Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
Çocuk ve namaz I
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="&amp;#304;lim-irfan" data-source="post: 170363" data-attributes="member: 8679"><p><strong>Çocuk ve namazII</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong><span style="color: blue"><strong>Allah Rasûlü'nün küçük yaşlardan itibaren çocuklara ibadet ve mescid sevgisi aşılanmasını arzu ettiği, hem sözlü, hem de fiili hadislerinden açık ve net olarak anlaşılmaktadır. Onları mescide getirişi, mescide gelişlerinde hoş karşılaması, onlara yakın ilgi gösterişi, yedi yaşına gelen ve artık tam bir eğitim devresine giren çocuklara namaz kılmalarının emredilmesini istemesi bunun misallerindendir. Bu konuyla ilgili elbette ki başka örnekler de vardır.</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong></strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Daha önce Allah Rasûlü'nün (sav); "Sağını solundan ayırt etmeye başladığında onlara namaz kılmayı emredin" [Ebu Davud] buyurduğunu nakletmiştik. Bu, anne ve babalardan küçük yaştan itibaren çocuklarının namazlarıyla ilgilenmelerini isteyiştir, onları bu yönde irşaddır.</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong></strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Çocuk, yedi yaşına gelince namazı emredin!</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong></strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>NİTEKİM bilinen ve sıkça tartışılır hale getirilen bir hadis-i şerifte Allah Rasûlü (sav) şöyle buyurur: "Çocuğa yedi yaşına gelince namazı öğretin. On yaşına gelince gerekirse dövün."</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong></strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Bu rivâyet Tirmizî'nin Sebre'den(ra) naklettiği bir rivayettir. [Tirmizi]</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong></strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Yedi yaşına gelen bir çocuk daha önceden de zikredildiği gibi normal şartlarda eğitim ve öğretim için en uygun yaşlardadır. Bu yaştan on yaşına kadar çocuğa namaz öğretilmesi ve namaz kılmaya alıştırılması için üç yıl vardır. Gayret eden bir anne-baba için üç yıl çocuğa sevdirerek namaz öğretmek ve onu namaza alıştırmak için basite alınamayacak bir zaman dilimidir. Bu yıllar çocuğun alışkanlıklarının oturmaya, iradesinin giderek güçlenmeye başladığı devredir. Ergenlik de giderek yaklaşmakta, fiziki gelişme de hızlanmaktadır. Artık namaz konusunda kaybedilecek zaman yoktur. Namaz kılmamakta direnen, gevşek davranan veya ihmal eden çocuğa artık küçük yaşlardaki kadar hoşgörülü davranılamaz.</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong></strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Çocuk bu konuda ebeveyninin kararlılığını hissetmeli, kendisine sayısız nimetler bahşeden Rabbine ibadette kusur göstermemelidir. Çocuğunun bu gününü, yarınını, ebedî hayatını düşünen anne-baba bu konuda ihmalkâr olmamalıdır. Yemesi, içmesi, okuması, kul hak ve hukukuna riâyeti nasıl son derece önemli ise bu da en az onlar kadar önemlidir.</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong></strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>On yaşına geldiklerinde, gerekiyorsa dövün</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong></strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>HADİSTE geçen; "On yaşına geldiklerinde gerekiyorsa onları dövün" buyruğu bazı kimselerce yadırganmış, "çocuk gerektiğinde dövülmeli mi yoksa çocuğa hiç dokunulmamalı mı?" çerçevesinde tartışmalar olmuş, "çocuk hiçbir şekilde dövülmemelidir" tezini savunanlarca da hadisteki buyruk, "Rahmet Peygamberi böyle şey söylemez" denilerek farklı şekillerde tevil edilmeye çalışılmıştır. Bazen de hadisin sıhhati konusunda şüpheler belirtilmiştir.</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong></strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Bilinmesi gereken gerçek şudur: Bu ifadeyi, denildiği gibi Rahmet Peygamberi söylüyor. Kendisi asla çocuk dövmeyen Allah Rasûlü (sav) söylüyor. Kendiliğinden konuşmayan Rabbinin vahyi ile konuşan Rasûl söylüyor. Çünkü gerektiğinde bu noktaya gelineceğini biliyor.</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong></strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Biz onun ne demek istediği anlıyoruz. Sevgi ve şefkat dövmesi ile diğerlerinin arasındaki farkı da anlıyoruz. Çocuğun her istediğinin yerine getirilerek onun şımartılmasının çocuğa merhamet, şefkat olmadığını da biliyoruz. Biz çocuğumuza hayatın gerçeklerini anlatmaz, ona hayata atılmadan önce doğru ve yanlışları, olabilecekleri ve olamayacakları öğretmezsek hayatın bunları ona daha acı öğreteceği kesindir. İşte o zaman biz çocuğumuza zulmetmiş, insafsızlık etmiş oluruz. Biz ona Rabbine ibadet şuurunu aşılamaz, dolayısıyla onun ebedî hayatını karartırsak işte o zaman merhametsizlik, düşüncesizlik ve kötülük etmiş oluruz.</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong></strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Kelimeyi tevile, sağa sola sündürmeye, köşe bucak dolaştırmaya ihtiyaç yoktur. Kırılan bir bardak, karalanan bir duvar için çocuğunu rahatlıkla dövebilenlerin, hele de insafsızca vurabilenlerin merhamet edebiyatı yapmasını yadırgamak da hakkımızdır.</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong></strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Her dilde kelimelerin kullanıldığı asıl manalar vardır. Başka manaya kullanıldığına delalet eden bir şey olmadığı sürece, bir kelimeyi asıl manasından başka bir manaya hamletmek dil kaidelerine aykırıdır. İlim ehlinden ve dil âlimlerinden hiçbiri de bu hadisi başka manada anlamamıştır. Günümüzdeki sündürmeler, çarpıtmalar da irade zayıflığı ve özentiden başka bir şey değildir.</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong></strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Dövmenin sebebi, ibadet ciddiyetini hissettirmektir</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong></strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>ÇOCUĞU şefkatle dövmenin, ciddiyet ve kararlılığı ona hissettirmenin yolları vardır. İslâmiyet bir çocuğun yüzüne vurulmasını asla hoş karşılamaz. Bu çocuğu alçaltıcı ve şahsiyetini ezicidir. Tehlikeli yerlerine vurulması, zarar verebilecek sopa, tehlikeli alet kullanılması da insafsızlıktır. Parmak uçlarıyla koluna, kabalarına vurulması, canının yakılması, fakat kendisine zarar verilmemesi, dövmede haddin aşılmaması asıldır. Bir çocuk dayak yediğinde aradan yıllar geçince de; "Annem veya babam beni haklı olarak dövmüştü ve son derece ölçülü davranmıştı" diyebilmelidir. Yediği dayağın şefkat dayağı olduğunu ve bir hedefinin bulunduğunu bilmelidir.</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong></strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Dayak hiçbir zaman gaye değildir. Esasen diğer cezalandırma yolları da gaye değildir. Elbette ki mükâfatlandırma, cezalandırmadan daha iyi bir yoldur. Tesir gücü de daha fazladır. Ancak bütün bunların fayda vermediği, cezalandırmaya başvurulmak zorunda kaldığı da bir hayat gerçeğidir. Bu sadece çocuklar için böyle değil, büyükler için de böyledir. Eğer aksi olsaydı ceza kanununa, cinayet hukukuna ihtiyaç olmazdı. Olmasını arzu etmesek de bazı şeyler vardır ve hayatın gerçekleridir. İbadet konusunda kararlılığı göstermek için gerektiğinde cezalandırma da bu hayat gerçeklerinden biridir...</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong></strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Hiç dövmemek veya cezalandırmamak çocuğu şımarık, bencil, arsız hale getirebilir; dînî görevlerini yapmadığı, güzel alışkanlıklar edinmediği gibi, büyük, küçük tanımaz, çevresindeki insanlara değer vermez, kendi istek ve menfaatlerinden başkasını düşünmez bir insan haline gelebilir.</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong></strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Bu gün sudan bahanelerle çocuklarını döven, aşağılayıcı ve yaralayıcı sözlerle onları rencide eden, kendi komplekslerini peş peşe saydıkları cümlelerle ortaya döken, çocuğun çocukluk gereği yaptığı bir yaramazlıkta anlayışlı davranmak yerine, yeri yerinden oynatan ve bütün öfkesini çocuktan çıkartan birçok anne ve babaların olduğu ve hayat akışı içinde onlarla sık karşılaştığımız da bir gerçektir.</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong></strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong></strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>ELBETTE ki Allah Rasûlü'nün (sav) "dövün" emri, her fırsatta veya fırsat buldukça vurun manasına değildir. "Yaptığı ihmal ve inat sizi bu noktaya getirebilir. İbadetin yerine getirilmesi konusundaki kararlılığınızı ortaya koyun. Bir çocuğun küçük yaşlardan namaza alışması, ergenlik çağına yaklaşıp namaz üzerine farz olma günleri geldiğinde artık namazlarını edâ konusunda şuurlu hale gelmesi, bu derece mühimdir; terbiyede buna gereken ehemmiyeti verin..." demektir.</strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong></strong></span></p><p><span style="color: blue"><strong>Rabbimizin şu emrine dikkat ediniz: "Ey iman edenler kendinizi ve ailenizi Cehennem ateşinden koruyun..." (Tahrim, 66/ 6) Kendimizi ve ailemizi ateşten korumak istiyorsak gerçek şefkat ve merhametin ne olduğunu idrak etmeliyiz.</strong></span></p><p></p><p><strong><span style="color: blue"><span style="color: red">Şerafeddin Kalay - Milli Gazete</span></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"><span style="color: red">13/12/20009 </span></span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="İlim-irfan, post: 170363, member: 8679"] [B]Çocuk ve namazII [/B][COLOR=blue][B]Allah Rasûlü'nün küçük yaşlardan itibaren çocuklara ibadet ve mescid sevgisi aşılanmasını arzu ettiği, hem sözlü, hem de fiili hadislerinden açık ve net olarak anlaşılmaktadır. Onları mescide getirişi, mescide gelişlerinde hoş karşılaması, onlara yakın ilgi gösterişi, yedi yaşına gelen ve artık tam bir eğitim devresine giren çocuklara namaz kılmalarının emredilmesini istemesi bunun misallerindendir. Bu konuyla ilgili elbette ki başka örnekler de vardır. Daha önce Allah Rasûlü'nün (sav); "Sağını solundan ayırt etmeye başladığında onlara namaz kılmayı emredin" [Ebu Davud] buyurduğunu nakletmiştik. Bu, anne ve babalardan küçük yaştan itibaren çocuklarının namazlarıyla ilgilenmelerini isteyiştir, onları bu yönde irşaddır. Çocuk, yedi yaşına gelince namazı emredin! NİTEKİM bilinen ve sıkça tartışılır hale getirilen bir hadis-i şerifte Allah Rasûlü (sav) şöyle buyurur: "Çocuğa yedi yaşına gelince namazı öğretin. On yaşına gelince gerekirse dövün." Bu rivâyet Tirmizî'nin Sebre'den(ra) naklettiği bir rivayettir. [Tirmizi] Yedi yaşına gelen bir çocuk daha önceden de zikredildiği gibi normal şartlarda eğitim ve öğretim için en uygun yaşlardadır. Bu yaştan on yaşına kadar çocuğa namaz öğretilmesi ve namaz kılmaya alıştırılması için üç yıl vardır. Gayret eden bir anne-baba için üç yıl çocuğa sevdirerek namaz öğretmek ve onu namaza alıştırmak için basite alınamayacak bir zaman dilimidir. Bu yıllar çocuğun alışkanlıklarının oturmaya, iradesinin giderek güçlenmeye başladığı devredir. Ergenlik de giderek yaklaşmakta, fiziki gelişme de hızlanmaktadır. Artık namaz konusunda kaybedilecek zaman yoktur. Namaz kılmamakta direnen, gevşek davranan veya ihmal eden çocuğa artık küçük yaşlardaki kadar hoşgörülü davranılamaz. Çocuk bu konuda ebeveyninin kararlılığını hissetmeli, kendisine sayısız nimetler bahşeden Rabbine ibadette kusur göstermemelidir. Çocuğunun bu gününü, yarınını, ebedî hayatını düşünen anne-baba bu konuda ihmalkâr olmamalıdır. Yemesi, içmesi, okuması, kul hak ve hukukuna riâyeti nasıl son derece önemli ise bu da en az onlar kadar önemlidir. On yaşına geldiklerinde, gerekiyorsa dövün HADİSTE geçen; "On yaşına geldiklerinde gerekiyorsa onları dövün" buyruğu bazı kimselerce yadırganmış, "çocuk gerektiğinde dövülmeli mi yoksa çocuğa hiç dokunulmamalı mı?" çerçevesinde tartışmalar olmuş, "çocuk hiçbir şekilde dövülmemelidir" tezini savunanlarca da hadisteki buyruk, "Rahmet Peygamberi böyle şey söylemez" denilerek farklı şekillerde tevil edilmeye çalışılmıştır. Bazen de hadisin sıhhati konusunda şüpheler belirtilmiştir. Bilinmesi gereken gerçek şudur: Bu ifadeyi, denildiği gibi Rahmet Peygamberi söylüyor. Kendisi asla çocuk dövmeyen Allah Rasûlü (sav) söylüyor. Kendiliğinden konuşmayan Rabbinin vahyi ile konuşan Rasûl söylüyor. Çünkü gerektiğinde bu noktaya gelineceğini biliyor. Biz onun ne demek istediği anlıyoruz. Sevgi ve şefkat dövmesi ile diğerlerinin arasındaki farkı da anlıyoruz. Çocuğun her istediğinin yerine getirilerek onun şımartılmasının çocuğa merhamet, şefkat olmadığını da biliyoruz. Biz çocuğumuza hayatın gerçeklerini anlatmaz, ona hayata atılmadan önce doğru ve yanlışları, olabilecekleri ve olamayacakları öğretmezsek hayatın bunları ona daha acı öğreteceği kesindir. İşte o zaman biz çocuğumuza zulmetmiş, insafsızlık etmiş oluruz. Biz ona Rabbine ibadet şuurunu aşılamaz, dolayısıyla onun ebedî hayatını karartırsak işte o zaman merhametsizlik, düşüncesizlik ve kötülük etmiş oluruz. Kelimeyi tevile, sağa sola sündürmeye, köşe bucak dolaştırmaya ihtiyaç yoktur. Kırılan bir bardak, karalanan bir duvar için çocuğunu rahatlıkla dövebilenlerin, hele de insafsızca vurabilenlerin merhamet edebiyatı yapmasını yadırgamak da hakkımızdır. Her dilde kelimelerin kullanıldığı asıl manalar vardır. Başka manaya kullanıldığına delalet eden bir şey olmadığı sürece, bir kelimeyi asıl manasından başka bir manaya hamletmek dil kaidelerine aykırıdır. İlim ehlinden ve dil âlimlerinden hiçbiri de bu hadisi başka manada anlamamıştır. Günümüzdeki sündürmeler, çarpıtmalar da irade zayıflığı ve özentiden başka bir şey değildir. Dövmenin sebebi, ibadet ciddiyetini hissettirmektir ÇOCUĞU şefkatle dövmenin, ciddiyet ve kararlılığı ona hissettirmenin yolları vardır. İslâmiyet bir çocuğun yüzüne vurulmasını asla hoş karşılamaz. Bu çocuğu alçaltıcı ve şahsiyetini ezicidir. Tehlikeli yerlerine vurulması, zarar verebilecek sopa, tehlikeli alet kullanılması da insafsızlıktır. Parmak uçlarıyla koluna, kabalarına vurulması, canının yakılması, fakat kendisine zarar verilmemesi, dövmede haddin aşılmaması asıldır. Bir çocuk dayak yediğinde aradan yıllar geçince de; "Annem veya babam beni haklı olarak dövmüştü ve son derece ölçülü davranmıştı" diyebilmelidir. Yediği dayağın şefkat dayağı olduğunu ve bir hedefinin bulunduğunu bilmelidir. Dayak hiçbir zaman gaye değildir. Esasen diğer cezalandırma yolları da gaye değildir. Elbette ki mükâfatlandırma, cezalandırmadan daha iyi bir yoldur. Tesir gücü de daha fazladır. Ancak bütün bunların fayda vermediği, cezalandırmaya başvurulmak zorunda kaldığı da bir hayat gerçeğidir. Bu sadece çocuklar için böyle değil, büyükler için de böyledir. Eğer aksi olsaydı ceza kanununa, cinayet hukukuna ihtiyaç olmazdı. Olmasını arzu etmesek de bazı şeyler vardır ve hayatın gerçekleridir. İbadet konusunda kararlılığı göstermek için gerektiğinde cezalandırma da bu hayat gerçeklerinden biridir... Hiç dövmemek veya cezalandırmamak çocuğu şımarık, bencil, arsız hale getirebilir; dînî görevlerini yapmadığı, güzel alışkanlıklar edinmediği gibi, büyük, küçük tanımaz, çevresindeki insanlara değer vermez, kendi istek ve menfaatlerinden başkasını düşünmez bir insan haline gelebilir. Bu gün sudan bahanelerle çocuklarını döven, aşağılayıcı ve yaralayıcı sözlerle onları rencide eden, kendi komplekslerini peş peşe saydıkları cümlelerle ortaya döken, çocuğun çocukluk gereği yaptığı bir yaramazlıkta anlayışlı davranmak yerine, yeri yerinden oynatan ve bütün öfkesini çocuktan çıkartan birçok anne ve babaların olduğu ve hayat akışı içinde onlarla sık karşılaştığımız da bir gerçektir. Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun ELBETTE ki Allah Rasûlü'nün (sav) "dövün" emri, her fırsatta veya fırsat buldukça vurun manasına değildir. "Yaptığı ihmal ve inat sizi bu noktaya getirebilir. İbadetin yerine getirilmesi konusundaki kararlılığınızı ortaya koyun. Bir çocuğun küçük yaşlardan namaza alışması, ergenlik çağına yaklaşıp namaz üzerine farz olma günleri geldiğinde artık namazlarını edâ konusunda şuurlu hale gelmesi, bu derece mühimdir; terbiyede buna gereken ehemmiyeti verin..." demektir. Rabbimizin şu emrine dikkat ediniz: "Ey iman edenler kendinizi ve ailenizi Cehennem ateşinden koruyun..." (Tahrim, 66/ 6) Kendimizi ve ailemizi ateşten korumak istiyorsak gerçek şefkat ve merhametin ne olduğunu idrak etmeliyiz.[/B][/COLOR] [B][COLOR=blue][COLOR=red]Şerafeddin Kalay - Milli Gazete 13/12/20009 [/COLOR][/COLOR][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
Çocuk ve namaz I
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst