Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Sorularla Risale-i Nur
Ehli sunnet, imam Cafer Sadik r.a. ictihadi ile ayri. Neden?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="kasif1" data-source="post: 273313" data-attributes="member: 1008778"><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px"></span></span><span style="color: #ff0000"><span style="font-size: 15px">Bazı Caferilerin, “Ben seni insanlara imam yapacağım.” (Bakara 2/124) mealindeki ayete göre, imametin ilahi makam olduğu ve nübüvvet makamından daha yüksek bulunduğu iddialarına nasıl cevap vermeliyiz?</span></span><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px">Bir giriş olarak önce şunu söyleyelim ki, böyle bir iddia ne dine, ne de akla uyar.<strong> “İmametin ilahî makam”</strong> olduğunu söylemekle ne kast ediliyor? Eğer gerçekten imamet Allah’ın makamı ise, o zaman ne kadar müçtehit imam varsa hepsinin uluhiyete -haşa- iştirak etmeleri gerekir ki, bunu ne mümin ne de gayri müslim kabul edebilir... </span></span></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px">Şimdi ilgili ayetin mealini yazalım ve sonra da ayetin açıklamasına devam edelim:</span></span></p><p style="margin-left: 20px"><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px"><strong>“Şunu da hatırda tutun ki: Bir vakit Rabbi İbrâhim’i birtakım emirlerle sınamıştı. O da onları hakkıyla yerine getirdiğinden Rabbi kendisine: “Seni insanlara imam (önder) yapacağım.” dedi. İbrâhim: “Ya Rabbî, neslimden de (önderler çıkar!)” deyince, Allah: “Zalimler ahdime (nübüvvete) nail olamazlar.” diye buyurdu.”</strong>(Bakara, 2/124).</span></span></p> <p style="margin-left: 20px"></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px"><strong>a.</strong> Bu ayetten açıkça anlaşılıyor ki, Hz. İbrahim (as) gibi bir peygamberin neslinden de takva sahipleri yanında, zalim ve fasık olanları da olacaktır. </span></span></p><p style="margin-left: 20px"><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px"><strong>“Kendisine de İshak’a da feyiz ve bereketler verdik. Onların neslinden gelenler arasında iyi davranan da var, kendi nefsine açıkça zulmeden de!”</strong>(Saffat, 37/113) </span></span></p> <p style="margin-left: 20px"></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px">mealindeki ayette bu gerçeğe vurgu yapılmıştır.</span></span></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px">Demek ki takva sahipleri, peygamber manasındaki imam olabilirler, fakat onlardan zalim olanlar, önder, lider anlamındaki imam olsalar bile, peygamber olamazlar.(bk. Taberî, Razî, İbn Kesir, Alusî, Bakara, 124. ayetin tefsiri).</span></span></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px"><strong>b.</strong> Bu ayette yer alan<strong> “İmam/imamet”</strong> kavramı her şeyden önce bizzat peygamberlik manasında kullanılmıştır. Çünkü, Hz. İbrahim (as)’in âli peygamberlerdir. Bu sebepledir ki, teşehhüdde<strong> “İbrahim âline salat ve selam ettiğin gibi Muhammed’in âline de salat-u selam eyle!”</strong> manasındaki dua okunuyor. Yani burada Hz. İbrahim (as)’in âli, Hz. Muhammed (asv)’in âlinden daha üstün gösterilmiştir. Çünkü, Hz. İbrahim (as)’in âli peygamberlerdir. </span></span></p><p style="margin-left: 20px"><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px"><strong>“Biz İbrâhim’e (evlat ve torun olarak) İshak ile Yâkub’u ihsan ettik. Onun neslinden gelenlerde, peygamberliği ve vahyi devam ettirdik. Ona dünyada mükâfatını verdik. O âhirette de elbette salihlerden olacaktır.”</strong>(Ankebut, 29/27) </span></span></p> <p style="margin-left: 20px"></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px">mealindeki ayette bu gerçeğin altı çizilmiştir.</span></span></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px"><strong>c.</strong> “İmam” kelimesi, önder manasında olup her mümin için kullanılabilir. Nitekim; </span></span></p><p style="margin-left: 20px"><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px"><strong>“Ve (O takva sahibi müminler) şöyle niyaz ederler: “Ey keremi bol Rabbimiz! Bize gözümüzün, gönlümüzün süruru olan temiz eşler ve nesiller ihsan eyle, bizi müttakilere /takva sahiplerine imam/önder eyle!”</strong>(Furkan, 25/74)</span></span></p> <p style="margin-left: 20px"></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px">mealindeki ayette yer alan<strong> “imam” </strong>kelimesi, peygamberler için ve âl-i beyt imamaları için kullanılmamıştır. Bilakis takva sahibi müminler için kullanılmıştır. </span></span></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px">Eğer imamet nübüvetten üstün ise, takva sahibi bütün müminlerin peygamberlerden üstün olmaları gerekir ki, böyle bir düşünce ne akla, ne dine, ne de vicdana sığar.</span></span></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px"><strong>d. </strong>Sözlük manası itibariyle <strong>imamlık</strong>, önderlik demektir. Sözleri, fiilleri, yazıları, kitapları rehber kabul edilen her önder konumundaki insana <strong>“imam”</strong> denilir. Bu imam hak üzere olan bir kimse olabildiği gibi, batıl üzere olan kimse de olabilir.(Rağıb, ilgili madde). Aşağıdaki ayetlerde bu gerçeği görmek mümkündür:</span></span></p><p style="margin-left: 20px"><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px"><strong>“Gün gelir, her sınıftan insanları (zalimleri, mazlumları, kâfirleri-müminleri), tâbi oldukları imamlarına / önderlerine nispet ederek çağırırız. Kimin hesap defteri sağından verilirse işte onlar defterlerini emin olarak okur ve kıl kadar olsun, haksızlığa uğratılmazlar.”</strong>(İsra, 17/71).</span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px"><strong>“Biz onları (Firavun ve onun gibileri) insanları ateşe çağıran imamlar / önderler yaptık. Bu dünyada halkı çalıştırıp desteklerini sağlasalar da, kıyamet günü en ufak bir yardım bile görmeyeceklerdir.”</strong>(Kasas, 28/41).</span></span></p> <p style="margin-left: 20px"></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px"><strong>e. </strong>Bütün bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, Âl-i beyt imamları, her ne kadar çok büyük bir velayet ve haşmetli bir imamete sahipseler de, ancak bu imamet diğer mezhep imamları ve müçtehit olanlar için de kullanılır. Bu gerçek, Şianın maksadına hizmet etmeyecektir. Çünkü, eğer imamet nübüvetten daha üstün ise, bu takdirde İmam-ı azam, İmam-ı Şafii de onlardan üstündür. Çünkü bu zatların milyonlarca insana imam ve önder olduğu inkârı kabil olmayan bir gerçektir. </span></span></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px">İmamet kavramını sadece Ehl-i beyte tahsis etmek delilsiz bir iddiadan öteye geçemez. Kaldı ki, başta İmam-ı Ali (r.a.) olmak üzere, hiçbir imam peygamberlerden daha üstün olduğunu söylememiş ve Sünnî hiçbir kaynakta böyle bir şey yer almamış ve hiçbir dayanağı da söz konusu olmamıştır. Bilakis, hayatları boyunca bütün imamlar, başta Hz. Muhammed (a.s.m) olmak üzere bütün peygamberleri insanların en üstünü, en saygını, onların rehberliklerinde yürümenin tek kurtuluş reçetesi olduğunu, hem sözlü hem de fiilî olarak ortaya koymuşlardır. </span></span></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px">Hiç doğrudan Allah’tan vahiy alan peygamberlerle, o peygamberler sayesinde manevi makam kazanan imamlar, önderler, veliler ve halifeler bir olur mu? Böyle bir iddia aşırı sevgiden ileri gelen ölçüsüz bir değerlendirme ürünüdür. Bu aşırı ve de ölçüsüz sevgi yüzünden Hz. İsa (as)’ı -haşa- Allah’ın oğlu olarak değerlendirmek ne kadar yanlış ise, imamlara olan aşırı sevgi yüzünden hilafeti nübüvvetten daha üstün görmek -o kadar olmasa da- ciddi bir yanlıştır, mesnetsizdir, alimlerin cumhurunun görüşüne aykırıdır, risaletin ruhuna terstir.</span></span></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px">Kur’an’da peygamberler için kullanılan <strong>“ıstıfa / seçmek”</strong> kavramı (Ali İmran, 3/33; Araf,7/144; Hac, 22/75; Neml, 27/59), onların Allah tarafından özel olarak seçilen, başka insanlardan üstün kılınan seçkin insanlar olduğunun göstergesidir… </span></span></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px"></span></span></p><p><span style="color: #800080"><span style="font-size: 15px">Allah, cümlemizi hakkı bilen ve ona tabi olan kullarından eylesin.(Amin).</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="kasif1, post: 273313, member: 1008778"] [COLOR=#800080][SIZE=4] [/SIZE][/COLOR][COLOR=#ff0000][SIZE=4]Bazı Caferilerin, “Ben seni insanlara imam yapacağım.” (Bakara 2/124) mealindeki ayete göre, imametin ilahi makam olduğu ve nübüvvet makamından daha yüksek bulunduğu iddialarına nasıl cevap vermeliyiz?[/SIZE][/COLOR][COLOR=#800080][SIZE=4] Bir giriş olarak önce şunu söyleyelim ki, böyle bir iddia ne dine, ne de akla uyar.[B] “İmametin ilahî makam”[/B] olduğunu söylemekle ne kast ediliyor? Eğer gerçekten imamet Allah’ın makamı ise, o zaman ne kadar müçtehit imam varsa hepsinin uluhiyete -haşa- iştirak etmeleri gerekir ki, bunu ne mümin ne de gayri müslim kabul edebilir... Şimdi ilgili ayetin mealini yazalım ve sonra da ayetin açıklamasına devam edelim:[/SIZE][/COLOR] [INDENT][COLOR=#800080][SIZE=4][B]“Şunu da hatırda tutun ki: Bir vakit Rabbi İbrâhim’i birtakım emirlerle sınamıştı. O da onları hakkıyla yerine getirdiğinden Rabbi kendisine: “Seni insanlara imam (önder) yapacağım.” dedi. İbrâhim: “Ya Rabbî, neslimden de (önderler çıkar!)” deyince, Allah: “Zalimler ahdime (nübüvvete) nail olamazlar.” diye buyurdu.”[/B](Bakara, 2/124).[/SIZE][/COLOR] [/INDENT][COLOR=#800080][SIZE=4][B]a.[/B] Bu ayetten açıkça anlaşılıyor ki, Hz. İbrahim (as) gibi bir peygamberin neslinden de takva sahipleri yanında, zalim ve fasık olanları da olacaktır. [/SIZE][/COLOR] [INDENT][COLOR=#800080][SIZE=4][B]“Kendisine de İshak’a da feyiz ve bereketler verdik. Onların neslinden gelenler arasında iyi davranan da var, kendi nefsine açıkça zulmeden de!”[/B](Saffat, 37/113) [/SIZE][/COLOR] [/INDENT][COLOR=#800080][SIZE=4]mealindeki ayette bu gerçeğe vurgu yapılmıştır. Demek ki takva sahipleri, peygamber manasındaki imam olabilirler, fakat onlardan zalim olanlar, önder, lider anlamındaki imam olsalar bile, peygamber olamazlar.(bk. Taberî, Razî, İbn Kesir, Alusî, Bakara, 124. ayetin tefsiri). [B] b.[/B] Bu ayette yer alan[B] “İmam/imamet”[/B] kavramı her şeyden önce bizzat peygamberlik manasında kullanılmıştır. Çünkü, Hz. İbrahim (as)’in âli peygamberlerdir. Bu sebepledir ki, teşehhüdde[B] “İbrahim âline salat ve selam ettiğin gibi Muhammed’in âline de salat-u selam eyle!”[/B] manasındaki dua okunuyor. Yani burada Hz. İbrahim (as)’in âli, Hz. Muhammed (asv)’in âlinden daha üstün gösterilmiştir. Çünkü, Hz. İbrahim (as)’in âli peygamberlerdir. [/SIZE][/COLOR] [INDENT][COLOR=#800080][SIZE=4][B]“Biz İbrâhim’e (evlat ve torun olarak) İshak ile Yâkub’u ihsan ettik. Onun neslinden gelenlerde, peygamberliği ve vahyi devam ettirdik. Ona dünyada mükâfatını verdik. O âhirette de elbette salihlerden olacaktır.”[/B](Ankebut, 29/27) [/SIZE][/COLOR] [/INDENT][COLOR=#800080][SIZE=4]mealindeki ayette bu gerçeğin altı çizilmiştir. [B]c.[/B] “İmam” kelimesi, önder manasında olup her mümin için kullanılabilir. Nitekim; [/SIZE][/COLOR] [INDENT][COLOR=#800080][SIZE=4][B]“Ve (O takva sahibi müminler) şöyle niyaz ederler: “Ey keremi bol Rabbimiz! Bize gözümüzün, gönlümüzün süruru olan temiz eşler ve nesiller ihsan eyle, bizi müttakilere /takva sahiplerine imam/önder eyle!”[/B](Furkan, 25/74)[/SIZE][/COLOR] [/INDENT][COLOR=#800080][SIZE=4]mealindeki ayette yer alan[B] “imam” [/B]kelimesi, peygamberler için ve âl-i beyt imamaları için kullanılmamıştır. Bilakis takva sahibi müminler için kullanılmıştır. Eğer imamet nübüvetten üstün ise, takva sahibi bütün müminlerin peygamberlerden üstün olmaları gerekir ki, böyle bir düşünce ne akla, ne dine, ne de vicdana sığar. [B]d. [/B]Sözlük manası itibariyle [B]imamlık[/B], önderlik demektir. Sözleri, fiilleri, yazıları, kitapları rehber kabul edilen her önder konumundaki insana [B]“imam”[/B] denilir. Bu imam hak üzere olan bir kimse olabildiği gibi, batıl üzere olan kimse de olabilir.(Rağıb, ilgili madde). Aşağıdaki ayetlerde bu gerçeği görmek mümkündür:[/SIZE][/COLOR] [INDENT][COLOR=#800080][SIZE=4][B]“Gün gelir, her sınıftan insanları (zalimleri, mazlumları, kâfirleri-müminleri), tâbi oldukları imamlarına / önderlerine nispet ederek çağırırız. Kimin hesap defteri sağından verilirse işte onlar defterlerini emin olarak okur ve kıl kadar olsun, haksızlığa uğratılmazlar.”[/B](İsra, 17/71).[/SIZE][/COLOR] [COLOR=#800080][SIZE=4][B]“Biz onları (Firavun ve onun gibileri) insanları ateşe çağıran imamlar / önderler yaptık. Bu dünyada halkı çalıştırıp desteklerini sağlasalar da, kıyamet günü en ufak bir yardım bile görmeyeceklerdir.”[/B](Kasas, 28/41).[/SIZE][/COLOR] [/INDENT][COLOR=#800080][SIZE=4][B]e. [/B]Bütün bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, Âl-i beyt imamları, her ne kadar çok büyük bir velayet ve haşmetli bir imamete sahipseler de, ancak bu imamet diğer mezhep imamları ve müçtehit olanlar için de kullanılır. Bu gerçek, Şianın maksadına hizmet etmeyecektir. Çünkü, eğer imamet nübüvetten daha üstün ise, bu takdirde İmam-ı azam, İmam-ı Şafii de onlardan üstündür. Çünkü bu zatların milyonlarca insana imam ve önder olduğu inkârı kabil olmayan bir gerçektir. İmamet kavramını sadece Ehl-i beyte tahsis etmek delilsiz bir iddiadan öteye geçemez. Kaldı ki, başta İmam-ı Ali (r.a.) olmak üzere, hiçbir imam peygamberlerden daha üstün olduğunu söylememiş ve Sünnî hiçbir kaynakta böyle bir şey yer almamış ve hiçbir dayanağı da söz konusu olmamıştır. Bilakis, hayatları boyunca bütün imamlar, başta Hz. Muhammed (a.s.m) olmak üzere bütün peygamberleri insanların en üstünü, en saygını, onların rehberliklerinde yürümenin tek kurtuluş reçetesi olduğunu, hem sözlü hem de fiilî olarak ortaya koymuşlardır. Hiç doğrudan Allah’tan vahiy alan peygamberlerle, o peygamberler sayesinde manevi makam kazanan imamlar, önderler, veliler ve halifeler bir olur mu? Böyle bir iddia aşırı sevgiden ileri gelen ölçüsüz bir değerlendirme ürünüdür. Bu aşırı ve de ölçüsüz sevgi yüzünden Hz. İsa (as)’ı -haşa- Allah’ın oğlu olarak değerlendirmek ne kadar yanlış ise, imamlara olan aşırı sevgi yüzünden hilafeti nübüvvetten daha üstün görmek -o kadar olmasa da- ciddi bir yanlıştır, mesnetsizdir, alimlerin cumhurunun görüşüne aykırıdır, risaletin ruhuna terstir. Kur’an’da peygamberler için kullanılan [B]“ıstıfa / seçmek”[/B] kavramı (Ali İmran, 3/33; Araf,7/144; Hac, 22/75; Neml, 27/59), onların Allah tarafından özel olarak seçilen, başka insanlardan üstün kılınan seçkin insanlar olduğunun göstergesidir… Allah, cümlemizi hakkı bilen ve ona tabi olan kullarından eylesin.(Amin).[/SIZE][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Sorularla Risale-i Nur
Ehli sunnet, imam Cafer Sadik r.a. ictihadi ile ayri. Neden?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst