Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Dünya yükü
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Muvahhid1" data-source="post: 241290" data-attributes="member: 1003203"><p style="text-align: center"><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:</strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Geçici lezzetlere, çabuk biten, tükenen dünyalıklara aldanmamalı. İnsanlar Allah ü teâlâya kulluk, ibadet etmek için yaratılmıştır. İnsanlar saadete kavuşmak için, yaratılış gayelerine dikkat etmeli ve dünyaya düşkün olmaktan kaçınmalı. Dünya nimetleri geçicidir. Dünya, sonsuz kalınacak bir yer değildir, âhirette saadete kavuşmak için bir binek gibidir. Sevinç yeri değil, ayrılık yeridir. Akıllı kimse, bu fani dünyaya düşkün olmaz, dünyada kulluk vazifesini hakkıyla yapar.</strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Kalb, dünya arzularından birine bağlı kaldığı ve geçici lezzetlerden birinin peşine takılıp gittiği müddetçe, âhireti nasıl sevebilir?</strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>İki arkadaş gemiyle uzak bir yere gideceklerdi. Sırtlarında da eşyaları vardı. Biri gemiye binince sırtından yükünü indirdi, üstüne oturdu. Diğeri ise indirmedi. Arkadaşı ona, (Yükünü indirsene) dedi.</strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>O da, (Ben indirmem. Benim malım kıymetli, sırtımda taşırım) dedi. Arkadaşı, (Yahu, delilik etme, indir! Üstüne de güzelce otur, bir dinlen! Bak ben ne güzel dinleniyorum) dedi. O ise, (Sen dinlen, ben indirmem) dedi.</strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Bu şahsın yükünü sırtında taşıması, diğer insanların da dikkatini çekti. Onlar da sorunca, aynı şeyleri söyledi. Herkesin böyle kendisine tuhaf tuhaf bakması üzerine, malımı alacaklar galiba diye şüphelendi, gittikçe geminin kenarlarına, köşelerine yaklaştı. Buralarda durmak tehlikeliydi. Fırtınayla, dalgayla denize düşülebilirdi. Gemidekiler, bunu da ona söylediler. Öyle tehlikeli yerlerde durma, gel, yanımızda dur dediler. Bu, onları dinlemedi, malında gözleri olduğunu zannediyordu. Birkaç saat sonra, bir fırtına, bir dalga, adam yüküyle birlikte denize uçup gitti. Malından olduğu gibi, canından da oldu.</strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretleri, bu olayı anlattıktan sonra buyuruyor ki:</strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>— Ey aziz! Dünya malını sırtından indiren, ne kadar rahat yolculuk yaptı. Âhireti zaten rahat. Allah demeye vakti çok. Diğerininse hem dünyası harap, hem de âhireti. Yoruldu, korktu, üzüldü, malım malım diye kahroldu. Allah demeye bile vakit bulamadı. Dünyasını da mahvetti, ahiretini de…</strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:</strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Eğer dünya malına tapan birisine rastlarsan sokağını değiştir, aynı köyde veya aynı mahallede oturuyorsan, oradan başka yere git ki, kalbin ona meyletmesin!</strong></span></p> </p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><strong>Mehmet Ali Demirbaş</strong></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Muvahhid1, post: 241290, member: 1003203"] [CENTER][LEFT][FONT=Comic Sans MS][B]Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Geçici lezzetlere, çabuk biten, tükenen dünyalıklara aldanmamalı. İnsanlar Allah ü teâlâya kulluk, ibadet etmek için yaratılmıştır. İnsanlar saadete kavuşmak için, yaratılış gayelerine dikkat etmeli ve dünyaya düşkün olmaktan kaçınmalı. Dünya nimetleri geçicidir. Dünya, sonsuz kalınacak bir yer değildir, âhirette saadete kavuşmak için bir binek gibidir. Sevinç yeri değil, ayrılık yeridir. Akıllı kimse, bu fani dünyaya düşkün olmaz, dünyada kulluk vazifesini hakkıyla yapar. Kalb, dünya arzularından birine bağlı kaldığı ve geçici lezzetlerden birinin peşine takılıp gittiği müddetçe, âhireti nasıl sevebilir? İki arkadaş gemiyle uzak bir yere gideceklerdi. Sırtlarında da eşyaları vardı. Biri gemiye binince sırtından yükünü indirdi, üstüne oturdu. Diğeri ise indirmedi. Arkadaşı ona, (Yükünü indirsene) dedi. O da, (Ben indirmem. Benim malım kıymetli, sırtımda taşırım) dedi. Arkadaşı, (Yahu, delilik etme, indir! Üstüne de güzelce otur, bir dinlen! Bak ben ne güzel dinleniyorum) dedi. O ise, (Sen dinlen, ben indirmem) dedi. Bu şahsın yükünü sırtında taşıması, diğer insanların da dikkatini çekti. Onlar da sorunca, aynı şeyleri söyledi. Herkesin böyle kendisine tuhaf tuhaf bakması üzerine, malımı alacaklar galiba diye şüphelendi, gittikçe geminin kenarlarına, köşelerine yaklaştı. Buralarda durmak tehlikeliydi. Fırtınayla, dalgayla denize düşülebilirdi. Gemidekiler, bunu da ona söylediler. Öyle tehlikeli yerlerde durma, gel, yanımızda dur dediler. Bu, onları dinlemedi, malında gözleri olduğunu zannediyordu. Birkaç saat sonra, bir fırtına, bir dalga, adam yüküyle birlikte denize uçup gitti. Malından olduğu gibi, canından da oldu. Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretleri, bu olayı anlattıktan sonra buyuruyor ki: — Ey aziz! Dünya malını sırtından indiren, ne kadar rahat yolculuk yaptı. Âhireti zaten rahat. Allah demeye vakti çok. Diğerininse hem dünyası harap, hem de âhireti. Yoruldu, korktu, üzüldü, malım malım diye kahroldu. Allah demeye bile vakit bulamadı. Dünyasını da mahvetti, ahiretini de… İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki: Eğer dünya malına tapan birisine rastlarsan sokağını değiştir, aynı köyde veya aynı mahallede oturuyorsan, oradan başka yere git ki, kalbin ona meyletmesin![/B][/FONT][/LEFT][/CENTER][LEFT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][B]Mehmet Ali Demirbaş[/B][/SIZE][/FONT][/LEFT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Dünya yükü
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst