Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
Derman Dediğin Derdin Kendisidir
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="bizar" data-source="post: 184978" data-attributes="member: 12884"><p><strong><em><span style="color: #4b0082">Manevî Eğitim (Seyr ü Sülük) yapmak isteyen kimse kendindeki bu istidadın farkına nasıl varabilir?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #4b0082"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #4b0082">Meşhur hikayedir: Bedevi Arap, problemini arz etmek üzere emirin huzuruna çıkacak. Fakat Sultana eli boş gitmek uygun olmadığı için bir de hediye götürmesi gerekiyor. Ne yapsın bedevi, ne götürsün? Çölde vahalarda birikmiş, üzerinde sineklerin dolaştığı suları toplayıp kırbasına doldurur. Bedevî aradığını bulmuştur. Hediye olarak çölde 70 derece sıcakta çok az bulunan sudan daha güzel ne olabilir?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #4b0082"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #4b0082">Kırbasını doldurur, mutlu bir şekilde emirin kapısına varır. Ne götürüyor? Su. En güzel şey. Daha ne olsun! Sonra sarayın önüne varınca bir de ne görsün? Emirin kapısının önünden Dicle akıyor. Dibinde rengarenk balıklar, üzerinde ötüşen kuşlar. Bedevi, bir akan Dicle'ye bakar, bir kırbasındaki derleme-toplama suya, 'Yok' der kendi kendine, 'Benim kırbamdaki su, emire hediye olamaz. Çünkü emirin kapısından Dicle akıyor.' Bedevî kırbasını ters çevirip suyu boşaltır ve kırbayı boş götürür. Bedevî kırbayı boş götürdü ki dolu getirsin. Şimdi bu sembolik hikayenin bazı kelimeleri üzerinde duralım:</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #4b0082"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #4b0082">"Bedevî Arap" derviş olmak isteyen kişidir.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #4b0082"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #4b0082">"Kırba" gönüldür.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #4b0082"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #4b0082">"Kırbaya toplanılan su" ise kişinin daha önce edindiği çöpe atılması gerekli olan zahirî bilgileridir. Ehlullah'ın nazarında kuru-zâhirî bilgiler asla geçerli değildir. Önce bil, sonra bul, sonra da bildiğinle ol. Bilmek, şeriattır. Bulmak, tarikattir. Bilip bulduğunla olmak da hakikattir. Niyâzî ne buyurur:</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #4b0082"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #4b0082">Unutup bildiğin nâdân olmak gerek</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #4b0082"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #4b0082">Bezm-ü vahdette ne ilim ne alim isterler</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #4b0082"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #4b0082">Halim isterler, kalb-i selim isterler</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #4b0082"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #4b0082">Bildiklerini terk eyle, irfana erebilesin</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #4b0082"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #4b0082">Hak yolu belâlıdır, her kân cefalıdır</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #4b0082"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #4b0082">Candan ümit kes, canana erebilesin.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #4b0082"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #4b0082">Canana erebilmek için illâ candan ümit mi kesmek gerekir. Yani sûfîlere özgü var oluşun (beka) yolu yok oluştan (fena) mı geçmektedir?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #4b0082"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #4b0082">Evet. Çünkü hayat, ölümün içinde saklıdır. Mülk suresinin başındaki ayette "önce ölümü, sonra hayatı yarattık." der. Amentü'nün içinde de bu vardır: "Vel-ba'sü bade'l-mevt." Toprak tohumu parçalar, dağıtır ve öldürür. Sonra öldürdüğünden yeni bir hayat fışkırır. Bir yeşil dal çıkar. Zahiren ölüm gibi algılama da gerçekte o bir varoluştur. Ölüş, oluşa gebedir. Gerçek imanı küfrün içinde, gerçek hayatı da ölümde bulmak lazım. Her şey, bir zıddına hamiledir. Var olmak için yokluğumuzun farkında olmamız gerekir.</span></em></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="bizar, post: 184978, member: 12884"] [B][I][COLOR=#4b0082]Manevî Eğitim (Seyr ü Sülük) yapmak isteyen kimse kendindeki bu istidadın farkına nasıl varabilir? Meşhur hikayedir: Bedevi Arap, problemini arz etmek üzere emirin huzuruna çıkacak. Fakat Sultana eli boş gitmek uygun olmadığı için bir de hediye götürmesi gerekiyor. Ne yapsın bedevi, ne götürsün? Çölde vahalarda birikmiş, üzerinde sineklerin dolaştığı suları toplayıp kırbasına doldurur. Bedevî aradığını bulmuştur. Hediye olarak çölde 70 derece sıcakta çok az bulunan sudan daha güzel ne olabilir? Kırbasını doldurur, mutlu bir şekilde emirin kapısına varır. Ne götürüyor? Su. En güzel şey. Daha ne olsun! Sonra sarayın önüne varınca bir de ne görsün? Emirin kapısının önünden Dicle akıyor. Dibinde rengarenk balıklar, üzerinde ötüşen kuşlar. Bedevi, bir akan Dicle'ye bakar, bir kırbasındaki derleme-toplama suya, 'Yok' der kendi kendine, 'Benim kırbamdaki su, emire hediye olamaz. Çünkü emirin kapısından Dicle akıyor.' Bedevî kırbasını ters çevirip suyu boşaltır ve kırbayı boş götürür. Bedevî kırbayı boş götürdü ki dolu getirsin. Şimdi bu sembolik hikayenin bazı kelimeleri üzerinde duralım: "Bedevî Arap" derviş olmak isteyen kişidir. "Kırba" gönüldür. "Kırbaya toplanılan su" ise kişinin daha önce edindiği çöpe atılması gerekli olan zahirî bilgileridir. Ehlullah'ın nazarında kuru-zâhirî bilgiler asla geçerli değildir. Önce bil, sonra bul, sonra da bildiğinle ol. Bilmek, şeriattır. Bulmak, tarikattir. Bilip bulduğunla olmak da hakikattir. Niyâzî ne buyurur: Unutup bildiğin nâdân olmak gerek Bezm-ü vahdette ne ilim ne alim isterler Halim isterler, kalb-i selim isterler Bildiklerini terk eyle, irfana erebilesin Hak yolu belâlıdır, her kân cefalıdır Candan ümit kes, canana erebilesin. Canana erebilmek için illâ candan ümit mi kesmek gerekir. Yani sûfîlere özgü var oluşun (beka) yolu yok oluştan (fena) mı geçmektedir? Evet. Çünkü hayat, ölümün içinde saklıdır. Mülk suresinin başındaki ayette "önce ölümü, sonra hayatı yarattık." der. Amentü'nün içinde de bu vardır: "Vel-ba'sü bade'l-mevt." Toprak tohumu parçalar, dağıtır ve öldürür. Sonra öldürdüğünden yeni bir hayat fışkırır. Bir yeşil dal çıkar. Zahiren ölüm gibi algılama da gerçekte o bir varoluştur. Ölüş, oluşa gebedir. Gerçek imanı küfrün içinde, gerçek hayatı da ölümde bulmak lazım. Her şey, bir zıddına hamiledir. Var olmak için yokluğumuzun farkında olmamız gerekir.[/COLOR][/I][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
Derman Dediğin Derdin Kendisidir
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst