Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Dünyadaki Bir Garip Yolcu... Zaman ve mekân saati bir miada doğru hızl
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="_bamteli_" data-source="post: 160905" data-attributes="member: 15023"><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Dünyadaki Bir Garip Yolcu... </span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Zaman ve mekân saati bir miada doğru hızla akıp giderken, vakti saatini </span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">bilemediğimiz ecel denilen hakikatle buluşma anı da aynı şekilde bize yaklaşmaya</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">devam ediyor… Adeta tek raylı bir hat üzerinde biz ecele doğru giderken, ecel de bize doğru geliyor; buluşma noktamız, ölüm denilen son durak… Sebepler ve hadiseler gönül gözüne perde… Gaflet ve aldanış sarhoşluğuyla asıl sanıp, tutku ve ihtirasla sarıldığımız, yalancı metaına gönül bağladığımız dünya rüyası bir gün aniden bitiverecek; ölüm denilen o haşmetli gerçek bir gün bizim kapımıza da gelecek… Bugün veya yarın; ama bir gün mutlaka…</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Aldığımız her nefesin ardında, bir ölüm ihtimali var… Yaşadığımız hayat an be an devam ederken; her an bir ölüm yaşıyoruz farkında olmadan… Biz farkında ve şuurunda olmasak dahi ötelere doğru yolculuk devam ediyor…</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">“Dünyada bir garip veya geçip giden bir yolcu gibi ol!” buyurmuş Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve selem… Dünyanın hangi köşe ve bucağında; bu fani rüyanın hangi ucunda olursak olalım, hakikatte bir garip ve yolcuyuz… Bir gün sabah olacak; dünya rüyasından uyanacağız… Acı tatlı yaşadığımız her şey geride kalan bir hatıra olacak… Dünyaya ait olan hiçbir şey bize yar olmayacak; dünyadan aldığımız her şeyi yine dünyada bırakacağız… Alacağımız bir cepsiz kefen, nasibimiz olursa!..</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">“Geçen her bir saniye, elden gider sermaye</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Hiç düşünmez şu insan, seyr-ü sefer nereye…</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Ömür boyu sürer bu; gidiş, geliş, bekleyiş,</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Derken bir gün aniden, son saat gelivermiş!..”</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">İşte böyle bir gün aniden son saat gelmeden önce durup düşünmek lazım değil mi? Seyr-ü sefer nereye! Nerede ve ne haldeyim, bu gidişle kurtulabilecek miyim?” demeli… Muvakkat sayılı ömür saatleri su gibi akıp giderken gayemiz ve derdimiz nedir? İnsanın kıymet ve itibarı, aradığı şeye bağlı… Gaye, endişe, düşünce ve niyetler, insanın mana ve hulasa-i kelamı! Her insanın dünyası, onun duygu ve düşünce ufku kadardır…</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">“Allah’ım! Gerçek hayat, ancak ahiret hayatıdır!” Resul-i Zişan efendimiz (s.a.v) sevinçli ve üzüntü verici zamanlarda da hep böyle gönülleri hakiki ve daimi olan ahiret hayatına tevcih etmişler…</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Haddizatında ucunda ve sonunda zeval bulunan ve daimi olmayan her şey hiç ve yok hükmündedir… Eninde sonunda zevale mahkûm güzellikler, nimetler ve lezzetler, mal, mülk ve mevkiler bir an sonrası meçhul anlık tezahürlerdir ki her an zıddıyla yer değiştirebilirler. Fani, geçici ve iğretidirler. Dünya sahnesinde boy gösteren her fani güzellik, güç ve ihtişam, baştan ölüme mahkûm olarak doğar… Her kemalin kaçınılmaz bir zevali, her hayatın muayyen bir eceli var… Ecel saati geldiği an, ister istemez sahneyi terk eder; emaneti asıl sahibine teslim eder…</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">“Her topluluğun bir eceli vardır, ecelleri geldiği an, ne bir saat geri kalabilirler ne de ileri geçebilirler!”(Yunus Suresi: 49)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Zevale mahkûm bu fani dünyada her şeyin; dünyanın kendisinin dahi bir eceli var; doğum ve ölüm arasında geçen fasıla ömür mühleti, müddeti muayyen bir zaman, dilim dilim biterken, an be an ecel saatine doğru akıp gider… Her kemali bir zeval, her nimeti bir mihnet, her kuvvet ve saltanatı bir zafiyet ve hezimet takip eder… Er geç, varlık sahnesinde arz-ı endam eden her fani, bir gün mutlaka bu sahneyi terk edip gider… Yani ki hiçbir fani bu dünyaya ebediyen yatıya gelmemiştir; gelen her misafir gibi o da bir gün çıkıp gidecektir…</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">“Bu dünyanın misali, bir garip hana benzer,</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Bir kapısından giren, bir kapısından çıkar…</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Bütün yollar sonunda, hep kabristandan geçer</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Kabre varınca biter, hayaller ve arzular…”</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Yüz binlerce delil ve burhanla dünya denilen bu zeval ovasında bekaya imkân olmadığını katiyetle bildikten sonra, anlık tezahürlere ve zevale mahkûm iğreti güzelliklere bakıp aldanmak; ölümü, akıbeti ve ahireti unutup anlık hazlarla, sarhoş olup kendini uyutmak akıl kârı mıdır? Bir an sonrası meçhul dünyalık saltanatlara gönül bağlamak; elden ele dolaşıp duran; ama sonunda hiç kimseye yar olmayan mal, mevki ve makamlara hırsla sarılmak ne hazin bir gaflet, ne amansız bir aldanış ve cehalettir! Gaflet, cehalet ve cesaret bir araya gelince, netice ve akıbeti tam bir vahamet ve iki cihanda da felaket ve nedamettir! Aynadaki yalana aldanan her faniyi bekleyen kaçınılmaz bir akıbettir bu!</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">“Ayrılacağı şeye, insan nasıl bağlanır</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Akıbeti görür de bile bile aldanır…</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Dünya aldanış yurdu, son durağı kabristan</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Şu yalancı dünyada, insana en son mekân!...”</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">“Kanaat, bitmez tükenmez bir hazinedir.”(Deylemi, Müsned III. 236 / 4699)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">“İnsanoğlunun bir vadi dolusu altını olsa, bir vadi daha ister; onun gözünü topraktan başka bir şey doyurmaz. Fakat Allah (cc) tevbe edenin tevbesini kabul eder.”(Buhari, Rikak; 10) başka bir hadis-i şerifte şöyle buyruluyor: “Cebrail bana geldi ve şöyle dedi; ‘İstediğin kadar yaşa (sonunda) mutlaka öleceksin. İstediğini sev, (sonunda) mutlaka ayrılacaksın. İstediğin şeyle amel et, (sonunda) onun karşılığını elde edeceksin. İyi bil ki, Müminin şerefi, geceleri kaim olmasında; izzeti ise, insanlardan müstağni kalmasındadır.”(Hakim; 4 / 7921)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Dünyalık sevdalar, nefsanî tutku ve hazların sonu daima hasret ve nedametle biter; sonunda hiç kimse bu fani dünyadan umduğunu bulamadan ve arzularına kavuşmadan bir gün aniden çıkıp gider! Dünyanın yalancı metaına ve fani oyuncaklarına gönül bağlayan her bedbaht, netice ve akıbette aldandığını kesinkes anlar. Bütün dünyayı verse bile, bir daha asla geri alamayacağı en kıymetli hazinelerden daha değerli nadide ömür sermayesini dünyanın çöplüğüne atmanın ve ebediyen hüsrana uğramanın dayanılmaz vahametini er geç anlar… Anlık peşin zevkleri, ebedi zevklere tercih etmenin; şu üç günlük yalan dünyaya meyledip tamah etmenin kaçınılmaz neticesidir bu!</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Her aldanış acı ve hüsranla son bulur! Mesnevide denildiği gibi: “Dünyada mal mülk sahibi olmak rüyada hazine bulmak gibidir.” Sabah oldu, rüya bitti; hazine kayboldu gitti… Rüyasında pire, kendini görmüş deve! Dünya koltuğu üç beş gün döner; fazla geçmez, hemen devran tersine döner. Bu zeval tahtına oturan herkes, tadına doyamadan gider!..</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">1- Dünya lezzetleri tıpkı pişmaniyeye benzer; “Yemeyen bir pişman, yiyen bin pişman olur…” derler.. Gören imrenir, merak eder, acaba nasıl bir şey ki der… Nice çaba ve zahmetlerle elde edip yiyince, hiç de tamah etmeye değer bir şey olmadığının idrak eder… Zahmeti, lezzetine değmez! Yine Mesnevi’de bu mana şöyle hulasa edilmektedir: “Dünyada ibadet zevkinden başka, her lezzet azap ve eziyetten ibarettir.” Anlık bir lezzet, belki ardından bin türlü sıkıntı ve eziyet gelir. Hz. Ali (r.a) şöyle demiş: “Bu dünya, insanı bir gün güldürürse kırk gün ağlatır!” Bu dünyada insanın benim diye sarıldığı her nesne bir gün muhakkak elinden alınır. İnsana ancak amelleri kalır. Dünya zevkleri, gafillerin ömür boyu peşinden koştuğu, ulaşılması imkânsız aldatıcı bir seraptır!(Nur Suresi; 39. Ayet-i kerimede konuya işaret vardır.)</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">“Dünya hep senin olsa, bir çivi kalmaz sana,</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Malın mülkün seninle, gelemez kabristana</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Eşten dosttan ayrılıp, yapayalnız kalırsın.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Tek Salih amellerin, senin kabir dostların…”</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">İşte dokuz aydır yolunu beklediğimiz, hasret ve muhabbetle gelmesini istediğimiz, kandilleriyle her gecesi feyiz ve rahmet, her günün hayır, şifa ve bereket, her saati müstecab dualara açık bulunmaz bir nimet olana mübarek Üç aylar; Receb, Şaban ve on bir ayın sultanı olan Ramazan… Bütün seneye şamil bir şuur ve istikamet tashihi için nadide bir fırsat zamanı… Manevi ve ulvi bir diriliş ile imani bir silkiniş hamlesinin; gönül beytini aydınlatan iman kandilini güçlendirip haşyet ve yakin duymanın altın fırsatı…</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Din-i mubin-i İslam’ı aşk, vecd ve şevkle yaşamak için, ruh, şuur ve mana planında yeni bir doğuş imkânı…</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">On bir ayın sultanı Ramazan’a doğru yeni bir istikamet ve azimet ruhu, derin bir haşyet ve uhrevi coşkuyla gönül hanemize sinmiş dünyevi tozlardan silkinip temizlenmeye; gündelik meşgalelere dalıp unuttuğumuz faziletleri ve gaflete düşüp nisyana terk ettiğimiz mukaddes değerleri tekrara hatırlayıp hatırlatmaya; hal, tavır ve gidişatımıza yeniden bir çeki düzen vererek, bütün hayatımıza ve aile efradımıza şamil esaslı bir intibahla ahdimizi tazeleyip Rabbimize yönelmeliyiz…</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Nefsimize sinmiş kötü alışkanlıkları, münker tutum ve davranışları bir daha dönmemek üzere terk etmeli; bu mübarek günleri böyle ulvi ve manevi toparlanma ve doğrulma için eşsiz bir fırsat telakki etmeliyiz… cehd ve gayret kuldan, muvaffakiyet yüce Mevla’dan…</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Gecesiyle gündüzüyle feyiz ve rahmet membaı olan bu mübarek aylarda işlenen ibadet ve taatlara büyük ecir ve sevap verildiği gibi, işlenen günahlara da katmerli ceza verilmektedir. Henüz bidayetinde olduğumuz bu mübarek günler bir daha ki seneye nerede ve kimlere nasip olacak bilinmez. Bu mübarek günleri oruç, nafile ibadet, tilavet-i Kur'an, ihsan, infak, ilmi çalışmalarla, dua, zikir ve tesbihatlarla ihya etmeye, gayret etmeli; en yakın aile ve akraba çevresinden başlayarak din-i mubin-i İslam’ı canu gönülden yaşama seferberliğine dönüştürmeli…</span></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 15px">Bu vesile ile Berat kandilinizi ve Ramazan ayınızı tebrik eder, mukaddes kıldığı bu mübarek günler ve geceler hürmetine yüce Mevla’dan cümlemiz için hayır rahmet ve mağfiret niyazıyla hayırlı kandiller dileriz. Cemi ümmetin kalbi diriliş ve necatına vesile ve medar olması temennisiyle Ramazanınız mübarek olsun… İçinde meknuz bütün hayır, rahmet, bereket ve nitellerin nasip ve müyesser olması dileğiyle; Cenab-ı Hak Teâlâ, cümlemizi dergâh-ı izzetinde makbul ve meşkûr olan halis ibadetlere ve salih amellere muvaffak eylesin: mübarek gün ve gecelerin feyiz ve bereketinden ziyadesiyle istifade etmeyi cümlemize müyesser eylesin; maddi ve manevi dertlerimize deva gönüllerimize şifa; gençlerimize, edep, ahlak, iffet, takva ve hayâ nasip eylesin.</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="_bamteli_, post: 160905, member: 15023"] [FONT="Century Gothic"][SIZE="4"]Dünyadaki Bir Garip Yolcu... Zaman ve mekân saati bir miada doğru hızla akıp giderken, vakti saatini bilemediğimiz ecel denilen hakikatle buluşma anı da aynı şekilde bize yaklaşmaya devam ediyor… Adeta tek raylı bir hat üzerinde biz ecele doğru giderken, ecel de bize doğru geliyor; buluşma noktamız, ölüm denilen son durak… Sebepler ve hadiseler gönül gözüne perde… Gaflet ve aldanış sarhoşluğuyla asıl sanıp, tutku ve ihtirasla sarıldığımız, yalancı metaına gönül bağladığımız dünya rüyası bir gün aniden bitiverecek; ölüm denilen o haşmetli gerçek bir gün bizim kapımıza da gelecek… Bugün veya yarın; ama bir gün mutlaka… Aldığımız her nefesin ardında, bir ölüm ihtimali var… Yaşadığımız hayat an be an devam ederken; her an bir ölüm yaşıyoruz farkında olmadan… Biz farkında ve şuurunda olmasak dahi ötelere doğru yolculuk devam ediyor… “Dünyada bir garip veya geçip giden bir yolcu gibi ol!” buyurmuş Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve selem… Dünyanın hangi köşe ve bucağında; bu fani rüyanın hangi ucunda olursak olalım, hakikatte bir garip ve yolcuyuz… Bir gün sabah olacak; dünya rüyasından uyanacağız… Acı tatlı yaşadığımız her şey geride kalan bir hatıra olacak… Dünyaya ait olan hiçbir şey bize yar olmayacak; dünyadan aldığımız her şeyi yine dünyada bırakacağız… Alacağımız bir cepsiz kefen, nasibimiz olursa!.. “Geçen her bir saniye, elden gider sermaye Hiç düşünmez şu insan, seyr-ü sefer nereye… Ömür boyu sürer bu; gidiş, geliş, bekleyiş, Derken bir gün aniden, son saat gelivermiş!..” İşte böyle bir gün aniden son saat gelmeden önce durup düşünmek lazım değil mi? Seyr-ü sefer nereye! Nerede ve ne haldeyim, bu gidişle kurtulabilecek miyim?” demeli… Muvakkat sayılı ömür saatleri su gibi akıp giderken gayemiz ve derdimiz nedir? İnsanın kıymet ve itibarı, aradığı şeye bağlı… Gaye, endişe, düşünce ve niyetler, insanın mana ve hulasa-i kelamı! Her insanın dünyası, onun duygu ve düşünce ufku kadardır… “Allah’ım! Gerçek hayat, ancak ahiret hayatıdır!” Resul-i Zişan efendimiz (s.a.v) sevinçli ve üzüntü verici zamanlarda da hep böyle gönülleri hakiki ve daimi olan ahiret hayatına tevcih etmişler… Haddizatında ucunda ve sonunda zeval bulunan ve daimi olmayan her şey hiç ve yok hükmündedir… Eninde sonunda zevale mahkûm güzellikler, nimetler ve lezzetler, mal, mülk ve mevkiler bir an sonrası meçhul anlık tezahürlerdir ki her an zıddıyla yer değiştirebilirler. Fani, geçici ve iğretidirler. Dünya sahnesinde boy gösteren her fani güzellik, güç ve ihtişam, baştan ölüme mahkûm olarak doğar… Her kemalin kaçınılmaz bir zevali, her hayatın muayyen bir eceli var… Ecel saati geldiği an, ister istemez sahneyi terk eder; emaneti asıl sahibine teslim eder… “Her topluluğun bir eceli vardır, ecelleri geldiği an, ne bir saat geri kalabilirler ne de ileri geçebilirler!”(Yunus Suresi: 49) Zevale mahkûm bu fani dünyada her şeyin; dünyanın kendisinin dahi bir eceli var; doğum ve ölüm arasında geçen fasıla ömür mühleti, müddeti muayyen bir zaman, dilim dilim biterken, an be an ecel saatine doğru akıp gider… Her kemali bir zeval, her nimeti bir mihnet, her kuvvet ve saltanatı bir zafiyet ve hezimet takip eder… Er geç, varlık sahnesinde arz-ı endam eden her fani, bir gün mutlaka bu sahneyi terk edip gider… Yani ki hiçbir fani bu dünyaya ebediyen yatıya gelmemiştir; gelen her misafir gibi o da bir gün çıkıp gidecektir… “Bu dünyanın misali, bir garip hana benzer, Bir kapısından giren, bir kapısından çıkar… Bütün yollar sonunda, hep kabristandan geçer Kabre varınca biter, hayaller ve arzular…” Yüz binlerce delil ve burhanla dünya denilen bu zeval ovasında bekaya imkân olmadığını katiyetle bildikten sonra, anlık tezahürlere ve zevale mahkûm iğreti güzelliklere bakıp aldanmak; ölümü, akıbeti ve ahireti unutup anlık hazlarla, sarhoş olup kendini uyutmak akıl kârı mıdır? Bir an sonrası meçhul dünyalık saltanatlara gönül bağlamak; elden ele dolaşıp duran; ama sonunda hiç kimseye yar olmayan mal, mevki ve makamlara hırsla sarılmak ne hazin bir gaflet, ne amansız bir aldanış ve cehalettir! Gaflet, cehalet ve cesaret bir araya gelince, netice ve akıbeti tam bir vahamet ve iki cihanda da felaket ve nedamettir! Aynadaki yalana aldanan her faniyi bekleyen kaçınılmaz bir akıbettir bu! “Ayrılacağı şeye, insan nasıl bağlanır Akıbeti görür de bile bile aldanır… Dünya aldanış yurdu, son durağı kabristan Şu yalancı dünyada, insana en son mekân!...” “Kanaat, bitmez tükenmez bir hazinedir.”(Deylemi, Müsned III. 236 / 4699) “İnsanoğlunun bir vadi dolusu altını olsa, bir vadi daha ister; onun gözünü topraktan başka bir şey doyurmaz. Fakat Allah (cc) tevbe edenin tevbesini kabul eder.”(Buhari, Rikak; 10) başka bir hadis-i şerifte şöyle buyruluyor: “Cebrail bana geldi ve şöyle dedi; ‘İstediğin kadar yaşa (sonunda) mutlaka öleceksin. İstediğini sev, (sonunda) mutlaka ayrılacaksın. İstediğin şeyle amel et, (sonunda) onun karşılığını elde edeceksin. İyi bil ki, Müminin şerefi, geceleri kaim olmasında; izzeti ise, insanlardan müstağni kalmasındadır.”(Hakim; 4 / 7921) Dünyalık sevdalar, nefsanî tutku ve hazların sonu daima hasret ve nedametle biter; sonunda hiç kimse bu fani dünyadan umduğunu bulamadan ve arzularına kavuşmadan bir gün aniden çıkıp gider! Dünyanın yalancı metaına ve fani oyuncaklarına gönül bağlayan her bedbaht, netice ve akıbette aldandığını kesinkes anlar. Bütün dünyayı verse bile, bir daha asla geri alamayacağı en kıymetli hazinelerden daha değerli nadide ömür sermayesini dünyanın çöplüğüne atmanın ve ebediyen hüsrana uğramanın dayanılmaz vahametini er geç anlar… Anlık peşin zevkleri, ebedi zevklere tercih etmenin; şu üç günlük yalan dünyaya meyledip tamah etmenin kaçınılmaz neticesidir bu! Her aldanış acı ve hüsranla son bulur! Mesnevide denildiği gibi: “Dünyada mal mülk sahibi olmak rüyada hazine bulmak gibidir.” Sabah oldu, rüya bitti; hazine kayboldu gitti… Rüyasında pire, kendini görmüş deve! Dünya koltuğu üç beş gün döner; fazla geçmez, hemen devran tersine döner. Bu zeval tahtına oturan herkes, tadına doyamadan gider!.. 1- Dünya lezzetleri tıpkı pişmaniyeye benzer; “Yemeyen bir pişman, yiyen bin pişman olur…” derler.. Gören imrenir, merak eder, acaba nasıl bir şey ki der… Nice çaba ve zahmetlerle elde edip yiyince, hiç de tamah etmeye değer bir şey olmadığının idrak eder… Zahmeti, lezzetine değmez! Yine Mesnevi’de bu mana şöyle hulasa edilmektedir: “Dünyada ibadet zevkinden başka, her lezzet azap ve eziyetten ibarettir.” Anlık bir lezzet, belki ardından bin türlü sıkıntı ve eziyet gelir. Hz. Ali (r.a) şöyle demiş: “Bu dünya, insanı bir gün güldürürse kırk gün ağlatır!” Bu dünyada insanın benim diye sarıldığı her nesne bir gün muhakkak elinden alınır. İnsana ancak amelleri kalır. Dünya zevkleri, gafillerin ömür boyu peşinden koştuğu, ulaşılması imkânsız aldatıcı bir seraptır!(Nur Suresi; 39. Ayet-i kerimede konuya işaret vardır.) “Dünya hep senin olsa, bir çivi kalmaz sana, Malın mülkün seninle, gelemez kabristana Eşten dosttan ayrılıp, yapayalnız kalırsın. Tek Salih amellerin, senin kabir dostların…” İşte dokuz aydır yolunu beklediğimiz, hasret ve muhabbetle gelmesini istediğimiz, kandilleriyle her gecesi feyiz ve rahmet, her günün hayır, şifa ve bereket, her saati müstecab dualara açık bulunmaz bir nimet olana mübarek Üç aylar; Receb, Şaban ve on bir ayın sultanı olan Ramazan… Bütün seneye şamil bir şuur ve istikamet tashihi için nadide bir fırsat zamanı… Manevi ve ulvi bir diriliş ile imani bir silkiniş hamlesinin; gönül beytini aydınlatan iman kandilini güçlendirip haşyet ve yakin duymanın altın fırsatı… Din-i mubin-i İslam’ı aşk, vecd ve şevkle yaşamak için, ruh, şuur ve mana planında yeni bir doğuş imkânı… On bir ayın sultanı Ramazan’a doğru yeni bir istikamet ve azimet ruhu, derin bir haşyet ve uhrevi coşkuyla gönül hanemize sinmiş dünyevi tozlardan silkinip temizlenmeye; gündelik meşgalelere dalıp unuttuğumuz faziletleri ve gaflete düşüp nisyana terk ettiğimiz mukaddes değerleri tekrara hatırlayıp hatırlatmaya; hal, tavır ve gidişatımıza yeniden bir çeki düzen vererek, bütün hayatımıza ve aile efradımıza şamil esaslı bir intibahla ahdimizi tazeleyip Rabbimize yönelmeliyiz… Nefsimize sinmiş kötü alışkanlıkları, münker tutum ve davranışları bir daha dönmemek üzere terk etmeli; bu mübarek günleri böyle ulvi ve manevi toparlanma ve doğrulma için eşsiz bir fırsat telakki etmeliyiz… cehd ve gayret kuldan, muvaffakiyet yüce Mevla’dan… Gecesiyle gündüzüyle feyiz ve rahmet membaı olan bu mübarek aylarda işlenen ibadet ve taatlara büyük ecir ve sevap verildiği gibi, işlenen günahlara da katmerli ceza verilmektedir. Henüz bidayetinde olduğumuz bu mübarek günler bir daha ki seneye nerede ve kimlere nasip olacak bilinmez. Bu mübarek günleri oruç, nafile ibadet, tilavet-i Kur'an, ihsan, infak, ilmi çalışmalarla, dua, zikir ve tesbihatlarla ihya etmeye, gayret etmeli; en yakın aile ve akraba çevresinden başlayarak din-i mubin-i İslam’ı canu gönülden yaşama seferberliğine dönüştürmeli… Bu vesile ile Berat kandilinizi ve Ramazan ayınızı tebrik eder, mukaddes kıldığı bu mübarek günler ve geceler hürmetine yüce Mevla’dan cümlemiz için hayır rahmet ve mağfiret niyazıyla hayırlı kandiller dileriz. Cemi ümmetin kalbi diriliş ve necatına vesile ve medar olması temennisiyle Ramazanınız mübarek olsun… İçinde meknuz bütün hayır, rahmet, bereket ve nitellerin nasip ve müyesser olması dileğiyle; Cenab-ı Hak Teâlâ, cümlemizi dergâh-ı izzetinde makbul ve meşkûr olan halis ibadetlere ve salih amellere muvaffak eylesin: mübarek gün ve gecelerin feyiz ve bereketinden ziyadesiyle istifade etmeyi cümlemize müyesser eylesin; maddi ve manevi dertlerimize deva gönüllerimize şifa; gençlerimize, edep, ahlak, iffet, takva ve hayâ nasip eylesin.[/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Dünyadaki Bir Garip Yolcu... Zaman ve mekân saati bir miada doğru hızl
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst