Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Çikolata mı, Kabe mi?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="bardak" data-source="post: 144083" data-attributes="member: 1298"><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: indigo"><strong><img src="http://www.senaidemirci.net/kucukler/cikolata_son2-1.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: indigo"><strong>Peygamberimizin (asm) sözü yerinde kullanmasına dair şu küçük anektod bana, yazın Kur'an eğitimi alacak çocuklarımızı hatırlattı: </strong></span></span></span></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: indigo"><strong>Bir göçebe Arap Müslüman olma niyetiyle gelmiştir. Fakat henüz kararı kesin değildir. Netleştirmek için Peygambere sorar:</strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: indigo"><strong>-İnsanları neye çağırıyorsun? </strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: indigo"><strong>- Yalnız Allah?a ibadet etmeye. O Allah ki, başın bir derde girdiğinde O?nu çağırırsın. Seni kurtarır. O Allah ki bir kuraklık olduğunda O?nu çağırırsın. Yeri yeşertir. O Allah ki, çölde yolunu şaşırdığında O?nu çağırırsın. Yolunu buldurur. </strong></span></span></span></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: indigo"><strong>Gelen adamın arayışına birebir karşılıktır bu sözler. Çünkü Efendimiz (asm) davet ettiği dini, bir çöl sakininin ihtiyaçlarını gözeterek anlatmıştır. Kuralın ve kanunun olmadığı çölde, her göçebenin başı derttedir, derde girmek üzeredir. Kuraklığın hüküm sürdüğü çölde yaşayanlar, en çok da yeri yeşertecek, vahalara gökden sular indirecek Bir'ini arar. Çölün zemini sürekli hareketlidir, bir rüzgarla tepe ve rüzgar yer değiştirir, yön ve yol bir anda kayboluverir. Çölde yolunu kaybedenler en çok kendilerini yola getiren Bir'ini arar.</strong></span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"><strong><u>Gelelim çocuklarımıza... Onlara dualar öğretiyoruz. Ayetleri Arabca aslıyla ezberletiyoruz. Hacca ve umreye gitme hayalleri telkin ediyoruz. Peygamberimizin savaşlarına dair şiirleri büyük bir heyecanla okutuyoruz. Hiç şüphesiz iyi niyetliyiz ve iyi ediyoruz. Başkaca şeyler öğretmekten elbette ki daha anlamlı bir iş yapıyoruz.</u></strong></span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: indigo"><strong><span style="color: darkgreen">Ama Efendimizin bir çöl bedevisine gösterdiği inceliği çocuklarımızdan esirgiyor olabilir miyiz? Soruyor muyuz kendimize: "Çocuklar en çok neyi arar?"</span> </strong></span></span></span></p> <p style="text-align: right"><span style="font-size: 12px"><span style="color: indigo"><strong><span style="font-family: 'Arial Black'"><span style="color: lime">Bence, Kabe'den önce şeker ve çikolata arar.. Bence, Hacca gitmeye hasret duymadan önce, bisiklete binmeyi, dondurma yalamayı özler. Bence, savaş şiirleri dinlemekten çok daha önce, kül kedisini, yedi cüceleri, kırmızı şapkalı kızı, belki keloğlanı, pinokyoyu, tom ile jerry'yi, şirinleri ve onların şen şakrak serüvenlerini dinlemek ister..</span> </span></strong></span></span></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: indigo"><strong>İhtimal ki, bu sözlerim yaralayıcı olacak.. Kabe'nin karşısına şeker ve çikolatayı koyuyorum diye... Peygamberimizin hayatına karşılık Batılıların masallarını öne çıkarıyorum diye.. Hacc ve umrenin rakibi olarak bisiklete binmeyi, dondurmayı yemeyi zikrediyorum diye... </strong></span></span></span></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: indigo"><strong>Ben başlatmadım bu rekabeti.. Asıl, çocukların çocukluğunu, Peygamberimizin bedevinin bedeviliğini ciddiye aldığı kadar ciddiye almayan anabablar başlattı.. Nasıl oldu da, en önce çikolatayı ve şekeri, bonbonu ve boncuğu seven çocuğu, bir anda Kabe'yi ve umreyi sever hale getirebildik dersiniz? Başarı mı bu, yoksa bir aldanma mı? Çocuklar biz büyüklerin küçümsediği şekeri ve bonbonu küçümser gibi yapıp, yerine bizim öncelediklerimizi koyar gibi yapıyor olmasınlar? Çocuk babası gibi olgun olmak zorunda değil.. Çocuk annesi gibi dünya süslerini bir tarafa bırakmak zorunda değil.. Hele de çocuklar büyüklerin dinlediği şiirleri, büyüklerin edasıyla okumak zorunda değil... Çocuk çocukça şiir okur. Şaşırır. Kekeler.. Harfleri yutar.. Kocaman adamlar gibi kollarını romantik bir edayla açıp, başını göğe çevirip, gözlernii huşu ile yummaz. </strong></span></span></span></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: indigo"><strong>Hadi, diyelim ki, gerçekten de Kabe'yi çikolatadan önce istiyorlar, savaş menkıbelerini çocuk masallarından daha çok seviyorlar.. Samimiler... Tam da bizim istediğimiz formatı tutturdular.. </strong></span></span></span></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: indigo"><strong>İyi ama.. Allah'ı sadece "Kabe'nin Allah'ı" olarak tanıtmak onlara zulüm değil mi? Allah'ı sadece Mekke'nin Medine'nin Yaradan'ı olarak, çöl ve devenin Rabbi olarak tanıtmak haksızlık değil mi? Niye Peygamberimizin hayatını, İslam'ı anlatan imajlar, resimler, sarıklı ve cübbeli adamlar ve çocuklar üzerinden, çöller ve develerle anlatılır? Demek ki şu güzel kumsalın Rabbi -haşa- Allah değil? Demek ki tişörtle gezen çocuklar -haşa- Peygamberimizin dostu değil. Allah'a kul olmak çöl kadar uzak, develer kadar egzotik bir şey... Öyle mi? Niye burada ve şimdi varolan şeyler üzerinden tanıtmaktan kaçınırız Allah'ı çocuklara? Neden ellerine tutuşturduğumuz Elif Ba kitapcıkları ille de derme çatma mizanpajlı, renksiz ve zevksiz, albenisiz ve tatsız tuzsuz olmak zorundadır? </strong></span></span></span></p><p></p><p style="text-align: right"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkslategray"><strong>Güzel ve çekici olan şeylerle anlatmaktan korkuyor muyuz Allah'ı? Yoksa, kimilerinin ısrarla ve sistematik bir biçimde anlattığı, telkin ettiği gibi "asık suratlı" bir din midir bizimkisi? "Kızan", "taş yapan", "kullarını yakmaya hevesli" bir Rabb midir bizim Rabbimiz? İlle de "çarpar" mı Kur'an? Hiç okşamaz mı? Hiç hikaye anlatmaz mı? </strong></span></span></span></p> <p style="text-align: right"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: indigo"><strong><span style="color: darkslategray">Oysa, Allah çikolota da verir çocuklara. Oysa Allah dondurmayı da sevdirir çocuklara.. Oysa Allah bisikletin de Rabbidir.. Oysa Allah masallardaki güzel kızların ve prenslerin de Yaradan'dır. Oysa, Kur'an "masal" da anlatır çocuklara? Oysa, Peygamberimiz oyun oynar çocuklarla? Oysa, Peygamber namazının en hassas yerinde, secdede, başının üzerine oturmasına ses etmez çocukların... Allah da, Kur'an da, Peygamber de, yeri geldiğinde "çocukça"dır çocuklara..</span> </strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: indigo"><strong>Çocuklaşırlar.. Kendi asık suratımızı Allah'a yamamaya çalışmak haddimize mi? Çocukluğunu ve içindeki çocukluğu unuttuğu için çocuklarından yetişkinlik bekleyen bizler gibi göstermeye hakkımız var mı Peygamberi (asm)? Çikolatayı babasından, dondurmayı annesinden isteyebileceğini, ama Allah'tan ancak Kabe gibi, hacc gibi, Peygamberimizi rüyasında görmek gibi büyük ve soyut şeyleri isteyebileceğini öğrenen bir çocuğun zihninde nasıl bir Allah imajı inşa ediyoruz? Hiç düşündük mü? </strong></span></span></span></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: indigo"><strong>Yıllar önce beş altı yaşındaki bir kız çocuğuna sormuştum: "Dua biliyor musun?" "Evet," dedi ve hemen "Rabbi yessir..."i okuyuverdi.. Sonra tuttum ellerinden, gözlerinin içine baktım. "Bugün Allah'tan ne istersin?" diye sordum. "Gerek yok ki.." dedi, "annem babam benim istediklerimi alıyor." Duanın Allah'tan bir şey istemek demek olmadığnı bilmeden "dua ediyor" kızımız. Ne garip! Babası araya giriyor: "Hocam, o en çok Kabe'yi görmek ister!" Bak sen işe! Dünya tatlısı küçücük kız çocuğu, ona çikolata yiyecek dili damağı dudağı hiç yoktan veren, gözlerinin her iki kapağına süslü mü süslü kirpikler takan Rabbini, çikolata ve şeker isteyebileceği Biri olarak tanımıyor. Ancak, babasının istediği ya da istemesini istediği Kabe söz konusu olunca, Rabbine başvuruyor. Söyler misiniz, Kabe'ye şekeri ve bonbonu, çikolatayı ve oyuncağı rakip eden kimler? Söyler misiniz, güzeller güzeli dini çöl imajlarıyla, deve resimleriyle çocuğun dünyasından uzak bir yere atan kimler?</strong></span></span></span></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: indigo"><strong>Gelin bir sünneti icra edelim. Efendimizin çölde yaşayan göçebeye hitabını çocuklarımıza uyarlayalım.. </strong></span></span></span></p><p></p><p style="text-align: right"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"><strong><u>Yalnız Allah?tan iste, çocuğum. O Allah ki, oyuncaklarını kaybettiğinde O?nu çağırırsın. Sana yeni oyuncaklar gönderir. O Allah ki bisiklete binmek istediğinde, O'nu çağırırsın, sana bisiklet alacak anne baba verir. O Allah ki bir canın dondurma çektiğinde sana seve seve dondurma yapacak, dondurma alacak, dondurma satacak amcaları teyzeleri, ağabeyleri ablaları verir.. </u></strong></span></span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: indigo"><strong>Devamını siz getirin.. "Sünnettir!" dedim ya...</strong></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="bardak, post: 144083, member: 1298"] [CENTER][FONT=Garamond][SIZE=3][COLOR=indigo][B][IMG]http://www.senaidemirci.net/kucukler/cikolata_son2-1.jpg[/IMG][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Garamond][SIZE=3][COLOR=indigo][B]Peygamberimizin (asm) sözü yerinde kullanmasına dair şu küçük anektod bana, yazın Kur'an eğitimi alacak çocuklarımızı hatırlattı: [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/CENTER] [CENTER][FONT=Garamond][SIZE=3][COLOR=indigo][B]Bir göçebe Arap Müslüman olma niyetiyle gelmiştir. Fakat henüz kararı kesin değildir. Netleştirmek için Peygambere sorar:[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Garamond][SIZE=3][COLOR=indigo][B]-İnsanları neye çağırıyorsun? [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Garamond][SIZE=3][COLOR=indigo][B]- Yalnız Allah?a ibadet etmeye. O Allah ki, başın bir derde girdiğinde O?nu çağırırsın. Seni kurtarır. O Allah ki bir kuraklık olduğunda O?nu çağırırsın. Yeri yeşertir. O Allah ki, çölde yolunu şaşırdığında O?nu çağırırsın. Yolunu buldurur. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/CENTER] [CENTER][FONT=Garamond][SIZE=3][COLOR=indigo][B]Gelen adamın arayışına birebir karşılıktır bu sözler. Çünkü Efendimiz (asm) davet ettiği dini, bir çöl sakininin ihtiyaçlarını gözeterek anlatmıştır. Kuralın ve kanunun olmadığı çölde, her göçebenin başı derttedir, derde girmek üzeredir. Kuraklığın hüküm sürdüğü çölde yaşayanlar, en çok da yeri yeşertecek, vahalara gökden sular indirecek Bir'ini arar. Çölün zemini sürekli hareketlidir, bir rüzgarla tepe ve rüzgar yer değiştirir, yön ve yol bir anda kayboluverir. Çölde yolunu kaybedenler en çok kendilerini yola getiren Bir'ini arar.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/CENTER] [LEFT][FONT=Garamond][SIZE=3][COLOR=darkgreen][B][U]Gelelim çocuklarımıza... Onlara dualar öğretiyoruz. Ayetleri Arabca aslıyla ezberletiyoruz. Hacca ve umreye gitme hayalleri telkin ediyoruz. Peygamberimizin savaşlarına dair şiirleri büyük bir heyecanla okutuyoruz. Hiç şüphesiz iyi niyetliyiz ve iyi ediyoruz. Başkaca şeyler öğretmekten elbette ki daha anlamlı bir iş yapıyoruz.[/U][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Garamond][SIZE=3][COLOR=indigo][B][COLOR=darkgreen]Ama Efendimizin bir çöl bedevisine gösterdiği inceliği çocuklarımızdan esirgiyor olabilir miyiz? Soruyor muyuz kendimize: "Çocuklar en çok neyi arar?"[/COLOR] [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [RIGHT][SIZE=3][COLOR=indigo][B][FONT=Arial Black][COLOR=lime]Bence, Kabe'den önce şeker ve çikolata arar.. Bence, Hacca gitmeye hasret duymadan önce, bisiklete binmeyi, dondurma yalamayı özler. Bence, savaş şiirleri dinlemekten çok daha önce, kül kedisini, yedi cüceleri, kırmızı şapkalı kızı, belki keloğlanı, pinokyoyu, tom ile jerry'yi, şirinleri ve onların şen şakrak serüvenlerini dinlemek ister..[/COLOR] [/FONT][/B][/COLOR][/SIZE][/RIGHT] [CENTER][FONT=Garamond][SIZE=3][COLOR=indigo][B]İhtimal ki, bu sözlerim yaralayıcı olacak.. Kabe'nin karşısına şeker ve çikolatayı koyuyorum diye... Peygamberimizin hayatına karşılık Batılıların masallarını öne çıkarıyorum diye.. Hacc ve umrenin rakibi olarak bisiklete binmeyi, dondurmayı yemeyi zikrediyorum diye... [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/CENTER] [CENTER][FONT=Garamond][SIZE=3][COLOR=indigo][B]Ben başlatmadım bu rekabeti.. Asıl, çocukların çocukluğunu, Peygamberimizin bedevinin bedeviliğini ciddiye aldığı kadar ciddiye almayan anabablar başlattı.. Nasıl oldu da, en önce çikolatayı ve şekeri, bonbonu ve boncuğu seven çocuğu, bir anda Kabe'yi ve umreyi sever hale getirebildik dersiniz? Başarı mı bu, yoksa bir aldanma mı? Çocuklar biz büyüklerin küçümsediği şekeri ve bonbonu küçümser gibi yapıp, yerine bizim öncelediklerimizi koyar gibi yapıyor olmasınlar? Çocuk babası gibi olgun olmak zorunda değil.. Çocuk annesi gibi dünya süslerini bir tarafa bırakmak zorunda değil.. Hele de çocuklar büyüklerin dinlediği şiirleri, büyüklerin edasıyla okumak zorunda değil... Çocuk çocukça şiir okur. Şaşırır. Kekeler.. Harfleri yutar.. Kocaman adamlar gibi kollarını romantik bir edayla açıp, başını göğe çevirip, gözlernii huşu ile yummaz. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/CENTER] [CENTER][FONT=Garamond][SIZE=3][COLOR=indigo][B]Hadi, diyelim ki, gerçekten de Kabe'yi çikolatadan önce istiyorlar, savaş menkıbelerini çocuk masallarından daha çok seviyorlar.. Samimiler... Tam da bizim istediğimiz formatı tutturdular.. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/CENTER] [CENTER][FONT=Garamond][SIZE=3][COLOR=indigo][B]İyi ama.. Allah'ı sadece "Kabe'nin Allah'ı" olarak tanıtmak onlara zulüm değil mi? Allah'ı sadece Mekke'nin Medine'nin Yaradan'ı olarak, çöl ve devenin Rabbi olarak tanıtmak haksızlık değil mi? Niye Peygamberimizin hayatını, İslam'ı anlatan imajlar, resimler, sarıklı ve cübbeli adamlar ve çocuklar üzerinden, çöller ve develerle anlatılır? Demek ki şu güzel kumsalın Rabbi -haşa- Allah değil? Demek ki tişörtle gezen çocuklar -haşa- Peygamberimizin dostu değil. Allah'a kul olmak çöl kadar uzak, develer kadar egzotik bir şey... Öyle mi? Niye burada ve şimdi varolan şeyler üzerinden tanıtmaktan kaçınırız Allah'ı çocuklara? Neden ellerine tutuşturduğumuz Elif Ba kitapcıkları ille de derme çatma mizanpajlı, renksiz ve zevksiz, albenisiz ve tatsız tuzsuz olmak zorundadır? [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/CENTER] [RIGHT][FONT=Garamond][SIZE=3][COLOR=darkslategray][B]Güzel ve çekici olan şeylerle anlatmaktan korkuyor muyuz Allah'ı? Yoksa, kimilerinin ısrarla ve sistematik bir biçimde anlattığı, telkin ettiği gibi "asık suratlı" bir din midir bizimkisi? "Kızan", "taş yapan", "kullarını yakmaya hevesli" bir Rabb midir bizim Rabbimiz? İlle de "çarpar" mı Kur'an? Hiç okşamaz mı? Hiç hikaye anlatmaz mı? [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Garamond][SIZE=3][COLOR=indigo][B][COLOR=darkslategray]Oysa, Allah çikolota da verir çocuklara. Oysa Allah dondurmayı da sevdirir çocuklara.. Oysa Allah bisikletin de Rabbidir.. Oysa Allah masallardaki güzel kızların ve prenslerin de Yaradan'dır. Oysa, Kur'an "masal" da anlatır çocuklara? Oysa, Peygamberimiz oyun oynar çocuklarla? Oysa, Peygamber namazının en hassas yerinde, secdede, başının üzerine oturmasına ses etmez çocukların... Allah da, Kur'an da, Peygamber de, yeri geldiğinde "çocukça"dır çocuklara..[/COLOR] [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/RIGHT] [CENTER][FONT=Garamond][SIZE=3][COLOR=indigo][B]Çocuklaşırlar.. Kendi asık suratımızı Allah'a yamamaya çalışmak haddimize mi? Çocukluğunu ve içindeki çocukluğu unuttuğu için çocuklarından yetişkinlik bekleyen bizler gibi göstermeye hakkımız var mı Peygamberi (asm)? Çikolatayı babasından, dondurmayı annesinden isteyebileceğini, ama Allah'tan ancak Kabe gibi, hacc gibi, Peygamberimizi rüyasında görmek gibi büyük ve soyut şeyleri isteyebileceğini öğrenen bir çocuğun zihninde nasıl bir Allah imajı inşa ediyoruz? Hiç düşündük mü? [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/CENTER] [CENTER][FONT=Garamond][SIZE=3][COLOR=indigo][B]Yıllar önce beş altı yaşındaki bir kız çocuğuna sormuştum: "Dua biliyor musun?" "Evet," dedi ve hemen "Rabbi yessir..."i okuyuverdi.. Sonra tuttum ellerinden, gözlerinin içine baktım. "Bugün Allah'tan ne istersin?" diye sordum. "Gerek yok ki.." dedi, "annem babam benim istediklerimi alıyor." Duanın Allah'tan bir şey istemek demek olmadığnı bilmeden "dua ediyor" kızımız. Ne garip! Babası araya giriyor: "Hocam, o en çok Kabe'yi görmek ister!" Bak sen işe! Dünya tatlısı küçücük kız çocuğu, ona çikolata yiyecek dili damağı dudağı hiç yoktan veren, gözlerinin her iki kapağına süslü mü süslü kirpikler takan Rabbini, çikolata ve şeker isteyebileceği Biri olarak tanımıyor. Ancak, babasının istediği ya da istemesini istediği Kabe söz konusu olunca, Rabbine başvuruyor. Söyler misiniz, Kabe'ye şekeri ve bonbonu, çikolatayı ve oyuncağı rakip eden kimler? Söyler misiniz, güzeller güzeli dini çöl imajlarıyla, deve resimleriyle çocuğun dünyasından uzak bir yere atan kimler?[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/CENTER] [CENTER][FONT=Garamond][SIZE=3][COLOR=indigo][B]Gelin bir sünneti icra edelim. Efendimizin çölde yaşayan göçebeye hitabını çocuklarımıza uyarlayalım.. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/CENTER] [RIGHT][FONT=Garamond][SIZE=3][COLOR=darkgreen][B][U]Yalnız Allah?tan iste, çocuğum. O Allah ki, oyuncaklarını kaybettiğinde O?nu çağırırsın. Sana yeni oyuncaklar gönderir. O Allah ki bisiklete binmek istediğinde, O'nu çağırırsın, sana bisiklet alacak anne baba verir. O Allah ki bir canın dondurma çektiğinde sana seve seve dondurma yapacak, dondurma alacak, dondurma satacak amcaları teyzeleri, ağabeyleri ablaları verir.. [/U][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/RIGHT] [CENTER][FONT=Garamond][SIZE=3][COLOR=indigo][B]Devamını siz getirin.. "Sünnettir!" dedim ya...[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/CENTER] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Çikolata mı, Kabe mi?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst