Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Dünyevileşmenin Üç Yüzü
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 189343" data-attributes="member: 27"><p><u><strong><span style="color: Red">Hakan Yalman</span></strong></u></p><p><u><strong><span style="color: Red"></span></strong></u></p><p><u><strong><span style="color: Red"></span></strong></u> Hayatımızın ne kadarını dünya hesabına kullanmamız ve</p><p> ne kadarını ahiret hesabına kullanmamız gerektiği sık sık yüzleştiğimiz bir sorudur. </p><p>Çoğunlukla da bu sorunun doğruluğunu düşünmeden doğru cevabın arayışına kalkışılır. </p><p>Kimilerine göre esas olan ahirettir, </p><p>kimilerine göre sadece ahireti hesaba katan yaşam şekli geri kalışımızın sebebidir, </p><p>bazılarına göre ise bir denge içerisinde hem dünya hem de ahiret hayatı gözetilmelidir. </p><p>Bütün bu farklı fikir ve tartışmaların ortasında, </p><p>böyle bir sorunun ne derece tutarlı ve doğru olduğunu da ele almak gerektiği kanaatindeyiz. </p><p></p><p></p><p> <span style="color: DarkSlateGray"><strong>Aslında çözülmesi gereken en önemli problem aynı kelimelerle ifade edilen ancak zihinlerde farklı anlamların yüklendiği kavramlara açıklık getirerek bir konu üzerinde tartışmaktır.</strong></span> Dünyevileşmenin konuşulduğu bir durumda “dünya” kavramı merkeze oturmakta ve konuşanların aynı anlamı yüklediği bir kavram üzerinde tartıştıklarından emin olmak gerekmektedir. Dünya kelimesinin anlamında birleşmek ise oldukça zor görünmektedir. <strong>Adeta kişiler adedince dünyalar ve her bir dünyada o dünyanın özellikleri ile anlam kazanmış kavramlar vardır.</strong> <strong>Kişinin hayatta kaldığı müddetçe <span style="color: DarkSlateGray">onun iç âlemini şekillendiren dünya, yani onun dünyası mevcuttur.</span><span style="color: DarkSlateGray"> Bu anlamda dünyanın varlığı kendi varlığına bağlıdır ve</span></strong> <span style="color: Red">“ölümüyle kendi kıyametinin kopacağı”</span> <strong><span style="color: DarkSlateGray">ifadesi tam yerinde kullanılmıştır. </span></strong></p><p></p><p></p><p>Kendi dünyasını şekillendirmede de önemli bir konuma getirilmiş o dünyanın halifeliği omuzlarına yüklenmiştir. Dolayısı ile her insan duyu organlarının ruhunda teşkil ettiği subjektif dünyanın şekillenmesi ve bu dünyadan ruhuna süzülen mânâların yaratılış gayesi ile uygunluğu noktasında sorumlu tutulmaktadır. Aslında bu tebei ya da izafi, subjektif dünyanın dışında başka bir dünyanın varlığı da üzerinde ayrı ve uzun bir tartışmayı gerekli kılacak bir husustur. Tek zati varlık olan şu kâinatın ve âlemlerin Halık’ı dışında hiç bir varlık mutlak vücut sahibi olamayacağına göre zaman ve mekânın da izafi olduğu bir evrende aslolan bizim subjektif dünyamız ve onunla ilgili sorumluluklarımızdır. </p><p></p><p></p><p> Beynimiz henüz işleyişi net olarak izah edilememiş ve ruh, akıl, vicdan, duygulanım ve bilişsel (kognitif) fonksiyonlarımızın cereyan ettiği ve yukarıdaki anlamda subjektif dünyamızı şekillendiren çok önemli bir organdır. Son zamanlarda özellikle kuralları bizimkinden tamamen farklı, dış dünya olarak adlandırdığımız kavramın iyice uzağında, bize çok garip gelen hezeyanların gerçek olarak algılandığı, halüsinasyon olarak adlandırılan ve sadece bu kişilerin duyduğu ses ve görüntülerin ön planda olduğu şizofreni hastalığı ile ilgili araştırmalar bazı çarpıcı sonuçlar ortaya koymuştur. </p><p></p><p></p><p><strong><span style="color: DarkSlateGray">Beynin normal işleyişinde benzer kavramları birbiri ile ilgili olanları hafızada yakın yerleştirip ilgisiz olanların bu alana girmeyi zorlaştırdığı ortaya konmuş ve bu hastalarda bu mekanizmanın işlememesinden kaynaklanan çağrışım hızlılığı nedeniyle çok ilgisiz kavramlar birbirini çağrıştırabilmekte ve beynin işleyişindeki kavram ahengi bozulabilmektedir.</span></strong> Artık dünyanın sonu geldiği şeklindeki fantazilerle adeta paylaştığımızı hissettiğimiz her birimizin kişilik aynasında benzer şekilde yansıyan âlemden koparlar. <span style="color: Red">“Bireyin evrende kendisinin var olduğunu hissetmesini sağlayan bir kendilik (self) duygusu”</span>1 ya da <span style="color: Blue">“tagayyür, inkılap ve felaketlere maruz ve muhtaç şu insan bedeninde iskân edilen ruhun yaşayabilmesi için”</span> üç kuvvet verilmiştir. </p><p></p><p></p><p><span style="color: Blue">“Bu kuvvetlerden bi-rincisi, menfaatleri celb ve cezb için kuvve-i şeheviye-i behimiye.. ikincisi, zararlı şeyleri def için kuvve-i sebuiye-i gadabiye.. üçüncüsü, nef’ ve zararı, iyi ve kötüyü temyiz için kuvve-i akliye-i melekiyedir.”</span>2 </p><p></p><p>Bunların yıkıma uğraması kişinin dünyasını da yıkacak, artık dünyanın gerçekleri ile bağlantısı kopacaktır. Herkesle aynı dünyada ama farklı bir âlemde yaşayacaktır. Bu uç noktada, hatta hasta olarak adlandırılan insan tipinden hareketle diyebiliriz ki her bir insanın dünyası ve o dünyada kavramların yüklendiği anlamlar farklı farklıdır. Adeta ruh bir ayna ve dünya, varlıkların o aynada yansıyan görüntüsüdür. Dünya, yaşanan olaylar ve çevremizdeki herşeyle ilgili hükümler hep bu ayna üzerinden yapılan değerlendirmelerdir. </p><p></p><p></p><p> İnsanda çağrışımların—Spitzer tarafından 1997 yılında ortaya konan teoriyle—“semantic priming” ile yürüdüğü tezini günlük yaşayışımızdaki pek çok şeyi izah için ışık tutucu olarak ele alabiliriz. Bunun anlamı yukarıda da bahsettiğimiz şekilde birbirine yakın olarak algılanan yada bu şekilde öğrenilen kavramların daha kısa zamanda çağrıştırmasıdır. Mesala siyah denildi-ğinde bunun beyazı çağrıştırması 0.05 milisaniyelik bir süre alırken aynı kavramın “soğuk” kavramını çağrıştırması 0.5 milisaniye almaktadır. (Nelly, 1991)3 </p><p></p><p></p><p><strong><span style="color: DarkSlateGray">Buradan hareketle diyebiliriz ki birbirini kısa zamanda çağrıştıran kavramların yakın olarak yer aldıkları bir kavram haritası her insanın beyninde mevcuttur. </span></strong> Bu haritanın şekillenmesi çevre, eğitim, yaşanan olaylar, kültür, müzik, seyredilen manzaralar, okunan kitaplar, hatta genetik faktörler gibi pek çok değişkenin etkisiyle şekillenir. </p><p></p><p></p><p> İşte, dünyevileşmek dediğimizde dünyanın bu kavram haritası içindeki yeri büyük önem arzetmektedir. <strong><span style="color: DarkSlateGray">Dünya kavramının</span></strong> <span style="color: Red">“dünya ahiretin mezrasıdır”</span> hadisini çağrıştırdığı kişide dünyevileşmenin anlamı <span style="color: Purple">“para, makam, eğlence” </span><span style="color: DarkSlateGray"><strong>gibi kavramları çağrıştırdığı kişiden çok farklı olacaktır.</strong></span> Bunların kavram haritaları da birbirinden çok farklıdır. <span style="color: DarkSlateGray"><strong>Dolayısıyla kelimeler aynı ancak kavramlar farklıdır.</strong></span> </p><p></p><p></p><p><span style="color: DarkGreen">Nefis terbiyesi adı altındaki faaliyetler, </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">Kur’an dinlemek, </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">tefekkür, </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">zikir gibi uğraşılar da </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">bu kavram haritasını yaratılış maksadına uygun şekillendirmek için </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">ortaya konan faaliyetler olsa gerektir. </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">Yaratılış maksadı, özetle varlıkların arkaplanında saklanmış Yaratıcı’nın isimlerini seyretmek, </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">takdir etmek ve </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">onların büyüklüğü karşısında secde ve şükür şeklinde kabul edildiğinde </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">ideal insan beyni kavram haritasında varlıkların her birine en yakın ve </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">hemen çağrıştırdıkları kavramlar Cenab-ı Hakk’ın </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: Green"><span style="color: DarkGreen">onlarda ön planda tecelli eden isimleri olmalıdır. </span></span></p><p><span style="color: Green"></span></p><p></p><p><span style="color: DarkRed">Ancak sabah saat altıda işe yetişmek üzere yatağından fırlayan, </span></p><p><span style="color: DarkRed"></span><span style="color: DarkRed">vapurda, </span></p><p><span style="color: DarkRed"></span><span style="color: DarkRed">otobüste, </span></p><p><span style="color: DarkRed"></span><span style="color: DarkRed">trende stres içinde ve </span></p><p><span style="color: DarkRed"></span><span style="color: DarkRed">işe yetişmek düşüncesinin doruk noktaya ulaştığı ve </span></p><p><span style="color: DarkRed"></span><span style="color: DarkRed">gün boyu patrondan fırça yememek, </span></p><p><span style="color: DarkRed"></span><span style="color: DarkRed">bir an evvel işi yetiştirmek ve </span></p><p><span style="color: DarkRed"></span><span style="color: DarkRed">alacakları tahsil etmek gibi düşüncelerin </span></p><p><span style="color: DarkRed"></span><span style="color: DarkRed">iç alemi şekillendirdiği bir insanda </span></p><p><span style="color: DarkRed"></span><span style="color: DarkRed">bu pratik olarak ne derece mümkündür? </span></p><p><span style="color: DarkRed"></span></p><p></p><p> Bu, günümüz yaşantısında zor olduğu gibi asırlar boyunca da zor olduğundan olsa gerek, ahireti ön planda tutanlar tarafından dünya hep hor görülmüş ve kötülenmiştir.<strong> <span style="color: DarkSlateGray">Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin şu sözleri bu konuda tipik bir örnek olarak ele alınabilir:</span></strong></p><p></p><p></p><p> <span style="color: DarkGreen">“Ey aziz! </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">Ehlullah demişlerdir ki, dünya halleri rüya ve gölgeye benzer. </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">Dünya geçicidir, vebaldir. </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">Dünya insanları aldatıcı ve onlara zararlıdır. </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">Dünyayı terk, devlet ve büyük saadettir. </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">Dünyaya rağbet, Allahu Teala’nın gazabını gerektirir. </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">Dünya cebr ettiğini, zorladığını kırar. </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen"><strong>Sevdiğini kahreder. </strong></span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">Dünya bulut gölgesidir, uykudaki rüyadır. </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">Hem de asılsız rüyadır.</span></p><p><span style="color: DarkGreen"> Ona gönül veren gafil, elbette pişmandır. </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">Dünya değişicidir. </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">Bir halde durmaz. </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen"><strong>O senle kalsa da, sen onunla kalmazsın.</strong> </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen"><strong>Dünya mü’minin zindanıdır, ölüm emn ve emanıdır.</strong> </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">Cennet onun mekânıdır. </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">Onu terk eden ayıplarını anlar. </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">Dünyada, cesedin çıkmadan önce, </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">kalbinden dünyayı çıkarmak elzemdir. </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">Dünyanın lezzetini terk eden cenneti bulur. </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">İki alemde aziz ve muhterem olur. </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><strong><span style="color: DarkGreen">Dünya yaldızlı bir yılan olup, </span></strong></p><p><strong><span style="color: DarkGreen"></span></strong><span style="color: DarkGreen"><strong>sokması hafif ve zehiri öldürücüdür.</strong> </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><strong><span style="color: DarkGreen">Gafil olan süsüne aldanır. </span></strong></p><p><strong><span style="color: DarkGreen"></span></strong><span style="color: DarkGreen"><strong>Ondan yüz çeviren akıllıdır. </strong></span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">Dünya haraptır. </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen">Şerabı seraptır.”</span>4</p><p></p><p></p><p> Ancak, İslam inancı gereği insan dünyada yaşamakla imtihan olduğuna </p><p>ve önündeki sorularla imtihanı vermek zorunda olduğuna göre, </p><p>bütün yoğunluğu ile dünyada yaşıyorken </p><p>ve bu yaşamın gereği olan fiilleri yerine getiriyorken </p><p>Yaratıcı ile olan bağlantıyı devam ettirebilmek gerekmektedir. </p><p></p><p></p><p> Dünyada geçerli olan yaratılış kanunları ya da şeriat-ı fıtriyenin hükümleri </p><p>herkes için eşit derecede geçerli olduğuna göre</p><p> bunların gereğine boyun eğmek her kulun kaderidir. </p><p>Bir anlamda Cenab-ı Hakk’ın isteğidir. </p><p></p><p></p><p> <span style="color: DarkSlateGray"><strong>Otuz İkinci Söz’ün Beşinci Remz’inde ehl-i dalaletin vekili ile müzakeresinde Bediüzzaman, şu suale muhatap olur:</strong></span> </p><p></p><p></p><p><span style="color: DarkRed">“Ehadisinizde, dünya tel’in edilmiş; cife ismiyle yad edilmiş. </span></p><p><span style="color: DarkRed"></span><span style="color: DarkRed">Hem, bütün ehl-i velayet ve ehl-i hakikat, dünyayı tahkir ediyorlar; ‘Fenadır, pistir’ diyorlar. </span></p><p><span style="color: DarkRed"></span><span style="color: DarkRed"><strong>Halbuki sen bütün kemalat-ı İlahiyeye medar ve hüccet, onu gösteriyorsun </strong></span></p><p><span style="color: DarkRed"><strong></strong></span><span style="color: DarkRed"><strong>ve aşıkane ondan bahsediyorsun.”</strong></span> </p><p></p><p></p><p><strong><span style="color: DarkSlateGray">Bu gerçekten can alıcı ve İslam dairesi içinde yer alanların dünya ile bağlantısını sorgulayan, iç alemlerinde dünyanın yerini araştıran bir sorudur. Dünyevileşme konusunun tam olarak anlaşılabilmesi için bu suale verilen cevabın da önemi büyüktür. </span></strong></p><p><strong><span style="color: DarkSlateGray"></span></strong></p><p></p><p> <strong><span style="color: Blue">“Elcevap: Dünyanın üç yüzü var. </span></strong></p><p><strong><span style="color: Blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: Blue"></span></strong><span style="color: Blue"><span style="color: DarkGreen"><strong>Birinci yüzü,</strong></span> Cenab-ı Hakk’ın esmasına bakar; </span></p><p><span style="color: Blue"></span><span style="color: Blue">onların nukuşunu gösterir, </span></p><p><span style="color: Blue"></span><span style="color: Blue">mana-i harfiyle, onlara ayinedarlık eder. </span></p><p><span style="color: Blue"></span><span style="color: Blue">Dünyanın şu yüzü, hadsiz mektubat-ı Samedaniyedir. </span></p><p><span style="color: Blue"></span><span style="color: Blue"><strong>Bu yüzü gayet güzeldir, nefrete değil aşka layıktır.</strong></span></p><p></p><p> <span style="color: Blue"><strong><span style="color: DarkGreen">İkinci yüzü,</span></strong> ahirete bakar; </span></p><p><span style="color: Blue"></span><span style="color: Blue">ahiretin tarlasıdır, </span></p><p><span style="color: Blue"></span><span style="color: Blue">Cennetin mezrasıdır, </span></p><p><span style="color: Blue"></span><span style="color: Blue">rahmetin mezheresidir. </span></p><p><span style="color: Blue"></span><span style="color: Blue">Şu yüzü dahi, evvelki yüzü gibi güzeldir; </span></p><p><span style="color: Blue"></span><span style="color: Blue"><span style="color: DarkGreen"><strong><span style="color: Blue">tahkire değil, muhabbete layıktır. </span></strong></span></span></p><p><span style="color: Blue"><span style="color: DarkGreen"><strong></strong></span></span></p><p> <span style="color: Blue"><strong><span style="color: DarkGreen">Üçüncü yüzü,</span></strong> insanın hevesatına bakan </span></p><p><span style="color: Blue"></span><span style="color: Blue">ve gaflet perdesi olan </span></p><p><span style="color: Blue"></span><span style="color: Blue">ve ehl-i dünyanın mel’abe-i hevesatı olan yüzdür. </span></p><p><span style="color: Blue"></span><span style="color: Blue">Şu yüz çirkindir. </span></p><p><span style="color: Blue"></span><span style="color: Blue">Çünkü fanidir, </span></p><p><span style="color: Blue"></span><span style="color: Blue">zaildir,</span></p><p><span style="color: Blue"> elemlidir, </span></p><p><span style="color: Blue"></span><span style="color: Blue">aldatır. </span></p><p><span style="color: Blue"></span><span style="color: Blue">İşte hadiste varid olan tahkir </span></p><p><span style="color: Blue"></span><span style="color: Blue">ve ehl-i hakikatin ettiği nefret, bu yüzdedir.”</span>5</p><p></p><p> </p><p> Bu cevap daha sonra dünyayı kötüleyenlerin sınıflandırılması ile devam eder. Aslında varlığı kabul edilen bir dünya vardır ve bu cevapta da onun farklı yüzlerinden bahsedilmektedir.<strong><span style="color: DarkSlateGray"> İşte bu farklı yüzler her bir insanın iç âlemindeki dünya şekilleri olsa gerektir.</span></strong> <span style="color: DarkSlateGray"><strong>Bu anlamda da insanlar adedince dünyalar vardır.</strong></span> <span style="color: DarkSlateGray"><strong>Her bir dünyanın manevi coğrafyasını yada kavram haritasını şekillendirmede insanlar tasarruf sahibi olarak yaratılmışlardır. Başka bir deyişle her insan kendi dünyasının halifesidir.</strong></span> Bu Kur’an-ı Kerim’de pek çok yerde ifade edilir. Bu ifadelere örnek olarak şu ayetleri sıralayabiliriz: </p><p></p><p></p><p> <span style="color: DarkGreen">“Hani Rabbin meleklere, ‘Yeryüzünde emirlerimi yerine getirip varlıklar üzerinde tasarrufta bulunacak bir halife yaratacağım’ buyurduğunda, melekler şöyle demişlerdi: ‘Yeryüzünde fesat çıkarıp kan dökecek birini mi yaratacaksın? Halbuki biz seni hamd ile tesbih eder, seni her türlü noksandan yüce tutarız.’ Allah ise ‘Ben sizin bilmedi- ğinizi bilirim.’ buyurmuştu. </span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span><span style="color: DarkGreen"></span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span></p><p> <span style="color: DarkGreen">“Ve Adem’e bütün isimleri öğrettikten sonra eşyayı meleklere gösterdi. ‘Eğer halifeliğe daha layık olduğunuz iddiasında doğru iseniz bunların isimlerini bana söyleyin’ buyurdu.”</span>6</p><p><strong><span style="color: DarkSlateGray"></span></strong></p><p><strong><span style="color: DarkSlateGray"></span></strong> </p><p> <strong><span style="color: DarkSlateGray">Bu ayette geçen <span style="color: Red">“varlıklar üzerinde tasarruf”</span> mânâsı direk olarak ele alındığında şirki netice vereceğinden, kasdedilen mânâ her bir varlığın insanın duyu süzgecinden geçerken kazanacağı anlam, o varlığın hangi yüzüne bakıldığı konusunda bir tasarruf olmalıdır.</span></strong> İşte bu yüzden küfürdeki her insan yüz yüze geldiği duyu organlarına ulaşan her varlığın hesabını vermekle yükümlüdür. Bu mânâyı da hatıra getiren başka bir ayette: </p><p></p><p></p><p> <span style="color: DarkGreen">“O Allah ki, sizi yeryüzünde halife kılıp bütün mahlukatın üzerinde tasarruf hakkı verdi. İnkâr edenin inkârı kendi aleyhinedir; o kâfirlerin inkârları ancak Rablerinin katında rahmetten mahrumiyetlerini artırır. Kâfirlerin inkârı, kendi hüsranlarından başka bir şey de artırmaz.”</span>7</p><p></p><p> </p><p> <span style="color: DarkSlateGray"><strong>Sonuç olarak diyebiliriz ki,</strong></span> </p><p>herkes kendi dünyasında ehli dünyadır yani dünyevileşmiştir. </p><p>Bu dünyevileşme kavramının iyi yada kötü oluşu o dünyanın, </p><p>nesnel dünyanın hangi yüzüne baktığına göre değerlendirilmelidir. </p><p>Dünyadan el etek çekmek yerine üçüncü yüze bakan dünyaların halifelerince </p><p>ikinci ve birinci yüze bakacak şekilde tanzim ve idare edilmeleri </p><p>yaşadığımız şartlar içerisinde daha uygulanabilir görünmektedir.</p><p> Kur’an-ı Kerim’de bizlere varlıklar üzerinde tasarruf yetkisi verdiğini ifade eden </p><p>Cenab-ı Hakk’ın da bizden muradı bu olsa gerektir. </p><p></p><p></p><p><span style="color: Green"><u><strong>Dipnotlar</strong></u></span></p><p> <em><span style="color: Green">1. Işık, Erdal, Şizofreni, Ankara 1997, s. 52. </span></em></p><p> <em><span style="color: Green">2. Nursi, Bediüzzaman Said, İşarat’ü-l İ’caz, İstanbul 1986, s. 24. </span></em></p><p> <em><span style="color: Green">3. Ceylan, M. Emin, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Seminerleri, 5.11.1997. </span></em></p><p> <em><span style="color: Green">4. Erzurumlu İbrahim Hakkı, Marifetname, Bedir Yayınevi, İstanbul 1997. </span></em></p><p> <em><span style="color: Green">5. Nursi, Bediüzzaman Said, Sözler, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul 1996, s. 571. </span></em></p><p> <em><span style="color: Green">6. Bakara Suresi, 30, 31. ayetler, Yeni Asya Gazetesi Neşriyatı Açıklamalı Meali, s. 5. </span></em></p><p> <em><span style="color: Green">7. Fatır Suresi, 39. ayet, Yeni Asya Gazetesi Neşriyatı Açıklamalı Meali, s. 438.</span></em></p><p></p><p></p><p><u><strong><span style="color: Red">koprudergisi.com</span></strong></u></p><p><u><strong><span style="color: Red">Yaz-Güz '97 Sayısından alıntıdır.</span></strong></u></p><p><u><strong><span style="color: Green"><span style="color: Red">KÖPRÜ</span></span></strong></u><em><span style="color: Green"></span></em></p><p><em><span style="color: Green"></span></em></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 189343, member: 27"] [U][B][COLOR=Red]Hakan Yalman [/COLOR][/B][/U] Hayatımızın ne kadarını dünya hesabına kullanmamız ve ne kadarını ahiret hesabına kullanmamız gerektiği sık sık yüzleştiğimiz bir sorudur. Çoğunlukla da bu sorunun doğruluğunu düşünmeden doğru cevabın arayışına kalkışılır. Kimilerine göre esas olan ahirettir, kimilerine göre sadece ahireti hesaba katan yaşam şekli geri kalışımızın sebebidir, bazılarına göre ise bir denge içerisinde hem dünya hem de ahiret hayatı gözetilmelidir. Bütün bu farklı fikir ve tartışmaların ortasında, böyle bir sorunun ne derece tutarlı ve doğru olduğunu da ele almak gerektiği kanaatindeyiz. [COLOR=DarkSlateGray][B]Aslında çözülmesi gereken en önemli problem aynı kelimelerle ifade edilen ancak zihinlerde farklı anlamların yüklendiği kavramlara açıklık getirerek bir konu üzerinde tartışmaktır.[/B][/COLOR] Dünyevileşmenin konuşulduğu bir durumda “dünya” kavramı merkeze oturmakta ve konuşanların aynı anlamı yüklediği bir kavram üzerinde tartıştıklarından emin olmak gerekmektedir. Dünya kelimesinin anlamında birleşmek ise oldukça zor görünmektedir. [B]Adeta kişiler adedince dünyalar ve her bir dünyada o dünyanın özellikleri ile anlam kazanmış kavramlar vardır.[/B] [B]Kişinin hayatta kaldığı müddetçe [COLOR=DarkSlateGray]onun iç âlemini şekillendiren dünya, yani onun dünyası mevcuttur.[/COLOR][COLOR=DarkSlateGray] Bu anlamda dünyanın varlığı kendi varlığına bağlıdır ve[/COLOR][/B] [COLOR=Red]“ölümüyle kendi kıyametinin kopacağı”[/COLOR] [B][COLOR=DarkSlateGray]ifadesi tam yerinde kullanılmıştır. [/COLOR][/B] Kendi dünyasını şekillendirmede de önemli bir konuma getirilmiş o dünyanın halifeliği omuzlarına yüklenmiştir. Dolayısı ile her insan duyu organlarının ruhunda teşkil ettiği subjektif dünyanın şekillenmesi ve bu dünyadan ruhuna süzülen mânâların yaratılış gayesi ile uygunluğu noktasında sorumlu tutulmaktadır. Aslında bu tebei ya da izafi, subjektif dünyanın dışında başka bir dünyanın varlığı da üzerinde ayrı ve uzun bir tartışmayı gerekli kılacak bir husustur. Tek zati varlık olan şu kâinatın ve âlemlerin Halık’ı dışında hiç bir varlık mutlak vücut sahibi olamayacağına göre zaman ve mekânın da izafi olduğu bir evrende aslolan bizim subjektif dünyamız ve onunla ilgili sorumluluklarımızdır. Beynimiz henüz işleyişi net olarak izah edilememiş ve ruh, akıl, vicdan, duygulanım ve bilişsel (kognitif) fonksiyonlarımızın cereyan ettiği ve yukarıdaki anlamda subjektif dünyamızı şekillendiren çok önemli bir organdır. Son zamanlarda özellikle kuralları bizimkinden tamamen farklı, dış dünya olarak adlandırdığımız kavramın iyice uzağında, bize çok garip gelen hezeyanların gerçek olarak algılandığı, halüsinasyon olarak adlandırılan ve sadece bu kişilerin duyduğu ses ve görüntülerin ön planda olduğu şizofreni hastalığı ile ilgili araştırmalar bazı çarpıcı sonuçlar ortaya koymuştur. [B][COLOR=DarkSlateGray]Beynin normal işleyişinde benzer kavramları birbiri ile ilgili olanları hafızada yakın yerleştirip ilgisiz olanların bu alana girmeyi zorlaştırdığı ortaya konmuş ve bu hastalarda bu mekanizmanın işlememesinden kaynaklanan çağrışım hızlılığı nedeniyle çok ilgisiz kavramlar birbirini çağrıştırabilmekte ve beynin işleyişindeki kavram ahengi bozulabilmektedir.[/COLOR][/B] Artık dünyanın sonu geldiği şeklindeki fantazilerle adeta paylaştığımızı hissettiğimiz her birimizin kişilik aynasında benzer şekilde yansıyan âlemden koparlar. [COLOR=Red]“Bireyin evrende kendisinin var olduğunu hissetmesini sağlayan bir kendilik (self) duygusu”[/COLOR]1 ya da [COLOR=Blue]“tagayyür, inkılap ve felaketlere maruz ve muhtaç şu insan bedeninde iskân edilen ruhun yaşayabilmesi için”[/COLOR] üç kuvvet verilmiştir. [COLOR=Blue]“Bu kuvvetlerden bi-rincisi, menfaatleri celb ve cezb için kuvve-i şeheviye-i behimiye.. ikincisi, zararlı şeyleri def için kuvve-i sebuiye-i gadabiye.. üçüncüsü, nef’ ve zararı, iyi ve kötüyü temyiz için kuvve-i akliye-i melekiyedir.”[/COLOR]2 Bunların yıkıma uğraması kişinin dünyasını da yıkacak, artık dünyanın gerçekleri ile bağlantısı kopacaktır. Herkesle aynı dünyada ama farklı bir âlemde yaşayacaktır. Bu uç noktada, hatta hasta olarak adlandırılan insan tipinden hareketle diyebiliriz ki her bir insanın dünyası ve o dünyada kavramların yüklendiği anlamlar farklı farklıdır. Adeta ruh bir ayna ve dünya, varlıkların o aynada yansıyan görüntüsüdür. Dünya, yaşanan olaylar ve çevremizdeki herşeyle ilgili hükümler hep bu ayna üzerinden yapılan değerlendirmelerdir. İnsanda çağrışımların—Spitzer tarafından 1997 yılında ortaya konan teoriyle—“semantic priming” ile yürüdüğü tezini günlük yaşayışımızdaki pek çok şeyi izah için ışık tutucu olarak ele alabiliriz. Bunun anlamı yukarıda da bahsettiğimiz şekilde birbirine yakın olarak algılanan yada bu şekilde öğrenilen kavramların daha kısa zamanda çağrıştırmasıdır. Mesala siyah denildi-ğinde bunun beyazı çağrıştırması 0.05 milisaniyelik bir süre alırken aynı kavramın “soğuk” kavramını çağrıştırması 0.5 milisaniye almaktadır. (Nelly, 1991)3 [B][COLOR=DarkSlateGray]Buradan hareketle diyebiliriz ki birbirini kısa zamanda çağrıştıran kavramların yakın olarak yer aldıkları bir kavram haritası her insanın beyninde mevcuttur. [/COLOR][/B] Bu haritanın şekillenmesi çevre, eğitim, yaşanan olaylar, kültür, müzik, seyredilen manzaralar, okunan kitaplar, hatta genetik faktörler gibi pek çok değişkenin etkisiyle şekillenir. İşte, dünyevileşmek dediğimizde dünyanın bu kavram haritası içindeki yeri büyük önem arzetmektedir. [B][COLOR=DarkSlateGray]Dünya kavramının[/COLOR][/B] [COLOR=Red]“dünya ahiretin mezrasıdır”[/COLOR] hadisini çağrıştırdığı kişide dünyevileşmenin anlamı [COLOR=Purple]“para, makam, eğlence” [/COLOR][COLOR=DarkSlateGray][B]gibi kavramları çağrıştırdığı kişiden çok farklı olacaktır.[/B][/COLOR] Bunların kavram haritaları da birbirinden çok farklıdır. [COLOR=DarkSlateGray][B]Dolayısıyla kelimeler aynı ancak kavramlar farklıdır.[/B][/COLOR] [COLOR=DarkGreen]Nefis terbiyesi adı altındaki faaliyetler, [/COLOR][COLOR=DarkGreen]Kur’an dinlemek, [/COLOR][COLOR=DarkGreen]tefekkür, [/COLOR][COLOR=DarkGreen]zikir gibi uğraşılar da [/COLOR][COLOR=DarkGreen]bu kavram haritasını yaratılış maksadına uygun şekillendirmek için [/COLOR][COLOR=DarkGreen]ortaya konan faaliyetler olsa gerektir. [/COLOR][COLOR=DarkGreen]Yaratılış maksadı, özetle varlıkların arkaplanında saklanmış Yaratıcı’nın isimlerini seyretmek, [/COLOR][COLOR=DarkGreen]takdir etmek ve [/COLOR][COLOR=DarkGreen]onların büyüklüğü karşısında secde ve şükür şeklinde kabul edildiğinde [/COLOR][COLOR=DarkGreen]ideal insan beyni kavram haritasında varlıkların her birine en yakın ve [/COLOR][COLOR=DarkGreen]hemen çağrıştırdıkları kavramlar Cenab-ı Hakk’ın [/COLOR][COLOR=Green][COLOR=DarkGreen]onlarda ön planda tecelli eden isimleri olmalıdır. [/COLOR] [/COLOR] [COLOR=DarkRed]Ancak sabah saat altıda işe yetişmek üzere yatağından fırlayan, [/COLOR][COLOR=DarkRed]vapurda, [/COLOR][COLOR=DarkRed]otobüste, [/COLOR][COLOR=DarkRed]trende stres içinde ve [/COLOR][COLOR=DarkRed]işe yetişmek düşüncesinin doruk noktaya ulaştığı ve [/COLOR][COLOR=DarkRed]gün boyu patrondan fırça yememek, [/COLOR][COLOR=DarkRed]bir an evvel işi yetiştirmek ve [/COLOR][COLOR=DarkRed]alacakları tahsil etmek gibi düşüncelerin [/COLOR][COLOR=DarkRed]iç alemi şekillendirdiği bir insanda [/COLOR][COLOR=DarkRed]bu pratik olarak ne derece mümkündür? [/COLOR] Bu, günümüz yaşantısında zor olduğu gibi asırlar boyunca da zor olduğundan olsa gerek, ahireti ön planda tutanlar tarafından dünya hep hor görülmüş ve kötülenmiştir.[B] [COLOR=DarkSlateGray]Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin şu sözleri bu konuda tipik bir örnek olarak ele alınabilir:[/COLOR][/B] [COLOR=DarkGreen]“Ey aziz! [/COLOR][COLOR=DarkGreen]Ehlullah demişlerdir ki, dünya halleri rüya ve gölgeye benzer. [/COLOR][COLOR=DarkGreen]Dünya geçicidir, vebaldir. [/COLOR][COLOR=DarkGreen]Dünya insanları aldatıcı ve onlara zararlıdır. [/COLOR][COLOR=DarkGreen]Dünyayı terk, devlet ve büyük saadettir. [/COLOR][COLOR=DarkGreen]Dünyaya rağbet, Allahu Teala’nın gazabını gerektirir. [/COLOR][COLOR=DarkGreen]Dünya cebr ettiğini, zorladığını kırar. [/COLOR][COLOR=DarkGreen][B]Sevdiğini kahreder. [/B] [/COLOR][COLOR=DarkGreen]Dünya bulut gölgesidir, uykudaki rüyadır. [/COLOR][COLOR=DarkGreen]Hem de asılsız rüyadır.[/COLOR] [COLOR=DarkGreen] Ona gönül veren gafil, elbette pişmandır. [/COLOR][COLOR=DarkGreen]Dünya değişicidir. [/COLOR][COLOR=DarkGreen]Bir halde durmaz. [/COLOR][COLOR=DarkGreen][B]O senle kalsa da, sen onunla kalmazsın.[/B] [/COLOR][COLOR=DarkGreen][B]Dünya mü’minin zindanıdır, ölüm emn ve emanıdır.[/B] [/COLOR][COLOR=DarkGreen]Cennet onun mekânıdır. [/COLOR][COLOR=DarkGreen]Onu terk eden ayıplarını anlar. [/COLOR][COLOR=DarkGreen]Dünyada, cesedin çıkmadan önce, [/COLOR][COLOR=DarkGreen]kalbinden dünyayı çıkarmak elzemdir. [/COLOR][COLOR=DarkGreen]Dünyanın lezzetini terk eden cenneti bulur. [/COLOR][COLOR=DarkGreen]İki alemde aziz ve muhterem olur. [/COLOR][B][COLOR=DarkGreen]Dünya yaldızlı bir yılan olup, [/COLOR][/B][COLOR=DarkGreen][B]sokması hafif ve zehiri öldürücüdür.[/B] [/COLOR][B][COLOR=DarkGreen]Gafil olan süsüne aldanır. [/COLOR][/B][COLOR=DarkGreen][B]Ondan yüz çeviren akıllıdır. [/B] [/COLOR][COLOR=DarkGreen]Dünya haraptır. [/COLOR][COLOR=DarkGreen]Şerabı seraptır.”[/COLOR]4 Ancak, İslam inancı gereği insan dünyada yaşamakla imtihan olduğuna ve önündeki sorularla imtihanı vermek zorunda olduğuna göre, bütün yoğunluğu ile dünyada yaşıyorken ve bu yaşamın gereği olan fiilleri yerine getiriyorken Yaratıcı ile olan bağlantıyı devam ettirebilmek gerekmektedir. Dünyada geçerli olan yaratılış kanunları ya da şeriat-ı fıtriyenin hükümleri herkes için eşit derecede geçerli olduğuna göre bunların gereğine boyun eğmek her kulun kaderidir. Bir anlamda Cenab-ı Hakk’ın isteğidir. [COLOR=DarkSlateGray][B]Otuz İkinci Söz’ün Beşinci Remz’inde ehl-i dalaletin vekili ile müzakeresinde Bediüzzaman, şu suale muhatap olur:[/B][/COLOR] [COLOR=DarkRed]“Ehadisinizde, dünya tel’in edilmiş; cife ismiyle yad edilmiş. [/COLOR][COLOR=DarkRed]Hem, bütün ehl-i velayet ve ehl-i hakikat, dünyayı tahkir ediyorlar; ‘Fenadır, pistir’ diyorlar. [/COLOR][COLOR=DarkRed][B]Halbuki sen bütün kemalat-ı İlahiyeye medar ve hüccet, onu gösteriyorsun [/B][/COLOR][COLOR=DarkRed][B]ve aşıkane ondan bahsediyorsun.”[/B][/COLOR] [B][COLOR=DarkSlateGray]Bu gerçekten can alıcı ve İslam dairesi içinde yer alanların dünya ile bağlantısını sorgulayan, iç alemlerinde dünyanın yerini araştıran bir sorudur. Dünyevileşme konusunun tam olarak anlaşılabilmesi için bu suale verilen cevabın da önemi büyüktür. [/COLOR][/B] [B][COLOR=Blue]“Elcevap: Dünyanın üç yüzü var. [/COLOR][/B][COLOR=Blue][COLOR=DarkGreen][B]Birinci yüzü,[/B][/COLOR] Cenab-ı Hakk’ın esmasına bakar; [/COLOR][COLOR=Blue]onların nukuşunu gösterir, [/COLOR][COLOR=Blue]mana-i harfiyle, onlara ayinedarlık eder. [/COLOR][COLOR=Blue]Dünyanın şu yüzü, hadsiz mektubat-ı Samedaniyedir. [/COLOR][COLOR=Blue][B]Bu yüzü gayet güzeldir, nefrete değil aşka layıktır.[/B][/COLOR] [COLOR=Blue][B][COLOR=DarkGreen]İkinci yüzü,[/COLOR][/B] ahirete bakar; [/COLOR][COLOR=Blue]ahiretin tarlasıdır, [/COLOR][COLOR=Blue]Cennetin mezrasıdır, [/COLOR][COLOR=Blue]rahmetin mezheresidir. [/COLOR][COLOR=Blue]Şu yüzü dahi, evvelki yüzü gibi güzeldir; [/COLOR][COLOR=Blue][COLOR=DarkGreen][B][COLOR=Blue]tahkire değil, muhabbete layıktır. [/COLOR] [/B][/COLOR][/COLOR] [COLOR=Blue][B][COLOR=DarkGreen]Üçüncü yüzü,[/COLOR][/B] insanın hevesatına bakan [/COLOR][COLOR=Blue]ve gaflet perdesi olan [/COLOR][COLOR=Blue]ve ehl-i dünyanın mel’abe-i hevesatı olan yüzdür. [/COLOR][COLOR=Blue]Şu yüz çirkindir. [/COLOR][COLOR=Blue]Çünkü fanidir, [/COLOR][COLOR=Blue]zaildir,[/COLOR] [COLOR=Blue] elemlidir, [/COLOR][COLOR=Blue]aldatır. [/COLOR][COLOR=Blue]İşte hadiste varid olan tahkir [/COLOR][COLOR=Blue]ve ehl-i hakikatin ettiği nefret, bu yüzdedir.”[/COLOR]5 Bu cevap daha sonra dünyayı kötüleyenlerin sınıflandırılması ile devam eder. Aslında varlığı kabul edilen bir dünya vardır ve bu cevapta da onun farklı yüzlerinden bahsedilmektedir.[B][COLOR=DarkSlateGray] İşte bu farklı yüzler her bir insanın iç âlemindeki dünya şekilleri olsa gerektir.[/COLOR][/B] [COLOR=DarkSlateGray][B]Bu anlamda da insanlar adedince dünyalar vardır.[/B][/COLOR] [COLOR=DarkSlateGray][B]Her bir dünyanın manevi coğrafyasını yada kavram haritasını şekillendirmede insanlar tasarruf sahibi olarak yaratılmışlardır. Başka bir deyişle her insan kendi dünyasının halifesidir.[/B][/COLOR] Bu Kur’an-ı Kerim’de pek çok yerde ifade edilir. Bu ifadelere örnek olarak şu ayetleri sıralayabiliriz: [COLOR=DarkGreen]“Hani Rabbin meleklere, ‘Yeryüzünde emirlerimi yerine getirip varlıklar üzerinde tasarrufta bulunacak bir halife yaratacağım’ buyurduğunda, melekler şöyle demişlerdi: ‘Yeryüzünde fesat çıkarıp kan dökecek birini mi yaratacaksın? Halbuki biz seni hamd ile tesbih eder, seni her türlü noksandan yüce tutarız.’ Allah ise ‘Ben sizin bilmedi- ğinizi bilirim.’ buyurmuştu. [/COLOR][COLOR=DarkGreen] [/COLOR] [COLOR=DarkGreen]“Ve Adem’e bütün isimleri öğrettikten sonra eşyayı meleklere gösterdi. ‘Eğer halifeliğe daha layık olduğunuz iddiasında doğru iseniz bunların isimlerini bana söyleyin’ buyurdu.”[/COLOR]6 [B][COLOR=DarkSlateGray] [/COLOR][/B] [B][COLOR=DarkSlateGray]Bu ayette geçen [COLOR=Red]“varlıklar üzerinde tasarruf”[/COLOR] mânâsı direk olarak ele alındığında şirki netice vereceğinden, kasdedilen mânâ her bir varlığın insanın duyu süzgecinden geçerken kazanacağı anlam, o varlığın hangi yüzüne bakıldığı konusunda bir tasarruf olmalıdır.[/COLOR][/B] İşte bu yüzden küfürdeki her insan yüz yüze geldiği duyu organlarına ulaşan her varlığın hesabını vermekle yükümlüdür. Bu mânâyı da hatıra getiren başka bir ayette: [COLOR=DarkGreen]“O Allah ki, sizi yeryüzünde halife kılıp bütün mahlukatın üzerinde tasarruf hakkı verdi. İnkâr edenin inkârı kendi aleyhinedir; o kâfirlerin inkârları ancak Rablerinin katında rahmetten mahrumiyetlerini artırır. Kâfirlerin inkârı, kendi hüsranlarından başka bir şey de artırmaz.”[/COLOR]7 [COLOR=DarkSlateGray][B]Sonuç olarak diyebiliriz ki,[/B][/COLOR] herkes kendi dünyasında ehli dünyadır yani dünyevileşmiştir. Bu dünyevileşme kavramının iyi yada kötü oluşu o dünyanın, nesnel dünyanın hangi yüzüne baktığına göre değerlendirilmelidir. Dünyadan el etek çekmek yerine üçüncü yüze bakan dünyaların halifelerince ikinci ve birinci yüze bakacak şekilde tanzim ve idare edilmeleri yaşadığımız şartlar içerisinde daha uygulanabilir görünmektedir. Kur’an-ı Kerim’de bizlere varlıklar üzerinde tasarruf yetkisi verdiğini ifade eden Cenab-ı Hakk’ın da bizden muradı bu olsa gerektir. [COLOR=Green][U][B]Dipnotlar[/B][/U][/COLOR] [I][COLOR=Green]1. Işık, Erdal, Şizofreni, Ankara 1997, s. 52. [/COLOR][/I] [I][COLOR=Green]2. Nursi, Bediüzzaman Said, İşarat’ü-l İ’caz, İstanbul 1986, s. 24. [/COLOR][/I] [I][COLOR=Green]3. Ceylan, M. Emin, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Seminerleri, 5.11.1997. [/COLOR][/I] [I][COLOR=Green]4. Erzurumlu İbrahim Hakkı, Marifetname, Bedir Yayınevi, İstanbul 1997. [/COLOR][/I] [I][COLOR=Green]5. Nursi, Bediüzzaman Said, Sözler, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul 1996, s. 571. [/COLOR][/I] [I][COLOR=Green]6. Bakara Suresi, 30, 31. ayetler, Yeni Asya Gazetesi Neşriyatı Açıklamalı Meali, s. 5. [/COLOR][/I] [I][COLOR=Green]7. Fatır Suresi, 39. ayet, Yeni Asya Gazetesi Neşriyatı Açıklamalı Meali, s. 438.[/COLOR][/I] [U][B][COLOR=Red]koprudergisi.com[/COLOR][/B][/U] [U][B][COLOR=Red]Yaz-Güz '97 Sayısından alıntıdır.[/COLOR][/B][/U] [U][B][COLOR=Green][COLOR=Red]KÖPRÜ[/COLOR][/COLOR][/B][/U][I][COLOR=Green] [/COLOR][/I] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Dünyevileşmenin Üç Yüzü
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst