Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
- Dünyadagaribiz!..
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 339139" data-attributes="member: 1004566"><p><strong><span style="font-size: 15px">Dünyadagaribiz!..</span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 15px"></span></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>İş, eş ve benzer sebeplerle memleketinden uzakta yaşayan milyonlarca insan vardır. Vatan hasreti hiçbir şeye benzemez. Tatmayan anlayamaz, anlayan anlatamaz...</strong></p><p><strong>Doğduğu yerde ölenlerin sayısının giderek azaldığı günümüzde herkes için değişmeyen gerçektir sıla hasreti.</strong></p><p><strong>Hayat, bir rüya, bir film gibi sanki. Yazılı bir senaryonun oyuncularıyız. Bizden öncekiler oyunlarını oynayıp geçip gittiler.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><span style="color: blue">“ÖYLE BİR HAYAT YAŞA Kİ!..”</span>Biz de, pek fazla etki edemediğimiz bir hayat yaşıyoruz. Sahne değişiyor, kostüm değişiyor, dekor değişiyor, oyun ve oyuncu da değişiyor...</strong></p><p><strong>Gezip dolaştığımız yerler ne kadar değişmiştir yapıldığı günden bugüne kadar, kim bilir?</strong></p><p><strong>Kimler gelmiş, kimler geçmiş taşlar dile gelse de anlatsa. Hepsi toprak olmuş, toz olmuş, tarihin derinliklerine gömülmüş gitmiş.</strong></p><p><strong>Merhum Yunus Emre ne güzel söylemiş: “Mal sahibi, mülk sahibi/Hani bunun ilk sahibi?/Mal da yalan, mülk de yalan/Var biraz da sen oyalan...”</strong></p><p><strong>Atalarımız demişler ya: “At ölür, meydan kalır. Yiğit ölür, şan kalır...”</strong></p><p><strong>Gökkubbenin altında, nerede olursa olsun bütün insanlar, kendilerinden sonrakilere bir şeyler bırakabildilerse bahtiyar bir şekilde gülerek ölürler.</strong></p><p><strong>Sadi-yi Şirazi diyor ki: “Sen hatırlamazsın, dünyaya geldiğin zaman ağlıyordun! Etrafındakiler de gülüyorlardı. Anne kurtuldu, bir bebekleri oldu diye. Öyle bir hayat yaşa ki, öleceğin zaman (doğumunun tersi olsun) sen gül, etrafındakiler ağlasın.</strong></p><p><strong>Sen gül! Çünkü güzel bir hayat yaşadın, farzları yaptın, haramlardan sakındın, insanlara faydalı oldun. Memleketine, milletine yararlı işler yaptın... Yanındakiler de senin gibi değerli birini kaybedecekleri için ağlasınlar, ölümünden sonra da seni rahmetle yâd etsinler...”</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><span style="color: blue">“İNSANLARIN EN HAYIRLISI...”</span>Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.”</strong></p><p><strong>Bizim dilimizde “gurbet” basit bir kelime değildir. Maddi ve manevi bütün ayrılıkların, bütün yalnızlıkların adıdır. Çoban da kullanır gurbet sözcüğünü, evliya olan ârifler de. Çobanın anladığı gurbet kendi köyünden uzak kalmaktır. Ârif olanların gurbeti, Rabbinden ayrı kalmasıdır.</strong></p><p><strong>Rabbini bulan, bütün nimetlere, güzelliklere kavuşmuştur. O’nu kaybeden ise her şeyi kaybetmiştir. Hazreti Ali radıyallahü anh, oğlu Hazreti Hasan’a buyurdu ki: “Garip, Allah için bir dostu olmayan adamdır.” </strong></p><p><strong>Fudayl bin İyad hazretleri de gurbeti başka bir tarzda tarif ediyor. “Faziletli, güzel ahlaklı kişilere gurbet olmaz. Onlar, yabancı yerlerde de olsalar, çevre edinirler, dost bulurlar. Kötü insanlar ise kendi memleketlerinde olsalar bile garip sayılırlar. Kimse onları sevmez, beraber olmak istemezler...”</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><span style="color: blue">İŞTE GELDİK, GİDİYORUZ...</span></strong></p><p><strong>Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımıza “gurbetçi” diyorlar. Aslına bakarsanız hepimiz gurbetçiyiz. Dünyada kalıcı değiliz, geldik gidiyoruz...</strong></p><p><strong>Bir gün sevgili Peygamberimiz aleyhisselam mübarek elini Abdullah bin Ömer’in omuzuna koyarak şöyle buyurdu: </strong></p><p><strong>“Sen kendini dünyada ya garip bil veya yolcu. Ya da kendini kabir ehlinden say.”</strong></p><p><strong>Bu dünyada hem garibiz, hem yolcuyuz. Garibiz, çünkü daha önce burada değildik. Yolcuyuz, istesek de bizi burada durdurmazlar. Hepimiz burada misafiriz...</strong></p><p><strong>Misafir bir gün memleketine döner. Sahip olduğumuz ne varsa hepsi emanettir. Emanetler de bir gün sahibine teslim edilir.</strong></p><p><strong>İnsanoğlu her gün bir adım ölüme yaklaşıyor. Kazandığı servete çocuklar gibi seviniyor, kaybettiği zamanına acımıyor.</strong></p><p><strong>Neye yarar o servet ki, başkalarına nasip olacak. Belki de en sevmediğimiz kimselere!..</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>alinti</strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 339139, member: 1004566"] [B][SIZE=4]Dünyadagaribiz!.. [/SIZE] İş, eş ve benzer sebeplerle memleketinden uzakta yaşayan milyonlarca insan vardır. Vatan hasreti hiçbir şeye benzemez. Tatmayan anlayamaz, anlayan anlatamaz... Doğduğu yerde ölenlerin sayısının giderek azaldığı günümüzde herkes için değişmeyen gerçektir sıla hasreti. Hayat, bir rüya, bir film gibi sanki. Yazılı bir senaryonun oyuncularıyız. Bizden öncekiler oyunlarını oynayıp geçip gittiler. [COLOR=blue]“ÖYLE BİR HAYAT YAŞA Kİ!..”[/COLOR]Biz de, pek fazla etki edemediğimiz bir hayat yaşıyoruz. Sahne değişiyor, kostüm değişiyor, dekor değişiyor, oyun ve oyuncu da değişiyor... Gezip dolaştığımız yerler ne kadar değişmiştir yapıldığı günden bugüne kadar, kim bilir? Kimler gelmiş, kimler geçmiş taşlar dile gelse de anlatsa. Hepsi toprak olmuş, toz olmuş, tarihin derinliklerine gömülmüş gitmiş. Merhum Yunus Emre ne güzel söylemiş: “Mal sahibi, mülk sahibi/Hani bunun ilk sahibi?/Mal da yalan, mülk de yalan/Var biraz da sen oyalan...” Atalarımız demişler ya: “At ölür, meydan kalır. Yiğit ölür, şan kalır...” Gökkubbenin altında, nerede olursa olsun bütün insanlar, kendilerinden sonrakilere bir şeyler bırakabildilerse bahtiyar bir şekilde gülerek ölürler. Sadi-yi Şirazi diyor ki: “Sen hatırlamazsın, dünyaya geldiğin zaman ağlıyordun! Etrafındakiler de gülüyorlardı. Anne kurtuldu, bir bebekleri oldu diye. Öyle bir hayat yaşa ki, öleceğin zaman (doğumunun tersi olsun) sen gül, etrafındakiler ağlasın. Sen gül! Çünkü güzel bir hayat yaşadın, farzları yaptın, haramlardan sakındın, insanlara faydalı oldun. Memleketine, milletine yararlı işler yaptın... Yanındakiler de senin gibi değerli birini kaybedecekleri için ağlasınlar, ölümünden sonra da seni rahmetle yâd etsinler...” [COLOR=blue]“İNSANLARIN EN HAYIRLISI...”[/COLOR]Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.” Bizim dilimizde “gurbet” basit bir kelime değildir. Maddi ve manevi bütün ayrılıkların, bütün yalnızlıkların adıdır. Çoban da kullanır gurbet sözcüğünü, evliya olan ârifler de. Çobanın anladığı gurbet kendi köyünden uzak kalmaktır. Ârif olanların gurbeti, Rabbinden ayrı kalmasıdır. Rabbini bulan, bütün nimetlere, güzelliklere kavuşmuştur. O’nu kaybeden ise her şeyi kaybetmiştir. Hazreti Ali radıyallahü anh, oğlu Hazreti Hasan’a buyurdu ki: “Garip, Allah için bir dostu olmayan adamdır.” Fudayl bin İyad hazretleri de gurbeti başka bir tarzda tarif ediyor. “Faziletli, güzel ahlaklı kişilere gurbet olmaz. Onlar, yabancı yerlerde de olsalar, çevre edinirler, dost bulurlar. Kötü insanlar ise kendi memleketlerinde olsalar bile garip sayılırlar. Kimse onları sevmez, beraber olmak istemezler...” [COLOR=blue]İŞTE GELDİK, GİDİYORUZ...[/COLOR] Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımıza “gurbetçi” diyorlar. Aslına bakarsanız hepimiz gurbetçiyiz. Dünyada kalıcı değiliz, geldik gidiyoruz... Bir gün sevgili Peygamberimiz aleyhisselam mübarek elini Abdullah bin Ömer’in omuzuna koyarak şöyle buyurdu: “Sen kendini dünyada ya garip bil veya yolcu. Ya da kendini kabir ehlinden say.” Bu dünyada hem garibiz, hem yolcuyuz. Garibiz, çünkü daha önce burada değildik. Yolcuyuz, istesek de bizi burada durdurmazlar. Hepimiz burada misafiriz... Misafir bir gün memleketine döner. Sahip olduğumuz ne varsa hepsi emanettir. Emanetler de bir gün sahibine teslim edilir. İnsanoğlu her gün bir adım ölüme yaklaşıyor. Kazandığı servete çocuklar gibi seviniyor, kaybettiği zamanına acımıyor. Neye yarar o servet ki, başkalarına nasip olacak. Belki de en sevmediğimiz kimselere!.. alinti[/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
- Dünyadagaribiz!..
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst