Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Dostlukları bitiren virüs
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="NuruAhsen" data-source="post: 191376" data-attributes="member: 857"><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Nifak, dostlukları bitiren ve kalbleri birbiriyle vuruşturan çok tehlikeli bir virüstür. Bu sebeple Kur'an, çok yerde mü'minleri, münafıklara ve nifaka karşı ikaz eder. Muhlis mü'minlerin tam mukabili olan münafıkları </span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Kur'ân şöyle resmeder: "Münafık erkek ve münafık kadınlar da birbirlerindendir. Kötülüğü emreder, iyiliğe engel olurlar ve cimrilikte bulunurlar. Onlar Allah'ı unuttular (bu yüzden) Allah da onlara unutma muamelesinde bulundu. Doğrusu münafıklar, fasıkların tâ kendileridir." (Tevbe Sûresi, 9/67) Görüldüğü gibi, âyet münafıklar için "dost" tabirini kullanmıyor ve sadece birbirlerinden olduklarını haber veriyor. Çünkü münafıklar arasında hiç kimseye karşı dostluk söz konusu değildir. Onları birbirine bağlayan tek bağ menfaattir. Menfaatlerine zerre kadar zarar gelecek olsa, hemen aynı gruplar arasında kıyasıya vuruşma başlar. Onun için âyet, gayet veciz ve mucizevî bir ifade ile onların ruh hâletlerini ele verir ve "bazısı, bazısından" der. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Yani onların hepsi de aynı habislerdir. Onların bir diğer ortak vasıfları ise, "onlar münkerâtı emrederler". Yaptıkları müstehcen neşriyatla, ele geçirdikleri sinema ve televizyon aracılığı ile gençleri manyetize edercesine sürekli kötülük telkininde bulunurlar; insanlar da âdeta onların emirlerine boyun eğerler. Zira propaganda vasıtaları, insanları tesir altına alacak kadar güçlü ve kuvvetlidir. Başı dönmüş ve bakışı bulanmış güruh ve yığınlar, münafıkların asla vazgeçmeyecekleri piyonları ve sömürü vasıtalarıdırlar. Sömürü güçlerini ayakta tutabilmek için vermeyecekleri taviz ve insanlığa karşı yapmayacakları hiçbir mel'anet yoktur. Çünkü onlar münafıklardır ve dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, bu ayırıcı vasıflarıyla derhal tanınırlar. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Onların ortak vasıflarının ikincisi, "marufu engeller, iyiliğe mani olurlar". Cemiyeti psikolojik bir baskı altına alarak, faziletli yaşamak isteyen herkesi "gerici"likle yaftalarlar. Namaz kılan, oruç tutan, onların nezdinde mürteci; kadınların onlardan farklı olan giysileri ve başlarına taktıkları, onlara göre en korkunç irtica alâmeti ve bir uğursuzluk emâresidir. Millet sevgisinden mi bahsettiniz; artık siz onlara göre birer faşistsiniz. Bütün güzel şeyler onların yanında münkerdir. Âdeta milletin maruf (iyi ve güzel) kabul ettiği her şeye karşı onların alerjisi vardır; vardır çünkü bu, nifakın bir muktezasıdır.. ve nifak iç-dış bütünlüğüne eremeyen insanların düştüğü derekedir. "Onlar cehennemin en dibine namzet zavallılardır; hayır, hayır onlar hayvan değil, hayvandan da aşağıdırlar." (A'raf, 7/179) </span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">İSRAİLOĞULLARI'NI BİTİREN NEYDİ? </span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Bu itablarla mü'minler, bu duruma düşmekten korumak için sürekli birbirlerine iyiliği emredip ona teşvikte bulunmalı kötülüklerden de birbirlerini sakındırıp onlardan vazgeçirmeye çalışmalıdırlar. Zaten, huzurlu bir toplum olabilmek için, münkerin en küçüğünün dahi yaşamasına fırsat verilmemelidir. İçtimaî bozukluklar hep küçük görünen münkerâtın yaygınlaşmasından meydana gelmiştir. Tarihe bu zaviyeden baktığımızda, tekerrürü aynı akıbeti doğuracak nice içtimaî tefessühler görmemiz mümkündür. Zikredeceğimiz şu hadîs, bu tür kokuşmaların tarihî tahlili açısından çok mühimdir. Allah Resûlü buyuruyor: "İsrâiloğulları'na, içtimaî çöküntü şöyle girmiştir: Bir kişi diğerinde gördüğü bir kötülük üzerine, "Ey filan, bu işi terk et, bu sana helâl değildir" derdi. Ertesi gün de gelir, o adam aynı münkeri işliyor olmasına rağmen, onunla dostluğunu devam ettirir; onunla beraber oturup kalkar, beraber yer içerdi.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Bunun üzerine Allah (celle celâluhu) onların kalblerini birbirlerine çaldı." Sonra da Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem): "İsrâiloğullarından inkâr edenler, Davud'un ve Meryemoğlu İsa'nın diliyle lânetlenmişlerdir. Bu, onların baş kaldırmaları ve aşırı gitmelerinden dolayı idi. Onlar birbirlerinin yaptıkları fenalıklara mani olmuyorlardı. Yapmakta oldukları bu iş ne kötü idi" (Mâide; 5/78,79) âyetini okuyarak şöyle buyurdu: "Hayır, vallahi, muhakkak marufu emredip münkerden nehyetmelisiniz ve yine muhakkak zalimin elinden tutup onu hak çizgisine getirmelisiniz."Burada, kötülüğe pasaport veren bir kısım İsrâiloğulları'nın durumu dile getirilirken, mü'minler aynı akıbetten sakındırılmakta ve böyle bir duruma düşmemeleri için tenbihte bulunulmaktadır.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Zaten bu gibi vak'aların rapor edilmesinde her zaman bir kısım hikmetler söz konusudur. Vak'a şu şekilde de tahlil edilebilir: İşlenen bir münker görülmüştür. Münker işleyeni ikaz eden şahıs, zatında o münkerin karşısındadır.. ve ilk gün o münker işleyeni ikaz etmiştir. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">Ancak, devamlılık ve sebat isteyen böyle bir mevzuda o hiç de öyle davranmamış; münker işleyenin o işte ısrar etmesine karşılık, diğeri metafizik gerilimini koruyamamış ve o şahsa yanaşarak onunla yemiş-içmiş, sohbet etmiş ve dostluğunu devam ettirmiştir. Kalbiyle buğzetme, îmanın varlığına son işaret ve alâmetken o, bu kadarcık bir canlılık bile gösterememiştir. Böylece, karşısında direnç gösterecek hiçbir unsur kalmadığı için, o kötülük de cemiyet içinde yayılma zemini bulmuştur. Ve Cenâb-ı Hakk da onların kalblerini birbirine çarparak eşitlemiş ve denkleştirmiştir. Hatta onların arasında dâhilî sürtüşmeler meydana getirerek onları fırka fırka bölmüştür</span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">. Evet, Allah (cc), inkâr eden Yahudinin kalbini birbirine çarpıp eşitleyip nifak içine attı.. ve bir dönemde Hristiyan dünyasından çekmedikleri cefa, maruz kalmadıkları hakaret kalmadı. Daha önce, asırlarca Babil'de esaret hayatı yaşamış.. bir başka dönemde Şabur tarafından işkencelerin en iğrencine uğratılmış ve hiçbir zaman rahat yüzü görmemişlerdi. Böyle bir duruma düşmelerinin tek sebebi, aralarında "emr-i bi'l-maruf, nehy-i ani'l-münker" yapmamaları idi ki, bu sebeple kalblerinde ayrılık fitneleri gelişiyor ve yer yer temelden sarsılıyorlardı. İşte Allah Resûlü (sas) böyle bir vak'ayı rapor ederken, aynı akıbete düşmemeleri için, yapılması gereken şeylerin baştan yapmaları gerektiği hususunu ümmetine ihtar ediyor ve toplum hâlinde çökmemenin yol-yöntem ve tekniğini öğretiyordu. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">1- Münafıklar arasında hiç kimseye karşı dostluk söz konusu değildir. Onları birbirine bağlayan tek bağ menfaattir. Menfaatlerine zerre kadar zarar gelecek olsa, hemen aynı gruplar arasında kıyasıya vuruşma başlar. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">2- Bütün güzel şeyler onların yanında münkerdir. Milletin maruf (iyi, güzel) kabul ettiği her şeye karşı onların alerjisi vardır; çünkü bu, nifakın bir muktezasıdır.. ve nifak iç-dış bütünlüğüne eremeyen insanların düştüğü derekedir. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px">3- Huzurlu bir toplum olabilmek için, münkerin (kötülük) en küçüğünün dahi yaşamasına fırsat verilmemelidir. İçtimaî bozukluklar hep küçük görünen münkerâtın yaygınlaşmasından meydana gelmiştir. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: Red">Fethullah GÜLEN </span></span></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: Red">ZAMAN - Kürsü</span></span></strong> </span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="NuruAhsen, post: 191376, member: 857"] [FONT=Times New Roman][SIZE=3]Nifak, dostlukları bitiren ve kalbleri birbiriyle vuruşturan çok tehlikeli bir virüstür. Bu sebeple Kur'an, çok yerde mü'minleri, münafıklara ve nifaka karşı ikaz eder. Muhlis mü'minlerin tam mukabili olan münafıkları Kur'ân şöyle resmeder: "Münafık erkek ve münafık kadınlar da birbirlerindendir. Kötülüğü emreder, iyiliğe engel olurlar ve cimrilikte bulunurlar. Onlar Allah'ı unuttular (bu yüzden) Allah da onlara unutma muamelesinde bulundu. Doğrusu münafıklar, fasıkların tâ kendileridir." (Tevbe Sûresi, 9/67) Görüldüğü gibi, âyet münafıklar için "dost" tabirini kullanmıyor ve sadece birbirlerinden olduklarını haber veriyor. Çünkü münafıklar arasında hiç kimseye karşı dostluk söz konusu değildir. Onları birbirine bağlayan tek bağ menfaattir. Menfaatlerine zerre kadar zarar gelecek olsa, hemen aynı gruplar arasında kıyasıya vuruşma başlar. Onun için âyet, gayet veciz ve mucizevî bir ifade ile onların ruh hâletlerini ele verir ve "bazısı, bazısından" der. Yani onların hepsi de aynı habislerdir. Onların bir diğer ortak vasıfları ise, "onlar münkerâtı emrederler". Yaptıkları müstehcen neşriyatla, ele geçirdikleri sinema ve televizyon aracılığı ile gençleri manyetize edercesine sürekli kötülük telkininde bulunurlar; insanlar da âdeta onların emirlerine boyun eğerler. Zira propaganda vasıtaları, insanları tesir altına alacak kadar güçlü ve kuvvetlidir. Başı dönmüş ve bakışı bulanmış güruh ve yığınlar, münafıkların asla vazgeçmeyecekleri piyonları ve sömürü vasıtalarıdırlar. Sömürü güçlerini ayakta tutabilmek için vermeyecekleri taviz ve insanlığa karşı yapmayacakları hiçbir mel'anet yoktur. Çünkü onlar münafıklardır ve dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, bu ayırıcı vasıflarıyla derhal tanınırlar. Onların ortak vasıflarının ikincisi, "marufu engeller, iyiliğe mani olurlar". Cemiyeti psikolojik bir baskı altına alarak, faziletli yaşamak isteyen herkesi "gerici"likle yaftalarlar. Namaz kılan, oruç tutan, onların nezdinde mürteci; kadınların onlardan farklı olan giysileri ve başlarına taktıkları, onlara göre en korkunç irtica alâmeti ve bir uğursuzluk emâresidir. Millet sevgisinden mi bahsettiniz; artık siz onlara göre birer faşistsiniz. Bütün güzel şeyler onların yanında münkerdir. Âdeta milletin maruf (iyi ve güzel) kabul ettiği her şeye karşı onların alerjisi vardır; vardır çünkü bu, nifakın bir muktezasıdır.. ve nifak iç-dış bütünlüğüne eremeyen insanların düştüğü derekedir. "Onlar cehennemin en dibine namzet zavallılardır; hayır, hayır onlar hayvan değil, hayvandan da aşağıdırlar." (A'raf, 7/179) İSRAİLOĞULLARI'NI BİTİREN NEYDİ? Bu itablarla mü'minler, bu duruma düşmekten korumak için sürekli birbirlerine iyiliği emredip ona teşvikte bulunmalı kötülüklerden de birbirlerini sakındırıp onlardan vazgeçirmeye çalışmalıdırlar. Zaten, huzurlu bir toplum olabilmek için, münkerin en küçüğünün dahi yaşamasına fırsat verilmemelidir. İçtimaî bozukluklar hep küçük görünen münkerâtın yaygınlaşmasından meydana gelmiştir. Tarihe bu zaviyeden baktığımızda, tekerrürü aynı akıbeti doğuracak nice içtimaî tefessühler görmemiz mümkündür. Zikredeceğimiz şu hadîs, bu tür kokuşmaların tarihî tahlili açısından çok mühimdir. Allah Resûlü buyuruyor: "İsrâiloğulları'na, içtimaî çöküntü şöyle girmiştir: Bir kişi diğerinde gördüğü bir kötülük üzerine, "Ey filan, bu işi terk et, bu sana helâl değildir" derdi. Ertesi gün de gelir, o adam aynı münkeri işliyor olmasına rağmen, onunla dostluğunu devam ettirir; onunla beraber oturup kalkar, beraber yer içerdi. Bunun üzerine Allah (celle celâluhu) onların kalblerini birbirlerine çaldı." Sonra da Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem): "İsrâiloğullarından inkâr edenler, Davud'un ve Meryemoğlu İsa'nın diliyle lânetlenmişlerdir. Bu, onların baş kaldırmaları ve aşırı gitmelerinden dolayı idi. Onlar birbirlerinin yaptıkları fenalıklara mani olmuyorlardı. Yapmakta oldukları bu iş ne kötü idi" (Mâide; 5/78,79) âyetini okuyarak şöyle buyurdu: "Hayır, vallahi, muhakkak marufu emredip münkerden nehyetmelisiniz ve yine muhakkak zalimin elinden tutup onu hak çizgisine getirmelisiniz."Burada, kötülüğe pasaport veren bir kısım İsrâiloğulları'nın durumu dile getirilirken, mü'minler aynı akıbetten sakındırılmakta ve böyle bir duruma düşmemeleri için tenbihte bulunulmaktadır. Zaten bu gibi vak'aların rapor edilmesinde her zaman bir kısım hikmetler söz konusudur. Vak'a şu şekilde de tahlil edilebilir: İşlenen bir münker görülmüştür. Münker işleyeni ikaz eden şahıs, zatında o münkerin karşısındadır.. ve ilk gün o münker işleyeni ikaz etmiştir. Ancak, devamlılık ve sebat isteyen böyle bir mevzuda o hiç de öyle davranmamış; münker işleyenin o işte ısrar etmesine karşılık, diğeri metafizik gerilimini koruyamamış ve o şahsa yanaşarak onunla yemiş-içmiş, sohbet etmiş ve dostluğunu devam ettirmiştir. Kalbiyle buğzetme, îmanın varlığına son işaret ve alâmetken o, bu kadarcık bir canlılık bile gösterememiştir. Böylece, karşısında direnç gösterecek hiçbir unsur kalmadığı için, o kötülük de cemiyet içinde yayılma zemini bulmuştur. Ve Cenâb-ı Hakk da onların kalblerini birbirine çarparak eşitlemiş ve denkleştirmiştir. Hatta onların arasında dâhilî sürtüşmeler meydana getirerek onları fırka fırka bölmüştür . Evet, Allah (cc), inkâr eden Yahudinin kalbini birbirine çarpıp eşitleyip nifak içine attı.. ve bir dönemde Hristiyan dünyasından çekmedikleri cefa, maruz kalmadıkları hakaret kalmadı. Daha önce, asırlarca Babil'de esaret hayatı yaşamış.. bir başka dönemde Şabur tarafından işkencelerin en iğrencine uğratılmış ve hiçbir zaman rahat yüzü görmemişlerdi. Böyle bir duruma düşmelerinin tek sebebi, aralarında "emr-i bi'l-maruf, nehy-i ani'l-münker" yapmamaları idi ki, bu sebeple kalblerinde ayrılık fitneleri gelişiyor ve yer yer temelden sarsılıyorlardı. İşte Allah Resûlü (sas) böyle bir vak'ayı rapor ederken, aynı akıbete düşmemeleri için, yapılması gereken şeylerin baştan yapmaları gerektiği hususunu ümmetine ihtar ediyor ve toplum hâlinde çökmemenin yol-yöntem ve tekniğini öğretiyordu. 1- Münafıklar arasında hiç kimseye karşı dostluk söz konusu değildir. Onları birbirine bağlayan tek bağ menfaattir. Menfaatlerine zerre kadar zarar gelecek olsa, hemen aynı gruplar arasında kıyasıya vuruşma başlar. 2- Bütün güzel şeyler onların yanında münkerdir. Milletin maruf (iyi, güzel) kabul ettiği her şeye karşı onların alerjisi vardır; çünkü bu, nifakın bir muktezasıdır.. ve nifak iç-dış bütünlüğüne eremeyen insanların düştüğü derekedir. 3- Huzurlu bir toplum olabilmek için, münkerin (kötülük) en küçüğünün dahi yaşamasına fırsat verilmemelidir. İçtimaî bozukluklar hep küçük görünen münkerâtın yaygınlaşmasından meydana gelmiştir. [B][SIZE=2][COLOR=Red]Fethullah GÜLEN ZAMAN - Kürsü[/COLOR][/SIZE][/B] [/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Dostlukları bitiren virüs
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst