Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Dr. M. Asaf Dişci,Bediüzzaman'la geçen esaret günleri
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="islamdavasi" data-source="post: 76995" data-attributes="member: 5493"><p><strong>Bediüzzaman'la geçen esaret günleri</strong> <img src="http://www.sorularlarisaleinur.com/srn/images/article/9578.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p><strong>M. Asaf Dişçi, Bediüzzaman'la karşılaşmasını ve hatırladıklarını bize anlattı.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Bu hatıralarında Asaf Dişçi diyor ki:</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>"Esaretten önce beni Sarıkamış'ın Hamamlı köyüne götürmüşlerdi. Daha sonra ise Sibirya'ya sevkettiler.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>"İşte Bediüzzaman'ı orada gördüm. Kosturma eyaletinin Kilogrif kasabasındaydı. Daha sonra Onu içerlere, büyük esirler kampına, Kosturma içlerine sevkettiler. Birlikte altı ay kadar kalmıştık.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>"Bir odayı mescid yapmıştı. Kendisi alay komutanı olduğu için, maaş da alıyordu. Aldığı maaşları hep hayır hizmetlerine sarf ediyordu. Mescide harcıyor, çeşitli masraflar ediyordu. Esirler kendisine alay komutanı olarak çok hürmet ediyorlardı. Kendisi ise 'Ben hocayım' diyordu. Esirler iade edilirken de kendini hoca olarak tanıtmak istiyordu.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>"Günlük yaşayışı da, çok sade idi. İki yumurta, bir dilim ekmekle günlerini geçirirdi. Benim anlattıklarım sadece gördüklerimdir. Yoksa bunlar Onun hayat ve hatıralarının yanında, pek ehemmiyetli değil. Sonra aradan yarım asır geçtiği için hep unuttum.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>"Vakitleri hep dolu idi. Tefsir okur, esirlere ders verirdi. Esir askerler ve subaylar kendisine çok hürmet ederlerdi. Yanında kimse öyle rastgele konuşamazdı. Ayağını bile uzatan olmazdı. Şayan-ı hürmet bir insandı. Kaldığımız yer büyük bir sinema salonuydu. Salonun bir kısmını bölerek mescid yaptırdı.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>"Dehşetli kışlar oluyordu. Kızaklarla nakliyat yapılıyordu. Bir gün koğuştan çıkmış, karargâha gidiyordum. Yolda tuvalete çıkmıştım. Sonra elimi karla temizliyordum. O sırada kendisiyle karşılaştık. Kar-tipi, göz gözü görmüyordu. Kış-kıyamet bütün şiddetiyle devam ediyordu. Bana doğru gelerek: 'Sakın ellerini bir yere sürme' mahcup oldum. 'Aman efendim ne münasebet, beni çok mahcup ettiniz' dedim. Gülerek, 'Ellerini uzat, sen benim kardeşimsin' diye iltifat etti.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>"Esarette boş zamanlarımız da çok olduğu için, her gün Kur'ân'dan yedi cüz okurdum. Onun iltifatlarını, iftiharla kabul ederdim. 'Babana mektup yazarsan selâm yaz' derdi. O zaman ne kadar kuvvetli bir imanımız vardı. Harplerde ne kadar korkusuzduk. Şehadeti canıma minnet bilirdim.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>"Esaretim 22 ay sürdü. Tekirdağ'lı bir arkadaşla esaretten kurtulduk ve İstanbul'a geldik. Daha sonra Üstad Bediüzzaman'la İstanbul'da yine görüşmelerimiz oldu.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>"Onun gibi bir kimseyle birlikte esaret hayatı yaşamak, hayatımın en unutulmaz günleridir. Bu Allah'ın bir lûtfu ve ihsanı olmuştu benim için."</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Şiire de merakı olan Asaf Dişçi, bize bir şiirini okudu:</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>"Gelince vakti zamanı</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Erişir lütf-u Sübhani.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Olmazsa izn-i Rabbani</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Edemez kimse ihsanı</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Bu da bir kerem-i Yezdani</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Diledi nasip etti imanı."</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Asaf Dişçi Beyin hatırası, Sibirya buzullarından bir pencere açmıştı. Bu esaretin son şahitlerinden Asaf Dişçi, Bediüzzaman'la geçirdiği günleri hayatının en tatlı ve şerefli anları olarak iftiharla yadediyor.</strong></p><p><strong></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="islamdavasi, post: 76995, member: 5493"] [b]Bediüzzaman'la geçen esaret günleri[/b] [img]http://www.sorularlarisaleinur.com/srn/images/article/9578.jpg[/img] [b]M. Asaf Dişçi, Bediüzzaman'la karşılaşmasını ve hatırladıklarını bize anlattı. Bu hatıralarında Asaf Dişçi diyor ki: "Esaretten önce beni Sarıkamış'ın Hamamlı köyüne götürmüşlerdi. Daha sonra ise Sibirya'ya sevkettiler. "İşte Bediüzzaman'ı orada gördüm. Kosturma eyaletinin Kilogrif kasabasındaydı. Daha sonra Onu içerlere, büyük esirler kampına, Kosturma içlerine sevkettiler. Birlikte altı ay kadar kalmıştık. "Bir odayı mescid yapmıştı. Kendisi alay komutanı olduğu için, maaş da alıyordu. Aldığı maaşları hep hayır hizmetlerine sarf ediyordu. Mescide harcıyor, çeşitli masraflar ediyordu. Esirler kendisine alay komutanı olarak çok hürmet ediyorlardı. Kendisi ise 'Ben hocayım' diyordu. Esirler iade edilirken de kendini hoca olarak tanıtmak istiyordu. "Günlük yaşayışı da, çok sade idi. İki yumurta, bir dilim ekmekle günlerini geçirirdi. Benim anlattıklarım sadece gördüklerimdir. Yoksa bunlar Onun hayat ve hatıralarının yanında, pek ehemmiyetli değil. Sonra aradan yarım asır geçtiği için hep unuttum. "Vakitleri hep dolu idi. Tefsir okur, esirlere ders verirdi. Esir askerler ve subaylar kendisine çok hürmet ederlerdi. Yanında kimse öyle rastgele konuşamazdı. Ayağını bile uzatan olmazdı. Şayan-ı hürmet bir insandı. Kaldığımız yer büyük bir sinema salonuydu. Salonun bir kısmını bölerek mescid yaptırdı. "Dehşetli kışlar oluyordu. Kızaklarla nakliyat yapılıyordu. Bir gün koğuştan çıkmış, karargâha gidiyordum. Yolda tuvalete çıkmıştım. Sonra elimi karla temizliyordum. O sırada kendisiyle karşılaştık. Kar-tipi, göz gözü görmüyordu. Kış-kıyamet bütün şiddetiyle devam ediyordu. Bana doğru gelerek: 'Sakın ellerini bir yere sürme' mahcup oldum. 'Aman efendim ne münasebet, beni çok mahcup ettiniz' dedim. Gülerek, 'Ellerini uzat, sen benim kardeşimsin' diye iltifat etti. "Esarette boş zamanlarımız da çok olduğu için, her gün Kur'ân'dan yedi cüz okurdum. Onun iltifatlarını, iftiharla kabul ederdim. 'Babana mektup yazarsan selâm yaz' derdi. O zaman ne kadar kuvvetli bir imanımız vardı. Harplerde ne kadar korkusuzduk. Şehadeti canıma minnet bilirdim. "Esaretim 22 ay sürdü. Tekirdağ'lı bir arkadaşla esaretten kurtulduk ve İstanbul'a geldik. Daha sonra Üstad Bediüzzaman'la İstanbul'da yine görüşmelerimiz oldu. "Onun gibi bir kimseyle birlikte esaret hayatı yaşamak, hayatımın en unutulmaz günleridir. Bu Allah'ın bir lûtfu ve ihsanı olmuştu benim için." Şiire de merakı olan Asaf Dişçi, bize bir şiirini okudu: "Gelince vakti zamanı Erişir lütf-u Sübhani. Olmazsa izn-i Rabbani Edemez kimse ihsanı Bu da bir kerem-i Yezdani Diledi nasip etti imanı." Asaf Dişçi Beyin hatırası, Sibirya buzullarından bir pencere açmıştı. Bu esaretin son şahitlerinden Asaf Dişçi, Bediüzzaman'la geçirdiği günleri hayatının en tatlı ve şerefli anları olarak iftiharla yadediyor. [/b] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Dr. M. Asaf Dişci,Bediüzzaman'la geçen esaret günleri
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst