Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Düşünmeye Başlamak ve Başlamayı Düşünmek.
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 148804" data-attributes="member: 27"><p style="text-align: center"><img src="http://www.sorularlarisale.com/show_image.php?filename=images/article/11303.jpg&width=250&height=250" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /> </p><p>Risale-i Nur'un ‘ana direklerinin' belki de en başında gelen ve ismi çoğu kez bizzat Risale-i Nur'u kasdetmek anlamında da kullanılan ‘Sözler' kitabı, açılmış olan otuz üç adet pencereden birden güneşin gösterilmesi misali, hakikate işaret etmekte olan otuz üç pencereli "Otuz üçüncü Söz" ile sona erer. Söz konusu Otuz üçüncü Söz’ün yazılma nedenlerinden biri ise, Üstad Hz.'ne iletilen ve asrımız inananlarının ortak bir yarasını da ifade eden şu soru olmuştur:</p><p> </p><p> <span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: DarkSlateGray"><strong><span style="font-family: 'Verdana'">"Onlara gerek</span> <span style="font-family: 'Verdana'">içinde yaşadıkları âlemin her tarafında, gerekse kendi nefislerinde âyetlerimizi göstereceğiz-tâ ki Kur'ân'ın hak olduğu onlara iyice açıklanmış olsun. Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi?"</span></strong> </span><span style="font-family: 'Verdana'"><em>(Fussilet Sûresi: 53.)</em> ; <span style="color: DarkSlateGray"><strong>"O (Allah) her şeye kâdirdir"</strong></span></span> <em><span style="font-family: 'Verdana'">(Mülk Sûresi:1 v.d)</span></em></span></p><p> </p><p> <span style="color: Navy"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Verdana'">"Şu iki âyet-i câmianın ifade ettiği vücûb ve vahdâniyet-i İlâhiye ve evsaf ve şuûnât-ı Rabbâniyeye âlem-i asgar ve ekber olan insan ve kâinatın vech-i delâletlerini mücmel ve kısa bir sûrette beyânlarını isteriz. Çünkü, münkirler pek ileri gittiler. "Ne vakte kadar ‘O (Allah) her şeye kâdirdir.' deyip, elimizi kaldıracağız?" </span></span></span></p><p> </p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Verdana'">Sual manidardır</span>. <span style="font-family: 'Verdana'">Cenâb-ı Hakk'ın; vasıfları, emir ve idaresi yönlerinden insana ve kainata bakan delillerinin izahı istenmektedir. Çünkü saldırı dozunu arttıran inkarcılara karşı imana dair bu tarz delillerin ‘mücmel ve kısa bir sûrette beyânları' gerekmektedir. Konunun toplu, kısa ve anlaşılır bir şekilde yapılacak izahına ihtiyaç duyulmaktadır… </span></span></span></span></p><p> </p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Verdana'">Üstad Hz., en başta bu önemli soruya vereceği cevabına; zaten yazılan diğer tüm Sözlerin, bahsi geçen ayetin ifade ettiği hakikat denizinden damlalar olduklarına dikkat çekerek başlar. Ve içinde: "<strong><span style="color: DarkSlateGray">..her menzilden, her tabakadan, her âlemden, her taifeden, her ferdden, herşey</span></strong></span><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><span style="color: DarkSlateGray">den, kendini gösterecek yâni vücudunu ve vahdetini bildirecek pencereler açmış."</span></strong> şeklinde ‘anafikir cümlesi' kıymetinde bir cümleyi netice veren önemli bir örneğin yer aldığı kısa açıklamadan sonra, konuya ‘otuz üç pencereden' ikna edici delillerin sunulduğu o çok önemli Risaleyle cevap verir.. </span></span></span></span></p><p> </p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Impact'"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Verdana'">Kainatta bize Rabbimizi haber veren bazı ‘ayetlere' işaret eden bu pencerelerden birisi de, ilgili ayetlerin zikredilmesinin ardından <strong><span style="color: DarkSlateGray">"Şu pencere insan penceresidir ve enfüsîdir"</span></strong> diye başlayan <strong>Otuz birinci Pencere</strong>'dir. Burada, üç noktada insana Allah'ı bildiren bir ‘ayet' olarak konu, insanın bizatihi kendisidir. İnsana dair o noktalardan biri ise insanın aynadarlığıdır, yani <strong>‘İnsanın üç cihetle esmâ-i İlahiye'ye ayna olmasıdır'. </strong>İşte tam da burada, ‘şamar</span><span style="font-family: 'Verdana'">-vâri' bir uyarı cümlesiyle yüzyüze bırakılır okuyucu… Hem de; Yaratıcısını bulmak isteyen bir insana ‘okuması' için sunulan delillerden biri olarak, tam da insanın kendisinin işaret edildiği bu bölümün sonunda gelmesiyle (<strong>bir sonuç cümlesi kılınmasıyla)</strong> bu cümle, ifadedeki sarsıcılığı daha da ‘sarsıcı’ kılmış olur:</span></span></span></span></span></p><p> </p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: DarkRed"><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="font-family: 'Verdana'">"Ey kendini i</span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Verdana'">nsan bilen in</span>san! Kend<span style="font-family: 'Verdana'">ini oku. Yok</span></span><span style="font-family: 'Verdana'">sa, hayvan ve câmid hükmünde insan olmak ihtimâli var."... </span></strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: DarkRed"><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="font-family: 'Verdana'"></span></strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Verdana'">Ancak gerçekten ilginç bir durum ki; kimi zaman belki bizzat kendimizde de şahit olabileceğimiz üzere insanların çoğu; başka hiçbir yere gitmeye gerek kalmayacak veya ‘zahmete girmeyecek' tarzda Rabbine dair delillere ulaşabileceği bir ‘mektup' olarak bizzat kendisini okuma işinden bile uzak dururlar. Birer insan olarak, bu konudaki gayretsizliğimizden kaynaklanan o denli maddi-manevi sıkıntılara girmemize rağmen bazılarımız, ulaşılamaması noktasında mazeretler dahi sunulamayacak böylesine ‘kendimizden bir ilannâmeye' karşı neden mesafeli dururuz acaba? Hem de Rabbimizin bize gönderdiği bu en yakınımızda, içimizde olan ilanlara ruhen, aklen, kalben, vicdanen ya da fert, aile, toplum olarak muhtaç olduğumuz her yanımızdan okunurken...</span></span></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Verdana'"></span> </span></span><span style="font-family: 'Impact'"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Impact'"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></span><span style="font-family: 'Impact'"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Verdana'">Kısacası, madem insanın bizzat kendisi, birçok noktadan Rabbinin isim ve sıfatlarını yansıtan bir ayna durumundadır; öyleyse aynı insan nasıl bunlardan habersizmiş gibi veya ‘kendi aynasından yansıyanlara’ ilgisizmiş gibi yaşayabilmektedir?</span></span></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"></span></p><p> <span style="font-family: 'Courier New'"><span style="font-size: 10px"><strong><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: DarkSlateGray"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Verdana'">Hem de ‘insan' düşünen bir varlıkken</span><span style="font-family: 'Verdana'">!.</span></span></span></span></strong></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Courier New'"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Verdana'">Çünkü "İnsanın diğer canlılara karşı en büyük üstünlük vesilesi nedir?" sorusuna hemen hepimizce bir çırpıda verilmekte olan cevaplardan belki de ilki, bir zeki çocuk ataklığında: <strong><span style="color: DarkSlateGray">"ben söylim, ben: düşünme ve idrak etme yeteneğidir!"</span></strong> üslubunda olmaktadır genellikle. Çünkü algılamaları üzerine düşünememek ve</span><span style="font-family: 'Verdana'">ya algılarını idrak edememek, hepimizce malumdur ki, ‘düşünebilmekten' mahrum diğer canlılara düşen bir özelliktir. Ve bir varlığın, kendisinin var olduğunun farkında olabilmesi dahi; Descartes`in ünlü çıkarımında da ifade edildiği gibi, aynı varlığın ancak düşünebilme ‘fiiline' bağlı olarak ulaşabileceği bir sonuçtur.</span></span></span><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Verdana'">Düşünebilme fiiline özne olabilen her normal insan ise, varlığının da farkındadır. Bu farkındalığın bir adım ilerisinde ise, şu veya bu şekilde de olsa, ‘varoluşun sorgulanması' çalar hep akıl kapımızı. Bundan dolayıdır ki aklını ‘kullanmasa’ da veya düşünmekten uzak durmaya çalışsa da nice ‘normal' insanın; saçma da olsa hayata dair kendince bir takım yorumlarına, anlamlandırmalarına da hep şahit olabilmekteyi<span style="font-family: 'Verdana'">z</span></span><span style="font-family: 'Verdana'">.</span></span><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Verdana'">Çünkü insanı, düşünebilme ve idrak edebilme yeteneğiyle şuur sahibi kılan Kudret; aynı zamanda insanı, aslında bu yeteneğinin bizatihi var edilme nedeni olan ‘asıl farkındalığı keşfedebilmeye' dair fıtrî bir merakla da yaratmıştır. Ve o merakımızı giderebilme yolunda da bizleri, aynen kucağımızda taşıyacağımız bir aynaya yansıyacak şeylere engel olamamamız misali; şuur aynamıza hem kainattan ve hem de direkt kendimizden ‘yansıtılan' o delillere, Kur'ân'ın ifadesiyle "ayetlere" mutlaka geçit veren yeteneklerle kuşatmıştır. Faraza, duyu organlarımızı ‘iptal' edebilsek bile iç dünyamızda, enfüsî alemde bize sunulmuş yeteneklerle, şu veya bu şekilde de olsa</span><span style="font-family: 'Verdana'"> yapmakta olduğumuz sorgulamalara cevaplar bulabilecek bir konumda var edilmişizdir.</span></span><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Lucida Console'"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Verdana'">Yani diyebiliriz ki, varlığı fark etme-sorgulama yeteneği, aslında var edilişin sırlarını çözme görevinde insana verilmiş bir ‘kopyadır' zaten!. Nefis ve şeytanın esiri olarak ‘fıtratını' bozmamış her insanın da, iç alemine insafla eğildiğinde hissedeceği üzere; akıl, idrak, vicdan gibi yetenekler bu sorgulamaya girişmeye zaten hep çabalamaktadırlar. Ama bu ve benzerî durumlarda çoğu kez yaşanan şey ise; heves gibi, hazır lezzete düşkünlük</span> <span style="font-family: 'Verdana'">gibi, tembellik vs. gibi diğer ‘yeteneklerin' baskın gelmesidir ne yazık ki... </span></span></span><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Verdana'">Ve akıl, ruh ve kalp ‘dünyalarımızda', bu tarz sorgulamalara girip de, varlığın hikmetini "düşünmeye başlayarak" insan-ı Kâmil olma yolunda çabalamak yerine; bu dünyalarımızı sürekli bir şekilde, </span><span style="font-family: 'Verdana'">gelip geçici, ‘uyutucu' ve özünde boş şeylerle doldurmamızdır o delillere ulaşmamızı engelleyen... </span></span><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Verdana'">Tüm bunlardan dolayı; düşünme-idrak etme gibi üstün bir özelliğe sahip olmasına rağmen insanın bu yolla bulup okuması gereken ‘ayetlerden' habersizmiş gibi yaşamasının asıl önemli bir nedenini de; bu insanların, 'insan olmanın' en belirgin özelliklerinden olan düşünmeye bir türlü başlayamamalarında görmekteyim. Çünkü insan sahip olduğu o üstün yeteneklerini, kendisine sunulan</span> <span style="font-family: 'Verdana'">diğer ayetlere muhatap kılmaktan kaçınmadığı ve bu konularda düşünmeye başlamaktan uzak durmadığı sürece; vicdanında feryat bulan ‘varlığın anlamı ve sebebi' davasında bu sorularına cevap bulabilecek, vicdanını ancak teskîn edebilecektir.</span></span></span><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Verdana'">Ancak buradaki en önemli noktalardan biri de; düşünmeye başlamakla, "başlamayı düşünmek" arasında uçurumların açılmamasıdı</span><span style="font-family: 'Verdana'">r!...</span></span><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Verdana'">"Neciyim, nereden geliyorum, nereye gidiyorum?" gibi, "Madem varlığın farkındayım, o halde bütün bu var olanlar neden varlar?" gibi sorgulamalara girişmekle belki de ‘varlığını kurtaracak' bir gayretin içine giren her insanın bu çabası, devam ettirildiği sürece anlamlıdır. Çünkü düşünmeye başlayan bir insan hep bu başlangıç noktasında beklerse, ‘işlerin düzeleceğini' söylem</span><span style="font-family: 'Verdana'">ek pek de mümkün görünmemekte...</span></span></span></p><p> </p><p> <span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Arial'"> <span style="font-family: 'Verdana'">Düşünmeye başlayarak ‘şeytanın bacağını kıran' bir kişi; sorularına cevaplar aramaya ve Rabbini tanımaya gayrete, sağlıklı aşamalarla devam etmelidir. Ama bu düşünce hali bazılarımızda olduğu gibi hep bir başlangıç aşamasında, hep arzulanan ama bir türlü eyleme dönüştürülmeyen <span style="font-family: 'Verdana'">bir hal olarak kalmamalıdır </span></span><span style="font-family: 'Verdana'">kesinlikle... Bu halin devamı ölüm yakalamadan önce mutlaka azimle, ümitle, samimiyetle ve bütün bunlarla birlikte Rabbine de güvenle, Rabbinin kendisinden beklediği istikamet ve fıtrat üzere bir yaşantıya başlamayı ‘artık’ düşünmek ve ‘hemen’ uygulamak olmalıdır.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'Arial'"> </span></span></p><p> <strong><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Red"><span style="font-family: 'Arial'"> <span style="font-family: 'Verdana'">Ama dikkat, bu hal kesinlikle ‘ölümden önce' olmalıd</span><span style="font-family: 'Verdana'">ır!...</span></span></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Red"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Red"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: Blue"><u><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px">Mustafa </span><span style="font-size: 12px">KURT</span></span></span></u></span></span></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Red"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: Blue"><u>sorularlarisale.com</u></span></span></span></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Red"><span style="font-family: 'Arial'"></span></span></span></span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 148804, member: 27"] [CENTER][IMG]http://www.sorularlarisale.com/show_image.php?filename=images/article/11303.jpg&width=250&height=250[/IMG] [/CENTER] Risale-i Nur'un ‘ana direklerinin' belki de en başında gelen ve ismi çoğu kez bizzat Risale-i Nur'u kasdetmek anlamında da kullanılan ‘Sözler' kitabı, açılmış olan otuz üç adet pencereden birden güneşin gösterilmesi misali, hakikate işaret etmekte olan otuz üç pencereli "Otuz üçüncü Söz" ile sona erer. Söz konusu Otuz üçüncü Söz’ün yazılma nedenlerinden biri ise, Üstad Hz.'ne iletilen ve asrımız inananlarının ortak bir yarasını da ifade eden şu soru olmuştur: [FONT=Arial][COLOR=DarkSlateGray][B][FONT=Verdana]"Onlara gerek[/FONT] [FONT=Verdana]içinde yaşadıkları âlemin her tarafında, gerekse kendi nefislerinde âyetlerimizi göstereceğiz-tâ ki Kur'ân'ın hak olduğu onlara iyice açıklanmış olsun. Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi?"[/FONT][/B] [/COLOR][FONT=Verdana][I](Fussilet Sûresi: 53.)[/I] ; [COLOR=DarkSlateGray][B]"O (Allah) her şeye kâdirdir"[/B][/COLOR][/FONT] [I][FONT=Verdana](Mülk Sûresi:1 v.d)[/FONT][/I][/FONT] [COLOR=Navy][FONT=Arial][FONT=Verdana]"Şu iki âyet-i câmianın ifade ettiği vücûb ve vahdâniyet-i İlâhiye ve evsaf ve şuûnât-ı Rabbâniyeye âlem-i asgar ve ekber olan insan ve kâinatın vech-i delâletlerini mücmel ve kısa bir sûrette beyânlarını isteriz. Çünkü, münkirler pek ileri gittiler. "Ne vakte kadar ‘O (Allah) her şeye kâdirdir.' deyip, elimizi kaldıracağız?" [/FONT][/FONT][/COLOR] [FONT=Verdana][SIZE=2][FONT=Arial][FONT=Verdana]Sual manidardır[/FONT]. [FONT=Verdana]Cenâb-ı Hakk'ın; vasıfları, emir ve idaresi yönlerinden insana ve kainata bakan delillerinin izahı istenmektedir. Çünkü saldırı dozunu arttıran inkarcılara karşı imana dair bu tarz delillerin ‘mücmel ve kısa bir sûrette beyânları' gerekmektedir. Konunun toplu, kısa ve anlaşılır bir şekilde yapılacak izahına ihtiyaç duyulmaktadır… [/FONT][/FONT][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][FONT=Arial][FONT=Verdana]Üstad Hz., en başta bu önemli soruya vereceği cevabına; zaten yazılan diğer tüm Sözlerin, bahsi geçen ayetin ifade ettiği hakikat denizinden damlalar olduklarına dikkat çekerek başlar. Ve içinde: "[B][COLOR=DarkSlateGray]..her menzilden, her tabakadan, her âlemden, her taifeden, her ferdden, herşey[/COLOR][/B][/FONT][FONT=Verdana][B][COLOR=DarkSlateGray]den, kendini gösterecek yâni vücudunu ve vahdetini bildirecek pencereler açmış."[/COLOR][/B] şeklinde ‘anafikir cümlesi' kıymetinde bir cümleyi netice veren önemli bir örneğin yer aldığı kısa açıklamadan sonra, konuya ‘otuz üç pencereden' ikna edici delillerin sunulduğu o çok önemli Risaleyle cevap verir.. [/FONT][/FONT][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][SIZE=2][FONT=Impact][FONT=Arial][FONT=Verdana]Kainatta bize Rabbimizi haber veren bazı ‘ayetlere' işaret eden bu pencerelerden birisi de, ilgili ayetlerin zikredilmesinin ardından [B][COLOR=DarkSlateGray]"Şu pencere insan penceresidir ve enfüsîdir"[/COLOR][/B] diye başlayan [B]Otuz birinci Pencere[/B]'dir. Burada, üç noktada insana Allah'ı bildiren bir ‘ayet' olarak konu, insanın bizatihi kendisidir. İnsana dair o noktalardan biri ise insanın aynadarlığıdır, yani [B]‘İnsanın üç cihetle esmâ-i İlahiye'ye ayna olmasıdır'. [/B]İşte tam da burada, ‘şamar[/FONT][FONT=Verdana]-vâri' bir uyarı cümlesiyle yüzyüze bırakılır okuyucu… Hem de; Yaratıcısını bulmak isteyen bir insana ‘okuması' için sunulan delillerden biri olarak, tam da insanın kendisinin işaret edildiği bu bölümün sonunda gelmesiyle ([B]bir sonuç cümlesi kılınmasıyla)[/B] bu cümle, ifadedeki sarsıcılığı daha da ‘sarsıcı’ kılmış olur:[/FONT][/FONT][/FONT][/SIZE][/FONT] [SIZE=2][FONT=Verdana][COLOR=DarkRed][FONT=Arial][B][FONT=Verdana]"Ey kendini i[/FONT][FONT=Verdana][FONT=Verdana]nsan bilen in[/FONT]san! Kend[FONT=Verdana]ini oku. Yok[/FONT][/FONT][FONT=Verdana]sa, hayvan ve câmid hükmünde insan olmak ihtimâli var."... [/FONT][/B][/FONT][/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=2][FONT=Arial][FONT=Arial][FONT=Verdana]Ancak gerçekten ilginç bir durum ki; kimi zaman belki bizzat kendimizde de şahit olabileceğimiz üzere insanların çoğu; başka hiçbir yere gitmeye gerek kalmayacak veya ‘zahmete girmeyecek' tarzda Rabbine dair delillere ulaşabileceği bir ‘mektup' olarak bizzat kendisini okuma işinden bile uzak dururlar. Birer insan olarak, bu konudaki gayretsizliğimizden kaynaklanan o denli maddi-manevi sıkıntılara girmemize rağmen bazılarımız, ulaşılamaması noktasında mazeretler dahi sunulamayacak böylesine ‘kendimizden bir ilannâmeye' karşı neden mesafeli dururuz acaba? Hem de Rabbimizin bize gönderdiği bu en yakınımızda, içimizde olan ilanlara ruhen, aklen, kalben, vicdanen ya da fert, aile, toplum olarak muhtaç olduğumuz her yanımızdan okunurken... [/FONT] [/FONT][/FONT][FONT=Impact][FONT=Arial][FONT=Verdana] [/FONT][/FONT][/FONT][FONT=Impact][FONT=Arial][FONT=Verdana]Kısacası, madem insanın bizzat kendisi, birçok noktadan Rabbinin isim ve sıfatlarını yansıtan bir ayna durumundadır; öyleyse aynı insan nasıl bunlardan habersizmiş gibi veya ‘kendi aynasından yansıyanlara’ ilgisizmiş gibi yaşayabilmektedir?[/FONT][/FONT][/FONT] [/SIZE] [FONT=Courier New][SIZE=2][B][FONT=Verdana][COLOR=DarkSlateGray][FONT=Arial][FONT=Verdana]Hem de ‘insan' düşünen bir varlıkken[/FONT][FONT=Verdana]!.[/FONT][/FONT][/COLOR][/FONT][/B][/SIZE][/FONT] [SIZE=2][FONT=Courier New][FONT=Arial][FONT=Verdana]Çünkü "İnsanın diğer canlılara karşı en büyük üstünlük vesilesi nedir?" sorusuna hemen hepimizce bir çırpıda verilmekte olan cevaplardan belki de ilki, bir zeki çocuk ataklığında: [B][COLOR=DarkSlateGray]"ben söylim, ben: düşünme ve idrak etme yeteneğidir!"[/COLOR][/B] üslubunda olmaktadır genellikle. Çünkü algılamaları üzerine düşünememek ve[/FONT][FONT=Verdana]ya algılarını idrak edememek, hepimizce malumdur ki, ‘düşünebilmekten' mahrum diğer canlılara düşen bir özelliktir. Ve bir varlığın, kendisinin var olduğunun farkında olabilmesi dahi; Descartes`in ünlü çıkarımında da ifade edildiği gibi, aynı varlığın ancak düşünebilme ‘fiiline' bağlı olarak ulaşabileceği bir sonuçtur.[/FONT][/FONT][/FONT][FONT=Arial] [/FONT][/SIZE] [SIZE=2][FONT=Arial][FONT=Verdana]Düşünebilme fiiline özne olabilen her normal insan ise, varlığının da farkındadır. Bu farkındalığın bir adım ilerisinde ise, şu veya bu şekilde de olsa, ‘varoluşun sorgulanması' çalar hep akıl kapımızı. Bundan dolayıdır ki aklını ‘kullanmasa’ da veya düşünmekten uzak durmaya çalışsa da nice ‘normal' insanın; saçma da olsa hayata dair kendince bir takım yorumlarına, anlamlandırmalarına da hep şahit olabilmekteyi[FONT=Verdana]z[/FONT][/FONT][FONT=Verdana].[/FONT][/FONT][FONT=Arial] [/FONT][/SIZE] [SIZE=2][FONT=Arial][FONT=Verdana]Çünkü insanı, düşünebilme ve idrak edebilme yeteneğiyle şuur sahibi kılan Kudret; aynı zamanda insanı, aslında bu yeteneğinin bizatihi var edilme nedeni olan ‘asıl farkındalığı keşfedebilmeye' dair fıtrî bir merakla da yaratmıştır. Ve o merakımızı giderebilme yolunda da bizleri, aynen kucağımızda taşıyacağımız bir aynaya yansıyacak şeylere engel olamamamız misali; şuur aynamıza hem kainattan ve hem de direkt kendimizden ‘yansıtılan' o delillere, Kur'ân'ın ifadesiyle "ayetlere" mutlaka geçit veren yeteneklerle kuşatmıştır. Faraza, duyu organlarımızı ‘iptal' edebilsek bile iç dünyamızda, enfüsî alemde bize sunulmuş yeteneklerle, şu veya bu şekilde de olsa[/FONT][FONT=Verdana] yapmakta olduğumuz sorgulamalara cevaplar bulabilecek bir konumda var edilmişizdir.[/FONT][/FONT][FONT=Arial] [/FONT][/SIZE] [SIZE=2][FONT=Lucida Console][FONT=Arial][FONT=Verdana]Yani diyebiliriz ki, varlığı fark etme-sorgulama yeteneği, aslında var edilişin sırlarını çözme görevinde insana verilmiş bir ‘kopyadır' zaten!. Nefis ve şeytanın esiri olarak ‘fıtratını' bozmamış her insanın da, iç alemine insafla eğildiğinde hissedeceği üzere; akıl, idrak, vicdan gibi yetenekler bu sorgulamaya girişmeye zaten hep çabalamaktadırlar. Ama bu ve benzerî durumlarda çoğu kez yaşanan şey ise; heves gibi, hazır lezzete düşkünlük[/FONT] [FONT=Verdana]gibi, tembellik vs. gibi diğer ‘yeteneklerin' baskın gelmesidir ne yazık ki... [/FONT][/FONT][/FONT][FONT=Arial] [/FONT][/SIZE] [FONT=Verdana][SIZE=2][FONT=Arial][FONT=Verdana]Ve akıl, ruh ve kalp ‘dünyalarımızda', bu tarz sorgulamalara girip de, varlığın hikmetini "düşünmeye başlayarak" insan-ı Kâmil olma yolunda çabalamak yerine; bu dünyalarımızı sürekli bir şekilde, [/FONT][FONT=Verdana]gelip geçici, ‘uyutucu' ve özünde boş şeylerle doldurmamızdır o delillere ulaşmamızı engelleyen... [/FONT][/FONT][FONT=Arial] [/FONT][/SIZE][/FONT] [SIZE=2][FONT=Verdana][FONT=Arial][FONT=Verdana]Tüm bunlardan dolayı; düşünme-idrak etme gibi üstün bir özelliğe sahip olmasına rağmen insanın bu yolla bulup okuması gereken ‘ayetlerden' habersizmiş gibi yaşamasının asıl önemli bir nedenini de; bu insanların, 'insan olmanın' en belirgin özelliklerinden olan düşünmeye bir türlü başlayamamalarında görmekteyim. Çünkü insan sahip olduğu o üstün yeteneklerini, kendisine sunulan[/FONT] [FONT=Verdana]diğer ayetlere muhatap kılmaktan kaçınmadığı ve bu konularda düşünmeye başlamaktan uzak durmadığı sürece; vicdanında feryat bulan ‘varlığın anlamı ve sebebi' davasında bu sorularına cevap bulabilecek, vicdanını ancak teskîn edebilecektir.[/FONT][/FONT][/FONT][FONT=Arial] [/FONT][/SIZE] [SIZE=2][FONT=Arial][FONT=Verdana]Ancak buradaki en önemli noktalardan biri de; düşünmeye başlamakla, "başlamayı düşünmek" arasında uçurumların açılmamasıdı[/FONT][FONT=Verdana]r!...[/FONT][/FONT][FONT=Arial] [/FONT][/SIZE] [SIZE=2][FONT=Arial][FONT=Verdana]"Neciyim, nereden geliyorum, nereye gidiyorum?" gibi, "Madem varlığın farkındayım, o halde bütün bu var olanlar neden varlar?" gibi sorgulamalara girişmekle belki de ‘varlığını kurtaracak' bir gayretin içine giren her insanın bu çabası, devam ettirildiği sürece anlamlıdır. Çünkü düşünmeye başlayan bir insan hep bu başlangıç noktasında beklerse, ‘işlerin düzeleceğini' söylem[/FONT][FONT=Verdana]ek pek de mümkün görünmemekte...[/FONT][/FONT][/SIZE] [SIZE=2][FONT=Arial] [FONT=Verdana]Düşünmeye başlayarak ‘şeytanın bacağını kıran' bir kişi; sorularına cevaplar aramaya ve Rabbini tanımaya gayrete, sağlıklı aşamalarla devam etmelidir. Ama bu düşünce hali bazılarımızda olduğu gibi hep bir başlangıç aşamasında, hep arzulanan ama bir türlü eyleme dönüştürülmeyen [FONT=Verdana]bir hal olarak kalmamalıdır [/FONT][/FONT][FONT=Verdana]kesinlikle... Bu halin devamı ölüm yakalamadan önce mutlaka azimle, ümitle, samimiyetle ve bütün bunlarla birlikte Rabbine de güvenle, Rabbinin kendisinden beklediği istikamet ve fıtrat üzere bir yaşantıya başlamayı ‘artık’ düşünmek ve ‘hemen’ uygulamak olmalıdır.[/FONT] [/FONT][/SIZE] [B][FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=Red][FONT=Arial] [FONT=Verdana]Ama dikkat, bu hal kesinlikle ‘ölümden önce' olmalıd[/FONT][FONT=Verdana]ır!...[/FONT] [COLOR=Blue][U][SIZE=5][FONT=Verdana][SIZE=3]Mustafa [/SIZE][SIZE=3]KURT[/SIZE][/FONT][/SIZE][/U][/COLOR] [FONT=Verdana][COLOR=Blue][U]sorularlarisale.com[/U][/COLOR][/FONT] [/FONT][/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Düşünmeye Başlamak ve Başlamayı Düşünmek.
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst