Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Mizahi Sohbet
DUVAR DİBİNDE DARAĞACI
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="SaYa" data-source="post: 65936" data-attributes="member: 5"><p><span style="color: #0009ff"><strong> </strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>--------------------------------------------------------------------------------</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>Kapıda kontrol var. Kimlikler yukarı. Temiz! Sen geçebilirsin.</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Peki ya ben?</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Sen mi?</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Evet ben!</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Sen şu köşede bekle bakalım, seninle daha yakından ilgileneceğim.</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Evet, bekliyorum!</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Bekliyor musun?</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Evet, dakikalardır sizi bekliyorum?</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Patladın mı hemşerim, görmüyor musun kontrol var! Döneceğim ben sana!</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Kaç dakika oldu hâlâ kıpırdanma belirtisi yok. Maksadı nedir acaba! Neden beni bu duvarın dibinde dakikalarca bekletmeyi, gölgesi kodaman olan duruşuyla doğal bir hadise âddedebiliyor. Bir saat oldu, gözlerindeki umarsızlık emarelerini kibirle kaf dağına doğru yükseltmeye devam ediyor. Bakar mısınız, bir saat oldu ve ben hâlâ beklemekteyim!</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Sen ne kadar sabırsız bir insan evladısın, bak duvar şikayet ediyor mu! O, bu bina yapıldı yapılalı aynı noktada bekliyor. Sabret, geleceğim birazdan.</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Sabretmek! Sabredebilirim, fakat gözlerinizden yansıyan güneş şahdamarımı yakmaya başladı. Aklediyorum ve bekliyorum. Ya sabır! Kapı caddeye çok yakın. Bu yüzden yoldan geçen araçların egsoz gazları ruhumu işkillendiriyor. Sahi, el hamdülillah ruhum yanımda. Şükürler olsun. Hey! İkindi ezanı okunmak üzre, ve siz gelmemekte ısrar ediyorsunuz. Bakın iki dersim sayenizde buhar oldu!</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Görmüyor musun, telefonum çalıyor. Telefona bakmak zorundayım. Sen beklemeye devam edeceksin. Alo! Evet, işyerindeyim. Ne diyorsun? Demek doğum sancıları arttı. Hemen kardeşime haber ver, o götürsün hanımı hastaneye.</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Bir anda duraksıyorum, o kodaman gölgeli adamın kelimelerinden bazıları, benim günlük hikâyelerimde merkezde olan kelimelerimden! Fakat, bakışlarının kırık bir aynada parçalanmış hâlleri var. Ve bu ayna, benim aynama benzemiyor. Ders bitti ve öğrenciler guruplar halinde dağılmaya başladılar. Ben ise duvar dibinde açmayı bekleyen bir gelincik çiçeği gibi öylece duruyorum. Kapılar açılıyor, kapılar kapanıyor. Dudaklarımda martılar geziniyor. Kodaman gölgeli adam ise ses vermiyor. Yüreğimin sürgülerini üzerime çeker gibiler! Gelmeye niyetiniz yok mu? Lütfen bir cevap verin!</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Telefonum çalıyor.. Evet! Ne diyorsun! Demek bir kızım oldu! Hanım iyi mi? Oh, maşallah! Bak! İsmini şey koymayı düşünüyorum, şey. dilimin ucunda. Ne idi o? Hah, hatırladım; ''Sümeyye'' olacak kızımın ismi. Şimdi kapatmak zorundayım. Görüşmek üzere.</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Özür diliyorum; bir sorum olacaktı!</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Evet?</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Bir çocuğunuz oldu sanırım?</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Evet! Hem de bir kız çocuğum oldu. İsmini Sümeyye koyacağım.</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Demek ismini Sümeyye koyacaksınız! Ne mutlu size.. Bakın saatlerdir bu taş duvarın dibinde boylu boyunca sizi bekliyorum. Bugünün dersleri de bitti!</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Kim demiş dersler bitti diye! Dersin daha bitmedi! Sana tavsiyem; beklerken şu gökteki yıldızları say, ben gelesiye kadar sen saymış olursun zaten!</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Ne demek gökteki yıldızları saymak?</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Gökteki yıldızları sayman demek, parmağını semaya doğru kaldırmak ve zihni tahâyyülünü harekete geçirmen demek! Ama, istersen çitten koyunları atlatabilirsin! Vakit geçirmiş olursun. Ben ne de olsa er ya da geç geleceğim!</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Siz aklınızı gaf kuyusuna düşürmüş olmalısınız. Ne demek yıldızları saymak, koyunları çitten atlatmak! Lütfen kilitli kapıları açınız.</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Kilitli kapıları açmak mı! Yok daha neler.. Köpek balıkları bütün anahtarları yuttu, yoksa sen duymadın mı? Telefonum çalıyor. Efendim! Sümeyye sen misin? Söyle babacığım. Tamam kızım, gelirken sana yaz kursu için bir elif ba getireceğim. Benim akıllı kızım, annene söyle hazırlansın. Onu da bu akşam kursa ben bırakırım.</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Duvarla birlikte kalbimin sıvaları tahriş oldu. Dökülüyorlar parça parça! Yıldızları saymaktan yoruldum. Artık sadece ay'ı saymayı ve parmaklarımın tahliye olmasını istiyorum. Gözlerime düşen kaçıncı ay ışığı bu? Kulaklarım uğulduyor. Gene rüzgârlar hücum ediyor duvar dibi esaretime. Bu sefer hangi sonbahar yaprağını yüzüme çarpacaksın vefasız rüzgâr? Sararmış benzime sonbaharın hüzünlü yaprakları çok mu yakışıyor dersin? Git başımdan, rahat bırak sevdalarımı!</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Hey, sen! Kendi kendine konuşmaktan ne zaman vazgeçeceksin. Er geç geleceğim dedim ya! Hırpalama kendini. Bak duvarın sesi çıkıyor mu yıllardır?</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Siz hangi gezegenin yağmurlarında ıslandınız merak ediyorum doğrusu! Şemsiyenizle yüreğinizi korumalıymışsınız!</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Cevap veremeyeceğim! Telefonum çalıyor. Alo! Oh, Sümeyye kızım, sen misin? Okulda mısın? Ne demek kodaman gölgeli bir adam seni duvar dibinde bekletiyor! Ağlama kızım, ben halledeceğim! Kapatma kızım.. alo.. alo.. Sümeyye kızım!..</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Kum çanağına dönmüş kalbinizde vaha mı arıyorsunuz bunca yıldır? Seraplarınızı toplasanız bir damla su etmez ne yazık ki! Bakınız, benim bekleyişlerimi toplamaya gücünüz yetmez! Fakat sizin nöbetlerinizi kimse elindeki bir çakıl taşıyla değişmek istemez, bunu bilesiniz. Bakın duvar gölgelenmek istiyor artık. Gelmeyecek misiniz?</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Peki, geliyorum! Kimliğini göster. Ama burada ismin yok. Silinmiş! İsmin nerede, söyle çabuk?</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Buradan silinen ismimi yıllar yılı kalbime kazıdım.</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Lütfen söyler misin; senin ismin nedir?</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Çok mu merak ediyorsunuz? Aman sakın, gözyaşlarınızı toprağa düşürmeyiniz! Toprak her yağmura pirim vermez! Bağrına kabul etmez her damlayı. Kabul edilmeyen damlalar yeryüzünün kursağında birike birike sel olur. Ve kendi tufanınızda boğar sizi!</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Lütfen ismini bağışla bana!</strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0009ff"><strong>- Bakınız bulutlara, hangi figürü çiziyorlar bugün? Geceleyin hangi oyunu sahnelemek için yer açıyorlar yıldızlara? Size tavsiyem, semaya parmaklarınızı uzatınız ve saymaya başlayınız yıldızları. Bir kürek mahkumu olamazsınız elbet, fakat size bir ufuk mahkumu sıfatı yakışır. Ufkunuzu dar ağacına çektiğiniz bu kapı ve bu duvar şahitlik edecektir sırat-ı mustakimde. İsmimi sormuştunuz değil mi? Bu bağışlama, size ilk işittiğinizdeki teveccühü bahşedecek midir bilemiyorum, fakat söyliyeyim. İsmim; ''Sümeyye''. selman maltaş </strong> </span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="SaYa, post: 65936, member: 5"] [color=#0009ff][b] -------------------------------------------------------------------------------- Kapıda kontrol var. Kimlikler yukarı. Temiz! Sen geçebilirsin. - Peki ya ben? - Sen mi? - Evet ben! - Sen şu köşede bekle bakalım, seninle daha yakından ilgileneceğim. - Evet, bekliyorum! - Bekliyor musun? - Evet, dakikalardır sizi bekliyorum? - Patladın mı hemşerim, görmüyor musun kontrol var! Döneceğim ben sana! - Kaç dakika oldu hâlâ kıpırdanma belirtisi yok. Maksadı nedir acaba! Neden beni bu duvarın dibinde dakikalarca bekletmeyi, gölgesi kodaman olan duruşuyla doğal bir hadise âddedebiliyor. Bir saat oldu, gözlerindeki umarsızlık emarelerini kibirle kaf dağına doğru yükseltmeye devam ediyor. Bakar mısınız, bir saat oldu ve ben hâlâ beklemekteyim! - Sen ne kadar sabırsız bir insan evladısın, bak duvar şikayet ediyor mu! O, bu bina yapıldı yapılalı aynı noktada bekliyor. Sabret, geleceğim birazdan. - Sabretmek! Sabredebilirim, fakat gözlerinizden yansıyan güneş şahdamarımı yakmaya başladı. Aklediyorum ve bekliyorum. Ya sabır! Kapı caddeye çok yakın. Bu yüzden yoldan geçen araçların egsoz gazları ruhumu işkillendiriyor. Sahi, el hamdülillah ruhum yanımda. Şükürler olsun. Hey! İkindi ezanı okunmak üzre, ve siz gelmemekte ısrar ediyorsunuz. Bakın iki dersim sayenizde buhar oldu! - Görmüyor musun, telefonum çalıyor. Telefona bakmak zorundayım. Sen beklemeye devam edeceksin. Alo! Evet, işyerindeyim. Ne diyorsun? Demek doğum sancıları arttı. Hemen kardeşime haber ver, o götürsün hanımı hastaneye. - Bir anda duraksıyorum, o kodaman gölgeli adamın kelimelerinden bazıları, benim günlük hikâyelerimde merkezde olan kelimelerimden! Fakat, bakışlarının kırık bir aynada parçalanmış hâlleri var. Ve bu ayna, benim aynama benzemiyor. Ders bitti ve öğrenciler guruplar halinde dağılmaya başladılar. Ben ise duvar dibinde açmayı bekleyen bir gelincik çiçeği gibi öylece duruyorum. Kapılar açılıyor, kapılar kapanıyor. Dudaklarımda martılar geziniyor. Kodaman gölgeli adam ise ses vermiyor. Yüreğimin sürgülerini üzerime çeker gibiler! Gelmeye niyetiniz yok mu? Lütfen bir cevap verin! - Telefonum çalıyor.. Evet! Ne diyorsun! Demek bir kızım oldu! Hanım iyi mi? Oh, maşallah! Bak! İsmini şey koymayı düşünüyorum, şey. dilimin ucunda. Ne idi o? Hah, hatırladım; ''Sümeyye'' olacak kızımın ismi. Şimdi kapatmak zorundayım. Görüşmek üzere. - Özür diliyorum; bir sorum olacaktı! - Evet? - Bir çocuğunuz oldu sanırım? - Evet! Hem de bir kız çocuğum oldu. İsmini Sümeyye koyacağım. - Demek ismini Sümeyye koyacaksınız! Ne mutlu size.. Bakın saatlerdir bu taş duvarın dibinde boylu boyunca sizi bekliyorum. Bugünün dersleri de bitti! - Kim demiş dersler bitti diye! Dersin daha bitmedi! Sana tavsiyem; beklerken şu gökteki yıldızları say, ben gelesiye kadar sen saymış olursun zaten! - Ne demek gökteki yıldızları saymak? - Gökteki yıldızları sayman demek, parmağını semaya doğru kaldırmak ve zihni tahâyyülünü harekete geçirmen demek! Ama, istersen çitten koyunları atlatabilirsin! Vakit geçirmiş olursun. Ben ne de olsa er ya da geç geleceğim! - Siz aklınızı gaf kuyusuna düşürmüş olmalısınız. Ne demek yıldızları saymak, koyunları çitten atlatmak! Lütfen kilitli kapıları açınız. - Kilitli kapıları açmak mı! Yok daha neler.. Köpek balıkları bütün anahtarları yuttu, yoksa sen duymadın mı? Telefonum çalıyor. Efendim! Sümeyye sen misin? Söyle babacığım. Tamam kızım, gelirken sana yaz kursu için bir elif ba getireceğim. Benim akıllı kızım, annene söyle hazırlansın. Onu da bu akşam kursa ben bırakırım. - Duvarla birlikte kalbimin sıvaları tahriş oldu. Dökülüyorlar parça parça! Yıldızları saymaktan yoruldum. Artık sadece ay'ı saymayı ve parmaklarımın tahliye olmasını istiyorum. Gözlerime düşen kaçıncı ay ışığı bu? Kulaklarım uğulduyor. Gene rüzgârlar hücum ediyor duvar dibi esaretime. Bu sefer hangi sonbahar yaprağını yüzüme çarpacaksın vefasız rüzgâr? Sararmış benzime sonbaharın hüzünlü yaprakları çok mu yakışıyor dersin? Git başımdan, rahat bırak sevdalarımı! - Hey, sen! Kendi kendine konuşmaktan ne zaman vazgeçeceksin. Er geç geleceğim dedim ya! Hırpalama kendini. Bak duvarın sesi çıkıyor mu yıllardır? - Siz hangi gezegenin yağmurlarında ıslandınız merak ediyorum doğrusu! Şemsiyenizle yüreğinizi korumalıymışsınız! - Cevap veremeyeceğim! Telefonum çalıyor. Alo! Oh, Sümeyye kızım, sen misin? Okulda mısın? Ne demek kodaman gölgeli bir adam seni duvar dibinde bekletiyor! Ağlama kızım, ben halledeceğim! Kapatma kızım.. alo.. alo.. Sümeyye kızım!.. - Kum çanağına dönmüş kalbinizde vaha mı arıyorsunuz bunca yıldır? Seraplarınızı toplasanız bir damla su etmez ne yazık ki! Bakınız, benim bekleyişlerimi toplamaya gücünüz yetmez! Fakat sizin nöbetlerinizi kimse elindeki bir çakıl taşıyla değişmek istemez, bunu bilesiniz. Bakın duvar gölgelenmek istiyor artık. Gelmeyecek misiniz? - Peki, geliyorum! Kimliğini göster. Ama burada ismin yok. Silinmiş! İsmin nerede, söyle çabuk? - Buradan silinen ismimi yıllar yılı kalbime kazıdım. - Lütfen söyler misin; senin ismin nedir? - Çok mu merak ediyorsunuz? Aman sakın, gözyaşlarınızı toprağa düşürmeyiniz! Toprak her yağmura pirim vermez! Bağrına kabul etmez her damlayı. Kabul edilmeyen damlalar yeryüzünün kursağında birike birike sel olur. Ve kendi tufanınızda boğar sizi! - Lütfen ismini bağışla bana! - Bakınız bulutlara, hangi figürü çiziyorlar bugün? Geceleyin hangi oyunu sahnelemek için yer açıyorlar yıldızlara? Size tavsiyem, semaya parmaklarınızı uzatınız ve saymaya başlayınız yıldızları. Bir kürek mahkumu olamazsınız elbet, fakat size bir ufuk mahkumu sıfatı yakışır. Ufkunuzu dar ağacına çektiğiniz bu kapı ve bu duvar şahitlik edecektir sırat-ı mustakimde. İsmimi sormuştunuz değil mi? Bu bağışlama, size ilk işittiğinizdeki teveccühü bahşedecek midir bilemiyorum, fakat söyliyeyim. İsmim; ''Sümeyye''. selman maltaş [/b] [/color] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Mizahi Sohbet
DUVAR DİBİNDE DARAĞACI
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst