Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Cüneyd Suavi'nin kaleminden güldürürken düşündüren bir hikaye... Son moda b
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="asmi" data-source="post: 169289" data-attributes="member: 9833"><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em>Eski öğrencilerimden biri telefon edip: </em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em></em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em>- Ayın on beşinde düğünüm var hocam, diyor. Sizi nikah şahidi yazdık, mutlaka bekliyoruz. </em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em></em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em>Esasında yeğenimin düğününe bile gitmemiştim ama bu iş başka. Çocuk, on yıldan bu yana her bayramda tebrik atan, hal hatır soran mükemmel bir insan. İki gün sonra davetiyesi de ulaşıyor elime. Gelin hanım, son derece zengin bir sanayicinin kızı. Bu yüzden de düğün, İstanbul'un en lüks ve pahalı salonlarından birinde yapılıyor.</em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em></em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em>Türkiye sınırlarını aşan şöhretimden ve düğündeki vazifemden ötürü bütün gözler benim üzerimde olacağı için, hemen çarşıya çıkıp kösele tabanlı nefis bir ayakkabı alıyorum kendime. Ayakkabı numaram “buçuklu” dedikleri cinsten . Kırk bir numara küçük, kırk iki ise büyük geliyor. </em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em></em></span></span></strong><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em>Ancak ben, ayaklarımın biraz daha küçük görünmesi için, yürürken acı vermesine rağmen ufak olanı tercih ediyorum. Onları lacivert takımlarımın altına giyince, her halde damattan da şık olacağım. </em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em>Düğün günü geldiğinde, basit bir hesap yapıyorum hemen: "Adapazarı'ndan Taksim'e en fazla iki saatte giderim, eğer yarım saat önce çıkarsam, çok rahat yetişirim" diye. </em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em></em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em>Arabama binip yola koyulduğumda, ayakkabımın sıktığını ve henüz ayna gibi olan tabanlarının gaz veya firen pedalından kaydığını fark ediyorum. "Ne yapayım" diye kara kara düşünürken, benim oğlanın hemen yan koltuğun altına bıraktığı basket ayakkabıları çarpıyor gözüme. Lastik tabanlı oldukları için kayma tehlikesi yok. Gerçi kırkbeş numara ama, deli gömleğini andıran bağlarını iyice sıktığımda problem falan kalmıyor. </em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em></em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em>Ayaklarım, onların içinde dört bir yana doğru hür bir şekilde gezinirken, keyfim yerine geliyor hemen. Dışarıda gazoz gibi bir hava var. Otoban ise kaymak gibi. Fakat trafik, Hereke civarında iyice yavaşlıyor ve yol yenileme çalışmasından ötürü karış karış ilerliyor. Kavşağı biraz önce geçtiğimiz için eski yola girmek mümkün değil. Tabiki geriye dönmek de...</em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em></em></span></span></strong><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em>Oralarda tam kırk dakika oyalandığımdan, nikaha beş dakika kala yetişiyorum düğün salonunun önüne. Arabamı tenha bir köşeye park ettikten sonra, basamakları üçer üçer atlayarak çıkıyorum, gelinle damadın yanına. </em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em>Her ikisi de beni görünce rahat bir nefes alarak:</em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em>- Sizi beklerken heyecandan öldük hocam, diyorlar. Nikah memuru hazır, çok geciktik hemen çıkmamız lazım. </em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em></em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em>Hep birlikte ve müzik eşliğinde salona girdiğimizde, büyük bir alkış kopuyor, son derece şık giyimli İstanbul sosyetesinden. Bu arada "Şahitlerden biri de Cüneyd Suavi" diye anons edildiği için, alkışlar bitmek bilmiyor. Bir banka müdürü olan diğer şahitle beraber herkesin görebileceği yüksekçe bir sahneye çıkıyoruz. </em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em></em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em>Nikah masası tam ortaya konulmuş ve güçlü projektörlerle aydınlatılmış. Tezahürat, şiddetlenerek devam ediyor. Fakat insanların gözü, her nedense gelinle damattan çok bana kilitlenmiş durumda. Ne kadar büyük bir yazar olduğumu anlıyor ve: "Hiç olmazsa utanmış gibi yapayım" diyerek başımı yere eğdiğimde, bir anda beynimden vurulmuşa dönüyorum. </em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em></em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em>Yüzüm, clinton’un soruşturma sırasındaki suratı gibi patlıcan moruna dönüşürken, oluk oluk terler boşanıyor sırtımdan. Bir gün önce jilet gibi ütülettiğim lacivert pantolonumun altında, bizim oğlanın kırkbeş numaralık basket ayakkabıları, bütün haşmetiyle sırıtıp duruyor. Uç kısımlarında da koca koca delikler... </em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em></em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em>Ayaklarımı saklayacak bir yer arıyorum ama ne mümkün. Salondaki bütün masalarda bulunan ve yere kadar uzanan örtüler; “gelin mi damadın, yoksa damat mı gelinin ayağına basacak?” diye merak edildiği için, nikah masasının üzerine serilmemiş. Üstelik de projektörlerden ikisi "ayağa basma" işinin daha iyi görülmesi için, özel olarak masa altına yöneltilmiş. Millet, her şeyi bırakmış vaziyette, pantolonumun uç kısımlarını da içine soktuğum bez ayakkabılara çevirmiş gözlerini. </em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em></em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em>Etrafımız, nikah törenini filme alan kameralarla dolu. Her biri bir televizyona ait. Nikah töreni, belli ki akşam haberlerine yetişecek. Salonda sanki çekilecek hiçbir şey kalmamış gibi, uzanıp uzanıp ayaklarıma zum yapıyor sersemler. </em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em></em></span></span></strong><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em>Hemen önümüzdeki masada oturan şık hanımlardan biri; </em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em>- Cüneyd bey, modayı çok iyi takip ediyor kardeş, diyor. Biliyorsun geçen yıl da "Yırtık Kot Modası" vardı. </em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em>Diğeri, hayran hayran bana bakarken:</em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em>- Aynı zamanda mimarmış, diyor. Yani bir estetik uzmanı. Hangi şeyi giyse, yakıştırıyor hain. </em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"><em><span style="color: indigo"><strong>Sıkıntıdan kulaklarım da uğuldadığı için, duyduklarıma pek inanmıyorum, ama alay etmedikleri gerçek. </strong><strong>Yan masalardan gelen konuşmalar da, bu modanın iki gün önce bütün dünyayı sardığı ve ilk önce Silvester Stallone'de görüldüğü şeklinde.</strong></span></em></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em>Damat, nikah kıyıldıktan sonra kulağıma eğilerek:</em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em>- Hocam keşke ben de bu modayı duysaydım. Prestijimi kaybettim bir anda. </em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em>Damadı; kendi ayakkabılarının da güzel olduğu konusunda güçlükle ikna ettikten sonra "çok işim var" deyip müsaade alıyorum. </em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em></em></span></span></strong><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em>Büyük bir alkış tufanı arasında salonu terk edip arabama geldiğimde, tekrar şimşekler çakıyor beynimde. İçerde kaldığım yarım saat içinde, arabamın kapısını açıp teyibi sökmüşler yerinden. Gözlerim, ancak sekiz taksitle alabildiğim ihraç fazlası ayakkabıları arıyor hemen. Ama onları da götürmüşler maalesef. </em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em></em></span></span></strong><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em>Esasında üzülecek bir şey yok. </em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em>Teyibim zaten yıllar boyu bozuktu. </em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><span style="font-size: 10px"><em><span style="color: indigo"><strong>Ayakkabılara ise gerek kalmadı. Çünkü televizyondaki ilk haberlerden sonra</strong>,<strong> yani ben henüz Adapazarı'na dönmeden, "Yırtık Bez Ayakkabı", modası çoktan sarmış olur bütün ülkeyi. </strong></span></em></span></p> <p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: indigo"><em>Cüneyd Suavi</em></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="asmi, post: 169289, member: 9833"] [I][SIZE=6][COLOR=indigo][/COLOR][/SIZE][/I][I][COLOR=indigo][/COLOR][/I][CENTER][B][SIZE=2][COLOR=indigo][I]Eski öğrencilerimden biri telefon edip: [/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=indigo][I]- Ayın on beşinde düğünüm var hocam, diyor. Sizi nikah şahidi yazdık, mutlaka bekliyoruz. [/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=indigo][I]Esasında yeğenimin düğününe bile gitmemiştim ama bu iş başka. Çocuk, on yıldan bu yana her bayramda tebrik atan, hal hatır soran mükemmel bir insan. İki gün sonra davetiyesi de ulaşıyor elime. Gelin hanım, son derece zengin bir sanayicinin kızı. Bu yüzden de düğün, İstanbul'un en lüks ve pahalı salonlarından birinde yapılıyor. [/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=indigo][I]Türkiye sınırlarını aşan şöhretimden ve düğündeki vazifemden ötürü bütün gözler benim üzerimde olacağı için, hemen çarşıya çıkıp kösele tabanlı nefis bir ayakkabı alıyorum kendime. Ayakkabı numaram “buçuklu” dedikleri cinsten . Kırk bir numara küçük, kırk iki ise büyük geliyor. [/I][/COLOR][/SIZE][/B][B][SIZE=2][COLOR=indigo][I]Ancak ben, ayaklarımın biraz daha küçük görünmesi için, yürürken acı vermesine rağmen ufak olanı tercih ediyorum. Onları lacivert takımlarımın altına giyince, her halde damattan da şık olacağım. [/I][/COLOR][/SIZE][/B] [SIZE=2][COLOR=indigo][/COLOR][/SIZE] [B][SIZE=2][COLOR=indigo][I]Düğün günü geldiğinde, basit bir hesap yapıyorum hemen: "Adapazarı'ndan Taksim'e en fazla iki saatte giderim, eğer yarım saat önce çıkarsam, çok rahat yetişirim" diye. [/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=indigo][I]Arabama binip yola koyulduğumda, ayakkabımın sıktığını ve henüz ayna gibi olan tabanlarının gaz veya firen pedalından kaydığını fark ediyorum. "Ne yapayım" diye kara kara düşünürken, benim oğlanın hemen yan koltuğun altına bıraktığı basket ayakkabıları çarpıyor gözüme. Lastik tabanlı oldukları için kayma tehlikesi yok. Gerçi kırkbeş numara ama, deli gömleğini andıran bağlarını iyice sıktığımda problem falan kalmıyor. [/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=indigo][I]Ayaklarım, onların içinde dört bir yana doğru hür bir şekilde gezinirken, keyfim yerine geliyor hemen. Dışarıda gazoz gibi bir hava var. Otoban ise kaymak gibi. Fakat trafik, Hereke civarında iyice yavaşlıyor ve yol yenileme çalışmasından ötürü karış karış ilerliyor. Kavşağı biraz önce geçtiğimiz için eski yola girmek mümkün değil. Tabiki geriye dönmek de... [/I][/COLOR][/SIZE][/B][B][SIZE=2][COLOR=indigo][I]Oralarda tam kırk dakika oyalandığımdan, nikaha beş dakika kala yetişiyorum düğün salonunun önüne. Arabamı tenha bir köşeye park ettikten sonra, basamakları üçer üçer atlayarak çıkıyorum, gelinle damadın yanına. [/I][/COLOR][/SIZE][/B] [SIZE=2][COLOR=indigo][/COLOR][/SIZE] [B][SIZE=2][COLOR=indigo][I]Her ikisi de beni görünce rahat bir nefes alarak:[/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=indigo][I]- Sizi beklerken heyecandan öldük hocam, diyorlar. Nikah memuru hazır, çok geciktik hemen çıkmamız lazım. [/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=indigo][I]Hep birlikte ve müzik eşliğinde salona girdiğimizde, büyük bir alkış kopuyor, son derece şık giyimli İstanbul sosyetesinden. Bu arada "Şahitlerden biri de Cüneyd Suavi" diye anons edildiği için, alkışlar bitmek bilmiyor. Bir banka müdürü olan diğer şahitle beraber herkesin görebileceği yüksekçe bir sahneye çıkıyoruz. [/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=indigo][I]Nikah masası tam ortaya konulmuş ve güçlü projektörlerle aydınlatılmış. Tezahürat, şiddetlenerek devam ediyor. Fakat insanların gözü, her nedense gelinle damattan çok bana kilitlenmiş durumda. Ne kadar büyük bir yazar olduğumu anlıyor ve: "Hiç olmazsa utanmış gibi yapayım" diyerek başımı yere eğdiğimde, bir anda beynimden vurulmuşa dönüyorum. [/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=indigo][I]Yüzüm, clinton’un soruşturma sırasındaki suratı gibi patlıcan moruna dönüşürken, oluk oluk terler boşanıyor sırtımdan. Bir gün önce jilet gibi ütülettiğim lacivert pantolonumun altında, bizim oğlanın kırkbeş numaralık basket ayakkabıları, bütün haşmetiyle sırıtıp duruyor. Uç kısımlarında da koca koca delikler... [/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=indigo][I]Ayaklarımı saklayacak bir yer arıyorum ama ne mümkün. Salondaki bütün masalarda bulunan ve yere kadar uzanan örtüler; “gelin mi damadın, yoksa damat mı gelinin ayağına basacak?” diye merak edildiği için, nikah masasının üzerine serilmemiş. Üstelik de projektörlerden ikisi "ayağa basma" işinin daha iyi görülmesi için, özel olarak masa altına yöneltilmiş. Millet, her şeyi bırakmış vaziyette, pantolonumun uç kısımlarını da içine soktuğum bez ayakkabılara çevirmiş gözlerini. [/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=indigo][I]Etrafımız, nikah törenini filme alan kameralarla dolu. Her biri bir televizyona ait. Nikah töreni, belli ki akşam haberlerine yetişecek. Salonda sanki çekilecek hiçbir şey kalmamış gibi, uzanıp uzanıp ayaklarıma zum yapıyor sersemler. [/I][/COLOR][/SIZE][/B][B][SIZE=2][COLOR=indigo][I]Hemen önümüzdeki masada oturan şık hanımlardan biri; [/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=indigo][I]- Cüneyd bey, modayı çok iyi takip ediyor kardeş, diyor. Biliyorsun geçen yıl da "Yırtık Kot Modası" vardı. [/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=indigo][I]Diğeri, hayran hayran bana bakarken:[/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=indigo][I]- Aynı zamanda mimarmış, diyor. Yani bir estetik uzmanı. Hangi şeyi giyse, yakıştırıyor hain. [/I][/COLOR][/SIZE][/B] [SIZE=2][COLOR=indigo][/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][I][COLOR=indigo][B]Sıkıntıdan kulaklarım da uğuldadığı için, duyduklarıma pek inanmıyorum, ama alay etmedikleri gerçek. [/B][B]Yan masalardan gelen konuşmalar da, bu modanın iki gün önce bütün dünyayı sardığı ve ilk önce Silvester Stallone'de görüldüğü şeklinde.[/B][/COLOR][/I][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=indigo][/COLOR][/SIZE] [B][SIZE=2][COLOR=indigo][I]Damat, nikah kıyıldıktan sonra kulağıma eğilerek:[/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=indigo][I]- Hocam keşke ben de bu modayı duysaydım. Prestijimi kaybettim bir anda. [/I][/COLOR][/SIZE][/B] [SIZE=2][COLOR=indigo][/COLOR][/SIZE] [B][SIZE=2][COLOR=indigo][I]Damadı; kendi ayakkabılarının da güzel olduğu konusunda güçlükle ikna ettikten sonra "çok işim var" deyip müsaade alıyorum. [/I][/COLOR][/SIZE][/B][B][SIZE=2][COLOR=indigo][I]Büyük bir alkış tufanı arasında salonu terk edip arabama geldiğimde, tekrar şimşekler çakıyor beynimde. İçerde kaldığım yarım saat içinde, arabamın kapısını açıp teyibi sökmüşler yerinden. Gözlerim, ancak sekiz taksitle alabildiğim ihraç fazlası ayakkabıları arıyor hemen. Ama onları da götürmüşler maalesef. [/I][/COLOR][/SIZE][/B][B][SIZE=2][COLOR=indigo][I]Esasında üzülecek bir şey yok. [/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=2][COLOR=indigo][I]Teyibim zaten yıllar boyu bozuktu. [/I][/COLOR][/SIZE][/B] [SIZE=2][I][COLOR=indigo][B]Ayakkabılara ise gerek kalmadı. Çünkü televizyondaki ilk haberlerden sonra[/B],[B] yani ben henüz Adapazarı'na dönmeden, "Yırtık Bez Ayakkabı", modası çoktan sarmış olur bütün ülkeyi. [/B][/COLOR][/I][/SIZE] [B][SIZE=2][COLOR=indigo][I]Cüneyd Suavi[/I][/COLOR][/SIZE][/B] [/CENTER] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Cüneyd Suavi'nin kaleminden güldürürken düşündüren bir hikaye... Son moda b
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst