olmuş, İslâmı yaymak bir yana kendi ülkelerinde dinî şiar edinemez ve ibâdetleri yapamaz olmuşlardır. Şu halde, her müslümanın cihad için hazırlanması, cihad etme isteğinde bulunması ve fırsat gelince hsmen savaşa girişmesi mecburî bir dini vazife, bir farz-ı âyn olmuştur.</p> <p style="margin-left: 20px">Şunu da hatırlatmak bu konunun icabı olduğu kanaatindeyim: Müslümanlar, cihad etme ruhu ve şuuru-</p> <p style="margin-left: 20px">(57) Esseyl ul-Cerrar.</p> <p style="margin-left: 20px">— 141</p> <p style="margin-left: 20px">nun yok olduğu bu karanlık çağdan önceki bütün asırlarda cihadı terketmemişler ve ondan asla taviz vermemişlerdir. Hatta âlimler, sofiler ve san'atkârlar dahi cıhad etmek için hazır vaziyette bulunmuşlardır. .</p> <p style="margin-left: 20px">Meselâ; Abdullah ibn el-Mübarek adlı, islâm hukuku alimi vakitlerinin çoğunu cihad etmeye adamıştı. Zeyd'in oğlu Abdulvahid adlı sofi de böyle idi.</p> <p style="margin-left: 20px">Zamanında tarikatların Şeyhi olan Şakik-i Belhî, talebeleriyle birlikte cihada giderdi.</p> <p style="margin-left: 20px">«Buhari» adlı hadis kitabını şerheden «El-Bedr el-Aynî» ismindeki islâm Hukuku ve hadis-i şerif âlimi, bir sene cihad eder, bir sene okur, bir sene de hacca gider haccederdi.</p> <p style="margin-left: 20px">Esed ibn'ül-Furat adlı zat, Kadı ve aynı zamanda Deniz kuvvetleri kumandanı idi.</p> <p style="margin-left: 20px">İmam Şafii, zaman zaman atış talimleri yapar ve hep hedefe isabet ettirirdi. İşte geçmişlerimiz böyley-diler. Allah, onlardan razıolsun. Onlar nerde biz ner-deyiz?</p> <p style="margin-left: 20px">—142 —</p> <p style="margin-left: 20px">MÜSLÜMANLAR NİÇİN SAVAŞIRLAR?</p> <p style="margin-left: 20px">Birçokları, uzun zaman «islâm cihadı farz kılıyor, savaşı helal görüyor» diye ona dil uzattılar. Böylece şu âyet-i celilenin sırrı ortaya çıktı: «Onlara hem dış âlemde hem de kendi özvarlıklarında delillerimizi göstereceğiz. Böylece onun hak olduğunu görsünler.»! '*)</p> <p style="margin-left: 20px">, Şimdi ise, savaşa hazırlanmanın, barış için en emin yol olduğunu itiraf eder oldular.</p> <p style="margin-left: 20px">Allah, müslümanlara cihadı bir saldırı vasıtası, çıkar sağlamak için bir araç olarak değil, islâm dinini korumak, barışı sağlamak ve müslümanların yüklendikleri büyük vazifeyi başa/maları için farz kıldı. Bu vazife, insanları doğru yola ve adalete sevketme vazifesidir.</p> <p style="margin-left: 20px">Diğer taraftan İslâm, savaşmayı farz kıldığı gibF barışa da davet eder Allahü Teâlâ kitabında: «Ey Mu-</p> <p style="margin-left: 20px">(58) Fussilet Sûresi âyet: 52.</p> <p style="margin-left: 20px">143 —</p> <p style="margin-left: 20px">hammed! eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sende yanaş ve Allah'a tevekkül et!» buyurur.(•">»)</p> <p style="margin-left: 20px">Müslüman, cihada çıktığında yalnız bir şey düşünürdü. O da Allah'ın dinini yüceltmek için savaşmak: «i' lâ-yı Kelimetullah» Müslümanın dini bu temiz gayeye başka bir gaye eklemesini haram kılıyordu.</p> <p style="margin-left: 20px">Cihadı, makam elde etmek için yapmak haram, desinler için yapmak haram, mal kazanmak için yapmak haram, ganîmet mallarından bir şeye sahip olmak için yapmak haram, Haksız olarak başkalarına galip gelme maksadıyla yapmak haramdır... Mücahide helal olan tek şey; canını, kanını inancı uğruna ve insanların hidayeti yolunda feda etmektir. Şu hadis-i şerifler de bunları beyan etmektedir:</p> <p style="margin-left: 20px">a) Müslim'in oğlu Haris şöyle der: «Resulüllah, bizi müfreze olarak bir yere gönderdi. Gideceğimiz yere varınca atımı koşturup arkadaşlarımı geçtim. Halk, beni çığlıkla karşıladı. Onlara: «La ilahe illallah» deyin, kendinizi kurtarırsınız» dedim. Bunu dediler: «Ben de onlara dokunmadım.» Arkadaşlarım beni tenkit ettiler ve: «Bizi ganimetten mahrum bıraktın» dediler. Geri dönünce de yaptığımı Resulullah'a anlattılar. Resulüllah, bu hareketimi hoş gören bir tavırla bana: «Şüp-</p> <p style="margin-left: 20px">(59) Enfal Sûresi âyet: 61.</p> <p style="margin-left: 20px">— 144 —</p> <p style="margin-left: 20px">hesiz ki Allah sana, her kişiye mukabil şu kadar mükâfat yazdı. Ben ise ileride de seni takdir etmeleri için sana bir tavsiye yazacağım» dedi ve yazdı, mühürledi bana verdi.»(6*)</p> <p style="margin-left: 20px">b) Hadi'nin oğlu Şeddad'tan rivayet olunur ki: «Bir köylü gelip Resulullah'a iman ettikten sonra: «Seninle hicret edeceğim» dedi. Resulüllah, bunu bazı As-habına tavsiye etti. Sonra Resulüllah, bir cihattan elda ettiği ganimetleri taksim ederken On da bir pay verince Adam, bu ne? diye sordu. «Senin ganîmet payın» dediler. Bunun üzerine Resulullaha dönerek: «Ben sana bunun için tabi olmadım dedi ve eliyle boğazını göstererek «şuramdan okla vurulayım da cennete gireyim diye tabi oldum» dedi. Resulüllah: Eğer Allah'a karşı samimi isen o da sana karşı samimi olur» buyurdu. Biraz sonra düşmanla savaşa girişildi ve o kişiyi işaret ettiği yerden vurulmuş olarak Resulullah'a getirdiler. Resulüllah: «Bu o adam mı?» diye sordu. «Evet» dediler. Resulüllah: «Allah'a karşı sadık idi, Allah ta ona sadık oldu.» buyurdu.</p> <p style="margin-left: 20px">Sonra Hz. Peygamber kendi cübbesiyle onu kefenledi, ileri götürüp cenaze namazını kıldı. Namazda: «Ey Rabbim! bu senin bir kulundur. Yolunda ci-</p> <p style="margin-left: 20px">(60) Neşet.</p> <p style="margin-left: 20px">Risaleler î</p> <p style="margin-left: 20px">— 145 —</p> <p style="margin-left: 20px">F: 10</p> <p style="margin-left: 20px">had için çıktı ve şehid oldu, ben de buna şahidim», dediği duyuldu.('•')</p> <p style="margin-left: 20px">c) Ebu Hüreyre'den rivayet olunur ki; bir adam: «Ey Allah'ın Resulü! dünya malı için Allah yolunda cihad etmek isteyen var» dedi. Bu söze karşılık Re-sulullah: «Ona mükâfat yoktur» buyurdu. Adam bunu üç kere tekrarladı, Resulullah da her defasında: «O-nun ecri yoktur» diye cevap verdi.('-')</p> <p style="margin-left: 20px">d) Ebu Musa'dan rivayet olunur ki: «Resulullah'a kahramanlık için veya, kızgınlık sonucu veya gösteriş için savaşanlardan hangisi Allah yolunda savaşmıştır?» diye sorulunca: Resulullah: «Ancak Allah'ın dinini yüceltmek için savaşan Allah yolunda savaşmıştır» diye cevap verdi.!0)</p> <p style="margin-left: 20px">Sahabe-i kiramın, fethettikleri ülkelerdeki şanlı tarihlerini okursan nefsani arzulardan ve şahsi çıkarlardan ne derece uzak olduklarını ve asıl gayeye yöneldiklerini görürsün. Bu gaye, «Allah'ın dini yücelsin diye, yaratılanlara Hakkı göstermek» gayesidir.</p> <p style="margin-left: 20px">(61) Neşet.</p> <p style="margin-left: 20px">(62) Ebu Dâvud.</p> <p style="margin-left: 20px">(63) fiuhari, Müslim, Tirmizi Nesef, Ibn-i Mace.</p> <p style="margin-left: 20px">— 146 —</p> <p style="margin-left: 20px">Böylece Sahabe'leri, «milletlere hâkim olup esaretleri altına almak ve dünya malı elde etmekle itham etmenin ne derece yanlış olduğunu anlamış ve görmüş oldun...»</p> <p style="margin-left: 20px">— 147 —</p> <p style="margin-left: 20px">İSLÂM CİHADINDA MERHAMET</p> <p style="margin-left: 20px">¦9</p> <p style="margin-left: 20px">islâmda cihad, en üstün gayeyi güttüğü için bunu gerçekleştirecek yolun da en güzel yol olması gerekir.</p> <p style="margin-left: 20px">Allahu Teâlâ haksız tecavüzü haram kılarak şöyle buyuruyor: «Tecavüzde bulunmayın. Zira Allah saldıranları elbette sevmez.»(w)</p> <p style="margin-left: 20px">Allah, düşmanlara karşı bile adaletli olmayı emretmiştir: «Bir millete karşı olan öfkeniz, sizi adaletsizliğe sürüklemesin, adaletli davranın. Bu, takva sahibi olmaya daha yakındır.»^'5)</p> <p style="margin-left: 20px">Müslümanlar, savaştıklarında haddi tecavüz etmezler. Karşı taTafa bir fenalık yapmazlar. Başkalarına ibret olması için, ölülerin azalarını kesmezler, hırsızlık etmezler, yağma yapmazlar, ırza tecavüz etmezler.</p> <p style="margin-left: 20px">(64) Bakara Sûresi âyet: 190.</p> <p style="margin-left: 20px">(65) Maide Sûresi âyet: 8.</p> <p style="margin-left: 20px">149 —</p> <p style="margin-left: 20px">kısaca hiçbir eziyet yapmazlar. Müslümanlar, barış halinde en iyi barışçılar oldukları gibi savaş halinde de en hayırlı savaşçılardır. Nitekim bunu şu hadislerden pek güzel anlayacaksın:</p> <p style="margin-left: 20px">a) Hz. Büreyde (R.A.) buyuruyor ki: «Resulü Ekrem Efendimiz, birini orduya veya bir müfrezeye kumandan yaptığında kendine en yakın olanlar hakkında Allah'tan korkmasını ve beraberindeki müslümanlara iyi davranmasını emrettikten sonra şöyle derdi: «Allah'ın yolunda Allah'ın' ismiyle cihad edin. Allah'ı inkâr edenlerle savaşın! Cihad edin fakat ganimete hıyanet etmeyin. Sözleşmenizi bozmayın. Kimseyi hayret verici bir şekilde öldürmeyin. Çocukları öldürme yin.»{«6)</p> <p style="margin-left: 20px">b) Ebu Hüreyde (R.A.) bir rivayetinde: «Resuiuk-lah, herhangi biriniz savaştığınızda yüze vurmaktan kaçınsın» buyurdu, diyor.(67)</p> <p style="margin-left: 20px">c) Ibni mes'udun bir rivayetine göre, Resulullah (S.A.V.): «Adam öldürmekten en çok çekinen kimseler, Mü'minlerdir.» buyurmuştur.(ss)</p> <p style="margin-left: 20px">d) Yezid'in oğlu Abdullah Resulullah (S.A.V.):</p> <p style="margin-left: 20px">(66) Müslim.</p> <p style="margin-left: 20px">(67) Buhari, Müslim.</p> <p style="margin-left: 20px">(68) Ebu Dâvud, Ibn-i Mace, İmam Ahmed.</p> <p style="margin-left: 20px">— 150 —</p> <p style="margin-left: 20px">«Yağma yapmayı ve hayret verici bir şekilde öldürmeyi yasakladı» diyor.('">)</p> <p style="margin-left: 20px">Bundan başka kadınların, küçüklerin, ihtiyarların ve yaralıların öldürülmesinin yasaklandığına, keza din adamlarının, inzivaye çekilenlerin ve savaşa katılmayanların galeyana getirilmemelerine dair hadis-i şerifler de vardır.</p> <p style="margin-left: 20px">Bu merhamet nerede. Medeniyetçilik güdenlerin vahşi tecavüzleri, feci muameleleri nerede! Bu, umumî ilâhî adalet nerede!.. Milletlerarası kanunlar neredel Ey Allah'ım! Sen müslümanlara dinlerini öğret. Bu âlemi karanlıklardan kurtar, islâm nuruyla nûrlandır!.. âmin...</p> <p style="margin-left: 20px">(69) Buhari.</p> <p style="margin-left: 20px">-- 151</p> <p style="margin-left: 20px">SONSÖZ</p> <p style="margin-left: 20px">Ey kardeşleri Allahu Teâlâ güzel ölümle ölmeyi gerçekleştirenlere, Şerefli bir ölümle ölmeyi başaranlara dünyada aziz bir hayat, âhirette ebedî nîmet-ler bahşeder. Bizi zelil düşüren acizlik, ancak dünyayı sevmekten ve ölümü çirkin görmemizden doğmaktadır.</p> <p style="margin-left: 20px">Kendinizi büyük ibadete (cihada) hazırlayın. Ölümü içten isteyin ki, size hayat bahşedilsin, iyi bilin ki, ölüm elbette gerçekleşecektir ve tek bir defa olacaktır. Eğer Allah yolunda ölürseniz hem dünyayı, hem de âhireti kazanırsınız. Elbetteki sizlere, Allah'ın takdir ettiğinden başka birşey isabet etmiyecektir.</p> <p style="margin-left: 20px">Allahü Tealâ'nm şu kelâmını iyi dinleyin: «Sonra o kederin arkasından üzerinize öylebir emniyet, öylo bir uyku indirdiki O, içinizden bir zümreyi buruyordu. Bir zümrede canları sevdasına düşmüştü. Allah'a karşı</p> <p style="margin-left: 20px">— 153 —</p> <p style="margin-left: 20px">cahiliyet zannı gibi bir zan besliyordu. «Bu işten bize ne?» diyorlardı. De ki: «Bütün emir Allah'ındır.» içlerinde sana açmadıkları birşey gizliyorlar. «Bu bize ait bir şey olsaydı burada öldürülmezdik» diyorlar. De ki: «Evlerinizde olsaydınız dahi ölmeleri takdir olunanlar şüphesiz ki. ölüp düşecekleri yerlere gideceklerdi. Allah sîne'nizde gizli tuttuklarınızla sizi imtihan etmek ve kalbinizdeki inançlarınızı vesveseden arındırmak için bunu yaptı. Şüphesiz ki, Allah kalplerinizin içinde olanları çok iyi.bilicidir.»H</p> <p style="margin-left: 20px">Azîz olarak ölmeye çalışın ki. tam mutluluğa ere-siniz. Allah, bize de size de yolunda şehid olma faziletini nasip etsin... Amin.</p> <p style="margin-left: 20px">AYDINLIĞA DOĞRU</p> <p style="margin-left: 20px">(1) Âl-i Imran Süresi âyet: 154.</p> <p style="margin-left: 20px">— 154 —</p> <p style="margin-left: 20px">MUKADDİME</p> <p style="margin-left: 20px">1366 H. Receb ayında Müslüman Kardeşlerin Umum Mürşidi olan Şehid Hasan el-Bennâ, bu konuşmasını o zamanın Mısır ve Sudan kralı olan 1. Faruk'a, o günün başbakanı sayın Mustafa en-Nehhâs Paşa'ya, çeşitli islâm ülkelerinin reis ve krallarına ve İslâm memleketlerinde dinî ve dünyevî bakımdan ileri gelen şahsiyetlere göndermişti. Bu risalenin ihtiva ettiği görüş ve tavsiyeler müslümanlar için çok önemlidir. Bu tavsiyelerin gerçekleşmesini Allahtan dileriz. Allah'a hamdolsurv Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) âline ve ashabına salât ü selâm olsun. «Ey Rabbimiz! Bize katından rahmet ver. Bizi işlerimizde başarılı k.l!..»{')</p> <p style="margin-left: 20px">(Mısır başkenti Kahire... 1366 h. Receb avı)</p> <p style="margin-left: 20px">Muhterem...</p> <p style="margin-left: 20px">(1) Kehf Sûresi: 10.</p> <p style="margin-left: 20px">157 —</p> <p style="margin-left: 20px">Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.</p> <p style="margin-left: 20px">Bizleri bu mektubu yüce makamınıza takdim etmeye sevkeden sebep, Allah'ın sizi başlarına lider kıldığı bu ümmeti doğru yola irşad etme arzusudur. Bu milleti en güzel yola sevkedecek, bunun için en güzel metodu çizecek, bu ümmeti hatalardan, anarşiden koruyacak, acı ve uzun tecrübelerden kurtaracak doğru bir yolu göstermektir. 4</p> <p style="margin-left: 20px">Bunun peşinden hiçbir şeyde gözümüz yoktur. Yeter ki, vazifemizi yerine getirelim, gereken nasihati verelim. Allah'ın vereceği mükâfat elbette daha hayırlı ve daha ebedîdir.</p> <p style="margin-left: 20px">— 158 — </p></blockquote><p></p>
[QUOTE="sinang, post: 302970, member: 1020259"] [INDENT]İSLÂM HUKUKU ÂLİMLERİNCE CİHADIN HÜKMÜ Cihadın üstünlüğünü bildiren âyet-i celilerleri ve hadis-i şerifleri gördük, islâm hukuku âlimlerinin, ci hadın hükümleri ve ona hazırlanmanın ehemmiyeti hakkındaki görüşlerinden bir kısmını nakletmek isterim. Böylece, müslüman milletlerin, her asırda ittifak ettikleri Cihad mevzuundaki dinî hükümleri nasıl bırakıp onlardan uzaklaştıklarını göreceğiz. Şimdi, her mezhebe göre Âlimlerin görüşlerini birlikte dinleyelim: 1 — Hanefi Mezhebine Göre Cihad'ın Hükümleri: Mecma'ül-Enhur adlı kitabın müellifi, Hanefi mezhebine göre cihadın hükümlerini tesbit ederek şöyle diyor: «Cihadın lügat manası: Gücün yettiği işi yapmak ve sözü söylemektir.» Cihadın dini mefhumu ise: İnkarcıları öldürmek, — 135 — mallarını ganimet olarak almak, mâbedlerini yıkmak ve putlarını kırmaktır. Yani Müslümanlarla savaş halindeki kâfirlerle, İslâm ülkesinde yaşayıp anlaşmayı bozan gayr-i müslimlerle, İslâm dinini terk edenlerle ve islâm devletine karşı çıkanlarla sonuna kadar savaşıp hak dini kuvvetlendirmek. — Savaşa, önce bizim başlamamız «Farz-ı kifâye'-dir.» Yani İslama davet kendilerine ulaştığı halde onu reddedenler bizimle savaşmasalar-da bizim savaşa başlamamız farzdır, islâm halifesinin, her yıl, müslüman-larla savaş halinde olan ülkeye, bir veya iki defa müfreze göndermesi gerekir. Müslümanların da buna yardımcı olmaları icabeder. Bir kısım müslümanlar bunu tahakkuk ettirdikleri takdirde diğer müslümanlardan mes'uliyet kalkar. Yeterli değil iseler, en lâyık olanlar da cihada katılır. Bunlar da kâfi gelmiyor da bütün müslümanların cihad etmesi gerekiyorsa o takdirde cihad, namaz gibi «Farz-ı âyn» olur. Herkesin yapması gereken farz olur. Cihadın farz olduğuna dair deliller şunlardır: «Müşrikleri öldürün.»(¦«) ve «Cihad, kıyamete kadar bakidir.»^') Onu bütün müslümanlar terkederse, hepsi gü- (50) Tevbe Sûresi âyet: 5. (51) Ebu Davud. — 136 nahkâr olurlar. Eğer düşman, İslâm ülkelerinden birine veya herhangi bir kısmına galip gelirse cihad «Farz-ı âyn» olur. «Kadın erkeğinden, köle efendisinden, çocuk ana-babasından, borçlu alacaklısından izinsiz cihada giderler.»!52) Bahr adlı kitapta da şöyle denir: «Doğuda bir müs-lüman kadın esir edilirse kadın, o yağmacıların kalesine girmeden batılı müslümanların onu kurtarmaları gerekir.»(i;i) 2 — Maliki Mezhebine Göre Cihad'ın Hükümleri: Maliki mezhebine ait «Bulğetüssalik» adlı kitabın müellifi şöyle der: «Allah'ın dinini yüceltmek için Allah yolunda, her yıl cihad etmek «Farz-ı kifayedir» bir kısım müslümanlar bunu yaparsa diğerlerinden sorumluluk kalkar. Aşağıdaki hallerde, Cihad herkesin yapması gereken «Farz-ı âyn» olur. a) Halifenin emriyle Farzı âyn olur. b) Bir yere saldıran düşmanın saldırısını önlemekten aciz kalındığında farz-ı âyn olur. Bu hallerde kadına, köleye, borçluya izin veril-mese de bunlar için cihad farz-ı âyn'dır. (52) Mecma-ul enhur. (53) Kitabul-Bahr. 137 — c) Ayrıca, Adak ile de cihad farz-ı âyn olur. Ana-baba, çocuklarını ancak farz-ı kifaye olan cihattan alıkoyabilirler. Esaretten kurtulmak için fidye verecek malı bulunmayan bir müslüman esiri fidye verip erüretten kurtarmak da farzı kifayedir.» 3 — Şafii Mezhebine Göre Cihad'ın Hükümleri: Nevevi «Metn'ül-Minhac» adlı kitabında derki: «Resulüllah'ın devrinde cihad farz-ı kifaye idi, farz-ı âyn diyenler de vardır. Peygamberimizden sonra ise, kâfirlerin iki haline göre cihadın hükmü değişir: a) Kâfirler ülkelerinde kaldıkları takdirde, cihad etmek farz-ı kifayedir. Yani müslümanlardan ehil kimseler bunu yaparlarsa diğerlerinden sorumluluk kalkar. b) Şayet kâfirler ülkemizi işgal ederlerse, o takdirde cihad farz-ı âyn olur. İşgal olunan ülkenin insanları, güçlerinin yettiği ölçüde kendilerini savunmalıdırlar. Borçlular, fakirler, küçükler ve kölelerin de izin almaksızın cihada katılmaları gerekir.» 4 — Hanbeli Mezhebine Göre Cihad'ın Hükümleri: İbni Kudârrje «Muğni» adlı kitabında şöyle diyor: «Cihad, farz-ı kifayedir. Bir zümre 6unu yaparsa diğer müslümanlardan sorumluluk kalkar. Şu üç yerde farz-ı âyn olur, yani her müslümanın yapması gerekir: — 138 — a) iki ordu karşı karşıya geldiğinde, mevcut olan her kişi savaşa katılmalıdır, orayı bırakıp gitmesi dînen haramdır. b) Kâfirler, bir şehri işgal ettiklerinde oranın halkının bunlara karşı savaşmaları ve kâfirleri memleketten çıkarmaları Farzdır. c) Halifenin savaşa davet ettiği kişiler, daveti kabul edip cihad etmeleri lazımdır. Bu da en az, her yıl bir defa olmalıdır. imam-ı Ahmed ibni Hanbel buyuruyorki: «Farzlar hariç, cihattan üstün bir âmel bilmiyorum. Denizde -cihad etmek, karada cihad etmekten efdaldir.» ' Enes ibni Malik buyuruyor ki: «Resulüllah, uyu- . duktan sonra gülerek uyandı. Enesin halası Ümmü Ha-ı î ram: «Neye güldün Ya Resûlallah?» deyince, Peygam-' berimiz: «Ümmetimden Allah yolunda savaşanları gör-¦ düm tahtlarında oturan krallar gibi bu denizin üstünde * oturup yol alıyorlar» buyurdu. Hadisin devamı; Ümmü Haram, Peygamberimizden bunlardan olması için duâ etmesini diledi Resulüllah da duâ etti. Ümmü Haram yaşadı, Kıbrıs adasını fetheden müslümanların donanma'sma katıldı, Kıbrıs'ta vefat et- — 139 — ti ve orava defnedildi. Kıbrıs'ta Ümmü Haram'ın adiyle bir mescit ve makam bulunmaktadır.»!54) 5 — Dört Mezhebin Haricindeki Zahirî'lere Göre Cihad'ın Hükümleri: İbn Hazm, «Muhallâ» adlı kitabında şöyle der: «Ci-had, müslümanlara farzdır. Cihadı, müslüman ülkelerini savunabilen, düşmanlarla kendi ülkelerinde savaşa-bilen ve müslümanların hudutlarını koruyabilen bir grup yaparsa diğer müslümanlardan cihad etme vazifesi düşer. Aksi takdirde düşmez. Allahü Tealâ kitabında: «Savaş kendinize kolay olsada zor olsada hepiniz cihada çıkın mallarınızla, canlarınızla cihad edin» buyuruyor. (•¦'•'•). Cihada gitmek için ana-babanın izin vermesi şarttır. Fakat düşman, müslümanlardan bir topluluğa saldıracak olursa cihad, onlara yardım edebilecek herkese farz olur. Bu durumda ana-babanın izni sorulmaz. Ancak ana-babadan birinin veya her ilcisinin yok olacaklarından korkarsa, yok olma ihtimali olanı bırakıp harbe gidemez.»('") 6 — Şevkani, «Es-Seyl'ül-Cerrar» adlı eserinde (54) Muğri-ibni Kudame. (55) Tevbe Sûresi: 41. (56) Muhella. — 140 der ki: «Kur'an-ı Kerimden ve Hadis-i Şeriflerden cihadın farziyetini gösteren deliller, yazılamayacak kadar çoktur. Fakat cihad, farz-ı kifayedir. Bir kısım insanlar bunu yaparlarsa diğer insanlardan düşer. Hiçbir kimse yapmadığı takdirde her gücü yetene farzdır. Keza halifenin cihada davet ettiği kimseye de cihad farz-ı âyn olur.»{57) İşte müslüman kardeş, islâm dinini yaymak için, cihadın müslümanlara farz-ı kifaye olduğuna dair bütün ilim sahiplerinin nasıl ittifak ettiklerini gördün. Keza kâfirlerirt saldırılarını önlemek için de farz-ı âyn olduğunu öğrendin. Bilindiği gibi, bugün müslümanlar başkalarına boyun eğmiş ve kâfirlere mahkûm olmuşlardır. Toprakları işgal edilmiş, ırz ve namuslarına saldırılmış, idarelerine düşmanları hâkim olmuş, İslâmı yaymak bir yana kendi ülkelerinde dinî şiar edinemez ve ibâdetleri yapamaz olmuşlardır. Şu halde, her müslümanın cihad için hazırlanması, cihad etme isteğinde bulunması ve fırsat gelince hsmen savaşa girişmesi mecburî bir dini vazife, bir farz-ı âyn olmuştur. Şunu da hatırlatmak bu konunun icabı olduğu kanaatindeyim: Müslümanlar, cihad etme ruhu ve şuuru- (57) Esseyl ul-Cerrar. — 141 nun yok olduğu bu karanlık çağdan önceki bütün asırlarda cihadı terketmemişler ve ondan asla taviz vermemişlerdir. Hatta âlimler, sofiler ve san'atkârlar dahi cıhad etmek için hazır vaziyette bulunmuşlardır. . Meselâ; Abdullah ibn el-Mübarek adlı, islâm hukuku alimi vakitlerinin çoğunu cihad etmeye adamıştı. Zeyd'in oğlu Abdulvahid adlı sofi de böyle idi. Zamanında tarikatların Şeyhi olan Şakik-i Belhî, talebeleriyle birlikte cihada giderdi. «Buhari» adlı hadis kitabını şerheden «El-Bedr el-Aynî» ismindeki islâm Hukuku ve hadis-i şerif âlimi, bir sene cihad eder, bir sene okur, bir sene de hacca gider haccederdi. Esed ibn'ül-Furat adlı zat, Kadı ve aynı zamanda Deniz kuvvetleri kumandanı idi. İmam Şafii, zaman zaman atış talimleri yapar ve hep hedefe isabet ettirirdi. İşte geçmişlerimiz böyley-diler. Allah, onlardan razıolsun. Onlar nerde biz ner-deyiz? —142 — MÜSLÜMANLAR NİÇİN SAVAŞIRLAR? Birçokları, uzun zaman «islâm cihadı farz kılıyor, savaşı helal görüyor» diye ona dil uzattılar. Böylece şu âyet-i celilenin sırrı ortaya çıktı: «Onlara hem dış âlemde hem de kendi özvarlıklarında delillerimizi göstereceğiz. Böylece onun hak olduğunu görsünler.»! '*) , Şimdi ise, savaşa hazırlanmanın, barış için en emin yol olduğunu itiraf eder oldular. Allah, müslümanlara cihadı bir saldırı vasıtası, çıkar sağlamak için bir araç olarak değil, islâm dinini korumak, barışı sağlamak ve müslümanların yüklendikleri büyük vazifeyi başa/maları için farz kıldı. Bu vazife, insanları doğru yola ve adalete sevketme vazifesidir. Diğer taraftan İslâm, savaşmayı farz kıldığı gibF barışa da davet eder Allahü Teâlâ kitabında: «Ey Mu- (58) Fussilet Sûresi âyet: 52. 143 — hammed! eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sende yanaş ve Allah'a tevekkül et!» buyurur.(•">») Müslüman, cihada çıktığında yalnız bir şey düşünürdü. O da Allah'ın dinini yüceltmek için savaşmak: «i' lâ-yı Kelimetullah» Müslümanın dini bu temiz gayeye başka bir gaye eklemesini haram kılıyordu. Cihadı, makam elde etmek için yapmak haram, desinler için yapmak haram, mal kazanmak için yapmak haram, ganîmet mallarından bir şeye sahip olmak için yapmak haram, Haksız olarak başkalarına galip gelme maksadıyla yapmak haramdır... Mücahide helal olan tek şey; canını, kanını inancı uğruna ve insanların hidayeti yolunda feda etmektir. Şu hadis-i şerifler de bunları beyan etmektedir: a) Müslim'in oğlu Haris şöyle der: «Resulüllah, bizi müfreze olarak bir yere gönderdi. Gideceğimiz yere varınca atımı koşturup arkadaşlarımı geçtim. Halk, beni çığlıkla karşıladı. Onlara: «La ilahe illallah» deyin, kendinizi kurtarırsınız» dedim. Bunu dediler: «Ben de onlara dokunmadım.» Arkadaşlarım beni tenkit ettiler ve: «Bizi ganimetten mahrum bıraktın» dediler. Geri dönünce de yaptığımı Resulullah'a anlattılar. Resulüllah, bu hareketimi hoş gören bir tavırla bana: «Şüp- (59) Enfal Sûresi âyet: 61. — 144 — hesiz ki Allah sana, her kişiye mukabil şu kadar mükâfat yazdı. Ben ise ileride de seni takdir etmeleri için sana bir tavsiye yazacağım» dedi ve yazdı, mühürledi bana verdi.»(6*) b) Hadi'nin oğlu Şeddad'tan rivayet olunur ki: «Bir köylü gelip Resulullah'a iman ettikten sonra: «Seninle hicret edeceğim» dedi. Resulüllah, bunu bazı As-habına tavsiye etti. Sonra Resulüllah, bir cihattan elda ettiği ganimetleri taksim ederken On da bir pay verince Adam, bu ne? diye sordu. «Senin ganîmet payın» dediler. Bunun üzerine Resulullaha dönerek: «Ben sana bunun için tabi olmadım dedi ve eliyle boğazını göstererek «şuramdan okla vurulayım da cennete gireyim diye tabi oldum» dedi. Resulüllah: Eğer Allah'a karşı samimi isen o da sana karşı samimi olur» buyurdu. Biraz sonra düşmanla savaşa girişildi ve o kişiyi işaret ettiği yerden vurulmuş olarak Resulullah'a getirdiler. Resulüllah: «Bu o adam mı?» diye sordu. «Evet» dediler. Resulüllah: «Allah'a karşı sadık idi, Allah ta ona sadık oldu.» buyurdu. Sonra Hz. Peygamber kendi cübbesiyle onu kefenledi, ileri götürüp cenaze namazını kıldı. Namazda: «Ey Rabbim! bu senin bir kulundur. Yolunda ci- (60) Neşet. Risaleler î — 145 — F: 10 had için çıktı ve şehid oldu, ben de buna şahidim», dediği duyuldu.('•') c) Ebu Hüreyre'den rivayet olunur ki; bir adam: «Ey Allah'ın Resulü! dünya malı için Allah yolunda cihad etmek isteyen var» dedi. Bu söze karşılık Re-sulullah: «Ona mükâfat yoktur» buyurdu. Adam bunu üç kere tekrarladı, Resulullah da her defasında: «O-nun ecri yoktur» diye cevap verdi.('-') d) Ebu Musa'dan rivayet olunur ki: «Resulullah'a kahramanlık için veya, kızgınlık sonucu veya gösteriş için savaşanlardan hangisi Allah yolunda savaşmıştır?» diye sorulunca: Resulullah: «Ancak Allah'ın dinini yüceltmek için savaşan Allah yolunda savaşmıştır» diye cevap verdi.!0) Sahabe-i kiramın, fethettikleri ülkelerdeki şanlı tarihlerini okursan nefsani arzulardan ve şahsi çıkarlardan ne derece uzak olduklarını ve asıl gayeye yöneldiklerini görürsün. Bu gaye, «Allah'ın dini yücelsin diye, yaratılanlara Hakkı göstermek» gayesidir. (61) Neşet. (62) Ebu Dâvud. (63) fiuhari, Müslim, Tirmizi Nesef, Ibn-i Mace. — 146 — Böylece Sahabe'leri, «milletlere hâkim olup esaretleri altına almak ve dünya malı elde etmekle itham etmenin ne derece yanlış olduğunu anlamış ve görmüş oldun...» — 147 — İSLÂM CİHADINDA MERHAMET ¦9 islâmda cihad, en üstün gayeyi güttüğü için bunu gerçekleştirecek yolun da en güzel yol olması gerekir. Allahu Teâlâ haksız tecavüzü haram kılarak şöyle buyuruyor: «Tecavüzde bulunmayın. Zira Allah saldıranları elbette sevmez.»(w) Allah, düşmanlara karşı bile adaletli olmayı emretmiştir: «Bir millete karşı olan öfkeniz, sizi adaletsizliğe sürüklemesin, adaletli davranın. Bu, takva sahibi olmaya daha yakındır.»^'5) Müslümanlar, savaştıklarında haddi tecavüz etmezler. Karşı taTafa bir fenalık yapmazlar. Başkalarına ibret olması için, ölülerin azalarını kesmezler, hırsızlık etmezler, yağma yapmazlar, ırza tecavüz etmezler. (64) Bakara Sûresi âyet: 190. (65) Maide Sûresi âyet: 8. 149 — kısaca hiçbir eziyet yapmazlar. Müslümanlar, barış halinde en iyi barışçılar oldukları gibi savaş halinde de en hayırlı savaşçılardır. Nitekim bunu şu hadislerden pek güzel anlayacaksın: a) Hz. Büreyde (R.A.) buyuruyor ki: «Resulü Ekrem Efendimiz, birini orduya veya bir müfrezeye kumandan yaptığında kendine en yakın olanlar hakkında Allah'tan korkmasını ve beraberindeki müslümanlara iyi davranmasını emrettikten sonra şöyle derdi: «Allah'ın yolunda Allah'ın' ismiyle cihad edin. Allah'ı inkâr edenlerle savaşın! Cihad edin fakat ganimete hıyanet etmeyin. Sözleşmenizi bozmayın. Kimseyi hayret verici bir şekilde öldürmeyin. Çocukları öldürme yin.»{«6) b) Ebu Hüreyde (R.A.) bir rivayetinde: «Resuiuk-lah, herhangi biriniz savaştığınızda yüze vurmaktan kaçınsın» buyurdu, diyor.(67) c) Ibni mes'udun bir rivayetine göre, Resulullah (S.A.V.): «Adam öldürmekten en çok çekinen kimseler, Mü'minlerdir.» buyurmuştur.(ss) d) Yezid'in oğlu Abdullah Resulullah (S.A.V.): (66) Müslim. (67) Buhari, Müslim. (68) Ebu Dâvud, Ibn-i Mace, İmam Ahmed. — 150 — «Yağma yapmayı ve hayret verici bir şekilde öldürmeyi yasakladı» diyor.('">) Bundan başka kadınların, küçüklerin, ihtiyarların ve yaralıların öldürülmesinin yasaklandığına, keza din adamlarının, inzivaye çekilenlerin ve savaşa katılmayanların galeyana getirilmemelerine dair hadis-i şerifler de vardır. Bu merhamet nerede. Medeniyetçilik güdenlerin vahşi tecavüzleri, feci muameleleri nerede! Bu, umumî ilâhî adalet nerede!.. Milletlerarası kanunlar neredel Ey Allah'ım! Sen müslümanlara dinlerini öğret. Bu âlemi karanlıklardan kurtar, islâm nuruyla nûrlandır!.. âmin... (69) Buhari. -- 151 SONSÖZ Ey kardeşleri Allahu Teâlâ güzel ölümle ölmeyi gerçekleştirenlere, Şerefli bir ölümle ölmeyi başaranlara dünyada aziz bir hayat, âhirette ebedî nîmet-ler bahşeder. Bizi zelil düşüren acizlik, ancak dünyayı sevmekten ve ölümü çirkin görmemizden doğmaktadır. Kendinizi büyük ibadete (cihada) hazırlayın. Ölümü içten isteyin ki, size hayat bahşedilsin, iyi bilin ki, ölüm elbette gerçekleşecektir ve tek bir defa olacaktır. Eğer Allah yolunda ölürseniz hem dünyayı, hem de âhireti kazanırsınız. Elbetteki sizlere, Allah'ın takdir ettiğinden başka birşey isabet etmiyecektir. Allahü Tealâ'nm şu kelâmını iyi dinleyin: «Sonra o kederin arkasından üzerinize öylebir emniyet, öylo bir uyku indirdiki O, içinizden bir zümreyi buruyordu. Bir zümrede canları sevdasına düşmüştü. Allah'a karşı — 153 — cahiliyet zannı gibi bir zan besliyordu. «Bu işten bize ne?» diyorlardı. De ki: «Bütün emir Allah'ındır.» içlerinde sana açmadıkları birşey gizliyorlar. «Bu bize ait bir şey olsaydı burada öldürülmezdik» diyorlar. De ki: «Evlerinizde olsaydınız dahi ölmeleri takdir olunanlar şüphesiz ki. ölüp düşecekleri yerlere gideceklerdi. Allah sîne'nizde gizli tuttuklarınızla sizi imtihan etmek ve kalbinizdeki inançlarınızı vesveseden arındırmak için bunu yaptı. Şüphesiz ki, Allah kalplerinizin içinde olanları çok iyi.bilicidir.»H Azîz olarak ölmeye çalışın ki. tam mutluluğa ere-siniz. Allah, bize de size de yolunda şehid olma faziletini nasip etsin... Amin. AYDINLIĞA DOĞRU (1) Âl-i Imran Süresi âyet: 154. — 154 — MUKADDİME 1366 H. Receb ayında Müslüman Kardeşlerin Umum Mürşidi olan Şehid Hasan el-Bennâ, bu konuşmasını o zamanın Mısır ve Sudan kralı olan 1. Faruk'a, o günün başbakanı sayın Mustafa en-Nehhâs Paşa'ya, çeşitli islâm ülkelerinin reis ve krallarına ve İslâm memleketlerinde dinî ve dünyevî bakımdan ileri gelen şahsiyetlere göndermişti. Bu risalenin ihtiva ettiği görüş ve tavsiyeler müslümanlar için çok önemlidir. Bu tavsiyelerin gerçekleşmesini Allahtan dileriz. Allah'a hamdolsurv Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) âline ve ashabına salât ü selâm olsun. «Ey Rabbimiz! Bize katından rahmet ver. Bizi işlerimizde başarılı k.l!..»{') (Mısır başkenti Kahire... 1366 h. Receb avı) Muhterem... (1) Kehf Sûresi: 10. 157 — Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Bizleri bu mektubu yüce makamınıza takdim etmeye sevkeden sebep, Allah'ın sizi başlarına lider kıldığı bu ümmeti doğru yola irşad etme arzusudur. Bu milleti en güzel yola sevkedecek, bunun için en güzel metodu çizecek, bu ümmeti hatalardan, anarşiden koruyacak, acı ve uzun tecrübelerden kurtaracak doğru bir yolu göstermektir. 4 Bunun peşinden hiçbir şeyde gözümüz yoktur. Yeter ki, vazifemizi yerine getirelim, gereken nasihati verelim. Allah'ın vereceği mükâfat elbette daha hayırlı ve daha ebedîdir. — 158 — [/INDENT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Serbest Kürsü
Cihad Risalesi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst