Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Davaya adanan ömürler..
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 238005" data-attributes="member: 1004566"><p><img src="http://www.imanehli.com/forum/besmele.png" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p><span style="color: green"><img src="http://www.gulistandergisi.com/resimler/R749201.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></span></p><p><span style="color: green"><span style="color: blue"></span></span></p><p><span style="color: green"><span style="color: blue"><span style="color: green">Tarafını belirleyebilmek</span></span></span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green">Goncaların güle dönüşmesi vakit ve emek ister. Tomurcuklar zamanı gelmeden meyveye durmazlar. Davalar da böyledir. Onlar da iradesi güçlü insanların omuzları üzerinde yükselirler. Azim, sebat ve gayret gerekir davayı sırtlamak için…</span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green">Resulullah’tan bugüne kadar İslam davasının hizmetkârlığına soyunanlar, bu yolda sayısız çileleri kucaklamışlardır. Onlar, ‘ağuy’u ‘bal’ niyetine içme cüretkârlığını gösteren, ender karakter abideleridir. Her birinin hayatı, dikenli yollardan saadet iklimine varan güzergâhın kilometre taşlarıdır. Bu yollar, çile taşlarıyla örülmüştür.</span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green">Gelmiş geçmiş yolların en kutlusu ve hayırlısı İslam’a giden yoldur. Zira Resulullah Efendimiz “Muhakkak ki, en güzel söz ALLAH’ın kitabıdır. En güzel yol da Muhammed’in yoludur.” diyerek sırat-ı müstakimi işaret etmiştir.</span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green">İslam davası, bu dünya görüşünü benimseyen şahısların omuzlarında yükselecektir. İslam hiç kimsenin tekelinde olan bir inanç sistemi değildir. Bu inanç içerisinde ruhbanlığa da yer yoktur. Herkes dinine sahip çıkmak ve onu yakın çevresinden başlayarak geniş kitlelere yaymakla mükelleftir. Bu bir tercih değil, aksine mühim bir vazifedir. Aslında hayatın yaşanma sebebi bu olmalıdır. Öteki uğraşlar bunun önüne geçmemelidir.</span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green">İmanla küfrün kavga halinde olduğu iki kutuplu bir dünyada yaşıyoruz. Böyle bir ortamda saflarımızı net olarak belirlemeliyiz. İkisine birden taraftar olmak ve öyle görünmek öncelikte tezattır, bunun yanında münafıklığa da alamettir. Kişinin batını neyse, zahiri de öyle olmalıdır. Sonunda bir bedel ödeyeceksek bile, inanç hususunda rengimizi ve safımızı net olarak belirlemeliyiz.</span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green">İslam’a hizmet edenlerle yan gelip yatanlar, ALLAH katında elbette bir tutulmayacaktır. Malla, bedenle yapılan hayırlar ve ibadetler, Hak katında tartılacaktır. Sonsuz âlemde herkes karşılığını eksiksiz bulacaktır. Rabbimiz bu konuda şöyle buyuruyor: “Şüphesiz Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden bir işte bulunanın işini boşa çıkarmam. Sizin kiminiz kiminizdendir. İşte, hicret edenlerin, yurtlarından sürülüp çıkarılanların ve yolumda işkence görenlerin, çarpışıp öldürülenlerin, mutlaka kötülüklerini örteceğim ve onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağım. (Bu,) ALLAH katından bir karşılık (sevap)tır. (O) ALLAH, karşılığın (sevabın) en güzeli O’nun katındadır.” (Al-i İmran, 195)</span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green"><span style="color: red">İlimsiz olmaz</span></span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green">İslam’a hakkıyla hizmet etmek için öncelikle ilim ehli olmak gerekir. Bilgi ve tecrübe bakımından boş olan bir insanın kimseye hayrı dokunmaz, aksine ziyanı olur. Bunun için nice İslam âlimi gecesini gündüzünü ilim tahsili için harcamıştır. İlmin önemi konusunda Hz.. Muhammed (sav)’in çok mühim sözleri vardır. Bunlardan birkaçını dikkatinize sunuyorum:</span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green">“İlme sahip ol. Muhakkak ki ilim, müminin dostu, hilim veziri, akıl rehberi, amel muhafızı, rıfk babası, mülâyemet kardeşi, sabır da askerinin kumandanıdır.”…“Ey insanlar! İlim ancak çalışmakla öğrenilir. Fıkıh da öyle, gayretle elde edilir. Kime ki ALLAH hayır murad ederse onu dininde ‘fakih’ kılar. Kulları içinde ALLAH’tan ancak, âlimler haşyet duyarlar.” …“İnsanların hayırlısı, onların en güzel okuyanı, ALLAH’ın indinde en fakih olanı, ALLAH’tan en çok korkanı, maruf-u emir, münker-i nehiyde ve akraba yoklamakta en ileri olanıdır.”</span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green"><span style="color: red">Müslümanın boş vakti olmaz!</span></span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green">İnsanın en çok israf ettiği nimetlerden birisi şüphe yok ki zamandır. Zamanı belli bir bedel karşılığı elde etmediğimiz için rahatça israf ederiz, kıymetini hakkıyla bilmeyiz. Oysa geçen her saniye ömür ağacımızdan kopan bir yapraktır. Bunların dönüşü de yoktur. Ancak ALLAH’ın davası yolunda harcadığımız vakit geri kazanılmış sayılır.</span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green">Müslümanın boş vakti yoktur, olmamalıdır. Boş diye nitelendirilen zamanlar, aslında ziyan edilen vakitlerdir. Oysa bu zaman içerisinde ALLAH’ın adını, şanını ve emirlerini en ücra köşelerdeki insanlara ulaştırabilsek, ne kadar büyük görev ifa etmiş oluruz. Dünyamızın bugünkü nüfusu altı milyarı aşkındır. Bunun ancak dörtte biri Müslümandır. Dörtte üç insan yığını, ilahi gerçeklerden bihaberdir. Her Müslüman, üç kişiye İslami hakikatleri anlatsa, bütün insanlık bu şaşmaz hakikatlerden haberdar olur. Şartlanmışların dışında, bunların önemli bir kısmı da hakikate teslim olur. Bunu yapmadığımız sürece sorumluluktan kurtulamayız.</span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green">İslam ferdiyetçi bir din değildir. İslam’da esas olan toplumdur. Hayata toplum ekseninden bakmak ve o minval üzere görmek zorundayız. Cemiyetin inanç coğrafyasını şekillendirmek sorumluluğu Müslümanların üzerindedir.</span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green"><span style="color: red">Ah gençlik!...</span></span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green">Bugünkü gençlik geçici heveslerin peşine takılıp sürüklenmektedir. Çoğunun dini bilgileri kulaktan dolmadır. İnançları uğrunda çile çeken ve bedel ödeyenler belki parmakla sayılabilecek kadar azdır. ‘Bunalım gençliği’ de diyebiliriz bu kartondan insanlara… Gençlik ötelere hazırlıksız ve ötelerden habersiz yaşıyor. Ahlak ve maneviyattan uzak olan bu körpe beyinler, hakikati kavrayacak düzeyde ve donanımda da değiller maalesef.</span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green">Mefkûresiz ve davasız nesiller, rüzgârın önüne katılmış bir yaprak misali sürüklenip gidiyorlar. Çanakkale Savaşı’nda ‘i’lâ-yı kelimetullah’ uğrunda canını feda eden, henüz bıyığı bile terlememiş insanlar gitmiş, yerlerine sanal kıbleli, bizden olmayan insanlar gelmiş sanki!... Onlar bizi anlamıyor, biz de onları… İşte bu açık mutlaka kapanmalı, bu yara şefkat ve ilgiyle tedavi edilmeli.</span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green"><span style="color: red">Davaya adanan ömürler</span></span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green">Oysa geçmişte İslam davasını sırtlayanlar, bu mübarek dava için nelerini feda etmemişlerdi ki!... Onlar mallarından, makamlarından, hatta canlarından vazgeçmişlerdi. Böyle mukaddes ve muazzez bir örnek var arkamızda… Mübarek bir sahabe nesli dimdik duruyor önümüzde… Onlar ki Resullerini ana ve babalarından daha çok seviyorlardı. Hz.. Ebubekir (ra), Hz.. Muhammed (sav)’e ‘Anam babam sana feda olsun ya ResulALLAH’ diyecek kadar gönülden bağlıydı. Onun her sözünü emir telakki ediyorlardı.</span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green">İslam davasına ömrünü adayanların başında hiç şüphesiz ki son Peygamber Hz.. Muhammed (sav) gelmektedir. O, hayatını İslam’ın yükselişi için harcamıştır. Kâinat kendisinin yüzü suyu hürmetine yaratılmış olmasına rağmen, dünya sefasına hiç mi hiç değer vermemiştir. İslam’ın geniş kitlelere yayılması için seferber olmuştur. Defalarca ölümle yüz yüze kalmıştır, tehditler almıştır. Fakat o, yaşatanın ve öldürenin ALLAH olduğunu bildiği için ölüm tehditlerine kulak asmamıştır. Vazifesine şevk ve heyecanla devam etmiştir.</span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green">Resulullah’tan sonra, İslam davası için en büyük cesareti ve fedakârlığı sahabeler gösterdi şüphesiz… Bir avuç olmalarına rağmen, gönülden bağlandılar hak davalarına… Hiçbir baskı ve yıldırmaya pirim vermediler. Ebubekir-i Sıddıklar, Halit bin Velidler, Ömerler, Osmanlar, Aliler, Selman-i Farisiler, Bilal-i Habeşiler, İslam davasına dört elle sarıldılar. Bu dinin şanlı peygamberinin bir dediğini iki etmediler. Bu yola baş ve can koydular. Feragatin en güzel örneğini cümle âleme gösterdiler. İslam davasıyla ailelerinden daha çok ilgilediler.</span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green">Sahabelerin hayatı davaya sadakatin en güzel örnekleriyle doludur. Onlar, şu ayet-i kerimeyi kendilerine şiar edindiler: “Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz ALLAH onu bilir.” (Al-i İmran, 92)</span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green">Nefsin kötü emellerine uyanların inançları için fedakârlık göstermesi beklenemez. Zira nefis bencildir, kendisinden başka hiçbir şey düşünmez. Bu hususta insanı halkeden yüce ALLAH şu uyarıda bulunmayı ihmal etmiyor: “... Kim nefsinin bencil tutkularından (ya da cimri tutumundan) korunursa; işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır.” (Teğabün, 16)</span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green"><span style="color: red">Erenler kervanı</span></span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green">İslam’a büyük hizmetlerde bulunan ve hayatını İslam inancına adayan büyük simalardan birkaç örnek vermek istiyorum size. Bu büyük karakter heykellerinden biri Hoca Ahmet Yesevi’dir. ‘Pir-i Türkistan’ diye anılan büyük mütefekkir Hoca Ahmet Yesevi, kendi dergâhından geçen Horasan erenleri vasıtasıyla Orta Asya coğrafyasının İslam’la şereflenmesi için büyük gayretler göstermiştir. O, vaktini üçe ayırarak değerlendirirdi. Günün büyük bölümünde zikir ve ibadetle meşgul olur, ikinci kısmında talebelerine zahiri ve batıni ilimler öğretir, üçüncü bölümünde ise ağaçtan kaşık ve kepçe yapar, geçimini böyle sağlardı.</span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green">13. asırda yaşayan Yunus Emre ve Mevlana Celaleddin Rumi de İslam’ın sesini gür bir şekilde hedef kitlelere ulaştırmışlardır. O Yunus ki bağlı olduğu dergâha odunun bile eğrisini reva görmemiştir. Mevlana ise 26 bin beyitte ilahi aşkı ve muhabbeti gönüllere nakşetmiştir.</span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green">İnsana cesaret ve güç veren, sahip oldukları davalarıdır. İslam’a dört elle sarılan ve onu bir hayat tarzı olarak kabul edenler, toplumları için diriliş sembolü olmuşlardır. Bu sembol şahsiyetlerden birisi de ‘Kafkas Kartalı’ sıfatıyla şöhret bulan Çeçenistan devletinin en büyük kahramanı Şeyh Şamil’dir. Hayatının tamamını ülkesinin milli bağımsızlığına ve İslam inancına adayan, askeri dehasını bütün dünyaya ve ebedi düşmanı Rusya’ya dahi kabul ettiren İmam Şamil, düşünce ve inançlarından asla taviz vermemiş, neticede Çarlık Rusya’sını dize getirmiştir. Rusya’nın bütün şiddet ve baskılarına rağmen, bugün Kafkaslarda İslam’ın köklü izleri varsa, bunu en başta ona borçluyuz.</span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green">İslami hayata canlılık kazandıran ve onu toplumun öncelikli meselesi haline getirenlerden birisi de Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’dir. Onun büyük bir emekle vücuda getirdiği Risale-i Nur Külliyatı pek çok insanın imanının kurtulmasına, İslam ahlâk ve nizamıyla tanışmasına vesile olmuştur. O insanları İslam kardeşliği etrafında birleştirmeyi düşünmüş, bunun gerçekleşmesi için yoğun bir mesai harcamıştır. Bediüzzaman’ın ömrü mahkeme koridorlarında geçti. İslam’la meselesi olanlar onu her zaman birinci hedef olarak seçtiler. O da kendisine verilen harikulade bir hitabet ve ispat gücüyle onlarla dişe diş savaştı. Asla zelil olmadı. Eserleriyle iman hakikatlerini onların yüzüne bir şamar gibi indirdi. Mehmet Akif’in:</span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green">Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı</span></p><p><span style="color: green">Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâm’ı</span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green">şeklinde ifade ettiği hasreti, Bediüzzaman, Risale-i Nur’larla gerçekleştirmiştir.</span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green">Yakın tarih içerisinde yaşayan Mehmet Akif Ersoy ve Necip Fazıl Kısakürek de İslam davasından asla taviz vermemiş, her zaman dik durmuş iman ve izan erleridir. Onlar şiirlerinde dünyevi aşkları ellerinin tersiyle iterek, Hakk’ı ve hakikati anlatmışlardır. Bu isimler arasına Arif Nihat Asya, Osman Yüksel Serdengeçti, Erol Güngör, Cemil Meriç, Seyyid Ahmet Arvasi gibi isimleri de ekleyebiliriz. Dünden bugüne kadar İslam davasına canla başla hizmet etmiş kişilerin listesini yapsak sayfalar dolar. Fakat biz sembol olmuş şahsiyetleri zikretmekle yetindik.</span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green">Şuurlu Müslümanlar kendilerinden çok, çevrelerini düşünürler. Bir iman kurtarmak için gecesini gündüzüne katarlar. Bunu yaparken de hiçbir beklenti içerisinde olmazlar. İlk halife, büyük insan Hz.. Ebubekir’in (ra) “Ya Rabbi! Benim vücudumu öyle büyüt ki cehenneme başka kimse giremesin, onların yerine sadece benimle dolsun.” Sözü, İslam kardeşliğinin ve fedakârlığın zirvesidir. Bugün, bunu gönülden söyleyebilen insanlara ne kadar da muhtacız…</span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p> <span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green">M. NİHAT MALKOÇ</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 238005, member: 1004566"] [IMG]http://www.imanehli.com/forum/besmele.png[/IMG] [COLOR=green][IMG]http://www.gulistandergisi.com/resimler/R749201.jpg[/IMG][/COLOR] [COLOR=green][COLOR=blue] [COLOR=green]Tarafını belirleyebilmek[/COLOR][/COLOR] Goncaların güle dönüşmesi vakit ve emek ister. Tomurcuklar zamanı gelmeden meyveye durmazlar. Davalar da böyledir. Onlar da iradesi güçlü insanların omuzları üzerinde yükselirler. Azim, sebat ve gayret gerekir davayı sırtlamak için… Resulullah’tan bugüne kadar İslam davasının hizmetkârlığına soyunanlar, bu yolda sayısız çileleri kucaklamışlardır. Onlar, ‘ağuy’u ‘bal’ niyetine içme cüretkârlığını gösteren, ender karakter abideleridir. Her birinin hayatı, dikenli yollardan saadet iklimine varan güzergâhın kilometre taşlarıdır. Bu yollar, çile taşlarıyla örülmüştür. Gelmiş geçmiş yolların en kutlusu ve hayırlısı İslam’a giden yoldur. Zira Resulullah Efendimiz “Muhakkak ki, en güzel söz ALLAH’ın kitabıdır. En güzel yol da Muhammed’in yoludur.” diyerek sırat-ı müstakimi işaret etmiştir. İslam davası, bu dünya görüşünü benimseyen şahısların omuzlarında yükselecektir. İslam hiç kimsenin tekelinde olan bir inanç sistemi değildir. Bu inanç içerisinde ruhbanlığa da yer yoktur. Herkes dinine sahip çıkmak ve onu yakın çevresinden başlayarak geniş kitlelere yaymakla mükelleftir. Bu bir tercih değil, aksine mühim bir vazifedir. Aslında hayatın yaşanma sebebi bu olmalıdır. Öteki uğraşlar bunun önüne geçmemelidir. İmanla küfrün kavga halinde olduğu iki kutuplu bir dünyada yaşıyoruz. Böyle bir ortamda saflarımızı net olarak belirlemeliyiz. İkisine birden taraftar olmak ve öyle görünmek öncelikte tezattır, bunun yanında münafıklığa da alamettir. Kişinin batını neyse, zahiri de öyle olmalıdır. Sonunda bir bedel ödeyeceksek bile, inanç hususunda rengimizi ve safımızı net olarak belirlemeliyiz. İslam’a hizmet edenlerle yan gelip yatanlar, ALLAH katında elbette bir tutulmayacaktır. Malla, bedenle yapılan hayırlar ve ibadetler, Hak katında tartılacaktır. Sonsuz âlemde herkes karşılığını eksiksiz bulacaktır. Rabbimiz bu konuda şöyle buyuruyor: “Şüphesiz Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden bir işte bulunanın işini boşa çıkarmam. Sizin kiminiz kiminizdendir. İşte, hicret edenlerin, yurtlarından sürülüp çıkarılanların ve yolumda işkence görenlerin, çarpışıp öldürülenlerin, mutlaka kötülüklerini örteceğim ve onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağım. (Bu,) ALLAH katından bir karşılık (sevap)tır. (O) ALLAH, karşılığın (sevabın) en güzeli O’nun katındadır.” (Al-i İmran, 195) [COLOR=red]İlimsiz olmaz[/COLOR] İslam’a hakkıyla hizmet etmek için öncelikle ilim ehli olmak gerekir. Bilgi ve tecrübe bakımından boş olan bir insanın kimseye hayrı dokunmaz, aksine ziyanı olur. Bunun için nice İslam âlimi gecesini gündüzünü ilim tahsili için harcamıştır. İlmin önemi konusunda Hz.. Muhammed (sav)’in çok mühim sözleri vardır. Bunlardan birkaçını dikkatinize sunuyorum: “İlme sahip ol. Muhakkak ki ilim, müminin dostu, hilim veziri, akıl rehberi, amel muhafızı, rıfk babası, mülâyemet kardeşi, sabır da askerinin kumandanıdır.”…“Ey insanlar! İlim ancak çalışmakla öğrenilir. Fıkıh da öyle, gayretle elde edilir. Kime ki ALLAH hayır murad ederse onu dininde ‘fakih’ kılar. Kulları içinde ALLAH’tan ancak, âlimler haşyet duyarlar.” …“İnsanların hayırlısı, onların en güzel okuyanı, ALLAH’ın indinde en fakih olanı, ALLAH’tan en çok korkanı, maruf-u emir, münker-i nehiyde ve akraba yoklamakta en ileri olanıdır.” [COLOR=red]Müslümanın boş vakti olmaz![/COLOR] İnsanın en çok israf ettiği nimetlerden birisi şüphe yok ki zamandır. Zamanı belli bir bedel karşılığı elde etmediğimiz için rahatça israf ederiz, kıymetini hakkıyla bilmeyiz. Oysa geçen her saniye ömür ağacımızdan kopan bir yapraktır. Bunların dönüşü de yoktur. Ancak ALLAH’ın davası yolunda harcadığımız vakit geri kazanılmış sayılır. Müslümanın boş vakti yoktur, olmamalıdır. Boş diye nitelendirilen zamanlar, aslında ziyan edilen vakitlerdir. Oysa bu zaman içerisinde ALLAH’ın adını, şanını ve emirlerini en ücra köşelerdeki insanlara ulaştırabilsek, ne kadar büyük görev ifa etmiş oluruz. Dünyamızın bugünkü nüfusu altı milyarı aşkındır. Bunun ancak dörtte biri Müslümandır. Dörtte üç insan yığını, ilahi gerçeklerden bihaberdir. Her Müslüman, üç kişiye İslami hakikatleri anlatsa, bütün insanlık bu şaşmaz hakikatlerden haberdar olur. Şartlanmışların dışında, bunların önemli bir kısmı da hakikate teslim olur. Bunu yapmadığımız sürece sorumluluktan kurtulamayız. İslam ferdiyetçi bir din değildir. İslam’da esas olan toplumdur. Hayata toplum ekseninden bakmak ve o minval üzere görmek zorundayız. Cemiyetin inanç coğrafyasını şekillendirmek sorumluluğu Müslümanların üzerindedir. [COLOR=red]Ah gençlik!...[/COLOR] Bugünkü gençlik geçici heveslerin peşine takılıp sürüklenmektedir. Çoğunun dini bilgileri kulaktan dolmadır. İnançları uğrunda çile çeken ve bedel ödeyenler belki parmakla sayılabilecek kadar azdır. ‘Bunalım gençliği’ de diyebiliriz bu kartondan insanlara… Gençlik ötelere hazırlıksız ve ötelerden habersiz yaşıyor. Ahlak ve maneviyattan uzak olan bu körpe beyinler, hakikati kavrayacak düzeyde ve donanımda da değiller maalesef. Mefkûresiz ve davasız nesiller, rüzgârın önüne katılmış bir yaprak misali sürüklenip gidiyorlar. Çanakkale Savaşı’nda ‘i’lâ-yı kelimetullah’ uğrunda canını feda eden, henüz bıyığı bile terlememiş insanlar gitmiş, yerlerine sanal kıbleli, bizden olmayan insanlar gelmiş sanki!... Onlar bizi anlamıyor, biz de onları… İşte bu açık mutlaka kapanmalı, bu yara şefkat ve ilgiyle tedavi edilmeli. [COLOR=red]Davaya adanan ömürler[/COLOR] Oysa geçmişte İslam davasını sırtlayanlar, bu mübarek dava için nelerini feda etmemişlerdi ki!... Onlar mallarından, makamlarından, hatta canlarından vazgeçmişlerdi. Böyle mukaddes ve muazzez bir örnek var arkamızda… Mübarek bir sahabe nesli dimdik duruyor önümüzde… Onlar ki Resullerini ana ve babalarından daha çok seviyorlardı. Hz.. Ebubekir (ra), Hz.. Muhammed (sav)’e ‘Anam babam sana feda olsun ya ResulALLAH’ diyecek kadar gönülden bağlıydı. Onun her sözünü emir telakki ediyorlardı. İslam davasına ömrünü adayanların başında hiç şüphesiz ki son Peygamber Hz.. Muhammed (sav) gelmektedir. O, hayatını İslam’ın yükselişi için harcamıştır. Kâinat kendisinin yüzü suyu hürmetine yaratılmış olmasına rağmen, dünya sefasına hiç mi hiç değer vermemiştir. İslam’ın geniş kitlelere yayılması için seferber olmuştur. Defalarca ölümle yüz yüze kalmıştır, tehditler almıştır. Fakat o, yaşatanın ve öldürenin ALLAH olduğunu bildiği için ölüm tehditlerine kulak asmamıştır. Vazifesine şevk ve heyecanla devam etmiştir. Resulullah’tan sonra, İslam davası için en büyük cesareti ve fedakârlığı sahabeler gösterdi şüphesiz… Bir avuç olmalarına rağmen, gönülden bağlandılar hak davalarına… Hiçbir baskı ve yıldırmaya pirim vermediler. Ebubekir-i Sıddıklar, Halit bin Velidler, Ömerler, Osmanlar, Aliler, Selman-i Farisiler, Bilal-i Habeşiler, İslam davasına dört elle sarıldılar. Bu dinin şanlı peygamberinin bir dediğini iki etmediler. Bu yola baş ve can koydular. Feragatin en güzel örneğini cümle âleme gösterdiler. İslam davasıyla ailelerinden daha çok ilgilediler. Sahabelerin hayatı davaya sadakatin en güzel örnekleriyle doludur. Onlar, şu ayet-i kerimeyi kendilerine şiar edindiler: “Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz ALLAH onu bilir.” (Al-i İmran, 92) Nefsin kötü emellerine uyanların inançları için fedakârlık göstermesi beklenemez. Zira nefis bencildir, kendisinden başka hiçbir şey düşünmez. Bu hususta insanı halkeden yüce ALLAH şu uyarıda bulunmayı ihmal etmiyor: “... Kim nefsinin bencil tutkularından (ya da cimri tutumundan) korunursa; işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır.” (Teğabün, 16) [COLOR=red]Erenler kervanı[/COLOR] İslam’a büyük hizmetlerde bulunan ve hayatını İslam inancına adayan büyük simalardan birkaç örnek vermek istiyorum size. Bu büyük karakter heykellerinden biri Hoca Ahmet Yesevi’dir. ‘Pir-i Türkistan’ diye anılan büyük mütefekkir Hoca Ahmet Yesevi, kendi dergâhından geçen Horasan erenleri vasıtasıyla Orta Asya coğrafyasının İslam’la şereflenmesi için büyük gayretler göstermiştir. O, vaktini üçe ayırarak değerlendirirdi. Günün büyük bölümünde zikir ve ibadetle meşgul olur, ikinci kısmında talebelerine zahiri ve batıni ilimler öğretir, üçüncü bölümünde ise ağaçtan kaşık ve kepçe yapar, geçimini böyle sağlardı. 13. asırda yaşayan Yunus Emre ve Mevlana Celaleddin Rumi de İslam’ın sesini gür bir şekilde hedef kitlelere ulaştırmışlardır. O Yunus ki bağlı olduğu dergâha odunun bile eğrisini reva görmemiştir. Mevlana ise 26 bin beyitte ilahi aşkı ve muhabbeti gönüllere nakşetmiştir. İnsana cesaret ve güç veren, sahip oldukları davalarıdır. İslam’a dört elle sarılan ve onu bir hayat tarzı olarak kabul edenler, toplumları için diriliş sembolü olmuşlardır. Bu sembol şahsiyetlerden birisi de ‘Kafkas Kartalı’ sıfatıyla şöhret bulan Çeçenistan devletinin en büyük kahramanı Şeyh Şamil’dir. Hayatının tamamını ülkesinin milli bağımsızlığına ve İslam inancına adayan, askeri dehasını bütün dünyaya ve ebedi düşmanı Rusya’ya dahi kabul ettiren İmam Şamil, düşünce ve inançlarından asla taviz vermemiş, neticede Çarlık Rusya’sını dize getirmiştir. Rusya’nın bütün şiddet ve baskılarına rağmen, bugün Kafkaslarda İslam’ın köklü izleri varsa, bunu en başta ona borçluyuz. İslami hayata canlılık kazandıran ve onu toplumun öncelikli meselesi haline getirenlerden birisi de Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’dir. Onun büyük bir emekle vücuda getirdiği Risale-i Nur Külliyatı pek çok insanın imanının kurtulmasına, İslam ahlâk ve nizamıyla tanışmasına vesile olmuştur. O insanları İslam kardeşliği etrafında birleştirmeyi düşünmüş, bunun gerçekleşmesi için yoğun bir mesai harcamıştır. Bediüzzaman’ın ömrü mahkeme koridorlarında geçti. İslam’la meselesi olanlar onu her zaman birinci hedef olarak seçtiler. O da kendisine verilen harikulade bir hitabet ve ispat gücüyle onlarla dişe diş savaştı. Asla zelil olmadı. Eserleriyle iman hakikatlerini onların yüzüne bir şamar gibi indirdi. Mehmet Akif’in: Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâm’ı şeklinde ifade ettiği hasreti, Bediüzzaman, Risale-i Nur’larla gerçekleştirmiştir. Yakın tarih içerisinde yaşayan Mehmet Akif Ersoy ve Necip Fazıl Kısakürek de İslam davasından asla taviz vermemiş, her zaman dik durmuş iman ve izan erleridir. Onlar şiirlerinde dünyevi aşkları ellerinin tersiyle iterek, Hakk’ı ve hakikati anlatmışlardır. Bu isimler arasına Arif Nihat Asya, Osman Yüksel Serdengeçti, Erol Güngör, Cemil Meriç, Seyyid Ahmet Arvasi gibi isimleri de ekleyebiliriz. Dünden bugüne kadar İslam davasına canla başla hizmet etmiş kişilerin listesini yapsak sayfalar dolar. Fakat biz sembol olmuş şahsiyetleri zikretmekle yetindik. Şuurlu Müslümanlar kendilerinden çok, çevrelerini düşünürler. Bir iman kurtarmak için gecesini gündüzüne katarlar. Bunu yaparken de hiçbir beklenti içerisinde olmazlar. İlk halife, büyük insan Hz.. Ebubekir’in (ra) “Ya Rabbi! Benim vücudumu öyle büyüt ki cehenneme başka kimse giremesin, onların yerine sadece benimle dolsun.” Sözü, İslam kardeşliğinin ve fedakârlığın zirvesidir. Bugün, bunu gönülden söyleyebilen insanlara ne kadar da muhtacız… M. NİHAT MALKOÇ[/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Davaya adanan ömürler..
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst