Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
"Din, herkesin ortak değeridir" Nihat HATİPOĞLU
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 252351" data-attributes="member: 1008315"><p><strong>"Din, herkesin ortak değeridir"</strong></p><p></p><p>[FONT=verdana,sans-serif]<span style="font-size: 22px"><em>"Din, herkesin ortak değeridir"</em></span>[/FONT]</p><p> </p><p> Nihat HATİPOĞLU </p><p> [FONT=verdana,sans-serif]<strong> BİRBİRİMİZE önyargıyla bakmaktan, kıyasıya eleştirmekten bir türlü kurtulamıyoruz. Hıristiyan ve Yahudi dünyasıyla diyalog yollarını ararken, kendi insanımızla diyaloğun bütün yollarını tıkıyoruz.</strong></p><p><strong>Yabancıya karşı gösterdiğimiz sevecenliği, yerli insanımıza gösteremiyoruz. Ruh dünyamızın arka bahçesine kazdığımız siperlerden birbirimizin açığını, gediğini, eksiğini, tökezlenmesini gözetleyip duruyoruz: Bir düşse de çiğneyip geçsem. Hatta ezip külünü sağa-sola savursam. Kollarımızı sıvazlamış böylece bekliyoruz.</strong></p><p><strong>Siyaset dünyamız üslubunu ağırlaştırıyor, medyamızda birçok yazar burnundan kıl aldırmıyor, ilahiyatçılarımız ufak bir fetva çevresinde tozu dumana katıyor, sokaktaki insanımız birbirine -yakın tanıdığı olmazsa- Allah’ın selamını bile çok görüyor. Zengin fakirin farkında değil istisnalar kaideyi bozmuyor tabii ki. -Fakir sürekli serzenişte bulunuyor, onlar da çok haksız sayılmaz.-</strong>[/FONT]</p><p> [FONT=verdana,sans-serif]<strong>Bu yazımızda, hoşgörüsüzlüğün medya basamağından birazcık olsun bahsetmek istiyorum. </strong>[/FONT]</p><p> [FONT=verdana,sans-serif]<strong>Geçenlerde medyamızın iki değerli yazarının umreye gidecekleri duyuruldu. Benim için güzel bir haber. </strong></p><p><strong>Oraları gören ve iyi bilen bir insan olarak bu iki kardeşimizin oralardan manen faydalanarak, bilgilenerek döneceğini düşündüğüm için hoş bir haber olarak karşıladım.</strong>[/FONT]</p><p> [FONT=verdana,sans-serif]<strong>Ama medyada öyle yankılanmalar oldu ki, oturup ciddi ciddi düşünme ihtiyacı hissettim. Bazı yazılarda ve yazarların kaleminde niyet okumalar gördüm. Kimisi dönüşte sakal önerdi, kimisi terlik giymelerini! Peki, bu tavır doğru mu? Faydalı mı? Anlamlı mı? Sanmıyorum. </strong>[/FONT]</p><p> [FONT=verdana,sans-serif]<strong>Sadece biz ibadet yapabiliriz, bizim niyetimiz iyi, umreye de hacca da biz -ama sadece biz- gitmeliyiz anlayışı İslami midir? <em>İnsanımızın niyetlerini sadece Yüce Allah bilir- en makul ibadetten bile soğutacak anlayışla yazı yazmanın, alay etmenin, rövanş almanın kime, ne faydası var? Bugüne kadar ne faydası oldu bu tavrın, bence hiç. Koca ve bomboş bir hiç.</em></strong>[/FONT]</p><p> [FONT=verdana,sans-serif]<strong> Yine bazı yazılarına katılmadığım bir hanımefendi yazar; “Ezan sesi yükselmeyen bir ülkede yaşamak istemem. Seviyorum ezan sesini. İçimi huzur kaplıyor, hatta bazen ağlama isteği geliyor” tarzında cümleler kurmuş. Ne kadar anlamlı sözler. Bu sözler alkışlanmaz da ne yapılır. Bu sözlerin ardında bir ‘bit yeniği’ aramanın faydası var mı? Veya bu cümleleri yazanın hayat tarzı varsayalım bize aykırı veya katılmadığımız yazıları var diye anlamsız mı sayacağız! Hayır. Bence bin defa hayır. Her anlamlı tavrı, her güzel ve temiz sözü hakikatin bir beyanı sayıp arkasında durmalıyız. Doğru olan budur çünkü. </strong></p><p><strong>Başka bir hanımefendi yazarın, medya kuruluşlarında namaz kılmak isteyenler için bir odayı mescit olarak kullanma talebi de böyle değerlendirilmelidir. Ama hayır, biz henüz bu olgunlukta değiliz maalesef. Her teklifte bir bit yeniği ararız ya. Bir kesimimiz diğer kesimden gelecek her türlü makul teklife karşı savaş zırhlarımızı giyiniverir hemen. Bu anlayıştan sıyrılmak zamanı geliyor artık. </strong>[/FONT]</p><p> [FONT=verdana,sans-serif]<strong>Daha olgun davranmalıyız. Kardeşliğimizi, sabrımızı, sevecenliğimizi, sağduyumuzu hırpalayacak tavırlara prim vermemeliyiz. Fitneye ve şerre siper olmalıyız. Doğrunun ve güzelin yanında olmalıyız. Namaz veya ezan sadece bir kısmımızın değil, herkesin sahiplenebileceği bir değerdir. Bunu böyle kabul etmeliyiz. Umre veya hacca gitmek bir kısmımızın değil herkesin hakkıdır. Kimsenin elinden, dilinden, kalbinden bu hassasiyetleri alamayız. Kimseye böyle bir yetki verilmemiştir.<em> Ne İslam, ne Kuran-ı Kerim ve ne de Hz. Muhammed (sav) kimsenin tekelinde olamaz. Onlar herkesindir. Herkes onlara aidiyetini rahatça ilan edebilmeli. Kimse de bunu teraziye koyma becerisini göstermemeli. Herkes hayatının her döneminin hesabını verebilmeli. Ama herkes.</em></strong>[/FONT]</p><p> [FONT=verdana,sans-serif]<strong>Bırakınız insanları niyetlerine göre sadece Yüce Allah sorgulasın. Onu da burada değil, öteki âlemde yapacaktır. </strong>[/FONT]</p><p> [FONT=verdana,sans-serif]<strong>Hz. Peygamber (sav) bir seferinde anlatır: Beni İsrail’de İslam’dan önce günahkâr bir adam vardı. Çok günah işlemişti. Nihayet ölüm vakti gelince çocuklarına dedi ki: Ben ölünce beni yakın ve küllerimi havaya savurun, yok olup gideyim. Dediler ki, neden böyle yapalım? Dedi ki: <em>Günahlarımdan dolayı Allah’tan utanıyorum. O’nun huzuruna çıkamam. Yok olayım da, savrulup gideyim de belki Allah beni affeder. Ve bu hassasiyetinden dolayı Allah onu affetti.</em></strong>[/FONT]</p><p> [FONT=verdana,sans-serif]<strong>Bir bardağı yapmak zordur. Kırmak ise kolaydır. İnsanı kırmak da buna benzer. Kalbi kırmak kolaydır ama o kalbi onarmak zordur. Sevmeyi ve hoşgörmeyi beceremiyorsak da, nefretle bakmamayı beceremez miyiz? Doğru ve güzel olan sözü alkışlayamaz mıyız? İman ve ibadet lütfunu başkasıyla paylaşamaz mıyız? </strong>[/FONT]</p><p> [FONT=verdana,sans-serif]<strong></strong></p><p><strong>Merak etmeyiniz cennet herkese yetecek kadar geniştir.</strong>[/FONT]</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 252351, member: 1008315"] [b]"Din, herkesin ortak değeridir"[/b] [FONT=verdana,sans-serif][SIZE=6][I]"Din, herkesin ortak değeridir"[/I][/SIZE][/FONT] Nihat HATİPOĞLU [FONT=verdana,sans-serif][B] BİRBİRİMİZE önyargıyla bakmaktan, kıyasıya eleştirmekten bir türlü kurtulamıyoruz. Hıristiyan ve Yahudi dünyasıyla diyalog yollarını ararken, kendi insanımızla diyaloğun bütün yollarını tıkıyoruz. Yabancıya karşı gösterdiğimiz sevecenliği, yerli insanımıza gösteremiyoruz. Ruh dünyamızın arka bahçesine kazdığımız siperlerden birbirimizin açığını, gediğini, eksiğini, tökezlenmesini gözetleyip duruyoruz: Bir düşse de çiğneyip geçsem. Hatta ezip külünü sağa-sola savursam. Kollarımızı sıvazlamış böylece bekliyoruz. Siyaset dünyamız üslubunu ağırlaştırıyor, medyamızda birçok yazar burnundan kıl aldırmıyor, ilahiyatçılarımız ufak bir fetva çevresinde tozu dumana katıyor, sokaktaki insanımız birbirine -yakın tanıdığı olmazsa- Allah’ın selamını bile çok görüyor. Zengin fakirin farkında değil istisnalar kaideyi bozmuyor tabii ki. -Fakir sürekli serzenişte bulunuyor, onlar da çok haksız sayılmaz.-[/B][/FONT] [FONT=verdana,sans-serif][B]Bu yazımızda, hoşgörüsüzlüğün medya basamağından birazcık olsun bahsetmek istiyorum. [/B][/FONT] [FONT=verdana,sans-serif][B]Geçenlerde medyamızın iki değerli yazarının umreye gidecekleri duyuruldu. Benim için güzel bir haber. Oraları gören ve iyi bilen bir insan olarak bu iki kardeşimizin oralardan manen faydalanarak, bilgilenerek döneceğini düşündüğüm için hoş bir haber olarak karşıladım.[/B][/FONT] [FONT=verdana,sans-serif][B]Ama medyada öyle yankılanmalar oldu ki, oturup ciddi ciddi düşünme ihtiyacı hissettim. Bazı yazılarda ve yazarların kaleminde niyet okumalar gördüm. Kimisi dönüşte sakal önerdi, kimisi terlik giymelerini! Peki, bu tavır doğru mu? Faydalı mı? Anlamlı mı? Sanmıyorum. [/B][/FONT] [FONT=verdana,sans-serif][B]Sadece biz ibadet yapabiliriz, bizim niyetimiz iyi, umreye de hacca da biz -ama sadece biz- gitmeliyiz anlayışı İslami midir? [I]İnsanımızın niyetlerini sadece Yüce Allah bilir- en makul ibadetten bile soğutacak anlayışla yazı yazmanın, alay etmenin, rövanş almanın kime, ne faydası var? Bugüne kadar ne faydası oldu bu tavrın, bence hiç. Koca ve bomboş bir hiç.[/I][/B][/FONT] [FONT=verdana,sans-serif][B] Yine bazı yazılarına katılmadığım bir hanımefendi yazar; “Ezan sesi yükselmeyen bir ülkede yaşamak istemem. Seviyorum ezan sesini. İçimi huzur kaplıyor, hatta bazen ağlama isteği geliyor” tarzında cümleler kurmuş. Ne kadar anlamlı sözler. Bu sözler alkışlanmaz da ne yapılır. Bu sözlerin ardında bir ‘bit yeniği’ aramanın faydası var mı? Veya bu cümleleri yazanın hayat tarzı varsayalım bize aykırı veya katılmadığımız yazıları var diye anlamsız mı sayacağız! Hayır. Bence bin defa hayır. Her anlamlı tavrı, her güzel ve temiz sözü hakikatin bir beyanı sayıp arkasında durmalıyız. Doğru olan budur çünkü. Başka bir hanımefendi yazarın, medya kuruluşlarında namaz kılmak isteyenler için bir odayı mescit olarak kullanma talebi de böyle değerlendirilmelidir. Ama hayır, biz henüz bu olgunlukta değiliz maalesef. Her teklifte bir bit yeniği ararız ya. Bir kesimimiz diğer kesimden gelecek her türlü makul teklife karşı savaş zırhlarımızı giyiniverir hemen. Bu anlayıştan sıyrılmak zamanı geliyor artık. [/B][/FONT] [FONT=verdana,sans-serif][B]Daha olgun davranmalıyız. Kardeşliğimizi, sabrımızı, sevecenliğimizi, sağduyumuzu hırpalayacak tavırlara prim vermemeliyiz. Fitneye ve şerre siper olmalıyız. Doğrunun ve güzelin yanında olmalıyız. Namaz veya ezan sadece bir kısmımızın değil, herkesin sahiplenebileceği bir değerdir. Bunu böyle kabul etmeliyiz. Umre veya hacca gitmek bir kısmımızın değil herkesin hakkıdır. Kimsenin elinden, dilinden, kalbinden bu hassasiyetleri alamayız. Kimseye böyle bir yetki verilmemiştir.[I] Ne İslam, ne Kuran-ı Kerim ve ne de Hz. Muhammed (sav) kimsenin tekelinde olamaz. Onlar herkesindir. Herkes onlara aidiyetini rahatça ilan edebilmeli. Kimse de bunu teraziye koyma becerisini göstermemeli. Herkes hayatının her döneminin hesabını verebilmeli. Ama herkes.[/I][/B][/FONT] [FONT=verdana,sans-serif][B]Bırakınız insanları niyetlerine göre sadece Yüce Allah sorgulasın. Onu da burada değil, öteki âlemde yapacaktır. [/B][/FONT] [FONT=verdana,sans-serif][B]Hz. Peygamber (sav) bir seferinde anlatır: Beni İsrail’de İslam’dan önce günahkâr bir adam vardı. Çok günah işlemişti. Nihayet ölüm vakti gelince çocuklarına dedi ki: Ben ölünce beni yakın ve küllerimi havaya savurun, yok olup gideyim. Dediler ki, neden böyle yapalım? Dedi ki: [I]Günahlarımdan dolayı Allah’tan utanıyorum. O’nun huzuruna çıkamam. Yok olayım da, savrulup gideyim de belki Allah beni affeder. Ve bu hassasiyetinden dolayı Allah onu affetti.[/I][/B][/FONT] [FONT=verdana,sans-serif][B]Bir bardağı yapmak zordur. Kırmak ise kolaydır. İnsanı kırmak da buna benzer. Kalbi kırmak kolaydır ama o kalbi onarmak zordur. Sevmeyi ve hoşgörmeyi beceremiyorsak da, nefretle bakmamayı beceremez miyiz? Doğru ve güzel olan sözü alkışlayamaz mıyız? İman ve ibadet lütfunu başkasıyla paylaşamaz mıyız? [/B][/FONT] [FONT=verdana,sans-serif][B] Merak etmeyiniz cennet herkese yetecek kadar geniştir.[/B][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
"Din, herkesin ortak değeridir" Nihat HATİPOĞLU
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst