Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Serbest Kürsü
çok ibretlik gerçek bir hikaye(hiç olmazsa sonunu okuyun)
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ziyakarababa" data-source="post: 197760" data-attributes="member: 8628"><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><a href="http://hikaye.muhabbetullah.com/COK_IBRETLIK_GERCEK_BIR_HIKAYE.html" target="_blank"><strong><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">ÇOK İBRETLİK GERÇEK BİR HİKAYE</span></span></strong></a> </span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> Millî şairimiz Mehmet Akif Ersoy, Sultanahmet Camii'ne her gittiğinde</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> orada iki gözü iki çeşme ağlayan yaşlı bir zata rastlamaktadır. Bu yaşlı</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> zat, başından geçen çok ilginç bir olayı kendisine anlatınca, Mehmet Akif</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> Ersoy bundan çok etkilenmiş, bu yaşlı zatla aralarında geçen konuşmayı</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> bizlere şöyle nakletmiştir:</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> Sabah namazlarını kılmak için Sultan Ahmet Camii'ne gidiyorum. Her sabah</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> ne kadar erken gidersem gideyim, mihrabın bir kenarına oturmuş olan, saçı</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> sakalı bembeyaz olmuş ihtiyar bir adamı, ümitsizce bedbin bir şekilde</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> durmadan ağlarken görüyorum.</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> O kadar ağlıyor ki, ağlamadığı tek bir dakikaya rastlayamadım. Bunun</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> sebebini çok merak ediyordum. Nihayet bir gün o yaşlı zatın yanına</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> sokuldum ve 'Muhterem' dedim,</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> "Niye bu kadar ağlıyorsun? ALLAH'ın rahmetinden bir insan bu kadar ümitsiz</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> olur mu?" Yaşlı gözlerle bana baktı ve:</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> "Beni konuşturma! Neredeyse kalbim duracak," dedi. Ben anlatması için çok</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> ısrar edince başından geçen olayı ağlaya ağlaya şöyle anlattı:</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> "Efendim, ben Abdülhamid Han cennet mekânın devrinde orduda bir</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> binbaşıydım. Emrim altında olan bir birliğim vardı. Bu askerî görevime</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> annemin ve babamın vefatına kadar devam ettim. Fakat onlar vefat edince</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> istifa etmek istedim. Çünkü bir hayli servetimiz vardı. Bu mal ve mülkün</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> başında durmak, onların çarçur olmaması için gerektiği şekilde ilgilenmek</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> gayesiyle, bir istifa dilekçesi yazıp Sadâret makamına gönderdim.</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> Dilekçemde dedim ki: "Annem de babam da vefat etti. Falan yerde</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> mağazalarımız, filan yerde gayrimenkullerimiz vardır. Netice itibarıyla</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> bunlarla ilgilenecek, ticarî işlerin yürümesi için mağazaların başında</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> duracak bir nezaretçiye ihtiyaç vardır. Bu vesileyle şayet kabul</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> buyurulursa, görevimden istifa etmek istiyorum."</strong> </span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'">| </span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> Bu dilekçeyi yazdıktan bir müddet sonra, doğrudan doğruya hünkârdan bana</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> bir yazı geldi. Heyecanla gelen mektubu açtım ve okudum. Orada istifamın</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> kabul edilmediği yazılmıştı. Öyle anlaşılıyordu ki, istifa dilekçem bizzat</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> padişaha gönderilmişti. Ben istifa dilekçemi yenileyip, bir daha verdim.</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> Fakat bana yine aynı cevap geldi. Bunun üzerine bizzat sultanın huzuruna</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> çıkıp, kendisiyle şifâhî olarak görüşüp istifamı vereyim diye düşündüm.</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> Abdülhamid Han gerçekten çok celâdetli bir padişahtı. Ben yaveriyle görev</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> icabı uzun zaman bir yerde kalmıştım. O, sultanın hâllerini bize</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> anlatırken 'Abdülhamid faytonda giderken faytonun sağında ve solunda</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> bulunanlar neredeyse nefes almaya bile korkarlardı' derdi. Efendim ALLAH</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> ona rahmet eylesin, Abdülhamid Han evliyaullahtan bir zattı. İşte ben</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> durumumu anlatmak için bizzat o celâdetli ve haşmetli padişahın huzuruna</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> çıktım ve:</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> "Hünkârım, sizden istifamın kabulünü rica edeceğim, durumum ise böyleyken</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> böyle" diyerek istifa sebebimi anlattım. Bunun üzerine bir müddet derin</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> derin düşündü. Yüzündeki ifadeden istifa etmemi istemediğini anlıyordum.</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> Ben bunu sezince istifa konusunda biraz daha ısrarcı oldum. Abdülhamid Han</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> cennet mekan, benim böyle ısrar ettiğimi görünce, bakışlarını bana</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> çevirip, öfkeli bir tavırla ve sanki beni elinin tersiyle iter gibi</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> hareket yaparak, "Haydi seni istifa ettirdik!" dedi. Tabiî ben istifamın</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> kabul edilmesi sebebiyle çok sevindim. Ve hiç vakit kaybetmeden</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> memleketime dönüp işlerimin başına geçtim. Derken bir gece müthiş bir rüya</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> gördüm. "Âlemi mânada, bütün ordular bir araya toplanmış teftiş</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> ediliyordu. Son savaşı vermek üzere, memleketin şarkında ve garbında</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> savaşan tüm orduları bizzat Peygamber Efendimiz teftiş ediyordu.</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm, Yıldız Sarayı'nın önünde duruyor, bütün</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> Türk ordusu Efendimizin huzurundan geçerek büyük bir disiplin içerisinde</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> teftiş veriyordu. O esnada orada Osmanlı padişahlarının ileri gelenleri de</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> vardı. Sultan Abdülhamid Han cennet mekân ise, edebi hürmetle, kemerbestei</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> ubûdiyetle Kâinatın Efendisi'nin hemen arkasında duruyordu. Bütün ordular</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> huzurdan tek tek geçiyordu. Derken sıra, benim istifa etmeden önce komutam</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> altında bulunan birliğe geldi. Fakat birliğin başında kumandanı olmadığı</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> için askerler darma dağınıktı.</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> Bu hâli gören Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm, Abdülhamid'e dönüp:</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> "Ey Abdülhamid! Bu ordunun kumandanı nerde?!" buyurdu. Bunun üzerine</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> Sultan Abdülhamid, mahcup bir hâlde başını önüne eğmiş olarak, hürmeti</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> edeple Efendimize:</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> "Ya ResûlALLAH! Bu ordunun kumandanı istifa etti. Bu konuda çok ısrar</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> ettiği için biz de onu istifa ettirdik.." dedi.</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> Bunun üzerine Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm "Senin istifa ettirdiğini,</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>> biz de istifa ettirdik." buyurdu.</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>></strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>>ALLAH MUHAFAZA.RABBİM HEPİMİZİ O'NUN (SAV) ŞEFAATİNE NAİL EYLESİN İNŞAALLAH.</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Amin..</strong> </span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ziyakarababa, post: 197760, member: 8628"] [COLOR=black][FONT=Verdana][URL="http://hikaye.muhabbetullah.com/COK_IBRETLIK_GERCEK_BIR_HIKAYE.html"][B][COLOR=black][FONT=Tahoma]ÇOK İBRETLİK GERÇEK BİR HİKAYE[/FONT][/COLOR][/B][/URL] [B]> Millî şairimiz Mehmet Akif Ersoy, Sultanahmet Camii'ne her gittiğinde > orada iki gözü iki çeşme ağlayan yaşlı bir zata rastlamaktadır. Bu yaşlı > zat, başından geçen çok ilginç bir olayı kendisine anlatınca, Mehmet Akif > Ersoy bundan çok etkilenmiş, bu yaşlı zatla aralarında geçen konuşmayı > bizlere şöyle nakletmiştir: > Sabah namazlarını kılmak için Sultan Ahmet Camii'ne gidiyorum. Her sabah > ne kadar erken gidersem gideyim, mihrabın bir kenarına oturmuş olan, saçı > sakalı bembeyaz olmuş ihtiyar bir adamı, ümitsizce bedbin bir şekilde > durmadan ağlarken görüyorum. > O kadar ağlıyor ki, ağlamadığı tek bir dakikaya rastlayamadım. Bunun > sebebini çok merak ediyordum. Nihayet bir gün o yaşlı zatın yanına > sokuldum ve 'Muhterem' dedim, > "Niye bu kadar ağlıyorsun? ALLAH'ın rahmetinden bir insan bu kadar ümitsiz > olur mu?" Yaşlı gözlerle bana baktı ve: > "Beni konuşturma! Neredeyse kalbim duracak," dedi. Ben anlatması için çok > ısrar edince başından geçen olayı ağlaya ağlaya şöyle anlattı: > "Efendim, ben Abdülhamid Han cennet mekânın devrinde orduda bir > binbaşıydım. Emrim altında olan bir birliğim vardı. Bu askerî görevime > annemin ve babamın vefatına kadar devam ettim. Fakat onlar vefat edince > istifa etmek istedim. Çünkü bir hayli servetimiz vardı. Bu mal ve mülkün > başında durmak, onların çarçur olmaması için gerektiği şekilde ilgilenmek > gayesiyle, bir istifa dilekçesi yazıp Sadâret makamına gönderdim. > Dilekçemde dedim ki: "Annem de babam da vefat etti. Falan yerde > mağazalarımız, filan yerde gayrimenkullerimiz vardır. Netice itibarıyla > bunlarla ilgilenecek, ticarî işlerin yürümesi için mağazaların başında > duracak bir nezaretçiye ihtiyaç vardır. Bu vesileyle şayet kabul > buyurulursa, görevimden istifa etmek istiyorum."[/B] [/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Verdana]| [/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Verdana] [B]> Bu dilekçeyi yazdıktan bir müddet sonra, doğrudan doğruya hünkârdan bana > bir yazı geldi. Heyecanla gelen mektubu açtım ve okudum. Orada istifamın > kabul edilmediği yazılmıştı. Öyle anlaşılıyordu ki, istifa dilekçem bizzat > padişaha gönderilmişti. Ben istifa dilekçemi yenileyip, bir daha verdim. > Fakat bana yine aynı cevap geldi. Bunun üzerine bizzat sultanın huzuruna > çıkıp, kendisiyle şifâhî olarak görüşüp istifamı vereyim diye düşündüm. > Abdülhamid Han gerçekten çok celâdetli bir padişahtı. Ben yaveriyle görev > icabı uzun zaman bir yerde kalmıştım. O, sultanın hâllerini bize > anlatırken 'Abdülhamid faytonda giderken faytonun sağında ve solunda > bulunanlar neredeyse nefes almaya bile korkarlardı' derdi. Efendim ALLAH > ona rahmet eylesin, Abdülhamid Han evliyaullahtan bir zattı. İşte ben > durumumu anlatmak için bizzat o celâdetli ve haşmetli padişahın huzuruna > çıktım ve: > "Hünkârım, sizden istifamın kabulünü rica edeceğim, durumum ise böyleyken > böyle" diyerek istifa sebebimi anlattım. Bunun üzerine bir müddet derin > derin düşündü. Yüzündeki ifadeden istifa etmemi istemediğini anlıyordum. > Ben bunu sezince istifa konusunda biraz daha ısrarcı oldum. Abdülhamid Han > cennet mekan, benim böyle ısrar ettiğimi görünce, bakışlarını bana > çevirip, öfkeli bir tavırla ve sanki beni elinin tersiyle iter gibi > hareket yaparak, "Haydi seni istifa ettirdik!" dedi. Tabiî ben istifamın > kabul edilmesi sebebiyle çok sevindim. Ve hiç vakit kaybetmeden > memleketime dönüp işlerimin başına geçtim. Derken bir gece müthiş bir rüya > gördüm. "Âlemi mânada, bütün ordular bir araya toplanmış teftiş > ediliyordu. Son savaşı vermek üzere, memleketin şarkında ve garbında > savaşan tüm orduları bizzat Peygamber Efendimiz teftiş ediyordu. > Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm, Yıldız Sarayı'nın önünde duruyor, bütün > Türk ordusu Efendimizin huzurundan geçerek büyük bir disiplin içerisinde > teftiş veriyordu. O esnada orada Osmanlı padişahlarının ileri gelenleri de > vardı. Sultan Abdülhamid Han cennet mekân ise, edebi hürmetle, kemerbestei > ubûdiyetle Kâinatın Efendisi'nin hemen arkasında duruyordu. Bütün ordular > huzurdan tek tek geçiyordu. Derken sıra, benim istifa etmeden önce komutam > altında bulunan birliğe geldi. Fakat birliğin başında kumandanı olmadığı > için askerler darma dağınıktı. > Bu hâli gören Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm, Abdülhamid'e dönüp: > "Ey Abdülhamid! Bu ordunun kumandanı nerde?!" buyurdu. Bunun üzerine > Sultan Abdülhamid, mahcup bir hâlde başını önüne eğmiş olarak, hürmeti > edeple Efendimize: > "Ya ResûlALLAH! Bu ordunun kumandanı istifa etti. Bu konuda çok ısrar > ettiği için biz de onu istifa ettirdik.." dedi. > Bunun üzerine Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm "Senin istifa ettirdiğini, > biz de istifa ettirdik." buyurdu. > >ALLAH MUHAFAZA.RABBİM HEPİMİZİ O'NUN (SAV) ŞEFAATİNE NAİL EYLESİN İNŞAALLAH. Amin..[/B] [/FONT][/COLOR] [FONT=Times New Roman][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Serbest Kürsü
çok ibretlik gerçek bir hikaye(hiç olmazsa sonunu okuyun)
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst