Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Dünyayı ateşe veren diplomatlar
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Bîçare S.V." data-source="post: 223884" data-attributes="member: 1008987"><p style="text-align: center"> <strong><span style="color: #333399">Âyet-i Kerime Meâli</span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong></strong> </p><p> </p><p><strong>Allah katında İsa'nın hâli Âdem'in yaratılışı gibidir. Allah onu topraktan yarattı, sonra ona “Ol” dedi, o da oluverdi. Bu hakikatler sana Rabbinden vahyedilmiştir. Öyleyse şüphe edenlerden olma. </strong></p><p> </p><p><strong>Âl-i İmran Sûresi: 59 </strong> </p><p> <p style="text-align: right"><strong><span style="font-size: 10px"> </span></strong> </p> <p style="text-align: right"><strong><span style="font-size: 10px"> 30.11.2010</span></strong> </p> <p style="text-align: right"><strong></strong></p> <p style="text-align: right"><strong><a href="http://www.yeniasya.com.tr/2010/11/30/lahika/default.htm#bas" target="_blank"></a></strong></p> <p style="text-align: right"><strong><a href="http://www.yeniasya.com.tr/2010/11/30/lahika/default.htm#bas" target="_blank"></a></strong> </p><p> <p style="text-align: center"> <strong><span style="color: #333399">Dünyayı ateşe veren diplomatlar</span></strong></p> <p style="text-align: center"><strong></strong> </p><p><strong> Kendi menfaatleri için küre-i arza ateş atan üfleyicilerin ve sihirbaz o diplomatların tahribata ait bütün işleri ayn-ı şerdir. </strong></p><p><strong>Hâtime </strong> </p><p><strong>Gayet ehemmiyetli bir nükte-i i’câziyeye dair, birden ihtiyarsız, mağripten sonra kalbe ihtar edilen ve Sûre-i “Kul eûzü bi Rabbi’l-felak”ın zâhir bir mu’cize-i gaybiyesini gösteren uzun bir hakikate kısa bir işarettir. </strong></p><p><strong>“Deki: Sığınırım sabahın Rabbine. Yarattığı şeylerin şerrinden. Karanlığı çöktüğünde gecenin şerrinden. Düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden. Haset ettiğinde hasetçinin şerrinden.” (Felâk Sûresi, 113:1-5.) </strong></p><p><strong>İşte, yalnız mânâ-yı işârî cihetinde bu sûre-i azîme-i hârika, “Kâinatta adem âlemleri hesabına çalışan şerirlerden ve insî ve cinnî şeytanlardan kendinizi muhafaza ediniz” Peygamberimize ve ümmetine emrederek, her asra baktığı gibi, mânâ-yı işarîsiyle bu acip asrımıza daha ziyade, belki zâhir bir tarzda bakar, Kur’ân’ın hizmetkârlarını istiâzeye dâvet eder. Bu mu’cize-i gaybiye, beş işaretle kısaca beyan edilecek. Şöyle ki: </strong></p><p><strong>Bu sûrenin herbir âyetinin mânâları çoktur. Yalnız mânâ-yı işarî ile, beş cümlesinde dört defa “şerri” kelimesini tekrar etmek ve kuvvetli münasebet-i mâneviye ile beraber dört tarzda bu asrın emsâlsiz dört dehşetli ve fırtınalı maddî ve mânevî şerlerine ve inkılâplarına ve mübarezelerine aynı tarihle parmak basmak ve mânen “Bunlardan çekininiz” emretmek, elbette Kur’ân’ın i’câzına yakışır bir irşad-ı gaybîdir. </strong></p><p><strong>Meselâ, başta “Kul eûzü bi Rabbi’l-felak” (Deki: Sığınırım sabahın Rabbine) cümlesi, bin üç yüz elli iki veya dört (1352-1354) tarihine hesab-ı ebcedî ve cifrî ile tevafuk edip nev-i beşerde en geniş hırs ve hasetle ve Birinci Harbin sebebiyle vukua gelmeye hazırlanan İkinci Harb-i Umumîye işaret eder ve ümmet-i Muhammediyeye (asm) mânen der: “Bu harbe girmeyiniz ve Rabbinize iltica ediniz.” Ve bir mâna-yı remziyle, Kur’ân’nın hizmetkârlarından olan Risale-i Nur şakirtlerine hususi bir iltifatla, onların Eskişehir hapsinden, dehşetli bir şerden aynı tarihiyle kurtulmalarına ve haklarındaki imha plânının akîm bırakılmasına remzen haber verir, mânen “İstiâze ediniz” emreder gibi bir remiz verir. </strong></p><p><strong>Hem meselâ “Min şerri mâ halâk” (Yarattığı şeylerin şerrinden) cümlesi (şedde sayılmaz) bin üç yüz altmış bir (1361) ederek bu emsalsiz harbin merhametsiz ve zâlimâne tahribatını Rûmî ve Hicrî tarihiyle parmak bastığı gibi, aynı zamanda bütün kuvvetleriyle Kur’ân’ın hizmetine çalışan Nur şakirtlerinin geniş bir imha plânından ve elîm ve dehşetli bir belâdan ve Denizli hapsinden kurtulmalarına tevafukla, bir mânâ-yı remzî ile onlara da bakar, “Halkın şerrinden kendinizi koruyunuz” gizli bir îmâ ile der. </strong></p><p><strong>Hem meselâ “En-neffâsâti fi’l-ukad” (Düğümlere üfleyen büyücüler...) cümlesi (şeddeler sayılmaz) bin üç yüz yirmi sekiz (1328), eğer şeddedeki lâm sayılsa, bin üç yüz elli sekiz (1358) adediyle bu umumî harpleri yapan ecnebî gaddarların, hırs ve hasetle bizdeki Hürriyet inkılâbının Kur’ân lehindeki neticelerini bozmak fikriyle tebeddül-ü saltanat ve Balkan ve İtalyan harpleri ve Birinci Harb-i Umumînin patlamasıyla maddî ve mânevî şerlerini, siyasî diplomatların, radyo diliyle herkesin kafalarına sihirbaz ve zehirli üflemeleriyle ve mukadderat-ı beşerin düğme ve ukdelerine gizli plânlarını telkin etmeleriyle bin senelik medeniyet terakkiyatını vahşiyâne mahveden şerlerin vücuda gelmeye hazırlanmaları tarihine tevâfuk ederek “En-neffâsâti fi’l-ukad”in tam mânasına tetâbuk eder. </strong></p><p><strong>Hem meselâ “Ve min şerri hâsidin izâ hased” (Haset ettiğinde hasetçinin şerrinden) cümlesi (şedde ve tenvin sayılmaz) yine bin üç yüz kırk yedi (1347) edip, aynı tarihte, ecnebî muahedelerin icbarıyla bu vatanda ehemmiyetli sarsıntılar ve felsefenin tahakkümüyle bu dindar millette ehemmiyetli tahavvüller vücuda gelmesine ve aynı tarihte, devletlerde İkinci Harb-i Umumî’yi ihzar eden dehşetli hasetler ve rekabetlerin çarpışmaları tarihine bu mânâ-yı işârî ile tam tamına tevafuku ve mânen tetabuku, elbette bu kudsî sûrenin bir lem’a-i i’câz-ı gaybîsidir. </strong></p><p><strong>(...) </strong></p><p><strong>“En-neffâsâti fi’l-ukad” (Düğümlere üfleyen büyücüler...) remziyle, kendi menfaatleri için küre-i arza ateş atan üfleyicilerin ve sihirbaz o diplomatların tahribata ait bütün işleri ayn-i şerdir... </strong></p><p> </p><p><strong>Şuâlar, 11. Şuâ, 11. Mesele, Hatime, s. 417</strong> </p><p> <p style="text-align: right"><strong><span style="font-size: 10px"> </span></strong> </p> <p style="text-align: right"><strong><span style="font-size: 10px"> 30.11.2010</span></strong> </p><p><strong></strong></p><p><strong><a href="http://www.yeniasya.com.tr/2010/11/30/lahika/default.htm" target="_blank">http://www.yeniasya.com.tr/2010/11/30/lahika/default.htm</a></strong></p><p><strong></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Bîçare S.V., post: 223884, member: 1008987"] [CENTER] [B][COLOR=#333399]Âyet-i Kerime Meâli[/COLOR] [/B] [/CENTER] [B]Allah katında İsa'nın hâli Âdem'in yaratılışı gibidir. Allah onu topraktan yarattı, sonra ona “Ol” dedi, o da oluverdi. Bu hakikatler sana Rabbinden vahyedilmiştir. Öyleyse şüphe edenlerden olma. [/B] [B]Âl-i İmran Sûresi: 59 [/B] [RIGHT][B][SIZE=2] [/SIZE][/B] [B][SIZE=2] 30.11.2010[/SIZE][/B] [/RIGHT] [RIGHT][B] [URL="http://www.yeniasya.com.tr/2010/11/30/lahika/default.htm#bas"] [/URL][/B] [/RIGHT] [CENTER] [B][COLOR=#333399]Dünyayı ateşe veren diplomatlar[/COLOR] [/B] [/CENTER] [B] Kendi menfaatleri için küre-i arza ateş atan üfleyicilerin ve sihirbaz o diplomatların tahribata ait bütün işleri ayn-ı şerdir. [/B] [B]Hâtime [/B] [B]Gayet ehemmiyetli bir nükte-i i’câziyeye dair, birden ihtiyarsız, mağripten sonra kalbe ihtar edilen ve Sûre-i “Kul eûzü bi Rabbi’l-felak”ın zâhir bir mu’cize-i gaybiyesini gösteren uzun bir hakikate kısa bir işarettir. [/B] [B]“Deki: Sığınırım sabahın Rabbine. Yarattığı şeylerin şerrinden. Karanlığı çöktüğünde gecenin şerrinden. Düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden. Haset ettiğinde hasetçinin şerrinden.” (Felâk Sûresi, 113:1-5.) [/B] [B]İşte, yalnız mânâ-yı işârî cihetinde bu sûre-i azîme-i hârika, “Kâinatta adem âlemleri hesabına çalışan şerirlerden ve insî ve cinnî şeytanlardan kendinizi muhafaza ediniz” Peygamberimize ve ümmetine emrederek, her asra baktığı gibi, mânâ-yı işarîsiyle bu acip asrımıza daha ziyade, belki zâhir bir tarzda bakar, Kur’ân’ın hizmetkârlarını istiâzeye dâvet eder. Bu mu’cize-i gaybiye, beş işaretle kısaca beyan edilecek. Şöyle ki: [/B] [B]Bu sûrenin herbir âyetinin mânâları çoktur. Yalnız mânâ-yı işarî ile, beş cümlesinde dört defa “şerri” kelimesini tekrar etmek ve kuvvetli münasebet-i mâneviye ile beraber dört tarzda bu asrın emsâlsiz dört dehşetli ve fırtınalı maddî ve mânevî şerlerine ve inkılâplarına ve mübarezelerine aynı tarihle parmak basmak ve mânen “Bunlardan çekininiz” emretmek, elbette Kur’ân’ın i’câzına yakışır bir irşad-ı gaybîdir. [/B] [B]Meselâ, başta “Kul eûzü bi Rabbi’l-felak” (Deki: Sığınırım sabahın Rabbine) cümlesi, bin üç yüz elli iki veya dört (1352-1354) tarihine hesab-ı ebcedî ve cifrî ile tevafuk edip nev-i beşerde en geniş hırs ve hasetle ve Birinci Harbin sebebiyle vukua gelmeye hazırlanan İkinci Harb-i Umumîye işaret eder ve ümmet-i Muhammediyeye (asm) mânen der: “Bu harbe girmeyiniz ve Rabbinize iltica ediniz.” Ve bir mâna-yı remziyle, Kur’ân’nın hizmetkârlarından olan Risale-i Nur şakirtlerine hususi bir iltifatla, onların Eskişehir hapsinden, dehşetli bir şerden aynı tarihiyle kurtulmalarına ve haklarındaki imha plânının akîm bırakılmasına remzen haber verir, mânen “İstiâze ediniz” emreder gibi bir remiz verir. [/B] [B]Hem meselâ “Min şerri mâ halâk” (Yarattığı şeylerin şerrinden) cümlesi (şedde sayılmaz) bin üç yüz altmış bir (1361) ederek bu emsalsiz harbin merhametsiz ve zâlimâne tahribatını Rûmî ve Hicrî tarihiyle parmak bastığı gibi, aynı zamanda bütün kuvvetleriyle Kur’ân’ın hizmetine çalışan Nur şakirtlerinin geniş bir imha plânından ve elîm ve dehşetli bir belâdan ve Denizli hapsinden kurtulmalarına tevafukla, bir mânâ-yı remzî ile onlara da bakar, “Halkın şerrinden kendinizi koruyunuz” gizli bir îmâ ile der. [/B] [B]Hem meselâ “En-neffâsâti fi’l-ukad” (Düğümlere üfleyen büyücüler...) cümlesi (şeddeler sayılmaz) bin üç yüz yirmi sekiz (1328), eğer şeddedeki lâm sayılsa, bin üç yüz elli sekiz (1358) adediyle bu umumî harpleri yapan ecnebî gaddarların, hırs ve hasetle bizdeki Hürriyet inkılâbının Kur’ân lehindeki neticelerini bozmak fikriyle tebeddül-ü saltanat ve Balkan ve İtalyan harpleri ve Birinci Harb-i Umumînin patlamasıyla maddî ve mânevî şerlerini, siyasî diplomatların, radyo diliyle herkesin kafalarına sihirbaz ve zehirli üflemeleriyle ve mukadderat-ı beşerin düğme ve ukdelerine gizli plânlarını telkin etmeleriyle bin senelik medeniyet terakkiyatını vahşiyâne mahveden şerlerin vücuda gelmeye hazırlanmaları tarihine tevâfuk ederek “En-neffâsâti fi’l-ukad”in tam mânasına tetâbuk eder. [/B] [B]Hem meselâ “Ve min şerri hâsidin izâ hased” (Haset ettiğinde hasetçinin şerrinden) cümlesi (şedde ve tenvin sayılmaz) yine bin üç yüz kırk yedi (1347) edip, aynı tarihte, ecnebî muahedelerin icbarıyla bu vatanda ehemmiyetli sarsıntılar ve felsefenin tahakkümüyle bu dindar millette ehemmiyetli tahavvüller vücuda gelmesine ve aynı tarihte, devletlerde İkinci Harb-i Umumî’yi ihzar eden dehşetli hasetler ve rekabetlerin çarpışmaları tarihine bu mânâ-yı işârî ile tam tamına tevafuku ve mânen tetabuku, elbette bu kudsî sûrenin bir lem’a-i i’câz-ı gaybîsidir. [/B] [B](...) [/B] [B]“En-neffâsâti fi’l-ukad” (Düğümlere üfleyen büyücüler...) remziyle, kendi menfaatleri için küre-i arza ateş atan üfleyicilerin ve sihirbaz o diplomatların tahribata ait bütün işleri ayn-i şerdir... [/B] [B]Şuâlar, 11. Şuâ, 11. Mesele, Hatime, s. 417[/B] [RIGHT][B][SIZE=2] [/SIZE][/B] [B][SIZE=2] 30.11.2010[/SIZE][/B] [/RIGHT] [B] [url]http://www.yeniasya.com.tr/2010/11/30/lahika/default.htm[/url] [/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Dünyayı ateşe veren diplomatlar
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst