Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Edep dairesi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Muvahhid1" data-source="post: 249109" data-attributes="member: 1003203"><p><strong><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'">Eskiden tekkelerin, konakların ve köy odalarının kapısında “Edep Yâ Hû” yazan levhalar bulunurmuş. İnsanlar böyle mekânlara girerken bu sözle karşılanır, ikaz edilir, girdikleri mekânda edepli olmaya dâvet edilirlermiş. Edep kapısından geçen insan girdiği mekânda bulunanlara edeplice selâm verir, yaşına ve konumuna uygun olarak lâyık olduğu yere otururmuş. Söze ve sohbete katılırken de, edeb dairesinde hareket eder, haddini bilir, hakkından tecavüz etmezmiş. Ulu kişilerin dergâhına edeple giren, lütufla çıkarmış. </span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"></span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: black">Edeb, kaynağını dinden alan terbiye, güzel ahlâk, seviyeli ve saygılı davranış olarak tanımlanabilir. “Âdap”, edebin çoğulu olup, her türlü güzel ahlâk ve davranışı içine alan bir ifadedir. Dilimize “âdab-ı muaşeret” olarak yerleşen deyim ise, insanlar arasındaki ilişkilerin edep dairesinde olmasını ifade eder. “Âdab-ı muaşeret” hayatımınızın her alanında uymamız gereken kurallar bütünüdür. Kimliğimizin, inanç ve kültürümüzün kodlarını taşıyan davranış biçimleridir. </span></span></span></em></strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><em><strong><span style="color: black">Âdab-ı muaşeret yerine “görgü kuralları” şeklinde bir ifade ikame edilmeye çalışılsa da, “görgü” kelimesi “edeb”i karşılamaz. Görgü, gelenek ve görenekten gelen, yerleşmiş toplumsal kurallardır. Kaynağını o toplumun hayat biçiminden alır. Edep ise, kaynağını Vahiyden, Hadis-i Şerif’ten ve sünnet-i seniyyeden alır. O bakımdan, âdab-ı muaşeret dururken görgü kuralları ile hayatımıza şekil vermek, güneş dururken mum ışığından istifade etmeye çalışmak gibidir. </span></strong></em></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><em><strong><span style="color: black">Edep dairesi, hayatın her alanını kuşatmıştır. Bir Müslümanın konuşmasından gülmesine, yemesinden içmesine, yürüyüşünden oturmasına, şefkatinden hiddetine kadar her davranışı edep dairesinde olmalıdır. Birisiyle karşılaştığında selâm vermek, verilen selâmı en güzel şekilde almak, yemeğe besmele ile başlayıp şükürle bitirmek, büyüklere hürmetle, küçüklere şefkatle muamele etmek, edebin birer numunesidir. Yerde gördüğü bir ekmek kırıntısını alıp, saygı ile öptükten sonra bir duvar üzerine veya ağaç dalına koymak, yeşili korumak, çevreye saygı duymak, yağmura “rahmet” diye hitap etmek gibi güzel ahlâk örnekleri de, inancımızdan kaynaklanan edep dairesindeki davranışlardandır. </span></strong></em></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><em><strong><span style="color: black">Edebin ana kaynağı vahiy olduğuna göre, en güzel edep timsali de vahye mazhar olan Peygamberlerdir. Nebîler Nebîsi olan Hazret-i Muhammed (asm) ise, edebin zirve noktasındadır. Cenâb-ı Hak, Habib-i Edîbini <span style="color: green">“şüphesiz sen en güzel ahlâk üzerindesin”</span> (Kalem Sûresi, 4) diyerek iltifatına mazhar etmiştir. Sevgili Peygamberimiz de, (asm) “<span style="color: green">Rabbim bana edebi en güzel şekilde ihsan etmiş, edeplendirmiş”</span> (Feyzül Kadir, 1:224) diyerek, doğrudan Cenâb-ı Hak tarafından terbiye edildiğini ifade etmişir. </span></strong></em></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><em><strong><span style="color: black">Hz. Ayşe Validemize soruyorlar: Peygamber Efendimizin ahlâkı nasıldı? Ayşe Validemiz cevap veriyor: “Siz hiç Kur’ân okumaz mısınız? Onun ahlâkı yaşayan Kur’ân’dı”. </span></strong></em></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><em><strong><span style="color: black">Bediüzzaman Hazretleri, gazetecilerin ve yazarların edebe uygun olmayan yazılarına karşı, yazarları şöyle ikaz eder: “Edipler edepli olmalı, edeb-i İslâmiye ile müteeddip olmalıdır”. İslâm edebi deyince de, ilk akla gelen Sevgili Peygamberimiz (asm) olduğu için, onun edebinin örnek alınmasını ister. “Sünnet-i Seniyye edeptir. Hiçbir meselesi yoktur ki, altında bir nur, bir edep bulunmasın” (Lem’alar) diyerek, edep dairesinin Sünnet-i Seniyye dairesi olduğunu gösterir. </span></strong></em></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><em><strong><span style="color: black">Edep, hayatın mayasıdır. Bir insanın hayatı edeple mayalanmışsa, o hayat cennet hayatını netice verir. Hem bu dünyada, hem ebedî âlemde, o insanı selâmete çıkarır. İnsanın edebi, ebedî saadeti netice verir. Edebi bozuk olanın ise, mayası bozulmuştur. O hayat çürümüş, kokuşmuştur. Bozulmuş mayadan sağlam bir hayat ortaya çıkmaz. </span></strong></em></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><em><strong><span style="color: black">Kültürümüzde edebin çok önemli bir yeri vardır. Edep üzerine söylenmiş pek çok atasözleri, vecizeler ve deyimler olduğu gibi, yazılı edebiyatımızda da edebe ilişkin şiir ve hikâyeler mevcuttur. Özellikle tekke edebiyatı edep üzerine inşaa edilmiştir. “Edep Ya Hu” levhası bu yüzden tarikatların serlevhası olarak kabul edilmiştir. </span></strong></em></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><em><strong><span style="color: black">Edebe dair bir kaç güzel sözle yazımıza son verelim: </span></strong></em></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><em><strong><span style="color: black">“İnsana en güzel yakışan elbise, edep libasıdır.” (Atasözü) </span></strong></em></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><em><strong><span style="color: black">“Ehl-i irfan arasında aradım kıldım talep” </span></strong></em></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><em><strong><span style="color: black">“Her hüner makbul imiş, illa edeb, illa edeb” (Ziya Paşa) </span></strong></em></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><em><strong><span style="color: black">“Sünnet-i Seniyye’yi terk eden, edebi terk eder, hasâretli bir edepsizliğe düşer.” (Bediüzzaman Lem’alar )</span></strong></em></span></span></p><p> </p><p><strong><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Alıntı ..</span></span></em></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Muvahhid1, post: 249109, member: 1003203"] [B][I][SIZE=3][FONT=Book Antiqua]Eskiden tekkelerin, konakların ve köy odalarının kapısında “Edep Yâ Hû” yazan levhalar bulunurmuş. İnsanlar böyle mekânlara girerken bu sözle karşılanır, ikaz edilir, girdikleri mekânda edepli olmaya dâvet edilirlermiş. Edep kapısından geçen insan girdiği mekânda bulunanlara edeplice selâm verir, yaşına ve konumuna uygun olarak lâyık olduğu yere otururmuş. Söze ve sohbete katılırken de, edeb dairesinde hareket eder, haddini bilir, hakkından tecavüz etmezmiş. Ulu kişilerin dergâhına edeple giren, lütufla çıkarmış. [COLOR=black]Edeb, kaynağını dinden alan terbiye, güzel ahlâk, seviyeli ve saygılı davranış olarak tanımlanabilir. “Âdap”, edebin çoğulu olup, her türlü güzel ahlâk ve davranışı içine alan bir ifadedir. Dilimize “âdab-ı muaşeret” olarak yerleşen deyim ise, insanlar arasındaki ilişkilerin edep dairesinde olmasını ifade eder. “Âdab-ı muaşeret” hayatımınızın her alanında uymamız gereken kurallar bütünüdür. Kimliğimizin, inanç ve kültürümüzün kodlarını taşıyan davranış biçimleridir. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I][/B] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][I][B][COLOR=black]Âdab-ı muaşeret yerine “görgü kuralları” şeklinde bir ifade ikame edilmeye çalışılsa da, “görgü” kelimesi “edeb”i karşılamaz. Görgü, gelenek ve görenekten gelen, yerleşmiş toplumsal kurallardır. Kaynağını o toplumun hayat biçiminden alır. Edep ise, kaynağını Vahiyden, Hadis-i Şerif’ten ve sünnet-i seniyyeden alır. O bakımdan, âdab-ı muaşeret dururken görgü kuralları ile hayatımıza şekil vermek, güneş dururken mum ışığından istifade etmeye çalışmak gibidir. [/COLOR][/B][/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][I][B][COLOR=black]Edep dairesi, hayatın her alanını kuşatmıştır. Bir Müslümanın konuşmasından gülmesine, yemesinden içmesine, yürüyüşünden oturmasına, şefkatinden hiddetine kadar her davranışı edep dairesinde olmalıdır. Birisiyle karşılaştığında selâm vermek, verilen selâmı en güzel şekilde almak, yemeğe besmele ile başlayıp şükürle bitirmek, büyüklere hürmetle, küçüklere şefkatle muamele etmek, edebin birer numunesidir. Yerde gördüğü bir ekmek kırıntısını alıp, saygı ile öptükten sonra bir duvar üzerine veya ağaç dalına koymak, yeşili korumak, çevreye saygı duymak, yağmura “rahmet” diye hitap etmek gibi güzel ahlâk örnekleri de, inancımızdan kaynaklanan edep dairesindeki davranışlardandır. [/COLOR][/B][/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][I][B][COLOR=black]Edebin ana kaynağı vahiy olduğuna göre, en güzel edep timsali de vahye mazhar olan Peygamberlerdir. Nebîler Nebîsi olan Hazret-i Muhammed (asm) ise, edebin zirve noktasındadır. Cenâb-ı Hak, Habib-i Edîbini [COLOR=green]“şüphesiz sen en güzel ahlâk üzerindesin”[/COLOR] (Kalem Sûresi, 4) diyerek iltifatına mazhar etmiştir. Sevgili Peygamberimiz de, (asm) “[COLOR=green]Rabbim bana edebi en güzel şekilde ihsan etmiş, edeplendirmiş”[/COLOR] (Feyzül Kadir, 1:224) diyerek, doğrudan Cenâb-ı Hak tarafından terbiye edildiğini ifade etmişir. [/COLOR][/B][/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][I][B][COLOR=black]Hz. Ayşe Validemize soruyorlar: Peygamber Efendimizin ahlâkı nasıldı? Ayşe Validemiz cevap veriyor: “Siz hiç Kur’ân okumaz mısınız? Onun ahlâkı yaşayan Kur’ân’dı”. [/COLOR][/B][/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][I][B][COLOR=black]Bediüzzaman Hazretleri, gazetecilerin ve yazarların edebe uygun olmayan yazılarına karşı, yazarları şöyle ikaz eder: “Edipler edepli olmalı, edeb-i İslâmiye ile müteeddip olmalıdır”. İslâm edebi deyince de, ilk akla gelen Sevgili Peygamberimiz (asm) olduğu için, onun edebinin örnek alınmasını ister. “Sünnet-i Seniyye edeptir. Hiçbir meselesi yoktur ki, altında bir nur, bir edep bulunmasın” (Lem’alar) diyerek, edep dairesinin Sünnet-i Seniyye dairesi olduğunu gösterir. [/COLOR][/B][/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][I][B][COLOR=black][/COLOR][/B][/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][I][B][COLOR=black]Edep, hayatın mayasıdır. Bir insanın hayatı edeple mayalanmışsa, o hayat cennet hayatını netice verir. Hem bu dünyada, hem ebedî âlemde, o insanı selâmete çıkarır. İnsanın edebi, ebedî saadeti netice verir. Edebi bozuk olanın ise, mayası bozulmuştur. O hayat çürümüş, kokuşmuştur. Bozulmuş mayadan sağlam bir hayat ortaya çıkmaz. [/COLOR][/B][/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][I][B][COLOR=black]Kültürümüzde edebin çok önemli bir yeri vardır. Edep üzerine söylenmiş pek çok atasözleri, vecizeler ve deyimler olduğu gibi, yazılı edebiyatımızda da edebe ilişkin şiir ve hikâyeler mevcuttur. Özellikle tekke edebiyatı edep üzerine inşaa edilmiştir. “Edep Ya Hu” levhası bu yüzden tarikatların serlevhası olarak kabul edilmiştir. [/COLOR][/B][/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][I][B][COLOR=black]Edebe dair bir kaç güzel sözle yazımıza son verelim: [/COLOR][/B][/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][I][B][COLOR=black]“İnsana en güzel yakışan elbise, edep libasıdır.” (Atasözü) [/COLOR][/B][/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][I][B][COLOR=black]“Ehl-i irfan arasında aradım kıldım talep” [/COLOR][/B][/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][I][B][COLOR=black]“Her hüner makbul imiş, illa edeb, illa edeb” (Ziya Paşa) [/COLOR][/B][/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][I][B][COLOR=black]“Sünnet-i Seniyye’yi terk eden, edebi terk eder, hasâretli bir edepsizliğe düşer.” (Bediüzzaman Lem’alar )[/COLOR][/B][/I][/SIZE][/FONT] [B][I][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT][/I][/B] [B][I][FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Alıntı ..[/SIZE][/FONT][/I][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Edep dairesi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst