Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Dünya malı imanımızı köreltmesin
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 274231" data-attributes="member: 1004566"><p><strong>Dünyanın Hayaline Aldanana Yazıklar Olsun</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong>Evet, işin gerçeği budur. Bu fani dünya, ne gönül verilecek ve ne de aldanacak bir yer değildir. İşte bu sebeple, dünyanın şerrinden Allah'a sığınmak lazımdır. İşte görüyorsunuz, Hz. Peygamber (sav) dünya ve dünyanın içindekileri çok güzel bir şekilde beyan etmiştir. <table style='width: 100%'><tr><td></td><td></td></tr></table><p></p><p>Hz. Peygamber (sav)'in Hz. Ömer’e (ra) yapmış olduğu bu tavsiye, aynı zamanda bütün ümmetinedir. Şunu da hepimiz bilmeliyiz ki, dünya malı mü'minin kalbinde değil, elinde olması lazımdır. Çünkü kalp, Allah-u Zülcelal'in nazargâhıdır.</p><p></p><p></p><p></p><p><strong>Mal Elde Olsun Kalbe Girmesin</strong></p><p></p><p>Süleyman (aleyhisselam), bütün dünyanın hükümdarı idi. Fakat o, ne mala ne de dünyaya hiç değer vermezdi. Onun içindir ki, Sâdât-ı Kiram şöyle demiştir: "Mal kalpte değil, elde olmalıdır." Sâdât-ı Kiram'ın davranışları bizim için ne büyük bir ibrettir. </p><p></p><p>Cüneyd-i Bağdadi, Sırrı-i Sakati'nin şöyle dediğini anlatır: "Bağdat'ta ölmeyi ve orada gömülmeyi istemiyorum. Zira toprağın beni kabul etmeyip, rezil ve rüsvay etmesinden korkuyorum! Hakkımda hüsn-ü zan besleyen halk, bu suretle fena bir durumla karşılaşmış olur." </p><p></p><p>Halbuki insanlar onu çok seviyorlardı. Fakat Sırrı-i Sakati (ks) kendi gözünde öyleydi. İnsan kendi nefsine düşman olduğu zaman, mutlaka kazançlı çıkacaktır. Kim de devamlı nefsini beslerse, o kaybetmeye mahkumdur.</p><p></p><p><strong>Allah’ın Şefkat ve Merhameti Çoktur</strong></p><p></p><p>Allah'ın kullarına karşı merhameti çoktur. Hatta kıyamet gününde Peygamberler, Evliyalar, mü'min kullar ve melekler şefaatlerini ettikten sonra, merhametlilerin en merhametlisi olan Allah, yalnız iman sahibi olup, hiçbir hayır yapmayanlar için bizzat kendisi şefaat edecektir. Allah-u Zülcelal'in rızası ve merhameti ibadet yapan kimselere yakındır. Zira, ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Hiç şüphesiz, Allah'ın rahmeti iyi amel işleyenlere yakındır." (A'raf; 56)</p><p></p><p>Allah-u Zülcelal hiç hayır işlemeyenlere de merhamet edebilir. Fakat onunla yetinmek doğru değildir. Allah-u Zülcelal, kıyamet gününde kullarına öyle merhamet edecek ki, şeytan bile başını kaldırarak, belki Allah'ın rahmeti bana gelecek, diye ümitlenecektir. </p><p></p><p>İşte, Allah-u Zülcelal kullarına o kadar merhamet edecektir. Ne olur, bizler de bu merhamete kendimizi müstahak edelim. Kıyamet günü gelmeden önce kendimizi düzeltelim. Çünkü kıyamet günü çok dehşetli bir gündür. </p><p></p><p>Bu dehşetli güne hazırlanmak için, dünyaya dalmayıp ahirete yönelmemiz lazımdır. Dünya ehli kâr ve zararını iyi bildikleri halde, biz neden ahiret için kâr ve zararımızı bilmiyoruz? Üzerimize bir ağırlık gelip muhabbetimiz azaldığı zaman, onu tekrar elde etmek için neden gayret göstermiyoruz?</p><p></p><p>Bazı Sâdât-ı Kiram şöyle demiştir: "Size bir ağırlık gelip muhabbetiniz azaldığı zaman, hemen bir tasavvuf ehlinin yanına gidip sohbet ettiğiniz takdirde, sizden o ağırlık gidecektir." </p><p></p><p>Allah-u Zülcelal nefsi, keyif, sefa ve günahlara meyilli olarak yaratmıştır. Akıl ise bir kumandan gibidir. Akıl, nefsin ipini tutup daima doğru yola çekmelidir. Hepimiz, her sabah kendi nefsimizle hesap görmemiz lazımdır. Netice olarak, insanın en büyük çaresi ve Allah'ın büyük bir nimeti olan, tövbe kapısını kıyamete kadar açık tutmasıdır. Bizler bu kapının kıymetini bilelim ve daima iyi kişilerle beraber oturup kalkalım.</p><p></p><p><strong>Ahiretin İzzeti Salih Amellerdedir</strong></p><p></p><p>Hz. Ömer (ra) bu konuda şöyle buyurmuştur: "Dünyanın şerefi ve izzeti dünya malıyladır. Ahiretin şerefi ve izzeti ise salih amelledir." </p><p></p><p>İnsan, baki olan hayatta şerefli ve izzetli olmak istiyorsa, salih amellere sımsıkı sarılmalıdır. Bu konuda Hz. Osman (ra) şöyle buyurmuştur: "Bir kimse sabah kalktığı zaman, aklı dünyada ise onun kalbi zulmetle dolar. Eğer aklı ahirette ise (ahireti düşünüyorsa) onun kalbi tertemiz olur."</p><p></p><p>Buradan anlaşıldığına göre, insanın aklı daima Allah-u Zülcelal'in rızasında ve ahirette olmalıdır. Eğer Allah-u Zülcelal, bütün kullarının hidayetini istese, bir saniye içinde dünyadaki bütün insanları imanlı ve evliya yapabilir. </p><p></p><p>Herşey O'nun emrindedir, insanın kalbi de... Allah-u Zülcelal'in kudret parmağı bunların üzerindedir. O, isterse bu yöne çevirir, isterse diğer yöne çevirir. Allah-u Zülcelal bizleri her an imtihan ettiği için, bizlerin samimi olması lazımdır.</p><p></p><p>Allah-u Zulcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "…İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın..." (Maide; 2)</p><p></p><p>Hepimiz birbirimize yardımcı olmamız lazımdır. Peki birbirimize nasıl yardımcı olabiliriz? Birbirimize yapabileceğimiz öylesine çok yardım vardır ki, saymakla bitmez. Fakat biz dinimizden uzak kaldığımız için, o yardımları yapmaktan uzağız. Her zaman, Allah-u Zülcelal'den bahsetmek suretiyle birbirimize yardımcı olmamız lazımdır. Mesela, bir mü'min kardeşimiz namaz kılmıyorsa, şefkatle onun elinden tutup çekmemiz ve ona nasihat etmemiz gerekir. İşte, ahiret için yardımlaşma böyle olur. </p><p></p><p>Allah-u Zülcelal kendi fazlı ve keremi ile bizlere muamele etsin ve hepimize razı olacağı şekilde salih amel nasip etsin...</p><p></p><p>Sallallahu ala Seyyidinâ Muhammedin Nebiyyi'l Ummiyyi ve alâ Âlihî ve Sahbihî ve sellem.</p><p><span style="font-size: 9px">Gülistan dergisi alinti..</span></p><p><span style="font-size: 9px"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 274231, member: 1004566"] [B]Dünyanın Hayaline Aldanana Yazıklar Olsun [/B]Evet, işin gerçeği budur. Bu fani dünya, ne gönül verilecek ve ne de aldanacak bir yer değildir. İşte bu sebeple, dünyanın şerrinden Allah'a sığınmak lazımdır. İşte görüyorsunuz, Hz. Peygamber (sav) dünya ve dünyanın içindekileri çok güzel bir şekilde beyan etmiştir. [TABLE="align: right"] [TR] [TD][/TD] [TD][/TD] [/TR] [/TABLE] Hz. Peygamber (sav)'in Hz. Ömer’e (ra) yapmış olduğu bu tavsiye, aynı zamanda bütün ümmetinedir. Şunu da hepimiz bilmeliyiz ki, dünya malı mü'minin kalbinde değil, elinde olması lazımdır. Çünkü kalp, Allah-u Zülcelal'in nazargâhıdır. [B]Mal Elde Olsun Kalbe Girmesin[/B] Süleyman (aleyhisselam), bütün dünyanın hükümdarı idi. Fakat o, ne mala ne de dünyaya hiç değer vermezdi. Onun içindir ki, Sâdât-ı Kiram şöyle demiştir: "Mal kalpte değil, elde olmalıdır." Sâdât-ı Kiram'ın davranışları bizim için ne büyük bir ibrettir. Cüneyd-i Bağdadi, Sırrı-i Sakati'nin şöyle dediğini anlatır: "Bağdat'ta ölmeyi ve orada gömülmeyi istemiyorum. Zira toprağın beni kabul etmeyip, rezil ve rüsvay etmesinden korkuyorum! Hakkımda hüsn-ü zan besleyen halk, bu suretle fena bir durumla karşılaşmış olur." Halbuki insanlar onu çok seviyorlardı. Fakat Sırrı-i Sakati (ks) kendi gözünde öyleydi. İnsan kendi nefsine düşman olduğu zaman, mutlaka kazançlı çıkacaktır. Kim de devamlı nefsini beslerse, o kaybetmeye mahkumdur. [B]Allah’ın Şefkat ve Merhameti Çoktur[/B] Allah'ın kullarına karşı merhameti çoktur. Hatta kıyamet gününde Peygamberler, Evliyalar, mü'min kullar ve melekler şefaatlerini ettikten sonra, merhametlilerin en merhametlisi olan Allah, yalnız iman sahibi olup, hiçbir hayır yapmayanlar için bizzat kendisi şefaat edecektir. Allah-u Zülcelal'in rızası ve merhameti ibadet yapan kimselere yakındır. Zira, ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Hiç şüphesiz, Allah'ın rahmeti iyi amel işleyenlere yakındır." (A'raf; 56) Allah-u Zülcelal hiç hayır işlemeyenlere de merhamet edebilir. Fakat onunla yetinmek doğru değildir. Allah-u Zülcelal, kıyamet gününde kullarına öyle merhamet edecek ki, şeytan bile başını kaldırarak, belki Allah'ın rahmeti bana gelecek, diye ümitlenecektir. İşte, Allah-u Zülcelal kullarına o kadar merhamet edecektir. Ne olur, bizler de bu merhamete kendimizi müstahak edelim. Kıyamet günü gelmeden önce kendimizi düzeltelim. Çünkü kıyamet günü çok dehşetli bir gündür. Bu dehşetli güne hazırlanmak için, dünyaya dalmayıp ahirete yönelmemiz lazımdır. Dünya ehli kâr ve zararını iyi bildikleri halde, biz neden ahiret için kâr ve zararımızı bilmiyoruz? Üzerimize bir ağırlık gelip muhabbetimiz azaldığı zaman, onu tekrar elde etmek için neden gayret göstermiyoruz? Bazı Sâdât-ı Kiram şöyle demiştir: "Size bir ağırlık gelip muhabbetiniz azaldığı zaman, hemen bir tasavvuf ehlinin yanına gidip sohbet ettiğiniz takdirde, sizden o ağırlık gidecektir." Allah-u Zülcelal nefsi, keyif, sefa ve günahlara meyilli olarak yaratmıştır. Akıl ise bir kumandan gibidir. Akıl, nefsin ipini tutup daima doğru yola çekmelidir. Hepimiz, her sabah kendi nefsimizle hesap görmemiz lazımdır. Netice olarak, insanın en büyük çaresi ve Allah'ın büyük bir nimeti olan, tövbe kapısını kıyamete kadar açık tutmasıdır. Bizler bu kapının kıymetini bilelim ve daima iyi kişilerle beraber oturup kalkalım. [B]Ahiretin İzzeti Salih Amellerdedir[/B] Hz. Ömer (ra) bu konuda şöyle buyurmuştur: "Dünyanın şerefi ve izzeti dünya malıyladır. Ahiretin şerefi ve izzeti ise salih amelledir." İnsan, baki olan hayatta şerefli ve izzetli olmak istiyorsa, salih amellere sımsıkı sarılmalıdır. Bu konuda Hz. Osman (ra) şöyle buyurmuştur: "Bir kimse sabah kalktığı zaman, aklı dünyada ise onun kalbi zulmetle dolar. Eğer aklı ahirette ise (ahireti düşünüyorsa) onun kalbi tertemiz olur." Buradan anlaşıldığına göre, insanın aklı daima Allah-u Zülcelal'in rızasında ve ahirette olmalıdır. Eğer Allah-u Zülcelal, bütün kullarının hidayetini istese, bir saniye içinde dünyadaki bütün insanları imanlı ve evliya yapabilir. Herşey O'nun emrindedir, insanın kalbi de... Allah-u Zülcelal'in kudret parmağı bunların üzerindedir. O, isterse bu yöne çevirir, isterse diğer yöne çevirir. Allah-u Zülcelal bizleri her an imtihan ettiği için, bizlerin samimi olması lazımdır. Allah-u Zulcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "…İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın..." (Maide; 2) Hepimiz birbirimize yardımcı olmamız lazımdır. Peki birbirimize nasıl yardımcı olabiliriz? Birbirimize yapabileceğimiz öylesine çok yardım vardır ki, saymakla bitmez. Fakat biz dinimizden uzak kaldığımız için, o yardımları yapmaktan uzağız. Her zaman, Allah-u Zülcelal'den bahsetmek suretiyle birbirimize yardımcı olmamız lazımdır. Mesela, bir mü'min kardeşimiz namaz kılmıyorsa, şefkatle onun elinden tutup çekmemiz ve ona nasihat etmemiz gerekir. İşte, ahiret için yardımlaşma böyle olur. Allah-u Zülcelal kendi fazlı ve keremi ile bizlere muamele etsin ve hepimize razı olacağı şekilde salih amel nasip etsin... Sallallahu ala Seyyidinâ Muhammedin Nebiyyi'l Ummiyyi ve alâ Âlihî ve Sahbihî ve sellem. [SIZE=1]Gülistan dergisi alinti.. [/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Dünya malı imanımızı köreltmesin
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst