Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Dini Konularda Tartışma Nasıl Olmalıdır?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 127193" data-attributes="member: 27"><p style="text-align: center"><span style="color: Blue"><u><strong><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Dinî konularda tartışma</span></span></strong></u></span></p><p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><strong><span style="color: DarkRed">Dinî konularda münakaşa yapılabilir mi? Yapılırsa bunun ölçüsü ne olmalıdır? </span></strong></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left">Şüphesiz öncelikle konunun mütehassısı olanlar bu tartışmayı yapmalı.</p> <p style="text-align: left">Yetmez; ölçü ve denge muhafaza edilmeli; damara dokunduracak, ihtilâfa meydan verecek tarzda da yapılmamalı. </p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left">Bediüzzaman Hazretleri bu konularda oldukça hassastı. Tartışmalarda ölçü kaçırılmamalı, ihtilâflara sebep olunmamalıydı. Tarihçe-i Hayat’ta yer alan bir mektubunda, ölçüsü kaçırılan böyle bir münakaşa vesilesiyle oldukça kızmış şu satırları yazmıştı: <strong><span style="color: DarkRed">“Hem, münâkaşa, münâzaa ve mesâil-i dîniyede damarlara dokunacak tarafgirâne mubâhase etmemek lâzımdır ki, Nur aleyhinde garazkârlar çıkmasın. Hattâ bir hiss-i kable’l-vukù ile Mustafa Oruç kardeşimizin Risâle-i Nur’un mesleğine muhâlif olarak birisiyle mubâhasesi, aynı dakikada ona gayet hiddet ve şiddetle bir gücenmek kalbe geldi. Hattâ o Nurdan kazandığı çok ehemmiyetli makamından atmak arzusu oldu, kalben müteessir oldum. Bu benim için bir Abdurrahman’dı, neden böyle şiddetli hiddet ettim?” </span></strong>der ve ilâve eder: <span style="color: DarkRed"><strong>“Sonra bu bayramda yanıma geldi. Cenâb-ı Hakka şükür ki, çok ehemmiyetli bir ders dinledi ve o büyük hatasını da anladı, benim burada hiddetimin aynı dakikada da hatasını itiraf etti. inşaallah o keffaret oldu, tam temiz olarak kurtuldu.”</strong></span>1 </p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left">16 Mart 1926 yılında doğup 10 Şubat 2009 tarihinde Hakkın rahmetine kavuşan, mektupta ismi geçen merhum Mustafa Oruç’a (Ramazanoğlu) hadisenin ne olduğu sorulduğunda yaptığı bir açıklama var. Bundan öğrendiğimize göre Mustafa Oruç henüz tıp fakültesinde bir öğrenci iken Üstadın kendisine hitaben yazdırdığı <strong><span style="color: DarkRed">“Salih Yeşil’le irtibata geç!”</span></strong> meâlinde bir mektup alır. Erzurumlu âlim bir zat olan Sabri Halıcı’yı da beraberine alıp yine Erzurumlu Salih Yeşil’in evine giderler. Salih Yeşil kahve ikram eder onlara. Sonra bir tartışma başlar. Hararetler artar, münakaşalar yüksek perdeden devam eder. Mustafa Ramazanoğlu ise hiç müdahale etmez, sadece dinler. Durumu anlatan Ramazanoğlu, <span style="color: DarkRed"><strong>“Üstadımız kendinden kilometrelerce ötedeki bir münakaşayı ruhunda hissediyor ve Emirdağ Lâhikası’ndaki mektubu yazdırıyor” </strong></span>dedikten sonra yorumunu da şöyle yapıyor: </p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="color: DarkRed"><strong>“Bence Üstadımız çok üzülmüş. Benim şahsımda onlara mühim bir ders vermiş. Çünkü ben bu hadisede sadece dinleyiciydim. Mevzu ile hiçbir bağım yoktu.”</strong></span>2 </p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left">Başka bir vesileyle de Üstadın özellikle imanî meselelerde<span style="color: DarkRed"><strong> yapılan münakaşalar için de şu hatırlatmayı yaptığını görüyoruz: “Mezkûr mesâil gibi dakik mesâl-i imaniyeyi, mizansız, mücadele suretinde, cemaat içinde bahsetmek caiz değildir. Mizansız mücadele olduğundan, tiryak iken zehir olur; diyenlere, dinleyenlere zarardır. Belki böyle mesâil-i imaniyenin itidal-i demle, insafla bir müdavele-i efkâr suretinde bahsi câizdir.”</strong></span>3 </p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="color: DarkRed"><strong>İşte lâhikalar, bu tarz ölçü ve prensiplerle dolu. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: DarkRed"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><em>DİPNOTLAR: 1. Tarihçe-i Hayat, s. 451. 2. Üniversite Nur Talebelerinden Dr. Mustafa Ramazonğlu, s. 102. 3. Mektûbat, s. 49.</em></p> <p style="text-align: left"> <p style="text-align: right"><span style="font-size: 10px"> <u><strong><span style="color: DarkGreen">Şaban DÖĞEN</span></strong></u></span></p> <p style="text-align: right"><u><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkGreen">15.05.2009</span></span></strong></u></p> <p style="text-align: right"><span style="font-size: 10px"><u><strong><span style="color: DarkGreen">Yeniasya</span></strong></u></span> </p> </p> </p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 127193, member: 27"] [CENTER][COLOR=Blue][U][B][FONT=Century Gothic][SIZE=4]Dinî konularda tartışma[/SIZE][/FONT][/B][/U][/COLOR] [LEFT] [B][COLOR=DarkRed]Dinî konularda münakaşa yapılabilir mi? Yapılırsa bunun ölçüsü ne olmalıdır? [/COLOR][/B] Şüphesiz öncelikle konunun mütehassısı olanlar bu tartışmayı yapmalı. Yetmez; ölçü ve denge muhafaza edilmeli; damara dokunduracak, ihtilâfa meydan verecek tarzda da yapılmamalı. Bediüzzaman Hazretleri bu konularda oldukça hassastı. Tartışmalarda ölçü kaçırılmamalı, ihtilâflara sebep olunmamalıydı. Tarihçe-i Hayat’ta yer alan bir mektubunda, ölçüsü kaçırılan böyle bir münakaşa vesilesiyle oldukça kızmış şu satırları yazmıştı: [B][COLOR=DarkRed]“Hem, münâkaşa, münâzaa ve mesâil-i dîniyede damarlara dokunacak tarafgirâne mubâhase etmemek lâzımdır ki, Nur aleyhinde garazkârlar çıkmasın. Hattâ bir hiss-i kable’l-vukù ile Mustafa Oruç kardeşimizin Risâle-i Nur’un mesleğine muhâlif olarak birisiyle mubâhasesi, aynı dakikada ona gayet hiddet ve şiddetle bir gücenmek kalbe geldi. Hattâ o Nurdan kazandığı çok ehemmiyetli makamından atmak arzusu oldu, kalben müteessir oldum. Bu benim için bir Abdurrahman’dı, neden böyle şiddetli hiddet ettim?” [/COLOR][/B]der ve ilâve eder: [COLOR=DarkRed][B]“Sonra bu bayramda yanıma geldi. Cenâb-ı Hakka şükür ki, çok ehemmiyetli bir ders dinledi ve o büyük hatasını da anladı, benim burada hiddetimin aynı dakikada da hatasını itiraf etti. inşaallah o keffaret oldu, tam temiz olarak kurtuldu.”[/B][/COLOR]1 16 Mart 1926 yılında doğup 10 Şubat 2009 tarihinde Hakkın rahmetine kavuşan, mektupta ismi geçen merhum Mustafa Oruç’a (Ramazanoğlu) hadisenin ne olduğu sorulduğunda yaptığı bir açıklama var. Bundan öğrendiğimize göre Mustafa Oruç henüz tıp fakültesinde bir öğrenci iken Üstadın kendisine hitaben yazdırdığı [B][COLOR=DarkRed]“Salih Yeşil’le irtibata geç!”[/COLOR][/B] meâlinde bir mektup alır. Erzurumlu âlim bir zat olan Sabri Halıcı’yı da beraberine alıp yine Erzurumlu Salih Yeşil’in evine giderler. Salih Yeşil kahve ikram eder onlara. Sonra bir tartışma başlar. Hararetler artar, münakaşalar yüksek perdeden devam eder. Mustafa Ramazanoğlu ise hiç müdahale etmez, sadece dinler. Durumu anlatan Ramazanoğlu, [COLOR=DarkRed][B]“Üstadımız kendinden kilometrelerce ötedeki bir münakaşayı ruhunda hissediyor ve Emirdağ Lâhikası’ndaki mektubu yazdırıyor” [/B][/COLOR]dedikten sonra yorumunu da şöyle yapıyor: [COLOR=DarkRed][B]“Bence Üstadımız çok üzülmüş. Benim şahsımda onlara mühim bir ders vermiş. Çünkü ben bu hadisede sadece dinleyiciydim. Mevzu ile hiçbir bağım yoktu.”[/B][/COLOR]2 Başka bir vesileyle de Üstadın özellikle imanî meselelerde[COLOR=DarkRed][B] yapılan münakaşalar için de şu hatırlatmayı yaptığını görüyoruz: “Mezkûr mesâil gibi dakik mesâl-i imaniyeyi, mizansız, mücadele suretinde, cemaat içinde bahsetmek caiz değildir. Mizansız mücadele olduğundan, tiryak iken zehir olur; diyenlere, dinleyenlere zarardır. Belki böyle mesâil-i imaniyenin itidal-i demle, insafla bir müdavele-i efkâr suretinde bahsi câizdir.”[/B][/COLOR]3 [COLOR=DarkRed][B]İşte lâhikalar, bu tarz ölçü ve prensiplerle dolu. [/B][/COLOR] [I]DİPNOTLAR: 1. Tarihçe-i Hayat, s. 451. 2. Üniversite Nur Talebelerinden Dr. Mustafa Ramazonğlu, s. 102. 3. Mektûbat, s. 49.[/I] [RIGHT][SIZE=2] [U][B][COLOR=DarkGreen]Şaban DÖĞEN[/COLOR][/B][/U][/SIZE] [U][B][SIZE=2][COLOR=DarkGreen]15.05.2009[/COLOR][/SIZE][/B][/U] [SIZE=2][U][B][COLOR=DarkGreen]Yeniasya[/COLOR][/B][/U][/SIZE] [/RIGHT] [/LEFT] [/CENTER] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Dini Konularda Tartışma Nasıl Olmalıdır?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst