Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Dâimî Zikir
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 498621" data-attributes="member: 1004566"><p><span style="font-size: 12px">Dâimî Zikir </span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Cenâb-ı Hak buyuruyor:</span></p><p><span style="font-size: 12px">“Mü’minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri titrer…” (Enfâl, 2) </span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Rasûlullah (sav) buyurdular:</span></p><p><span style="font-size: 12px">“Müferridler Allah’ı zikretmeye düşkün olan kimselerdir. Zikir onların sırtlarındaki günah yüklerini indirdiği için kıyamet günü hafiflemiş olarak gelirler.” (Tirmizî, Daavât 128) </span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Bâyezid-i Bistâmî Hazretleri buyurur:</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">“Çok zikir; adedi fazla olan değil, gafletten sakınarak ve huzûr ile yapılan zikirdir.”</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Zikir feyz ve rûhâniyetinden lâyıkıyla istifâde edebilmek için, kalben ve zihnen de zikre iştirâk etmemiz îcâb eder. Zira, tıpkı namaz gibi, zikrin de kalp ve beden âhengiyle îfâsı zarûrîdir. Yani dil zikrederken, kalp de, zikrin mânâsının tefekküründe derinleşmelidir.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Kendimizi dâimâ Cenâb-ı Hakk’ın huzûrunda bilerek, O’nun bizi her an ve mekânda gördüğü, hattâ bize şah damarımızdan bile daha yakın olduğu şuur ve idrâki içinde Hakk’a yönelmeliyiz. İşte bu keyfiyette bir yöneliş ile kalpte “huzûr” hâli gerçekleşir. Ârif zâtların “hûzur” tâbiriyle kastettikleri de; “ten plânında bir rahatlık” değil, Allah ile beraberlik şuurunun kalpte sâbitlenmesiyle hâsıl olan “dâimî zikir” hâlidir.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Kendini her an huzûr-i ilâhide bilmenin gönlü kazandıracağı mânevi zindelik, zikri en yüksek kıvamına ulaştırır. Cenâb-ı Hak, zikrin kemâline eren gerçek zikir ehlini, âyet-i kerîmede şöyle takdim eder:</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">“Mü’minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri titrer…” (Enfâl, 2)</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Demek ki zikirden murâd edilen; yalnızca dil ile tekrarlamaktan ibâret değildir. Bilâkis, dilin telâffuz ettiği isme âit mânâların tefekkürüyle yüreklerin ürpermesi ve kalplerin zâkir hâle gelmesidir.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Hz. Mevlânâ, gönül feyzinden mahrum bir hâlde, sırf şekilde kalarak ibadet eden kimselere şöyle seslenir:</span></p><p><span style="font-size: 12px">“Ey gâfil! Keşke secde ettiğin zaman, yüzünü samimiyetle Hakk’a çevirebilseydin de, “Yücelerin yücesi olan Rabbim, her türlü noksan sıfattan münezzehtir.” demenin mânâsını lâyıkıyla idrâk edebilseydin. Yani sırf şekil secdesi değil, (seni mîrâca çıkaracak bir) gönül secdesi yapabilseydin!..” (Osman Nûri Topbaş, Altınoluk Dergisi, Şubat-2015) </span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)</span></p><p><span style="font-size: 12px">el-Ehad: Bir olan, bir tek olan; şebîh/benzeri ve nazîri/dengi olmayan, iki olma ihtimali bulunmayan, demektir. </span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Kısa Günün Kârı</span></p><p><span style="font-size: 12px">Zikir, hatırlayıp anmak demektir. İnsan Allah’ı ya diliyle zikreder; Kur’ân okumak, dua etmek, Allah Teâlâ’yı güzel isimleriyle anmak gibi; ya kalbiyle zikreder; Allah Teâlâ’nın varlığını gösteren delilleri, yani kâinatı ve Kur’ân’da sözü edilen her şeyi düşünmek gibi; yahut bedeniyle zikreder; namaz başta olmak üzere bedenle yapılması gereken bütün görevleri yapmak gibi. Her ne suretle olursa olsun Allah’ı zikretmek en değerli ibâdettir. </span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 498621, member: 1004566"] [SIZE=3]Dâimî Zikir Cenâb-ı Hak buyuruyor: “Mü’minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri titrer…” (Enfâl, 2) Rasûlullah (sav) buyurdular: “Müferridler Allah’ı zikretmeye düşkün olan kimselerdir. Zikir onların sırtlarındaki günah yüklerini indirdiği için kıyamet günü hafiflemiş olarak gelirler.” (Tirmizî, Daavât 128) Bâyezid-i Bistâmî Hazretleri buyurur: “Çok zikir; adedi fazla olan değil, gafletten sakınarak ve huzûr ile yapılan zikirdir.” Zikir feyz ve rûhâniyetinden lâyıkıyla istifâde edebilmek için, kalben ve zihnen de zikre iştirâk etmemiz îcâb eder. Zira, tıpkı namaz gibi, zikrin de kalp ve beden âhengiyle îfâsı zarûrîdir. Yani dil zikrederken, kalp de, zikrin mânâsının tefekküründe derinleşmelidir. Kendimizi dâimâ Cenâb-ı Hakk’ın huzûrunda bilerek, O’nun bizi her an ve mekânda gördüğü, hattâ bize şah damarımızdan bile daha yakın olduğu şuur ve idrâki içinde Hakk’a yönelmeliyiz. İşte bu keyfiyette bir yöneliş ile kalpte “huzûr” hâli gerçekleşir. Ârif zâtların “hûzur” tâbiriyle kastettikleri de; “ten plânında bir rahatlık” değil, Allah ile beraberlik şuurunun kalpte sâbitlenmesiyle hâsıl olan “dâimî zikir” hâlidir. Kendini her an huzûr-i ilâhide bilmenin gönlü kazandıracağı mânevi zindelik, zikri en yüksek kıvamına ulaştırır. Cenâb-ı Hak, zikrin kemâline eren gerçek zikir ehlini, âyet-i kerîmede şöyle takdim eder: “Mü’minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri titrer…” (Enfâl, 2) Demek ki zikirden murâd edilen; yalnızca dil ile tekrarlamaktan ibâret değildir. Bilâkis, dilin telâffuz ettiği isme âit mânâların tefekkürüyle yüreklerin ürpermesi ve kalplerin zâkir hâle gelmesidir. Hz. Mevlânâ, gönül feyzinden mahrum bir hâlde, sırf şekilde kalarak ibadet eden kimselere şöyle seslenir: “Ey gâfil! Keşke secde ettiğin zaman, yüzünü samimiyetle Hakk’a çevirebilseydin de, “Yücelerin yücesi olan Rabbim, her türlü noksan sıfattan münezzehtir.” demenin mânâsını lâyıkıyla idrâk edebilseydin. Yani sırf şekil secdesi değil, (seni mîrâca çıkaracak bir) gönül secdesi yapabilseydin!..” (Osman Nûri Topbaş, Altınoluk Dergisi, Şubat-2015) Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri) el-Ehad: Bir olan, bir tek olan; şebîh/benzeri ve nazîri/dengi olmayan, iki olma ihtimali bulunmayan, demektir. Kısa Günün Kârı Zikir, hatırlayıp anmak demektir. İnsan Allah’ı ya diliyle zikreder; Kur’ân okumak, dua etmek, Allah Teâlâ’yı güzel isimleriyle anmak gibi; ya kalbiyle zikreder; Allah Teâlâ’nın varlığını gösteren delilleri, yani kâinatı ve Kur’ân’da sözü edilen her şeyi düşünmek gibi; yahut bedeniyle zikreder; namaz başta olmak üzere bedenle yapılması gereken bütün görevleri yapmak gibi. Her ne suretle olursa olsun Allah’ı zikretmek en değerli ibâdettir. [/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Dâimî Zikir
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst