Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Divan-ı Harb-i Örfi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Ahmet.1" data-source="post: 568719" data-attributes="member: 1040028"><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em>Eserin kırkbeş sene evvelki tab'ındaki ifade-i naşir</em></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em>Ahmed Ramiz der: </em></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em>323 senesi zarfında idi ki; Şark'ın yalçın, sarp, âhenîn mâvera-i şevahik-ı cibalinde tulû' etmiş Said Nursî isminde nevadir-i hilkatten ma'dud bir ateşpare-i zekânın İstanbul âfâkında rü'yet edildiği haberi etrafa aksetmiş ve fıtraten mütecessis olan bazı kimseler o hârika-i fıtratı peyapey gördükçe, mader-i hilkatin hazain-i lâ-tefnasındaki sehaveti bir türlü hazmedemeyenler, Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kânun-u dehânın ihtifa edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnun demişlerdi.</em></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em>Said Nursî filvaki' ifrat-ı zekâ itibariyle hudud-u cünunda idi. Fakat öyle bir cünun ki; onun ulvî ruh ve kemal-i aklına işarettir, diye bir zât şu mısralarında tercüman-ı zîşanı olmuştur: </em></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em>Cünun başımda yanar, ateş-i maâlîdir</em></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em>Cünun başımda benim bir zekâ-i âlîdir.</em></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em>Benim cünunuma rehber ziya-yı ulviyet,</em></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em>Benim cünunumu bekler azîm bir niyet...</em></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em>Evet Said Nursî İstanbul'a, şûrezâr vilayat-ı şarkıyenin maarifsizlikle öldürülmek istenilen Yıldız siyasetlerine istikamet vermek azmiyle gelmişti. Daha İstanbul'a gelmeden Van'dan, Bitlis'ten, Mardin'den defaatla nefyolmasından İstanbul'a gelmesiyle beraber Merhum Sultan Abdülhamid tarafından suret-i ciddiyede tarassud altına aldırıldı. Birkaç kerre tevkif edildi. Nihayet bir gün geldi, Said Nursî'yi Üsküdar'a Toptaşı'na yolladılar. Çünki hapishanede ikaz edilecek kimseler bulunmak muhtemeldi. Tımarhaneden ikide bir çıkartılıyor; maaş, rütbe tebşir ediliyor. Hazret-i Said: "Ben memleketimde mekteb-medrese açtırmak üzere geldim, başka bir dileğim yoktur. Bunu isterim, başka bir şey istemem." diyordu... Tabir-i âherle Bedîüzzaman iki şey istiyordu: Vilayat-ı şarkıyenin her tarafında dinî mektebler, medreseler açtırmak istiyor ve başka bir şey almamak istiyordu...</em></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em>Arş-ı kanaat oldu behişt-i gına bize,</em></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em>Biz etmeyiz zemin-i müdaraya ol emin. </em></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em>Mansıbların, makamların en bülendidir,</em></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em>Hizmet-i iman ile asayiş ve saadeti temin...</em></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em>Şehzadebaşı'nda şematetle konferans verildiği gece, kemal-i mehabetle sahneye çıkıp îrad ettiği nutk-u belig-i bîtarafane, Said'in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da ileri olduğunu teyid eder. Gerek o gece, gerek menhus 31 Mart'ta cihandeğer nasihatlarıyla ortaya atılan hoca-i dânâya; böyle tehlikeli bir anda vücud-u kıymetdarının sıyaneti, nefean lil-umum elzem olduğu halde ve ihtar edildiği zaman: "En büyük ders, doğruluk yolunda ölümünü istihkar dersi vermektir...</em></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em>"Yerinde ölmek için bu hayat lâzımdır."</em></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em>fikrine karşı:</em></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em>Aşinayız, bize bîganedir endişe-i mevt.</em></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em>Adl ü Hak uğruna nezreylemişiz canımızı.</em></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em>Ol bize âb-ı hayat, ateş-i seyyal-i memat.</em></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em>mısraı ile mukabele ederdi.</em></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em>Said-i hüşyarın safvet-i ruhunu, besalet ve şecaatini, fedakârlığındaki nihayetsizliğini anlamak ve ona bağlanmak için, lisan-ı hamasetinden bu mezkûr mısraını söylemek kifayet eder.</em></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em>Bedîüzzaman'a zurafadan biri bir gün irfanıyla mütenasib bir esvab iktisaı lüzumundan bahseder. Müşarün-ileyh de: "Siz Avusturya'ya güya boykot yapıyorsunuz. Hem onun yolladığı kalpakları giyiyorsunuz. Ben ise bütün Avrupa'ya boykot yapıyorum,</em></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="color: #008000">{(Haşiye): Otuz sene cebr ü işkenceler altında sıkıştırıldığı halde, hiçbir defa Avrupa şapkasını başına koymadı.}</span></em></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em>onun için yalnız memleketimin maddî ve manevî mamulâtını giyiyorum." buyurmuştur.</em></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em>Elyevm, Said Nursî memleketine döndü. Karışmış İstanbul'un hava-i gıll ü gışından ve tezviratından ve bedraka-i efkâr olmak lâzım gelen gazetecilerin bazılarının bütün fenalıklara bâdî ve bütün felâketlerin müvellidi olduklarını görerek bu derece açık cinayetlere tahammül edemeyerek me'yus ve müteessir; vahşetzâr fakat munis, vefakâr ve nâmusperver olan dağlarına döndü. İsabet etti. Kimbilir belki en büyük icraatından biri de budur.</em></span></span></span></p><p></p><p style="text-align: right"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'arial'"><em>Naşiri </em></span></span></span></p> <p style="text-align: right"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'arial'"><em><strong>Ahmed Ramiz </strong></em></span></span></span></p> <p style="text-align: right"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'arial'"><em>(Rahmetullahi Aleyh)</em></span></span></span></p> <p style="text-align: right"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'arial'"><em></em></span></span></span></p> <p style="text-align: right"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'arial'"><em></em></span></span></span></p> <p style="text-align: right"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'arial'"><em></em></span></span></span></p> <p style="text-align: right"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'arial'"><em></em></span></span></span></p> <p style="text-align: right"><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'arial'"><em></em></span></span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Âhenîn: Demir gibi sert ve sağlam.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Mâvera-i şevahik-ı cibal: Dağların yüksek tepelerinin arkası. </span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Tulû': Doğma, doğuş, ortaya çıkma.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Nevadir-i hilkat: Yaratılışta ender rastlananlar, yaratılışça az bulunanlar.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Ma'dud: Sayılan. Kabul edilen. Hesap edilen.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Ateşpare-i zekâ: Ateş parçası gibi bir zeka, durup dinmeyen ve sürekli işleyen bir zeka.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Rü'yet: Görmek.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Fıtraten: Yaratılışça, yaratılıştan, yaratılış bakımından.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Mütecessis: Casusluk yapan, gizlice araştıran. </span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Peyapey: Birbiri arkasından, birbiri ardınca.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Mader-i hilkat: Hilkat ana, yaradılış ana.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Hazain-i lâ-tefna: Bitmez hazineler.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Sehavet: Cömertlik, el açıklığı.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Şarkî Anadolu: Doğu anadolu.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Kânun-u dehâ: Deha kanunu, olağanüstü akıl ve zeka kuralı.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">İhtifa: Saklanmak, gizlenme.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Filvaki': Gerçekte olduğu gibi, gerçek duruma göre.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Cünun: Delilik, cinnet. </span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Tercüman-ı zîşanı: Şanlı tercümanı, ünlü tercümanı.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Ateş-i maâlî: Şerefli bir ateş, yüce bir ateş.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Zekâ-i âlî: Yüksek zeka, üstün zeka.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Ziya-yı ulviyet: Ulvilik ziyası, yücelik ışığı.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Şûrezâr: Çorak yerler, verimsiz araziler.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Defaatla: Defalarca, birçok kere.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Merhum: Rahmetli, ölmüş.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Suret-i ciddiyede: Ciddi surette, ciddi şekilde.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Tarassud: Gözetleme.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Tabir-i âher: Diğer tabir, diğer ifade, başka bir deyim.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Behişt-i gına: Zenginlik cenneti.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Zemin-i müdara: Müdara zemini, dost gibi görünme şekli, yüze gülme tarzı.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Mansıb: Memurluk. *Devlet hizmeti.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Bülend: Yüksek, büyük.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Hizmet-i iman: İman hizmeti, imana hizmet.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Şematet: Kuru gürültü, şamata.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Kemal-i mehabet: Tam bir büyüklük, son derece büyüklük.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Îrad: Söyleme.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Nutk-u belig-i bîtarafane: Tarafsız şekilde duruma ve şartlara çok uygun konuşma ve konferans.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">İhata-i ilmiye: İlme ait ihata, ilimle ilgili kuşatıcılık.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Hamaset: Kahramanlık, yiğitlik.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Cihandeğer: Cihan değerinde, dünya değerinde.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Hoca-i dânâ: Derin bilgili hoca, çok bilgili hoca.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Vücud-u kıymetdar: Kıymetdar vücud, değerli varlık.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Sıyanet: Koruma, korunma.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Nefean lil-umum: Umum için faydalı olarak, herkes için yararlı olarak.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Elzem: Çok gerekli, en gerekli, daha lazım.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">İstihkar: Küçümseme, hor görme. </span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Âb-ı hayat: Hayat suyu. (Maddi veya manevî hayat için zorunlu olan her şey.)</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Ateş-i seyyal-i memat: Ölümün akan ateşi, sürekli yer değiştiren ölüm ateşi.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Safvet-i ruh: Ruh safiliği, ruh beraklığı ve duruluğu.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Besalet: Yiğitlik, kahramanlık.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Şecaat: Cesaret, cesurluk.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Zurafa: Zarif kimseler, nazik ve kibar kişiler.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Mütenasib: Uygun.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Esvab: Giyecekler, elbiseler.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">İktisaı: Giyinmesi, giymesi.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Mamulât: İmal edilmişler, yapılmış olanlar.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Elyevm: Bugün, hâlâ.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Tezvirat: Tezvirler, söze yalan karıştırmalar, sözü yalanla süslemeler.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Bedraka-i efkâr: Düşüncelere doğruyu ve gerçeği gösteren.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Bâdî: Sebep, vesile, vasıta.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Me'yus: Ümitsiz.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Vahşetzâr: Yabanî, ıssız yer.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Munis: Cana yakın, sevimli, alışılmış, dost.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Nâmusperver: Namusa çok değer veren.</span></span></p><p><span style="color: #808080"><span style="font-family: 'arial'">Rahmetullahi Aleyh: Allah'ın (cc) rahmeti üzerine olsun.</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Ahmet.1, post: 568719, member: 1040028"] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=arial][I]Eserin kırkbeş sene evvelki tab'ındaki ifade-i naşir[/I][/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=arial][I]Ahmed Ramiz der: [/I][/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=arial][I]323 senesi zarfında idi ki; Şark'ın yalçın, sarp, âhenîn mâvera-i şevahik-ı cibalinde tulû' etmiş Said Nursî isminde nevadir-i hilkatten ma'dud bir ateşpare-i zekânın İstanbul âfâkında rü'yet edildiği haberi etrafa aksetmiş ve fıtraten mütecessis olan bazı kimseler o hârika-i fıtratı peyapey gördükçe, mader-i hilkatin hazain-i lâ-tefnasındaki sehaveti bir türlü hazmedemeyenler, Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kânun-u dehânın ihtifa edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnun demişlerdi.[/I][/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=arial][I]Said Nursî filvaki' ifrat-ı zekâ itibariyle hudud-u cünunda idi. Fakat öyle bir cünun ki; onun ulvî ruh ve kemal-i aklına işarettir, diye bir zât şu mısralarında tercüman-ı zîşanı olmuştur: [/I][/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=arial][I]Cünun başımda yanar, ateş-i maâlîdir[/I][/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=arial][I]Cünun başımda benim bir zekâ-i âlîdir.[/I][/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=arial][I]Benim cünunuma rehber ziya-yı ulviyet,[/I][/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=arial][I]Benim cünunumu bekler azîm bir niyet...[/I][/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=arial][I]Evet Said Nursî İstanbul'a, şûrezâr vilayat-ı şarkıyenin maarifsizlikle öldürülmek istenilen Yıldız siyasetlerine istikamet vermek azmiyle gelmişti. Daha İstanbul'a gelmeden Van'dan, Bitlis'ten, Mardin'den defaatla nefyolmasından İstanbul'a gelmesiyle beraber Merhum Sultan Abdülhamid tarafından suret-i ciddiyede tarassud altına aldırıldı. Birkaç kerre tevkif edildi. Nihayet bir gün geldi, Said Nursî'yi Üsküdar'a Toptaşı'na yolladılar. Çünki hapishanede ikaz edilecek kimseler bulunmak muhtemeldi. Tımarhaneden ikide bir çıkartılıyor; maaş, rütbe tebşir ediliyor. Hazret-i Said: "Ben memleketimde mekteb-medrese açtırmak üzere geldim, başka bir dileğim yoktur. Bunu isterim, başka bir şey istemem." diyordu... Tabir-i âherle Bedîüzzaman iki şey istiyordu: Vilayat-ı şarkıyenin her tarafında dinî mektebler, medreseler açtırmak istiyor ve başka bir şey almamak istiyordu...[/I][/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=arial][I]Arş-ı kanaat oldu behişt-i gına bize,[/I][/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=arial][I]Biz etmeyiz zemin-i müdaraya ol emin. [/I][/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=arial][I]Mansıbların, makamların en bülendidir,[/I][/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=arial][I]Hizmet-i iman ile asayiş ve saadeti temin...[/I][/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=arial][I]Şehzadebaşı'nda şematetle konferans verildiği gece, kemal-i mehabetle sahneye çıkıp îrad ettiği nutk-u belig-i bîtarafane, Said'in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da ileri olduğunu teyid eder. Gerek o gece, gerek menhus 31 Mart'ta cihandeğer nasihatlarıyla ortaya atılan hoca-i dânâya; böyle tehlikeli bir anda vücud-u kıymetdarının sıyaneti, nefean lil-umum elzem olduğu halde ve ihtar edildiği zaman: "En büyük ders, doğruluk yolunda ölümünü istihkar dersi vermektir...[/I][/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=arial][I]"Yerinde ölmek için bu hayat lâzımdır."[/I][/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=arial][I]fikrine karşı:[/I][/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=arial][I]Aşinayız, bize bîganedir endişe-i mevt.[/I][/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=arial][I]Adl ü Hak uğruna nezreylemişiz canımızı.[/I][/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=arial][I]Ol bize âb-ı hayat, ateş-i seyyal-i memat.[/I][/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=arial][I]mısraı ile mukabele ederdi.[/I][/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=arial][I]Said-i hüşyarın safvet-i ruhunu, besalet ve şecaatini, fedakârlığındaki nihayetsizliğini anlamak ve ona bağlanmak için, lisan-ı hamasetinden bu mezkûr mısraını söylemek kifayet eder.[/I][/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=arial][I]Bedîüzzaman'a zurafadan biri bir gün irfanıyla mütenasib bir esvab iktisaı lüzumundan bahseder. Müşarün-ileyh de: "Siz Avusturya'ya güya boykot yapıyorsunuz. Hem onun yolladığı kalpakları giyiyorsunuz. Ben ise bütün Avrupa'ya boykot yapıyorum,[/I][/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=arial][I][COLOR=#008000]{(Haşiye): Otuz sene cebr ü işkenceler altında sıkıştırıldığı halde, hiçbir defa Avrupa şapkasını başına koymadı.}[/COLOR][/I][/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=arial][I]onun için yalnız memleketimin maddî ve manevî mamulâtını giyiyorum." buyurmuştur.[/I][/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=arial][I]Elyevm, Said Nursî memleketine döndü. Karışmış İstanbul'un hava-i gıll ü gışından ve tezviratından ve bedraka-i efkâr olmak lâzım gelen gazetecilerin bazılarının bütün fenalıklara bâdî ve bütün felâketlerin müvellidi olduklarını görerek bu derece açık cinayetlere tahammül edemeyerek me'yus ve müteessir; vahşetzâr fakat munis, vefakâr ve nâmusperver olan dağlarına döndü. İsabet etti. Kimbilir belki en büyük icraatından biri de budur.[/I][/FONT][/COLOR][/SIZE] [RIGHT][COLOR=#000000][SIZE=3][FONT=arial][I]Naşiri [/I][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=arial][I][B]Ahmed Ramiz [/B][/I][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=arial][I](Rahmetullahi Aleyh) [/I][/FONT][/SIZE][/COLOR][/RIGHT][COLOR=#808080][FONT=arial]Âhenîn: Demir gibi sert ve sağlam.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Mâvera-i şevahik-ı cibal: Dağların yüksek tepelerinin arkası. [/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Tulû': Doğma, doğuş, ortaya çıkma.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Nevadir-i hilkat: Yaratılışta ender rastlananlar, yaratılışça az bulunanlar.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Ma'dud: Sayılan. Kabul edilen. Hesap edilen.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Ateşpare-i zekâ: Ateş parçası gibi bir zeka, durup dinmeyen ve sürekli işleyen bir zeka.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Rü'yet: Görmek.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Fıtraten: Yaratılışça, yaratılıştan, yaratılış bakımından.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Mütecessis: Casusluk yapan, gizlice araştıran. [/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Peyapey: Birbiri arkasından, birbiri ardınca.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Mader-i hilkat: Hilkat ana, yaradılış ana.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Hazain-i lâ-tefna: Bitmez hazineler.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Sehavet: Cömertlik, el açıklığı.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Şarkî Anadolu: Doğu anadolu.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Kânun-u dehâ: Deha kanunu, olağanüstü akıl ve zeka kuralı.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]İhtifa: Saklanmak, gizlenme.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Filvaki': Gerçekte olduğu gibi, gerçek duruma göre.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Cünun: Delilik, cinnet. [/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Tercüman-ı zîşanı: Şanlı tercümanı, ünlü tercümanı.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Ateş-i maâlî: Şerefli bir ateş, yüce bir ateş.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Zekâ-i âlî: Yüksek zeka, üstün zeka.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Ziya-yı ulviyet: Ulvilik ziyası, yücelik ışığı.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Şûrezâr: Çorak yerler, verimsiz araziler.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Defaatla: Defalarca, birçok kere.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Merhum: Rahmetli, ölmüş.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Suret-i ciddiyede: Ciddi surette, ciddi şekilde.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Tarassud: Gözetleme.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Tabir-i âher: Diğer tabir, diğer ifade, başka bir deyim.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Behişt-i gına: Zenginlik cenneti.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Zemin-i müdara: Müdara zemini, dost gibi görünme şekli, yüze gülme tarzı.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Mansıb: Memurluk. *Devlet hizmeti.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Bülend: Yüksek, büyük.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Hizmet-i iman: İman hizmeti, imana hizmet.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Şematet: Kuru gürültü, şamata.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Kemal-i mehabet: Tam bir büyüklük, son derece büyüklük.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Îrad: Söyleme.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Nutk-u belig-i bîtarafane: Tarafsız şekilde duruma ve şartlara çok uygun konuşma ve konferans.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]İhata-i ilmiye: İlme ait ihata, ilimle ilgili kuşatıcılık.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Hamaset: Kahramanlık, yiğitlik.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Cihandeğer: Cihan değerinde, dünya değerinde.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Hoca-i dânâ: Derin bilgili hoca, çok bilgili hoca.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Vücud-u kıymetdar: Kıymetdar vücud, değerli varlık.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Sıyanet: Koruma, korunma.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Nefean lil-umum: Umum için faydalı olarak, herkes için yararlı olarak.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Elzem: Çok gerekli, en gerekli, daha lazım.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]İstihkar: Küçümseme, hor görme. [/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Âb-ı hayat: Hayat suyu. (Maddi veya manevî hayat için zorunlu olan her şey.)[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Ateş-i seyyal-i memat: Ölümün akan ateşi, sürekli yer değiştiren ölüm ateşi.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Safvet-i ruh: Ruh safiliği, ruh beraklığı ve duruluğu.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Besalet: Yiğitlik, kahramanlık.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Şecaat: Cesaret, cesurluk.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Zurafa: Zarif kimseler, nazik ve kibar kişiler.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Mütenasib: Uygun.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Esvab: Giyecekler, elbiseler.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]İktisaı: Giyinmesi, giymesi.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Mamulât: İmal edilmişler, yapılmış olanlar.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Elyevm: Bugün, hâlâ.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Tezvirat: Tezvirler, söze yalan karıştırmalar, sözü yalanla süslemeler.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Bedraka-i efkâr: Düşüncelere doğruyu ve gerçeği gösteren.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Bâdî: Sebep, vesile, vasıta.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Me'yus: Ümitsiz.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Vahşetzâr: Yabanî, ıssız yer.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Munis: Cana yakın, sevimli, alışılmış, dost.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Nâmusperver: Namusa çok değer veren.[/FONT][/COLOR] [COLOR=#808080][FONT=arial]Rahmetullahi Aleyh: Allah'ın (cc) rahmeti üzerine olsun.[/FONT][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Divan-ı Harb-i Örfi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst