Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Hatıralar
Efsane Şehir Barla
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="hulusi" data-source="post: 112460" data-attributes="member: 32"><p><span style="color: #008000"><a href="http://img2.blogcu.com/images/e/d/e/edebinur/edeb_inur_d_c3_bcnya_1237848445.jpg" target="_blank"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><img src="http://img2.blogcu.com/images/e/d/e/edebinur/edeb_inur_d_c3_bcnya_1237848445.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></span></span></a></span></p><p> </p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">Tepelice çama çıktım </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #008000">Gelincik Dağına baktım </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #008000">Mümkün olsa kalacaktım </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #008000">Bir ömür boyu Barla’da </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #008000">Kara dut cennet bahçesi </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #008000">Kara kavağın meşesi </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #008000">Ulu çınarın gölgesi </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #008000">Gölgeler koyu Barla’da </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #008000">Seherde açan güllerin </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #008000">Çeşmindeki bülbüllerin </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #008000">Cennet yurdumda göllerin </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #008000">En güzel suyu Barla’da </span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #008000">Çam Dağından esen yeller </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #008000">Zikir arkadaşı dallar </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #008000">Üstada muntazır yollar </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #008000">Gelecek deyû Barla’da </span></span></span></p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">..........</span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">“BARLA... Ehl-i imanın manevî imdadına gönderilen, Risâle-i Nur külliyatının telif edilmeye başlandığı ilk merkezdir. Barla, millet-i İslâmiyenin, hususan Anadolu halkının başına gelen dehşetli dalâlet ve dinsizlik cereyanına karşı, Kur’ân’dan gelen bir hidayet güneşinin tulû ettiği beldedir.” </span></span></strong></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>Bu düşüncelerle, Barla hasreti, Üstad özlemi, Nurlara duyduğumuz aşk ve iştiyakla çıktık yola. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>Saat 00.45... Isparta yollarındayız. Üstadımın “Ben bu yerleri Yıldız Sarayına değişmem” dediği mübarek beldeye doğru yol alıyoruz. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>Kâinat kitabının Barla sahifesinde Eğirdir Gölü, Cennet bahçesi, Çam dağı, Çınar ve Katran ağacı sahifelerini okumaya gidiyoruz. Mesafeler azaldıkça heyecanımız ve şevkimiz ziyadeleşiyor. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>Barla’yı daha önce de görmüş olmamıza rağmen, herbirimizde Zübeyirvârî bir heyecan var. Zübeyir Ağabey Üstadı ilk kez Emirdağ’da görür. Yağmur yüklü bulutlar gibidir. Üstadın huzuruna varınca ağlar, ağlar, ağlar... Üstad “Elini yüzünü yıka, gel” deyip, dışarı gönderir. Gider, gelir ve aynı hâl devam eder. O gün karar verir, Beyşehir postanesindeki memuriyetini bırakıp Üstadın yanında kalmaya. <span style="color: red">“İslâm bugün öyle mücahitler ister ki, değil dünyasını, ahiretini de feda etmeye hazır olacak”</span> sözünün en parlak misali olmuştur Zübeyir Ağabey. Bu feragat, şecaat, sebat, metanet ve sadakat değil midir ki onu Zübeyir bin Avvam’ın ismine mazhar etmiştir. Üstadı, talebesi Ziver’i Zübeyir ismiyle şerefyâb etmiştir. “Yolcunun duâsı makbuldür” sırrınca Yüce Rabbimden Zübeyir Ağabeyin feragatini, dâvâsındaki sadakat, sebat ve metanetini istiyorum kardeşlerim ve kendim için. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>İzmir sınırlarını aşmış bulunuyoruz. 45 kişilik otobüsün yirmi koltuğunu dolduran kardeşlerimle, Barla’da geçireceğimiz 6 günü en güzel şekilde değerlendirme planları yapıyoruz. Beraberce müzakere edeceğimiz konuları belirliyoruz. 16. Söz, 30. Lem’a’dan İsm-i Kayyum, Sünûhat, Muhakemat, Mesnevî-i Nuriye ve İşaratü’l-İ’câz’dan bölümler seçip okumayı hedefliyoruz. Gecenin ilerleyen saatlerinde herkes tatlı bir uykuya dalıyor. Sabah namazı vaktinde mola veriyoruz. Namazlarımızı eda edip, âlem-i İslâma ve umum kardeşlerimize duâlar ediyoruz. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>Saatler ve kilometreler tükendikçe visale yaklaşıyoruz. Eğirdir’deyiz nihayet. Oradan Barla’ya geçiyoruz. Eğirdir gölünün kenarında kurulmuş, gayet nezih ve cennet-misal manzaralarla muhat bir ilçe. Fakat Barla başka! </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red"><strong>“Güneşin doğuşu başkadır orda, batışı başka </strong></span></span></span></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">Nur erleri orada eriştiler İlâhî aşka </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">Sanki izleri hâlâ durur toprak ve taşta </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">Her daim dillerde bir efsanedir Barla...” </span></span></span></strong></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>dediği gibi şairin... </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>Saat 07.30... Risâle-i Nur’un payitahtı, <span style="color: red">“gözümün nuru, gönlümün süruru”</span> Barla’dayız. Dağ, deniz ve sema tecellî-i esmâya mazhar olmanın süruruyla, hoşamedi ediyor bizlere. Yeşil ve mavinin eşsiz ahengi, uyumu ve tonları, ressamlara, şairlere ilham olacak cinsten. İçimize çekiyoruz hava-i nesimi. Hafızamızdan silinmemecesine bakıyoruz, cennetten bir nümune olan her kareye... </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkolivegreen"><strong>“Her an ayrı renkler görünür denizinde </strong></span></span></span></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkolivegreen">Elvan elvan çiçekler açmış onun izinde </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkolivegreen">Üstadıma minnet var rüzgârının sesinde </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkolivegreen">Sahil-i selâmete götüren sefinedir Barla” </span></span></span></strong></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>mısralarında terennüm ettiği gibi şairin, selâmet yurduna çağıran bir kaside-i manzumedir Barla... </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>Yeni Asya Dinlenme Tesislerinde Şerafeddin Ağabeyimiz karşılıyor bizi. “Hoşgeldiniz” diyor misafirperver bir ev sahibi edasıyla. Çantalarımızı bırakıp, Üstadın evinin yolunu tutuyoruz. Günün ilk saatleri olması sebebiyle sokakta bizden başka kimsecikler yok. Kalp atışlarımıza yetişemiyor adımlarımız. Bizden önce varacak menzile kalbimiz. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>Üstadın mübarek ağaç dediği, “Cennetteki ağaçlardan biridir” diye tavsif ettiği mübarek çınar, üç sütun halinde yükselen bütün haşmetiyle arz-ı didar ediyor ıraktan. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>Üstad, bahar ve yaz mevsimlerinde koca çınar üzerinde yapılan kulübecikte vazife-i tefekküriye ve ubudiyetini yapar, sabahlara kadar tesbihat ve ezkar ile meşgul olurmuş. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: sienna"><strong>O derece ünsiyet peyda etmiştir ki mübarek çınara, Barla’ya ikinci gelişinde, uzun müddet ayrı kalmış olmanın hüznüyle, koca çınara sarılıp ağlamıştır.</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>Nemli gözlerle bakıyoruz koca çınara, sanki o anı görüyormuşcasına. Çeşmeden nağmeyle akan suyu yudumluyoruz şifa niyetine. Basamakları teennî ile çıkarken, kapıda Zübeyir Ağabeyi arıyor gözlerimiz. “Buyrun kardeşlerim” nidasını bekliyoruz. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>Ervah-ı neyyireye selâm verip giriyoruz içeri. Üstadın <span style="color: red">“Üç yüz elli milyon İslâmın merkezi hükmünde ilk dershane-i nûriyesidir”</span> dediği bu ev üç odadan müteşekkil. Üstadımıza ve âlem-i ervaha irtihal eylemiş talebelerine Fatihalar, Yasinler gönderiyoruz. Barla Lâhikasından “Neden senin Kur’ân’dan yazdığın sözlerde bir kuvvet, bir iksir var ki, müfessirlerin ve âriflerin sözlerinde nadiren bulunur. Bazan bir satırda bir sahife kadar kuvvet var; bir sahifede bir kitap kadar kuvvet bulunuyor” sualinin cevabını okuyoruz. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>Akabinde Barla’daki ikinci dershanemizin yolunu tutuyoruz. Üstadımızın yürüdüğü yolları; </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red"><strong>“Kalbim yine üzgün, seni andım da derinden </strong></span></span></span></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden” </span></span></span></strong></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>mısralarını terennüm ederek, ezgiler mırıldanarak yürüyoruz. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>Güller açmış Barla’da... Sarı, pembe, beyaz, kırmızı ve bunların çeşit çeşit tonlarıyla boyanmış bu nadide çiçekte cemalin cilvelerini okuyoruz. <span style="color: red">“Güzelin âyinesi güzeldir. Güzeli gösteren âyine güzelleşir”</span> hakikatine bilmüşahede şahit oluyoruz bu lâtif çiçekte. </strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>Büyük şehrin kalabalığından, gürültüsünden sıyrılmış olmanın hafifliğiyle kuşlar kadar özgür hissediyoruz kendimizi. Bizdeki hâl, çocukların bayram sevincine eşdeğer. Hani uyku tutmaz ya çocukları bayram sabahı... O misal, 2-3 saatlik bir uykuya ve yol yorgunluğuna rağmen en ufak bir uyku emâresi yok bizlerde. Visâle erilince bir sevdada, aşık da maşukunda fena buluyor. Ne uykuya, ne de yemeye iştihası kalıyor. </strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>Barla’da Nurları daha bir dikkatle tetkik ediyoruz. Nurbanu Ablamız’ın kuşluk vaktinde yaptığı sohbetlerle feyizyâb oluyoruz. Hedefimiz okumak, anlamak, yaşamak ve neşretmek olunca, bütün hasse ve lâtifelerimizle müdakkik birer muhatap olmaya çalışıyoruz Nurlara. </strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>Anlamakta zorlandığımız yerleri akşam saatlerinde Hasan Ağabeyimizle mütalâa ediyoruz. Hasan Ağabey, müşkil suallerimize muknî ifadelerle, içtimaî ve imanî meseleleri yılların vermiş olduğu birikimle izah ediyor. </strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>Kuşluk dersi ve kahvaltı sonrası şahsî okumalarımızı Cennet Bahçesinde yapmayı yeğliyoruz. İnerken ve çıkarken bir hayli zorlandığımız basamaklar “Cennet ucuz değil” kolay ulaşılmıyor diyor adeta. Sıddık Süleyman Ağabeyimizin bahçesinde çiçekler, ağaçlar, tarâvettar semereler ruhlarımızı mest ediyor. Yaseminler, güller, adını bilmediğimiz çeşit çeşit çiçekler rayihalar saçıyor etrafa. Ağaçlar sündüs-misâl taze bir çarşaf, lü’lü-misal yeni bir murassaatla süslenmiş, yıldız-misal rahmet hediyeleriyle ellerini doldurmuş. </strong></span></span></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">Cennet bahçesinin yüzünde şu satırları okuyoruz:<span style="color: darkolivegreen"> “Meskenin en lâtifi, en cazibedar şekli, etraf-ı erbaası türlü türlü gül ve çiçekler ile müzeyyen, bağ ve bahçelerle muhat, altında sular nehirler akan kasır ve köşklerdir. Evet, camid kalbleri aşk ve şevkle ihya eden, sönmüş olan ruhları şen ve şad eden, şairlere sermaye olarak şairane teşbihleri, temsilleri, üslûpları ilham eden sular ile hazravat ve nebatattır.” </span></span></span></strong></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>Yağmurda ıslanmanın zevkine varıyoruz Barla’da. Barla’da yağmurun yağışı da bir başka. İnce ince, nazenin, lâtif bir eda iniyor rahmet. Beş gün boyunca mütemadiyen yağmur yağıyor. İlâhî ezgiyle inen bu ritmik yağışa, bu İlâhî mu’cizeye methiyeler düzüyoruz seyrederken: </strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red"><strong>“Yağmur seni bekleyen bir taş da ben olsaydım </strong></span></span></span></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">Çöl de seni özleyen bir kuş da ben olsaydım </span></span></span></strong></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red"><strong>... </strong></span></span></span></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">Damar damar hep seninle dolsaydım” </span></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">Yağmur mücessem rahmet. Habibulllah, âlemlere gönderilen rahmet. Gül de sembolü. </span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">Barla’da mündemiç olan bu ikili cennetâsâ bir baharı müjdeliyor ufukta fecr-i sadığı gözleyenlere... </span></span></strong></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>Ziyaret mahallerimizden biri de Üstadın 1950’den sonra kaldığı ev. Mehmet Gönenç Ağabeyimiz götürüyor bizi bu eve. Üstadı hayatta iken görme şerefine nail olmuş Mehmet Ağabey. Hatıralar dinliyoruz kendisinden. İki katlı bu evin üst katını kullanırmış Üstad. Ağabeyler alt katta kalırmış. Eğirdir’e nazır bu evde Üstad çok kalmamış. Mavinin asaletini daha net temâşâ ediyoruz bu ulvî mekândan. <span style="color: red">“Göz bir hassedir ki ruh bu âlemi o pencere ile seyreder. Eğer gözü Sani-i Basirine satsan ve onun hesabına ve izni dairesinde çalıştırsan, o zaman şu kitab-ı kebîrin bir mütalâacısı ve şu âlemdeki mucizat-ı sanat-ı Rabbaniyenin bir seyircisi ve şu küre-i arz bahçesindeki rahmet çiçeklerinin mübarek bir arısı derecesine çıkar”</span> sırrınca gözlerimizle masnuu görüp, basiretimizle esmanın tecellîlerini okuyoruz Barla’da.</strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>Adetullahtandır. Herşeyin bir sonu vardır şu dünyada. Altı günlük programımızda geriye sayım başlıyor. <span style="color: red">“Mümkün olsa kalacaktım bir ömür boyu Barla’da”</span> dese de derûnumuz “Gurbet ilmin tabağıdır” sırrınca ilim tabağımız İzmir’e dönme vaktimiz gelip çatıyor. Neylersin, vazife cümleden âlâ... </strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>Kanadı kırık kuş misali herkes melûl ve mahzun. Namazdan sonra uyumayıp son dersimizi yapmak üzere Üstad’ın evine gidiyoruz. İlk günkü heyecanla yürüyoruz yolları. Temiz havayı çekiyoruz ciğerlerimize. Çeşmeden buz gibi akan suyu içip, yüzümüzü yıkıyoruz yapılacak derse müdakkik birer muhatap olma arzusuyla. 204 nolu odada kalan kardeşlerimiz bize Münâzarât’tan “bizi zindan-ı atalete düşüren sebepleri” ve Hutbe-i Şamiyeden “bizi maddî cihette kurun-u vustada durduran ve tevkif eden altı hastalığı” seminer halinde sunuyorlar. Nurbanu Ablamızın da Risâle-i Nur ummanından katkıları ve İslâm âleminden yapmış olduğu tesbitlerle azamî istifade ediyoruz dersten. Hep bir ağızdan: </strong></span></span></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">“Yaşasın sıdk! Ölsün yeis! Muhabbet devam etsin, şura kuvvet bulsun. Bütün levm ve itap ve nefret, heva, hevese tabi olanlara olsun. Selâm ve selâmet Hüda’ya tabi olanlar üstüne olsun. Âmin....”</span> diyerek noktalıyoruz dersimizi. </span></span></strong></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>Bu senenin son ziyareti olması sebebiyle buruk ayrılıyoruz Üstadımızın evinden. Beş gün boyunca mütemadiyen yağan yağmur sebebiyle Çamdağı ziyaretimiz de son güne kalıyor. Dağın eteklerine kadar otobüsle gidiyoruz. Sonrasında “Bismillah” deyip tırmanışa geçiyoruz. Üstad çoğu zaman kırlara ve Çamdağına çıkar, Risâle-i Nurun tashihiyle meşgul olurmuş. 4-5 saatlik yolu yürüyerek gider gelirmiş, tashih edeceği kitapları da yanına alarak. Çamdağının tepesinde Çam ve Katran ağacı üstünde dershane-i nuriye mânâsında birer kulübeciği varmış. Bu dağda çoğu zaman yalnız kalır, vazife-i tefekküriyesini ve ubudiyetini yapar, evrad, ezkârla meşgul olurmuş. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>Hayatta iken kendisine 28 sene inziva ve sürgün hayatını reva görenler, ölümünden sonra da boş durmamışlar. İçlerindeki öfkeyi ve kini bu iki ağacı keserek kusmuşlar. Şair Hasan Şen Çamdağı destanı adlı şiirinde hissiyatımıza tercüman oluyor: </strong></span></span></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">Sordum yüce Çamdağına neden iniler, </span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">Matem günü bugün derdim yeniler </span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">Yıkılan mabetlerin feryadı çınlar </span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">Yağan karlar kefen oldu Çam dağına </span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">O ellerdir Üstadın kabrini kıran </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">O dillerdir Kur’ân’a meydan okuyan </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">Onlardır zulümlerden medetler uman </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">Artık sabretmek gerek Çam dağına</span> </span></span></strong></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>Gruplar halinde insanlarla karşılaşıyoruz Çam dağında. Ankara Nur talebelerinin Tarihçe-i Hayat’ta geçen “Böyle muazzam bir olgunluğa sahip olan Risâle-i Nur, elbette bütün feylesofları, dünya ilim, hak ve erbabını çağıracak ve her akl-ı selim ve kalb-i kerim olan mübarek insanları talebesi yapacak. Bu da uzak da değil, yakında tahakkuk edecektir. Kur’ân-ı Hakim’in nuru olan Risâle-i Nur elbette bir zaman dünyayı çınlatan nurlu sesini yükseltecektir” beşaretinin zamanımızda tahakkuk ettiğini görüyoruz. </strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>Eğirdir gölü kenarında öğle yemeğini yiyip, namazlarımızı eda edip, otel sakinleriyle vedalaşmak üzere tesise dönüyoruz. Havuz başında yediğimiz akşam yemeklerinin tadı damağıımızda. Şerafeddin Ağabeyimize leziz yemeklerinden ötürü teşekkür ediyoruz. Niyazi Ağabeyimize misafirperliğinden ve altı gün en güzel şekilde ev sahipliği yaptığı için teşekkür edip helâllik diliyoruz. </strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong>Son kez bakıyoruz arz ve sema izdivacına, Eğirdir’e, dağlara, bağlara... Sav Köyüne uğrayıp oradan İzmir’e hareket ediyoruz. Üstadın bin kalemli dediği bu köyde Risâle-i Nur’u hâlâ el ile yazarak çoğaltanlar var. Çeşme başında mermer taş üstüne Risâle-i Nur’dan Osmanlıca Sözler yazılmış. “Ümitvar olunuz! Şu istikbal inkılâbâtı içinde en yüksek gür sadâ İslâmın sadâsı olacaktır” hakikati suya değil taşa yazılmış. “Gelmesi muhakkak olan şey yakındır” sırrınca Savlılar da ufukta fecr-i sadığı gözlüyor olmalı ki, ümit bahşetsin diye her daim görmek için sokaklara yazmışlar bu gerçeği. </strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red"><strong>Yollar var... gönülleri bağlayan </strong></span></span></span></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">Yollar var gurbetlere uzayan... </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">Yollar var sonu sonsuzluğa varan... </span></span></span></strong></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: red"><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">şairin dediği gibi yollardayız. İlim şehrimiz İzmir’e dönüyoruz. Sayıca hafif, vazifece ağır bir dâvânın hamili olma liyakatini kazanma arzusu ve gayretiyle, Isparta kahramanlarına arkadaş olma yakarışıyla, Barla’ya en kısa zamanda tekrar gelme düşünce ve duâsıyla kat ediyoruz mesafeleri.</span> </span></strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red"><strong>“Sebat, metanet olunca yüce davada </strong></span></span></span></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">Ulu ecdat gemiler yürütmüş karada </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">Kim ilham vermişti Koca Ferhad’a </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">Azimle sıradağlar bile delinir kardeş.”</span></span></span></strong></p><p><strong>RUHAN KAYA</strong></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red"><strong>[ses]http://www.serdengecti.org/vidyo/medyamp3klip/Risale/siirtadi/bir omur boyu barlada.mp3[/ses]</strong></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="hulusi, post: 112460, member: 32"] [COLOR=#008000][URL="http://img2.blogcu.com/images/e/d/e/edebinur/edeb_inur_d_c3_bcnya_1237848445.jpg"][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][IMG]http://img2.blogcu.com/images/e/d/e/edebinur/edeb_inur_d_c3_bcnya_1237848445.jpg[/IMG][/SIZE][/FONT][/URL][/COLOR] [COLOR=#008000][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]Tepelice çama çıktım [/SIZE][/FONT][/COLOR] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=#008000]Gelincik Dağına baktım [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=#008000]Mümkün olsa kalacaktım [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=#008000]Bir ömür boyu Barla’da [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=#008000]Kara dut cennet bahçesi [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=#008000]Kara kavağın meşesi [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=#008000]Ulu çınarın gölgesi [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=#008000]Gölgeler koyu Barla’da [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=#008000]Seherde açan güllerin [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=#008000]Çeşmindeki bülbüllerin [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=#008000]Cennet yurdumda göllerin [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=#008000]En güzel suyu Barla’da [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=#008000]Çam Dağından esen yeller [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=#008000]Zikir arkadaşı dallar [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=#008000]Üstada muntazır yollar [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=#008000]Gelecek deyû Barla’da [/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]..........[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]“BARLA... Ehl-i imanın manevî imdadına gönderilen, Risâle-i Nur külliyatının telif edilmeye başlandığı ilk merkezdir. Barla, millet-i İslâmiyenin, hususan Anadolu halkının başına gelen dehşetli dalâlet ve dinsizlik cereyanına karşı, Kur’ân’dan gelen bir hidayet güneşinin tulû ettiği beldedir.” [/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Bu düşüncelerle, Barla hasreti, Üstad özlemi, Nurlara duyduğumuz aşk ve iştiyakla çıktık yola. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Saat 00.45... Isparta yollarındayız. Üstadımın “Ben bu yerleri Yıldız Sarayına değişmem” dediği mübarek beldeye doğru yol alıyoruz. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Kâinat kitabının Barla sahifesinde Eğirdir Gölü, Cennet bahçesi, Çam dağı, Çınar ve Katran ağacı sahifelerini okumaya gidiyoruz. Mesafeler azaldıkça heyecanımız ve şevkimiz ziyadeleşiyor. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Barla’yı daha önce de görmüş olmamıza rağmen, herbirimizde Zübeyirvârî bir heyecan var. Zübeyir Ağabey Üstadı ilk kez Emirdağ’da görür. Yağmur yüklü bulutlar gibidir. Üstadın huzuruna varınca ağlar, ağlar, ağlar... Üstad “Elini yüzünü yıka, gel” deyip, dışarı gönderir. Gider, gelir ve aynı hâl devam eder. O gün karar verir, Beyşehir postanesindeki memuriyetini bırakıp Üstadın yanında kalmaya. [COLOR=red]“İslâm bugün öyle mücahitler ister ki, değil dünyasını, ahiretini de feda etmeye hazır olacak”[/COLOR] sözünün en parlak misali olmuştur Zübeyir Ağabey. Bu feragat, şecaat, sebat, metanet ve sadakat değil midir ki onu Zübeyir bin Avvam’ın ismine mazhar etmiştir. Üstadı, talebesi Ziver’i Zübeyir ismiyle şerefyâb etmiştir. “Yolcunun duâsı makbuldür” sırrınca Yüce Rabbimden Zübeyir Ağabeyin feragatini, dâvâsındaki sadakat, sebat ve metanetini istiyorum kardeşlerim ve kendim için. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]İzmir sınırlarını aşmış bulunuyoruz. 45 kişilik otobüsün yirmi koltuğunu dolduran kardeşlerimle, Barla’da geçireceğimiz 6 günü en güzel şekilde değerlendirme planları yapıyoruz. Beraberce müzakere edeceğimiz konuları belirliyoruz. 16. Söz, 30. Lem’a’dan İsm-i Kayyum, Sünûhat, Muhakemat, Mesnevî-i Nuriye ve İşaratü’l-İ’câz’dan bölümler seçip okumayı hedefliyoruz. Gecenin ilerleyen saatlerinde herkes tatlı bir uykuya dalıyor. Sabah namazı vaktinde mola veriyoruz. Namazlarımızı eda edip, âlem-i İslâma ve umum kardeşlerimize duâlar ediyoruz. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Saatler ve kilometreler tükendikçe visale yaklaşıyoruz. Eğirdir’deyiz nihayet. Oradan Barla’ya geçiyoruz. Eğirdir gölünün kenarında kurulmuş, gayet nezih ve cennet-misal manzaralarla muhat bir ilçe. Fakat Barla başka! [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=red][B]“Güneşin doğuşu başkadır orda, batışı başka [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=red]Nur erleri orada eriştiler İlâhî aşka [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=red]Sanki izleri hâlâ durur toprak ve taşta [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=red]Her daim dillerde bir efsanedir Barla...” [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]dediği gibi şairin... [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Saat 07.30... Risâle-i Nur’un payitahtı, [COLOR=red]“gözümün nuru, gönlümün süruru”[/COLOR] Barla’dayız. Dağ, deniz ve sema tecellî-i esmâya mazhar olmanın süruruyla, hoşamedi ediyor bizlere. Yeşil ve mavinin eşsiz ahengi, uyumu ve tonları, ressamlara, şairlere ilham olacak cinsten. İçimize çekiyoruz hava-i nesimi. Hafızamızdan silinmemecesine bakıyoruz, cennetten bir nümune olan her kareye... [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=darkolivegreen][B]“Her an ayrı renkler görünür denizinde [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=darkolivegreen]Elvan elvan çiçekler açmış onun izinde [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=darkolivegreen]Üstadıma minnet var rüzgârının sesinde [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=darkolivegreen]Sahil-i selâmete götüren sefinedir Barla” [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]mısralarında terennüm ettiği gibi şairin, selâmet yurduna çağıran bir kaside-i manzumedir Barla... [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Yeni Asya Dinlenme Tesislerinde Şerafeddin Ağabeyimiz karşılıyor bizi. “Hoşgeldiniz” diyor misafirperver bir ev sahibi edasıyla. Çantalarımızı bırakıp, Üstadın evinin yolunu tutuyoruz. Günün ilk saatleri olması sebebiyle sokakta bizden başka kimsecikler yok. Kalp atışlarımıza yetişemiyor adımlarımız. Bizden önce varacak menzile kalbimiz. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Üstadın mübarek ağaç dediği, “Cennetteki ağaçlardan biridir” diye tavsif ettiği mübarek çınar, üç sütun halinde yükselen bütün haşmetiyle arz-ı didar ediyor ıraktan. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Üstad, bahar ve yaz mevsimlerinde koca çınar üzerinde yapılan kulübecikte vazife-i tefekküriye ve ubudiyetini yapar, sabahlara kadar tesbihat ve ezkar ile meşgul olurmuş. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=sienna][B]O derece ünsiyet peyda etmiştir ki mübarek çınara, Barla’ya ikinci gelişinde, uzun müddet ayrı kalmış olmanın hüznüyle, koca çınara sarılıp ağlamıştır.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Nemli gözlerle bakıyoruz koca çınara, sanki o anı görüyormuşcasına. Çeşmeden nağmeyle akan suyu yudumluyoruz şifa niyetine. Basamakları teennî ile çıkarken, kapıda Zübeyir Ağabeyi arıyor gözlerimiz. “Buyrun kardeşlerim” nidasını bekliyoruz. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Ervah-ı neyyireye selâm verip giriyoruz içeri. Üstadın [COLOR=red]“Üç yüz elli milyon İslâmın merkezi hükmünde ilk dershane-i nûriyesidir”[/COLOR] dediği bu ev üç odadan müteşekkil. Üstadımıza ve âlem-i ervaha irtihal eylemiş talebelerine Fatihalar, Yasinler gönderiyoruz. Barla Lâhikasından “Neden senin Kur’ân’dan yazdığın sözlerde bir kuvvet, bir iksir var ki, müfessirlerin ve âriflerin sözlerinde nadiren bulunur. Bazan bir satırda bir sahife kadar kuvvet var; bir sahifede bir kitap kadar kuvvet bulunuyor” sualinin cevabını okuyoruz. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Akabinde Barla’daki ikinci dershanemizin yolunu tutuyoruz. Üstadımızın yürüdüğü yolları; [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=red][B]“Kalbim yine üzgün, seni andım da derinden [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=red]Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden” [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]mısralarını terennüm ederek, ezgiler mırıldanarak yürüyoruz. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Güller açmış Barla’da... Sarı, pembe, beyaz, kırmızı ve bunların çeşit çeşit tonlarıyla boyanmış bu nadide çiçekte cemalin cilvelerini okuyoruz. [COLOR=red]“Güzelin âyinesi güzeldir. Güzeli gösteren âyine güzelleşir”[/COLOR] hakikatine bilmüşahede şahit oluyoruz bu lâtif çiçekte. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Büyük şehrin kalabalığından, gürültüsünden sıyrılmış olmanın hafifliğiyle kuşlar kadar özgür hissediyoruz kendimizi. Bizdeki hâl, çocukların bayram sevincine eşdeğer. Hani uyku tutmaz ya çocukları bayram sabahı... O misal, 2-3 saatlik bir uykuya ve yol yorgunluğuna rağmen en ufak bir uyku emâresi yok bizlerde. Visâle erilince bir sevdada, aşık da maşukunda fena buluyor. Ne uykuya, ne de yemeye iştihası kalıyor. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Barla’da Nurları daha bir dikkatle tetkik ediyoruz. Nurbanu Ablamız’ın kuşluk vaktinde yaptığı sohbetlerle feyizyâb oluyoruz. Hedefimiz okumak, anlamak, yaşamak ve neşretmek olunca, bütün hasse ve lâtifelerimizle müdakkik birer muhatap olmaya çalışıyoruz Nurlara. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Anlamakta zorlandığımız yerleri akşam saatlerinde Hasan Ağabeyimizle mütalâa ediyoruz. Hasan Ağabey, müşkil suallerimize muknî ifadelerle, içtimaî ve imanî meseleleri yılların vermiş olduğu birikimle izah ediyor. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Kuşluk dersi ve kahvaltı sonrası şahsî okumalarımızı Cennet Bahçesinde yapmayı yeğliyoruz. İnerken ve çıkarken bir hayli zorlandığımız basamaklar “Cennet ucuz değil” kolay ulaşılmıyor diyor adeta. Sıddık Süleyman Ağabeyimizin bahçesinde çiçekler, ağaçlar, tarâvettar semereler ruhlarımızı mest ediyor. Yaseminler, güller, adını bilmediğimiz çeşit çeşit çiçekler rayihalar saçıyor etrafa. Ağaçlar sündüs-misâl taze bir çarşaf, lü’lü-misal yeni bir murassaatla süslenmiş, yıldız-misal rahmet hediyeleriyle ellerini doldurmuş. [/B][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]Cennet bahçesinin yüzünde şu satırları okuyoruz:[COLOR=darkolivegreen] “Meskenin en lâtifi, en cazibedar şekli, etraf-ı erbaası türlü türlü gül ve çiçekler ile müzeyyen, bağ ve bahçelerle muhat, altında sular nehirler akan kasır ve köşklerdir. Evet, camid kalbleri aşk ve şevkle ihya eden, sönmüş olan ruhları şen ve şad eden, şairlere sermaye olarak şairane teşbihleri, temsilleri, üslûpları ilham eden sular ile hazravat ve nebatattır.” [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Yağmurda ıslanmanın zevkine varıyoruz Barla’da. Barla’da yağmurun yağışı da bir başka. İnce ince, nazenin, lâtif bir eda iniyor rahmet. Beş gün boyunca mütemadiyen yağmur yağıyor. İlâhî ezgiyle inen bu ritmik yağışa, bu İlâhî mu’cizeye methiyeler düzüyoruz seyrederken: [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=red][B]“Yağmur seni bekleyen bir taş da ben olsaydım [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=red]Çöl de seni özleyen bir kuş da ben olsaydım [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=red][B]... [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=red]Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=red]Damar damar hep seninle dolsaydım” [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]Yağmur mücessem rahmet. Habibulllah, âlemlere gönderilen rahmet. Gül de sembolü. [/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]Barla’da mündemiç olan bu ikili cennetâsâ bir baharı müjdeliyor ufukta fecr-i sadığı gözleyenlere... [/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Ziyaret mahallerimizden biri de Üstadın 1950’den sonra kaldığı ev. Mehmet Gönenç Ağabeyimiz götürüyor bizi bu eve. Üstadı hayatta iken görme şerefine nail olmuş Mehmet Ağabey. Hatıralar dinliyoruz kendisinden. İki katlı bu evin üst katını kullanırmış Üstad. Ağabeyler alt katta kalırmış. Eğirdir’e nazır bu evde Üstad çok kalmamış. Mavinin asaletini daha net temâşâ ediyoruz bu ulvî mekândan. [COLOR=red]“Göz bir hassedir ki ruh bu âlemi o pencere ile seyreder. Eğer gözü Sani-i Basirine satsan ve onun hesabına ve izni dairesinde çalıştırsan, o zaman şu kitab-ı kebîrin bir mütalâacısı ve şu âlemdeki mucizat-ı sanat-ı Rabbaniyenin bir seyircisi ve şu küre-i arz bahçesindeki rahmet çiçeklerinin mübarek bir arısı derecesine çıkar”[/COLOR] sırrınca gözlerimizle masnuu görüp, basiretimizle esmanın tecellîlerini okuyoruz Barla’da.[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Adetullahtandır. Herşeyin bir sonu vardır şu dünyada. Altı günlük programımızda geriye sayım başlıyor. [COLOR=red]“Mümkün olsa kalacaktım bir ömür boyu Barla’da”[/COLOR] dese de derûnumuz “Gurbet ilmin tabağıdır” sırrınca ilim tabağımız İzmir’e dönme vaktimiz gelip çatıyor. Neylersin, vazife cümleden âlâ... [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Kanadı kırık kuş misali herkes melûl ve mahzun. Namazdan sonra uyumayıp son dersimizi yapmak üzere Üstad’ın evine gidiyoruz. İlk günkü heyecanla yürüyoruz yolları. Temiz havayı çekiyoruz ciğerlerimize. Çeşmeden buz gibi akan suyu içip, yüzümüzü yıkıyoruz yapılacak derse müdakkik birer muhatap olma arzusuyla. 204 nolu odada kalan kardeşlerimiz bize Münâzarât’tan “bizi zindan-ı atalete düşüren sebepleri” ve Hutbe-i Şamiyeden “bizi maddî cihette kurun-u vustada durduran ve tevkif eden altı hastalığı” seminer halinde sunuyorlar. Nurbanu Ablamızın da Risâle-i Nur ummanından katkıları ve İslâm âleminden yapmış olduğu tesbitlerle azamî istifade ediyoruz dersten. Hep bir ağızdan: [/B][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=red]“Yaşasın sıdk! Ölsün yeis! Muhabbet devam etsin, şura kuvvet bulsun. Bütün levm ve itap ve nefret, heva, hevese tabi olanlara olsun. Selâm ve selâmet Hüda’ya tabi olanlar üstüne olsun. Âmin....”[/COLOR] diyerek noktalıyoruz dersimizi. [/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Bu senenin son ziyareti olması sebebiyle buruk ayrılıyoruz Üstadımızın evinden. Beş gün boyunca mütemadiyen yağan yağmur sebebiyle Çamdağı ziyaretimiz de son güne kalıyor. Dağın eteklerine kadar otobüsle gidiyoruz. Sonrasında “Bismillah” deyip tırmanışa geçiyoruz. Üstad çoğu zaman kırlara ve Çamdağına çıkar, Risâle-i Nurun tashihiyle meşgul olurmuş. 4-5 saatlik yolu yürüyerek gider gelirmiş, tashih edeceği kitapları da yanına alarak. Çamdağının tepesinde Çam ve Katran ağacı üstünde dershane-i nuriye mânâsında birer kulübeciği varmış. Bu dağda çoğu zaman yalnız kalır, vazife-i tefekküriyesini ve ubudiyetini yapar, evrad, ezkârla meşgul olurmuş. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Hayatta iken kendisine 28 sene inziva ve sürgün hayatını reva görenler, ölümünden sonra da boş durmamışlar. İçlerindeki öfkeyi ve kini bu iki ağacı keserek kusmuşlar. Şair Hasan Şen Çamdağı destanı adlı şiirinde hissiyatımıza tercüman oluyor: [/B][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]Sordum yüce Çamdağına neden iniler, [/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]Matem günü bugün derdim yeniler [/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]Yıkılan mabetlerin feryadı çınlar [/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]Yağan karlar kefen oldu Çam dağına [/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=red]O ellerdir Üstadın kabrini kıran [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=red]O dillerdir Kur’ân’a meydan okuyan [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=red]Onlardır zulümlerden medetler uman [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=red]Artık sabretmek gerek Çam dağına[/COLOR] [/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Gruplar halinde insanlarla karşılaşıyoruz Çam dağında. Ankara Nur talebelerinin Tarihçe-i Hayat’ta geçen “Böyle muazzam bir olgunluğa sahip olan Risâle-i Nur, elbette bütün feylesofları, dünya ilim, hak ve erbabını çağıracak ve her akl-ı selim ve kalb-i kerim olan mübarek insanları talebesi yapacak. Bu da uzak da değil, yakında tahakkuk edecektir. Kur’ân-ı Hakim’in nuru olan Risâle-i Nur elbette bir zaman dünyayı çınlatan nurlu sesini yükseltecektir” beşaretinin zamanımızda tahakkuk ettiğini görüyoruz. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Eğirdir gölü kenarında öğle yemeğini yiyip, namazlarımızı eda edip, otel sakinleriyle vedalaşmak üzere tesise dönüyoruz. Havuz başında yediğimiz akşam yemeklerinin tadı damağıımızda. Şerafeddin Ağabeyimize leziz yemeklerinden ötürü teşekkür ediyoruz. Niyazi Ağabeyimize misafirperliğinden ve altı gün en güzel şekilde ev sahipliği yaptığı için teşekkür edip helâllik diliyoruz. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B]Son kez bakıyoruz arz ve sema izdivacına, Eğirdir’e, dağlara, bağlara... Sav Köyüne uğrayıp oradan İzmir’e hareket ediyoruz. Üstadın bin kalemli dediği bu köyde Risâle-i Nur’u hâlâ el ile yazarak çoğaltanlar var. Çeşme başında mermer taş üstüne Risâle-i Nur’dan Osmanlıca Sözler yazılmış. “Ümitvar olunuz! Şu istikbal inkılâbâtı içinde en yüksek gür sadâ İslâmın sadâsı olacaktır” hakikati suya değil taşa yazılmış. “Gelmesi muhakkak olan şey yakındır” sırrınca Savlılar da ufukta fecr-i sadığı gözlüyor olmalı ki, ümit bahşetsin diye her daim görmek için sokaklara yazmışlar bu gerçeği. [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=red][B]Yollar var... gönülleri bağlayan [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=red]Yollar var gurbetlere uzayan... [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=red]Yollar var sonu sonsuzluğa varan... [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=red][B][SIZE=4][COLOR=black]şairin dediği gibi yollardayız. İlim şehrimiz İzmir’e dönüyoruz. Sayıca hafif, vazifece ağır bir dâvânın hamili olma liyakatini kazanma arzusu ve gayretiyle, Isparta kahramanlarına arkadaş olma yakarışıyla, Barla’ya en kısa zamanda tekrar gelme düşünce ve duâsıyla kat ediyoruz mesafeleri.[/COLOR] [/SIZE][/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=red][B]“Sebat, metanet olunca yüce davada [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=red]Ulu ecdat gemiler yürütmüş karada [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=red]Kim ilham vermişti Koca Ferhad’a [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=red]Azimle sıradağlar bile delinir kardeş.”[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B]RUHAN KAYA[/B] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][COLOR=red][B][ses]http://www.serdengecti.org/vidyo/medyamp3klip/Risale/siirtadi/bir omur boyu barlada.mp3[/ses][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Hatıralar
Efsane Şehir Barla
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst