Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Mizahi Sohbet
Eğitimli kardeşim!
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Eyvàh!" data-source="post: 1315" data-attributes="member: 12"><p><strong>Eğitimli Kardeşim !</strong></p><p></p><p><span style="font-size: 15px">Bilinçli aydın! </span></p><p><span style="font-size: 15px">Kur'an'ı okuyup da ne dediğini anlayamıyorsan, tarihe bakıp bu kitabın, isnanlık tarihinde ne mucizevî inkılaplar gerçekleştirdiğini; uyduruk Yunan felsefesi, hayalci Hint düşüncesi, vahşi Arap cahiliyyesi, Roma ve İran'ın sınıfsal sisteminden kısa sürede nasıl bir düşünce, ilim, siyaset ve ahlak meydana getirdiğini; çeşitli insan katmanlarında nasıl bir inkılabî ruh oluşturduğunu; bilgi ve mutluluktan mahrum bütün halklara, takva ve adalet üzerine kurulu nasıl bir ilim-duygu-madde medeniyeti bahşettiğini görebilirsin! Hiçbir şey yapamazsan bile kendi çağdaşların olan Kuzey Afrika'daki devrimci liderleri dinleyebilirsin. Bakınız ne diyorlar:</span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px">"Kuzey Afrika'nın uyanışı, özgürlük mücadelesi ve sömürgeciliğe karşı ayaklanışı, tam olarak Muhammed Abduh'un Kuzey Afrika'ya gelişi ile başlamıştır. Kendisini, bütün Müslümanları Kur'an'a dönmeye davet etmeye adayan Cemalettin Afganî'nin öğrencisi olan Muhammed Abduh, bütün İslam alimlerini topladı ve onları köhne felsefelerden, miadı dolmuş ilimlerden vazgeçmeye davet etti. Fıkıh, kelam ve felsefenin kılı kırk yaran metafizik konularını ve detaylarını bırakıp Kur'an'a dönmelerini salık verdi. Onlara şöyle dedi: Klasik-modern, İslamî-gayrı İslamî her türlü ilimden yararlanarak geri kalan, sömürülen, taassup, cehalet, dar görüşlülük, parçalanmışlık ve hurafe din anlayışına müptela olan insanlara Kur'an'ın mesajını ulaştırmaya çalışın. Sadece dinî ve ilmî çevrelere değil, Kur'an'ın mesajını sıradan insanlara ve bütün halka taşıyın..."</span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px">Bu çalışmadan sonra Kur'an, toplumun gündemine yeniden girdi. Medreselerde Kur'an öğrenimi, din alimleri arasında Kur'an tefsiri ve incelemeleri, aydınlar ve dava adamları arasında Kur'anî meselelerin gündeme gelmesi daha da yaygınlaştı. Hatta köy okullarında bile, bir hayat programı ve yaşam biçimi olarak Kur'an öğrenilmeye başlandı. İşte bu erken uyanış sayesinde, eski uyutucu dinî inançlar, ameller, uygulamalar, küçük mezhebî ihtilaflar, fırkalar arasındaki çatışmalar ve bağnazlıklardan dolayı o ana kadar kendi hayatlarından habersiz olan ve Fransızlara tutsak olduklarının farkında olmayan insanlar, Kur'an'ın rehberliği ile uyandılar, kendilerine geldiler, sorumlulukları ve güçlerinin ne kadar büyük olduğunu ve birlik oluşlarının ne denli önemli olduğunu fark ettiler.</span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px">Halbuki daha önce, sömürgeciliğin boyunduruğu altındaki dindarlar, sadece Allah, Peygamber, imamlar ve veliler, günahlarının affı için kendilerine şefaatte bulunsun diye dini takip ediyor ve onun buyruklarını yerine getiriyorlardı. Onların din konusundaki bütün çabaları kişiseldi ve ahiret için sevap biriktirmeye yönelikti.</span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px">Oysa bu sırada, General Salan ve General Argo, Cezayir, Tunus, Fas ve Moritanya'nın tümünü insanlık dışı Fransız sömürgesi haline getiriyor ve onların kültürlerini, şereflerini ve servetlerini talan ediyordu. General Sostel ise okçuluk öğrenmesi için oğlu ile birlikte Talmasan ormanlarına 'Arap avına' çıkıyordu. Paris'te olan karısına şöyle yazıyordu: "Hepimiz iyiyiz; ben iyiyim, köpeğim iyidir, arabım iyidir..." Müminler ise bu karanlık ve utanç verici zillet günlerinde Cehennem ateşinden kurtulmak ve ölüme hazırlık yapmak için zikir, dua, tevessül ve adak adama gibi kişlisel hayır işleriyle uğraşıyorlardı.</span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px">Kur'an, mübarek bir obje olarak durduğu raftan ve duvardan inip öğretim ve düşündürme alanına geldi ve onlara şunu öğretti: "Ahiretteki kurtuluşun yolu dünyadaki kurtuluştan geçer. Cennet'in yolu ise özgürlük, uyanıklık, izzet ve ilimden geçer." (Cihad, Allah'ın has kulları için açtığı Cennet kapılarından biridir. Çünkü cihad, takva elbisesi ve Allah'ın sağlam zırhıdır. Allah, ondan kaçana zillet elbisesini giydirir, bela ve musibetlere duçar eder ve onu alçaltır.<Nehcü'l Belâğa>)</span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px">Kim bu dünyada zelil olarak ölürse, diğer dünyada zelil olarak dirilir. <span style="color: blue">"Bu dünyada kör olan, diğer dünyada da kör olacaktır. (İsra/72)"</span> Müslümanlar anladılar ki, Allah'a yaklaşmanın yolu 'taakkul'dur, 'taabbdu' değildir. Bilinçsiz ve bilgisiz abid, değirmencinin eşeği gibidir, değirmen taşını çevirir durur fakat kendi durumu için yerinden bile kımıldamaz ve <span style="color: purple">"bu çalışmasından eline hiçbir şey geçmez.(Nehcü'l Belağa)"</span>. <span style="color: purple">"Zulme boyun eğen, zalimin ortağıdır.(Nehcü'l Belağa)"</span>. "<span style="color: purple">Müslüman ancak 'akide ve cihad'la sağlıklı bir hayata sahip olabilir.(Hz. Hüseyin)"</span>. Peygamberin ve onun ashabının sünneti, insanları uyuşturan kişisel riyazetler ve ibadetler değil, cihad ve şehadettir. <span style="color: purple">"Kur'an'ın model insanı, rahip değil, 'silahlı peygamber'dir.(Fransız Maxime Rodinson)"</span>. Kur'an mesajının hedefi ise 'ilim ve adalet'tir.</span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px">Müslümanlar anladılar ki, İslam tanrısı, gücü temsil eden 'demir'i adalet terazisinin yanı başına, onu ise Kitap ve vahyin yanı başına yerleştirmiştir.(<span style="color: blue">Andolsun biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve ölçüyü indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah'ın dinine ve peygamberlerine görmeden yardım edenleri belirlemesi içindir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür.<Hadid/5></span>) İslamî bir imana sahip toplumun özelliği, <span style="color: blue">"Kendi aralarında merhamet, düşmana karşı ise katı olmaktır.(Fetih/29)" Müslüman, izzetli ve başı diktir.(Münafikun/8)</span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-size: 15px">Bugün Müslümanlar, düşman sömürgesi altında zelil ve tutsak oldukları halde birbirlerine karşı kindar, ümitsiz ve fanatiktirler. Yabancılara karşı ise yumuşak, uyumlu ve yapıcıdırlar. Demek ki İslam adı altında sahip oldukları ve yaptıkları herşey gerçekte ne dindir ne de İslam. Hatta İslam'ın emirleri ve dinin sembolü olan namaz, dua, hac ve oruçları bile gerçekte ne namaz, ne dua, ne hac ne de oruçtur. Zira eğer bu ibadetler gerçek manada yapılıyor olsaydı, bunun etkisinin görülmesi gerekirdi.</span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px">İşte bütün bu gerçekleri Kur'an, o insanlara öğretti ve onları uyandırdı. Bu sayede Kuzey Afrikalı Müslümanlar, herşeyden önce en önemli dinî vazifelerinin, düşünceyi ve toplumu geri bırakan âmilleri ortadan kaldırmak olduğunu anladılar. Cebir-cüzi irade, zat-sıfat ilişkisi, efendinin köle üzerindeki hakları, taharet-necaset ve bir türbeyi ziyaret ederek şehitlik sevabı kazanma gibi konular yerine silaha sarılıp Fransa sömürgeciliğini defetmeleri gerektiğini fark ettiler ve bunun gereğini de yaptılar.</span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px">Bu geri kalmış dindar halk uyandı ve dinin verdiği güç, Kur'an'ın yaptığı çağrı sayesinde cihada başladılar. Bu arada dini ve İslam'ı, geri bırakan anlayışlar olarak gören, dinden kaçan, başka ideolojilere inanan, bir şekilde dindar çevrelerden alakası kesilen ve kendilerini toplumun üst tabakası olarak gören aydınlar da, ait olduklara yere döndüler, İslam ve Müslüman halka yeniden bağlandılar. Böylece toplum, ölü toprağını üzerinden atıp grupçuluğu bırakırken, aydınlar da İslam'a dönmek suretiyle Batıcılıktan kurtuldular. Öyle ki, komunist partinin eski sekreteri ve Afrika'nın önde gelen Marksist düşünürlerinden Ömer Uzgan bile bilinçli bir şekilde İslam'ı benimsedi ve 'Le Meilleur Combat' adlı büyük eserini yazdı. Bu kitabın adı 'En Büyük Mücadele' demek olup, Hz.Peygamber'in "En büyük cihad, zalim yöneticiye karşı hakkı söylemektir." hadisinden alınmıştır. Ömer Uzgan, Cezayir Milli Öğrenciler Birliği'nin adını da, Cezayir Müslüman Öğrenciler Birliği olarak değiştirdi.....</span></p><p><span style="font-size: 15px">(devam edecek inşAllah...)</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Eyvàh!, post: 1315, member: 12"] [b]Eğitimli Kardeşim ![/b] [SIZE=4]Bilinçli aydın! [/SIZE] [SIZE=4]Kur'an'ı okuyup da ne dediğini anlayamıyorsan, tarihe bakıp bu kitabın, isnanlık tarihinde ne mucizevî inkılaplar gerçekleştirdiğini; uyduruk Yunan felsefesi, hayalci Hint düşüncesi, vahşi Arap cahiliyyesi, Roma ve İran'ın sınıfsal sisteminden kısa sürede nasıl bir düşünce, ilim, siyaset ve ahlak meydana getirdiğini; çeşitli insan katmanlarında nasıl bir inkılabî ruh oluşturduğunu; bilgi ve mutluluktan mahrum bütün halklara, takva ve adalet üzerine kurulu nasıl bir ilim-duygu-madde medeniyeti bahşettiğini görebilirsin! Hiçbir şey yapamazsan bile kendi çağdaşların olan Kuzey Afrika'daki devrimci liderleri dinleyebilirsin. Bakınız ne diyorlar:[/SIZE] [SIZE=4]"Kuzey Afrika'nın uyanışı, özgürlük mücadelesi ve sömürgeciliğe karşı ayaklanışı, tam olarak Muhammed Abduh'un Kuzey Afrika'ya gelişi ile başlamıştır. Kendisini, bütün Müslümanları Kur'an'a dönmeye davet etmeye adayan Cemalettin Afganî'nin öğrencisi olan Muhammed Abduh, bütün İslam alimlerini topladı ve onları köhne felsefelerden, miadı dolmuş ilimlerden vazgeçmeye davet etti. Fıkıh, kelam ve felsefenin kılı kırk yaran metafizik konularını ve detaylarını bırakıp Kur'an'a dönmelerini salık verdi. Onlara şöyle dedi: Klasik-modern, İslamî-gayrı İslamî her türlü ilimden yararlanarak geri kalan, sömürülen, taassup, cehalet, dar görüşlülük, parçalanmışlık ve hurafe din anlayışına müptela olan insanlara Kur'an'ın mesajını ulaştırmaya çalışın. Sadece dinî ve ilmî çevrelere değil, Kur'an'ın mesajını sıradan insanlara ve bütün halka taşıyın..."[/SIZE] [SIZE=4]Bu çalışmadan sonra Kur'an, toplumun gündemine yeniden girdi. Medreselerde Kur'an öğrenimi, din alimleri arasında Kur'an tefsiri ve incelemeleri, aydınlar ve dava adamları arasında Kur'anî meselelerin gündeme gelmesi daha da yaygınlaştı. Hatta köy okullarında bile, bir hayat programı ve yaşam biçimi olarak Kur'an öğrenilmeye başlandı. İşte bu erken uyanış sayesinde, eski uyutucu dinî inançlar, ameller, uygulamalar, küçük mezhebî ihtilaflar, fırkalar arasındaki çatışmalar ve bağnazlıklardan dolayı o ana kadar kendi hayatlarından habersiz olan ve Fransızlara tutsak olduklarının farkında olmayan insanlar, Kur'an'ın rehberliği ile uyandılar, kendilerine geldiler, sorumlulukları ve güçlerinin ne kadar büyük olduğunu ve birlik oluşlarının ne denli önemli olduğunu fark ettiler.[/SIZE] [SIZE=4]Halbuki daha önce, sömürgeciliğin boyunduruğu altındaki dindarlar, sadece Allah, Peygamber, imamlar ve veliler, günahlarının affı için kendilerine şefaatte bulunsun diye dini takip ediyor ve onun buyruklarını yerine getiriyorlardı. Onların din konusundaki bütün çabaları kişiseldi ve ahiret için sevap biriktirmeye yönelikti.[/SIZE] [SIZE=4]Oysa bu sırada, General Salan ve General Argo, Cezayir, Tunus, Fas ve Moritanya'nın tümünü insanlık dışı Fransız sömürgesi haline getiriyor ve onların kültürlerini, şereflerini ve servetlerini talan ediyordu. General Sostel ise okçuluk öğrenmesi için oğlu ile birlikte Talmasan ormanlarına 'Arap avına' çıkıyordu. Paris'te olan karısına şöyle yazıyordu: "Hepimiz iyiyiz; ben iyiyim, köpeğim iyidir, arabım iyidir..." Müminler ise bu karanlık ve utanç verici zillet günlerinde Cehennem ateşinden kurtulmak ve ölüme hazırlık yapmak için zikir, dua, tevessül ve adak adama gibi kişlisel hayır işleriyle uğraşıyorlardı.[/SIZE] [SIZE=4]Kur'an, mübarek bir obje olarak durduğu raftan ve duvardan inip öğretim ve düşündürme alanına geldi ve onlara şunu öğretti: "Ahiretteki kurtuluşun yolu dünyadaki kurtuluştan geçer. Cennet'in yolu ise özgürlük, uyanıklık, izzet ve ilimden geçer." (Cihad, Allah'ın has kulları için açtığı Cennet kapılarından biridir. Çünkü cihad, takva elbisesi ve Allah'ın sağlam zırhıdır. Allah, ondan kaçana zillet elbisesini giydirir, bela ve musibetlere duçar eder ve onu alçaltır.<Nehcü'l Belâğa>)[/SIZE] [SIZE=4]Kim bu dünyada zelil olarak ölürse, diğer dünyada zelil olarak dirilir. [COLOR=blue]"Bu dünyada kör olan, diğer dünyada da kör olacaktır. (İsra/72)"[/COLOR] Müslümanlar anladılar ki, Allah'a yaklaşmanın yolu 'taakkul'dur, 'taabbdu' değildir. Bilinçsiz ve bilgisiz abid, değirmencinin eşeği gibidir, değirmen taşını çevirir durur fakat kendi durumu için yerinden bile kımıldamaz ve [COLOR=purple]"bu çalışmasından eline hiçbir şey geçmez.(Nehcü'l Belağa)"[/COLOR]. [COLOR=purple]"Zulme boyun eğen, zalimin ortağıdır.(Nehcü'l Belağa)"[/COLOR]. "[COLOR=purple]Müslüman ancak 'akide ve cihad'la sağlıklı bir hayata sahip olabilir.(Hz. Hüseyin)"[/COLOR]. Peygamberin ve onun ashabının sünneti, insanları uyuşturan kişisel riyazetler ve ibadetler değil, cihad ve şehadettir. [COLOR=purple]"Kur'an'ın model insanı, rahip değil, 'silahlı peygamber'dir.(Fransız Maxime Rodinson)"[/COLOR]. Kur'an mesajının hedefi ise 'ilim ve adalet'tir.[/SIZE] [SIZE=4]Müslümanlar anladılar ki, İslam tanrısı, gücü temsil eden 'demir'i adalet terazisinin yanı başına, onu ise Kitap ve vahyin yanı başına yerleştirmiştir.([COLOR=blue]Andolsun biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve ölçüyü indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah'ın dinine ve peygamberlerine görmeden yardım edenleri belirlemesi içindir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür.<Hadid/5>[/COLOR]) İslamî bir imana sahip toplumun özelliği, [COLOR=blue]"Kendi aralarında merhamet, düşmana karşı ise katı olmaktır.(Fetih/29)" Müslüman, izzetli ve başı diktir.(Münafikun/8)[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4]Bugün Müslümanlar, düşman sömürgesi altında zelil ve tutsak oldukları halde birbirlerine karşı kindar, ümitsiz ve fanatiktirler. Yabancılara karşı ise yumuşak, uyumlu ve yapıcıdırlar. Demek ki İslam adı altında sahip oldukları ve yaptıkları herşey gerçekte ne dindir ne de İslam. Hatta İslam'ın emirleri ve dinin sembolü olan namaz, dua, hac ve oruçları bile gerçekte ne namaz, ne dua, ne hac ne de oruçtur. Zira eğer bu ibadetler gerçek manada yapılıyor olsaydı, bunun etkisinin görülmesi gerekirdi.[/SIZE] [SIZE=4]İşte bütün bu gerçekleri Kur'an, o insanlara öğretti ve onları uyandırdı. Bu sayede Kuzey Afrikalı Müslümanlar, herşeyden önce en önemli dinî vazifelerinin, düşünceyi ve toplumu geri bırakan âmilleri ortadan kaldırmak olduğunu anladılar. Cebir-cüzi irade, zat-sıfat ilişkisi, efendinin köle üzerindeki hakları, taharet-necaset ve bir türbeyi ziyaret ederek şehitlik sevabı kazanma gibi konular yerine silaha sarılıp Fransa sömürgeciliğini defetmeleri gerektiğini fark ettiler ve bunun gereğini de yaptılar.[/SIZE] [SIZE=4]Bu geri kalmış dindar halk uyandı ve dinin verdiği güç, Kur'an'ın yaptığı çağrı sayesinde cihada başladılar. Bu arada dini ve İslam'ı, geri bırakan anlayışlar olarak gören, dinden kaçan, başka ideolojilere inanan, bir şekilde dindar çevrelerden alakası kesilen ve kendilerini toplumun üst tabakası olarak gören aydınlar da, ait olduklara yere döndüler, İslam ve Müslüman halka yeniden bağlandılar. Böylece toplum, ölü toprağını üzerinden atıp grupçuluğu bırakırken, aydınlar da İslam'a dönmek suretiyle Batıcılıktan kurtuldular. Öyle ki, komunist partinin eski sekreteri ve Afrika'nın önde gelen Marksist düşünürlerinden Ömer Uzgan bile bilinçli bir şekilde İslam'ı benimsedi ve 'Le Meilleur Combat' adlı büyük eserini yazdı. Bu kitabın adı 'En Büyük Mücadele' demek olup, Hz.Peygamber'in "En büyük cihad, zalim yöneticiye karşı hakkı söylemektir." hadisinden alınmıştır. Ömer Uzgan, Cezayir Milli Öğrenciler Birliği'nin adını da, Cezayir Müslüman Öğrenciler Birliği olarak değiştirdi.....[/SIZE] [SIZE=4](devam edecek inşAllah...)[/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Mizahi Sohbet
Eğitimli kardeşim!
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst