Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Doğruluk, bize Sâdık u Masdûk’tan* miras kaldı
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Nevzatt" data-source="post: 42759" data-attributes="member: 1580"><p style="text-align: center"><img src="http://www.resimload.com/070701/Pye_gul4.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p></p><p><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Yalanın olduğu yerde kin, nefret, hırsızlık, suistimal, adam kayırmacılık, öfke, şiddet ve haksızlık da vardır. Yalana ‘kötülüklerin anası’ denmesi de bundandır. Bir işe, bir söze yalan bulaşmaya görsün, hayır ve iyilik silinmeye yüz tutar. Yalan, kötü ahlakın bir nişanesidir. Yalan, insanın haddini aşmaya sürükler. Haddi aşmak ise Kur’an’ın ifadesiyle bizi helake götürür. </strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Efendimiz’e (sas) “Güvenilir, doğru” sıfatını peygamberliğinden sonra vermediler. Allah Resulü (sas) bugün bankaların ya da yed-i eminlerin (emin el; birden çok kişi arasında durumu çekişmeli olan bir malın, çekişme sonuçlanıncaya kadar emanet olarak bırakıldığı kimse) yaptığı görevi yapıyordu. İnsanlar ona mallarını emanet ediyor ve bundan da endişe etmiyordu. Kutlu Nebi’nin ilk vahiy geldikten sonraki dönemde ne kadar zorluklar yaşadığı, işkencelere maruz kaldığı, ekonomik boykotların uygulandığı, öldürülmeye çalışıldığı biliniyor. Mekke’den Medine’ye hicret etme zamanı geldiğinde yatağını Hz. Ali’ye bırakan Efendimiz, Hz. Ali’ye o gün çok önemli bir iş daha tembih etmişti. Kendisine inanmayan, İslam’a kulak vermeyen, eziyet eden müşrikler, bir yere mal emanet edeceklerinde yine O’na geliyorlardı ve hicret eden Efendimiz’in himayesinde müşriklere ait mallar vardı. Bu emanetlerin sahiplerine verilmesini istemişti. </strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Doğruluğun olduğu yerde yalan barınamaz. Yalan, fitne ve fücur getirir, doğruluk ise huzur telkin eder. Resulullah (sas) doğruluğu hayatının her saniyesinde yaşarken, ümmetine de doğruluğu miras bırakmıştı. Bizi yaratan Yüce Kudret de “Her zaman doğrularla beraber olun!” (Tevbe, 9/119) buyurarak kimlerle ve hangi yolda olmamız gerektiğini belirtir. </strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Doğru olmak, insanın içiyle dışıyla tam bir uyum ister. Doğruluk bir dizayndır ve doğruluk insanın mefkuresidir. Biz doğru olana (İslam’a) inanıyoruz ve o da bizi doğru olma noktasında hedefler çiziyor. Bu konuda Kur’an bize şunları söylüyor: </strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>1- “De ki: Rabb’im! Gireceğim yere doğrulukla girmeye, çıkacağım yerden doğrulukla çıkmaya beni muvaffak eyle!..” (İsra, 17/80) </strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>2- “Bana sonrakiler içinde bir lisân-ı sıdk (ve bir yâd-ı cemil) lûtfeyle!” (Şuara, 26/84) </strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>3- “İman edenleri Rableri nezdinde kadem-i sıdk (ve hüsn-ü istikbâl)le müjdele!” (Yunus 10/2) </strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>4- “Şüphesiz müttakîler, cennet bahçelerinde ve ırmaklar başında, O gücü her şeye yeten Sultanlar Sultanı’nın nezdinde sıdk oturağı (ve otağında)dırlar..” (Kamer, 54/54-55) </strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>--------------------------------------------------------------------------------</strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Muhammedü’l-Emîn (En güvenilir insan Hz. Muhammed) doğruluğu bize şöyle tarif eder: </strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>“Sıdk insanı birr’e (Allah’ı razı edecek iyiliğe) götürür, birr de cennete götürür. Kişi, doğru söyler ve doğruyu arar da sonunda Allah’ın indinde sıddik (doğru sözlü) diye kaydedilir. Yalan da kişiyi haddi aşmaya götürür. Haddi aşmak da ateşe götürür. Kişi yalan söyler ve yalanı araştırır da sonunda Allah’ın indinde yalancı diye kaydedilir.” (Buhari, Edeb 69; Müslim, Birr, 102) </strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Yalan, kısırdöngünün başlangıcıdır. Yalanla zincirleme kötü ahlak da su yüzüne çıkar. Bu kişinin kendisini de, ailesini de, bulunduğu ortamı da, toplumu da ülkesini, devletini de karmaşaya, kaosa, acıya sürükler. Kişi depresyona, bunalıma girer. Aile dağılır. Cinayetler, soygunlar, vurgunlar; velhasıl mutsuzluklar dökülür ardı ardına. Yalan, insanı da, toplumu da kemirir. Halbuki bize rehberlik eden Şanlı Nebi (sas), doğruluğu öğütlerken, bunu yaşayarak da gösterir. Yalanın zararını bir bir anlatır. Nitekim ona ümmet olan insanlar, işe doğru olmakla başlar. İnandığını yalanlamamak en büyük meziyet olsa gerek…</strong></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Nevzatt, post: 42759, member: 1580"] [center][img]http://www.resimload.com/070701/Pye_gul4.jpg[/img][/center] [color=#ff0000][size=3][font=comic sans ms][b]Yalanın olduğu yerde kin, nefret, hırsızlık, suistimal, adam kayırmacılık, öfke, şiddet ve haksızlık da vardır. Yalana ‘kötülüklerin anası’ denmesi de bundandır. Bir işe, bir söze yalan bulaşmaya görsün, hayır ve iyilik silinmeye yüz tutar. Yalan, kötü ahlakın bir nişanesidir. Yalan, insanın haddini aşmaya sürükler. Haddi aşmak ise Kur’an’ın ifadesiyle bizi helake götürür. Efendimiz’e (sas) “Güvenilir, doğru” sıfatını peygamberliğinden sonra vermediler. Allah Resulü (sas) bugün bankaların ya da yed-i eminlerin (emin el; birden çok kişi arasında durumu çekişmeli olan bir malın, çekişme sonuçlanıncaya kadar emanet olarak bırakıldığı kimse) yaptığı görevi yapıyordu. İnsanlar ona mallarını emanet ediyor ve bundan da endişe etmiyordu. Kutlu Nebi’nin ilk vahiy geldikten sonraki dönemde ne kadar zorluklar yaşadığı, işkencelere maruz kaldığı, ekonomik boykotların uygulandığı, öldürülmeye çalışıldığı biliniyor. Mekke’den Medine’ye hicret etme zamanı geldiğinde yatağını Hz. Ali’ye bırakan Efendimiz, Hz. Ali’ye o gün çok önemli bir iş daha tembih etmişti. Kendisine inanmayan, İslam’a kulak vermeyen, eziyet eden müşrikler, bir yere mal emanet edeceklerinde yine O’na geliyorlardı ve hicret eden Efendimiz’in himayesinde müşriklere ait mallar vardı. Bu emanetlerin sahiplerine verilmesini istemişti. Doğruluğun olduğu yerde yalan barınamaz. Yalan, fitne ve fücur getirir, doğruluk ise huzur telkin eder. Resulullah (sas) doğruluğu hayatının her saniyesinde yaşarken, ümmetine de doğruluğu miras bırakmıştı. Bizi yaratan Yüce Kudret de “Her zaman doğrularla beraber olun!” (Tevbe, 9/119) buyurarak kimlerle ve hangi yolda olmamız gerektiğini belirtir. Doğru olmak, insanın içiyle dışıyla tam bir uyum ister. Doğruluk bir dizayndır ve doğruluk insanın mefkuresidir. Biz doğru olana (İslam’a) inanıyoruz ve o da bizi doğru olma noktasında hedefler çiziyor. Bu konuda Kur’an bize şunları söylüyor: 1- “De ki: Rabb’im! Gireceğim yere doğrulukla girmeye, çıkacağım yerden doğrulukla çıkmaya beni muvaffak eyle!..” (İsra, 17/80) 2- “Bana sonrakiler içinde bir lisân-ı sıdk (ve bir yâd-ı cemil) lûtfeyle!” (Şuara, 26/84) 3- “İman edenleri Rableri nezdinde kadem-i sıdk (ve hüsn-ü istikbâl)le müjdele!” (Yunus 10/2) 4- “Şüphesiz müttakîler, cennet bahçelerinde ve ırmaklar başında, O gücü her şeye yeten Sultanlar Sultanı’nın nezdinde sıdk oturağı (ve otağında)dırlar..” (Kamer, 54/54-55) -------------------------------------------------------------------------------- Muhammedü’l-Emîn (En güvenilir insan Hz. Muhammed) doğruluğu bize şöyle tarif eder: “Sıdk insanı birr’e (Allah’ı razı edecek iyiliğe) götürür, birr de cennete götürür. Kişi, doğru söyler ve doğruyu arar da sonunda Allah’ın indinde sıddik (doğru sözlü) diye kaydedilir. Yalan da kişiyi haddi aşmaya götürür. Haddi aşmak da ateşe götürür. Kişi yalan söyler ve yalanı araştırır da sonunda Allah’ın indinde yalancı diye kaydedilir.” (Buhari, Edeb 69; Müslim, Birr, 102) Yalan, kısırdöngünün başlangıcıdır. Yalanla zincirleme kötü ahlak da su yüzüne çıkar. Bu kişinin kendisini de, ailesini de, bulunduğu ortamı da, toplumu da ülkesini, devletini de karmaşaya, kaosa, acıya sürükler. Kişi depresyona, bunalıma girer. Aile dağılır. Cinayetler, soygunlar, vurgunlar; velhasıl mutsuzluklar dökülür ardı ardına. Yalan, insanı da, toplumu da kemirir. Halbuki bize rehberlik eden Şanlı Nebi (sas), doğruluğu öğütlerken, bunu yaşayarak da gösterir. Yalanın zararını bir bir anlatır. Nitekim ona ümmet olan insanlar, işe doğru olmakla başlar. İnandığını yalanlamamak en büyük meziyet olsa gerek…[/b][/font][/size][/color] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Doğruluk, bize Sâdık u Masdûk’tan* miras kaldı
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst