Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Peygamberimizin Hayatı
Dünyası RAMAZAN Olanın, Ahireti BAYRAM Olur.....
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Ruh" data-source="post: 152511" data-attributes="member: 1370"><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>EFENDİMİZ"İN(sav) RAMAZAN HAYATI</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Fahr-i Alem Efendimiz Ramazan ayını hasretle beklerdi. Üç aylara kavuşunca </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>sevinir; receb ayında -her zamankinden çok- oruç tutardı. Şaban ayının ise </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>tamamına yakınını oruçlu geçirir ve "Ramazan ayına hürmeten Şaban ayında </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>oruç tutmak daha faziletlidir." buyururdu. Fakat Ramazanı karşılamak </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>maksadıyla bir iki gün öncesinden oruç tutmayı doğru bulmazdı. Yolunu </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>gözlediği sevgiliye, Ramazana kavuşunca, vuslatın verdiği haz ve neşeyle </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>mübarek ayın feyzini coşkuyla anlatırdı. Şöyle buyururdu:</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>* "Ramazan gelince, cennet kapıları ardına kadar açılır; cehennem kapıları </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>kapanır; şeytanlar zararsız hale getirilir."</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>*"Cennetin sekiz kapısı vardır. Bunlardan birinin adı Reyyan´dır. O kapıdan </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>sadece oruçlular girecektir. Oruçluların sonuncusu da içeri girince reyyan </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>kapısı kapanacak. Bu kapıdan girenlere bir içecek ikram edilecek; onu içen </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>bir daha susuzluk çekmeyecek."</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Sevgili Efendimiz bu cihana bedel müjdeleri, orucun ihlas ve samimiyetle </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>tutulması için söylerdi. Cenab-ı Mevla´nın yüce katına sunulacak bu kıymetli </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>ibadetin yüz ağartacak mükemmellikte olmasını isterdi.</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>SAHUR VAKTİ, SEHER VAKTİ</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Sahur vaktine ayrı bir değer verirdi.</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>"Aman sahura kalkmayı ihmal etmeyin; zira sahur yemeği mübarek bir gıdadır." </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>derdi. Nitekim Mescid-i Nebevî´nin sofasında yatıp kalkan fakir sahabîlerden </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>ve İslam´a ilk giren bahtiyarlardan biri olan İrbaz b. Sariye´yi bir gece </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>sahura çağırırken:</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>"Mübarek gıdaya buyur!" demişti.</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Bir başka seferinde sahur yapmanın önemini şöyle anlatmıştı:</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>"Sahur yemeği bereketlidir. Yememezlik etmeyin. Bir yudum suyla bile olsa </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>sahur yapın. Zira ALLAH Teala ve melekleri sahur yapanlara rahmet yağdırır."</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Fahr-i Cihanın sahura neden bu kadar değer verdiği gayet açıktır. Zira sahur </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>vakti, seher vaktidir. İlahî rahmet ve bereketin sağanak sağanak yağdığı </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>zamandır. ALLAH´a gönül verenlerin ibadet, dua ve zikirleriyle gergef gergef </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>işlediği mübarek bir zaman dilimidir.</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Sevgili kardeşler! Hiç değilse mübarek Ramazan ayı boyunca bu kıymetli vakti </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>biz de değerlendirelim. Gönül derinliklerinden kaynayıp gelen bir coşkuyla </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Cenab-ı Hakk´a niyaz edenler gibi boyun büküp arz-ı hal etmeye çalışalım; </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>zira bu feyizli zamanda uyanık olmanın büyük bir manası vardır. Sahura </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>kalkan mü´minler o mütevazi boyun büküşleriyle sanki şöyle derler:</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Rabbim! Çok şükür ben de seni bilen, seni seven, sana gönül verenlerden </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>biriyim. Sana olan bağlılığımı arzetmek için uykumu bölüp kalktım. Yarın </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>senin rızan için oruç tutacağım. Ne olur benden hoşnut ol. ALLAHım!</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>İFTAR ZAMANI</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Yüce Mevlamız, kulunun kendine bağlılığını ve saygısını görmekten memnun </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>olur. İftar vakti bu bağlılığın ve saygının en iyi gösterildiği bir </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>zamandır. Bu sebeple Resûl-i Kibriya efendimiz iftar vaktini titizlikle </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>takip ederdi. İftar vakti girer girmez oruç bozmanın gerekli oluşuna, bir </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>çocuk safiyetiyle oruç bozma telaşına girmenin ALLAH Teala´yı memnun </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>edeceğine işaret buyurur ve bunu dînî hayatı canlı tutmanın bir belirtisi </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>kabul ederdi. İftarı geç yapmanın bir nevi kayıtsızlık ve gevşeklik olduğuna </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>işaret ederek şöyle buyururdu:</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>"Bir an önce iftar etmek için gayret gösterdikleri müddetçe, ümmetim hayır </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>ve bereketten ayrılmamış olur."</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Efendimizin sözünü ettiği bu hayır ve bereketin insanı ilahî muhabbete </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>erdirecek kadar geniş kapsamlı olduğunu bir hadîs-i kudsî´den öğrenmekteyiz. </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Cenabı zü´1-celal buyuruyor ki:</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>"Kullarım içinde en çok sevdiklerim, bir an önce iftar etmek için gayret </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>gösterenlerdir."</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Demek oluyor ki, Yüce ALLAH´ın eşsiz sevgisine nail olmanın yolu Hz. </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Peygamber´e uymak ve onun yaptıklarını yapmaktır. Bunun böyle olduğunu zaten </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Kur´anı Kerîm açıkça söylemiyor mu?</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>"Ey Muhammed! De ki:</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Eğer siz ALLAH´ı gerçekten seviyorsanız, bana uyun ki, ALLAH da sizi </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>sevsin."</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Rasûlullah efendimize tutunmadan, onu sevmeden ilahî muhabbete ermenin </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>mümkün olmayacağını şair ne güzel söylemiş:</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Muhabbetten Muhammed oldu hasıl</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Muhammed´siz muhabbetten ne hasıl?</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>İftar sırasında yapılan duanın kabul edileceğini söyleyen Nebiy-yi Muhterem </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>efendimiz, iftara başlamadan önce dua ederdi. Dualarından biri şöyleydi:</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>"ALLAHım! Senin rızan için oruç tuttum. Senin verdiğin rızıkla orucumu </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>açıyorum." Sonrada varsa hurma ile, yoksa su ile orucunu açar ve böyle </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>yapılmasını tavsiye buyururdu.</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>RABBİM BANA YEDİRİR</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Kainatın Efendisi oruç tutmaktan öylesine derin bir haz duyardı ki, bu hazzı </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>devam ettirmek ve açlığın verdiği manevî derinliği sürdürmek için bir kaç </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>gün aralıksız oruç tuttuğu olurdu. Ramazan ayının gecesini, gündüzünü hep </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>ibadetle geçirmek isterdi. Onun bu haline sahabîleri, savm-ı visal denen bu </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>orucu tutmaya kalkınca, efendimiz onlara engel oldu.</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>- Kendin tutuyorsun da bize neden izin vermiyorsun? dediklerinde de:</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>- Ben sizin gibi değilim. Rabbim bana yedirir, içirir" buyururdu.</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Sevgili Peygamber´ine ALLAH Teala´nın ne yedirip içirdiğini bilemiyoruz. Bu </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>maddi bir gıdamıydı, yoksa Cenab-ı Barî´ye yakın olmanın verdiği manevî bir </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>doyum hali miydi, anlayamıyoruz, ama şundan eminiz ki, sevgili </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Peygamberimiz, ümmetine duyduğu aşırı muhabbet sebebiyle, açlığa dayanamayıp </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>zayıf düşerler, belki bir müddet sonra usanıp vazgeçerler, dolayısıyla diğer </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>ibadetleri gerektiği şekilde yapamazlar düşüncesiyle, aralıksız iki gün oruç </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>tutmaya izin vermemişti.</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>TERAVİH</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Ramazanla birlikte Resûl-i Kibriya´nın nafile namazlarında da bir artış </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>görülürdü. Bunun en belirgin olanı şüphesiz teravih namazıydı.</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>O saadet devrinde bir Ramazan akşamıydı. Ramazan ayının çıkmasına da yedi </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>gün kalmıştı. O güne kadar Nebiy-yi Huda efendimiz, yatsı namazını </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>kıldırdıktan sonra evine çekilirdi. Fakat o gece ilk defa teravih namazı </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>kıldırdı. Teravih, gecenin üçte biri geçene kadar devam etti. Ertesi gün </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>ağızdan ağza Peygamber efendimizin teravih namazı kıldırdığı haberi yayıldı. </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Ama o akşam teravih namazı kıldırmadı. Bir sonraki gün yine bir teravih </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>namazı kıldırdı. Namaz gece yarısına kadar devam etti. Bir sonraki gün yine </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>kıldırmadı. Nihayet Ramazanın çıkmasına üç gün kala, bütün gece devam eden </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>bir teravih daha kıldırdı. Fakat teravih namazının farz olabileceğini </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>düşünerek bir daha da kıldırmadı. Herkesin evinde kılmasını tavsiye buyurdu. </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Teravih namazlarının camide cemaatle kılınması adeti Hz. Ömer devrinde </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>başlamıştır.</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>KUR´AN TİLAVETİ</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Bu ibadet, dua ve zikir ayında Efendimiz Kur´an-ı Kerîm´i daha çok okurdu. </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Zaten Cebrail (a.s) Ramazan ayı boyunca her gece Fahr-i Cihan efendimizin </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>yanına gelir, karşılıklı olarak birbirlerine Kur´an okurlar ve böylece o </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>güne kadar gelen ayetleri bir daha gözden geçirmek suretiyle kontrol </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>ederlerdi. Her yıl bir defa yapılan bu karşılaştırma olayı, Habîb-i Ekrem´in </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>son Ramazanında iki defa yapılmıştı.</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Ramazan boyunca Kur´an-ı Kerim okumanın manevî dünyamıza bambaşka bir </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>zenginlik getireceğine dikkatimizi çeken Gönüller Sultanı efendimiz </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>buyururlar ki:</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Ramazan´da tutulan oruç ile okunan Kur´an-ı Kerim insana şefaat ederler.</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Oruç der ki: "- Rabbim! Ben bu kulunu bütün bir gün yemekten, maddî </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>isteklerden alıkoydum. Bu kulun hakkında şefaatimi kabul eyle!" Okunan </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Kur´an-ı Kerim de:</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>- "Ben bu kulunu geceleyin uyumaktan alıkoydum. Onun hakkında benim </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>şefaatimi de kabul eyle!"</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Böylece her ikisi de o insana şefaat ederler.</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Onun dillere destan cömertliği Ramazanda coşup taşardı. Üç aylarda, "hiç </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>durmadan esen bir rüzgardan daha cömert olurdu." Eline geçen imkanları </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>derhal müslümanlara dağıtır, kendinden ne istenirse hemen verir, yanında </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>yoksa başkalarından temin ederdi. Hangi sadakanın daha makbul olduğunu </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>soranlara "Ramazanda dağıtılan sadaka" cevabını verirdi.</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>VEDA GÜNLERİNE DOĞRU</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Ramazanda veda günleri yaklaşınca Fahr-i Alem efendimizin ibadetlerinde bir </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>artış görülürdü. Zira "Bin aydan daha hayırlı" Kadir Gecesi´nin Ramazanın </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>son on gününde, özellikle 25, 27 ve 29. gecelerde bulunması ihtimali, O´nu </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>bu geceyi kaçırmamaya sevkederdi. Şöyle buyururdu:</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>"Her kim Kadir Gecesi´nde, bu gecenin büyüklüğünü kabul ederek ve sevabını </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>ALLAH´tan bekleyerek namaz kılarsa, geçmiş günahları bağışlanır."</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Ramazanın son on gününde Resûl-i Ekrem (sallALLAHü aleyhi ve sellem) </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Mescid-i Nebevî´de i´tikafa çekilirdi. "Rabbim kapına geldim. Sen beni </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>atfetmedikçe, buradan biryere gitmem." anlamına gelen bu namaz, dua, </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>zikirden ibaret yoğun ibadet esnasında, evine sadece zaruri ihtiyaçları için </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>giderdi. Hatta bu günlerde Mescid-i Nebevî´ye bitişik olan evinin kapısından </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>içeri mübarek başını uzatır, o güzelim saçlarını Hz. Aişe annemiz tarardı.</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong></strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Sevgili efendimizin Ramazan hayatı özet olarak böyleydi. Yüce Rabbimin bu </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>feyizli zamanı, bu ele geçmez fırsatı değerlendirmeyi hepimize lutfetmesi </strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>niyazıyla...</strong></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></em></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Ruh, post: 152511, member: 1370"] [I][FONT=Trebuchet MS][B]EFENDİMİZ"İN(sav) RAMAZAN HAYATI Fahr-i Alem Efendimiz Ramazan ayını hasretle beklerdi. Üç aylara kavuşunca sevinir; receb ayında -her zamankinden çok- oruç tutardı. Şaban ayının ise tamamına yakınını oruçlu geçirir ve "Ramazan ayına hürmeten Şaban ayında oruç tutmak daha faziletlidir." buyururdu. Fakat Ramazanı karşılamak maksadıyla bir iki gün öncesinden oruç tutmayı doğru bulmazdı. Yolunu gözlediği sevgiliye, Ramazana kavuşunca, vuslatın verdiği haz ve neşeyle mübarek ayın feyzini coşkuyla anlatırdı. Şöyle buyururdu: * "Ramazan gelince, cennet kapıları ardına kadar açılır; cehennem kapıları kapanır; şeytanlar zararsız hale getirilir." *"Cennetin sekiz kapısı vardır. Bunlardan birinin adı Reyyan´dır. O kapıdan sadece oruçlular girecektir. Oruçluların sonuncusu da içeri girince reyyan kapısı kapanacak. Bu kapıdan girenlere bir içecek ikram edilecek; onu içen bir daha susuzluk çekmeyecek." Sevgili Efendimiz bu cihana bedel müjdeleri, orucun ihlas ve samimiyetle tutulması için söylerdi. Cenab-ı Mevla´nın yüce katına sunulacak bu kıymetli ibadetin yüz ağartacak mükemmellikte olmasını isterdi. SAHUR VAKTİ, SEHER VAKTİ Sahur vaktine ayrı bir değer verirdi. "Aman sahura kalkmayı ihmal etmeyin; zira sahur yemeği mübarek bir gıdadır." derdi. Nitekim Mescid-i Nebevî´nin sofasında yatıp kalkan fakir sahabîlerden ve İslam´a ilk giren bahtiyarlardan biri olan İrbaz b. Sariye´yi bir gece sahura çağırırken: "Mübarek gıdaya buyur!" demişti. Bir başka seferinde sahur yapmanın önemini şöyle anlatmıştı: "Sahur yemeği bereketlidir. Yememezlik etmeyin. Bir yudum suyla bile olsa sahur yapın. Zira ALLAH Teala ve melekleri sahur yapanlara rahmet yağdırır." Fahr-i Cihanın sahura neden bu kadar değer verdiği gayet açıktır. Zira sahur vakti, seher vaktidir. İlahî rahmet ve bereketin sağanak sağanak yağdığı zamandır. ALLAH´a gönül verenlerin ibadet, dua ve zikirleriyle gergef gergef işlediği mübarek bir zaman dilimidir. Sevgili kardeşler! Hiç değilse mübarek Ramazan ayı boyunca bu kıymetli vakti biz de değerlendirelim. Gönül derinliklerinden kaynayıp gelen bir coşkuyla Cenab-ı Hakk´a niyaz edenler gibi boyun büküp arz-ı hal etmeye çalışalım; zira bu feyizli zamanda uyanık olmanın büyük bir manası vardır. Sahura kalkan mü´minler o mütevazi boyun büküşleriyle sanki şöyle derler: Rabbim! Çok şükür ben de seni bilen, seni seven, sana gönül verenlerden biriyim. Sana olan bağlılığımı arzetmek için uykumu bölüp kalktım. Yarın senin rızan için oruç tutacağım. Ne olur benden hoşnut ol. ALLAHım! İFTAR ZAMANI Yüce Mevlamız, kulunun kendine bağlılığını ve saygısını görmekten memnun olur. İftar vakti bu bağlılığın ve saygının en iyi gösterildiği bir zamandır. Bu sebeple Resûl-i Kibriya efendimiz iftar vaktini titizlikle takip ederdi. İftar vakti girer girmez oruç bozmanın gerekli oluşuna, bir çocuk safiyetiyle oruç bozma telaşına girmenin ALLAH Teala´yı memnun edeceğine işaret buyurur ve bunu dînî hayatı canlı tutmanın bir belirtisi kabul ederdi. İftarı geç yapmanın bir nevi kayıtsızlık ve gevşeklik olduğuna işaret ederek şöyle buyururdu: "Bir an önce iftar etmek için gayret gösterdikleri müddetçe, ümmetim hayır ve bereketten ayrılmamış olur." Efendimizin sözünü ettiği bu hayır ve bereketin insanı ilahî muhabbete erdirecek kadar geniş kapsamlı olduğunu bir hadîs-i kudsî´den öğrenmekteyiz. Cenabı zü´1-celal buyuruyor ki: "Kullarım içinde en çok sevdiklerim, bir an önce iftar etmek için gayret gösterenlerdir." Demek oluyor ki, Yüce ALLAH´ın eşsiz sevgisine nail olmanın yolu Hz. Peygamber´e uymak ve onun yaptıklarını yapmaktır. Bunun böyle olduğunu zaten Kur´anı Kerîm açıkça söylemiyor mu? "Ey Muhammed! De ki: Eğer siz ALLAH´ı gerçekten seviyorsanız, bana uyun ki, ALLAH da sizi sevsin." Rasûlullah efendimize tutunmadan, onu sevmeden ilahî muhabbete ermenin mümkün olmayacağını şair ne güzel söylemiş: Muhabbetten Muhammed oldu hasıl Muhammed´siz muhabbetten ne hasıl? İftar sırasında yapılan duanın kabul edileceğini söyleyen Nebiy-yi Muhterem efendimiz, iftara başlamadan önce dua ederdi. Dualarından biri şöyleydi: "ALLAHım! Senin rızan için oruç tuttum. Senin verdiğin rızıkla orucumu açıyorum." Sonrada varsa hurma ile, yoksa su ile orucunu açar ve böyle yapılmasını tavsiye buyururdu. RABBİM BANA YEDİRİR Kainatın Efendisi oruç tutmaktan öylesine derin bir haz duyardı ki, bu hazzı devam ettirmek ve açlığın verdiği manevî derinliği sürdürmek için bir kaç gün aralıksız oruç tuttuğu olurdu. Ramazan ayının gecesini, gündüzünü hep ibadetle geçirmek isterdi. Onun bu haline sahabîleri, savm-ı visal denen bu orucu tutmaya kalkınca, efendimiz onlara engel oldu. - Kendin tutuyorsun da bize neden izin vermiyorsun? dediklerinde de: - Ben sizin gibi değilim. Rabbim bana yedirir, içirir" buyururdu. Sevgili Peygamber´ine ALLAH Teala´nın ne yedirip içirdiğini bilemiyoruz. Bu maddi bir gıdamıydı, yoksa Cenab-ı Barî´ye yakın olmanın verdiği manevî bir doyum hali miydi, anlayamıyoruz, ama şundan eminiz ki, sevgili Peygamberimiz, ümmetine duyduğu aşırı muhabbet sebebiyle, açlığa dayanamayıp zayıf düşerler, belki bir müddet sonra usanıp vazgeçerler, dolayısıyla diğer ibadetleri gerektiği şekilde yapamazlar düşüncesiyle, aralıksız iki gün oruç tutmaya izin vermemişti. TERAVİH Ramazanla birlikte Resûl-i Kibriya´nın nafile namazlarında da bir artış görülürdü. Bunun en belirgin olanı şüphesiz teravih namazıydı. O saadet devrinde bir Ramazan akşamıydı. Ramazan ayının çıkmasına da yedi gün kalmıştı. O güne kadar Nebiy-yi Huda efendimiz, yatsı namazını kıldırdıktan sonra evine çekilirdi. Fakat o gece ilk defa teravih namazı kıldırdı. Teravih, gecenin üçte biri geçene kadar devam etti. Ertesi gün ağızdan ağza Peygamber efendimizin teravih namazı kıldırdığı haberi yayıldı. Ama o akşam teravih namazı kıldırmadı. Bir sonraki gün yine bir teravih namazı kıldırdı. Namaz gece yarısına kadar devam etti. Bir sonraki gün yine kıldırmadı. Nihayet Ramazanın çıkmasına üç gün kala, bütün gece devam eden bir teravih daha kıldırdı. Fakat teravih namazının farz olabileceğini düşünerek bir daha da kıldırmadı. Herkesin evinde kılmasını tavsiye buyurdu. Teravih namazlarının camide cemaatle kılınması adeti Hz. Ömer devrinde başlamıştır. KUR´AN TİLAVETİ Bu ibadet, dua ve zikir ayında Efendimiz Kur´an-ı Kerîm´i daha çok okurdu. Zaten Cebrail (a.s) Ramazan ayı boyunca her gece Fahr-i Cihan efendimizin yanına gelir, karşılıklı olarak birbirlerine Kur´an okurlar ve böylece o güne kadar gelen ayetleri bir daha gözden geçirmek suretiyle kontrol ederlerdi. Her yıl bir defa yapılan bu karşılaştırma olayı, Habîb-i Ekrem´in son Ramazanında iki defa yapılmıştı. Ramazan boyunca Kur´an-ı Kerim okumanın manevî dünyamıza bambaşka bir zenginlik getireceğine dikkatimizi çeken Gönüller Sultanı efendimiz buyururlar ki: Ramazan´da tutulan oruç ile okunan Kur´an-ı Kerim insana şefaat ederler. Oruç der ki: "- Rabbim! Ben bu kulunu bütün bir gün yemekten, maddî isteklerden alıkoydum. Bu kulun hakkında şefaatimi kabul eyle!" Okunan Kur´an-ı Kerim de: - "Ben bu kulunu geceleyin uyumaktan alıkoydum. Onun hakkında benim şefaatimi de kabul eyle!" Böylece her ikisi de o insana şefaat ederler. Onun dillere destan cömertliği Ramazanda coşup taşardı. Üç aylarda, "hiç durmadan esen bir rüzgardan daha cömert olurdu." Eline geçen imkanları derhal müslümanlara dağıtır, kendinden ne istenirse hemen verir, yanında yoksa başkalarından temin ederdi. Hangi sadakanın daha makbul olduğunu soranlara "Ramazanda dağıtılan sadaka" cevabını verirdi. VEDA GÜNLERİNE DOĞRU Ramazanda veda günleri yaklaşınca Fahr-i Alem efendimizin ibadetlerinde bir artış görülürdü. Zira "Bin aydan daha hayırlı" Kadir Gecesi´nin Ramazanın son on gününde, özellikle 25, 27 ve 29. gecelerde bulunması ihtimali, O´nu bu geceyi kaçırmamaya sevkederdi. Şöyle buyururdu: "Her kim Kadir Gecesi´nde, bu gecenin büyüklüğünü kabul ederek ve sevabını ALLAH´tan bekleyerek namaz kılarsa, geçmiş günahları bağışlanır." Ramazanın son on gününde Resûl-i Ekrem (sallALLAHü aleyhi ve sellem) Mescid-i Nebevî´de i´tikafa çekilirdi. "Rabbim kapına geldim. Sen beni atfetmedikçe, buradan biryere gitmem." anlamına gelen bu namaz, dua, zikirden ibaret yoğun ibadet esnasında, evine sadece zaruri ihtiyaçları için giderdi. Hatta bu günlerde Mescid-i Nebevî´ye bitişik olan evinin kapısından içeri mübarek başını uzatır, o güzelim saçlarını Hz. Aişe annemiz tarardı. Sevgili efendimizin Ramazan hayatı özet olarak böyleydi. Yüce Rabbimin bu feyizli zamanı, bu ele geçmez fırsatı değerlendirmeyi hepimize lutfetmesi niyazıyla...[/B] [/FONT][/I] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Peygamberimizin Hayatı
Dünyası RAMAZAN Olanın, Ahireti BAYRAM Olur.....
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst