Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Peygamberler ve Peygamberlerin Hayatı
DAVUD ALEYHİSSELÂM
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="KaSýRgA" data-source="post: 35707" data-attributes="member: 1555"><p><strong>Kur'ân-ı Kerimin Dâvûd Aleyhisselâm Hakkındaki Açıklaması :</strong></p><p></p><p> </p><p> <strong><em></em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Dâvûd Aleyhisselâm hakkında Kur'ân-ı Kerim'de şöyle buyrulur:</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>"Derken (İsrail oğulları) Allanın izniyle, onları (düşmanlarını) bozguna uğrattılar.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Dâvud da, Câlût'u, öldürdü.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Allah da, ona, saltanat ve Hikmeti (Peygamberliği) verdi ve daha dilemekte olduğundan da, bazı şeyler öğretti.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Eğer, Allah; insanların bir kısmını, bir kısmıyla önleyip savmasaydı, yer (yüzü) muhakkak, fesada uğrardı.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Fakat, Allah, âlemlere karşı, büyük fazi (ve inayet) sahibidir." [152]</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>".....And olsun ki: biz, Peygamberlerin kimini, kiminden üstün kılmışızdır.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Davud'a da, Zebur verdik.'[153]</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>"İsrail oğullarından olup ta, küfredenlere, Davud'un da, Meryem oğlu İsânın da, diliyle lanet olunmuştur.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Bunun sebebi: isyan etmeleri ve ifrata sapmaları idi.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Onlar, işledikleri her hangi fenalıktan birini vazgeçirmeğe çalışmazlardı.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Gerçekten, yapmakta devam ettikleri (o hal) ne kötü idi!" [154]</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>"Davud'u ve Süleyman'ı da, (an!)</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Hani onlar, ekin (bağ meselesi) hakkında hüküm veriyorlardı.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Hani, kavmin davarı (geceleyin) çobansız olarak ekinin (bağın) içinde yayılmış (zarar yapmış)tı.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Onların (verdikleri) hükmün biz Şâhidleri idik.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Biz, o(nun fetvası)nı, hemen Süleymana anlatmıştık.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>(Zâten) biz, her birine hükm ve İlim vermiştik.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Dağları ve kuşları, Dâvûd ile birlikte Teşbih etmek üzre râm etmiştik. (Bütün) bunları, yapanlar, biz idik.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Biz, ona, sizin için, sizi, muharebenin şiddetinden korumak için, giyecek (Zırh) sanatını öğrettik.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Şimdi, siz (bundan dolayı) şükredenler misiniz?" [155]</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>And olsun ki: biz, Davud'a ve Süleyman'a İlim vermişizdir.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>(Bundan dolayı) onlar:</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>"Bizi, Mü'min kullarının bir çoğundan üstün kılan Allah'a hamd olsun! dediler.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Süleyman, Davud'a, Mirasçı oldu.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>"Ey insanlar! Bize, kuşların dili öğretildi.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Bize, her şeyden verildi.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Şüphesiz ki: bu, apaçık bir üstünlüğün ta kendisidir" dedi. [156]</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>"And olsun ki: biz, Dâvûda tarafımızdan bir imtiyaz vermişizdir.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>(Dağlara): Ey dağlar! Onunla birlikte Teşbih ediniz! (dedik)</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Kuşlara da (bunu, emrettik).</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Ona, demiri de (mum gibi) yumuşattık.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>"(Bütün bedeni örtecek) uzun Zırhlar, yap! (Onları) dokumada intizamı gözet!" diye (emrettik)</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>(Ey Dâvûd Hanedanı!) iyi amel (ve hareketlerde bulununuz!</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Çünkü, hakikat, ben, ne yaparsanız, gören'im!" [157]</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>"(Ey Resulüm!) Onlar, ne derlerse, sabret!</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Kulumuzu, o kuvvet sahibi Davud'u, hatırla!</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Çünki, o, dâima, (Allâhın rızasına) dönen bir (Zat) idi.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Gerçekten, biz, dağları (kendisine) müsahhar kıldık ki, bunlar, akşamleyin ve kuşluk vakti, onunla birlikte durmayıp Teşbih ederlerdi.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>(Her yandan, ona doğru) toplanıp gelen kuşları da, kendisine râm ettik.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>(Gerek o dağlardan, gerek bu kuşlardan) her biri (itâatla ona) dönücü idi.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Ona, mülkünü de, kuvvetlendirdik.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Ona, Hikmet ve Fasl-ı hitab verdik.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Sana, o davacıların haberi geldi mi?</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Hani, onlar, duvardan Mescide tırmanmışlardı.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>O vakit, Davud'un karşısına girivermişlerdi de, o, bunlardan, telaşa düşmüştü.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Korkma! (biz) iki dâvâcı(yız)</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Birimiz, öteki(nin hakkı)na tecavüz etti.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Şimdi, sen, aramızda adaletle hükmet, aşın gitme!</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Bizi, doğru yolun ortasına çıkar" dediler.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>(Onlardan biri):</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Şu, benim kardeşimdir. Onun, doksan dokuz dişi koyunu var.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Benim ise, bir tek dişi koyunum var.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Böyle iken, o: onu, bana ver! dedi.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Mücadelede beni yendi.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>(Dâvûd):</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>And olsun ki: o, senin dişi koyununu, kendi dişi koyunlarına (katmak) istemesiyle, sana, zulm etmiştir.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Gerçekten, (Mallarını, birbirine) katıp karıştıran (ortak)ların çoğu, mutlaka birbirine haksızlık edendir.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>İman edip te, güzel güzel amel (ve hareketlerde bulunanlar müstesna!</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>"Fakat, bunlar da, ne kadar azdır" dedi.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Dâvûd, sandı ki, biz, kendisine, mutlaka bir azab hazırladık.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Bunun üzerine, o, Rabb'ından setr (ve himaye) edilmesini istedi.[158]</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Rükû ile yere kapandı.[159]</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>(Allâha) döndü.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Biz de, onu, Salih (bir Zat olarak intihab) ettik.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Nezdimizde onun muhakkak bir yakınlığı ve bir akıbet güzelliği vardır.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Ey Dâvûd! Biz, seni yeryüzünde Halîfe yaptık.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>O halde, insanlar arasında hak (ve adâlet)le hükm et!</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>(Hükmünde) hevâ (ve hissiyatına) tâbi olma ki, bu, seni, Allah yolundan saptırır.</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>Çünkü, Allah yolundan sapanlar (yok mu?) hisab gününü unuttukları için, onlara, pek çetin bir azab vardır. [160]</em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p> <strong><em></em></strong></p><p><strong><em></em></strong></p><p><strong><em>[202]</em></strong></p><p></p><p> :<img src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAIAAAAAAAP///yH5BAEAAAAALAAAAAABAAEAAAIBRAA7" class="smilie smilie--sprite smilie--sprite1" alt=":)" title="Smile :)" loading="lazy" data-shortname=":)" /></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="KaSýRgA, post: 35707, member: 1555"] [b]Kur'ân-ı Kerimin Dâvûd Aleyhisselâm Hakkındaki Açıklaması :[/b] [b][i] Dâvûd Aleyhisselâm hakkında Kur'ân-ı Kerim'de şöyle buyrulur: "Derken (İsrail oğulları) Allanın izniyle, onları (düşmanlarını) bozguna uğrattılar. Dâvud da, Câlût'u, öldürdü. Allah da, ona, saltanat ve Hikmeti (Peygamberliği) verdi ve daha dilemekte olduğundan da, bazı şeyler öğretti. Eğer, Allah; insanların bir kısmını, bir kısmıyla önleyip savmasaydı, yer (yüzü) muhakkak, fesada uğrardı. Fakat, Allah, âlemlere karşı, büyük fazi (ve inayet) sahibidir." [152] ".....And olsun ki: biz, Peygamberlerin kimini, kiminden üstün kılmışızdır. Davud'a da, Zebur verdik.'[153] "İsrail oğullarından olup ta, küfredenlere, Davud'un da, Meryem oğlu İsânın da, diliyle lanet olunmuştur. Bunun sebebi: isyan etmeleri ve ifrata sapmaları idi. Onlar, işledikleri her hangi fenalıktan birini vazgeçirmeğe çalışmazlardı. Gerçekten, yapmakta devam ettikleri (o hal) ne kötü idi!" [154] "Davud'u ve Süleyman'ı da, (an!) Hani onlar, ekin (bağ meselesi) hakkında hüküm veriyorlardı. Hani, kavmin davarı (geceleyin) çobansız olarak ekinin (bağın) içinde yayılmış (zarar yapmış)tı. Onların (verdikleri) hükmün biz Şâhidleri idik. Biz, o(nun fetvası)nı, hemen Süleymana anlatmıştık. (Zâten) biz, her birine hükm ve İlim vermiştik. Dağları ve kuşları, Dâvûd ile birlikte Teşbih etmek üzre râm etmiştik. (Bütün) bunları, yapanlar, biz idik. Biz, ona, sizin için, sizi, muharebenin şiddetinden korumak için, giyecek (Zırh) sanatını öğrettik. Şimdi, siz (bundan dolayı) şükredenler misiniz?" [155] And olsun ki: biz, Davud'a ve Süleyman'a İlim vermişizdir. (Bundan dolayı) onlar: "Bizi, Mü'min kullarının bir çoğundan üstün kılan Allah'a hamd olsun! dediler. Süleyman, Davud'a, Mirasçı oldu. "Ey insanlar! Bize, kuşların dili öğretildi. Bize, her şeyden verildi. Şüphesiz ki: bu, apaçık bir üstünlüğün ta kendisidir" dedi. [156] "And olsun ki: biz, Dâvûda tarafımızdan bir imtiyaz vermişizdir. (Dağlara): Ey dağlar! Onunla birlikte Teşbih ediniz! (dedik) Kuşlara da (bunu, emrettik). Ona, demiri de (mum gibi) yumuşattık. "(Bütün bedeni örtecek) uzun Zırhlar, yap! (Onları) dokumada intizamı gözet!" diye (emrettik) (Ey Dâvûd Hanedanı!) iyi amel (ve hareketlerde bulununuz! Çünkü, hakikat, ben, ne yaparsanız, gören'im!" [157] "(Ey Resulüm!) Onlar, ne derlerse, sabret! Kulumuzu, o kuvvet sahibi Davud'u, hatırla! Çünki, o, dâima, (Allâhın rızasına) dönen bir (Zat) idi. Gerçekten, biz, dağları (kendisine) müsahhar kıldık ki, bunlar, akşamleyin ve kuşluk vakti, onunla birlikte durmayıp Teşbih ederlerdi. (Her yandan, ona doğru) toplanıp gelen kuşları da, kendisine râm ettik. (Gerek o dağlardan, gerek bu kuşlardan) her biri (itâatla ona) dönücü idi. Ona, mülkünü de, kuvvetlendirdik. Ona, Hikmet ve Fasl-ı hitab verdik. Sana, o davacıların haberi geldi mi? Hani, onlar, duvardan Mescide tırmanmışlardı. O vakit, Davud'un karşısına girivermişlerdi de, o, bunlardan, telaşa düşmüştü. Korkma! (biz) iki dâvâcı(yız) Birimiz, öteki(nin hakkı)na tecavüz etti. Şimdi, sen, aramızda adaletle hükmet, aşın gitme! Bizi, doğru yolun ortasına çıkar" dediler. (Onlardan biri): Şu, benim kardeşimdir. Onun, doksan dokuz dişi koyunu var. Benim ise, bir tek dişi koyunum var. Böyle iken, o: onu, bana ver! dedi. Mücadelede beni yendi. (Dâvûd): And olsun ki: o, senin dişi koyununu, kendi dişi koyunlarına (katmak) istemesiyle, sana, zulm etmiştir. Gerçekten, (Mallarını, birbirine) katıp karıştıran (ortak)ların çoğu, mutlaka birbirine haksızlık edendir. İman edip te, güzel güzel amel (ve hareketlerde bulunanlar müstesna! "Fakat, bunlar da, ne kadar azdır" dedi. Dâvûd, sandı ki, biz, kendisine, mutlaka bir azab hazırladık. Bunun üzerine, o, Rabb'ından setr (ve himaye) edilmesini istedi.[158] Rükû ile yere kapandı.[159] (Allâha) döndü. Biz de, onu, Salih (bir Zat olarak intihab) ettik. Nezdimizde onun muhakkak bir yakınlığı ve bir akıbet güzelliği vardır. Ey Dâvûd! Biz, seni yeryüzünde Halîfe yaptık. O halde, insanlar arasında hak (ve adâlet)le hükm et! (Hükmünde) hevâ (ve hissiyatına) tâbi olma ki, bu, seni, Allah yolundan saptırır. Çünkü, Allah yolundan sapanlar (yok mu?) hisab gününü unuttukları için, onlara, pek çetin bir azab vardır. [160] [202][/i][/b] ::) [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Peygamberler ve Peygamberlerin Hayatı
DAVUD ALEYHİSSELÂM
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst