Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Dost...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="&amp;#304;lim-irfan" data-source="post: 162631" data-attributes="member: 8679"><p><strong><span style="color: blue">Dilimize pelesenk ettiğimiz dost kelimesi, örfün anlam dünyasında yârenlerin teklifsiz yakınlığını, sıcak birlikteliğini anlatır. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Teklifsiz, içtenlikli, diğerkâm ve teselli veren beraberliği... </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Karşılıklı mülâzemeti, bağlılığı, sadâkati, ünsiyeti, maddî ve manevi dayanışmayı...</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Aşkın buuduyla da, sevgi ve bağlılığı Allah rızasına raptetmeyi... (Müslim: 7/109, hn. 6326) </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Bu meyanda “Allah’ın dostu anlamında halillullah”, İbrahim peygamberin sıfatı olarak anılmıştır (Müslim: 1/125, hn. 500); Allah’a olan yakınlığını, yakîn inancını ve aşkını işaretlemek üzere...</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Aklı tutulmuş modern zaman diliminde cinselliğe tapınmanın aşk diye anlaşılması, çıkar ilişkilerine dayalı arkadaşlıkların dostluk sanılması, doğru olmasa da anlaşılabilir bir durumdur.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Bencilliği üreten materyalist felsefenin anlam veremeyeceği kaliteli, derinlikli, kökü yerde ufku semâda olan bir dostluk, kuşkusuz zamana en dayanıklı insan ilişkisidir. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Materyalist hayat algısının salgın bir virüs gibi zehrini akıtmadığı bir coğrafya kalmış mıdır acaba? Bundan olsa gerek hakiki dost bulmak da, dost olmak da çetin bir iştir, modern dünyada!</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Hakiki birliktelikler zamanı ve mekânı aşan değerlere mebnî olmadan kurulamaz. Zamanı ve mekânı aşan değerlerle irtibatını keserse de yaşayamaz.. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">“Seni Allah için seviyorum” demek, yani sevgiyi ve sadâkati Allah’la anlamlandırmak, Allah’ı hatırlatan özel ve ulvî bir ihtiva eder. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Hem seven, hem sevilen, hem de sevginin kendisi Allah tarafından yaratılmışsa, gerçek anlamını da ancak Allah’la bulur dostluk.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Sırtını O’na yaslayan, gücünü O’ndan alan, anlamını O’nda bulan yârenlik, zaman ve mekândan münezzeh “Mutlak Varlık”a taalluk ettiğinden; her şeyin olduğu gibi birlikteliklerin de hızlı yaşandığı ve hızlı tüketildiği dönemin dostluklarına benzemez.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Tesmiyede aynı, içerikte farklıdırlar. Kutsaldan arındırılmış, dünyevî çıkarlara, insanî hazlara ayarlıdır da ondan. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">İnsanoğlu sekülerleştiği/profanlaştığı (dünyevîleştiği/kutsaldan arındığı) oranda metafizikle irtibatını yitirmiştir. Metâ, hayat tasavvurunun merkezine zerkedilmiştir çünkü. Zihin, nesnelerle temasını metafizik eksenli değil, salt metâ eksenli kurduğundan, buna paçayı kaptıran insan da egosantrik bir mahlûka evrilecektir. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">“Ben”liğini kainatın merkezine yerleştiren bir varlık, dostluğun çağrıştırdığı zengin anlam dünyasına kanat açabilir mi? Aynı anlam dünyası uğruna büyük fedakarlıklara katlanabilir mi?</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Açamaz diye düşünüyorum. Empati bile kuramaz.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Seküler perspektifli bir zihin algısının aşkın olana râm olan bir tasavvur dünyasıyla empati kurması, boyut farklılığından dolayı, kolay değildir. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Hakiki dostluk ahlâkî olanın yüceltilmesine endeksli yoldaşlıktır; hür öznelerin yorucu ve yıpratıcı hayat yolculuğunda, biri tökezlediğinde ötekinin omuz verdiği, ikisi birden tökezlediğinde birbirine tutunarak ayağa kalktığı bir dayanışmanın adıdır velhâsıl. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Maddeciliği esas alan, bir diğer ifade ile kitabında aşkın olana yer olmayan; insanı, burayla (bu dünyayla) ve şimdiyle (yaşanan zaman dilimiyle) sınırlayan bir dünya algısı, insan egosunu aşan birliktelikler üretemez. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Modern değerler üzerine kurulu evliliklerin insan ömrüne karşı dayanaksız olmasının sırrı da buradadır diye inanıyorum. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Müslüman câmiada boşanma oranlarının artmış olması, bu söylediklerimizi tekzip etmez. Aksine, Müslümanlar da modern dünya görüşünün sularına açıldıkları nisbette hayatı modern eksenli kurduklarından aynı sorunları yaşamaya başlamışlardır. Onlar da artık “ev” kuruyorlar, “yuva” değil.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Bir defasında “eşlerin cennette de beraber olacağı”na dair bir sohbet ortamındaydık. Aramızdan birisinin; “Eyvah, cennette de mi beraber olacağız!” telaşlı itirazı, kahkaha tufanına yol açmıştı.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Bu da şunu gösterir; ev kuranlar yuva kuramadıklarından, aile ve sosyal dengelerin gereği birbirlerine katlanmak zorunda kalıyorlar. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Ev bana modern olanı, yuva ise kadîm olanı hatırlatır. Ev; dört duvarı, kapısı, penceresi, çatısı olan bir mekânı. Yuva ise; değerlerle örülmüş sevgi ve hürmetin birlikte soluklandığı sıcak bir yapıyı... </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Fast-food kültürün ürettiği nesiller dostluğu da ayak üstü tüketilebilecek çıkar ilişkisi ve hazza dayalı sandıklarından, yuvaya değil eve yatırım yapıyorlar... </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Hâlbuki insan sonlu bir varlıktır. Sırtını Sonsuz’a dayamadan kalıcı ve kaliteli değerler üretemez, dostluk gibi...</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Uhrevî ideallerin değil dünyevî heveslerin buluşturduğu insanî temaslar, sizce kalıcı ve kaliteli birliktelikler üretebilir mi?</span></strong></p><p> </p><p><span style="color: #0000ff"><span style="color: #000000"><strong>Serdar Demirel</strong> </span><span style="color: #000000">- Vakit</span></span></p><p><span style="color: #0000ff"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="İlim-irfan, post: 162631, member: 8679"] [B][COLOR=blue]Dilimize pelesenk ettiğimiz dost kelimesi, örfün anlam dünyasında yârenlerin teklifsiz yakınlığını, sıcak birlikteliğini anlatır. Teklifsiz, içtenlikli, diğerkâm ve teselli veren beraberliği... Karşılıklı mülâzemeti, bağlılığı, sadâkati, ünsiyeti, maddî ve manevi dayanışmayı... Aşkın buuduyla da, sevgi ve bağlılığı Allah rızasına raptetmeyi... (Müslim: 7/109, hn. 6326) Bu meyanda “Allah’ın dostu anlamında halillullah”, İbrahim peygamberin sıfatı olarak anılmıştır (Müslim: 1/125, hn. 500); Allah’a olan yakınlığını, yakîn inancını ve aşkını işaretlemek üzere... Aklı tutulmuş modern zaman diliminde cinselliğe tapınmanın aşk diye anlaşılması, çıkar ilişkilerine dayalı arkadaşlıkların dostluk sanılması, doğru olmasa da anlaşılabilir bir durumdur. Bencilliği üreten materyalist felsefenin anlam veremeyeceği kaliteli, derinlikli, kökü yerde ufku semâda olan bir dostluk, kuşkusuz zamana en dayanıklı insan ilişkisidir. Materyalist hayat algısının salgın bir virüs gibi zehrini akıtmadığı bir coğrafya kalmış mıdır acaba? Bundan olsa gerek hakiki dost bulmak da, dost olmak da çetin bir iştir, modern dünyada! Hakiki birliktelikler zamanı ve mekânı aşan değerlere mebnî olmadan kurulamaz. Zamanı ve mekânı aşan değerlerle irtibatını keserse de yaşayamaz.. “Seni Allah için seviyorum” demek, yani sevgiyi ve sadâkati Allah’la anlamlandırmak, Allah’ı hatırlatan özel ve ulvî bir ihtiva eder. Hem seven, hem sevilen, hem de sevginin kendisi Allah tarafından yaratılmışsa, gerçek anlamını da ancak Allah’la bulur dostluk. Sırtını O’na yaslayan, gücünü O’ndan alan, anlamını O’nda bulan yârenlik, zaman ve mekândan münezzeh “Mutlak Varlık”a taalluk ettiğinden; her şeyin olduğu gibi birlikteliklerin de hızlı yaşandığı ve hızlı tüketildiği dönemin dostluklarına benzemez. Tesmiyede aynı, içerikte farklıdırlar. Kutsaldan arındırılmış, dünyevî çıkarlara, insanî hazlara ayarlıdır da ondan. İnsanoğlu sekülerleştiği/profanlaştığı (dünyevîleştiği/kutsaldan arındığı) oranda metafizikle irtibatını yitirmiştir. Metâ, hayat tasavvurunun merkezine zerkedilmiştir çünkü. Zihin, nesnelerle temasını metafizik eksenli değil, salt metâ eksenli kurduğundan, buna paçayı kaptıran insan da egosantrik bir mahlûka evrilecektir. “Ben”liğini kainatın merkezine yerleştiren bir varlık, dostluğun çağrıştırdığı zengin anlam dünyasına kanat açabilir mi? Aynı anlam dünyası uğruna büyük fedakarlıklara katlanabilir mi? Açamaz diye düşünüyorum. Empati bile kuramaz. Seküler perspektifli bir zihin algısının aşkın olana râm olan bir tasavvur dünyasıyla empati kurması, boyut farklılığından dolayı, kolay değildir. Hakiki dostluk ahlâkî olanın yüceltilmesine endeksli yoldaşlıktır; hür öznelerin yorucu ve yıpratıcı hayat yolculuğunda, biri tökezlediğinde ötekinin omuz verdiği, ikisi birden tökezlediğinde birbirine tutunarak ayağa kalktığı bir dayanışmanın adıdır velhâsıl. Maddeciliği esas alan, bir diğer ifade ile kitabında aşkın olana yer olmayan; insanı, burayla (bu dünyayla) ve şimdiyle (yaşanan zaman dilimiyle) sınırlayan bir dünya algısı, insan egosunu aşan birliktelikler üretemez. Modern değerler üzerine kurulu evliliklerin insan ömrüne karşı dayanaksız olmasının sırrı da buradadır diye inanıyorum. Müslüman câmiada boşanma oranlarının artmış olması, bu söylediklerimizi tekzip etmez. Aksine, Müslümanlar da modern dünya görüşünün sularına açıldıkları nisbette hayatı modern eksenli kurduklarından aynı sorunları yaşamaya başlamışlardır. Onlar da artık “ev” kuruyorlar, “yuva” değil. Bir defasında “eşlerin cennette de beraber olacağı”na dair bir sohbet ortamındaydık. Aramızdan birisinin; “Eyvah, cennette de mi beraber olacağız!” telaşlı itirazı, kahkaha tufanına yol açmıştı. Bu da şunu gösterir; ev kuranlar yuva kuramadıklarından, aile ve sosyal dengelerin gereği birbirlerine katlanmak zorunda kalıyorlar. Ev bana modern olanı, yuva ise kadîm olanı hatırlatır. Ev; dört duvarı, kapısı, penceresi, çatısı olan bir mekânı. Yuva ise; değerlerle örülmüş sevgi ve hürmetin birlikte soluklandığı sıcak bir yapıyı... Fast-food kültürün ürettiği nesiller dostluğu da ayak üstü tüketilebilecek çıkar ilişkisi ve hazza dayalı sandıklarından, yuvaya değil eve yatırım yapıyorlar... Hâlbuki insan sonlu bir varlıktır. Sırtını Sonsuz’a dayamadan kalıcı ve kaliteli değerler üretemez, dostluk gibi... Uhrevî ideallerin değil dünyevî heveslerin buluşturduğu insanî temaslar, sizce kalıcı ve kaliteli birliktelikler üretebilir mi?[/COLOR][/B] [B][COLOR=#0000ff][/COLOR][/B] [COLOR=#0000ff][COLOR=#000000][B]Serdar Demirel[/B] [/COLOR][COLOR=#000000]- Vakit[/COLOR] [/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Dost...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst