Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Sorularla Risale-i Nur
Dünya Hizmet Meydanıdır, Ücret Yeri Değil
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Eyvàh!" data-source="post: 39966" data-attributes="member: 12"><p>İşte burada da görüldüğü gibi bir kısım Müslümanlar sırf dünya işlerinin iyi gitmesi için ibadete yöneliyorlar. Kazançları bereketlensin diye dini hizmetleri yapıyorlar. Bunlar maksatlarına ulaşamayacakları gibi ibadetlerinin de ihlası kaçar, ancak yaptıkları zahmet yanlarına kar kalır. </p><p></p><p>“Birbirinizi enaniyetle veya sadakatsizlikle ittiham etmemek için, bir hakikati beyan etmek ihtar edildi. </p><p>Ben bir zaman enaniyetini bırakmış ve nefs-i emmâresi kalmamış büyük evliyadan şiddetli bir surette nefs-i emmâreden şikâyet ettiğini gördüm, hayrette kaldım. Sonra katî bildim ki, âhir ömre kadar mücahede-i nefsiyenin sevabdar devamı için, nefs-i emmârenin ölmesi üzerine onun cihazatı damarlara ve hissiyata devredilir, mücahede devam eder. İşte o büyük evliyalar, bu ikinci düşmandan ve nefsin vârisinden şikâyet ederler. </p><p>Hem mânevî kıymet ve makam ve meziyet, bu dünyaya bakmıyor ki, kendini ihsas etsin. Hattâ en büyük makamda bulunanlardan bazı zatlara verilen büyük bir ihsan-ı İlâhîyi hissetmediklerinden, kendilerini herkesten ziyade biçare ve müflis telâkki etmeleri gösteriyor ki, avâmın nazarında medar-ı kemâlât zannedilen keşif ve keramet ve ezvak ve envâr, o mânevî kıymet ve makamlara medar ve mehenk olamaz. Sahabelerin bir saati, başka velîlerin bir gün, belki bir çilesi kadar kıymeti olduğu halde, keşif ve mânevî hârikulâde hâlâta evliya gibi mazhariyetleri her Sahabede olmaması, bu hakikati ispat ediyor.” (Şualar, 13. Şua) </p><p></p><p>Şu hakikat da güzeldir. Çünkü bizlerde nefsi öldürmek olmadığından dolayı nefsimizi terbiye edebilsek de yine mücadelenin devam edebilmesi için o nefsin vazifesini görecek hisler mevcuttur. Çünkü nefsin ölümünden sonra terakki devresi yavaşlar. Buna dair şöyle bir hikaye anlatırlar: </p><p>Mesela: Bizim bir atımız bulunsun. Eğer biz nefsimizi öldürürsek yani atı öldürürsek o zaman gideceğimiz yere artık yürüyerek gitmek zorunda kalırız. Eğer nefsimizin esiri olursak o zaman at bizi nereye isterse oraya götürür. Eğer biz nefsimizi terbiye edersek o zaman ata binip onun dizginini nereye çevirirsek oraya gider. </p><p></p><p>Burada dikkat edilmesi gereken bir husus vardır. Nefs-i emmare terbiye edilse bile onun vazifesini devam ettiren bir his mutlaka yaşıyor. Bu da terakki edebilmemiz için lazımdır. Bazı büyük insanlar kendilerini en adi bir durumda görüyorlar. Kendilerine verilen büyük makamları hissetmediklerinden kendilerini diğer insanlardan çok daha aşağı hissediyorlar. </p><p>Keşf ve kerametler henüz terakki edemeyen ve teşvike muhtaç olan insanlara Cenab-ı Hakk’ın bir ihsanı olarak verilir. Terakki etmiş insanlarda keşf ve keramete ihtiyaç olmaz, onlar doğrudan doğruya hakikati buldukları için bu hakikat onlar için kırılmaz ve sarsılmaz hüccetleri taşır. Daha keşf ve kerametlere ihtiyaç hissetmezler.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Eyvàh!, post: 39966, member: 12"] İşte burada da görüldüğü gibi bir kısım Müslümanlar sırf dünya işlerinin iyi gitmesi için ibadete yöneliyorlar. Kazançları bereketlensin diye dini hizmetleri yapıyorlar. Bunlar maksatlarına ulaşamayacakları gibi ibadetlerinin de ihlası kaçar, ancak yaptıkları zahmet yanlarına kar kalır. “Birbirinizi enaniyetle veya sadakatsizlikle ittiham etmemek için, bir hakikati beyan etmek ihtar edildi. Ben bir zaman enaniyetini bırakmış ve nefs-i emmâresi kalmamış büyük evliyadan şiddetli bir surette nefs-i emmâreden şikâyet ettiğini gördüm, hayrette kaldım. Sonra katî bildim ki, âhir ömre kadar mücahede-i nefsiyenin sevabdar devamı için, nefs-i emmârenin ölmesi üzerine onun cihazatı damarlara ve hissiyata devredilir, mücahede devam eder. İşte o büyük evliyalar, bu ikinci düşmandan ve nefsin vârisinden şikâyet ederler. Hem mânevî kıymet ve makam ve meziyet, bu dünyaya bakmıyor ki, kendini ihsas etsin. Hattâ en büyük makamda bulunanlardan bazı zatlara verilen büyük bir ihsan-ı İlâhîyi hissetmediklerinden, kendilerini herkesten ziyade biçare ve müflis telâkki etmeleri gösteriyor ki, avâmın nazarında medar-ı kemâlât zannedilen keşif ve keramet ve ezvak ve envâr, o mânevî kıymet ve makamlara medar ve mehenk olamaz. Sahabelerin bir saati, başka velîlerin bir gün, belki bir çilesi kadar kıymeti olduğu halde, keşif ve mânevî hârikulâde hâlâta evliya gibi mazhariyetleri her Sahabede olmaması, bu hakikati ispat ediyor.” (Şualar, 13. Şua) Şu hakikat da güzeldir. Çünkü bizlerde nefsi öldürmek olmadığından dolayı nefsimizi terbiye edebilsek de yine mücadelenin devam edebilmesi için o nefsin vazifesini görecek hisler mevcuttur. Çünkü nefsin ölümünden sonra terakki devresi yavaşlar. Buna dair şöyle bir hikaye anlatırlar: Mesela: Bizim bir atımız bulunsun. Eğer biz nefsimizi öldürürsek yani atı öldürürsek o zaman gideceğimiz yere artık yürüyerek gitmek zorunda kalırız. Eğer nefsimizin esiri olursak o zaman at bizi nereye isterse oraya götürür. Eğer biz nefsimizi terbiye edersek o zaman ata binip onun dizginini nereye çevirirsek oraya gider. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus vardır. Nefs-i emmare terbiye edilse bile onun vazifesini devam ettiren bir his mutlaka yaşıyor. Bu da terakki edebilmemiz için lazımdır. Bazı büyük insanlar kendilerini en adi bir durumda görüyorlar. Kendilerine verilen büyük makamları hissetmediklerinden kendilerini diğer insanlardan çok daha aşağı hissediyorlar. Keşf ve kerametler henüz terakki edemeyen ve teşvike muhtaç olan insanlara Cenab-ı Hakk’ın bir ihsanı olarak verilir. Terakki etmiş insanlarda keşf ve keramete ihtiyaç olmaz, onlar doğrudan doğruya hakikati buldukları için bu hakikat onlar için kırılmaz ve sarsılmaz hüccetleri taşır. Daha keşf ve kerametlere ihtiyaç hissetmezler. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Sorularla Risale-i Nur
Dünya Hizmet Meydanıdır, Ücret Yeri Değil
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst