Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Duygular
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="müdavim" data-source="post: 134930" data-attributes="member: 5987"><p><span style="color: #ff3e6f"><strong>Duygularımızın ibadeti ve ihaneti</strong></span><img src="http://www.bizimaile.com/resimler/736.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p><strong><em>Altıncı Söz</em></strong><strong> eksenli bir deneme</strong></p><p> </p><p> </p><p>Nur Hacınebioğlu</p><p><a href="mailto:bakibahar@yahoo.com.tr">bakibahar@yahoo.com.tr</a></p><p> </p><p> </p><p>Rabbinin merhametini kendine çekmede, ebedî hayatının gereklerini temin etmede kullanacağı; ne var ki hiçbiri kendisine ait olmayan muhteşem bir donanımla ayak basar insan yeryüzü şehrine. Görüntülerden, kokulardan, seslerden, tatlardan, dokunuşlardan oluşan bir yazılımın ortasındadır artık. Zaman ilerledikçe kendisine sunulanın sadece bu beş donanımla sınırlı olmadığını; bazen adlandırmaktan, tanımaktan bile kendini aciz hissettiği sadece varlığını bir şekilde algıladığı özelliklerini fark edecektir.</p><p>Görüntülerden kendi sayfasına rengârenk hallerin ahenkli yansımasıyla; kâinat orkestrasından, kulağından kalbine manaların akışıyla, damağına değen tatlarla mest olur. İster ki hep bahar çiçeklerinin efsunlu kokusuyla dolsun nefesi, tenine dikenli, çalılı bir şey değmesin.</p><p>Ne var ki, yeryüzü şehrinde seferberlik zamanıdır. Kimse tutamaz elindekini. Ya mahvolur. Ya değişip gider. Çaresizlik girdabında, elindekileri tamamen kaybetmenin kaygısıyla parlaklığını yitirir renkler, cıvıltılar cızırtıya dönüşür, ağzının tadı kaçar.</p><p>Hâlbuki merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz, zaten geçici ve emanet olarak insana verdiği her türlü donanımı, elde edilecek kârı insanda bırakmak kaydıyla, satın almaya taliptir. Şu seferberlik hengâmesinde güvenliğine kefil olur. Tek şart her türlü donanımın asıl kullanım şekliyle Onun adına kullanılmasıdır. Bunu da ibadetten sayacaktır. Aksi durumsa hiç şüphesiz ihanettir.</p><p>Ruhun bu âleme açılan penceresi olan gözler, kâinat kitabını okumada kullanılmalıdır. Bu haldeki bir göz rahmet çiçeklerinden bereketli özler toplayan bir arıya dönüşür. Başlar üstünde dolaşır. Zimmetinde ihanet edildiğindeyse geçici, devamsız, sadece nefsin arzularına yönelik manzaraları dolaşan serseri bir hizmetçi derecesine düşer.</p><p>Her türlü ikramı kullarından esirgemeyen Rezzak-ı Kerîm namına damak tadını işlettiğinde insan; yeryüzü şehrinde bir müfettiş, bir bakan gibi statü kazanır. Hâlbuki sadece geçici tatlar ve mideyi doldurma adına çalışsa, bir kapıcıdan öte değer alamaz.</p><p>İnsanın akıl, ruh, sır, nefis gibi kalbin komutasına verilmiş pek çok özellikleri vardır. Her özelliğin hedefi doğrultusunda kullanılmasıyla bir tür ibadeti vardır. İnsanın en muhtaç olduğu bir zamanda bu ibadetler kendisine Cennet meyveleri olarak sunulacaktır.</p><p>Korku ve sevgi de insan için gayet önemlidir. Ya yaratılmışa ya Yaratıcıya karşı kullanacağı bu iki donanımla insan, ahiret âlemiyle birlikte bu dünya hayatını karartabilir ya da aydınlatabilir. Yaratılmıştan korkmak elem veren sancılı bir belâdır. İnsan öyle şeylerden korkar ki, ne onun ricasını kabul eder, ne ona acır.</p><p>Sevgiyse, sevilen ya arkasına bile dönüp bakmadan, hoşçakalsız, vedasız ayrılıkları yaşatır. Ya insana sevgisinden dolayı burun kıvırır. Ki, aşk şiirleri, şarkılar koskoca divan edebiyatımız bunun belgeli ispatı değil midir?</p><p>Ödünü patlatmayan, haysiyetli bir korku; rencide etmeyen, onurlu bir sevgi her insanın özlemiyse, işte korku ve sevgimizin ibadeti. Sadece Allah’tan korkmak ve sadece Onu sevmek. Böylece gözle göremediği mikroptan, elsiz yılandan, gözsüz akrepten korkan insanın, gözlerini kocaman açtıran olaylar karşısında bile metanetini koruması mümkün olacaktır. Onun adına olan hiçbir sevgi yüreğini dağlamayacak, tam aksine ona güzel ufuklar açacaktır.</p><p>Diyelim ki, bir anne kucağına verilen cennet kokulu yavrusunu severken, Rabbinin onu ne kadar merhametli bir şekilde şekillendirdiğini, beslediğini, büyüttüğünü hissetmeli. Allah’ın bir hediyesi olarak gördüğü yavrucuğuna emanet gibi üstüne titremeli. O miniğin üzerindeki hallerin asıl sahibi tarafından yaratıldığını unutmamalı. Yoksa, ben bebek yaptım, bakışıyla o yavrucağa baksa, annelik duygusuna yanlış manevra vermenin cezasını acı çekecektir. Hiç bir şey olmasa çocuğunun onun istediği yemeği sevmemesi, kendi istediği okula gitmemesi bile en basit bir örnekle içine dokunacaktır.</p><p>İşte yaratılış amacında kullanıldığında bir tür ibadetini de yapan duygularımız, özelliklerimiz; farklı formatlara büründüğünde ihanetin cezası olarak dünyanın sıkıntıları yüreğe ve bele binmekte, omuzları çökertmektedir.</p><p>Tüm bunlarla birlikte, insan çoğu kere kendine verilen donanımın farkında da olamayabilmekte; cahilliğinden zimmete geçirmeler, ihanetler yaşayabilmektedir. Şu satırları okuyabildiğinize göre, hâlâ hayattasınız ve bir şans daha var demektir. Ama bu son şans da olabilir.</p><p>Haydi öyleyse, şu baharın kapımızı çaldığı günlerde duygular çiçek açarken, onları zararlı otlardan ayıklayalım ki nadide bir şekilde boy atsın, yeşersin… Nisan’ın bereketli yağmurları altında her türlü istidadımızı İslâmiyet suyuyla sulayıp, imanın ziyasıyla ubudiyet toprağında yeşertelim.</p><p>Duygularınızın yeşermesinde, ibadet ekseninde münbit yarınlar temennisiyle…</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="müdavim, post: 134930, member: 5987"] [COLOR=#ff3e6f][B]Duygularımızın ibadeti ve ihaneti[/B][/COLOR][IMG]http://www.bizimaile.com/resimler/736.jpg[/IMG] [B][I]Altıncı Söz[/I][/B][B] eksenli bir deneme[/B] Nur Hacınebioğlu [EMAIL="bakibahar@yahoo.com.tr"]bakibahar@yahoo.com.tr[/EMAIL] Rabbinin merhametini kendine çekmede, ebedî hayatının gereklerini temin etmede kullanacağı; ne var ki hiçbiri kendisine ait olmayan muhteşem bir donanımla ayak basar insan yeryüzü şehrine. Görüntülerden, kokulardan, seslerden, tatlardan, dokunuşlardan oluşan bir yazılımın ortasındadır artık. Zaman ilerledikçe kendisine sunulanın sadece bu beş donanımla sınırlı olmadığını; bazen adlandırmaktan, tanımaktan bile kendini aciz hissettiği sadece varlığını bir şekilde algıladığı özelliklerini fark edecektir. Görüntülerden kendi sayfasına rengârenk hallerin ahenkli yansımasıyla; kâinat orkestrasından, kulağından kalbine manaların akışıyla, damağına değen tatlarla mest olur. İster ki hep bahar çiçeklerinin efsunlu kokusuyla dolsun nefesi, tenine dikenli, çalılı bir şey değmesin. Ne var ki, yeryüzü şehrinde seferberlik zamanıdır. Kimse tutamaz elindekini. Ya mahvolur. Ya değişip gider. Çaresizlik girdabında, elindekileri tamamen kaybetmenin kaygısıyla parlaklığını yitirir renkler, cıvıltılar cızırtıya dönüşür, ağzının tadı kaçar. Hâlbuki merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz, zaten geçici ve emanet olarak insana verdiği her türlü donanımı, elde edilecek kârı insanda bırakmak kaydıyla, satın almaya taliptir. Şu seferberlik hengâmesinde güvenliğine kefil olur. Tek şart her türlü donanımın asıl kullanım şekliyle Onun adına kullanılmasıdır. Bunu da ibadetten sayacaktır. Aksi durumsa hiç şüphesiz ihanettir. Ruhun bu âleme açılan penceresi olan gözler, kâinat kitabını okumada kullanılmalıdır. Bu haldeki bir göz rahmet çiçeklerinden bereketli özler toplayan bir arıya dönüşür. Başlar üstünde dolaşır. Zimmetinde ihanet edildiğindeyse geçici, devamsız, sadece nefsin arzularına yönelik manzaraları dolaşan serseri bir hizmetçi derecesine düşer. Her türlü ikramı kullarından esirgemeyen Rezzak-ı Kerîm namına damak tadını işlettiğinde insan; yeryüzü şehrinde bir müfettiş, bir bakan gibi statü kazanır. Hâlbuki sadece geçici tatlar ve mideyi doldurma adına çalışsa, bir kapıcıdan öte değer alamaz. İnsanın akıl, ruh, sır, nefis gibi kalbin komutasına verilmiş pek çok özellikleri vardır. Her özelliğin hedefi doğrultusunda kullanılmasıyla bir tür ibadeti vardır. İnsanın en muhtaç olduğu bir zamanda bu ibadetler kendisine Cennet meyveleri olarak sunulacaktır. Korku ve sevgi de insan için gayet önemlidir. Ya yaratılmışa ya Yaratıcıya karşı kullanacağı bu iki donanımla insan, ahiret âlemiyle birlikte bu dünya hayatını karartabilir ya da aydınlatabilir. Yaratılmıştan korkmak elem veren sancılı bir belâdır. İnsan öyle şeylerden korkar ki, ne onun ricasını kabul eder, ne ona acır. Sevgiyse, sevilen ya arkasına bile dönüp bakmadan, hoşçakalsız, vedasız ayrılıkları yaşatır. Ya insana sevgisinden dolayı burun kıvırır. Ki, aşk şiirleri, şarkılar koskoca divan edebiyatımız bunun belgeli ispatı değil midir? Ödünü patlatmayan, haysiyetli bir korku; rencide etmeyen, onurlu bir sevgi her insanın özlemiyse, işte korku ve sevgimizin ibadeti. Sadece Allah’tan korkmak ve sadece Onu sevmek. Böylece gözle göremediği mikroptan, elsiz yılandan, gözsüz akrepten korkan insanın, gözlerini kocaman açtıran olaylar karşısında bile metanetini koruması mümkün olacaktır. Onun adına olan hiçbir sevgi yüreğini dağlamayacak, tam aksine ona güzel ufuklar açacaktır. Diyelim ki, bir anne kucağına verilen cennet kokulu yavrusunu severken, Rabbinin onu ne kadar merhametli bir şekilde şekillendirdiğini, beslediğini, büyüttüğünü hissetmeli. Allah’ın bir hediyesi olarak gördüğü yavrucuğuna emanet gibi üstüne titremeli. O miniğin üzerindeki hallerin asıl sahibi tarafından yaratıldığını unutmamalı. Yoksa, ben bebek yaptım, bakışıyla o yavrucağa baksa, annelik duygusuna yanlış manevra vermenin cezasını acı çekecektir. Hiç bir şey olmasa çocuğunun onun istediği yemeği sevmemesi, kendi istediği okula gitmemesi bile en basit bir örnekle içine dokunacaktır. İşte yaratılış amacında kullanıldığında bir tür ibadetini de yapan duygularımız, özelliklerimiz; farklı formatlara büründüğünde ihanetin cezası olarak dünyanın sıkıntıları yüreğe ve bele binmekte, omuzları çökertmektedir. Tüm bunlarla birlikte, insan çoğu kere kendine verilen donanımın farkında da olamayabilmekte; cahilliğinden zimmete geçirmeler, ihanetler yaşayabilmektedir. Şu satırları okuyabildiğinize göre, hâlâ hayattasınız ve bir şans daha var demektir. Ama bu son şans da olabilir. Haydi öyleyse, şu baharın kapımızı çaldığı günlerde duygular çiçek açarken, onları zararlı otlardan ayıklayalım ki nadide bir şekilde boy atsın, yeşersin… Nisan’ın bereketli yağmurları altında her türlü istidadımızı İslâmiyet suyuyla sulayıp, imanın ziyasıyla ubudiyet toprağında yeşertelim. Duygularınızın yeşermesinde, ibadet ekseninde münbit yarınlar temennisiyle… [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Duygular
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst