Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Mizahi Sohbet
Eğitimli kardeşim!
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Eyvàh!" data-source="post: 1318" data-attributes="member: 12"><p><span style="font-size: 15px">Eğitimli kardeşim!</span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Tahoma'">Senin, haklı olarak dile getirdiğin ve alaya aldığın hac, hacı efendinin haccıdır. Oysa İbrahim’in haccı, her yıl ve her kuşakta İbrahim’le yapılan bir sözleşmedir. Peki, nasıl bir sözleşme ve ne yapılır? Onun başlatmış olduğu harekete bağlılığın her yıl ve her nesilde yenilenmesidir. Nasıl bir hareket? Tevhidi egemen kılma ve şirki yok etme hareketi.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Tahoma'">Denebilir ki, günümüzde şirk olmadığı ve İbrahim, putları kırdığı için put da kalmadığı halde hala neden her zamankinden daha çok hac ibadeti ifa edilmektedir? İbrahim, tarijhte kalmış bir şahsiyet değildir. Ondan sonra gelen peygamerler, hatta Peygamberimiz(sas) de onun yolunu takip etti. İbrahim’in takipçileri de hayat yolu ve yaşam biçimi olan onun davası ve hareketini devam ettirmek zorundadırlar. Zira onun, kendisi ile mücadele ettiği şirk, bugün, onun zamanından daha yaygın, daha kötü ve daha şiddetlidir, ama gizli olarak!</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Tahoma'">Hac, her yıl ve nesilde gerçekleşen büyük bir insanlık mitingidir. Her insan, sosyal hayat ve düzendeki bağlardan, toplumu parça parça bölen sınıfsal, ırkî ve ailevî ilişkilerden kurtularak renksiz ve özgür bir eşitlik içinde kefeni andıran ihramıyla o görkemli sahneye çıkmakla yükümlüdür. Bu sahnede herkes, tarihin büyük muhacir ve mücahidi İbrahim’in hareket ve heyecan dolu rolünü oynar. Burada herkes başrolü oynar. Bu çok hareketli ve inkilabî merasimde oyuncu, bütün hareket, hal ve tavırlarıyla İbrahim, Hacer ve İsmail’in büyük hatıralarını yeniden canlandırır. Hac, insanların, milletlerin ve sınıfların birliği, aşk ve tevhid tavafı, iş ve cihad sa’yi, tanımak için hicret, şuura dönüş, aşk ve ideal evine vuslat, İsmail’in kendini kurban etmesi bayramı ve son olarak İbrahimî insanların, tarih, toplum ve nefislerde bulunan üçlü şeytana galip gelişinin bayramıdır.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Tahoma'">Haccın odak noktası, insanların kıblesi ve fert hayatının etrafında döndüğü nokta olan Kâbe’dir. İşte bu nokta, Hacer’in evi ve istirahatgahıdır.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Tahoma'">Ne ilginçtir, Hz. İbrahim’le aynı derdi paylaşan bir cariyenin yapıp ettikleri, Hz. İbrahim’in davranışları gibi her yıl milyonlarca Müslüman’ın tekrar tekrar taklit ettiği hac menasiniki ve feraizi oluyor! Evet, Allah’a aidiyeti olan hariç, her şey yok olmaya mahkumdur! Allah, bütün peygamberleri, Salih kulları, kendine yakın olanlar ve bütün insanlar içinde adsız bir kahramanı seçti ve onun mezarını evinin müştemilatına dahil ederek bütün insanlar için tavaf alanı olarak ilan etti. Bu kahraman kimdir? Kadını hakir ve aşağılık gören anlayışların tersine Allah, bütün tarihi şahsiyetler içinde Hacer denilen bir kadını, bir cariyeyi ve bir anneyi tercih etti. Allah onun mezarını, kendi evine dahil etti ve bütün insanlara hatta büyük peygamberlerine bile o evi tavaf etmelerini emretti. İşte her boyutu manalar, dersler ve hikmetlerle dolu olan hac budur! Bu hacda insanlar, birbirlerini daha iyi tanır, birbirlerinin ve bütün Müslümanların faydası için düşünür ve beraber çalışmak, birbirlerine destek vermek ve yardımlaşmak için sözleşirler. <span style="color: blue">“Haydi, babanız İbrahim’in dinine…” (Hacc-78)</span></span></span> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Tahoma'">Hacca gittim; insanların orada ne yaptıklarını, ne sonuçlar elde ettiklerini ve kimlerin gittiğini gördüm! Orada olanların çoğu, bütün hayatlarını özgürce, ölçüsüz ve sorumsuz bir şekilde geçiren ve hayatlarının son demlerinde ölüm korkusu sarınca da sorgu melekleri olan Münker ve Nekir’e bir rüşvet olsun diye hacca gelen kimselerdi. Daha sonra yapılacak bir iş kalmasın, döndüklerinde ölüme hazır olsunlar ve bir farzı daha ifa ettik, boynumuzdaki bir borcu daha ödedik, diyebilmeleri için hac ibadetini ömürlerinin sonunda yapıyorlar.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Tahoma'">Hacca gidenlerin tümünün böyle olduğunu söylemek istemiyorum. Elbette ki, bazı kişilerde kişisel ahlakî değişimler olmaktadır.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Tahoma'">Fakat, Hüseyin’in davası sahipsizken, Siyonizm Mekke’nin yanı başına yerleşmişken, fakirlik ve sömürü özgür İslam’ın kalbine oturmuşken bu ferdî amellerin ne anlamı var ki? 1100 yıl önce Musa b. Cafer bu hacla ilgili şunu söylemiştir: <span style="color: darkslategray">“Gürültü ne çok, gerçek hacı ne az!”</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Tahoma'">Senin gördüğün hac, hac değildir! Annen, baban ve çevrendeki insanlar hacca gidip geldiklerinde kendilerinde, işlerinde ve davranışlarında bir değişiklik ve hacdan izler görmek istiyorsun, fakat hiçbir değişiklik göremiyorsun. Tam aksine elde edilen “hacı” ünvanıyla birlikte riya, dalkavukluk, ihanet, kirli işler ve sınır tanımazlığın iki katına çıktığını görürsün. Görebileceğin tek sonuç şudur:</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-size: 15px">Çantasını açıp baktığında sana ve ailene bazı hediyeler getirmiş olmasıdır. Dolayısıyla da put karşıtı Hz. İbrahim’in sünnetinden en çok yararlanan ve mutlu olan Japon zenginleri olmuş olur!</span> </span></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">(devam edecek mi bilemem ... inşAllah...)</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Eyvàh!, post: 1318, member: 12"] [SIZE=4]Eğitimli kardeşim! [FONT=Tahoma]Senin, haklı olarak dile getirdiğin ve alaya aldığın hac, hacı efendinin haccıdır. Oysa İbrahim’in haccı, her yıl ve her kuşakta İbrahim’le yapılan bir sözleşmedir. Peki, nasıl bir sözleşme ve ne yapılır? Onun başlatmış olduğu harekete bağlılığın her yıl ve her nesilde yenilenmesidir. Nasıl bir hareket? Tevhidi egemen kılma ve şirki yok etme hareketi.[/FONT] [FONT=Tahoma]Denebilir ki, günümüzde şirk olmadığı ve İbrahim, putları kırdığı için put da kalmadığı halde hala neden her zamankinden daha çok hac ibadeti ifa edilmektedir? İbrahim, tarijhte kalmış bir şahsiyet değildir. Ondan sonra gelen peygamerler, hatta Peygamberimiz(sas) de onun yolunu takip etti. İbrahim’in takipçileri de hayat yolu ve yaşam biçimi olan onun davası ve hareketini devam ettirmek zorundadırlar. Zira onun, kendisi ile mücadele ettiği şirk, bugün, onun zamanından daha yaygın, daha kötü ve daha şiddetlidir, ama gizli olarak![/FONT] [FONT=Tahoma]Hac, her yıl ve nesilde gerçekleşen büyük bir insanlık mitingidir. Her insan, sosyal hayat ve düzendeki bağlardan, toplumu parça parça bölen sınıfsal, ırkî ve ailevî ilişkilerden kurtularak renksiz ve özgür bir eşitlik içinde kefeni andıran ihramıyla o görkemli sahneye çıkmakla yükümlüdür. Bu sahnede herkes, tarihin büyük muhacir ve mücahidi İbrahim’in hareket ve heyecan dolu rolünü oynar. Burada herkes başrolü oynar. Bu çok hareketli ve inkilabî merasimde oyuncu, bütün hareket, hal ve tavırlarıyla İbrahim, Hacer ve İsmail’in büyük hatıralarını yeniden canlandırır. Hac, insanların, milletlerin ve sınıfların birliği, aşk ve tevhid tavafı, iş ve cihad sa’yi, tanımak için hicret, şuura dönüş, aşk ve ideal evine vuslat, İsmail’in kendini kurban etmesi bayramı ve son olarak İbrahimî insanların, tarih, toplum ve nefislerde bulunan üçlü şeytana galip gelişinin bayramıdır.[/FONT] [FONT=Tahoma]Haccın odak noktası, insanların kıblesi ve fert hayatının etrafında döndüğü nokta olan Kâbe’dir. İşte bu nokta, Hacer’in evi ve istirahatgahıdır.[/FONT] [FONT=Tahoma]Ne ilginçtir, Hz. İbrahim’le aynı derdi paylaşan bir cariyenin yapıp ettikleri, Hz. İbrahim’in davranışları gibi her yıl milyonlarca Müslüman’ın tekrar tekrar taklit ettiği hac menasiniki ve feraizi oluyor! Evet, Allah’a aidiyeti olan hariç, her şey yok olmaya mahkumdur! Allah, bütün peygamberleri, Salih kulları, kendine yakın olanlar ve bütün insanlar içinde adsız bir kahramanı seçti ve onun mezarını evinin müştemilatına dahil ederek bütün insanlar için tavaf alanı olarak ilan etti. Bu kahraman kimdir? Kadını hakir ve aşağılık gören anlayışların tersine Allah, bütün tarihi şahsiyetler içinde Hacer denilen bir kadını, bir cariyeyi ve bir anneyi tercih etti. Allah onun mezarını, kendi evine dahil etti ve bütün insanlara hatta büyük peygamberlerine bile o evi tavaf etmelerini emretti. İşte her boyutu manalar, dersler ve hikmetlerle dolu olan hac budur! Bu hacda insanlar, birbirlerini daha iyi tanır, birbirlerinin ve bütün Müslümanların faydası için düşünür ve beraber çalışmak, birbirlerine destek vermek ve yardımlaşmak için sözleşirler. [COLOR=blue]“Haydi, babanız İbrahim’in dinine…” (Hacc-78)[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=4][FONT=Tahoma]Hacca gittim; insanların orada ne yaptıklarını, ne sonuçlar elde ettiklerini ve kimlerin gittiğini gördüm! Orada olanların çoğu, bütün hayatlarını özgürce, ölçüsüz ve sorumsuz bir şekilde geçiren ve hayatlarının son demlerinde ölüm korkusu sarınca da sorgu melekleri olan Münker ve Nekir’e bir rüşvet olsun diye hacca gelen kimselerdi. Daha sonra yapılacak bir iş kalmasın, döndüklerinde ölüme hazır olsunlar ve bir farzı daha ifa ettik, boynumuzdaki bir borcu daha ödedik, diyebilmeleri için hac ibadetini ömürlerinin sonunda yapıyorlar.[/FONT] [FONT=Tahoma]Hacca gidenlerin tümünün böyle olduğunu söylemek istemiyorum. Elbette ki, bazı kişilerde kişisel ahlakî değişimler olmaktadır.[/FONT] [FONT=Tahoma]Fakat, Hüseyin’in davası sahipsizken, Siyonizm Mekke’nin yanı başına yerleşmişken, fakirlik ve sömürü özgür İslam’ın kalbine oturmuşken bu ferdî amellerin ne anlamı var ki? 1100 yıl önce Musa b. Cafer bu hacla ilgili şunu söylemiştir: [COLOR=darkslategray]“Gürültü ne çok, gerçek hacı ne az!”[/COLOR][/FONT] [FONT=Tahoma]Senin gördüğün hac, hac değildir! Annen, baban ve çevrendeki insanlar hacca gidip geldiklerinde kendilerinde, işlerinde ve davranışlarında bir değişiklik ve hacdan izler görmek istiyorsun, fakat hiçbir değişiklik göremiyorsun. Tam aksine elde edilen “hacı” ünvanıyla birlikte riya, dalkavukluk, ihanet, kirli işler ve sınır tanımazlığın iki katına çıktığını görürsün. Görebileceğin tek sonuç şudur:[/FONT] [/SIZE][FONT=Tahoma][SIZE=4]Çantasını açıp baktığında sana ve ailene bazı hediyeler getirmiş olmasıdır. Dolayısıyla da put karşıtı Hz. İbrahim’in sünnetinden en çok yararlanan ve mutlu olan Japon zenginleri olmuş olur![/SIZE] [/FONT] [FONT=Tahoma](devam edecek mi bilemem ... inşAllah...)[/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Mizahi Sohbet
Eğitimli kardeşim!
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst