Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Denge İnsanının Ruh Portresi...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="bardak" data-source="post: 126071" data-attributes="member: 1298"><p style="text-align: right"><span style="color: indigo"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 15px">Denge zıdların çocuğudur. İster fizik âlemde, isterse metafizik âlemde, eşya zıdlarıyla ayakta durur, zıdlarıyla korunur ve zıdlarıyla varlıklarını devam ettirirler. Bu devam ettiriş, sadece eşyânın zıddıyla bilinmesi çerçevesine hapsedilecek kadar tek yönlü değildir. “Kompleks” mânâsını bütün giriftliği ile kucaklayan bir tablo ile karşı karşıyayız. Çözümünün tamamı, bu dünyâda kimseye nasip olmayan; büyük çoğunluğu ahirete sarkan, mudil ve karmaşık bilmecenin, harf harf kavgasını verme durumundayız.. Ve denge insanı işte böyle bir kavganın kahramanıdır.</span></span></strong></em></span></p><p></p><p style="text-align: right"><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: indigo">Eteklerinde her iklimin baharını, her hâl ve zamanda ve bütün mekanlan içine almak şartıyla sürükleyemeyen insan, denge insanı olamaz. Denge, izâfiliğin bozguna uğradığı arena. “Olmak ya da olmamak” imbiğinden süzülebilen esîrî vak’a. Cazibe, artı-eksi ve daha şumüllü bir ifade ile madde-anti madde ikiz kardeşlerinin emiştikleri, dolayısıyla kesiştikleri çizgi veya nokta. Çizgi, hedefe vardıran en kestirme ve en kesin yol. Nokta ummanlara sığmayan mânâları sırlı mahzenine sığdırabilen mihrak. Ancak bu mihraktan hareketle çizilen çizgidir ki, muhteva olarak “Denge” mânâsını kucaklayabilir. Çizgisiz ve noktasız denge düşünülemez.</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: right"><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: indigo">Aklı, ihtiyatından bir konak mesafe önde yürüyen veya hissîliğini realite ile izole edemeyen hendesî kafa veya mistik ruh, denge insanının ruh portresini resmetmekten çok uzaktır. O bir akıl işi olduğu kadar gönül işidir de. Bu portrede hislerin renk cümbüşü kadar, realitenin net çizgileri de vardır. Mükemmel meyve, lüb ve kışırdan meydana gelir. Rahmâniyetin bütün cilveleri içinde ve dışında oynaşan meyve en mükemmel meyvedir ve o, denge insanıdır. “Rahmân” dedikten hemen sonra “insanı yarattı” denmesinde bu sır saklıdır ve insan kelimesinin başındaki “Lâm-ı tarif’ bir bakıma varlığın hem çekirdeği hem de en mükemmel meyvesi olan “Denge İnsanı”nı anlatmaktadır. Adem’de (a.s.) denge geçici olarak sarsılır. Çünkü o, özünde insan cinsinin kaderini billurlaştırmaktadır. Sarsılma bundandır. Yoksa her nebî aynı zamanda denge insanıdır. Aksi hâlde ictimaî dengeyi kurma ve koruması nasıl mümkün olabilir? </span></span><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: darkgreen">Nebîler denge kurmak için gelen seçkinlerdir.</span></span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: right"><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: indigo">Sevgi dengedir. İzdüşümünde nefret vardır. Aşırılık hangi tarafa meylederse etsin dengedeki hassas ölçü bozulur ve iş aslına döner. Yerini nefrete terkeden sevgi veya aksi hep bu asla dönüştendir. “Sevdiğini bir dereceye kadar sev, belki birgün düşmanın olur. Düşmanına da bir dereceye kadar düşmanlık yap, belki birgün dostun olur” prensibindeki sarsılmaz denge, söz konusu portrede silinmez bir çizgidir.</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: right"><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: indigo">Mayası aşkla yoğrulmuş <span style="color: black">Mevlânâ’nın şu sözü dengenin en çarpıcı misallerindendir:</span> <span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: darkgreen">“Kendini öfke içinde gizleme. Sendeki bu güzellik gizlenecek güzelliklerden değildir..”</span></span></span> İşte sevgideki denge. Bir başka adıyla “Rızâ” arşına sıçrama.. “Kahrın da hoş, lütfun da hoş” avazesi. Veya “elest bezmi”nin vicdandaki yankısı. Yakıcı ve kavurucu; ama olgunlaşmanın tek şartı. Irgalanma; fakat ırakta kalmama. Ne müthiş imtihan.. Başarabilen sadece “denge insanı”.</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: right"><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: darkgreen"><u>Kâmusta “keşke”ye yer yok. “Keşke” sarsık insanların iltica kampı. Nesepsiz ve kaypak. Cariyelerin efendilerini doğuracakları haber verilen sistem kadar karanlık ve vehamet dolu bir kelime “keşke”. Hâlledeceği ve ettiği hiçbir şey yok.</u></span></span></span> Ruhunu Helene’ye kaptıran Faust’un neticesiz çırpınışı. Ve denge insanı böyle bir duruma düşmekten muallâ ve müberrâ. Çünkü onun ihtiyatı, her zaman hislerine ve aklına hâkim. İhtiyat, dengenin sabit ibresi. Yanıltmayan mihrab. Topuğuna gelmese bile, hiçbir engele yukarıdan bakmama alışkanlığı, daha doğrusu ahlâkı. Bu da denge insanının ruh portresinden ayrı bir çizgi.</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: right"><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: indigo">“Hikmet” mânâsında düşünce, o da sözde denge. Kelimelerin mahremiyetini koruma, yani iffet. Gevezelik onun izdüşümü. Yani, iffette tefrit. Bir mânâda şehvet. Söz dünyâsında gayr-i meşrûya kaymak.. Tek sermayesi zarar. Yünus, bu dengeyi ne güzel vecizelendirir:</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: right"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: darkgreen">Az söz erin yüküdür</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: right"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: darkgreen">Çok söz hayvan yüküdür</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: right"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: darkgreen">Bilene bu söz yeter</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: right"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: darkgreen">Sende gevher var ise</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: right"><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: indigo">“Kim Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa ya hayır söylesin ya da sussun” ifadesinde âbideleşen denge. Portreden bir çizgi de bu.</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: right"><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: indigo">“Kerem”, asalette denge. İzdüşümünde selim fıtrata tiksinti verecek ne kadar kelime yığını varsa hepsi.</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: right"><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: indigo">Kerem, insanlığın özü ve yaradılışındaki ayırıcı özellik. Diğer varlıklar isteseler de kerim olamazlar. Onlar için asalet söz konusu değildir de ondan. Veya bazı hayvanlarda olduğu gibi sadece fiziki durumlarıyla alâkalı bir seçkinlik söz konusudur ve onlar hakkında asalet hakiki mânâsının dışında bir mecaz ifadesi olarak kullanılır. Ama kerîm insan, asaletin tâ kendisi demektir. Kerem ve asalet hayatını takvadan alır. Takvâ, hayat gerçeklerini en mahrem köşelerine kadar tanıma ve kavramadır. O’ndan yine O’na sığınma, takvâda doruk nokta. Denge insanı, Rahmâniyet burcunda bu noktayı yakalayan insandır.</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: right"><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: indigo">Şahsiyet dengedir. İzdüşümünde zillet vardır. Ferdiyet, şahsiyet mertebesine sıçramalıdır ki, insan bütünüyle kendisi olsun ve düal yaşamadan kurtulsun. İzzet ve onur şahsiyetin payandalarıdır. Gurur ve kibir ise zillet fideliğidir. İnsan, izzeti kendisi gibilerin yanında aradığı müddetçe hep zillet zakkumu kemirmeye mecbur kalır. Şahsiyet meyvesi, izzeti Allah’ın yanında arayanlar tarafından devşirilir. Şahsiyet, denge insanının en mümeyyiz ve seçkin çizgilerinden biridir.</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: right"><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: indigo">Kaderi kabul, hürriyette dengedir. Cebrî ve itizalî düşünceler onun izdüşümünü meydana getirir. Kadere imân eden tevekkül semasında pervaz eder. Tevekkül seması nâmütenahidir. Çünkü orada Ezeli ve Ebedi Zat’a teslimiyet söz konusudur. Başı Allah’a ve O’nun nizamına bağlı olan hürdür. Denge insanının her türlü istibdâda baş kaldırması bundandır. Tahakküm karşısında feveran asaletten gelir. Hürriyet onun için hayattır. Miskinlik ve anarşi ise esarettir. Biri maddî, diğeri ise mânevî sefalet getirir. Denge insanı bunların her ikisinden de çok uzaktır. Çünkü o kadere inanmaktadır. Bu imân onun gözbebeğidir. Dıştan siyah görünür. Fakat o, bütün aydınlığı oradan kucaklar ve bir ışık insanı olur.</span></span></span></strong></em></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="bardak, post: 126071, member: 1298"] [RIGHT][COLOR=indigo][I][B][FONT=Garamond][SIZE=4]Denge zıdların çocuğudur. İster fizik âlemde, isterse metafizik âlemde, eşya zıdlarıyla ayakta durur, zıdlarıyla korunur ve zıdlarıyla varlıklarını devam ettirirler. Bu devam ettiriş, sadece eşyânın zıddıyla bilinmesi çerçevesine hapsedilecek kadar tek yönlü değildir. “Kompleks” mânâsını bütün giriftliği ile kucaklayan bir tablo ile karşı karşıyayız. Çözümünün tamamı, bu dünyâda kimseye nasip olmayan; büyük çoğunluğu ahirete sarkan, mudil ve karmaşık bilmecenin, harf harf kavgasını verme durumundayız.. Ve denge insanı işte böyle bir kavganın kahramanıdır.[/SIZE][/FONT][/B][/I][/COLOR][/RIGHT] [RIGHT][I][B][SIZE=4][FONT=Garamond][COLOR=indigo]Eteklerinde her iklimin baharını, her hâl ve zamanda ve bütün mekanlan içine almak şartıyla sürükleyemeyen insan, denge insanı olamaz. Denge, izâfiliğin bozguna uğradığı arena. “Olmak ya da olmamak” imbiğinden süzülebilen esîrî vak’a. Cazibe, artı-eksi ve daha şumüllü bir ifade ile madde-anti madde ikiz kardeşlerinin emiştikleri, dolayısıyla kesiştikleri çizgi veya nokta. Çizgi, hedefe vardıran en kestirme ve en kesin yol. Nokta ummanlara sığmayan mânâları sırlı mahzenine sığdırabilen mihrak. Ancak bu mihraktan hareketle çizilen çizgidir ki, muhteva olarak “Denge” mânâsını kucaklayabilir. Çizgisiz ve noktasız denge düşünülemez.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I][/RIGHT] [RIGHT][I][B][SIZE=4][FONT=Garamond][COLOR=indigo]Aklı, ihtiyatından bir konak mesafe önde yürüyen veya hissîliğini realite ile izole edemeyen hendesî kafa veya mistik ruh, denge insanının ruh portresini resmetmekten çok uzaktır. O bir akıl işi olduğu kadar gönül işidir de. Bu portrede hislerin renk cümbüşü kadar, realitenin net çizgileri de vardır. Mükemmel meyve, lüb ve kışırdan meydana gelir. Rahmâniyetin bütün cilveleri içinde ve dışında oynaşan meyve en mükemmel meyvedir ve o, denge insanıdır. “Rahmân” dedikten hemen sonra “insanı yarattı” denmesinde bu sır saklıdır ve insan kelimesinin başındaki “Lâm-ı tarif’ bir bakıma varlığın hem çekirdeği hem de en mükemmel meyvesi olan “Denge İnsanı”nı anlatmaktadır. Adem’de (a.s.) denge geçici olarak sarsılır. Çünkü o, özünde insan cinsinin kaderini billurlaştırmaktadır. Sarsılma bundandır. Yoksa her nebî aynı zamanda denge insanıdır. Aksi hâlde ictimaî dengeyi kurma ve koruması nasıl mümkün olabilir? [/COLOR][/FONT][FONT=Arial Narrow][SIZE=5][COLOR=darkgreen]Nebîler denge kurmak için gelen seçkinlerdir.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/SIZE][/B][/I][/RIGHT] [RIGHT][I][B][SIZE=4][FONT=Garamond][COLOR=indigo]Sevgi dengedir. İzdüşümünde nefret vardır. Aşırılık hangi tarafa meylederse etsin dengedeki hassas ölçü bozulur ve iş aslına döner. Yerini nefrete terkeden sevgi veya aksi hep bu asla dönüştendir. “Sevdiğini bir dereceye kadar sev, belki birgün düşmanın olur. Düşmanına da bir dereceye kadar düşmanlık yap, belki birgün dostun olur” prensibindeki sarsılmaz denge, söz konusu portrede silinmez bir çizgidir.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I][/RIGHT] [RIGHT][I][B][SIZE=4][FONT=Garamond][COLOR=indigo]Mayası aşkla yoğrulmuş [COLOR=black]Mevlânâ’nın şu sözü dengenin en çarpıcı misallerindendir:[/COLOR] [FONT=Arial Narrow][SIZE=5][COLOR=darkgreen]“Kendini öfke içinde gizleme. Sendeki bu güzellik gizlenecek güzelliklerden değildir..”[/COLOR][/SIZE][/FONT] İşte sevgideki denge. Bir başka adıyla “Rızâ” arşına sıçrama.. “Kahrın da hoş, lütfun da hoş” avazesi. Veya “elest bezmi”nin vicdandaki yankısı. Yakıcı ve kavurucu; ama olgunlaşmanın tek şartı. Irgalanma; fakat ırakta kalmama. Ne müthiş imtihan.. Başarabilen sadece “denge insanı”.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I][/RIGHT] [RIGHT][I][B][SIZE=4][COLOR=indigo][FONT=Garamond][FONT=Tahoma][SIZE=5][COLOR=darkgreen][U]Kâmusta “keşke”ye yer yok. “Keşke” sarsık insanların iltica kampı. Nesepsiz ve kaypak. Cariyelerin efendilerini doğuracakları haber verilen sistem kadar karanlık ve vehamet dolu bir kelime “keşke”. Hâlledeceği ve ettiği hiçbir şey yok.[/U][/COLOR][/SIZE][/FONT] Ruhunu Helene’ye kaptıran Faust’un neticesiz çırpınışı. Ve denge insanı böyle bir duruma düşmekten muallâ ve müberrâ. Çünkü onun ihtiyatı, her zaman hislerine ve aklına hâkim. İhtiyat, dengenin sabit ibresi. Yanıltmayan mihrab. Topuğuna gelmese bile, hiçbir engele yukarıdan bakmama alışkanlığı, daha doğrusu ahlâkı. Bu da denge insanının ruh portresinden ayrı bir çizgi.[/FONT][/COLOR][/SIZE][/B][/I][/RIGHT] [RIGHT][I][B][SIZE=4][FONT=Garamond][COLOR=indigo]“Hikmet” mânâsında düşünce, o da sözde denge. Kelimelerin mahremiyetini koruma, yani iffet. Gevezelik onun izdüşümü. Yani, iffette tefrit. Bir mânâda şehvet. Söz dünyâsında gayr-i meşrûya kaymak.. Tek sermayesi zarar. Yünus, bu dengeyi ne güzel vecizelendirir:[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I][/RIGHT] [RIGHT][I][B][FONT=Garamond][SIZE=5][COLOR=darkgreen]Az söz erin yüküdür[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B][/I][/RIGHT] [RIGHT][I][B][FONT=Garamond][SIZE=5][COLOR=darkgreen]Çok söz hayvan yüküdür[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B][/I][/RIGHT] [RIGHT][I][B][FONT=Garamond][SIZE=5][COLOR=darkgreen]Bilene bu söz yeter[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B][/I][/RIGHT] [RIGHT][I][B][FONT=Garamond][SIZE=5][COLOR=darkgreen]Sende gevher var ise[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B][/I][/RIGHT] [RIGHT][I][B][SIZE=4][FONT=Garamond][COLOR=indigo]“Kim Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa ya hayır söylesin ya da sussun” ifadesinde âbideleşen denge. Portreden bir çizgi de bu.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I][/RIGHT] [RIGHT][I][B][SIZE=4][FONT=Garamond][COLOR=indigo]“Kerem”, asalette denge. İzdüşümünde selim fıtrata tiksinti verecek ne kadar kelime yığını varsa hepsi.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I][/RIGHT] [RIGHT][I][B][SIZE=4][FONT=Garamond][COLOR=indigo]Kerem, insanlığın özü ve yaradılışındaki ayırıcı özellik. Diğer varlıklar isteseler de kerim olamazlar. Onlar için asalet söz konusu değildir de ondan. Veya bazı hayvanlarda olduğu gibi sadece fiziki durumlarıyla alâkalı bir seçkinlik söz konusudur ve onlar hakkında asalet hakiki mânâsının dışında bir mecaz ifadesi olarak kullanılır. Ama kerîm insan, asaletin tâ kendisi demektir. Kerem ve asalet hayatını takvadan alır. Takvâ, hayat gerçeklerini en mahrem köşelerine kadar tanıma ve kavramadır. O’ndan yine O’na sığınma, takvâda doruk nokta. Denge insanı, Rahmâniyet burcunda bu noktayı yakalayan insandır.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I][/RIGHT] [RIGHT][I][B][SIZE=4][FONT=Garamond][COLOR=indigo]Şahsiyet dengedir. İzdüşümünde zillet vardır. Ferdiyet, şahsiyet mertebesine sıçramalıdır ki, insan bütünüyle kendisi olsun ve düal yaşamadan kurtulsun. İzzet ve onur şahsiyetin payandalarıdır. Gurur ve kibir ise zillet fideliğidir. İnsan, izzeti kendisi gibilerin yanında aradığı müddetçe hep zillet zakkumu kemirmeye mecbur kalır. Şahsiyet meyvesi, izzeti Allah’ın yanında arayanlar tarafından devşirilir. Şahsiyet, denge insanının en mümeyyiz ve seçkin çizgilerinden biridir.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I][/RIGHT] [RIGHT][I][B][SIZE=4][FONT=Garamond][COLOR=indigo]Kaderi kabul, hürriyette dengedir. Cebrî ve itizalî düşünceler onun izdüşümünü meydana getirir. Kadere imân eden tevekkül semasında pervaz eder. Tevekkül seması nâmütenahidir. Çünkü orada Ezeli ve Ebedi Zat’a teslimiyet söz konusudur. Başı Allah’a ve O’nun nizamına bağlı olan hürdür. Denge insanının her türlü istibdâda baş kaldırması bundandır. Tahakküm karşısında feveran asaletten gelir. Hürriyet onun için hayattır. Miskinlik ve anarşi ise esarettir. Biri maddî, diğeri ise mânevî sefalet getirir. Denge insanı bunların her ikisinden de çok uzaktır. Çünkü o kadere inanmaktadır. Bu imân onun gözbebeğidir. Dıştan siyah görünür. Fakat o, bütün aydınlığı oradan kucaklar ve bir ışık insanı olur.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I][/RIGHT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Denge İnsanının Ruh Portresi...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst