Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
İslam Akaidi ve Fıkıh
Düğünlerimizde Eğlence
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="hasret" data-source="post: 60500" data-attributes="member: 3226"><p><span style="color: #a60000"><strong>Bir yandan akrabalık hukuku var, diğer yandan günah işlememe hakkımız var. Hiç şüphesiz, akrabalarımız bizim günah işlememe hakkımıza saygı duyacaklardır. Fakat onları düğünleri sebebiyle de tebrik etmemiz gerekiyor. </strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong>Bu ikisini bir arada yapmak, yaşamak ve başarmak zor olmasa gerek. </strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong>Her şeyden önce şunu ifade edelim ki, düğünlerde eğlence düzenlemek sünnette de vardır. Sünnetteki ölçülere uyulması halinde; meşru sınırlar içinde eğlenceye karşı koymamalıdır. </strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong>Eğlencede sünnet ölçüleri şunlardır: </strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong>1) Eğlence kadın-erkek karışık olmamalı; kadınlar kendi aralarında ve erkeklere kapalı alanlarda, erkekler de kendi aralarında helâl sınırlar içinde –içkisiz, kavgasız, kargaşasız- olmak şartıyla eğlenebilirler. </strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong>Nitekim Resulullah Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm: “Gayr-i meşrû birleşme ile meşrû evliliği birbirinden ayıran şey, def çalmak ve ilân etmektir.” buyurmuştur. 1 </strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong>Rubey binti Muavviz radiyallahü anhâ anlatmıştır ki: Ben gelin olduğumun kuşluk vaktinde Resulullah Aleyhissalâtu Vesselâm evlenme törenime geldi. </strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong>O sırada küçük kızlarımız deflerini çalmakta ve Bedir günü şehit düşen atalarının kahramanlıklarını nağme ile dile getirmekte idiler. Nihayet içlerinden biri: “Aramızda bir Peygamber vardır.” dedi. Bunun üzerine Resulullah Aleyhissalâtu Vesselâm: </strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong>“Bu sözü bırak da, şu söylediklerini söylemeye devam et.” buyurdu.2 </strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong>2) Eğlencelerde nefsi şımartan, şehevî duyguları tahrik eden, yetimâne hüzünler veren ve ulvî duyguları tahrip eden parçalar çalınmamalıdır. </strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong>Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, hiç şüphesiz evlenen çiftler tebrik edilmeli ve hayır duâ edilmelidir. Nitekim Resulullah Aleyhissalâtu Vesselâm Efendimiz evlenen kişiyi “Allah mübarek etsin. Tebrik ederim. Allah sizi mutlu kılsın ve sizi hayırla bir araya getirsin.” Diyerek tebrik ederdi.3 </strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong>Öte yandan akrabalarımıza düğünlerimizdeki bu ölçüler hatırlatılır ve onlara düğünlerini meşru sınırlar içinde yapmaları hususunda yardımcı olunursa iyi olur. Böylece en azından gidemeyeceğimiz bir düğün kâbusunu önlemiş oluruz. </strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong>Fakat kimi yerlerde öyle yerleşmiş görenekler var ki, düğün denince kendiliğinden bu göreneklerden geçilmesi gerekiyor gibi bir emir ortaya çıkıyor. Sanki bir yüksek makam çıkmış emrediyor: Düğünleriniz salonda orkestralı olacak, kadınlı erkekli danslı oyunlu olacak, su gibi içki içilecek, havaya silâhlar sıkılacak… Vs. Bunlar yapılmasa düğün olmuyor. Ele güne karşı, ne deriz sonra? Öyle ya, el gün bu düğünü konuşacak ve aferin diyecek. </strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong>Şu görenekçiler, Allah ne diyor diye soruyorlar mı acaba? </strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong>Eğlenceye tamam, ama bu kadarı değil. İçinde haram unsur taşımayanına bir diyeceğimiz olmaz. Haram unsur varsa, dost ve akrabalarımızı öncelikle incitmeden uyarmamızda yarar var. Söz dinlenmiyorsa, küsmek yok. Ama düğünün içinden haram unsurları ayıklama gayretimizi sürdürürüz. </strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong>Ayıklayabildiğimiz kadar ayıklarız. Meselâ içki olmayacak, silâh olmayacak denebilir. Bir de kadınlarla erkeklerin salonları ayrılsa mesele kalmayacak. Fakat başaramadığımız yerde küsüp elimizi çekmemize de gerek yok. Demek yapabildiğimiz bu kadar. Daha sonra başka yapabileceklerimiz için kapıları kapamadan, akrabalık hukukumuz çerçevesinde, içinde bir miktar bidat da olsa, bidati yaşamamak kaydıyla, akrabalarımızın düğününe gideriz. Gideriz çünkü aksi takdirde, akrabalık ilişkilerinin kesilmesi gibi daha büyük yaraların açılmasına fırsat vermemek lâzım. Küsmeden, tavır koymadan, incitmeden, kırmadan yanlış bulduklarımızı, doğru bildiklerimizi söylemeye devam ederiz. Olabildiği kadar. </strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong>Allah düğünlerimizi, derneklerimizi haramlardan ve bidatlerden korusun. Âmin. </strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong>Dipnotlar: </strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong>1. Tirmizî, Nikâh, 6;İbn-i Mâce, Nikâh, 1896 2. Tirmizî, Nikâh, 1096 3. Tirmizî, Nikâh, 7</strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #a60000"><strong>Süleyman Kösmene </strong> </span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="hasret, post: 60500, member: 3226"] [color=#a60000][b]Bir yandan akrabalık hukuku var, diğer yandan günah işlememe hakkımız var. Hiç şüphesiz, akrabalarımız bizim günah işlememe hakkımıza saygı duyacaklardır. Fakat onları düğünleri sebebiyle de tebrik etmemiz gerekiyor. Bu ikisini bir arada yapmak, yaşamak ve başarmak zor olmasa gerek. Her şeyden önce şunu ifade edelim ki, düğünlerde eğlence düzenlemek sünnette de vardır. Sünnetteki ölçülere uyulması halinde; meşru sınırlar içinde eğlenceye karşı koymamalıdır. Eğlencede sünnet ölçüleri şunlardır: 1) Eğlence kadın-erkek karışık olmamalı; kadınlar kendi aralarında ve erkeklere kapalı alanlarda, erkekler de kendi aralarında helâl sınırlar içinde –içkisiz, kavgasız, kargaşasız- olmak şartıyla eğlenebilirler. Nitekim Resulullah Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm: “Gayr-i meşrû birleşme ile meşrû evliliği birbirinden ayıran şey, def çalmak ve ilân etmektir.” buyurmuştur. 1 Rubey binti Muavviz radiyallahü anhâ anlatmıştır ki: Ben gelin olduğumun kuşluk vaktinde Resulullah Aleyhissalâtu Vesselâm evlenme törenime geldi. O sırada küçük kızlarımız deflerini çalmakta ve Bedir günü şehit düşen atalarının kahramanlıklarını nağme ile dile getirmekte idiler. Nihayet içlerinden biri: “Aramızda bir Peygamber vardır.” dedi. Bunun üzerine Resulullah Aleyhissalâtu Vesselâm: “Bu sözü bırak da, şu söylediklerini söylemeye devam et.” buyurdu.2 2) Eğlencelerde nefsi şımartan, şehevî duyguları tahrik eden, yetimâne hüzünler veren ve ulvî duyguları tahrip eden parçalar çalınmamalıdır. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, hiç şüphesiz evlenen çiftler tebrik edilmeli ve hayır duâ edilmelidir. Nitekim Resulullah Aleyhissalâtu Vesselâm Efendimiz evlenen kişiyi “Allah mübarek etsin. Tebrik ederim. Allah sizi mutlu kılsın ve sizi hayırla bir araya getirsin.” Diyerek tebrik ederdi.3 Öte yandan akrabalarımıza düğünlerimizdeki bu ölçüler hatırlatılır ve onlara düğünlerini meşru sınırlar içinde yapmaları hususunda yardımcı olunursa iyi olur. Böylece en azından gidemeyeceğimiz bir düğün kâbusunu önlemiş oluruz. Fakat kimi yerlerde öyle yerleşmiş görenekler var ki, düğün denince kendiliğinden bu göreneklerden geçilmesi gerekiyor gibi bir emir ortaya çıkıyor. Sanki bir yüksek makam çıkmış emrediyor: Düğünleriniz salonda orkestralı olacak, kadınlı erkekli danslı oyunlu olacak, su gibi içki içilecek, havaya silâhlar sıkılacak… Vs. Bunlar yapılmasa düğün olmuyor. Ele güne karşı, ne deriz sonra? Öyle ya, el gün bu düğünü konuşacak ve aferin diyecek. Şu görenekçiler, Allah ne diyor diye soruyorlar mı acaba? Eğlenceye tamam, ama bu kadarı değil. İçinde haram unsur taşımayanına bir diyeceğimiz olmaz. Haram unsur varsa, dost ve akrabalarımızı öncelikle incitmeden uyarmamızda yarar var. Söz dinlenmiyorsa, küsmek yok. Ama düğünün içinden haram unsurları ayıklama gayretimizi sürdürürüz. Ayıklayabildiğimiz kadar ayıklarız. Meselâ içki olmayacak, silâh olmayacak denebilir. Bir de kadınlarla erkeklerin salonları ayrılsa mesele kalmayacak. Fakat başaramadığımız yerde küsüp elimizi çekmemize de gerek yok. Demek yapabildiğimiz bu kadar. Daha sonra başka yapabileceklerimiz için kapıları kapamadan, akrabalık hukukumuz çerçevesinde, içinde bir miktar bidat da olsa, bidati yaşamamak kaydıyla, akrabalarımızın düğününe gideriz. Gideriz çünkü aksi takdirde, akrabalık ilişkilerinin kesilmesi gibi daha büyük yaraların açılmasına fırsat vermemek lâzım. Küsmeden, tavır koymadan, incitmeden, kırmadan yanlış bulduklarımızı, doğru bildiklerimizi söylemeye devam ederiz. Olabildiği kadar. Allah düğünlerimizi, derneklerimizi haramlardan ve bidatlerden korusun. Âmin. Dipnotlar: 1. Tirmizî, Nikâh, 6;İbn-i Mâce, Nikâh, 1896 2. Tirmizî, Nikâh, 1096 3. Tirmizî, Nikâh, 7 Süleyman Kösmene [/b] [/color] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
İslam Akaidi ve Fıkıh
Düğünlerimizde Eğlence
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst