Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Dünyanın Farklı Yönleri
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ReþHa2" data-source="post: 128300" data-attributes="member: 11044"><p><strong><span style="color: magenta">ÇOK yönlü bir dünyada yaşıyoruz. Dünyanın farklı yüzleri var. Bekaya bakan yüzü olduğu gibi, fenaya, günahlara bakan yüzü de var. Dünya, o yüzlere göre de farklı anlamlara sahip oluyor. Bir yandan, yaratıcısını tanımaya vasıta iken, diğer yandan imtihan gereği, çirkinliklere de imkân tanıyor. </span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: purple">Bediüzzaman Hazretleri, kendisine sorulan bir soruya, dünyanın bu farklı yüzlerine dikkat çekerek cevap veriyor. Soru şöyle: </span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: purple">Ehadîsinizde (Hadislerinizde) dünya tel'in edilmiş, 'cîfe' (iğrenç şey) ismiyle yâd edilmiş. Hem bütün ehl-i velâyet ve ehl-i hakikat, dünyayı tahkir ediyorlar. 'Fenadır, pistir' diyorlar. Halbuki sen, bütün Kemâlât-ı İlâhiyeye medâr ve hüccet, onu gösteriyorsun ve âşıkane ondan bahsediyorsun? </span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: purple"><span style="color: magenta">Elcevap:</span> Dünyanın üç yüzü var: </span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: purple"><span style="color: magenta">Birinci yüzü:</span> Cenâb-ı Hakk'ın esmâsına (isimlerine) bakar. Onların nukuşunu gösterir. Mânâ-yı harfiyle, onlara âyinedârlık eder. Dünyanın şu yüzü, hadsiz mektûbât-ı Samedâniyedir. Bu yüzü gâyet güzeldir. Nefrete değil, aşka lâyıktır. </span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: purple"><span style="color: magenta">İkinci yüzü:</span> Âhirete bakar. Âhiretin tarlasıdır, Cennet'in mezraasıdır, rahmetin mezheresidir. Şu yüzü dahi, evvelki yüzü gibi güzeldir. Tahkire değil, muhabbete lâyıktır. </span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: purple"><span style="color: magenta">Üçüncü yüzü:</span> İnsanın hevesâtına bakan ve gaflet perdesi olan ve ehl-i dünyanın mel'abe-i hevesâtı olan yüzdür. Şu yüz çirkindir. Çünkü fânidir, zâildir, elemlidir, aldatır. İşte hadîste varid olan tahkir ve ehl-i hakikatin ettiği nefret, bu yüzdedir. </span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: black"><span style="color: magenta">Kur'an-ı Hakîm'in kâinattan ve mevcûdâttan ehemmiyetkârane, istihsankârane bahsi ise; evvelki iki yüze bakar. Sahabelerin ve sâir ehlullahın mergub (seçtikleri) dünyaları, evvelki iki yüzdedir.</span> </span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: purple">Diğer iki yüzü sevilmeye lâyık iken, fena yüzü nefretlik olmuş. Elbette bu sevgi ve sevmeme karşısına alıp hayalî bir dünya ile yakınlık ya da düşmanlık şeklinde değil. Burada asıl mesele, insanın, dünyanın hangi yüzüne yöneldiği veya hangi yüzüne yüz çevirdiğidir. Yoksa, insanın Rabbini tanıdığı dünya da, ahirete mal ettiği dünya da, günahlarına buladığı dünya da aynı dünyadır. </span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: purple">Meselâ, insanın gözünü düşünecek olursak; bir insan kendi gözüne bakarak, o gözünü yaratıp kâinatın manzaralarını kendisine taşıyan bir kamera yapmasını düşünüp, Allah'ın Basîr ismini bilse; gözünün ne kadar hassas ölçülerle yapıldığını, çalıştırıldığını görüp Alîm ismini bilse; basit maddelerden bu kadar güzel bir eserin nasıl yaratıldığını görüp Sâni' ismini bilse; Allah'ın mecbur olmadığı halde, bu kadar değerli bir hediyeyi vermesini görse ve Lâtif, Muhsin, Vehhab.. isimlerini bilse; kendisini sevdiğini böyle göz gibi değerli ihsanlarıyla gösteren Rabbinin merhametini görüp Rahman, Rahim.. isimlerini bilse; göz nimetine lâyığınca şükredemediği halde onları lütfeden Rabbinin razı olmadığı yerlerde kullandığını ve böyle olduğu halde Allah'ın (c.c.) ne kadar affedici, pişmanlıkları, özürleri kabul edici olduğunu düşünüp, Afüvv, Ğafur, Tevvab, Rahim isimlerini bilse... Böylelikle gözünden, dünyanın asıl yüzü olan Esma-i İlâhiyenin bir aynası, Allah'ın isimlerinin nakışlarını gösteren bir eseri olarak faydalanmış olur. </span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: magenta">Aynı insan, o gözünü, kâinatta sergilediği eserlerini, Allah'ın ne kadar güzel yarattığını görüp, Rabbinin sanatına hayran olmakta kullansa; bir arının çiçeklerden bal yaptığı gibi, o da gözleriyle aklına ve kalbine güzel görüntüler taşısa; yardıma muhtaç olanları görüp gözetmekte kullansa; haksızlığı, zulmü görüp, adaleti göstermek için kullansa; bu gözlerini ahiret hayatında kendisine fayda getirecek şekilde kullanmış olur. </span></strong></p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="color: purple">YA DA, bir insan gözlerini, harama bakmakta ve gözlerini yaratıp ona veren Rabbinin razı olmadığı yerlerde kullansa, dünyanın fani, fena ve günahlara medar olan yüzünde onları heba edip kaybetmiş olur. </span></strong></p><p><strong><span style="color: purple">Böyle dünyanın üç yüzü olduğu gibi, içindeki her şeyin de farklı cihetleri var. Dünya ve bize burada verilenler geride kalacak. Fakat imanımız ve o imanımızla yaptığımız güzel işler bizimle ebedî aleme gelecekler. Burayı Rabbimizi tanıdığımız bir okul ve ahiret kazancımız için çalıştığımız bir iş yeri yapalım ki, ahirette yanımızda onları bulalım. Günahlarla geçmiş dakikalar ve günahlarla öldürülmüş nimetler orada vebal olarak yanımızda olmasın. </span></strong></p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="color: magenta">Bir de, “dünya işleriyle uğraşıyoruz; dünyaya daldık gidiyoruz..” gibi </span></strong></p><p><strong><span style="color: magenta">çokça duyduğumuz serzenişler var ki, bunlar da dünyayı yanlış anlamanın ifadeleri. Oysa insan, yaratanını da dünyada tanır, ahiretini de dünyada kazanır. Cennet de, cehennem de dünya hayatının sonuçları. </span></strong></p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="color: purple">ÖYLEYSE uğraştığımız iş, haram bir iş değilse “dünyaya dalmaktan” söz edilemez. Ancak, insan yaptığı işlerini, Allah'a kulluğuna tercih ediyorsa ve haram işlerde çalışıyorsa, o zaman maalesef o insan, dünyanın fena ve fani yüzünde duruyordur. Konumunu değiştirmezse, tek sermayesi olan ömrünü de kaybediyordur. </span></strong></p><p><span style="color: purple"><strong>Fakat, helâl yoldan kazanmaya çalışan bir insan, en azından, “helâl kazanma ibadeti” yapıyordur. Hele farzlarını yapıp, büyük günahlardan kaçınıyorsa, Peygamber Efendimizin müjdesiyle, yaptığı diğer günlük işlerinden de ibadet sevabı alır. Böylece bütün ömür dakikalarını ibadetle geçirmiş gibi hayırlar kazanır</strong>. </span></p><p> </p><p><a href="http://www.zaferdergisi.com/author/?yazar=1233" target="_blank"><strong><span style="color: purple">Suat Ünsal</span></strong></a></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ReþHa2, post: 128300, member: 11044"] [B][COLOR=magenta]ÇOK yönlü bir dünyada yaşıyoruz. Dünyanın farklı yüzleri var. Bekaya bakan yüzü olduğu gibi, fenaya, günahlara bakan yüzü de var. Dünya, o yüzlere göre de farklı anlamlara sahip oluyor. Bir yandan, yaratıcısını tanımaya vasıta iken, diğer yandan imtihan gereği, çirkinliklere de imkân tanıyor. [/COLOR][/B] [COLOR=purple] [/COLOR] [B][COLOR=purple]Bediüzzaman Hazretleri, kendisine sorulan bir soruya, dünyanın bu farklı yüzlerine dikkat çekerek cevap veriyor. Soru şöyle: [/COLOR][/B] [COLOR=purple] [/COLOR] [B][COLOR=purple]Ehadîsinizde (Hadislerinizde) dünya tel'in edilmiş, 'cîfe' (iğrenç şey) ismiyle yâd edilmiş. Hem bütün ehl-i velâyet ve ehl-i hakikat, dünyayı tahkir ediyorlar. 'Fenadır, pistir' diyorlar. Halbuki sen, bütün Kemâlât-ı İlâhiyeye medâr ve hüccet, onu gösteriyorsun ve âşıkane ondan bahsediyorsun? [/COLOR][/B] [COLOR=purple] [/COLOR] [B][COLOR=purple][COLOR=magenta]Elcevap:[/COLOR] Dünyanın üç yüzü var: [/COLOR][/B] [B][COLOR=purple][/COLOR][/B] [B][COLOR=purple][COLOR=magenta]Birinci yüzü:[/COLOR] Cenâb-ı Hakk'ın esmâsına (isimlerine) bakar. Onların nukuşunu gösterir. Mânâ-yı harfiyle, onlara âyinedârlık eder. Dünyanın şu yüzü, hadsiz mektûbât-ı Samedâniyedir. Bu yüzü gâyet güzeldir. Nefrete değil, aşka lâyıktır. [/COLOR][/B] [COLOR=purple] [/COLOR] [B][COLOR=purple][COLOR=magenta]İkinci yüzü:[/COLOR] Âhirete bakar. Âhiretin tarlasıdır, Cennet'in mezraasıdır, rahmetin mezheresidir. Şu yüzü dahi, evvelki yüzü gibi güzeldir. Tahkire değil, muhabbete lâyıktır. [/COLOR][/B] [COLOR=purple] [/COLOR] [B][COLOR=purple][COLOR=magenta]Üçüncü yüzü:[/COLOR] İnsanın hevesâtına bakan ve gaflet perdesi olan ve ehl-i dünyanın mel'abe-i hevesâtı olan yüzdür. Şu yüz çirkindir. Çünkü fânidir, zâildir, elemlidir, aldatır. İşte hadîste varid olan tahkir ve ehl-i hakikatin ettiği nefret, bu yüzdedir. [/COLOR][/B] [COLOR=black] [/COLOR] [B][COLOR=black][COLOR=magenta]Kur'an-ı Hakîm'in kâinattan ve mevcûdâttan ehemmiyetkârane, istihsankârane bahsi ise; evvelki iki yüze bakar. Sahabelerin ve sâir ehlullahın mergub (seçtikleri) dünyaları, evvelki iki yüzdedir.[/COLOR] [/COLOR][/B] [COLOR=black] [/COLOR] [B][COLOR=purple]Diğer iki yüzü sevilmeye lâyık iken, fena yüzü nefretlik olmuş. Elbette bu sevgi ve sevmeme karşısına alıp hayalî bir dünya ile yakınlık ya da düşmanlık şeklinde değil. Burada asıl mesele, insanın, dünyanın hangi yüzüne yöneldiği veya hangi yüzüne yüz çevirdiğidir. Yoksa, insanın Rabbini tanıdığı dünya da, ahirete mal ettiği dünya da, günahlarına buladığı dünya da aynı dünyadır. [/COLOR][/B] [COLOR=purple] [/COLOR] [B][COLOR=purple]Meselâ, insanın gözünü düşünecek olursak; bir insan kendi gözüne bakarak, o gözünü yaratıp kâinatın manzaralarını kendisine taşıyan bir kamera yapmasını düşünüp, Allah'ın Basîr ismini bilse; gözünün ne kadar hassas ölçülerle yapıldığını, çalıştırıldığını görüp Alîm ismini bilse; basit maddelerden bu kadar güzel bir eserin nasıl yaratıldığını görüp Sâni' ismini bilse; Allah'ın mecbur olmadığı halde, bu kadar değerli bir hediyeyi vermesini görse ve Lâtif, Muhsin, Vehhab.. isimlerini bilse; kendisini sevdiğini böyle göz gibi değerli ihsanlarıyla gösteren Rabbinin merhametini görüp Rahman, Rahim.. isimlerini bilse; göz nimetine lâyığınca şükredemediği halde onları lütfeden Rabbinin razı olmadığı yerlerde kullandığını ve böyle olduğu halde Allah'ın (c.c.) ne kadar affedici, pişmanlıkları, özürleri kabul edici olduğunu düşünüp, Afüvv, Ğafur, Tevvab, Rahim isimlerini bilse... Böylelikle gözünden, dünyanın asıl yüzü olan Esma-i İlâhiyenin bir aynası, Allah'ın isimlerinin nakışlarını gösteren bir eseri olarak faydalanmış olur. [/COLOR][/B] [COLOR=purple] [/COLOR] [B][COLOR=magenta]Aynı insan, o gözünü, kâinatta sergilediği eserlerini, Allah'ın ne kadar güzel yarattığını görüp, Rabbinin sanatına hayran olmakta kullansa; bir arının çiçeklerden bal yaptığı gibi, o da gözleriyle aklına ve kalbine güzel görüntüler taşısa; yardıma muhtaç olanları görüp gözetmekte kullansa; haksızlığı, zulmü görüp, adaleti göstermek için kullansa; bu gözlerini ahiret hayatında kendisine fayda getirecek şekilde kullanmış olur. [/COLOR][/B] [COLOR=purple] [/COLOR] [COLOR=purple] [/COLOR] [B][COLOR=purple]YA DA, bir insan gözlerini, harama bakmakta ve gözlerini yaratıp ona veren Rabbinin razı olmadığı yerlerde kullansa, dünyanın fani, fena ve günahlara medar olan yüzünde onları heba edip kaybetmiş olur. [/COLOR][/B] [B][COLOR=purple]Böyle dünyanın üç yüzü olduğu gibi, içindeki her şeyin de farklı cihetleri var. Dünya ve bize burada verilenler geride kalacak. Fakat imanımız ve o imanımızla yaptığımız güzel işler bizimle ebedî aleme gelecekler. Burayı Rabbimizi tanıdığımız bir okul ve ahiret kazancımız için çalıştığımız bir iş yeri yapalım ki, ahirette yanımızda onları bulalım. Günahlarla geçmiş dakikalar ve günahlarla öldürülmüş nimetler orada vebal olarak yanımızda olmasın. [/COLOR][/B] [COLOR=purple] [/COLOR] [COLOR=purple] [/COLOR] [B][COLOR=magenta]Bir de, “dünya işleriyle uğraşıyoruz; dünyaya daldık gidiyoruz..” gibi [/COLOR][/B] [B][COLOR=magenta]çokça duyduğumuz serzenişler var ki, bunlar da dünyayı yanlış anlamanın ifadeleri. Oysa insan, yaratanını da dünyada tanır, ahiretini de dünyada kazanır. Cennet de, cehennem de dünya hayatının sonuçları. [/COLOR][/B] [COLOR=magenta] [/COLOR] [COLOR=purple] [/COLOR] [B][COLOR=purple]ÖYLEYSE uğraştığımız iş, haram bir iş değilse “dünyaya dalmaktan” söz edilemez. Ancak, insan yaptığı işlerini, Allah'a kulluğuna tercih ediyorsa ve haram işlerde çalışıyorsa, o zaman maalesef o insan, dünyanın fena ve fani yüzünde duruyordur. Konumunu değiştirmezse, tek sermayesi olan ömrünü de kaybediyordur. [/COLOR][/B] [COLOR=purple][B]Fakat, helâl yoldan kazanmaya çalışan bir insan, en azından, “helâl kazanma ibadeti” yapıyordur. Hele farzlarını yapıp, büyük günahlardan kaçınıyorsa, Peygamber Efendimizin müjdesiyle, yaptığı diğer günlük işlerinden de ibadet sevabı alır. Böylece bütün ömür dakikalarını ibadetle geçirmiş gibi hayırlar kazanır[/B]. [/COLOR] [URL="http://www.zaferdergisi.com/author/?yazar=1233"][B][COLOR=purple]Suat Ünsal[/COLOR][/B][/URL] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Dünyanın Farklı Yönleri
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst